“Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin başını daima dik tutacağız” 0 88883

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da düzenlenen Rize Tanıtım Günleri etkinliğinde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin başını daima dik tutacağız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu bu necip milleti, dünya siyaset sahnesinde asla hayal kırıklığına uğratmayacağız. Rengini şehitlerimizin kanından alan ay yıldızlı al bayrağımızı daha büyük bir gururla dalgalandıracağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Rize Dernekler Federasyonu’nca (RİDEF) Rize Valiliği himayesinde Maltepe Sahil Etkinlik Alanı’nda düzenlenen 11. Rize Tanıtım Günleri’ne katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, hemşehrileri ile kucaklaşmanın, hasret gidermenin bahtiyarlığı içinde olduğunu belirtti.

Rize Dernekler Federasyonu’na Rize Tanıtım Günleri’ni düzenlemeleri dolayısıyla teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elbette 81 vilayetimizin her biri kıymetlidir. Her biri değerlidir, her biri bir başka güzeldir. Şehit kanlarıyla sulanmış mukaddes vatan toprağının her bir karışının, gönlümüzün başköşesinde yeri vardır. 40 yıllık siyasi hayatımızda asla bölgecilik yapmadık. Ne insanlarımız ne şehirlerimiz arasında hiçbir ayrıma gitmedik. 780 bin kilometrekarenin tamamına aynı nazarla baktık” dedi.

“Ana yurdum, baba ocağım Rize’nin kalbimizde yeri, tabii ki her zaman farklı oldu” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rizeli hemşehrilerim, siyasi hayatımızın hiçbir döneminde bizi yalnız bırakmadı. 1994 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğumuzda, yanımızda sizler vardınız. 2001 yılında AK Parti’yi kurarken, 2002 senesinde iktidara yürürken, Allah’ın yardımını ve sizlerin desteğini daima üzerimizde hissettik. Sizler bizi sevdiniz, bizi hep bağrınıza bastınız. İnşallah bizler de bu can, bu tende olduğu sürece Rize’yi sevmeyi, Rizeli hemşehrilerimizle iftihar etmeyi sürdüreceğiz” diye konuştu.

“MİLLETİMİZİ ASLA HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMAYACAĞIZ”

Rize’den aldıkları cesaretle bugüne kadar olduğu gibi 81 şehrin her birine, 82 milyon vatandaşın her bir ferdine hizmet götüreceklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizi hedefleri ve hayalleriyle muhakkak buluşturacağız. Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin başını daima dik tutacağız. Tarihi şanlı zaferlerle dolu bu necip milleti, dünya siyaset sahnesinde asla hayal kırıklığına uğratmayacağız. Rengini şehitlerimizin kanlarından alan al bayrağımızı daha büyük bir gururla dalgalandıracağız. Bağımsızlığımızın timsali olan ezanlarımızı daha gür bir nida ile okuyacağız. Her karışında bir şehidin yattığı vatanımızı daha çok seveceğiz. Kardeşlik türkülerimizi daha büyük bir coşkuyla söyleyeceğiz. İstikbalimizin teminatı olan rabiamıza daha çok sarılacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rizelilerin atmaca gibi atak, Karadeniz gibi kabına sığmayan insanlar olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti: “Benim hemşehrilerim aynı zamanda son derece zeki ve esprilidir. Rize günlerinin bu seneki temasında, Rize’nin o ince zekâsına, pratikliğine bir kez daha şahit oluyoruz. ‘Bırakalım sigarayı, içelim Rize çayı’. Ama bugün burada bir karar vermemiz lazım. Bu melaneti bırakalım, kendi kendimize zarar veriyoruz. Hem kasaya, hem keseye, hem vücuda. Yazıktır, günahtır. Bu israf. Ben Cumhurbaşkanı olarak sevdiklerime diyorum ki; inanın bu haramdır. Diyanet İşleri Başkanımız da söyledi. ‘Haramdır’ dedi. Niye? Kasaya, emanet-i ilahi olan bu vücuda zararı var mı? Var. Doktorlar da burada. Öyleyse haram. Kimi biz zenginleştiriyoruz? O malumlar var ya? Adamlar geliyor bize, yok elektronik sigara… Sigaranın elektroniği mi olurmuş? Bunun için bizden özellikle yer istiyorlar, müsaade istiyorlar. Vermedim, vermem.”

“SİGARAYLA MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA SÜRDÜRMEMİZ GEREKİYOR”

Vatandaşlara sigara bağımlılığı uyarısı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlla bir şey içecekseniz işte size çay”  ifadesini kullandı. Sigara ve bağımlılık yapan diğer tütün ürünlerine karşı verdiği mücadeleyi anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen sene yürürlüğe giren yasayla reklamlar, sinema ve tiyatro salonlarında sergilenen eserlerde, internetle topluma açık ortamlarda tütün ürünlerinin veya görüntülerinin kullanılmasını yasakladıklarına, eğitim, sağlık ve spor tesislerinde sigara satışını da men ettiklerine dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tek tip paket uygulamasına da değinerek, “Artık sigara paketlerinin üzerinde hiçbir ilgi çekici, özendirici hiçbir unsurun bulunmasına müsaade etmeyeceğiz. Açık alan yerine açık sınırlanmış alan tarifi üzerinde çalışıyoruz. Yurt dışında oldukça yaygın olan ve ‘duman odaları’ diye tarif edilen sigara içme ortamlarını biz de devreye alacağız. Tütünle mücadelemizi gevşetmeden, geri adım atmadan, asla rehavete düşmeden kararlılıkla sürdürmemiz gerekiyor” dedi.

Sigara ve tütün ürünlerine karşı mücadeleye, gönüllü kuruluşlardan, ailelere, üniversitelerden gençlere rol model olan sanatçı ve sporculara kadar toplumun her kesiminin destek olması gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı olarak muhalefet partilerinden meslek odalarına, esnaftan diğer kurum ve kuruluşlara kadar toplumun tüm kesimlerini kendilerine yardımcı olmaya çağırdıklarını aktardı.

Rize Dernekleri Federasyonu’na sigarayla mücadele öncülük ettiği için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer dernek, vakıf ve federasyonlardan da bu meselede aynı dirayetli tavrı beklediğini ifade etti.

“BİZİM TOPRAKLARIMIZIN MAHSULÜ OLAN ÜRÜNLER BAŞKALARININ DEĞİL ÜLKEMİZİN ZENGİNLEŞMESİNE HİZMET ETMELİDİR”

Rize ve Doğu Karadeniz’in çay üretimindeki yerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, çay üretiminde ilk sıralarda olan Türkiye’nin artık bu ürününü markalaştıran ülkeler arasında da yerini alması gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin son 17 yılda markalaşma anlamında da gerçekten ciddi bir mesafe aldığını ama her şeye rağmen geldikleri konumu yeterli görmediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Daha fazlasını başarabilecek ürün yelpazesine sahip olduğumuzu da biliyoruz. El attığı her işi en güzel şekilde yapan Rizeli kardeşlerimin Rize çayı gibi bir ürünü dünya çapında bir markaya dönüştürmeleri gerekiyor. Bizim topraklarımızın mahsulü ve bizim milletimizin alın teri olan ürünler başkalarının değil ülkemizin zenginleşmesine hizmet etmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

“VATANIMIZIN BEKASI SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA KİMSENİN İCAZETİNİ ARAMAYIZ”

Türkiye’nin artık 17 yıl öncesinin Türkiye’si olmadığını, ekonomiden tarıma, savunma sanayisinden üretime, ulaşıma, ticarete diplomasiye ve siyasete kadar her alanda ülkeye çağ atlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 17 yıl öncesine göre, millî güvenliğe yönelik hususlarda gerektiğinde kendi kararını kendisi veren ve uygulayan bir ülke olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Vatanımızın bekası, milletimizin huzuru söz konusu olduğunda kimsenin icazetini arama ihtiyacı hissetmiyoruz. İşte 9 Ekim tarihinde başlattığımız Barış Pınarı Harekâtı’yla ülkemizin bu tavizsiz duruşunu bir kez daha ortaya koyduk. Türkiye’nin iradesini yumuşak ve sert gücünü, operasyon kabiliyetini, askeri imkân ve yeteneklerini tüm dünyaya gösterdik. Silahlı kuvvetlerimizin kahramanlıkları ve Suriye Millî Ordusu’ndaki kardeşlerimizin mücadeleleriyle kısa sürede sahada büyük bir başarıya imzayı attık” ifadelerini kullandı.

Barış Pınarı Harekâtı’na yönelik bilançoyu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Sadece dokuz gün içinde bir kısmı üst düzey 765 teröristi etkisiz hâle getirerek bin 500 kilometrekarelik alanı örgütün zulmünden kurtardık. Rasulayn ve Tel Abyad’ın da içinde olduğu toplam 111 yerleşim birimini kontrol altına aldık. Bölgede yaşayan kardeşlerimizin herhangi bir sıkıntı yaşamaması için başta gıda, sağlık ve güvenlik olmak üzere gereken tüm önlemleri alıyoruz. Kızılayımız, AFAD’ımız, Sağlık Bakanlığımız ve sivil toplum kuruluşlarımız yardım çalışmalarına başladı.”

“TÜM TÜRKİYE BU KRİTİK DÖNEMDE GERÇEKTEN ALKIŞLANACAK BİR DAYANIŞMA SERGİLEDİ”

Harekât sırasında beş asker, 20 sivil vatandaş ve 76 Suriye Millî Ordusu’ndan askerin şehit olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlere Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı, yaralılara da şifalar diledi.

Türkiye ve ABD arasında yürütülen Barış Pınarı Harekâtı’na ilişkin 13 maddelik ortak açıklamaya değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda 13 maddelik ortak bildirinin 120 saatlik bir süreci var. Bunun yarıdan fazlası geride kaldı. Buna uyulduğu takdirde ne âlâ, uyulmadığı takdirde 120 saat bittiği anda biz tekrar Barış Pınarı Harekâtı’nı bırakılan yerden aynen devam ettiririz. Bunu, Sayın Trump’ın gönderdiği heyete zaten söyledim. Diğer Avrupa Birliği üyesi ülkelere aynen söyledim. Bunun yanında salı günü Soçi’deyiz, Sayın Putin’le de bunları tekrar konuşacağız. Attığımız bu adımların hepsi de sadece topraklarımızı korumaya yöneliktir, teröristlerin bize taciz atışlarına karşıdır ve kendi evlatlarımızı korurken, teröre karşı da bir mücadelenin adıdır. Dünya, teröre karşı mücadele vermiyor mu? Lafa geldiği zaman veriyor, Türkiye verdiği zaman niye rahatsız oluyorsunuz? Bu mücadeleyi vereceğiz. Bölücü terör örgütünün yandaşları dışında, tüm Türkiye bu kritik dönemde gerçekten alkışlanacak bir dayanışma sergilemiştir.”

“ABD İLE VARDIĞIMIZ MUTABAKAT, SAHADAKİ BAŞARIMIZIN DİPLOMASİ MASASINA YANSIMASIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı’yla Suriye sınırında kurulmaya çalışılan terör koridoruna öldürücü darbeyi indirdiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Bunun yanında harekât, bölgemize yönelik emperyalist senaryoları da darmadağın etmiştir. Böylece ülkemiz, hem kendi güvenliğini hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünü garanti altına alacak hayati önemde bir adım atmıştır. Perşembe günü ABD ile vardığımız mutabakat ise sahadaki başarımızın diplomasi masasına bir yansımasından ibarettir. Güvenli bölge ilan ettiğimiz yerlerin, tekrar ediyorum, 120 saat içerisinde tamamen boşaltılması noktasında ABD ile anlaştık. Perşembe gecesinden bu yana bu süre işliyor. İlgili birimlerimizle sahadaki gelişmeleri yakından takip ediyorum. 12 saatin bitiminde şayet Amerika ile anlaşmaya vardığımız hususlarda… Dikkat edin, terör örgütüyle anlaşmadık, ABD ile anlaştık. Burada birileri saptırma yapıyor, öyle bir şey yok.”

Kuzeyden güneye 32 kilometre, Irak sınırından Cerablus’a 444 kilometrenin güvenlik bölgesi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu güvenlik bölgesini koruma altına alacağız. Dersimizi çalıştık, planlarımız, projelerimiz de tamam. Adımlarımızı da buna göre atıyoruz. Kimsenin gözünün yaşına bakmayacak, son teröristi de bölgeden temizleyene kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

17 EKİM MUTABAKATI’NIN TÜRK-AMERİKAN İLİŞKİLERİNDE YENİ BİR SIÇRAMA TAHTASI OLMASINI ARZU EDİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sabah İngiltere Başbakanı Boris Johnson ile görüştüğünü anımsatarak, “Dedik ki, ‘Bakın bizi anlayın, teröristlerin yanında yer almayın. Biz NATO’da sizlerle beraberiz. Bu terör örgütleri eğer NATO’ya girdiyse ondan haberimiz yok. Lütfen bu konularda hassas olun ve mücadeleyi hep beraber vermemiz lazım.’ Amerikalı müttefiklerimizden beklentimiz Türkiye’ye verdikleri sözlere bu sefer bağlı kalmalarıdır. Daha önce Münbiç’te yapılan oyalama taktiklerinin ülkemize kaybettirdiği zaman ortadadır. Bu tarz yanlış hesapların bir daha tekrarlanmamasını istiyoruz. Türkiye olarak 17 Ekim Mutabakatı’nın Türk-Amerikan ilişkilerinde yeni bir sıçrama tahtası olmasını arzu ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah önümüzdeki süreç hem Suriye hem Türk-Amerika ilişkileri hem de terörle mücadele bağlamında yeni bir dönemin müjdecisi olacaktır. Rusya Federasyonu ve diğer ortaklarımızla atacağımız ortak adımlarla Suriye sekiz yıldır hasretini çektiği huzur ve istikrar ortamına kavuşacaktır. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum” diye konuştu.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88023

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı