Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Afrika ülkeleriyle ticaretimizi 50 milyar dolar seviyesine taşıyacağız” 0 88051

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Cezayir İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle toplam ticaret hacminin son 17 yılda yüzde 381 artışla 26 milyar dolara ulaştığını açıklayarak, “Önümüzdeki dönemde kıta ile iş birliğimizi daha da ilerleteceğiz. El ele, omuz omuza, gönül gönüle vererek ticaretimizi 50 milyar dolar seviyesine taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Cezayir İş Forumu’na katıldı.

Programda bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisine ve heyetine gösterilen samimi misafirperverlik için Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ve Cezayir makamlarına şükranlarını sundu.

“İKİLİ GÖRÜŞMELERDE İŞ ADAMLARINI TEŞVİK EDECEK, CESARET VERECEK PEK ÇOK KARAR ALDIK”

İş Forumu’nun Türk ve Cezayirli iş adamlarına, müteşebbislere yeni ortaklıklar, yeni açılımlar, yeni proje ve yatırımlar açmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışı ziyaretlerinin hepsinde yatırımcıların heyetinde yer almasına özen gösterdiğini, ikili görüşmelerde iş adamlarını teşvik edecek, cesaret verecek pek çok karar aldıklarını kaydetti.

“İş adamlarımızın karşılaştıkları sıkıntıların çözüme kavuşturulması her zaman ana gündem maddelerimizden biri olmuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gayretlerinin meyvelerini son 17 yılda hemen her sektöre topladıklarını söyledi.

Türkiye’nin bugün 210 ekonomik bölgeye ihracat yapan ve 222 ülkeden ithalat gerçekleştiren bir ülke olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ihracatı 36 milyar dolardan 181 milyar dolara çıkarttıklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Afrika ülkeleriyle toplam ticaret hacminin de son 17 yılda yüzde 381 artışla 26 milyar dolara ulaştığını açıklayarak şu bilgileri paylaştı: “Sadece bu kıtaya olan ihracatımız 16 milyar doları buldu. Türkiye’nin bu coğrafyadaki net yatırım stoku 2 milyar dolarlık bir büyüklüğü yakaladı. Bu yatırımların piyasa değeri ise 6 milyar doları aşıyor. Türkiye ile kıta ülkeleri arasındaki iş konseyi sayısı 2015 yılında 30 iken 2019 yılında bu sayı 45’e yükseldi. 22 program ofisiyle TİKA kıta genelinde yeni ve özgün bir kalkınma modelinin sancaktarlığını yapıyor. Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları İstanbul’dan 38 Afrika ülkesindeki 58 noktaya uçuş düzenliyor. Türkiye burslarıyla 4 bin 500 Afrikalı öğrenciye lisans, yüksek lisans ve doktora alanında eğitim sağlıyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemde kıta ile iş birliğimizi daha da ilerleteceğiz. El ele, omuz omuza, gönül gönüle vererek ticaretimizi 50 milyar dolar seviyesine taşıyacağız.”

“CEZAYİR TÜRKİYE’NİN MAĞRİP VE AFRİKA’YA AÇILAN EN ÖNEMLİ KAPILARINDAN BİRİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir’i dost ve kardeş bir ülke olmanın ötesinde Türkiye’nin Kuzey Afrika’daki stratejik ortaklarından biri olarak gördüklerini vurgulayarak Cezayir’in Türkiye’nin Mağrip ve Afrika’ya açılan en önemli kapılarından biri olduğunu kaydetti.

Türkiye’nin Afrika ile ilişkilerindeki bir asırlık boşluğu telafi edebilmek için 2000’li yılların başından itibaren açılım politikası başlattıklarını, 2008 ve 2014 yılında Türkiye-Afrika Ortaklık Zirveleri’nin düzenlendiğini ve ilişkileri farklı bir noktaya taşıdıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü zirveyle ilgili hazırlıkların sürdüğünü, Cezayir’in de üçüncü Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’nde en üst düzeyde temsil edileceğine inandığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü zirveyi müteakip Ticaret Bakanlığı ve DEİK organizasyonunda İstanbul’da Türkiye-Afrika Üçüncü Ekonomi ve İş Forumu’nu gerçekleştirmeyi öngördüklerini açıkladı.

Türkiye için Kuzey Afrika başta olmak üzere tüm kıtayla kucaklaşmanın, ticari ve ekonomik çıkarın ötesinde bir anlam taşıdığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemizin bu topraklara bakışı asla tek taraflı bir kazanç hevesinin ürünü değildir, olmamıştır. Biz birlikte üretmek, birlikte ilerlemek, birlikte zenginleşmek arzusundayız. Nitekim Cezayir’e her gelişimde buranın doğal güzelliğinin ve kültürel zenginliğinin yanı sıra, büyük çoğunluğunda siz iş adamlarımızın imzası olan projelere, eserlere, yollara, fabrikalara şahitlik ediyorum. Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yatırımcılarımızın Cezayir’in kalkınmasına verdikleri destekten dolayı ülkem ve milletim adına gurur duyuyorum. Şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlere gereken her türlü desteği vereceğiz. Sadece geçmişin ihmallerini gidermekle kalmayacak, çok daha büyük başarıları inşallah hep birlikte yakalayacağız.”

“İKİLİ TİCARETİMİZİ 5 MİLYAR DOLARA ÇIKARMA KARARI ALDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Cezayir arasındaki ticaret hacminin uzun süredir 4 milyar dolar civarında olduğunu ancak bu rakamı yeterli bulmadıklarını ifade ederek, “Bugün Sayın Cumhurbaşkanı ile ikili ticaretimizi kısa sürede 5 milyar dolara çıkarma kararını aldık. Ayrıca, imzaladığımız ortak bildiri ile ülkelerimiz arasında yüksek düzeyli iş birliği konseyinin kuruluşunu gerçekleştirdik. İnanıyorum ki yüksek düzeyli iş birliği konseyi ile bir yıl bizde, bir yıl ise Cezayir’de, ama bu arada bakanlarımızın sürekli olarak birbirleriyle bir araya gelişleri çok daha ciddi bir sıçramayı getirecektir” şeklinde konuştu.

Köklü ve güçlü bağlara sahip Türkiye ile Cezayir arasında serbest ticaret anlaşmasının bulunmamasının ciddi bir eksiklik olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu eksiklik, diğer hususlar yanında Türk şirketlerini Avrupalı rakipleri karşısında da maalesef dezavantajlı bir duruma, bir konuma itiyor. Hem bu durumun giderilmesi hem de ekonomik ilişkilerimizin derinleştirilmesi adına serbest ticaret anlaşması müzakerelerine başlanmasının isabetli olacağı kanaatindeyim” açıklamasında bulundu.

Cezayir Cumhurbaşkanı Abdulmecid Tebbun ile bugünkü görüşmelerinde en son 2012 yılında Ankara’da yapılan Karma Ekonomik Komisyon Toplantısı’nın tekrar düzenlenmesi için de mutabakata vardıklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2019 yılında yürürlüğe konulan ek ithalat vergileri ve otomobillerde tarife kontenjanının firmaları ve ikili ticaretin gelişimini olumsuz etkilediğini, vize rejiminde bazı esneklikler sağlanmasının da iş adamlarının hareket kabiliyetini artıracağını söyledi.

“CEZAYİR, ÜLKEMİZİN EN FAZLA MÜTEAHHİTLİK PROJESİ ÜSTLENDİĞİ SEKİZİNCİ ÜLKE”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk şirketlerinin bugüne kadar Cezayir’de 16,1 milyar dolar değerinde 377 projeye imza attığına dikkati çekerek şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu rakamlarla Cezayir, ülkemizin en fazla müteahhitlik projesi üstlendiği sekizinci ülke oldu. Son dönemde teminat mektuplarında yaşadığınız sıkıntıyı da aştığımızda bu meblağın daha da artacağına inanıyorum. Bizler başkaları gibi Cezayir’e sadece ürün satmıyoruz, aynı zamanda bu ülkede istihdam sağlayacak uzun vadeli yatırımlara da girişiyoruz. Cezayir’de binin üzerinde Türk sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Firmalarımızın toplam yatırım tutarı ise 3,5 milyar doları aşıyor. Bu yatırımları ile Türk müteşebbisler yaklaşık 10 bin Cezayirli kardeşimize iş imkânı sunuyor. Bir önceki ziyaretimde de gündeme getirdiğim tarım, turizm, gıda, enerji, petrokimya iş birliğimizi geliştirebileceğimiz başlıca alanlardır, savunma sanayi aynı şekilde. Bilhassa helal gıda konusunu istikbalimiz adına stratejik bir alan olarak görüyoruz. Bu amaçla ülkemizde Helal Akreditasyon Kurumu’nu hizmete açtık. Cezayir’le helal akreditasyon konusunda uzmanlığımızı paylaşmaya ve teknik iş birliği çerçevesi oluşturmaya hazırız.”

“CEZAYİR’İN DOSTU OLARAK SAVUNMA SANAYİ ALANINDA İŞ BİRLİĞİMİZİ İLERLETMEK İSTİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayinde ciddi ilerleme kaydettiğinin altını çizerek, “Yıllık savunma sanayi ve havacılık ciromuz 9 milyar dolara yaklaşırken, ihracatımız da 2,7 milyar dolara yükseldi. Silahlı insansız hava araçlarında dünyanın en ileri teknolojiye sahip dört devletinden biri olduk” dedi.

Türkiye’nin savaş gemisi, helikopter, tank, zırhlı araç, füze teknolojisinde de kendi ihtiyaçlarını karşıladığını, dost ülkelere ihraç ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millî SİHA, millî İHA, milli helikopter, gemi, tüfek, obüs, eğitim uçağı, elektro-optik sistem, mühimmat gibi ürünler Türk mühendisliğinin geldiği seviyeyi ve kabiliyetleri göstermesi bakımından çok önemli. Bölgesel gerilimleri arttığı bir dönemde Cezayir’in dostu ve kardeşi olarak savunma sanayi alanında iş birliğimizi ilerletmek istiyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir makamlarının ülke ekonomisinin çeşitlendirilmesini sağlamak amacıyla attıkları atımları yakından takip ettiklerine işaret ederek bu kapsamda yabancı yatırımlarda yüzde 51, yerel ortaklık şartının kaldırılmasının önemli bir reform olduğunu, önümüzdeki dönemde iş dünyasını teşvik edecek uygulamaların devam edeceğine inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Toplantımızın yeni düşünce ve projelere ilham kaynağı olmasını diliyorum, kritik bir dönemde gerçekleşen ziyaretimizin ilişkilerimizin ve dostluğumuzun geleceği bakımından köşe taşı olmasını temenni ediyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Enerji petrol medya Ceo – Mehmet Ali setencioğlu,

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 89775

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

“Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” 0 89787

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşların bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında vatandaşların mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, “Gönül, geçmiş bayramlarda olduğu gibi sevdiklerimizle bir arada olmayı isterdi. Fakat tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle, bu bayramı her birimiz evimizde geçirmek durumundayız. Bu salgın sürecinde insanlık ailesi olarak zorlu bir imtihandan geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devleti ve milletiyle bu sınavı çok iyi verdiğine vurgu yaptı.

“DİKKATLİ DAVRANIR, KURALLARA UYARSAK BU SÜREÇTEN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIMIZ MUHAKKAKTIR”

Ekonomiden sosyal hayata birçok alanın, salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirlerden ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mart ve Nisan ayları sıkıntılı geçerken, Mayıs ayında yavaş yavaş, diğer ülkelerle birlikte normalleşme adımlarının atılmaya başlandığını kaydetti.

“Hep birlikte dikkatli davranır, kurallara uyar, maske-mesafe-temizlik hassasiyetine riayet edersek, Allah’ın izniyle, bu süreçten de alnımızın akıyla çıkacağımız muhakkaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde ülkelerin çoğunun içe kapanıp ellerindeki sınırlı imkânlara sıkı sıkıya sarıldıklarını, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, pek çok dost ve kardeş halka da yardımda bulunduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel dayanışmanın bolca sözünün edilip fiiliyata dönüştürülmediği bir dünyada, millet olarak insanlığımızı gösterdik. Salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“MİLLETİMİZE, BU SIKINTILI GÜNLERDE DE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Alınan tedbirler sebebiyle hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamaması, zorluğa, yokluğa, yoksulluğa düşmemesi için devletin tüm kaynaklarını harekete geçirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sosyal Koruma Kalkanı programlarıyla, hem ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, hem de istihdamdaki kayıptan dolayı sıkıntıya düşen çalışanlarımıza destek sağladık. Bu kapsamda, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, yaklaşık 10 milyon vatandaşımıza 12 milyar lirayı bulan karşılıksız kaynak aktardık. Vergi, prim, taksit ertelemeleri ve finans kolaylıkları gibi desteklerle, salgın sürecinde devletimizin tüm imkânlarını milletimizin emrine sunduk. Milletimize, her zaman olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de en güzel şekilde hizmet etmenin, hizmet götürmenin çabası içinde olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” diyerek, vatandaşların bu bayramda yanlarında olamadıkları sevdiklerine iletişim araçlarıyla da olsa ulaşarak, mutluluklarını paylaşacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bir sonraki Ramazan ayına sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum” diyerek mesajını tamamladı.