Cumhurbaşkanı Erdoğan Atatürk’ü Anma Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan Atatürk’ü Anma Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 88990

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk’ü Anma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin asıl gücü; insanımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir. Biz hep birlikte tek yumruk olup düşmanlarımızın tepesine indiğimizde, siyasi, ekonomik ve askerî olarak istedikleri kadar güçlü olsun, kimsenin karşımızda dayanabilmesi mümkün değildir” dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu tarafından düzenlenen 10 Kasım Atatürk’ü Anma Töreni’ne katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen anma programında Cumhurbaşkanı Erdoğan bir konuşma yaptı.

“GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK BU MİLLETİN EN ÖNEMLİ DEĞERLERİNDEN BİRİDİR”

Ahirete irtihalinin 81. yılında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve ahirete irtihal etmiş tüm kahramanları, gazileri ve şehitleri rahmetle, şükranla yâd ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Maziden atiye giden bu yolculukta ülkesine ve milletine verdiği hizmetlerle adını tarihe altın harflerle yazdıran tüm güzel insanlar, yüreğimizde hep yaşayacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk tarihini, binlerce yıllık devamlılığı içinde kavramak yerine, hâlâ bir asra sıkıştırmaya çalışan ideolojik bir zihniyetle karşı karşıya olduklarını ifade ederek bu zihniyete sahip siyasetçilerin olmasının da üzücü olduğunu kaydetti.

“Cumhuriyeti yüceltmek için tüm tarihimizi yok saymaya kalkanlar, bize göre, kendi geçmişlerinden utananlardır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi Mustafa Kemal’in hizmetlerini anlatmak için ondan önceki tarihimize kin kusanlar da, aynı şekilde ‘Atatürk maskesi’ takarak, bu millete olan husumetlerini gizlemeye çalışıyorlar. Ne Atatürk’ü ne de Cumhuriyeti bu istismarcı zihniyetin insafına terk etmedik, etmeyeceğiz” diye konuştu.

“TÜRKİYE’DE HİÇBİR BİREYİN SADECE KENDİ ÇIKARINI, HESABINI, KÂRINI DÜŞÜNME LÜKSÜ YOKTUR”

Türk milletinin 2 bin 200 yılı aşkın devlet tarihinin, Selçuklu ve Osmanlı’nın en büyük gurur ve güven kaynakları olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan bir asır önce İstiklal Harbi’ni başlatarak, Anadolu topraklarına gömülmeye çalışılan milletimizin önünde yeni bir ufuk açan Gazi Mustafa Kemal Atatürk de bu milletin en önemli değerlerinden biridir” ifadesini kullandı.

Atatürk’e ve Cumhuriyete yapılacak en büyük katkının, içinden geçilen kritik dönemde birliğe, beraberliğe, kardeşliğe özellikle de 2023 hedeflerine sıkı sıkıya sahip çıkmak olacağının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Eskiler, ‘bal bal diyerek ağız tatlanmaz’ derlerdi. Sürekli Atatürk denilerek onun mirasına sahip çıkılamaz, sürekli Cumhuriyet denilerek Cumhuriyet güçlendirilemez. Bu yıl 96. yıl dönümüne ulaştığımız Cumhuriyetimize en büyük katkıyı, şahsımın başında bulunduğu hükûmetler yapmıştır. Biz bu kavramın lafla istismarını yapmadık, sadece icraatımızla hakkını vermeye çalıştık.  Türkiye’yi, Cumhuriyet tarihinin tamamında yapılanların üç katı, beş katı, on katı hizmetlere kavuşturarak bilfiil bunun uygulamasını ortaya koyduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hayatları boyunca Türkiye’nin büyümesi, kalkınması, gelişmesi için tek bir çivi dahi çakmamış kişilerin ağızlarından çıkan Cumhuriyet ve Atatürk sözü, koskoca bir yalandan ibarettir. Ülkemizde yıllardır en büyük ticaret Atatürk ve Cumhuriyet ticaretidir. Bu kavramlar önde perde gibi kullanılarak, arkada ülkemizin yıllarca demokratik ve ekonomik olarak nasıl sömürüldüğünü en iyi milletimiz biliyor” diye ekledi.

Gazi Mustafa Kemal’in “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır” sözünü anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’de hiçbir bireyin sadece kendi çıkarını, hesabını, kârını düşünme lüksü bulunmadığını söyledi.

“TERÖR TEHDİTLERİNİ KAYNAĞINDA KURUTMAK İÇİN KİMSENİN BEKLEMEDİĞİ HAREKÂTLARI HAYATA GEÇİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, ABD’den İHA, SİHA ve akıllı bomba alma girişimlerini, alamayınca da kendi üretmeye başlamasını anlatarak, “Türkiye’nin asıl gücü; insanımızın birliği, beraberliği, kardeşliğidir ve bundan kaynaklanan cesaretidir. Biz hep birlikte tek yumruk olup düşmanlarımızın tepesine indiğimizde, siyasi, ekonomik ve askerî olarak istedikleri kadar güçlü olsun, kimsenin karşımızda dayanabilmesi mümkün değildir” dedi.

Türkiye’ye yönelik terör eylemlerini, vesayet odaklarının faaliyetlerini ve darbe teşebbüsünü ve son olarak da ekonomik tehditleri anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunların hepsini bertaraf ettiklerini, son olarak da Türkiye’ye yönelik terör tehditlerini kaynağında kurutmak için kimsenin beklemediği harekâtları hayata geçirerek başarıya ulaştıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bulduğu her fırsatta ülkesini dışarıya şikâyet eden, kendi tarihine husumet besleyen, kendi medeniyetine nefretle bakan hastalıklı bir anlayışla, böylesi çetin bir mücadele yürütülemez. Öyle ki, bu zihniyet sahiplerinin özellikle mücadelemize destek vermesinden vazgeçtik, sadece ‘gölge etmeyin başka ihsan istemez’ noktasına geldik” değerlendirmesinde bulundu.

“TARİHİMİZ, BİZİM YÖRÜNGEMİZDİR”

“Binlerce yıllık tarihi sürekliliğimiz içindeki son devletimiz olan Türkiye Cumhuriyeti’ne ve onun kurucusuna sahip çıkmak, elbette hepimizin görevidir” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yaparken de geçmişe özellikle de Osmanlı ve Selçuklu’ya haksızlık edilmemesi uyarısında bulundu.

Türkiye Cumhuriyeti’nin, Osmanlı’dan kurtarılabilen miras üzerine kurulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu mirasa, sadece topraklarımız değil, kurumlarımız da geleneklerimiz de dâhildir. Gazi Mustafa Kemal, Samsun’a bir Osmanlı subayı olarak çıkmış, Ankara’daki Meclis’i yine Osmanlı adına faaliyete geçirmiştir. Cumhuriyetin inşası da Osmanlıdan devralınan mevcut idari sistem üzerinde gerçekleştirilmiştir. Bu hakikatler apaçık ortadayken, sürekli olarak Osmanlıya hakareti ve aşağılamayı bir siyaset tarzı hâline getirmek, ya cehalettir ya gaflettir ya da art niyettir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarihimiz, bizim yörüngemizdir. Yörüngeden çıkan bir gök cismi nasıl sonsuz karanlık içinde kaybolmaya ve muhtemelen yok olmaya mahkûmsa, toplumlar da öyledir. Türk milletini kendi tarih yörüngesinden çıkartmak için geçmişiyle bağını kopartmaya çalışanların amacı da budur. Milletler ve devletler mezarlığı olan tarih, bunun sayısız örnekleriyle doludur. Allaha şükür, bugüne kadar milletimizi kadim tarih yörüngesinden çıkartmaya kimse muvaffak olamadı. Kimi dönemlerde kısmen de olsa zayıflıklar ortaya çıktı, ama milletimiz güçlü irfanıyla her seferinde işi düzeltmeyi başardı” dedi.

“BİZE DÜŞEN GÖREV, ECDADIMIZIN GÜÇLÜ YÖNLERİNİ KENDİ GELECEĞİMİZİ AYDINLATAN BİR IŞIK HÂLİNE GETİRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son günlerde “Osmanlıda okuma yazma oranı çok düşükmüş”, “Osmanlının kendi silah sanayi yokmuş”, “Osmanlı, yönetimi altındaki haklara zulmedermiş” iddialarının birileri tarafından dillendirildiğine dikkati çekerek bu iddiaların hepsinin de yalan ve iftira olduğunu vurguladı.

Osmanlı’nın da eksikleri bulunabileceğini, bunların tespitini yapmak ve yerli yerine koymanın da tarihçilerin ve uzmanları işi olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize düşen görev, ecdadımızın güçlü yönlerini kendi geleceğimizi aydınlatan bir ışık hâline getirmektir” tavsiyesinde bulundu.

Bosna Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç’in vefatından bir gün önce kendisine “Evladım Tayyip, buralar evlad-ı Fatihan’dır, buralar Osmanlıdır. Ben gidiyorum, buralar size emanettir” dediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizimkiler Bosna Hersek’te bir Osmanlı’nın olduğundan bihaber. Bizim ayak izlerimiz nerelere kadar gitmiş haberleri yok. Kendi milletini, tarihini inkâr edenlerden bir şey olmaz. Türkiye düşmanlığı için malzeme üretenlerin geçmişleri soykırımla, sömürüyle, zulümle, haksızlıkla bezeli olduğu hâlde, kendilerini tam tersi hikâyelerle pazarlamaya çalışıyorlar” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere seslenerek, ecdatlarıyla gurur duymalarını istedi.

“TÜRKİYE SAVUNMA SANAYİİNDE DÜNYA ÇAPINDA BİR OYUNCU HÂLİNE GELDİ”

Kemal Karpat başta olmak üzere liyakatlerine kimsenin itiraz edemeyeceği tarihçilerin, Osmanlı toplumunda okuma yazma oranını nüfusun yarısından fazla olarak açıkladığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu oranın aynı dönemdeki Rusya, İspanya, İtalya başta olmak üzere pek çok ülkeyle karşılaştırıldığında çok yüksek bir oran olduğunu kaydetti.

Balkan Savaşlarıyla başlayan, Birinci Dünya Savaşı ve İstiklal Harbi’yle devam eden süreçte, maalesef bu okuryazar nüfusun büyük bir kısmının kaybedildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetle birlikte gerçekleştirdiğimiz harf devrimiyle âdeta her şeyin sıfırlandığını eklediğimizde, elbette ülkemiz okuma yazma oranının çok düşük olduğu bir dönem yaşadı. Ama bunun suçunu Osmanlıya yüklemek, tam anlamıyla bir bühtandır. Nitekim zaman içinde Türkiye, yüzde 100’lük bir okuryazarlık seviyesine ulaşmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı’nın silah sanayi olmadığı iddiasının da koskoca bir yalan olduğunun altını çizerek, “Coğrafyamızdaki 600 yıllık hükümranlığı döneminde neredeyse savaşsız tek bir haftası olmayan Osmanlı’nın, silah sanayi olmadığını iddia etmek kadar saçma bir iddia olamaz” ifadesini kullandı.

Osmanlı’nın asırlar boyunca dünyaya top, tüfek, gemi başta olmak üzere silah sanayi ihracatı yaptığını, İstanbul’un Fethi başta olmak üzere, tüm önemli savaşlarını, silah sanayindeki yenilikçiliğine ve üstünlüğüne bağlı olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Sorun, Osmanlının 18. yüzyıldan sonra bu alandaki öncülüğünü ve üstünlüğünü korumayı başaramamış olmasıdır. Dikkat ediniz, hiç olmamasından değil, üstünlüğün kaybedilmesinden söz ediyoruz. Bu durum, ister istemez, daha iyi silahların dışarıdan alınmasını gerektirmiştir. Yaşadığı tüm sıkıntılara rağmen Osmanlı son döneminde bu konuda çok önemli hamleler yapmıştır. İkinci Abdülhamit Han’ın İstanbul’da kurduğu modern barut, fişek, top fabrikaları, Cumhuriyete miras olarak kalmıştır. Cumhuriyet döneminde Kırıkkale başta olmak üzere, Anadolu içlerine yayılan silah sanayinin gerisinde işte böyle bir birikim vardır. Tek Parti yönetimi şayet, Nuri Demirağ’ın Kayseri’de kurduğu uçak fabrikası, Nuri Killigil’in İstanbul’da kurduğu silah fabrikası gibi girişimlere sahip çıkmış olsaydı, bugün Türkiye savunma sanayiinde bambaşka bir yerde olurdu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 17 yılda Türkiye’nin savunma sanayiinde millîlik oranının yüzde 20’lerden yüzde 70’lere çıkarttıklarını, hedefin yüzde 100 yerli savunma sanayi olduğunu kaydederek, “Türkiye, 2002 yılında toplam bütçesi 5,5 milyar dolar olan sadece 62 savunma sanayi projesine sahipti. Bugün Türkiye, toplam bütçesi 60 milyar doları bulan ve yakında 75 milyar dolara ulaşacak olan 700 projeyle dünya çapında bir oyuncu hâline geldi” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ 2023 HEDEFLERİNE ULAŞTIRACAĞIZ”

HİSAR füze sistemini, SİPER uzun menzilli hava savunma sistemini, Anadolu çıkarma gemisini, ATAK ve GÖKBEY helikopterlerini, Bayraktar, Anka ve Akıncı insansız hava araçlarını sayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayi projelerinde en çok zorluğun motor da yaşandığını, bunu da yerli uçağın dâhil, her alanda ihtiyacı karşılayacak motor üretecek projeyi hayata geçirerek aşacaklarını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sakarya’daki tank palet fabrikasında yapılan işletme hakkı devri sözleşmesini diline dolayanların, burada yapılanların ne anlama geldiğinden habersiz olarak sürekli ortalığı karıştırma gayretinde olduklarını belirterek şu değerlendirmelerde bulundu: “Dikkat ederseniz, bu işin gece gündüz istismarını yapanlara sorun, satış nedir, işletme devri nedir, daha önce bu fabrika nasıl ve hangi şartlarda çalışıyordu, şimdi ne yapacak gibi soruların hiçbiriyle ilgilenmiyor. Çünkü öyle bir dertleri yok. Tıpkı Atatürk istismarı, tıpkı Cumhuriyet istismarı gibi, bu konuda da kendilerine bir istismar yolu bulmuşlar, gözleri kapalı bir şekilde oradan devam ediyorlar. Sakarya’daki bu tank palet fabrikasının satımı diye bir şey söz konusu değil. BMC fabrikasının yüzde 50’i Katar’ın ortaklığında yüzde 50’i Türk ortaklar olmak üzere kurulan bu  şirket şu anda Karasu’da kendi fabrikalarını yapıyorlar, ayrıca yapılacak. Ve burada da o fabrikanın yapımıyla birlikte buranın işletmesi alınmak suretiyle bu süreç devam ediyor. Dürüst olun, samimi olun, milleti aldatma yoluna gitmeyin. Biz netice, netice, netice diyoruz ama siz maalesef farklı yaklaşıyorsunuz. Hâlbuki şöyle bir etraflarına baksalar hakikatleri görecekler. Tabii, şayet göz kamaştırıcı ise hakikatle yüzleşmek bazılarının işine gelmiyor. Onlar, deve kuşu misali, kafalarına kuma gömüp her yeri karanlık sanıyor diye, Türkiye öyle olmuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyete sahip çıkmak ve Cumhuriyeti emanet edenlere layık olmak için her alanda gece gündüz çalıştıklarının altını çizerek Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırarak dünyanın en üst ligine çıkartmakta da kararlı oldukları vurgusunda bulundu.

“Atatürk’ü anlamak da anmak da böyle olur, lafla değil” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü bir kez daha saygıyla yâd ederek ve şehitleri rahmetle anarak konuşmasını tamamladı.

ENERJİ PETROL MEDYA CEO -MEHMET ALİ SETENCİOĞLU

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Duque ile bir araya geldi Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kolombiya Cumhurbaşkanı Duque ile bir araya geldi için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Ofisi’nde Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque ile görüştü. Görüşmede Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile Kolombiya Cumhurbaşkanı Ivan Duque Marquez’in eşi María Juliana Ruiz de yer aldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma törenine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma törenine katıldı için yorumlar kapalı 80786

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm acezeyi, yani tüm düşkünleri kucaklayan bu müessese, medeniyetimizin ve milletimizin insana bakışının en güzel örneklerinden biridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temel atma töreninde yaptığı konuşmada, “kimsesizlerin kimsesi” olması için bu güzide kurumu millete armağan eden Sultan Abdülhamid-i saniden bugüne Darülaceze’ye emeği geçen herkesi rahmet ve şükranla yâd etti.

İnanç, köken, ırk, cinsiyet, yaş dâhil hiçbir ayrım gözetmeden tüm düşkünleri kucaklayan bu müessesenin, medeniyetlerinin ve milletlerinin insana bakışının en güzel örneklerinden olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de ecdattan aldıkları ilhamla üstlendikleri her görevde çalışmalarını “İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” anlayışıyla ve “Yaratılanı severiz, Yaradan’dan ötürü” ilkesiyle yürüttüklerini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Darülaceze’nin 127 yılı bulan geçmişinde, 30 bini çocuk 100 bin insana şefkat yuvası olmasının benzer çalışmalarda kendilerine ilham verdiğini aktararak, gönüllüleri, çalışanları ve acezeleriyle büyük bir aile olan bu müessesenin yaşatılması ve geliştirilmesi için katkıda bulunan bakanlardan yanlarındaki çalışanlara kadar herkese teşekkür etti.

“BU PROJE, DARÜLACEZE’NİN KURULUŞ AMACINA VE TARİHİNE YAKIŞIR BİR ESER OLACAKTIR”

Bugün Darülaceze’nin hizmetlerini yeni bir boyuta taşıyacağına inandığı Sosyal Hizmet Şehri Projesi’nin temelini atmak üzere bir arada olduklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Burada bir duruma dokunmadan geçmeyeceğim. Bu işler bizim işimiz. Belediye başkanlığımda Kayışdağı’nda bir Darülacezenin temelini atmış, açılışını yapmıştık. Şu andaki malum iktidar, aynı şekilde bugün temelini atacağımız adımlarla süreci devam ettiriyor. Tabii bir şeyi sormam lazım. İstanbul’un şu anda Büyükşehir Belediye Başkanlığını üstlenmiş olan kişi veya kişilerin acaba bu alanlarda attıkları bir adım var mı? Ya bir şey yapın. Yani bir suyu akmayan musluğu açmakla ‘Biz hizmet ettik.’ diyemezsiniz. Milleti aldatmayın. Gelin bu tür eserleri yapın. Bu ülkenin darda kalmışına elinizi uzatın. Bu tür şeyleri yapın, biz de sizleri alkışlayalım. Ama yok.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yatay mimariyle inşa edilecek projenin, yatağa bağlı sakinler ve koruma altındaki çocuklardan oluşan 1000’e yakın insana hizmet vereceğini belirterek, “Rehabilitasyon ünitesinden cami, kilise ve havranın da yer aldığı ibadethanelerine kadar tüm birimleriyle bu proje Darülaceze’nin kuruluş amacına ve tarihine yakışır bir eser olacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin asırlardır yaşadığı nice saldırıları, sıkıntıları, kaosları, metanetle göğüsleme başarısının gerisinde, sahip olunan birlik, beraberlik ve dayanışma hasletinin gücü olduğunu söyledi.

Medeniyet ve kültür birikimi, aile yapısı, sosyal müesseseleri, bireysel inisiyatifleriyle tecessüm eden bu haslete sıkı sıkıya sahip çıkılması gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomik bakımdan güçlü, gelişmiş ülkelerin sosyal bakımdan en kırılgan ve geleceği tehdit altında nüfuslara sahip olmalarının sebebinin de aynı olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun örneğinin Türkiye’den başka hiçbir ülkede olmadığını belirterek, şöyle konuştu: “Bu sadece bizde var. Kurallar önemlidir. Maddi imkânlar önemlidir. Bireylere değer vermek önemlidir. Ama bunlar sadece günü kurtarır. Ailenin merkezinde olduğu güçlü bir sosyal yapı olmadan bunların hiçbiri geleceği kurtarmaya yetmez. Bizim önceliğimiz medeniyet mirasımıza, inanç ve kültür değerlerimize sarılarak dezavantajlı gruplar dediğimiz engellilerimizi, yaşlılarımızı, kimsesiz çocuklarımızı, garip gurebamızı sosyal yapımız içinde yaşatmaktır. Buna rağmen kimsesiz kalan yardıma veya desteğe muhtaç olan vatandaşlarımızı da kurduğumuz müesseseler ve oluşturduğumuz mekanizmalar vasıtasıyla insani hayat sürebilecekleri imkânlara kavuşturmaktır. İnşallah Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri, inanarak söylüyorum, dünyada bu işin tek örneği olacak bittiği anda. Hamdolsun bugün Türkiye dünyanın en iyi işleyen, en kuşatıcı sosyal destek sistemine sahip ülkelerinden biridir. Benzeri yok. Eğer şu dünyayı tanımışsam, biliyorsam ülkemiz gibi bir başka örnek dünyada yok.”

“YILDA 2 MİLYAR LİRA OLAN SOSYAL YARDIM BÜTÇESİNİ 100 MİLYAR LİRA SINIRINA GETİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hükûmete geldiğimizde yılda 2 milyar lira olan sosyal yardım bütçesini 100 milyar lira sınırına getirdik. Bu rakamın millî gelirimize oranı da yüzde 0,38’den, yüzde 1,36’ya yükseldi. Eskiden daha ziyade ayni olan yardımları hem insanımızın onurunu korumak hem ihtiyaç önceliklerini kendisine bırakmak için nakde döndürdük. Böylece ülkemizde günlük harcama düzeyi dünya standardı olan 5,5 doların altında kalan nüfus oranını yüzde 34’ten, yüzde 10 seviyesine gerilettik” bilgilerini verdi.

Altyapıyı güçlendirmek ve sosyal destekleri en etkin şekilde yürütmek için ayrı bir bakanlık kurduklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, nüfusun bir ülkenin en büyük gücü olduğu gerçeğinden hareketle anneleri ve çocukları koruyacak, destekleyecek, çalışmalara özellikle önem verdiklerinin altını çizdi.

İstihdam, sağlık ve eğitime kadar her alanda bu çerçevede pozitif ayrımcılık yaptıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Devlet korumasındaki çocukların bize Allah’ın ve milletin birer emaneti olduğu anlayışıyla bunları kendi ailelerinin yanında veya aile iklimine yakın şartlarda yetiştirecek bir modele geçtik. Engellilerimizi evde bakımıyla, rehabilitasyon merkezleriyle, özel bakımıyla, umut evleriyle, istihdamıyla her alanda hayatın içine katan bir yaklaşım sergiledik. Yaşlılarımızı 65 yaş maaşıyla, gündüz bakım hizmetleriyle, evde bakım hizmetleriyle, aileleri yanında desteklemeyi, huzurevleriyle sahipsiz bırakmamayı hedefleyen programlar uyguladık. Kadınlarımızı şiddetten, istihdama annelik hizmetlerinden siyasi temsile, kılık kıyafet özgürlüğünden eğitim seferberliğine kadar her alanda cumhuriyet tarihinin en ileri haklarına biz kavuşturduk. Şehit yakınları ve gazilerimizi de tarihimizin en büyük destekleriyle sahiplendik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin imkânlarını milletin her kesimine, özellikle de desteğe ihtiyaç duyan insanlara sunduklarını ifade ederek, şöyle devam etti: “Buradan bir kez daha altını çizerek ifade ediyorum ki asıl olan kadınlarımızdan çocuklarımıza, yaşlılarımızdan engellilerimize, tüm kesimlerin, aileleri bünyesinde sosyal yapı içinde sahiplenilmeleri ve yaşatılmalarıdır. Kendi evi, imkânı, vakti varken annesini, babasını, engelli aile üyesini, korunmaya muhtaç evladını kamuya veya özel sektöre ait bir kuruma yerleştirmek bizim aile kültürümüzle taban tabana zıttır. Huzurevlerinde kalan yaşlılarımızın önemli bir kısmının iyi eğitimli, iyi kariyerli, yüksek geliri olan çocuklara sahip olmaları düşündürücüdür. Büyükanne, büyükbaba, anne, baba ve torunların aynı evde oturmasalar bile aynı ortamda hayatlarını sürdürdükleri büyük ailelerin giderek azalıyor olması da üzüntü vericidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile yapısındaki dağılma ve aşınmanın, nesilden nesile aktarılan değerlerin geleceğinde de bir belirsizliğe yol açtığını söyledi.

Eğitimin önce ailede, hatta ana karnında başladığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, oradan başlayıp doğumla gelişen bir eğitim dünyası olduğunu, okulun tek başına bunu yapamayacağını, okulların ailede atılan temelin üzerine eğitim verdiğini anlattı.

“ÖNCELİKLERİMİZİN BAŞINA AİLENİN GÜÇLENDİRİLMESİNİ YERLEŞTİRDİK”

Ailede verilmesi gereken değerler eksik kaldığı zaman okulların, arzu edilen millî, manevi, ahlaki, insani, medeni hasletlere sahip çocukların yetiştirilmesi konusunda zorlandığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İşte bunun için önümüzdeki dönemde önceliklerimizin başına ailenin güçlendirilmesini, eğitimin içeriğinin buradaki eksikleri telafi edecek şekilde geliştirilmesini, kültürümüze sahiplenilmesini yerleştirdik. Gelişmiş ülkelerin, Batı’nın düştüğü hataya, inşallah biz düşmeyeceğiz. Batı tarzı bir güvenlik ve refah anlayışı uğruna aileden başlayarak tüm sosyal yapımızı, medeniyet ve kültür değerlerimizi, inancımızı feda edecek şekilde köklerimizle bağımızı koparmayacağız. Tam tersine maziden atiye kurduğumuz köprüden yürüyerek demokraside ve kalkınmada dünyanın en ileri ülkeleri arasındaki yerimizi alacağız. Medeniyet mirasımızdan taviz vermeden hedeflerimize ulaşacak yöntemlerle vizyonlarımızı genişletiyoruz.”

Bugün temelini attıkları bu perspektifin bu genişlemenin bir uygulaması olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için milletimizin karşısına Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100’üncü yıl dönümüne atfen 2023 hedeflerimizle İstanbul’un Fethi’nin 600’üncü yıl dönümüne atfen 2053 vizyonumuzla inşallah bu sene fetih şenliklerimizi Atatürk Havalimanı’nda yapacağız. İstanbul’a yakışır bir fetih şenliğini, Atatürk Havalimanı’nda hep birlikte yapacağız. Şöyle muhteşem bir fetih şenliği yapalım ki inşallah cennet mekân Fatih Sultan Mehmet Han’a layık olalım. Malazgirt’in 1000’inci yıl dönümüne atfen 2071 hayallerimiz var bizim. Bu hayallere de ona göre yürüyeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarihin en önemli sembolleriyle bu yola çıktıklarını, diğer alanlarda Darülaceze’ye sahip çıkacak projeleri de bu anlayışla hayata geçirmeyi sürdüreceklerini dile getirdi.

Temelini atmak üzere bir araya geldikleri Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’nin ülkeye, şehre ve sakinlerine hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peygamber efendimizin hadisinde buyurduğu gibi insanlara hayrı dokunan kişinin büyüklüğünü ortaya koyacağız. Bu müjdeye muhatap olmak için bu projeye destek veren, katkıda bulunan herkese yine şahsım, milletim adına teşekkür ediyorum. İnşallah bu örnek projenin açılışını da beraber yapacağız” ifadelerini kullandı.

İstanbul Müftüsü Safi Arpaguş’un duasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler tören için hazırlanan butonlara basarak ilk harcı temele döktü.