Gübretaş ve TKİ’den tarımda verimliliği artıracak işbirliği 0 12395

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri iştiraklerinden bitki besleme sektörünün lider şirketi GÜBRETAŞ ile Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ), ülke tarımına ve milli ekonomiye katma değer sağlayacak önemli bir işbirliğine imza attı.

Türkiye Tarım Kredi Kooperatifleri (Tarım Kredi) iştiraklerinden GÜBRETAŞ ile Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Kurumu, kömürden elde edilen hümik asidin tarımsal üretimde daha etkin kullanımı amacıyla iş birliğine giderken, yürütülecek çalışmanın kaynaktan ve maliyetten tasarruf sağlaması hedefleniyor.

Ülkemizin önemli yeraltı kaynaklarından “Hümik Asit”in tarımda etkin kullanımı sağlayacak TKİ-Hümas Başbayilik Anlaşması, TKİ Genel Müdürlüğünde düzenlenen törenle imzalandı. Törene Türkiye Tarım Kredi Kooperatifi Genel Müdürü ve GÜBRETAŞ Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Fahrettin Poyraz, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Genel Müdürü Ömer Bayrak, GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı ve TKİ Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Uygun ile kurumların yetkilileri katıldı.

Başbayilik Anlaşması’na göre GÜBRETAŞ, TKİ’nin hümik ve fulvik asit içeren doğal organik toprak düzenleyicisi ürünü TKİ-Hümas’ın pazarlama, satış ve dağıtımı konusunda 2025 yılına kadar tek yetkili ve başbayisi olacak. TKİ’nin Ilgın tesislerinde üretilen 160 bin litrelik söz konusu ürün de öncelikle GÜBRETAŞ tarafından çiftçilerin kullanımına sunulacak. İki kurum, ortak Ar-Ge çalışmaları da gerçekleştirecek.

Milli ekonomiye katkı sağlayacak

Tarım Kredi Genel Müdürü Dr. Fahrettin Poyraz, törende yaptığı konuşmada, söz konusu iş birliği sayesinde tarım alanlarının verimliliği yükseltilirken, ürünün yurt dışına ihracatıyla milli ekonomiye de katkı sağlanacağını söyledi.

Sağlıklı gıdaya uygun fiyatla ulaşmanın vatandaşın en temel haklarından biri olduğunu belirten Poyraz, “Türkiye olarak belli açmazlarımız var. Gıda üretiminde tarımsal girdilerin önemli bir kısmını maalesef ithal etmek zorundayız. Bir taraftan da bu ürünleri üretme mecburiyetimiz var. Tüketicilerimize de bunları en makul fiyattan ulaştırmalıyız. Bunun için verimlilik artışı gündeme geliyor. Bu anlaşma Türk tarımı açısından tarihi özellik taşıyor. Zaman içinde bu anlaşmanın Türkiye ekonomisi ve tarımı açısından çok önemli olduğu anlaşılacak.” diye konuştu.

Verimlilik problemine çözüm getirecek

Türkiye’de toprak yapısının çok verimli olmadığına dikkati çeken Poyraz, TKİ’nin 10 yılı aşkın zamandır Ar-Ge’sini yürüttüğü bu çalışmanın tarımda verimlilik problemine çözüm getirecek adımlardan biri olduğunu bildirdi.  Poyraz, “Bu bize ait yerli bir çalışma. Neresinden bakarsanız bakın, nereden değerlendirirseniz değerlendirin, her yönüyle ülkemiz açısından faydalı bir iş. Zaman içinde, yaygınlaştıkça bunun önemini hem çiftçi hem üretici ve tüketici tarafından fiyatlara ve maliyetlere yansıması şeklinde hep birlikte göreceğiz ve hissedeceğiz.” dedi.

Hem kaynaktan hem maliyetten tasarruf

GÜBRETAŞ Genel Müdürü İbrahim Yumaklı da iki kurum arasında imzalanan Başbayilik Sözleşmesi’nin 2025 yılına kadar süreceği bilgisini verdi.

Ülke topraklarının organik madde yönünden fakir olduğunu vurgulayan Yumaklı, “Toprak kalitesini artırmak için hümik asidin çok önemli bir yeri var, çalışmalarda bu verimliliği gördük. Sadece yurt içi değil, yurt dışına katma değerli ürün ihracı için de çalışacağız. 1 litrelik hümik asit 8 tonluk hayvan atığına eş değer bir ürün. Bu şekilde hem kaynaktan tasarruf sağlanacak hem maliyet düşecek.” değerlendirmesinde bulundu.

Hümük Asit, humusun en aktif maddesi

TKİ Genel Müdürü Ömer Bayrak da yerli üreticilerin desteklenmesi ve güçlenmesinin stratejik önem arz ettiğini aktardı. TKİ’nin sahip olduğu linyit sahalarında bulunan, içinde yüksek oranda hümik asit barındıran düşük kalorili genç kömürleri (leonardit) değerlendirmek amacıyla 2009’da hümik asit üretimine başladığını anımsatan Bayrak, ” Hümük Asit, humusun en aktif maddesidir. Günümüzde her geçen gün artan kimyevi gübre kullanımı, humusun topraktaki oranının hızla azalmasına neden olmaktadır. Oysaki humus, toprağa atılan kimyasal gübrelerin alımını kolaylaştıran en önemli  madde olup, toprakta atıl halde bulunan besin maddelerinin bitkinin kullanımına uygun hale geçmesini sağlamaktadır.

Bu anlaşmada amacımız yerli ve milli kaynaklarla üretim. TKİ-Hümas markalı sıvı hümik asit ürünümüzün kullanımının artırılmasıyla üreticimizin gübre ihtiyacı konusunda dışa bağımlılığını azaltıp, tarım topraklarının iyileşmesini ve düzenlenmesini sağlayıp, daha bereketli hale getirilmesini hedefliyoruz. Bu husustaki çalışmalarımız devam edecek.” ifadelerini kullandı.

Yerli kaynaklar, milli katma değere dönüştürülüyor

İki kurum arasında imzalanan TKİ-HÜMAS Başbayilik Anlaşması ile GÜBRETAŞ, TKİ tarafından üretilen ve tarımsal üretimde önemli verim artışı sağlayan bu ürünün pazarlama, satış ve dağıtımı konusunda 2025’e kadar 5 yıl boyunca tek yetkili ve başbayii olacak. Anlaşma kapsamında 2025 yılına kadar en az 1,5 milyon litre ürünün yurtiçi ve yurtdışında tarımsal üretimin kullanımına sunulması hedeflenmekte.

Sözleşme kapsamında öncelikle TKİ’nin Ilgın tesislerinde üretilen 160 bin litre TKİ HÜMAS, GÜBRETAŞ tarafından çiftçilerin kullanımına sunulacak. Projenin ikinci fazında TKİ, hümik asit tesislerini Soma Tunçbilek’e taşıdığında ortak Ar-Ge çalışmalarıyla ürünün içerik olarak zenginleştirilmesi ve maliyet optimizasyonu gibi çalışmalar da gerçekleştirilecek.

Başlatılan işbirliğiyle, GÜBRETAŞ hümik asit ihtiyacını yerli ve milli kaynaklardan karşılamaya devam ederken, aynı zamanda ihracat çalışmalarıyla bu ürün yurtdışı pazarlara da ihraç edilecek. Böylece ülke olarak sahip olduğumuz yerli kaynakların GÜBRETAŞ’ın yaygın yurtiçi-yurtdışı satış ağıyla milli ekonomi için katma değere dönüştürülmesi sağlanmış olacak

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88025

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı