Cumhurbaşkanı Erdoğan, CNN TÜRK ve Kanal D özel yayınına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, CNN TÜRK ve Kanal D özel yayınına katıldı için yorumlar kapalı 88162

CNN TÜRK ve Kanal D ortak yayınına konuk olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Çalışma Ofisi’nde gerçekleştirilen canlı yayında Türkiye ve dünya gündemine dair gelişmeleri değerlendirdi.

“Cumhurbaşkanı ile Özel” yayınında Ahmet Hakan, Buket Aydın ve Başak Şengül’ün sorularını cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan; ABD-İran gerginliği ve Orta Doğu’daki gelişmeler, Libya ile imzalanan Doğu Akdeniz mutabakatı ve Libya’ya asker gönderme tezkeresi, Suriye’deki son durum ve kurulması planlanan güvenli bölge, ABD ile ilişkiler, Türkiye’nin otomobili, Kanal İstanbul projesi ve ekonomideki gelişmeler başta olmak üzere gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

“ABD-İRAN GERGİNLİĞİNİN AZALTILMASI İÇİN ÇOK CİDDİ GAYRET GÖSTERİYORUZ”

İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleymani’nin ABD saldırısında öldürülmesine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgede şu anda çok ciddi sıkıntılar yaşadığının altını çizdi.

Kasım Süleymani’nin öldürülmesinin ardından herkesin “Bu nereye gider?” sorusunu sorduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gerginliğin kontrol altında tutulması, azaltılması ve bunun yanında diplomasi usulüyle geride bırakılması için bugüne kadar biz Türkiye olarak çok ciddi gayretler gösterdik, hâlâ da gösteriyoruz. Bu konuyla ilgili olarak Batı ülkeleriyle yaptığımız görüşmeler var. İtidalli ve serin kanlı hareket edilmesi yönündeki telkinlerimizi her vesileyle dile getirdik ve buna da mecburuz. Çünkü işin bir yanında da biz varız” dedi.

Tüm gayretlere ve uluslararası girişimlere rağmen ABD-İran gerginliğinin arzu edilen çözüme kavuşturulmasının şu an için mümkün olamadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizin son dönemde özellikle Irak üzerinden tekrar tırmanmaya başladığını gördük. Yerin de Irak olarak seçilmiş olması manidar” ifadesini kullandı.

“BU GERİLİMİN KONTROL ALTINA ALINMASI LAZIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak’taki bazı Amerika hedeflerine yapılan saldırılarla başlayan gerginliğin, Kasım Süleymani’nin de öldürülmesiyle kritik bir aşamaya geldiğine dikkati çekerek Türkiye’nin bölgede her zaman dış müdahalelere karşı durduğunu, bu saldırıyı da bu bakış açısıyla değerlendirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kasım Süleymani’nin Bağdat’ta öldürülmesinin Irak başta olmak üzere, bölgemizin huzur ve istikrarı üzerinde açısından yarattığı yakın riskleri de kaygıyla takip ediyoruz. Çünkü bu iş burada bitmeyecek. Bunun muhakkak bir takip eden süreci de olacak. Nitekim burada Hamaney’in yapmış olduğu açıklamayı bir kenara atamayız. Kimse de atmamalı. Bunun yanında Trump’ın, ’50 küsur noktayı tespit ettik, herhangi bir şeyin olması hâlinde biz bu 50 küsur noktaya gerekli olarak her türlü vuruşu yaparız.’ açıklaması var. Tüm tarafların zarar göreceği bir noktaya gelmeden bu gerilimin kontrol altına alınması lazım. Orta Doğu çok yoruldu” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, SADECE BÖLGENİN İSTİKRAR ADASI DEĞİL, BÖLGEDEKİ İSTİKRARIN DA TEMİNATIDIR”

Başta İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani olmak üzere bazı ülke liderleriyle görüştüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İtidal, başka bir çözümümüz yok. Aynı şekilde Irak Cumhurbaşkanı ile yaptığım görüşme var. Yine aynı durum. Bunun yanında Batılı ülkelerle, örneğin Macron ile yaptığım görüşme var. Katar Devlet Başkanı Şeyh Temim ile yaptığım görüşme var. Aynı şekilde yanımdaki arkadaşlarımın  muhataplarıyla yaptıkları görüşmeler var. Dışişleri Bakanım Rus Dışişleri Bakanıyla görüşme yaptı. Sekizinde Sayın Putin buraya geliyor. Burada bütün bu konuları, bölgesel ve aynı zamanda Türk Akım ile ilgili konuları enine boyuna masaya yatıracağız” diye konuştu.

Kasım Süleymani’nin kendisini ispat etmiş, İran’ın dinî lideri Hamaney tarafından da kendisine istisnai bir değer verilmiş bir kişi olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böyle bir noktada ABD’nin onu seçmiş olması özellikle bölgede ne yazık ki gerginliklerin artmasına vesile olmuştur. Şu anda bir ülkenin, bir devletin en üst kademesindeki bir komutanını tabii ki öldürmek herhâlde karşılıksız bırakılmaz diye düşünüyorum. Bundan dolayı da buradaki seçicilik bana göre isabetli olmamıştır diye düşünüyorum Bu bölgedeki gerginliği maalesef artıran bir adım olmuştur” yorumunda bulundu.

ABD Başkanı Donald Trump ile son yaptığı görüşmeye değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir de enteresan yanı biz o akşam Trump ile bir görüşme yaptık, dört, beş saat sonra bu olay patlak verdi. Demek ki mesele planlanmıştı. Haberi alınca şok olduk. Ben özellikle kendisine (Trump) İran’la gerilimin tırmandırılmaması telkininde bulundum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sadece bölgenin istikrar adası değil, bölgedeki istikrarın da teminatı olduğuna vurgu yaparak şöyle devam etti: “Bu bilinçle davranıyoruz ve özellikle de sürekli diplomasiye dikkati çekiyoruz. Diplomasiyle buradaki süreci bizim çalıştırmamız lazım. Bu istikrar bozulduğu anda İran bundan zarar görür, Irak görür, Türkiye görür. Bu bölgede hepimiz bundan zarar görürüz. Zaten şu anda sen İran’a yaptırımlar uyguluyorsun. Uyguladığın bu yaptırımlar sebebiyle zaten böyle bir zarar söz konusu.”

“ÖDEMESİNİ YAPTIĞIMIZ F-35’LERİ ALAMIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda mesela bize yaptırım uygulamıyor diyebilir miyiz? İşte F-35’ler konusunda ‘Vermeyeceğim’ diyor. Burada Sayın Trump’ın direnmesi lazım. Var ama hâlâ 1 milyar 400 milyon dolar ödemesini yaptığımız F-35’lerimizi alamıyoruz. Yani bizim daha yapmamız gereken 1 milyar dolarlık bir ödeme var ama biz buna rağmen uçaklarımızı alamıyoruz. Peki, bunu uluslararası ilişkilerde veya ticarette nereye yerleştireceğiz? Bu doğru bir yaklaşım mı dürüst bir yaklaşım mı? Ama görüşmelerimizde de söylenen şey, ‘Biz Türkiye’yi seviyoruz. Bu düzelecek, bunların hepsi yoluna girer.’ Girer de bizim canımız çıktıktan sonra bu yoluna girse ne olur. Mesela bir S-400 olayı bahane edildi iş buralara getirildi. Bize Patriot verin, biz onu da alalım onu da alalım. Buna da olumlu bakılmıyor, buna da sıcak bakılmıyor. Böyle bir durum içerisinde biz şu anda bir denge politikası içerisinde Türkiye olarak süreci işletiyoruz” diye ekledi.

LİBYA İLE İMZALANAN MUTABAKAT

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Libya ile imzalanan mutabakata ilişkin soru üzerine de sürecin 2010 yılındaki Başbakanlığı dönemine dayandığını, bugün yapılan anlaşmanın daha geniş kapsamlısının adımlarının Kaddafi döneminde atıldığını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Libya sahili ile bizim sahil, bu sahiller birbirini görüyorsa siz burada kıta sahanlığı anlaşmasını yaparsınız. Uluslararası bir hak, deniz hukukuna uygun. En ufak bir sıkıntı burada söz konusu değil. Onun için de dikkat ederseniz çok fazla konuşamıyorlar” dedi.

Haritalar üzerinden Libya ile varılan anlaşmayı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her iki taraf yönetimi ve halklarının anlaşmadan memnun olduğunu, Türkiye’nin anlaşma yapılan yerlerde yanına uluslararası şirketleri alarak çalışma yapabileceğini vurguladı.

NATO Zirvesi’nde görüştüğü Yunanistan Başbakanı  Kiriakos Miçotakis ve heyetinin “Bu hukuka aykırıdır” iddiasında bulunduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer hukuka aykırıysa siz hukuka aykırı olmayan yollara başvurun. Oradan bu işi çözün” cevabını verdiğini söyledi.

Türkiye’nin Libya’nın meşru hükûmetiyle çalıştığını ve varılan anlaşmadan geri atmalarının mümkün olmadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, hem diplomasiyi öne çıkaracaklarını hem de iş birliğini teşvik edeceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimsenin ne bizim ne de özellikle Libyalı kardeşlerimizin haklarına gasp edilmesine ve tek taraflı adımlar atmasına da Türkiye olarak izin vermeyeceğiz. Bu konuda kararlılığımız var” dedi.

“TSK UNSURLARININ LİBYA’DAKİ OLASI MEVCUDİYETİNİN AMACI SAVAŞMAK DEĞİLDİR”

Libya’ya asker gönderilmesine ilişkin tezkereye destek verdiği için MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ana muhalefet partisi Türk askerine lejyoner diyecek kadar alçalıyor. Bizim askerimiz bir defa oraya bir lejyoner sıfatıyla gitmiyor” ifadesini kullandı.

“Bütün güvenlik kurumlarımız arasında eğitim ve öğretim programlarının düzenlenmesi noktasında teknik bilgi ve tecrübe paylaşımı noktasında bizim askerimizin oradaki görevi koordinasyondur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, orada oluşturulacak harekât merkezinde bir korgeneral bulunacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda zaten peyderpey gidiyorlar. Şu anda yoğunlaşma. Şu anda muharip güç olarak bizim orada farklı ekiplerimiz olacak. Bunlar bizim askerimizin içinden değil. Bu farklı ekiplerle o muharip güçler orada çalışacak. Ama işin koordinasyonunu bizim üst düzey askerlerimiz. Bunun içinde korgeneralimiz olmak üzere ve bunun yanında korgeneralimizle birlikte özellikle oradaki emir komuta zincirini elinde tutan gayet iyi yetişmiş ekiplerimiz olacak. Onlarla beraber bu süreci işletmiş olacağız” açıklamasında bulundu.

Anlaşmanın; meşru hükûmetin ayakta kalmasına ve oradan zaferle çıkmasına, kendi topraklarına ve varlıklarına sahip olmasına destek sağlayacağına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TSK unsurlarının Libya’daki olası mevcudiyetinin amacı, savaşmak veya savaştırmak değil. Bir taraftan da meşru hükûmete destek sağlayarak bölgeyi istikrarsızlığa sürükleyecek insani trajedilere yol açacak gelişmeleri önlemektir. Hatta bir an önce de anayasayı hazırlamaktır” sözlerine yer verdi.

“SUUDİ ARABİSTAN LİBYA İLE İLGİLİ OLARAK ÇIKARTTIĞIMIZ TEZKEREDEN ÇOK RAHATSIZ”

Rusya’nın Libya’da darbeci hükûmetin çağrısı üzerine “Wagner” tabir edilen 2 bin 500 silahlı unsur bulundurduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte asıl lejyoner onlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 8 Ocak’taki Türkiye ziyaretinde konunun gündeme gelip gelmeyeceği sorusu üzerine de şunları söyledi: “Bunların hepsini konuşacağız. Wagner’in orada olmasından tutun, burada Mısır, Abu Dabi yönetimi, Suud… Çok ilginç bir şey; Suudi Arabistan bizim Libya ile ilgili olarak çıkarttığımız tezkereden çok rahatsız. Niye rahatsız oluyorsun? Sen kalkıyorsun hem darbeciyi destekliyorsun, darbeciyi desteklemene rağmen kimseden sana çıt yok… Türkiye’de şu anda 4 milyona yakın senin dindaşların, soydaşların var ve bunların çoğu Arap. Bunlar bizim topraklarımıza geliyor, bunlara yönelik en ufak bir destek de yok. Bunların hepsi Arap, orada da sesin çıkmıyor ama Türkiye’nin Libya’daki meşru yönetimin davetine icabet etmesi seni rahatsız ediyor. Kusura bakma. Biz burada Suudi Arabistan’ın bizi kınamasından rahatsız olmayız. Tam aksine biz onu kınıyoruz. Kınamasını da asla kale almıyoruz.”

ABD VE RUSYA İLE YAPILAN MUTABAKAT

İdlib’de veya Suriye’de Rusya ile olan mutabakat ve gayretlerinin çok daha farklı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile yapılan mutabakata İdlib’de sivil ölümüne izin vermeyeceklerini vurguladıklarını ancak Suriye rejiminin sivil katliamına devam ettiğini kaydetti.

Türkiye’nin bölgedeki 12 gözetleme kulesinin başarılı şekilde göreve devam ettiğini, Pazartesi’de bir heyetin Moskova’ya gönderildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Sayın Putin’le biz tabii bunu konuşacağız, bunu görüşeceğiz. Temennim odur ki Sayın Putin’le yaptığımız bu görüşmede biz bu ateşkesi sağlayalım, artık burada bombalar sivillerin üzerine inmesin” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Barış Pınarı Harekâtı’nın devam ettiğine işaret ederek ABD ve Rusya’nın yapılan mutabakatlara uymadığını, verdikleri sözleri tutup, bölgeyi terör örgütlerinden temizlemediğini yineledi.

“ŞUBAT AYI İÇERİSİNDE DÖRTLÜ ZİRVE’Yİ İSTANBUL’DA YAPACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Almanya Başbakanı Angela Merkel ile bir görüşme gerçekleştireceğini, büyük ihtimalle Irak ve İran konularını ele alacaklarını açıklayarak, şöyle devam etti: “Ama o önemli bir konu olarak da Berlin sürecini önümüze getirecek ve Berlin süreciyle de Libya’yı masaya yatıracağız. Çünkü liderler seviyesinde Berlin sürecini devam ettirmek istiyor. Tabii biz de Sayın Merkel’e şunu söyledik: Yani eğer hakikaten Sayın Putin falan geleceklerse ben de gelirim ama Sayın Putin gelmeyecekse o zaman bizim kendi özel temsilcilerimiz bugüne kadar nasıl geldiyse gene onlar gelsin. Yarın konuşacağız, duruma göre bakacağız. Libya tabii ama ortada daha bu Irak, İran olayı yoktu. Şimdi tabii o da var dolayısıyla bu da şimdi gündeme oturacak. Fakat bütün bunlarla beraber tabii bizim biliyorsunuz Dörtlü Zirvemiz vardı. Bu zirveye de o zaman Putin de katılmıştı. Şimdi katılacağını zannetmiyorum ama şimdi yeni bir aktör Boris Johnson (İngiltere Başbakanı). Londra’da konuştuktan sonra orada böyle bir mutabakat ortaya çıktı. ‘Tamam, o zaman İstanbul’da biz Dörtlü Zirve’yi yapalım.’ dediler. Şimdi Şubat ayı içerisinde Dörtlü Zirve’yi İstanbul’da yapacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ana kadar yapılan harekâtlar neticesinde 8 bin 200 kilometrekare alandan fazlasının terörden arındırıldığını vurgulayarak ABD ve Rusya’nın sözlerinde durmaları hâlinde Resulayn’dan Irak sınırına kadar olan bölgenin temizlenmiş olacağını ifade etti.

“TÜRKİYE’Yİ HEDEF TAHTASINA OTURTAN BEYHUDE YAPTIRIM YASALARINI REDDEDİYORUZ”

Bölgeden çıkan kalitesiz petrolden terör örgütü PKK’nın yan kuruluşları PYD/YPG’nin istifade ettiğini, rejime sattığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Benim de Sayın Putin’e söylediğim şey şu: Gelin Kamışlı petrolünden verin bize desteği, buranın petrolünü biz kaliteli hâle getirelim ve burayı biz güvenli bölgede yapacağımız konutlarda kullanalım. Rafine edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine “ABD ile ilişkilerde zor bir dönemden geçtiğimizi inkâr edemeyiz” ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Trump ile bölgesel ve küresel meseleleri sık sık görüştüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aradığımız zaman ulaşmak benim için artık zor değil. Malumunuz Sayın Trump aleyhinde Kongre’de bir azil süreci yürütülüyor ve bu noktada Kongre üyeleri ülkemizle Amerika arasındaki bazı meseleleri suiistimal etmek suretiyle Sayın Trump’a da zarar vermek istiyorlar. Bu çerçevede Türkiye’yi hedef tahtasına oturtan beyhude yaptırım yasalarını tabii ki biz de reddediyoruz” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Kongresi’nde Türkiye aleyhine yaptırım girişimleri sürerse Türkiye’nin de gerekli cevabı vereceğini dile getirerek ABD’nin köklü müttefiklik ilişkilerine yakışır şekilde tavır ortaya koymasını beklediklerini ve umutlu olduğunu söyledi.

TÜRKİYE’NİN OTOMOBİLİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli otomobili nasıl değerlendirdiği sorusuna da “İlk arkadaşlar bu tasarımını getirdikleri zaman hakikaten bu tasarım bana ayrı bir heyecan vermişti” cevabını verdi.

Yerli otomobilin beş ayrı tasarımı olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda üç tasarımın ortaya çıktığını, otomobilin lacivert renginin çok şık olduğunu belirtti. Otomobilin fabrika yerinin teslim noktasında bulunduğunu, fabrikanın yeri bakımından ihracata yönelik bir konumda olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, otomobilin fiyatına ilişkin de, “Halkımızın inanıyorum ki cebini de rahatlıkla inşallah sıkıntıya sokmadan alabileceği otomobil noktasında olacak diye düşünüyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli otomobilin logosunun da lale olduğunu dile getirdi.

KANAL İSTANBUL PROJESİ

Kanal İstanbul’a ilişkin sorular üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, projelendirme çalışmalarının tamamlandığını, gönlündekinin yap-işlet-devret modeli ile projenin yapılması olduğunu ve daha önce yapılan Marmaray, Avrasya Tüneli ve Osmangazi Köprüsü gibi bu projenin de ihalesinin açıklanacağının altını çizdi.

Projeyi yapacak, yüklenecek firma bulunmaması hâlinde, millî bütçeden projenin yapılacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, engellemelere rağmen birçok şeyi yapmaya devam ettiklerini, bir ay içerisinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde bulunan kütüphanenin de açılışını yapacaklarını, İstanbul’da da Rami Kışlası’nın olduğu yere kütüphane yapılacağını, Atatürk Kültür Merkezi inşasının hızla devam ettiğini, sözlerine ekledi.

İstanbul Boğazı’nda yaşanan sıkıntıların bir daha yaşanmaması için Kanal İstanbul’u hayata geçirmek istediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Ne için bizim boğazımızdan devasa 200 bin tonluk petrol gemileri geçsin? Efendim işle Montrö ile bu iş bağlantılıymış engelleyemezmişsiniz. Bakın arkadaşlarım bu konulara pek cesaret etmiyorlar ama ben cesaret ederek söylüyorum. Benim Asya ve Avrupa yakamı tehdit eden bir konuda biz gereği neyse, bunun gereğini yaparız. Çünkü biz Romen tankeriyle bir facia yaşadık. 7,5 ay o tanker orada yandı. Eğer biz bunlara engel olmazsak yarın daha büyük bir facianın bizim karşımıza gelmeyeceğini bize kim garanti edebilir. Burada bütün tedbirler alındığı için, Kanal İstanbul’da böyle bir sıkıntı söz konusu olmayacağı gibi Asya ve Avrupa Yakası’nda burada âdeta biz yeniden bir İstanbul’u, bir çevrecilik ve şehircilik projesi olarak inşa edeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Boğazında yaşanan büyük gemi kazalarını anımsatarak, “Yeni inşa edeceğimiz yerde ise tedbirlerimizi biz bütün olumsuzluklara karşı alıyoruz. Derinlik yatay V şeklindedir. Bunun eni, uzunluğu… Mesela 45 kilometre uzunluğu var. Aynı şekilde 25 metre derinliği var” bilgisini paylaştı.

“KANAL İSTANBUL PROJESİYLE, BOĞAZ’DAKİ TARİHÎ DOKUNUN KORUNMASI VE GÜVENLİĞİ SAĞLANACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul’un seyir emniyetini ve Boğaz’daki trafik yükünün azaltılmasını sağlayacağını ifade ederek Boğaz’dan sadece hafif kuru yük gemilerin geçeceğini böylece Boğaz’daki tarihî dokunun korunması ve güvenliğinin sağlanacağını, can ve mal güvenliğinin sağlanmış olacağını kaydetti.

Kanal İstanbul’la ilgili Montrö Boğazlar Sözleşmesine ilişkin endişelerin dile getirilmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bence ona hiç kafayı takmayın. Montrö sadece Boğaz’ı bağlar. Burası Montrö içinde olan bir şey değil. Montrö’nün tamamen dışında olan bir şey” değerlendirmesinde bulundu.

“Savaş gemileri Montrö kapsamında boğazlardan o sınırlamalar çerçevesinde geçemeye devam mı edecek?” sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onlara da bir çözüm buluruz. Gerekirse buradan da geçebilirler” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul projesiyle ilgili çalışmaları Başbakanlığı döneminde bilim adamlarıyla yaptığını, 40’a yakın bilim adamıyla o dönem çalışmaları yürüttüğünü, Boğaziçi, İTÜ, ODTÜ ve Gazi üniversitelerinin de aralarında bulunduğu yedi üniversitenin yürüttüğü çalışmaları Ulaştırma ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığına verildiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan,  deprem analizi, bitki ve hayvan habitatı ve arkeoloji değerlendirmelerinin de yapıldığının altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul için 97 noktada çevresel ölçüm, 15 noktada gürültü ve titreşim ölçümü ile karada, denizde ve gölde bin 700 metre sondaj yapıldığını aktardı.

“2020’DE ENFLASYON DA FAİZ DE TEK HANELİ RAKAMA GELECEK”

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerinin sorulması üzerine de Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hatırlıyor musunuz? 2008 ekonomik krizi olduğu zaman ben bir çıkış yapmıştım. Demiştim ki: Bu kriz bizi teğet geçer. Şu anda parti kurma çalışması yapan bazı arkadaşlar var ya onlar da o zaman benim yanımda olanlar bana karşı çıkmışlardı. ‘Yok şöyledir, yok böyledir.’ Niye? Çünkü talimatı IMF’den alıyorlardı. İnandığımı ben de kararlı bir şekilde sürdürdüm. Böyle bir noktadaydılar. Zaten onlar faizciydi. Ben faizlerin devamlı düşürülmesini istiyordum. Niye? Ortada bir gerçek var. Yüzde 63 politika faiziyle Türkiye’yi devraldık. Yüzde 63’ten aldık ve faizi 4,6’ya kadar indirdik, bunu indirdiğimiz zaman enflasyon da 6,5-7’ye falan gelmişti. Çünkü benim alanım da ekonomi. İnancım şu; sebep netice ilişkisi. Faiz sebeptir, enflasyon neticedir ve doğru orantılıdır. Faizi düşürdükçe, enflasyon da düşer. Ters orantılı değildir. Benim tezim hâlâ budur. Olay öyle domates, patates meselesi falan değil. Bunların hepsi hikâye. Onlar yan meseleler.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılı içerisinde faizi düşürdüklerini, enflasyonun da düşüşe geçtiğini ifade ederek, “2020’de tek haneli rakama faiz de enflasyon da gelecek. Bu neyi getirecek? Bu bir yatırımı getirecek. Ciddi manada yatırımlar artacak” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’de yüzde 58 olan tüketici kredi faizlerinin 2019’da yüzde 16’ya kadar düştüğünü, 2020’de ise artık tek haneli rakama ineceğini söyledi.

Türk finans sektörünün öncü kurumlarının, bir kredi derecelendirme şirketinin yüzde 85,05 hissesini satın aldığının hatırlatılması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun da yerli ve millî olmanın adımlarından bir tanesi olduğunu, yerel şirketlerin kredi derecelendirilmesi konusunda bundan sonra daha aktif görev alacaklarını ve kredi notu sayesinde kaynakların daha verimli şirketlere giderek ekonomide sağlıklı büyümenin sağlanacağını anlattı.

“VATANDAŞA DAHA İYİ BİR HİZMETİN GÖTÜRÜLMESİ İÇİN NE GEREKİRSE YAPMAK DURUMUNDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP’li belediye başkanlarıyla bir araya gelecek misiniz?” sorusuna da “Hiçbir mani yok. Vakit, saat geldiği anda tekrar bu arkadaşlarımızla, sadece CHP’li değil tüm büyükşehir belediye başkanlarıyla bir araya geliriz. Çünkü bu iş hizmet ve gönül siyasetidir. Bunu yapmamız lazım. Çünkü bu hizmetler ülkemiz, milletimiz, halkımız için. Vatandaşıma daha iyi bir hizmetin götürülmesi için ne gerekirse bunu yapmak durumundayız” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörle arasına mesafe koyan, şiddet ve provokasyondan uzak duran herkesle oturup, konuşabileceğini, istişare edebileceğini vurguladı.

Previous ArticleNext Article

ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. için yorumlar kapalı 23441

Ankara’nın en eski alışveriş mekanlarından ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Uluslararası Ahi Evren yılı ve Ahilik haftası dolayısıyla bir belgesele konu oldu.

Belgeselde, ÇIKRIKÇILAR yokuşu esnafı Ahilik geleneğinden örnekler vererek tarihi mekanın Türk Kültürü içindeki önemini anlattılar.

Belgeselin gösteriminden önce konuşmacılar Ahiliğin ritüellerinin ticaret hayatındaki yerini vurguladılar.

Belgesel, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Ticaret Odası’nın ortaklaşa çalışmasıyla hayata geçirildi. Belgeselin ilk gösterimine Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran Eski bakanlardan İmren AYKUT ve Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent YAHNİCİ, çok sayıda Ankara’lı ve davetli katıldı.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel BARAN, konuşmasında amaçlarının sadece ticaret yapmak olmadığını, kültürel görevlerini yerine getirmek olduğunu da kaydetti. Gürsel Baran, daha sonra şunları söyledi; Eskiden işe girdiğimizde büyüklerimiz bize Ahiliğin öğüdünü verirdi. Derlerdi ki; elini, sofranı, kapını açık tut. Dilini, belini, gözünü bağlı tut. Ve Ahi Evran’ın temel prensipleri vardı. O temel prensiplerden de birkaç tanesini söyleyeyim; İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında kin, haset ve gıybetten kaçınmak, ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve iffetli olmak, cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak, alçak gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, gelmeyene gitmek, dost ve akrabaları ziyaret etmek, gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, maiyetindekileri ve hizmetindekileri korumak, aza kanaat edip çoğa şükretmek, feragat ve fedakarlığı daima kendi nefsinden yapmak. Bunların hepsi Ahiliğin belki de unutmaya yüz tutan değerleri. Ahilik sadece ticarette birtakım prensipleri ortaya koymadı. Aile nedir? büyük nedir? küçük nedir? ata nedir? dede nedir? saygı, sevgi nedir? Bunların tamamını Ahilik geleneğinden aldık biz. Ahilikten sadece ticaret öğrenmedik. Ahilik ticaretin kurallarını koydu ama bize değerler öğretti. Biz bu değerlerin yaşatılmasını istiyoruz.

Neden Çıkrıkçılar Yokuşu dedik? O günün şartlarında Ankara’nın Anafartalar’ı vardı, Çıkrıkçılar Yokuşu vardı, Samanpazarı, Hamamönü ve Bentderesi vardı.
Bunlardan bir tanesini seçecektik ve Çıkrıkçılar Yokuşu dedik.
Çıkrıkçılar Yokuşu hepinizin de bildiği gibi Ankara’nın ticaretinin önemli bir ayağının geçtiği yerdir. Ankara’nın ticareti orda dönerdi.

Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent Yahnici de ÇIKRIKÇILAR Yokuşu esnafının Ahilik geleneğinin ritüelleriyle dükkan açmasının Türk kültürü içindeki değerini belirtti.

Konuşmalardan sonra Belgeselde emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı. Plaket töreninin hemen akabinde esnaf türkülerinin seslendirildiği bir konser verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan TİM Genel Kurulu’nda Konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan TİM Genel Kurulu’nda Konuştu için yorumlar kapalı 87010

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 28. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak için sürekli yatırımı ve üretimi artırarak, teknolojiyi ve kaliteyi yükselterek, yelpazeyi genişleterek yoluna devam eden Türkiye’nin en önemli kozu ihracat gücüdür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Wyndham Grand Levent Oteli’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi 28. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’ne katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına, ödülleri kazanan sektör birincilerini ve en yüksek ihracat yapan firmalar ile temsilcilerini tebrik ederek başladı.

“Yol, mücadele, dava ve kader arkadaşlarım olarak gördüğüm ihracatçılarımızın daima yanında oldum, olmayı sürdüreceğim” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kader arkadaşlığının en somut örneğini tüm dünyayı kasıp kavuran salgın döneminde hep birlikte yaşadıklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatçıların bu sıkıntılı dönemde nasıl alın teri döktüklerinin, her türlü riski alarak ülkeden ülkeye nasıl koşturduklarının, ortaya koydukları gayretin yakın şahidi olduğunu dile getirerek, “Kendisi de ticaretten gelen birisi olarak bu işlerin öyle oturduğu yerden ahkâm kesmekle gerçekleşmeyeceğini, azim, gayret, kabiliyet, özveri, kararlılık gerektirdiğini çok iyi biliyorum. Biraz sonra bir çırpıda ifade edeceğimiz rakamların her kuruşunun, her sentinin nasıl kazanıldığının, bunun için hangi mücadelelerin verildiğinin, hangi emeklerin sarf edildiğinin takdirini ancak bunun derdiyle dertlenen yapabilir” diye konuştu.

“İHRACAT BAŞARIMIZ ÜLKEMİZ EKONOMİSİNİN YÜKSELEN GÜCÜNÜN SEMBOLÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hep birlikte ülkenin ekonomisinin güçlenmesiyle diğer alanlarda hangi imkânlarla hangi hareket alanlarına kavuştuğunun gayet iyi farkında olduklarına işaret ederek, şunları kaydetti: “Bunun için de yaptığınız işi sadece para kazanmak olarak görmüyorum. Günümüzde artık ticaret sadece mal alıp, satmaktan ibaret bir hadise olmanın ötesinde misyonlara sahiptir. İhracatçılarımız gittikleri ülkelerde ticaretimizle beraber kültürel ve sosyal ilişkilerimizin de en önemli temsilcileridir. Sizler bu ülkenin ihracatçı sıfatı taşıyan uç beylerisiniz, elçilerisiniz, yeri geldiğinde serdengeçtilerisiniz. Rabbim hepinizden razı olsun.

Ülkemizdeki 27 sektörü, 61 ihracatçı birliğini ve 95 bini aşkın ihracatçıyı çatısı altında toplayan Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin amacı dış ticaret fazlası veren Türkiye hedefine ulaşmaktır. Türkiye İhracatçılar Meclisi bünyesinde somutlaşan ihracat başarımız ülkemiz ekonomisinin yükselen gücünün, artan itibarının, genişleyen etki alanının da sembolüdür. Nitekim sizlerin 5G diye ifade ettiği güçlü alt yapı, güçlü insan kaynağı, güçlü ihracat, güçlü ekonomi, güçlü Türkiye başlıkları bizim 2023 hedeflerimizin de özeti mahiyetindedir. Hatta biz biraz daha kısaltarak bu hedefleri ve daha fazlasını ‘Büyük ve Güçlü Türkiye’ başlığı altında topluyoruz.”

“İHRACATTAKİ BAŞARILARIMIZ MİLLÎ MOTİVASYON KAYNAĞIMIZ HÂLİNE GELDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İhracattaki başarılarımız artık millî motivasyon kaynağımız hâline geldi. Ülkemizin küresel fırsatları değerlendirme, tehditlere meydan okuma, hedeflerine bağlılığı, özellikle bu konudaki en önemli göstergelerden biri de ihracatımızdır” şeklinde konuştu.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde temsil edilen iş dünyasının son 12 ayın 10’unu rekorlar kıran bir başarıyla kapatarak bu güvenin ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Artık Türkiye dünya ihracatında yüzde 1 pay seviyesine ulaşarak kritik eşiği yakaladı. Küresel İnovasyon Endeksi’nde sürekli yukarı çıkması bu başarının tesadüf değil, samimi ve yoğun bir gayretin eseri olduğunu açıkça gösteriyor. Gençlerimizin girişimciliğe yönelmelerinde dünyaya bu gözle bakarak vizyonlarını genişletmelerinde, donanımlarını güçlendirmelerinde, cesaretlerini artırmalarında ihracatçılarımızın büyük katkısı var. Dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmak için sürekli yatırımı ve üretimi artırarak, teknoloji ve kaliteyi yükselterek, yelpazeyi genişleterek yoluna devam eden Türkiye’nin en önemli kozu ihracat gücüdür. İşte bunun için ihracatçı sayımızı önce 150 bine, ardından 300 bine yükseltmeyi hedefliyoruz. Ancak bu şekilde son 20 yılda aylık ortalama yaklaşık 3 milyar dolardan 20 milyar dolara çıkardığımız ihracatımızı ve ihracatçı sayımızı yeniden aynı oranlarda artırabiliriz. İhracatımız içindeki yüksek teknolojili ürünlerin payının, 1 milyar dolar ve üzeri ihracat yapan firma sayısının, firma başına düşen istihdam rakamının, her geçen yıl artması doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor.”

“KİMSE BİZİ HEDEFLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEKTEN ALIKOYAMAZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl ilk bin ihracatçı firma arasına 50 farklı ilden temsilcinin girmesinin artık ihracatın ülke geneline köklü ve kalıcı bir şekilde yayıldığının işareti olduğunu kaydetti. Bu tabloların şekillenmesinde ve bugünkü seviyeye ulaşmasında TİM’in büyük katkıları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin kalkınması, milletin refahı için çalışan iş insanları ürettikçe, ihraç ettikçe, istihdam sağladıkça hep birlikte gelecekte çok daha güvenle bakabilecek bir yere doğru gidildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hiç kimsenin bu güzel muhabbet iklimini bozmasına, bu yükselişi durdurmasına, bizi hedeflerimizden uzaklaştırmasına izin vermedik, vermeyeceğiz. Bölgemizde yaşanan siyasi, ekonomik, sosyal krizleri, güvenlik sorunlarını sınırlarımızdan içeriye taşımaya çalışanlara müsaade etmedik, etmeyeceğiz. Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmamızı, 2053 ve 2071 vizyonlarını geleceğimizin pusulası hâline dönüştürmemizi engellemek isteyenleri hep hüsrana uğrattık, uğratmayı sürdüreceğiz. Milletimizle ve iş dünyasıyla birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi muhafaza ettiğimiz sürece Allah’ın izniyle kimse bizi hedeflerimizi gerçekleştirmekten alıkoyamaz.”

“İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANI YÜZDE 85 SEVİYESİNE ÇIKTI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl ihracatta salgın şartlarına rağmen çok iyi bir performans yakalandığını belirterek, şöyle konuştu: “Hamdolsun bu yıl çok daha iyi bir seviyedeyiz. Aylık, altı aylık ve 12 aylık bazda Cumhuriyet tarihinin en yüksek ihracat rakamlarına bu yıl ulaştık. Mesela 12 aylık ihracatımız ilk defa 200 milyar dolar eşiğini aşarak 17 Eylül itibarıyla 211 milyar dolarla rekor kırdı. Ağustos ayında geçen yılın aynı ayına göre yüzde 52’lik bir artışı ifade eden 19 milyar dolarla bu ayın tüm zamanlardaki rekorunu elde ettik. Eylül ayında da 20 milyar doları bulacağımızı ümit ediyoruz. Daha önemlisi ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 85 seviyesine çıkmış olmasıdır. Geçmişte yüzde 55’ler düzeyine kadar inen bu oranın geldiği seviye Türk ekonomisinin ve ihracatının ne kadar sağlıklı yol aldığının işaretidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikinci çeyrekte yüzde 21,7 gibi rekor bir büyüme kaydeden Türkiye ekonomisinin bu başarısına mal ve hizmet ihracatının katkısının 10,8 puan olduğunu dile getirerek, net ihracatın büyümeye katkısının da 6,9 puan olarak gerçekleştiğini vurguladı.

Bu oranın son 23 yıldır açıklanan büyüme rakamlarına, en yüksek ihracat katkısı olarak kayıtlara geçtiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada Türkiye’nin ihracattaki bu yükselişiyle karşılaştırılacak pek az örnek olduğunu kaydetti.

İhracatçıların yazdığı bu başarı hikâyesini daha da ileri taşıdıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakın coğrafyalarda yoğunlaşan ihracat ağını çok daha uzak coğrafyalara doğru genişlettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar ihracatın üçte ikisini menzili 2 bin kilometre olan ülkeler oluşturduğunu belirterek, “Artık 8 bin kilometre menzili hedef olan uzak ülkeler stratejisini hayata geçiriyoruz. Amacımız uzak coğrafyalardaki ülkelerin ithalatlarında ülkemizin payını dört kat artırmaktır. Bu doğrultuda 84,5 trilyon dolar büyüklüğüyle dünya ekonomisinin yüzde 64’ünü oluşturan 17 ülkeye ihracatımızı 81,5 milyar dolara çıkarmak için hazırladığımız eylem planını önümüzdeki günlerde açıklıyoruz” ifadelerini kullandı.

“İHRACATI GELİŞTİRME FONU İLE İHRACATÇILARIMIZA SAĞLADIĞIMIZ DİĞER DESTEKLERE İLAVE BİR FİNANSMAN KAYNAĞI OLUŞTURUYORUZ”

İhracatçılarla yeni kıtalara ve yeni fırsatlara doğru ilerleyecek bir döneme girildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni fırsatlar ve yeni atılımların beraberinde yeni ihtiyaçları da getirdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedeflere ulaşabilmek için bu yeni ihtiyaçları karşılayacak yeni imkânlar geliştirilmesi gerektiğini dile getirerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün burada artan ihracatımızın hızına uygun finansmanı sağlayacak yeni bir mekanizma kurmakta olduğumuzun müjdesini sizlerle paylaşmak istiyorum. Kuracağımız İhracatı Geliştirme Fonu ile ihracatçılarımıza sağladığımız diğer desteklere ilave olarak sadece sizlerin erişimine açık bir finansman kaynağı oluşturuyoruz. Türkiye İhracatçılar Meclisi ve ihracatçı birliklerimizin katkılarıyla oluşacak bu fon sayesinde ihracatçılarımızın finansmana erişiminde teminat sorunu ortadan kalkacaktır. İhracatı Geliştirme Fonu’nun şimdiden ülkemize ve sizlere hayırlı olmasını diliyorum. Ayrıca EximBank’ı, sermayesini de arttırarak yeniden yapılandırıyor daha işlevsel, daha güçlü hâle getiriyoruz. Böylece nitelikli insan kaynağını arttırmak, rekabetçi ve verimli teknolojik bir altyapı oluşturmak suretiyle ihracatçılarımızın teknik bilgi birikiminin güçlenmesini sağlayacağız. Bu şekilde başlayacak dönüşüm, ihracatçılarımızın hizmet standartlarını ve iş yapma deneyimlerini olumlu yönde geliştirirken, bürokrasiyi azaltacak ve kaynakların verimli kullanımını temin edecektir.”

“İSTANBUL’U FUAR MERKEZİ HÂLİNE GETİREREK, KÜRESEL TİCARETİN KALBİ KONUMUNA ÇIKARMAKTA KARARLIYIZ”

Bugün paylaşacağı bir başka müjdenin de İstanbul’u, ülkenin kapasitesine uygun bir fuar merkezine kavuşturmak için atacakları adım olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yönetiminde ihracatçıların tek çatı kuruluşu Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin de yer alacağı bu fuar merkezini en kısa sürede ülkeye kazandıracaklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Asya, Avrupa ve Afrika’nın buluşma noktası İstanbul’u fuar merkezi hâline getirerek, küresel ticaretin kalbi konumuna çıkarmanın kendileri için bir kararlılık olduğunu belirtti.

Türkiye’nin yaklaşık iki asrı bulan demokrasi ve kalkınma arayışlarında tarihinin en zirve noktasında bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sanayi Devrimi’ni kaçıran, bilgi ve teknoloji devriminde yeteri kadar hızlı davranamayan bir ülke olarak küresel, siyasi ve ekonomik sistemin yeniden yapılanma sancılarını yaşadığı şu dönemi en iyi şekilde değerlendireceklerini vurguladı.

Geçen 19 yılda kurdukları güçlü demokrasi ve kalkınma altyapısı sayesinde, büyük ve güçlü Türkiye hedefi doğrultusunda kararlı adımlarla ilerleyebildiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstikrar ve güven iklimini, vesayetin oyunlarına, terör örgütlerinin saldırılarına, darbe girişimlerine, nice iç ve dış tuzağa rağmen koruyarak bugünlere geldik” dedi.

“Salı günü Amerika’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda da ifade edeceğim gibi önümüzdeki dönemde yeni küresel sistemde hak ettiğimiz yeri almak için üzerimize ne düşüyorsa yapmakta kararlıyız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi, bize bu konuda ihtiyacımız olan yönetim kapasitesini sağlamıştır. İş dünyamızın da küresel ekonominin yeni taleplerine ve yönelimlerine hızla cevap verebilecek kabiliyete sahip olduğuna ben yürekten inanıyorum. İhracatçılarımız bu yeni dönemin de lokomotifleri olacaktır. Türkiye’yi nasıl 2023 hedeflerine beraberce ulaştıracaksak, 2053 ve 2071 vizyonlarının da ana taşıyıcılarından birinin sizler olacağından hiç şüphe duymuyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İhracatın Şampiyonları Ödülü’ne layık görülen firmaları ve iş insanlarını tebrik ederek, bundan sonraki süreçte de başarılarının devamını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, ressam İsmail Acar tarafından resmedilen tabloyla “Türkiye’nin ilk bin ihracatçısı” kitabı takdim edildi. Türkiye’nin 2020 yılında en çok ihracat yapan firmalarına ödülleri de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından verildi. Ödül alan firma temsilcileri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

EN FAZLA İHRACAT YAPAN İLK 10 FİRMA
Türkiye’de 2020 yılında en fazla ihracat yapan ilk 10 firmaya ödülleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından takdim edildi. Geçen yıl en fazla ihracat gerçekleştirerek ödül alan ilk 10 şirket sırasıyla; Ford Otomotiv Sanayi, Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları, Vestel Ticaret, Kibar Dış Ticaret, Arçelik, TGS Dış Ticaret, Tofaş Türk Otomobil Fabrikaları, Türkiye Petrol Rafinerileri ve Mercedes-Benz Türk oldu.