Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında, hiçbir toplumun özgürlüğünde veya çıkarlarında gözü yoktur” 0 88812

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT World Forum’da yaptığı konuşmada, Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında, hiçbir toplumun özgürlüğünde veya çıkarlarında gözü olmadığını belirterek, “Böyle bir ithamı, kendimize yapılmış en büyük hakaret sayarız. Biz sadece, kendimizin ve ayrılmaz bir parçamız olarak gördüğümüz kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, geleceğini savunuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi’nde “Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar” ana temasıyla düzenlenen TRT World Forum 2019’da katılımcılara hitap etti.

Konuşmasının başında Dünya, bölge ve Türkiye için verimli tartışmaların zemini olarak gördüğü TRT World Forum’un başarılı geçmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yıl üçüncü düzenlenen TRT World Forum, küresel meselelere çözüm üreten bölgemizin ve dünyanın en prestijli platformlarından biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor” dedi.

“DEMOKRASİNİN TESİSİ DÜNYADAKİ FARKLI SESLERİ BİR ARAYA GETİRMEKTEN GEÇİYOR”

“Küreselleşmenin Krizi: Riskler ve Fırsatlar” başlığıyla gerçekleşecek olan toplantıların siyasi, ekonomik ve sosyal gelişmelere ilham kaynağı olacağına inandığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasinin ve adaletin tesisi, dünyadaki farklı sesleri bir araya getirmekten ve özgür bir tartışma ortamı oluşturabilmekten geçiyor” diye konuştu.

“Barış Pınarı Harekâtı’nı gerekçe göstererek programlarını iptal edenler, aslında bu büyük fırsatı kaçırmışlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin bölgeyi terörden arındırmak için başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nı protesto amacıyla konuşma yapmaktan vazgeçenlerin demokrasiyi hazmedemedikleri düşünüyorum ve terör örgütlerine de destek verdiklerini düşünüyorum. Ve bu tiplerin teröre karşı olduklarını hiçbir yerde anlatmalarına gerek yok” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın aşağı yukarı her asırda yeni ve köklü bir değişim yaşadığını, bu değişimin bir tarafında büyük yıkımlar, acılar, zulümler ve adaletsizlikler varken diğer tarafından ise yeni bir inşa, yeni bir yükseliş, yeni bir refah düzeni bulunduğunu söyledi.

“TÜRKİYE İLE İLGİLİ DEĞERLENDİRMELER DERİN TARİHÎ PERSPEKTİF İÇİNDE YAPILMALI”

Türkiye’nin merkezinde yer aldığı coğrafyada da insanlık tarihi boyunca bu iniş-çıkışların hep yaşandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son birkaç yüzyıldır her ne kadar dünyaya yön veren sıklet merkezi bir parça değişmiş gibi gözükse de kavganın odağında hâlâ bu coğrafya vardır. Hâl böyle olunca, ister istemez ülkemiz gelişmelerin merkezine yerleşiyor” şeklinde konuştu.

Türklerin 1071 Malazgirt Zaferiyle başlayan Anadolu’yu yurt edinme mücadelesini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün bize düşen görev, milletimizin Anadolu’daki bin yıllık varlığına ve gücüne uygun şekilde yeni hedefler, yeni vizyonlar ortaya koyarak yolumuza devam etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sınırları telle ve kanla değil de masa başında cetvelle çizilerek oluşturulan devletlerin hiçbir zaman gerçek devlet olamayacağı ortaya çıkmıştır. Özgürlüğün başkaları tarafından verilen bir lütuf değil, hak edilen, uğrunda mücadele edilen, yürek ve bilek gücüyle alınan, ölümüne bir kararlılıkla da korunan kutsal bir değer olduğunu bu süreçte bir kez daha gördük. Türkiye’nin coğrafyasındaki diğer devletlerden farklı işte burada yatıyor” görüşüne yer verdi.

Türkiye ile ilgili değerlendirmelerin oryantalist kalıplardan ziyade derin tarihî perspektif içinde yapılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aksi takdirde sürekli yanlış hesaplar içine girilmesi kaçınılmazdır. Bu yanlış hesapları milletimizin çelikten iradesi, devletimizin çoğu defa görülmek ve kabul edilmek istenmeyen gücüyle bozmak zorunda kalıyoruz. Suriye ve Doğu Akdeniz’de son dönemde yaşadığımız gelişmeler yanlış hesapların bozulmaya mahkûm olduğunun güncel birer örneğidir” dedi.

“TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ OLARAK TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MASAYA OTURMAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin hiçbir ülkenin toprağında, hiçbir toplumun özgürlüğünde veya çıkarlarında gözü olmadığının altını çizerek sözlerine şöyle devam etti: “Böyle bir ithamı, kendimize yapılmış en büyük hakaret sayarız. Biz sadece, kendimizin ve ayrılmaz bir parçamız olarak gördüğümüz kardeşlerimizin hakkını, hukukunu, geleceğini savunuyoruz. Geçmişinde ne sömürge ne katliam ne zulüm ne yakım ayıbı olmayan bir milletin başkaca bir gayesi olamaz. Herkes Suriye’de, Irak’ta, Afganistan’da, Libya’da, Afrika’da, Balkanlar’da başka niyetlerle at koşturuyor olabilir, ama Türkiye sadece kardeşleriyle olan kader birliği sebebiyle oradadır. Bu bir damla petrolü bir damla kandan daha değerli görenlerin asla anlayamayacağı büyük bir erdemdir. Yunus Emre’nin ve Mevlana’nın torunlarından başka türlü bir tavır bekleyenler ülkemizi asla kendi buhranlarının içine çekemeyeceklerdir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17-18 yıllık görev süresi boyunca, Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak terör örgütleriyle masaya oturmadıklarını, oturmayacaklarını vurgulayarak, “Başkaları oturabilir, onlar da bizi o kadar ilgilendirmez. Ama bu aynı zamanda uluslararası siyasetin, savaş hukukunun ve terörle mücadelenin de nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından çok önemli. Bir taraftan teröre karşı mücadele diyeceksiniz, öbür taraftan teröristleri bu şekilde şımartacaksınız. Öyle bir şımartma ki düşünün, şu anda Kuzey Suriye’de eğer 30 bin tır Irak üzerinden silah, mühimmat, araç, gereç buraya sokuluyorsa acaba bu ben dünyanın en güçlüsüyüm diyenler bunu neyle izah edecekler? Bunu hangi demokratik anlayışla izah edecekler?” ifadelerini kullandı.

“DİPLOMASİNİN SADECE GÜÇLÜLERİN BASKI ARACI OLARAK KULLANILMAYA DEVAM EDİLEBİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Teknolojinin ve iletişimin geliştiği bir dönemde küreselleşmeyi inkâr etmenin, kendi kendini kandırmaktan öte bir anlam ifade etmeyeceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılması gerekenin küreselleşmenin getirdiği imkânları tüm insanlık için daha iyi bir gelecek inşa etmenin manivelası olarak kullanmak olduğunu kaydetti.

TRT World Forumu’nun bu yıl ki konusunun bir asır önce kurulan küresel sistemden yeni bir safhaya geçişin sancılarını yaşayan dünyaya yeni ufuklar açacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabii hâlâ eski dünyanın parametreleri içinde düşünmeyi ve davranmayı alışkanlık hâline getirenler bakımından bu durum rahatsız edici olacaktır. Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği ve sınırlarının güvenliği ile Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü dönüşünün teminini amaçlayan Barış Pınarı Harekâtı’na verilen tepkileri bu çerçevede okumak gerekiyor. Hâlbuki artık terör örgütleri kullanılarak ülkelere boyunduruk vurulamayacağı görülmelidir” şeklinde konuştu.

Gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğunda öldürülmesini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu konuda maalesef dünyanın ben şu anda bu işi takip eder durumda olduğuna inanmıyorum, hâlâ suskun olduğuna inanıyorum. Ama bunların tek çıkışı nedir biliyor musunuz? Bizim dolarlarımız var dolayısıyla, biz dolarlarımızla bu işi hallederiz, her zaman yaptıkları bu değil mi? Bu. Şimdi de bunu yaparlar. Dolarlarımız var, petrolümüz var, tek bunların yöneldikleri yol bu. Ben inanıyorum ki, düşünce özgürlüğüne inananlar, inanç özgürlüğüne inananlar ne inancını ne düşüncesini o yeşil dolara asla değişmeyecektir” değerlendirmesinde bulundu.

“Karanlıkta göz kırpılarak perde arkasından toplumları yönetme devri kapanmıştır, o geride kaldı” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Diplomasinin sadece güçlülerin baskı aracı olarak kullanılmaya devam edilebilmesi mümkün değildir. Darbeler dâhil her yol mubah sayılarak kurulan çarpık düzenin artık sonuna gelinmiştir. Özellikle de küresel sistemin en zayıf halkasını oluşturan ekonomik ilişkilerin siyasi hedeflerin silahı haline dönüştürülmesi adeta intiharla eş anlamlıdır. Ülkemiz son altı yılda tüm bunları bizzat yaşamış, bedelini ödemiş, yanlışlığını ortaya koymuştur. Daha acısı ise, bu mücadeleyi neredeyse tek başımıza yürütüyor olmamızdır. Uluslararası toplumdan ülkemizin terör örgütleriyle mücadelesi noktasında değerli dostlar, maruz kaldığı siyasi, diplomatik, ekonomik vandallıklara karşı güçlü bir duruş sergilemesini beklerdik. Maalesef bu konuda derin bir hayal kırıklığı, derin bir üzüntü içindeyiz. Sınırlı sayıdaki ülke ve kurum dışında bu onurlu tavrı gösterebilen çıkmadı. Bu ilkeli tavır sergilenemediği müddetçe tüm ülkeler ve toplumlar kendi geleceklerini kendi elleriyle tehdit altına sokuyor demektir.”

“NATO ÜLKELERİ, TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK MÜCADELESİNDE TÜRKİYE’Yİ YALNIZ BIRAKTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO ülkelerinin, terör örgütlerine yönelik mücadelesinde Türkiye’yi yalnız bıraktığına dair eleştirilerini yineleyerek, “Karşımızdaki mesele her şeyden önce bir insanlık meselesidir. İnsan olmakla, zalim olmak arasındaki çizginin ne tarafında durduğunuz meselesidir. Bu büyük sıkıntının yükünü sadece mağdurların ve şartlarını zorlayarak onlara gönüllerini açanların sırtına yüklemeye kalkmak adaletsizliktir, haksızlıktır, bencilliktir. Daha da önemlisi, bu tavır sürdürülebilir değildir. Hem küreselleşmenin nimetlerinden sonuna kadar faydalanıp hem de bu süreçteki çarpıklıkların bir ürünü olan sorunları ret etmek, sağlıksız bir ruh halinin işaretidir. Yeni dünya düzeni işte böyle bir iklimde şekilleniyor” dedi.

Türkiye’nin insanlık ailesinin kadim mirasının günümüzdeki en güçlü temsilcisi olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz inşa etmek, yaşatmak, gönül yapmak üzerine kurulu bir medeniyeti ihya etmenin peşindeyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin tespitlerine, endişelerine, temennilerine, tekliflerine,  yaptıklarına karşı çıkanlardan tek bir isteğimiz var, bizi terör örgütlerinin kalemşörlerinden değil, bizden dinleyin bizden, biz bunu istiyoruz. Bizi yeminli Türkiye düşmanlarının söyledikleriyle değerlendirmek yerine, gelip burada neler yaşandığına bakın. Bizi dinlerken de tarihî ve siyasi bağnazlıkların ürünü o filtreleriniz var ya, onları bir kenara bırakın, açık, şeffaf, hasbi olun, işte o zaman birlikte yapabileceğimiz çok şey bulunduğunu göreceksiniz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekâtı’na 120 saatlik bir ara verildiğini kaydederek, “Dolayısıyla bu 120 saatin artık büyük bölümü sona erdi. Şimdi yarın bizim bir Rusya, Soçi seyahatimiz var, bu seyahatte Sayın Putin’le bu sürece ele alacak, ondan sonra da atılması gereken adımları inşallah atmış olacağız” diyerek konuşmasını tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını kabul etti 0 88004

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabul ettiği Hereke Halı Fabrikası çalışanlarının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde güven mektubu sunumlarının yapıldığı salondaki 108 metrekarelik halıyı dokuyan işçiler kişiler olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Türkiye Tarım ve Orman Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Tarım ve Orman Şûrası kapanış törenine katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûra boyunca Türk tarımı ve ormancılığıyla ilgili son derece verimli, kapsamlı tartışmalar yapıldığını belirterek Türkiye’de tarım ve ormancılığını geliştirmek, sıkıntılarına çözüm bulmak için şûra’ya 50 binin üzerinde görüş iletildiğini, toplantılara sektörle ilgili 7 bini aşkın insanın katıldığını ve 3. Tarım ve Orman Şûrası’nın, şimdiye kadarki en geniş katılımlı şûra olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

“ŞÛRADA ALINAN KARARLAR TARIM VE ORMANCILIK SEKTÖRÜNÜN GELECEK BEŞ YILINA İSTİKAMET ÇİZECEK”

İstişareye verdikleri önemi dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûranın temel ilkesinin istişare olduğunu, şûrada alınan kararların tarım ve ormancılık sektörünün gelecek beş yılına istikamet çizeceğine inandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan karar önemli olan bir meselenin de alınan kararların hayata geçmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Türk tarım ve ormancılığını çok daha ilerilere taşımak istiyorsak ortak akılla şekillendirdiğimiz şûra kararlarını, yine ortak bir çabayla uygulamaya koymamız gerekiyor. Cumhurbaşkanı olarak Türk tarımını geliştirecek, Türk çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik desteğinin artarak devam edeceğini, çok daha etraflıca, geniş kapsamlı, kredide bugüne kadar alışılmışın dışında bir dayanışmayı sergileyeceğini açıkladı.

“GELİŞMİŞ ÜLKELER, GIDA GELECEKLERİNİ GARANTİYE ALMAK İÇİN OLAĞANÜSTÜ ÇABA HARCIYOR”

İklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele ile coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkeleri bir şekilde yüzleştiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de bu olumsuzluklardan etkilendiğini bildirdi.

Tabiatın özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanıldığına, talan edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor. Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur” ifadesini kullandı.

“Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur.” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” diye konuştu.

“TÜRK TARIMINI, KÜRESEL TARIM VE GIDA ŞİRKETLERİNİN GÜDÜMÜNE SOKACAK HER TÜRLÜ TEŞEBBÜSE KARŞIYIZ”

Türkiye için güvenlik riski oluşturacak hiçbir adıma şimdiye kadar müsaade etmediklerini ve asla da müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla tarım alanlarının geliştirilmesine, su kaynaklarının korunmasına, orman varlığının güçlendirilmesine özel önem verdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımsal üretimi stratejik bir sektör olarak değerlendirdiklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüse karşıyız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini engelleyelim. Çiftçimize her türlü araç gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız, yanındayız. Ama Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kâr odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz. Tarımda millî güvenliğimize öncelik vermeyen her türlü projeye, her türlü dönüşüme, kârına, zararına bakmaksızın karşı olduğumuzu, altını çizerek bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

“TARIMSAL ÜRÜN İHRACATIMIZI 3,7 MİLYAR DOLARDAN 17,7 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’yi birçok ilkle tanıştırdıklarını ifade ederek yeni üretim ve destekleme modellerini devreye aldıklarını, bugüne kadar toplamda 137,7 milyar lira tutarında tarımsal destek verdiklerini, tarımsal gayri safi yurt içi hasılayı 37 milyar liradan 2018 yılında 213,3 milyar liraya ulaştırdıklarını anlattı.

Türkiye’nin tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sırada bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarımsal ürün ihracatımızı 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi yine ciddi bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı bin 413’e yükselttik. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı.  Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik” bilgilerini paylaştı.

ATA Tohumu Projesi ile Türkiye’nin gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağladıklarını, dünyanın 3. büyük Tohum Gen Bankası’nı, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve hayvancılık alanında yapılan yenilikleri, sağlanan imkân ve teşvikleri sıraladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ormanları da ihmal etmediklerini belirterek 17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, orman varlığını 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardıklarını, son olarak da 11 Kasım tarihinde 81 vilayette 2 bin 23 ayrı noktada, toplam 11 milyon fidanı, “geleceğe nefes” olması temennisiyle toprakla buluşturduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Kasım’ı “Millî Ağaçlandırma Günü” ilan ederek, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattıklarını aktararak, “11 Kasım’da milletin heyecanına ortak olmak, ağaç seferberliğine katkıda bulunmak varken, ‘Kasım ayında fidan mı dikilir’ diyerek, yapılan işe çamur atmaya kalktılar. Cehaletleri anlaşılınca da milletten özür dilmek yerine, bu sefer de ‘11 milyon fidanın 9 milyonu kurur’ diyerek işi pişkinliğe vurdular. ‘Herkesin ufku denizi kadardır.’ Bunların, bırakın asırlık, yarım asırlık, çeyrek asırlık projeler üretmeyi; yarına dair hiçbir tasavvurları yok” dedi.

ŞÛRADA ALINAN KARARLAR

Şûra kararlarından öne çıkanları paylaşmak istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan kararlardan bazılarını şöyle sıraladı: “Arazi toplulaştırma ve sınıflandırma işlemlerini hızlandırarak bu önemli projeyi on yıl içinde tamamlayacağız. Toprak bilgi sistemine dayalı tarımsal arazi kullanım planları hazırlayacağız. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için arazi bankacılığı ve birlikte üretim gibi alternatif modelleri devreye alacağız. Miras mevzuatını geliştirerek, tarım arazilerinin bölünmesi sorununa kalıcı çözüm getireceğiz. Gıda depolarında izlenebilirliğin sağlanmasına büyük önem veriyoruz. Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliği için kadın ve genç girişimcilerimizi destekliyoruz. Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketimini özendirerek pazardaki payını artıracağız. Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta yerli ırkların muhafazasına ve ıslahına yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz. Su ürünlerinde balık işleme sektörünü geliştirerek ihracatın ve yerli tüketimin artırılmasına gayret göstereceğiz. Tohumdan sofraya tüm üretim zincirinde çok daha etkin bir izleme ve denetim sistemi kuracağız. Ülkemiz su kaynaklarının verimli yönetilebilmesi amacıyla Su Kanunu’nu çıkaracağız. Tarım ve orman mevzuatını sadeleştireceğiz. Sözleşmeli üretim ve hayvancılık modellerini yaygınlaştıracağız. Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte orman fidanı üretim ve pazarlama merkezi hâline getirmekte kararlıyız.  Çiftçilerimizi desteklemek ve onlara yol göstermek amacıyla mesleki eğitim kurumları açmayı planlıyoruz. Gıda kaybı ve israfının önlenmesine yönelik yeni tedbirler getiriyoruz. Gıdada taklit ve tağşiş cezalarını, caydırıcı seviyeye yükselteceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılına ait bazı müjdeleri de açıklamak istediğini belirterek besilik hayvan için 2020 yılında da müracaat almayacaklarını, 15 bin kıyı balıkçısını ilgilendiren desteklemelerin gelecek ay ödeneceğini, Avrupa’nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesinin, 16 bin 500 ton kapasite ile kurulacağını, ormancılık faaliyetlerinde çalışan vatandaşların maliyetinin yüzde 20’si hibe, kalan kısmı faizsiz kredi şeklinde olmak üzere prefabrik evler edinmelerini sağlayacaklarını açıkladı.

Çiftçilere ek gelir temini kapsamında, “Bin Köye Bin Tıbbi Aromatik Bitki Bahçesi” kurulmasını hedeflediklerini, yerli ve millî elektrikli traktörün farklı bir modeli ile kendi yürür ilaçlama makinasının üretim aşamasına geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bitkisel üretimimizi önümüzdeki yıl yüzde 5 artırarak, yaklaşık 125 milyon tona yükseltmeyi planlıyoruz. Sertifikalı tohum üretimimizi de yine yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona, tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü ise 1,4 milyar dolara çıkarmayı hesaplıyoruz” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019 yılında Fark Ödemesi Desteği kapsamına aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sofralık zeytinin kilogramına 15 kuruş destek vereceklerini söyledi.

“MİLLETİMİZ İÇİN ÇALIŞMAYA, ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılında 56 milyon küçükbaş rakamını yakalamak istediklerini, küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek vereceklerini, tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemin kurulduğunu, yılda 220 bin adet yerli et ve yumurta amaçlı damızlık civciv üretimi yapılmasını sağlayacaklarını, bu damızlıklarla 30 milyon tavuk üretilebileceğini kaydetti.

Çay üreticilerinin de desteklemeye devam edeceklerini, gelecek yıl çay alım miktarını 650 bin tona, ihracat dâhil kuru çay satışını da 115 bin tona çıkaracaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman varlığını 2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara ulaştıracaklarını, baraj sayısını 841’den 856’ya çıkarmayı ve depolama hacmini 178 milyar metreküpe ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz için çalışmaya, üretmeye, ter dökmeye devam edeceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.