Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz” 0 98806

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Kıtanın hangi ülkesini ziyaret edersek edelim, hem halk, hem de devlet ricali özellikle samimi teveccüh gösteriyor. İnancımızdan, değerlerimizden ve kıtadaki bu eşsiz tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz. Uluslararası platformlarda, kendimizinkini özellikle ne kadar önemsiyorsak Afrikalı kardeşlerimizin hakkını, hukukunu da o denli savunuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen 3. Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’ne katıldı.

Zirvede Afrikalı Müslüman dini liderlere ve katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına “Kıtaların ve kültürlerin buluşma noktası İstanbul’dan; Afrika İslam medeniyetinin başkenti Timbuktu’ya, Kahire’ye, Marakeş’e, Zanzibar’a, Hartum’a, barış ve esenlik diyarı Darusselam’a,  evliyalar şehri Harar’a selam ediyorum” diyerek başladı.

Afrikalı Müslüman liderleri Kudüs’ün kardeşi, Mekke ve Medine’nin sırdaşı, İslam dünyasının gözbebeği İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün vefat eden Türk yazar ve fikir adamı Nuri Pakdil’e Allah’tan rahmet dileyerek, Fatiha okudu.

“AFRİKA İLE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEK İÇİN BÜYÜK GAYRET SARF ETTİK”

Zirve’nin tüm Afrika Müslümanları için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve boyunca dış politikadan eğitime, terörden Afrika’daki Müslümanlara yönelik tehditlere kadar birçok hassas konunun tartışılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika dostu ve sevdalısı bir siyasetçi olduğunu vurgulayarak, Afrika ile ilişkileri geliştirmek için çok büyük gayret sarf ettiğini, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde 27 Afrika ülkesini ziyaret ettiğini, bazı Afrika ülkelerine birkaç defa gittiğini, 2005 senesini de Türkiye’de “Afrika Yılı” ilan ederek ilişkileri yepyeni bir anlayışla ele aldıklarını anlattı.

Türkiye’nin Afrika’daki temsilciliklerinin sayısını, kapasitesini ve imkânlarını artırdığını, büyükelçilik sayısını 12’den 42’ye çıkardıklarını, dünyadaki en büyük Türk diplomatik temsilciliğini de Somali’de açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2008 yılında sadece 10 büyükelçilik varken bugün Afrika 36 büyükelçilikle ülkemizde temsil ediliyor. Ardından ilki İstanbul’da, ikincisi Ekvator Gine’sinin başkenti Malabo’da olmak üzere, iki Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi gerçekleştirdik. İnşallah bu zirvenin üçüncüsünü 2020 senesinde ülkemizde yapacağız” dedi.

“AFRİKA’NIN KALKINMASINI SAĞLAYAN PROJELERE AĞIRLIK VERİYORUZ”

TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları, Kızılay gibi kurumlarla Afrika’daki Türkiye varlığını daha da yaygınlaştırdıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “22 Program Ofisiyle TİKA,  tüm kıta genelinde Türk tipi kalkınma modelinin sancaktarlığını yapıyor. Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları ise İstanbul’dan 38 Afrika ülkesindeki 58 noktaya uçuş düzenliyor. Bugün yüzbinlerce Afrikalı dostumuz, gerek kutsal topraklara, gerekse diğer ülkelere ziyaretlerini İstanbul üzerinden gerçekleştiriyor. Türkiye Burslarıyla 4 bin 500 civarında Afrikalı öğrenciye lisans, yüksek lisans ve doktora alanında ücretsiz eğitim imkânı sunuyoruz. Son 25 senede mezun ettiğimiz 10 bin 480 öğrenci ise Türkiye’nin gönül elçileri olarak Afrikalı kardeşlerimize hizmet ediyor. Gittiğimiz ülkelerde Türkiye mezunu doktorları, imamları, siyasetçileri, akademisyenleri, mühendis ve iş adamlarını gördükçe gurur duyuyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız kıtanın dört bir köşesinde, kimi zaman ciddi riskleri de göze alarak, Afrikalı kardeşlerimize yardım ediyor. Yatırımcılarımız, ürün satmanın ötesinde istihdam oluşturan, Afrika’nın kalkınmasını, güçlenmesini sağlayan projelere ağırlık veriyor.”

“AFRİKA KITASIYLA MÜNASEBETLERİMİZ ADETA ALTIN ÇAĞINI YAŞIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Afrika ile münasebetlerinin bugün altın çağını yaşadığının altını çizerek, Türk girişimcilerin kıtanın her yerinde çok büyük bir hüsnü kabul gördüğünü, 24 milyar Doları bulan ikili ticaret hacminin de 50 milyar Dolar seviyesinin de üstüne çıkacağına inandığını söyledi.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik eğiliminden kimi Batılı devletlerin ciddi rahatsızlık duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Kendilerine, kendi vatandaşlarına ‘hak’ gördüklerini, Afrika ve diğer coğrafyalar için ‘lüks’ görüyorlar. Özgürlüğü size ve bize çok görüyorlar. Demokrasiyi size ve bize çok görüyorlar. Refah, huzur, ekonomik kalkınmayı size ve bize çok görüyorlar. Bunun için de etnik ve dini farklılıkların kışkırtılmasından darbelere, iç savaş tahrikinden yaptırımlara kadar ellerindeki her imkânı kullanıyorlar. Kıtanın tarihi biraz da bundan dolayı yıkımların, soykırımların, çatışmaların tarihidir.”

Ruanda Soykırımında hangi sömürgeci devletin parmağı olduğunun çok iyi bilindiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı dünyası ve Birleşmiş Milletler, Ruanda’da tam 3 ay boyunca 800 bin insanın vahşice öldürülmesini sadece seyretmiştir. Öyle ki Kagera Nehri devasa bir kabristana dönüşmüş, sadece bir günde 60 bin insanın cesedi kıyıya vurmuştur. Barış Pınarı Harekâtından dolayı bugün bize silah ambargosu uygulayanlar, o günlerde eli kanlı katilleri silah ve mühimmata boğmuştur. Sahada devam eden vahşete rağmen, bu batılı devletler soykırımcılara silah satışını durdurmayı akıllarından dahi geçirmemiştir. Aynı şekilde Somali’nin senelerce iç savaşla boğuşmasının arka planında kimlerin menfaati olduğu malumunuzdur. Çok uzun yıllar, kıtanın en huzurlu ülkelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyetini karıştıranlar da yine aynı odaklardır. Libya’nın istikrara kavuşmaması için savaş baronlarını destekleyenlerin kimler olduğunu da gayet iyi biliyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika’daki birçok karışıklığın arkasından Batılı silah ve petrol şirketlerinin bulunduğuna dikkati çekerek, eski İngiltere başbakanlarından Churchill’in “Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir” sözünün Batılı devletlerin Afrika’ya bakışının itirafı olduğunu vurguladı.

“HİÇBİR İNSANI DİLİNDEN, RENGİNDEN, İNANCINDAN DOLAYI HOR-HAKİR GÖRMEDİK”

Yüzyıllar geçse de “beyaz adamın Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, Ortadoğu’ya yönelik bu bakış açısı değişmemiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak, hiçbir toplumun doğal kaynağı, alın teri, emeği ve kanı üzerinden refah devşirmenin peşinde koşmadık. Hiçbir insanı dilinden, renginden, inancından dolayı hor-hakir görmedik. Emperyalistler gibi kıtaya altın, elmas, petrol penceresinden de bakmadık. Tarih boyunca nereye gittiysek daima kazandırmak, kalkındırmak, ihya ve imar etmek için çalıştık” ifadelerini kullandı.

Afrika’da Cape Town’dan Sevakin Adasına, Harar’dan Trablus’a kadar kıtanın neresine gidilirse gidilsin ata yadigârı camilerle, medreselerle, ilim ve irfan yuvalarına denk geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıtanın hangi ülkesini ziyaret edersek edelim, hem halk, hem de devlet ricali özellikle samimi teveccüh gösteriyor. İnancımızdan, değerlerimizden ve kıtadaki bu eşsiz tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz. Uluslararası platformlarda, kendimizinkini özellikle ne kadar önemsiyorsak Afrikalı kardeşlerimizin hakkını, hukukunu da o denli savunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünya 5’ten büyüktür”, “Kudüs kırmızıçizgimizdir” diyerek adaletsizliklere karşı tepkiyi en güçlü şeklide ortaya koyduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika ülkeleriyle iş birliğini “karşılıklı saygı”, “eşit ortaklık”, “adalet” temelinde yükseltmenin peşinde olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika kıtasındaki Müslüman varlığına dikkati çekerek, son bir asra kadar nüfusunun yarısından fazlası Müslüman olan Afrika’nın, giderek bu özelliğini kaybettiğine işaret etti.

“AFRİKA’DAKİ BİRÇOK ÜLKEDE, MÜSLÜMANLAR ARTIK AZINLIK DURUMUNDA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1900’lerin başında kıta nüfusunun sadece yüzde 7’si Hristiyan iken, bugün bu oran yüzde 55’lere yaklaşıyor. Bir dönem nüfusunun yüzde 70’i, yüzde 80’i Müslüman olan Doğu ve Batı Afrika’daki birçok ülkede, Müslümanlar artık azınlık durumundalar. Bizler de gittiğimiz yerlerde adı Mustafa, Ahmet, Abdullah olan, ancak İslam’la bağını koparmış pek çok insana ne yazık ki rastlıyoruz. Şüphesiz bu yürek dağlayıcı tablonun oluşmasında uzun yıllardır büyük güçlerin himayesinde yürütülen Misyonerlik faaliyetlerinin çok ciddi etkisi vardır. Öyleyse görevimiz çok ağır. Öte yandan DEAŞ, BOKO HARAM, EŞ ŞEBAB, FETÖ gibi terör örgütleri, sebep oldukları kötülüklerle bu sürece katkı sunuyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“İSLAM BARIŞ DİNİDİR”

“İslami terör” ifadesinin uluslararası medya kuruluşları tarafından yanlı, yanlış ve art niyetli olarak kullanıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kelime anlamıyla barış olan İslam’a terörü yüklemek en büyük hakarettir, bunu kabul etmemiz mümkün değildir, çünkü İslam barış dinidir. Dikkat edin bu medya kuruluşlarından hiçbiri Yeni Zelanda’daki cami saldırısı için  ‘Hristiyan terörü’, Arakan’daki vahşet için ‘Budist terörü’ gibi ifadeler kullanmamışlardır. Biz bunun tesadüf olmadığını, arkasında bilinçli bir İslam düşmanlığının yattığını çok biliyoruz” şeklinde konuştu.

Müslümanların Kuran ve Sünnet rehberliğinde yeryüzünde hakkın, adaletin, barış ve huzurun hâkim olması için mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emperyalistlerin bizi Şii-Sünni, siyah-beyaz, Türk, Kürt, Arap, Farisî diye bölmesine müsaade etmeyeceğiz. Bir birimizi etnik kimliğinden, kabilesinden, ırkından dolayı değil; sadece ve sadece Allah için, Allah’ın rızası için seveceğiz. Müslümanlar olarak ümmet bilincini, kardeşlik ahlakı ve hukukunu daima gözeteceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini Zirve’nin İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek bitirdi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını kabul etti 0 88004

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabul ettiği Hereke Halı Fabrikası çalışanlarının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde güven mektubu sunumlarının yapıldığı salondaki 108 metrekarelik halıyı dokuyan işçiler kişiler olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Türkiye Tarım ve Orman Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Tarım ve Orman Şûrası kapanış törenine katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûra boyunca Türk tarımı ve ormancılığıyla ilgili son derece verimli, kapsamlı tartışmalar yapıldığını belirterek Türkiye’de tarım ve ormancılığını geliştirmek, sıkıntılarına çözüm bulmak için şûra’ya 50 binin üzerinde görüş iletildiğini, toplantılara sektörle ilgili 7 bini aşkın insanın katıldığını ve 3. Tarım ve Orman Şûrası’nın, şimdiye kadarki en geniş katılımlı şûra olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

“ŞÛRADA ALINAN KARARLAR TARIM VE ORMANCILIK SEKTÖRÜNÜN GELECEK BEŞ YILINA İSTİKAMET ÇİZECEK”

İstişareye verdikleri önemi dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûranın temel ilkesinin istişare olduğunu, şûrada alınan kararların tarım ve ormancılık sektörünün gelecek beş yılına istikamet çizeceğine inandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan karar önemli olan bir meselenin de alınan kararların hayata geçmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Türk tarım ve ormancılığını çok daha ilerilere taşımak istiyorsak ortak akılla şekillendirdiğimiz şûra kararlarını, yine ortak bir çabayla uygulamaya koymamız gerekiyor. Cumhurbaşkanı olarak Türk tarımını geliştirecek, Türk çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik desteğinin artarak devam edeceğini, çok daha etraflıca, geniş kapsamlı, kredide bugüne kadar alışılmışın dışında bir dayanışmayı sergileyeceğini açıkladı.

“GELİŞMİŞ ÜLKELER, GIDA GELECEKLERİNİ GARANTİYE ALMAK İÇİN OLAĞANÜSTÜ ÇABA HARCIYOR”

İklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele ile coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkeleri bir şekilde yüzleştiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de bu olumsuzluklardan etkilendiğini bildirdi.

Tabiatın özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanıldığına, talan edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor. Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur” ifadesini kullandı.

“Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur.” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” diye konuştu.

“TÜRK TARIMINI, KÜRESEL TARIM VE GIDA ŞİRKETLERİNİN GÜDÜMÜNE SOKACAK HER TÜRLÜ TEŞEBBÜSE KARŞIYIZ”

Türkiye için güvenlik riski oluşturacak hiçbir adıma şimdiye kadar müsaade etmediklerini ve asla da müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla tarım alanlarının geliştirilmesine, su kaynaklarının korunmasına, orman varlığının güçlendirilmesine özel önem verdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımsal üretimi stratejik bir sektör olarak değerlendirdiklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüse karşıyız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini engelleyelim. Çiftçimize her türlü araç gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız, yanındayız. Ama Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kâr odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz. Tarımda millî güvenliğimize öncelik vermeyen her türlü projeye, her türlü dönüşüme, kârına, zararına bakmaksızın karşı olduğumuzu, altını çizerek bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

“TARIMSAL ÜRÜN İHRACATIMIZI 3,7 MİLYAR DOLARDAN 17,7 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’yi birçok ilkle tanıştırdıklarını ifade ederek yeni üretim ve destekleme modellerini devreye aldıklarını, bugüne kadar toplamda 137,7 milyar lira tutarında tarımsal destek verdiklerini, tarımsal gayri safi yurt içi hasılayı 37 milyar liradan 2018 yılında 213,3 milyar liraya ulaştırdıklarını anlattı.

Türkiye’nin tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sırada bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarımsal ürün ihracatımızı 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi yine ciddi bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı bin 413’e yükselttik. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı.  Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik” bilgilerini paylaştı.

ATA Tohumu Projesi ile Türkiye’nin gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağladıklarını, dünyanın 3. büyük Tohum Gen Bankası’nı, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve hayvancılık alanında yapılan yenilikleri, sağlanan imkân ve teşvikleri sıraladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ormanları da ihmal etmediklerini belirterek 17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, orman varlığını 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardıklarını, son olarak da 11 Kasım tarihinde 81 vilayette 2 bin 23 ayrı noktada, toplam 11 milyon fidanı, “geleceğe nefes” olması temennisiyle toprakla buluşturduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Kasım’ı “Millî Ağaçlandırma Günü” ilan ederek, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattıklarını aktararak, “11 Kasım’da milletin heyecanına ortak olmak, ağaç seferberliğine katkıda bulunmak varken, ‘Kasım ayında fidan mı dikilir’ diyerek, yapılan işe çamur atmaya kalktılar. Cehaletleri anlaşılınca da milletten özür dilmek yerine, bu sefer de ‘11 milyon fidanın 9 milyonu kurur’ diyerek işi pişkinliğe vurdular. ‘Herkesin ufku denizi kadardır.’ Bunların, bırakın asırlık, yarım asırlık, çeyrek asırlık projeler üretmeyi; yarına dair hiçbir tasavvurları yok” dedi.

ŞÛRADA ALINAN KARARLAR

Şûra kararlarından öne çıkanları paylaşmak istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan kararlardan bazılarını şöyle sıraladı: “Arazi toplulaştırma ve sınıflandırma işlemlerini hızlandırarak bu önemli projeyi on yıl içinde tamamlayacağız. Toprak bilgi sistemine dayalı tarımsal arazi kullanım planları hazırlayacağız. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için arazi bankacılığı ve birlikte üretim gibi alternatif modelleri devreye alacağız. Miras mevzuatını geliştirerek, tarım arazilerinin bölünmesi sorununa kalıcı çözüm getireceğiz. Gıda depolarında izlenebilirliğin sağlanmasına büyük önem veriyoruz. Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliği için kadın ve genç girişimcilerimizi destekliyoruz. Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketimini özendirerek pazardaki payını artıracağız. Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta yerli ırkların muhafazasına ve ıslahına yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz. Su ürünlerinde balık işleme sektörünü geliştirerek ihracatın ve yerli tüketimin artırılmasına gayret göstereceğiz. Tohumdan sofraya tüm üretim zincirinde çok daha etkin bir izleme ve denetim sistemi kuracağız. Ülkemiz su kaynaklarının verimli yönetilebilmesi amacıyla Su Kanunu’nu çıkaracağız. Tarım ve orman mevzuatını sadeleştireceğiz. Sözleşmeli üretim ve hayvancılık modellerini yaygınlaştıracağız. Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte orman fidanı üretim ve pazarlama merkezi hâline getirmekte kararlıyız.  Çiftçilerimizi desteklemek ve onlara yol göstermek amacıyla mesleki eğitim kurumları açmayı planlıyoruz. Gıda kaybı ve israfının önlenmesine yönelik yeni tedbirler getiriyoruz. Gıdada taklit ve tağşiş cezalarını, caydırıcı seviyeye yükselteceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılına ait bazı müjdeleri de açıklamak istediğini belirterek besilik hayvan için 2020 yılında da müracaat almayacaklarını, 15 bin kıyı balıkçısını ilgilendiren desteklemelerin gelecek ay ödeneceğini, Avrupa’nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesinin, 16 bin 500 ton kapasite ile kurulacağını, ormancılık faaliyetlerinde çalışan vatandaşların maliyetinin yüzde 20’si hibe, kalan kısmı faizsiz kredi şeklinde olmak üzere prefabrik evler edinmelerini sağlayacaklarını açıkladı.

Çiftçilere ek gelir temini kapsamında, “Bin Köye Bin Tıbbi Aromatik Bitki Bahçesi” kurulmasını hedeflediklerini, yerli ve millî elektrikli traktörün farklı bir modeli ile kendi yürür ilaçlama makinasının üretim aşamasına geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bitkisel üretimimizi önümüzdeki yıl yüzde 5 artırarak, yaklaşık 125 milyon tona yükseltmeyi planlıyoruz. Sertifikalı tohum üretimimizi de yine yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona, tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü ise 1,4 milyar dolara çıkarmayı hesaplıyoruz” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019 yılında Fark Ödemesi Desteği kapsamına aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sofralık zeytinin kilogramına 15 kuruş destek vereceklerini söyledi.

“MİLLETİMİZ İÇİN ÇALIŞMAYA, ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılında 56 milyon küçükbaş rakamını yakalamak istediklerini, küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek vereceklerini, tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemin kurulduğunu, yılda 220 bin adet yerli et ve yumurta amaçlı damızlık civciv üretimi yapılmasını sağlayacaklarını, bu damızlıklarla 30 milyon tavuk üretilebileceğini kaydetti.

Çay üreticilerinin de desteklemeye devam edeceklerini, gelecek yıl çay alım miktarını 650 bin tona, ihracat dâhil kuru çay satışını da 115 bin tona çıkaracaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman varlığını 2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara ulaştıracaklarını, baraj sayısını 841’den 856’ya çıkarmayı ve depolama hacmini 178 milyar metreküpe ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz için çalışmaya, üretmeye, ter dökmeye devam edeceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.