Cumhurbaşkanı Erdoğan Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Projesi İlk Ray Kaynağı Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Projesi İlk Ray Kaynağı Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 88192

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Hattı ilk ray kaynak töreninde yaptığı konuşmada, “Türkiye, güney sınırlarını ve oralarda yaşayan kardeşlerinin huzurunu tamamen sağlayana kadar Suriye’de olmaya, hatta daha da ilerlemeye devam edecektir. Türkiye, Akdeniz’deki hakları teslim edilene, 500 yıllık kardeşlik bağlarının olduğu Libya halkının meşru yönetimi güvene kavuşana kadar Libya’da da olmayı sürdürecektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Projesi İlk Ray Kaynağı Töreni’nde yaptığı konuşmada, Gayrettepe-İstanbul Havalimanı Metro Projesi’nde sona yaklaşıldığını söyledi.

TÜRKİYE’NİN İLK HIZLI METROSU

Türkiye’yi dev projelerle tanıştırdıklarını, İstanbul Havalimanının da bu projelerden biri olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanına ulaşımı kolaylaştırmak ve hızlandırmak amacıyla metro inşasına hemen başladıklarını, toplam uzunluğu 37,5 kilometreyi bulan ve 9 istasyondan oluşan bu metro güzergahının İstanbul’daki diğer tüm toplu taşıma hatlarıyla da bağlantılı olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin rayları ve bağlantı malzemelerinin yerli firmalarca üretildiğine işaret ederek, “İçinden geçtiğimiz şu kritik dönemde ülkemizde üretimi mümkün olan hiçbir işin dışarıdan getirilmesine rıza gösteremeyiz. Bu konuda varsa yapılan yanlışlar, hepsinin de derhal düzeltileceğine inanıyorum” dedi.

Hedeflerinin ilk 28 kilometrelik kısmı oluşturan ve Hasdal’a kadar olan bölümü bu yılın sonunda, Kâğıthane bölümünü 2021 Nisan ayında, Gayrettepe’yi de 2021 Ağustos ayında hizmete almak olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşası devam eden hızlı tren hatlarıyla İstanbul’u Türkiye’nin dört bir noktasına bağlayacaklarını, Kuzey Marmara Otoyolu’nun kalan kısımlarının da önümüzdeki aylarda hizmete açılacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Marmaray ve Avrasya’dan sonra, Boğaz’ın altından geçecek olan yeni tünel Büyük İstanbul Tüneli’nin etüt proje çalışmalarının da bitirdiklerini açıkladı. Bu projenin günlük 6,5 milyon yolcunun kullanacağı toplam 11 farklı raylı sistem hattını birbirine bağlayacak hızlı metro karakterinde bir raylı sistem olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük İstanbul Tüneli’nin ihale hazırlık çalışmalarının da devam ettiğini dile getirdi.

“BİZİM İÇİN HİZMETTE REKABET, SİYASİ REKABETTEN ÖNDE GELİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hedefimiz İstanbul’u inşallah 190 kilometreyi bulan tünelleri ve 1100 kilometrelik metro hatlarıyla dünyanın en yaygın ulaşım ağına sahip kılmaktır” ifadesini kullandı.

“Bizim için hizmette rekabet, siyasi rekabetten önde gelir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bir şehrimizin hizmete ihtiyacı varsa, biz orada oy oranına, milletvekiline, belediyesine bakmayız. Bakanlıklarımızın her biri kendi alanlarında tespitlerini yapar, hazırlıklarını tamamlar ve çalışmaya başlar” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 100 bin sosyal konut projesine müracaatların 1 milyonu aştığına dikkati çekerek, “Benim milletim eğer inanıyorsa bir kuruma, hele hele devletine orada akan sular durur. İşte TOKİ’ye inanıyor ve inandığı için de müracaatlarını yoğun bir şekilde yaptılar. Faizleri de indirdik mi? İndirdik. Daha da inecek. Faizler indikçe benim vatandaşımın bu noktadaki müracaatları daha da artacak. Çünkü ben gecekondularda kardeşlerimin, vatandaşımın oturmasını istemiyorum. Çünkü benim vatandaşım insanca yaşama erdemine buralarda ulaşacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her zaman verdikleri sözlerin arkasında durduklarını aktararak, “İstanbul’da da yapılan her hayırlı işin yanında yer alırken, bizim hayata geçirmeye çalıştığımız hayırlı işlerin önünün kesilmesine de izin vermeyeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Kanal İstanbul Projesine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İstanbul’da bir Kanal İstanbul tartışması yaşanıyor. Bugün de bir toplantı yapmışlar. Hani bunların bir Millet İttifakı var ya, millet midir zillet midir ayrı bir konu. Aslında bizim açımızdan ortada tartışılacak bir şey yok. Kalkmışlar hâlâ Montrö diyorlar. İstanbul’a alternatif bir su yolu ihtiyacını Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden beri savundum, savunuyorum. Tarih boyunca da hep böyle bir projenin hayali kurulmuştur. Biz bunun adını Kanal İstanbul olarak koyduk ve 2011 seçimlerinde milletimizin takdirine sunduk. Milletimiz seçimlerde ezici bir çoğunlukla bize destek vererek bu projeye sahip çıktığını gösterdi. Hatırlarsanız adını da ne koymuştum? Çılgın Proje. Daha önce de ifade ettiğim gibi bu tartışma ülkemizde icraat yapanlarla, tek misyonu yapılanları engellemek olanlar arasındaki farkı bir kez daha ortaya koymuştur.”

“KANAL İSTANBUL’U YAPMAKTA GEÇ BİLE KALDIK”

Kanal İstanbul’u 2011’den beri defalarca anlattıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, projeyi bir kez daha anlatacağını, ancak gözleri olup da görmeyenler, kulakları olup da duymayanlar, dilleri olup da konuşamayanlara faydası olup olmayacağını bilemediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne göre, geçen ticari gemi trafiğini engelleme imkânının olmadığını belirterek, “Fakat, bunların Montrö Sözleşmesinin nereyle ilgili olduğundan haberleri bile yok. Kanal İstanbul’u Montrö Sözleşmesi bağlar mı, bağlamaz mı, bundan da haberleri yok. Bir defa Kanal İstanbul’un Montrö Sözleşmesiyle yakından uzaktan alakası yoktur, bu böyle biline” ifadelerini kullandı.

“2023 hedeflerimizden biri olan Kanal İstanbul’u yapmakta geç bile kaldık” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, projenin ön hazırlıkları kapsamında jeolojik, jeoteknik, hidrolojik araştırmalar, dalga ve deprem analizleri, trafik etütleri, altyapı deplase ihtiyaçları, çevresel etki çalışmaları gibi süreçlerin tamamlandığını kaydetti.

Bu çalışmalarda 34 ayrı bilim dalına mensup 200’ün üzerinde bilim insanının görev aldığını, sonuçta kanal için belirlenen 5 farklı güzergâhtan en uygun olanı kararlaştırılarak millete ilan edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kanal güzergâhı boyunca 304 ayrı noktada 17 bin metrenin üzerinde sondaj ile 248 jeofizik etüdünün yapıldığı bilgisini aktardı.

“BU ABİDE ESERİ ÜLKEMİZE KAZANDIRACAĞIZ”

“Kanal İstanbul’un inşa maliyeti birilerinin söylediği gibi 125 milyar lira değil, şu an itibarıyla 75 milyar lira olarak hesaplanıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, güzergâh boyunca iki liman, bir yat limanı, bir lojistik merkezi, 7 köprü, 2 demiryolu ile 2 hafif raylı sistem hattının yer alacağını kaydetti.

Projenin finansmanında ve inşasında inşallah herhangi bir sıkıntı yaşanmayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin tüm büyük projelerinde olduğu gibi Kanal İstanbul’u da kör düşmanlık yapanlara rağmen Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle tamamlayacak ve bu abide eseri ülkemize kazandıracağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, törene gelmeden önce Tophane’deki Galaport Projesi’ni incelediğini ifade ederek, bu projenin de mayıs sonunda ilk etabının biteceğini, yılsonunda da tamamlanacağını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Doğu Akdeniz, Suriye ve Libya’da yaşananlara ilişkin yaptığı değerlendirmede de Türkiye’nin güney sınırlarını güvenlik altına alma, Akdeniz’deki çıkarlarını korumaya yönelik yürütülen çalışmalara muhalefet tarafından yapılan eleştirilere tepki gösterdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Almanya’da olacağını belirterek, “Orada bütün Akdeniz ile Libya ile ilgilenenlerle bunları konuşacağız. Türkiye güney sınırlarını ve oralarda yaşayan kardeşlerinin huzurunu tamamen sağlayana kadar Suriye’de olmaya hatta daha da ilerlemeye devam edecektir” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE, AKDENİZ’DEKİ HAKLARI TESLİM EDİLENE KADAR LİBYA’DA OLMAYI SÜRDÜRECEKTİR”

Türkiye’nin güney sınırlarının güvenliğini artık Mardin’de, Şanlıurfa’da, Gaziantep’te, Hatay’da değil daha ötesinde başlattıklarının da altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Terör örgütlerini kendi inlerinde kıstırıp şimdi onları biz etkisiz hâle getirebiliyoruz. Türkiye, Akdeniz’deki hakları teslim edilene, 500 yıllık kardeşlerinin bağlarının olduğu Libya halkının meşru yönetimi güvene kavuşana kadar Libya’da olmayı sürdürecektir. Bu konuda yalan yanlış lakırdı edenleri Turgut Reis başta olmak üzere, o topraklarda yatan binlerce şehidimize saygılı olmaya davet ediyoruz. Hiç değilse Gazi Mustafa Kemal gibi Libya topraklarında canları pahasına mücadele yürüten kahramanlarımızın hatıralarına hürmeten en azından susmayı deneyebilirler.”

Suriye, Akdeniz ve Libya konularında siyasetin, diplomasinin ve askerî gücün tüm imkânlarını sonuna kadar kullanmakta kararlı olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu mücadelede kendilerini destekleyen Cumhur İttifakı ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’ye şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Başbakanlardan Bülent Ecevit’in eşi Rahşan Ecevit’in hayatını kaybettiğini hatırlatarak, “Kendilerine rahmet diliyorum ve tüm sevenlerine aynı şekilde ben de bu duygularımı kendileriyle paylaşıyorum” diye konuştu.

Gayrettepe-İstanbul Havalimanı metro hattının hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin hayata geçirilmesinde emeği geçen herkesi tebrik etti.

Konuşmaların ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, asansörle metro tüneline inerek incelemelerde bulundu. Metro hattının ilk ray kaynağını da yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a burada çalışmalarla ilgili brifing verildi.

Baret takıp işçilerle hatıra fotoğrafları çektiren Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan tarafından ray demirinden yapılan bir anı da hediye edildi.

Enerji petrol medya Ceo – Mehmet Ali setencioğlu

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87780

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.