Cumhurbaşkanı Erdoğan“Senegal ile ilişkilerimizi her alanda geliştirmeye önem atfediyoruz” 0 88086

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Sall ile birlikte katıldığı Türkiye-Senegal İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye için hem önemli bir ortak hem de değerli bir dost olan Senegal ile ilişkilerimizi geliştirmeye önem atfediyoruz. Hedefimiz, ticaret hacmimizi 1 milyar dolara çıkarmaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda düzenlenen Türkiye-Senegal İş Forumu’na iştirak ederek, katılımcılara seslendi.

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) öncülüğünde yapılan toplantının ülkeler arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin gelişmesine katkı sağlamasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İş adamlarının destek vermediği ve öncülük etmediği bir kalkınma hamlesinin hedefine ulaşma şansı yoktur. Siyaset ile iş dünyasının el ele verdiği, hedef ve gaye birliği yaptığı durumlarda ise başarı muhakkaktır. Türkiye’nin 17 yılda ekonomide yazdığı başarı destanında siyasetçiler ile beraber çalışan, risk alan, mücadele eden iş adamlarının çok büyük payı bulunur” ifadelerini kullandı.

“17 YILDA TARİHÎ REFORMLARA İMZA ATTIK”

Türkiye olarak kamu ve özel sektörün el ele vererek 17 yılda tarihî reformlara imza attıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İktidara geldiğimizde vatandaşlarımız yüksek faiz, yüksek enflasyon ve istikrarsız bir ekonominin cenderesi altında eziliyordu. İş adamlarımız bırakın birkaç yıllık planlar yapmayı birkaç ay sonrasını dahi kestiremiyordu. Böyle bir tablodan ülkemizi kurtarmakla kalmadık, aynı zamanda tarihimizin en büyük ekonomik sıçramasını gerçekleştirdik” dedi.

Türkiye’nin dünya ekonomisi sıralamasında, satın alma paritesine göre 18’incilikten 13’üncülüğe yükseldiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Millî gelirimizi 236 milyar dolardan 950 milyar dolarlara kadar çıkardık. İhracatımızı 36 milyar dolardan 181 milyar dolara taşıdık. Altyapı alanında 2003 yılında dünyada 39’uncu sırada iken bugün 9’uncu sıraya yükseldik. Şu an dünyadaki 10 önemli, dev altyapı projesinden 6’sı Türkiye’de bulunuyor.”

İstanbul Havalimanı’nın 90 milyon yolcu kapasiteli ilk etabının geçen yıl hizmete açıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Boğazı’na eş olacak son derece stratejik bir proje olan Kanal İstanbul’u hayata geçirmek için çalışıyoruz. Ayrıca son 17 yılda hızlı tren hatlarından havalimanlarına, tünellerden otoyollarına, köprülerden TürkAkım, Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu’na kadar pek çok uluslararası büyük eseri hizmete aldık. Sağlıkta hem fiziki altyapı konusunda hem de tedavide cazibe merkezi olma yolunda ilerliyoruz” dedi.

Kısa süre önce Türkiye’nin küresel düzeyde markası hâline gelecek Türkiye’nin Otomobili’nin tanıtımının gerçekleştirildiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geleceğin teknolojisi ile üreteceğimiz bu otomobili, sadece vatandaşlarımızın değil, inşallah tüm insanlığın kullanımına sunacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt içi ve yurt dışındaki yatırımlarda Türk firmalarının yanında olmayı, yeni iş birlikleri için iş dünyasını teşvik etmeyi sürdüreceklerini söyledi.

“HEDEFİMİZ TİCARET HACMİMİZİ 1 MİLYAR DOLARA ÇIKARMAK”

“Türkiye için hem önemli bir ortak hem de değerli bir dost olan Senegal ile ilişkilerimizi geliştirmeye önem atfediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu noktada daha önce Sayın Cumhurbaşkanıyla ikili ticaret hacmimizi yükseltmeye yönelik bazı hedefler tayin ettik. İlk olarak 250 milyon dolar hedefini belirledik ve bunu gerçekleştirdik. Hedefimiz, ticaret hacmimizi orta vadede bugün yaptığımız görüşmelerden sonra 1 milyar dolara çıkarmaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticaretimizin büyük kısmı ülkemizin Senegal’e ihracatından oluşuyor. Biz ikili ticari ilişkilerimizi kazan-kazan temelinde, dengeli bir biçimde geliştirmek istiyoruz. Türk ekonomisi ile Senegal ekonomisi birbirini tamamlayıcı özelliklere sahiptir. G-20’nin üyesi ve bölgesinde önemli bir ekonomik güç olan Türkiye, Senegalli üreticiler için önemli bir pazardır” diye konuştu.

Senegal’in Türk iş dünyası için ciddi bir potansiyel barındırdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ulaşım imkânlarının da ülkelerimiz arasında arttığını görüyoruz. Türk Hava Yolları’nın Senegal’e haftada 8 seferi bulunuyor. THY ayrıca haftada 4 defa kargo uçuşu düzenleyerek ekonomik ilişkilerimize katkı sağlıyor. Türk müteahhitleri, Senegal’de birçok başarılı projeye imza atıyorlar.”

“TÜRK ŞİRKETLERİNİN YATIRIMLARINDAN EN BÜYÜK FAYDAYI SENEGAL HALKI SAĞLADI”

Dakar Blaise Diagne Uluslararası Havalimanı’nın Afrika’da Türk firmalarınca gerçekleştirilen ilk yap-işlet-devret projesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Abdou Diouf Kongre Merkezi, buraya bağlı inşa edilen otel ve Dakar Arena Stadyumu’nun da yine Türk müteahhitlerin imzasıyla hayata geçeceğini söyledi.

Uluslararası Expo Merkezi, hal binası ve tır parkı projelerinin de Türk firmalarınca inşa edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanı ile şehir merkezi arasındaki raylı sistem hattının yapımının da sürdüğünü ifade etti.

Mevkidaşı Sall’in destekleriyle Türk müteahhitlik firmalarının Senegal’de bugüne kadar 775 milyon dolar değerinde 29 proje üstlendiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Firmalarımız bu projeleriyle Senegalli kardeşlerimizin istihdamına da katkı sundu. Türk şirketlerinin buradaki yatırımlarından en büyük faydayı yine Senegal halkı sağladı” ifadelerini kullandı.

Bu projelerin başarısının Türk iş çevrelerini Senegal’de daha fazla yatırım yapmaya teşvik ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerji sektöründe de yeni yatırımların başlamış olmasının sevindirici olduğunu söyledi.

Balıkçılıktan tarıma, turizmden sağlığa kadar iş birliğini ilerletebilecekleri pek çok alan bulunduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için Karma Ekonomik Komisyon mekanizmasını etkin şekilde kullanmamız gerekiyor” dedi.

“AFRİKA İLE İLİŞKİLERİMİZİN HARCI SAMİMİYETTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Afrika’nın sorunlarına en iyi çözümlerin yine Afrikalı kardeşlerimiz tarafından geliştirilebileceğine inanıyoruz. Afrikalı kardeşlerimizin eski emperyalist güçlerin yol göstericiliğine ihtiyacı yoktur. Afrikalı dostlarımızın çıkar hesabı yapmadan iyi ve kötü gününde yanlarında olacak yol arkadaşlarına ihtiyacı var. Kıta ile bin yıllık kadim bağları olan Türkiye, Afrikalıların kader ortağıdır. Afrika ile ilişkilerimizin harcı samimiyettir, hasbiliktir, kardeşliktir. Hedefimiz birlikte kazanmak, birlikte başarmak, birlikte yol yürümektir.”

“Bir günlük yağmur, toprağın derinliklerine nüfuz etmez” şeklindeki Afrika atasözünü aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz de kıta ülkeleri ile hasbi ilişki geliştirmenin, uzun vadeli dostluklar kurmanın, kazan-kazan temelinde iş birlikleri tesis etmenin gayretindeyiz. Kültür, turizm ve eğitim iş birliğinin geliştirilmesini, gençlerin desteklenmesini, kırsal ekonomi, tarımsal kalkınma ve kıtadaki alt yapının güçlendirilmesini hedefliyoruz” dedi.

“GELİN BU GÜZEL ÜLKENİN AYDINLIK GELECEĞİNDE SİZ DE YERİNİZİ ALIN”

İmzaladıkları yedi anlaşmayı bu yönde atılmış değerli bir adım olarak gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ülke olarak Afrika’nın derin irfanından, deneyimlerinden, zorluklara direnme azminden öğrenecek çok şeyimiz olduğunu biliyoruz. Senegalli yatırımcılardan Türkiye’ye güvenmelerini, Türkiye’nin mümbit yatırım ortamına inanmalarını istiyorum. Kapılarımız dünyadaki tüm yatırımcılara olduğu gibi Senegalli kardeşlerimize de daima açıktır. Aynı şekilde Senegal’in kapılarının da Türk müteşebbislere açık olduğunu yakinen biliyorum. Başta Senegal olmak üzere tüm kıta sathında Türk iş dünyasına ve şirketlerine gösterilen teveccühün artarak devam edeceğine inanıyorum. Buradan ülkemizdeki girişimcilerimizi Senegal’e yatırım yapmaya davet ediyorum. Gelin bu güzel ülkenin aydınlık geleceğinde siz de yerinizi alın, gelin Türkiye’nin tecrübesini, milletimizin birikimini bu topraklara taşıyın, gelin tüm dünyaya yeni bir iş birliği modelinin mümkün olduğunu gösterin.”

Cumhurbaşkanı Sall’e samimi misafirperverliği için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş konseyi toplantısının hayırlara vesile olmasını diledi.

Enerji petrol medya Ceo – Mehmet Ali setencioğlu,

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Demokrasi ve Özgürlükler Adası Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla açıldı 0 89775

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, adadaki her bir tesise tarihî anlamına uygun isimler verildiğini belirterek, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin nişanesi olacaktır” dedi.

1960’daki askerî darbenin ardından dönemin Başbakanı Adnan Menderes ve arkadaşlarının idam kararlarının alındığı Yassıada, yeniden düzenlenme çalışmalarının ardından kongre ve sergi alanlarının yer aldığı “Demokrasi ve Özgürlükler Adası” adıyla açıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, Türkiye’nin 60 yıl önce tarihinin en kara günlerinden biri olan 27 Mayıs darbesine maruz kaldığını hatırlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup cuntacının gerçekleştirdiği darbenin ardından yaşananların adalet ve insanlık adına utanç verici olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üzerinde bulunduğumuz Yassıada’da, diğer bir ifadeyle ‘Yaslıada’da yapılan ve bizzat faillerinin itirafıyla önceden verilen emirlerin uygulanması şeklinde geçen yargılamaların sonu çok büyük bir faciayla bitmişti” dedi.

“YASSIADA’DA YAPILAN İŞ YARGILAMA DEĞİL, BİR HUKUK CİNAYETİYDİ”

Türkiye’ye yıllarca hizmet eden ve millî iradenin temsilcisi konumundaki Demokrat Parti’nin yöneticilerinin yargılamaları boyunca her türlü hakarete, işkenceye, iftiraya maruz kaldığı anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aslında burada yapılan iş yargılama değil, darbe yaparak anayasayı çiğneyenlerin ülkenin meşru yöneticilerini anayasayı ihlal ithamıyla giriştikleri bir hukuk cinayetiydi” ifadesini kullandı.

“Yassıada’da aylar boyunca tam anlamıyla bir zulüm makinesi işletilmiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, dönemin cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanları, komutanları, milletvekilleri ve bürokratlarının hiçbir somut suçları olmadığı hâlde kin ve nefret ürünü insanlık dışı muamelelere maruz bırakıldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstiklal Harbi’mizin kahramanlarından olan bu ülkenin cumhurbaşkanını intihara teşebbüs noktasına kadar getirdiler. Nezaketi, kibarlığı, insani hasletleri dillere destan olan bir başbakanı idama götürürken bile prostat muayenesi bahanesiyle aşağılamaya kalkacak kadar alçaldılar. Bu ülkenin yüreği vatan sevdasıyla dolu genelkurmay başkanını darbecilere katılmayı reddettiği için bir teğmene tokatlatarak tarihimizde görülmemiş rezillikler sergilediler” ifadelerini kullandı.

“MENDERES’İ VE ARKADAŞLARINI İDAM SEHPASINA ÇIKARTANLARIN ALINLARINDAKİ KARA LEKE HİÇBİR ZAMAN SİLİNMEYECEKTİR”

Yassıada’da idam kararları alınan dönemin Başbakanı Adnan Menderes ile bakanları Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu’nun idam sehpasına vakarla, gururla, inançla yürüdüğünün altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbeden yaklaşık 16 ay sonra, 16 ve 17 Eylül 1961 tarihinde gerçekleşen bu idamlar milletimizin yüreğine kor bir ateş gibi düşmüştür. Aslında o gün hukuk ve adalet ayaklar altına alınarak idam sehpasına gönderilen milletin bu üç adamı değil, bizatihi millî iradenin ta kendisi olmuştur. Darbe ile görevinden indirilen, Yassıada’da kurulan tiyatro mahkemelerde yargılanan rahmetli Menderes ve arkadaşları değil, tarihi, kültürü, değerleri ve inançlarıyla milletimizdi. Ama bilmiyorlardı ki Türk milletinin kalbindeki sevgiyi, yüreğindeki ateşi söndürmeye, onu hedeflerinden koparmaya bir avuç darbecinin gücü yetmezdi. Bu vesileyle sürgüne gönderildiği Hindistan’dan idam kararlarının hukuki ve meşru olmadığını, insanlık duygularıyla uyuşmadığını belirterek trajediyi engellemek için çırpınan merhum Alparslan Türkeş’i de rahmetle yâd ediyoruz. Menderes’i ve arkadaşlarını idam sehpasına çıkartanların ve onları destekleyenlerin alınlarındaki kara leke hiçbir zaman silinmeyecektir. Buna karşılık Menderes ve arkadaşlarının milletimizin kalbindeki mümtaz yeri her geçen yıl daha da güçlenerek hep devam edecektir.”

Yassıada zindanlarında uzun süre hapis kalan şair Faruk Nafiz Çamlıbel’in “Zindan Duvarları” isimli şiirinden bölümler okuyan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Evet, idam sehpasındaki son sözü ‘Devletime ve milletime ebedi saadetler dilerim’ olan rahmetli Menderes’in aziz hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. İdama götürülürken önce -burası da çok önemli- abdestimi alıp iki rekât namaz kılıp ardından altındaki sandalyeyi kendisi iterek düşüren ve celladına da sen çekil, o sandalyeyi ben iterim diyen Fatin Rüştü Zorlu’nun hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur. Kişilik bu, kimlik bu, şahsiyet bu, mesele bu. Başarılı bir Maliye Bakanı olduğu hâlde sırf geçmişte darbecilere istedikleri imtiyazları sağlamadığı için kendisine kin beslenen Hasan Polatkan’ın hatırasına sahip çıkmak hepimizin boynunun borcudur” dedi.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın gayretleriyle Menderes, Zorlu ve Polatkan’ın kabirlerinin İstanbul’a taşınmasının da 30 yıl sonra gelen bir vefa örneği olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün burada, şehitlerin bize emaneti olan bu adada 60 yıl sonra yeni bir dönemi başlatarak gönülleri tekrar tamir etmek üzere işte bir aradayız. Milletimiz buranın adını Yassıada’dan Yaslıada’ya dönüştürmüştü. Üzerinde durduğumuz toprakların ıstırabını dindirmek için Yassıada’yı da, Yaslıada’yı tarihe gömüp burasını Demokrasi ve Özgürlükler Adası hâline getirmeyi kararlaştırdık, bu da bize nasip oldu” değerlendirmesinde bulundu.

“GENÇLERİN TÜRKİYE’NİN ÇOK PARTİLİ SİYASİ HAYATA GEÇİŞ SÜRECİNİ ÇOK İYİ BİLMESİ GEREK”

Adadaki her bir tesise de tarihî anlamına uygun isimler verildiğini, Subay Gazinosu’nun isminin de Adnan Menderes Müzesi olarak devam edeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konferans salonunun da Adnan Menderes ismini taşıyacağını, dönemin Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun’un isminin Cam Meydan’a, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Sadık Altıncan’ın isminin de kütüphaneye verildiğini, Hasan Polatkan’ın isminin spor salonunda, Fatin Rüştü Zorlu’nun isminin de camide yaşatılacağını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm bu sembolleriyle Demokrasi ve Özgürlükler Adası ülkemizin geçmişten bugüne verdiği istiklal ve istikbal mücadelesiyle gönüllerdeki hasbi sevginin inşallah nişanesi olacaktır” diye konuştu.

Milletin her bir ferdinin, özellikle de gençlerin Türkiye’nin çok partili siyasi hayata geçiş sürecini çok iyi bilmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin banisi Gazi Mustafa Kemal hastalığının ve ölümünün ardından tek parti CHP yönetimi ülkenin üzerine adeta bir kâbus gibi çökmüştü. Kurtuluş Savaşı’mızdan sonra başlatılan kalkınma hamlesinin önü tek parti zihniyeti tarafından bilinçli bir şekilde kesilmiş, mesafe kat edilen çalışmalar birer birer akamete uğratılmıştır” dedi.

“TÜM DARBELERİN VE CUNTA HAREKETLERİNİN TEMEL KARAKTERİ MİLLETİMİZİN DEĞERLERİNE VE TARİHİNE DÜŞMANLIKTIR”

Adnan Menderes’in milleti memnun eden yatırım ve hamlelerinin birilerini rahatsız ettiğini, “yerli ve millî olan her şeye husumeti hayatlarının merkezine koyanların” daha sonra sık sık başvuracakları bir yönteme sarılarak darbe yaptığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sadece darbe yapanları değil, daha ne bekliyorsunuz kışkırtmasıyla ordumuzun içine darbe virüsünü sokanları da bu millet asla af etmeyecektir. Ülkemizdeki tüm darbelerin ve cunta hareketlerinin temel karakteri milletimizin değerlerine ve tarihine düşmanlıktır. Emperyalistlerin uç beyliğini yapan darbeciler aynı zamanda ülkemizdeki bölücülük cereyanlarının değirmenine de su taşımışlardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Demokrat Parti’nin milletimizin güçlü desteğiyle iktidara gelmesi oyunlarını bozunca üstüne birde millî iradenin desteğini almaktan ümitleri kesilince bunlar için her yol darbeye çıkmaya başladı. Sokakları karıştırmaktan, terör örgütlerinden medet ummaya, emperyalistlerin senaryolarında figüranlıktan yalana ve iftiraya kadar her yolu mübah sayan kirli bir siyaset anlayışına sarıldılar. Sırf kendi çıkarları için Meclis’i itibarsız hâle getirmekten provokasyonlara, bunlara çanak tutmaktan, darbe çığırtkanlığı yapmaktan bile asla çekinmediler. Ülkenin ve milletin başına gelen her felaketi kendilerine iktidar alanı açacak bir fırsat olarak görerek, çoğu defada gizleyemedikleri bir sevinçle karşıladılar. Yapılan her hizmete, ülkeye kazandırılan her esere, her yatırıma, yükselen her inşaata, elde edilen her başarıya karşı çıktılar. Menderes’e hangi inançla saldırdılarsa, rahmetli Özal’a şimdi de Cumhur ittifakı’na aynı nefret duygularıyla yöneldiler. Hükûmetlerimiz döneminde bunun sayısız tezahürüyle karşılaştık.”

“DÜN EZANDAN, İSTİKLAL MARŞI’NDAN, BAYRAKTAN VE BİRLİĞİMİZDEN RAHATSIZDILAR, BUGÜN DE RAHATSIZLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarları boyunca darbeci zihniyetin engellemesiyle karşılaştıklarını anlatarak, “Türk milleti 15 Temmuz darbe girişiminde sokaklarda hainlere karşı canı pahasına mücadele verirken tankları alkışlayan, televizyon başında sonucu bekleyenler işte yine bunlardı. AK Parti ve MHP olarak ülkemizin en büyük yönetim reformunu hayata geçirirken de karşımızda yine bunlar vardı. Dün ezandan, İstiklal Marşı’ndan, bayraktan, birliğimizden ve beraberliğimizden rahatsızdılar, bugün de rahatsızlar. Dün millî iradeye rağmen iktidar rüyası görüyorlardı, bugünde aynı rüya ile avunuyorlar. Dün darbeden, emperyalistlerin desteğinden, felaketlerden medet umuyorlardı, bugün de aynı beklentiye özellikle sarıldılar. Hamdolsun milletimiz adeta kılcal damarlarına kadar ezbere bildiği bu habis zihniyete 1950’den beri ülkeyi teslim etmemiştir” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Ülkemizde bugün demokrasimize gölge düşürmeye çalışanlara dikkat edin hepsi de 27 Mayıs hayranıdır. Hepsi de zahirde 12 Eylül’e karşı gibi gözükse de o darbeden en çok faydayı görendir. Hepsi de 28 Şubat meftunudur. Hepsi de 15 Temmuz’a ‘tiyatro’ diyerek milletimizin destansı mücadelesini küçümsemeye çalışır. Hepsi de ülkesini yurt dışında bulduğu her mahfilde şikâyet eder. Hepsi de geçmişten bugüne teröristlere karşı derin muhabbet besler. Hepsi de yerli ve millî olan her şeye düşmandır. Hepsi de millî iradeden umudunu kestiği için darbecilerden, yabancılardan, terör örgütlerinden medet umar. Dünyanın tamamıyla birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını dahi bu amaçla kullanmaya kalkacak kadar sefil bir zihniyetle karşı karşıyayız. Sadece bu tablo bile bize ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’ diye ifade ettiğimiz millî çağrımıza ne kadar sık sıkıya sarılmamız gerektiğinin ispatıdır. Yurt içinde terör örgütlerinden ekonomimize kurulan tuzaklara, sınırlarımız dışında bekamız için gerçekleştirdiğimiz harekâtlara kadar tüm mücadelemizi bu anlayışla yürütüyoruz. Bize ne diyorlar? ‘Suriye’de ne işiniz var? İdlib’de ne işiniz var? Libya’da ne işiniz var?’ Buralarda ne işimiz olduğunu çok kısa zamanda çok çok iyi anlayacaksınız. Hamdolsun milletimizin desteği ve duası her zaman olduğu gibi bugün de en güçlü şekilde yanımızdadır.”

“DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI, TÜRKİYE’NİN GELECEKTEKİ HEDEFLERİNİN DE SEMBOLÜ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın Türkiye’nin 60 yıllık demokrasi mücadelesi yanında gelecekteki hedeflerinin de sembolü olacağına inandığını vurgulayarak, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın meşhur Camp David gibi uluslararası toplantıların yapıldığı bir ada olacağına inandığını söyledi.

Adnan Menderes başta olmak üzere Türkiye’nin kalkınması, gelişmesinde istiklali ve istikbali için mücadele eden tüm kahramanlara Allah’tan rahmet dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhur İttifakı olarak kararlı bir şekilde emin adımlarla bu yolda devam ediyoruz. Rabbim hepimizi milletçe inşallah diyorum ki bütün olabilecek belalardan korusun, esirgesin ve zafere ulaştırsın. Genel Başkan Sayın Bahçeli’ye, ekibindeki tüm MHP’li kardeşlerime Türkiye tarihinin en zorlu mücadelelerinden birini yürüttüğümüz bu dönemde sergiledikleri dirayet ve verdikleri destek için şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne, Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın düzenlenmesindeki katkılarından dolayı teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eski Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, AK Parti Ankara Milletvekili Ali İhsan Arslan ve AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan’ı da gayretleri dolayısıyla tebrik etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından TBMM Başkanı Mustafa Şentop, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan, kabine üyeleri, kuvvet komutanları, TBMM Başkanvekili Celal Adan, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, AK Parti İzmir Milletvekili Binali Yıldırım, eski TBMM Başkanları, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu ile birlikte Demokrasi ve Özgürlükler Adası’nın açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış öncesinde de MHP Genel Başkanı Bahçeli ile adayı gezdi.

“Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” 0 89787

Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajda vatandaşların bayramını tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan; “Salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayımladığı mesajında vatandaşların mübarek Ramazan Bayramı’nı tebrik ederek, “Gönül, geçmiş bayramlarda olduğu gibi sevdiklerimizle bir arada olmayı isterdi. Fakat tüm dünya ile birlikte ülkemizi de etkileyen Koronavirüs salgını sebebiyle, bu bayramı her birimiz evimizde geçirmek durumundayız. Bu salgın sürecinde insanlık ailesi olarak zorlu bir imtihandan geçiyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin devleti ve milletiyle bu sınavı çok iyi verdiğine vurgu yaptı.

“DİKKATLİ DAVRANIR, KURALLARA UYARSAK BU SÜREÇTEN ALNIMIZIN AKIYLA ÇIKACAĞIMIZ MUHAKKAKTIR”

Ekonomiden sosyal hayata birçok alanın, salgınla mücadele kapsamında uygulanan tedbirlerden ciddi şekilde etkilendiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Mart ve Nisan ayları sıkıntılı geçerken, Mayıs ayında yavaş yavaş, diğer ülkelerle birlikte normalleşme adımlarının atılmaya başlandığını kaydetti.

“Hep birlikte dikkatli davranır, kurallara uyar, maske-mesafe-temizlik hassasiyetine riayet edersek, Allah’ın izniyle, bu süreçten de alnımızın akıyla çıkacağımız muhakkaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın döneminde ülkelerin çoğunun içe kapanıp ellerindeki sınırlı imkânlara sıkı sıkıya sarıldıklarını, Türkiye’nin ise kendi ihtiyaçlarını karşılamanın ötesinde, pek çok dost ve kardeş halka da yardımda bulunduğuna dikkati çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel dayanışmanın bolca sözünün edilip fiiliyata dönüştürülmediği bir dünyada, millet olarak insanlığımızı gösterdik. Salgın sürecinde özverili bir şekilde görev yapan, sağlık çalışanları başta olmak üzere tüm kamu ve özel sektör personeline, milletim adına şükranlarımı sunuyorum” diye konuştu.

“MİLLETİMİZE, BU SIKINTILI GÜNLERDE DE EN GÜZEL ŞEKİLDE HİZMET ETMENİN ÇABASI İÇİNDE OLDUK”

Alınan tedbirler sebebiyle hiçbir vatandaşın mağduriyet yaşamaması, zorluğa, yokluğa, yoksulluğa düşmemesi için devletin tüm kaynaklarını harekete geçirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Sosyal Koruma Kalkanı programlarıyla, hem ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, hem de istihdamdaki kayıptan dolayı sıkıntıya düşen çalışanlarımıza destek sağladık. Bu kapsamda, ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ anlayışıyla, yaklaşık 10 milyon vatandaşımıza 12 milyar lirayı bulan karşılıksız kaynak aktardık. Vergi, prim, taksit ertelemeleri ve finans kolaylıkları gibi desteklerle, salgın sürecinde devletimizin tüm imkânlarını milletimizin emrine sunduk. Milletimize, her zaman olduğu gibi, bu sıkıntılı günlerde de en güzel şekilde hizmet etmenin, hizmet götürmenin çabası içinde olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah salgın sonrası siyasi ve ekonomik olarak yeniden yapılanacak dünyada, Türkiye’nin gücünü, zenginliğini, refahını çok daha yükseklere taşıyacağız” diyerek, vatandaşların bu bayramda yanlarında olamadıkları sevdiklerine iletişim araçlarıyla da olsa ulaşarak, mutluluklarını paylaşacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rabbimden hepimizi bir sonraki Ramazan ayına sağlıkla, esenlikle, huzurla kavuşturmasını diliyorum. Bir kez daha Ramazan Bayramı’nızı tebrik ediyorum” diyerek mesajını tamamladı.