7. Anadolu Güneşi Elektrik Üretiyor Buluşması yapıldı 7. Anadolu Güneşi Elektrik Üretiyor Buluşması yapıldı için yorumlar kapalı 9309

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Türkiye, bugün yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da altıncı, dünyada on üçüncü sıraya yerleşti. Güneş enerjisinde ise Türkiye çok büyük bir mesafe kat etti. 10 yıl öncesine kadar güneş enerjisi kurulu gücümüz sıfırken bugün 6 bin 32 megavat seviyesine geldik.” dedi.

Kayseri’de bir otelde düzenlenen 7. Anadolu Güneşi Elektrik Üretiyor Kayseri Buluşması’na katılan Dönmez, Kayseri’nin yeniliğe ve gelişime her zaman açık olduğunu söyledi.

Bakan Dönmez, kentte toplam lisanssız kurulu güç kapasitesinin 318 megavat olduğunu, bunun yüzde 97’sinin yani 307 megavatının lisanssız güneş enerjisi kurulu gücünden oluştuğunu aktardı.

Türkiye’yi yenilenebilir enerji teknolojilerinde üretim üssü yapacak YEKA (yenilenebeler enerji kaynak alanı) yarışmalarına önümüzdeki dönem 10 ila 50 megavat kapasitedeki mini YEKA’larla devam edileceğini belirten Dönmez, “Mini YEKA yarışmalarımız için şartname ve sözleşme taslağı hazırlıklarımızı tamamladık. Bu hususta Meclis’te bekleyen yasa değişikliği tamamlanacak. İnşallah yakın zamanda Resmi Gazete’de yarışma ilanını yayımlayacağız ve 2020’nin ilk yarısında ilk yarışmamızı gerçekleştireceğiz.” ifadelerini kullandı.
Dönmez, 2019 sonu itibarıyla elektrik üretiminin yüzde 62’sinin yerli ve yenilenebilir kaynaklardan karşılandığını, yenilenebilir kurulu gücün 44 bin 767 megavata ulaştığını, kurulu gücün yüzde 49’unun yani neredeyse yarısının yenilenebilir kaynaklardan oluştuğunu dile getirdi.

“Avrupa’da altıncı, dünyada on ikinci sıradayız”

Devletin verdiği teşvik, hibe ve kredilerle yerli ve yabancı yatırımcının yüzünü güneşe çevirdiğini vurgulayan Bakan Dönmez, şöyle devam etti:

“Türkiye, bugün yenilenebilir enerji kurulu gücünde Avrupa’da altıncı, dünyada on üçüncü sıraya yerleşti. Güneş enerjisinde ise Türkiye çok büyük bir mesafe kat etti. 10 yıl öncesine kadar güneş enerjisi kurulu gücümüz sıfırken bugün 6 bin 32 megavat seviyesine geldik. 2020 ocak sonu itibarıyla güneş enerjisinin payı, toplam kurulu gücümüz içerisinde yüzde 6,6’ya, yenilenebilir enerji kurulu gücümüz içerisinde ise yüzde 13,5’e yükseldi. Güneş kurulu gücünde bugün Avrupa’da altıncı, dünyada on ikinci sıradayız. İnanıyorum ki yeni YEKA yarışmalarımızla Türkiye’nin konumu daha da yükselecek.”

“Türkiye artık yüzünü güneşe dönmüş, rüzgarı arkasına almıştır”

Bakan Dönmez, Türkiye’nin yenilenebilir enerjide kendine özgü modeliyle dünyada rol model olma yolunda ilerlediğine dikkati çekerek, “Türkiye artık yüzünü güneşe dönmüş, rüzgarı arkasına almıştır. Önümüzdeki 10 yıl içerisinde 10 bin megavat güneş ve 10 bin megavat rüzgar enerjisini de portföyümüze ekleyeceğiz inşallah. Keza lisanssız elektrik kurulu gücünde de çok ciddi bir ilerleme sağladık. 2020 Ocak sonu itibarıyla lisanssız elektrik kurulu gücümüz 6 bin 344 megavata ulaştı. Bu kurulu gücün yüzde 92’sini güneş enerjisi santralleri oluşturuyor.” diye konuştu.
Lisanssız üretimle ilgili geçen yıl mayıs ayında Cumhurbaşkanlığı Kararı’nın yayımlandığını ve yenilenebilir enerjide lisanssız üretime dayalı kurulu güç üst sınırının 1 megavattan 5 megavata yükseltildiğini anımsatan Dönmez, böylece atıl haldeki çatı, cephe gibi alanlarda güneş enerjisine dayalı elektrik üretimi yapılmasının önünün açıldığını dile getirdi.

GES başvuruları

Elektrik kurulu gücünü mümkün olduğunca çeşitlendirmeye gayret gösterdiklerini anlatan Bakan Dönmez, sözlerini şöyle sürdürdü:

“10 Mayıs’tan itibaren sanayi aboneleri tarafından 862 megavat kurulu güce sahip 1207 GES başvurusu aldık. Mesken aboneleri tarafından da 12 megavat kurulu güce sahip 1218 başvuru aldık. Toplamda 1544 megavat kurulu güce sahip 5 bin 944 çatı başvurusu bulunuyor. 2019 sonu itibarıyla 252 megavatlık çatı GES kurulu gücümüzü devreye aldık. Öte yandan geçtiğimiz haftalarda isteyen tüketiciler için yenilenebilir enerji tarifesi üzerinde çalışıldığını söylemiştik. Bu tarifeyle sadece yenilenebilir kaynaklardan üretilen elektriği tüketmek isteyen kullanıcılara bu fırsatı vereceğiz. Şu anda meclisimizin ilgili komisyonunda tarife üzerinde çalışılıyor. Meclisimizin takvimine göre süreç tamamlanacak inşallah.”
Bakan Dönmez, sonrasında EPDK’nın ilgili tarifeyi yayınlayacağını, böylece isteyen abonelerin tedarik şirketleri vasıtasıyla bu tarifeden yararlanabileceğini sözlerine ekledi.

AK Parti Siyaset Akademisi

Çeşitli programlara katılmak üzere Kayseri’ye gelen Bakan Dönmez, AK Parti İl Başkanlığınca Kayseri Kültür Merkezi’nde düzenlenen AK Parti Siyaset Akademisi 19. dönem dersini verdi. Programa katılan 317 katılımcıya hitaben konuşan Dönmez, AK Parti’nin iktidara geldiği dönemden bugüne ülkede yaşanan gelişmelere ve sorunlara değindi. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin bilgiler veren ve partisinin bu süreçte hayata geçirdiği reformları anlatan Dönmez, “İstikrarın hakim olduğu bir dönem yaşadık. Zaten başarılarımızın altında yatan nedenlerin en başında bu gelir. Milletin derdi ile dertlenmek, milletin taleplerini iyi analiz etmek, hatta o düşünmeden, dile getirmeden analiz edip çözüm üretmek zorundayız. AK Parti belediyelerimizin ve hükümetlerimizin bana göre başarısının altında yatan en büyük etkenlerden birisi bu.” diye konuştu.

AK Parti’nin, siyaseti hizmet yarışı olarak gördüğünü vurgulayan Dönmez, şöyle konuştu:

“Tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek vatan düsturu ile yürüttüğümüz politikamızın özünde sadece ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ inancı yatmaktadır. AK Parti, milleti ile en güçlü bağa sahip, milletin derdi ile dertlenen samimi ve ihlaslı kadroların adıdır. AK Parti, bin yıllık medeniyetimizin sancaktarlığını yapan Türkiye Cumhuriyeti’nin en taze nefesidir. Köklerini medeniyet değerlerimizden alan, dalları geleceğe uzanan bir partidir. Her türlü yeniliğe, gelişime açık, karanlığa kapalıdır. Zaten amblemimizdeki ampulün anlamı da her halde bu olsa gerek. Kendi kültürümüzden kopmadan her geçen gün kendini yeniliklere adapte ederek daha da güçlenen bir partiyiz. Bizler sadece bugünün partisi değiliz. Anadolu’da hüküm süren büyük imparatorlukların varisi olan AK Parti, Türkiye Cumhuriyeti’nin 2023, 2053 ve 2071’e uzanan kapısıdır. Artık günü kurtaran değil, geleceği bugünden kurgulayan uzun dönemli politikalarla daha güçlü bir geleceğe doğru ilerliyoruz. AK Parti her türlü komploya, tuzağa, krize karşı milletimizle yekvücut olarak zorluklara göğüs germektedir. Millet ile aynı yolda yürümektedir. İstikrarın, refahın, prestijin adıdır.”

Bakan Dönmez, zalimden hesap sormaktan vazgeçmeyeceklerini, mazlumların umudu olmaya, “Dünya 5’ten büyüktür” diyerek insanlığın vicdanı olmaya devam edeceklerini belirtti. Zorluklara ve tehditlere karşı birlik olmanın önemine dikkati çeken Dönmez, şunları kaydetti:

“Hep birlikte Türkiye olalım. 81 milyon her milletten, her meşrepten, her görüşten, her inançtan insanımızla tehditlere karşı tek yürek olalım. El ele, kol kola girerek bütün şer odaklarına karşı omuz omuza mücadele edelim. Birbirimize daha çok sarılalım, daha çok bağlanalım, daha çok kenetlenelim. Güçlü olmak zorundayız. Kan ve gözyaşı ile yoğrulan coğrafyamızda bizleri diğer milletlerden ayıran işte bu birlik, beraberlik ve kardeşliğimizdir. Kim bu kardeşliği hedef alırsa, karşısında bu milletin demir yumruğunu bulur. 15 Temmuz bunun en güzel örneğidir.”

Mimar ve Mühendisler Grubu Kayseri Şubesi 12. Olağan Genel Kurulu

Kayseri’de, bir otelde düzenlenen Mimar ve Mühendisler Grubu Kayseri Şubesi 12. Olağan Genel Kuruluna katılan Bakan Dönmez, burada yaptığı konuşmada, toplumun refahının üretmekten geçtiğini söyledi. Kendilerine dayatılan “Sen üretme, biz senin için üretiriz, sen tüket.” anlayışını artık geride bıraktıklarını belirten Dönmez, “Artık üreten, büyüyen, ihraç eden, gelişen bir Türkiye var. Kendi teknolojilerini üretmek için gayret gösteren bir Türkiye var. Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu 2023, 2053, 2071 vizyonlarının da tek bir hedefi var, dünya ile her bakımdan yarışabilecek bir Türkiye inşa etmek.” diye konuştu.

Bugün enerji dünyasının değişen taleplerinin teknoloji, Ar-Ge ve inovasyon olduğuna vurgulayan Dönmez, iklim değişikliği, yeşil enerji, elektrikli araçlar, depolama sistemleri, akıllı şehirler gibi karbonsuz ekonomiye geçişin en büyük motivasyonun enerji teknolojilerinde yaşanan değişimler olduğunu ifade etti.

Yeni dönemde enerjide hedeflerinin yerli üretim ve teknolojinin geliştirilmesi olduğunu aktaran Bakan Dönmez, şunları söyledi:

“Yeni teknolojilerin üretiminde kabiliyetimizi ne kadar geliştirirsek dünyanın geleceğinde de o kadar söz sahibi oluruz. Türkiye olarak enerjide merkez ülke olacağız diyoruz. Çünkü gerçek anlamda büyük devlet olmanın ilk şartının teknoloji temelli uç ürün ve markalaşma ile olacağının farkındayız. Türkiye’yi yenilenebilir enerjide üretim ve teknoloji üssü yapmak için yerli üretim, yerli tedarik, yerli istihdam, Ar-Ge ve inovasyon odaklı YEKA yarışmalarımızı sürdüreceğiz. Ankara’da Türkiye’nin ilk entegre rüzgar fabrikasının temelini attık. İzmir’de de inşallah Türkiye’nin ilk entegre rüzgar fabrikasını devreye alacağız. Yenilenebilir enerji maliyetlerinin önümüzdeki dönemlerde daha da düşmesi ile bu alandaki yatırımlar hatırı sayılır ölçüde artmaya devam edecek. Türkiye yenilenebilir enerjide sadece liberal piyasa şartları, uygun teşvik ve rekabet ortamı ile değil aynı zamanda yüksek verimlilik ve kapasite kullanımı yönüyle de diğer ülkelerden ayrışıyor. Amacımız sadece Türkiye’nin ihtiyacını karşılamak değil bölgemizdeki yüksek potansiyeli de göz önüne alarak geniş bir coğrafyanın enerji teknolojilerinde üretim üssü olmak. Artık hedeflerimiz, hayallerimiz sadece Türkiye ile sınırlı değil. Bölgemiz ve en nihayetinde dünyanın her yeri bizim için önemli bir pazar.”

“Şu an Akkuyu’nun inşasında yerlilik oranında önemli iyileşmeler oldu”

Madencilikte de artık uç ürün dönemini başlattıklarına değinen Dönmez, madenlerin artık üretildiği yerde katma değerli ürüne dönüşeceklerini anlattı. Yatırımcının madeni çıkardığı yerde işleyeceğini dile getiren Dönmez, şöyle konuştu:
“Bunun için gerekli teknolojik yatırımı yapacak, gerekiyorsa ‘know-how’u ülkemize taşıyacak. Diğer taraftan nükleerde ciddi fırsatlar doğacak önümüzde. Şu an Akkuyu’nun inşasında yerlilik oranında önemli iyileşmeler oldu. Özellikle inşaat kısmına ilişkin hususlarda neredeyse tamamına yakınını Türkiye’den tedarik eder hale geldik. Bundan sonra reaktörün işleneceği yerlere ilişkin ekipmanlar geliyor. Orada da sanayicimizle, yatırımcı şirketi bir araya getirmek suretiyle bunların Türkiye’den sağlanması konusunda gerekli desteği sağlıyoruz. Türk sanayisi Akkuyu gibi ileri teknoloji yatırımı olan bir projenin neredeyse bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir düzeye geldi.”

“Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını sonuna kadar koruyacağız”

Uzunca bir süredir Doğu Akdeniz’de hidrokarbon arama, araştırma faaliyetlerine devam ettiklerini, iki tane sismik gemileri olduğunu aktaran Dönmez, “Yetmez” diyerek üçüncü bir geminin satın alma işlemlerini bitirdiklerini ve onun da en kısa sürede Türkiye’de olacağını vurguladı.
Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerinden rahatsızlık duyanlar olduğuna işaret eden Bakan Dönmez, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Onlar bizim bu işi yapamayacağımıza inanıyorlar, yaptırmamak için de ellerinden gelen her türlü engeli gösteriyorlar. Bölge dışı güçleri ve aktörleri de devreye almak suretiyle bizim yolumuzu kesmeye çalışıyorlar. Öteden beri söylediğimiz bir şey var, ‘Biz kararlıyız, kendi malımızı, hakkımızı kimseye yedirmeyiz.’ Kimsenin de malında da mülkünde de gözümüz yok. Fakat Ada’da Rum yönetimi adeta Ada’nın tek başına söz sahibiymiş gibi söylem ve eylemler içerisinde. Kendilerine birçok defa bu tavrın, bu söylemlerin yanlış olduğunu hatırlattık. Orada yaşayan Türk soydaşlarımız var. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adı altında bir devlet kurulmuş. Siz tanımıyorsunuz, biz tanıyoruz. Hadi tanımadınız ama Ada’nın yeraltı kaynaklarını hakkaniyet ölçüsünde adil bir şekilde paylaşılması teklifine niye hayır dediniz? Çünkü, yok varsayıyorlar. Biz, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarını sonuna kadar koruyacağız. Onların bize vermiş olduğu ruhsat alanlarında sondajlarımızı ve araştırmalarımızı yapıyoruz. Keza kendi sondajlarımızı, kendi bölgemizde Türkiye Petrollerine vermiş olduğu ruhsat alanlarında da bu aramalarımızı yapıyoruz.”

“Varsa bulacağız”

Geçen yıl Libya ile deniz yetki alanları konusunda bir mutabakat zaptı imzaladıklarını anımsatan Dönmez, böylece orada arama ve sondaj faaliyeti yapmayı planlayan Yunanistan dahil birtakım ülkelerin de bu işi yapmalarını engellediklerini belirtti. Uluslararası hukuka göre iki kıyıdaş ülke bir araya gelip kendi yetki alanlarını belirlediğinde, anlaşma kapsamında bu alanlarda kalan bölgelerde herkesin kendi bölgesinde bu faaliyetleri yapma hakkına sahip olduğuna dikkati çeken Dönmez, şunları kaydetti:

“Özellikle bu bölgede yer alan ülkeler, başta Türkiye ve Kuzey Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımız olmak üzere Libya’yı da bu denklemin dışında tutma çabaları içerisinde oldular. Bu oyunlarını da bozmuş olduk. ‘Varsa bulacağız’ diyoruz. Biz fiili duayla, sizler de inşallah kalbi duayla bu arzumuza, işimize katkı sağladığınızda inanıyorum ki en kısa süre içerisinde buradan da müjdeli haberler vereceğiz. Bunun arzusu içerisindeyiz. Biraz sabırlı olmak zorundayız. Bu işler çünkü zaman, vakit ve nakit gerektiren işler. Kendi imkanlarımız ve personelimiz ile bunu yürütüyoruz.”

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245685

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212241

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge