Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz” 0 98875

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Kıtanın hangi ülkesini ziyaret edersek edelim, hem halk, hem de devlet ricali özellikle samimi teveccüh gösteriyor. İnancımızdan, değerlerimizden ve kıtadaki bu eşsiz tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz. Uluslararası platformlarda, kendimizinkini özellikle ne kadar önemsiyorsak Afrikalı kardeşlerimizin hakkını, hukukunu da o denli savunuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen 3. Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’ne katıldı.

Zirvede Afrikalı Müslüman dini liderlere ve katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına “Kıtaların ve kültürlerin buluşma noktası İstanbul’dan; Afrika İslam medeniyetinin başkenti Timbuktu’ya, Kahire’ye, Marakeş’e, Zanzibar’a, Hartum’a, barış ve esenlik diyarı Darusselam’a,  evliyalar şehri Harar’a selam ediyorum” diyerek başladı.

Afrikalı Müslüman liderleri Kudüs’ün kardeşi, Mekke ve Medine’nin sırdaşı, İslam dünyasının gözbebeği İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün vefat eden Türk yazar ve fikir adamı Nuri Pakdil’e Allah’tan rahmet dileyerek, Fatiha okudu.

“AFRİKA İLE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEK İÇİN BÜYÜK GAYRET SARF ETTİK”

Zirve’nin tüm Afrika Müslümanları için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve boyunca dış politikadan eğitime, terörden Afrika’daki Müslümanlara yönelik tehditlere kadar birçok hassas konunun tartışılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika dostu ve sevdalısı bir siyasetçi olduğunu vurgulayarak, Afrika ile ilişkileri geliştirmek için çok büyük gayret sarf ettiğini, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde 27 Afrika ülkesini ziyaret ettiğini, bazı Afrika ülkelerine birkaç defa gittiğini, 2005 senesini de Türkiye’de “Afrika Yılı” ilan ederek ilişkileri yepyeni bir anlayışla ele aldıklarını anlattı.

Türkiye’nin Afrika’daki temsilciliklerinin sayısını, kapasitesini ve imkânlarını artırdığını, büyükelçilik sayısını 12’den 42’ye çıkardıklarını, dünyadaki en büyük Türk diplomatik temsilciliğini de Somali’de açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2008 yılında sadece 10 büyükelçilik varken bugün Afrika 36 büyükelçilikle ülkemizde temsil ediliyor. Ardından ilki İstanbul’da, ikincisi Ekvator Gine’sinin başkenti Malabo’da olmak üzere, iki Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi gerçekleştirdik. İnşallah bu zirvenin üçüncüsünü 2020 senesinde ülkemizde yapacağız” dedi.

“AFRİKA’NIN KALKINMASINI SAĞLAYAN PROJELERE AĞIRLIK VERİYORUZ”

TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları, Kızılay gibi kurumlarla Afrika’daki Türkiye varlığını daha da yaygınlaştırdıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “22 Program Ofisiyle TİKA,  tüm kıta genelinde Türk tipi kalkınma modelinin sancaktarlığını yapıyor. Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları ise İstanbul’dan 38 Afrika ülkesindeki 58 noktaya uçuş düzenliyor. Bugün yüzbinlerce Afrikalı dostumuz, gerek kutsal topraklara, gerekse diğer ülkelere ziyaretlerini İstanbul üzerinden gerçekleştiriyor. Türkiye Burslarıyla 4 bin 500 civarında Afrikalı öğrenciye lisans, yüksek lisans ve doktora alanında ücretsiz eğitim imkânı sunuyoruz. Son 25 senede mezun ettiğimiz 10 bin 480 öğrenci ise Türkiye’nin gönül elçileri olarak Afrikalı kardeşlerimize hizmet ediyor. Gittiğimiz ülkelerde Türkiye mezunu doktorları, imamları, siyasetçileri, akademisyenleri, mühendis ve iş adamlarını gördükçe gurur duyuyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız kıtanın dört bir köşesinde, kimi zaman ciddi riskleri de göze alarak, Afrikalı kardeşlerimize yardım ediyor. Yatırımcılarımız, ürün satmanın ötesinde istihdam oluşturan, Afrika’nın kalkınmasını, güçlenmesini sağlayan projelere ağırlık veriyor.”

“AFRİKA KITASIYLA MÜNASEBETLERİMİZ ADETA ALTIN ÇAĞINI YAŞIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Afrika ile münasebetlerinin bugün altın çağını yaşadığının altını çizerek, Türk girişimcilerin kıtanın her yerinde çok büyük bir hüsnü kabul gördüğünü, 24 milyar Doları bulan ikili ticaret hacminin de 50 milyar Dolar seviyesinin de üstüne çıkacağına inandığını söyledi.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik eğiliminden kimi Batılı devletlerin ciddi rahatsızlık duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Kendilerine, kendi vatandaşlarına ‘hak’ gördüklerini, Afrika ve diğer coğrafyalar için ‘lüks’ görüyorlar. Özgürlüğü size ve bize çok görüyorlar. Demokrasiyi size ve bize çok görüyorlar. Refah, huzur, ekonomik kalkınmayı size ve bize çok görüyorlar. Bunun için de etnik ve dini farklılıkların kışkırtılmasından darbelere, iç savaş tahrikinden yaptırımlara kadar ellerindeki her imkânı kullanıyorlar. Kıtanın tarihi biraz da bundan dolayı yıkımların, soykırımların, çatışmaların tarihidir.”

Ruanda Soykırımında hangi sömürgeci devletin parmağı olduğunun çok iyi bilindiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı dünyası ve Birleşmiş Milletler, Ruanda’da tam 3 ay boyunca 800 bin insanın vahşice öldürülmesini sadece seyretmiştir. Öyle ki Kagera Nehri devasa bir kabristana dönüşmüş, sadece bir günde 60 bin insanın cesedi kıyıya vurmuştur. Barış Pınarı Harekâtından dolayı bugün bize silah ambargosu uygulayanlar, o günlerde eli kanlı katilleri silah ve mühimmata boğmuştur. Sahada devam eden vahşete rağmen, bu batılı devletler soykırımcılara silah satışını durdurmayı akıllarından dahi geçirmemiştir. Aynı şekilde Somali’nin senelerce iç savaşla boğuşmasının arka planında kimlerin menfaati olduğu malumunuzdur. Çok uzun yıllar, kıtanın en huzurlu ülkelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyetini karıştıranlar da yine aynı odaklardır. Libya’nın istikrara kavuşmaması için savaş baronlarını destekleyenlerin kimler olduğunu da gayet iyi biliyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika’daki birçok karışıklığın arkasından Batılı silah ve petrol şirketlerinin bulunduğuna dikkati çekerek, eski İngiltere başbakanlarından Churchill’in “Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir” sözünün Batılı devletlerin Afrika’ya bakışının itirafı olduğunu vurguladı.

“HİÇBİR İNSANI DİLİNDEN, RENGİNDEN, İNANCINDAN DOLAYI HOR-HAKİR GÖRMEDİK”

Yüzyıllar geçse de “beyaz adamın Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, Ortadoğu’ya yönelik bu bakış açısı değişmemiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak, hiçbir toplumun doğal kaynağı, alın teri, emeği ve kanı üzerinden refah devşirmenin peşinde koşmadık. Hiçbir insanı dilinden, renginden, inancından dolayı hor-hakir görmedik. Emperyalistler gibi kıtaya altın, elmas, petrol penceresinden de bakmadık. Tarih boyunca nereye gittiysek daima kazandırmak, kalkındırmak, ihya ve imar etmek için çalıştık” ifadelerini kullandı.

Afrika’da Cape Town’dan Sevakin Adasına, Harar’dan Trablus’a kadar kıtanın neresine gidilirse gidilsin ata yadigârı camilerle, medreselerle, ilim ve irfan yuvalarına denk geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıtanın hangi ülkesini ziyaret edersek edelim, hem halk, hem de devlet ricali özellikle samimi teveccüh gösteriyor. İnancımızdan, değerlerimizden ve kıtadaki bu eşsiz tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz. Uluslararası platformlarda, kendimizinkini özellikle ne kadar önemsiyorsak Afrikalı kardeşlerimizin hakkını, hukukunu da o denli savunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünya 5’ten büyüktür”, “Kudüs kırmızıçizgimizdir” diyerek adaletsizliklere karşı tepkiyi en güçlü şeklide ortaya koyduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika ülkeleriyle iş birliğini “karşılıklı saygı”, “eşit ortaklık”, “adalet” temelinde yükseltmenin peşinde olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika kıtasındaki Müslüman varlığına dikkati çekerek, son bir asra kadar nüfusunun yarısından fazlası Müslüman olan Afrika’nın, giderek bu özelliğini kaybettiğine işaret etti.

“AFRİKA’DAKİ BİRÇOK ÜLKEDE, MÜSLÜMANLAR ARTIK AZINLIK DURUMUNDA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1900’lerin başında kıta nüfusunun sadece yüzde 7’si Hristiyan iken, bugün bu oran yüzde 55’lere yaklaşıyor. Bir dönem nüfusunun yüzde 70’i, yüzde 80’i Müslüman olan Doğu ve Batı Afrika’daki birçok ülkede, Müslümanlar artık azınlık durumundalar. Bizler de gittiğimiz yerlerde adı Mustafa, Ahmet, Abdullah olan, ancak İslam’la bağını koparmış pek çok insana ne yazık ki rastlıyoruz. Şüphesiz bu yürek dağlayıcı tablonun oluşmasında uzun yıllardır büyük güçlerin himayesinde yürütülen Misyonerlik faaliyetlerinin çok ciddi etkisi vardır. Öyleyse görevimiz çok ağır. Öte yandan DEAŞ, BOKO HARAM, EŞ ŞEBAB, FETÖ gibi terör örgütleri, sebep oldukları kötülüklerle bu sürece katkı sunuyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“İSLAM BARIŞ DİNİDİR”

“İslami terör” ifadesinin uluslararası medya kuruluşları tarafından yanlı, yanlış ve art niyetli olarak kullanıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kelime anlamıyla barış olan İslam’a terörü yüklemek en büyük hakarettir, bunu kabul etmemiz mümkün değildir, çünkü İslam barış dinidir. Dikkat edin bu medya kuruluşlarından hiçbiri Yeni Zelanda’daki cami saldırısı için  ‘Hristiyan terörü’, Arakan’daki vahşet için ‘Budist terörü’ gibi ifadeler kullanmamışlardır. Biz bunun tesadüf olmadığını, arkasında bilinçli bir İslam düşmanlığının yattığını çok biliyoruz” şeklinde konuştu.

Müslümanların Kuran ve Sünnet rehberliğinde yeryüzünde hakkın, adaletin, barış ve huzurun hâkim olması için mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emperyalistlerin bizi Şii-Sünni, siyah-beyaz, Türk, Kürt, Arap, Farisî diye bölmesine müsaade etmeyeceğiz. Bir birimizi etnik kimliğinden, kabilesinden, ırkından dolayı değil; sadece ve sadece Allah için, Allah’ın rızası için seveceğiz. Müslümanlar olarak ümmet bilincini, kardeşlik ahlakı ve hukukunu daima gözeteceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini Zirve’nin İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek bitirdi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88023

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı