Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi açılış törenine katıldı 0 88816

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sancaktepe Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nin açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Dünyada pek çok ülkede salgın sebebiyle sağlık sisteminin çöktüğü bir dönemde, Türkiye hem mevcut imkânlarını en iyi şekilde kullanarak hem de yeni imkânlar üreterek farklı bir konuma gelmiştir” dedi.

,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sancaktepe’de yapımı tamamlanan Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs salgınında kaybedilen tüm hocalar ve vatandaşlarla birlikte Prof. Dr. Feriha Öz’e Allah’tan rahmet diledi.

“ÜLKEMİZE HİZMET EDEN HİÇ KİMSEYİ UNUTMAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kadirşinas bir milletiz. Ülkemize hizmet eden, bu uğurda fedakârlık gösteren hiç kimseyi unutmayız. Bunun için buraya Prof. Dr. Feriha Öz, Yeşilköy’de inşa edilen hastaneye de Prof. Dr. Murat Dilmener’in ismini verdik. Böylece ömürlerini insan sağlığına adayan, salgın döneminde de yine büyük bir gayretle çalışırken son nefeslerini teslim eden hocalarımızın isimlerini ebediyete kazıdık” dedi.

Prof. Dr. Cemil Taşçıoğlu’nun isminin de Okmeydanı’nda inşa edilen şehir hastanesine verildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sultan 2. Abdülhamit tarafından inşa ettirilen Hadımköy’deki hastaneye de restoresinden sonra Dr. İsmail Niyazi Kurtulmuş’un isminin verileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hastanenin yapımında emeği geçen Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile ekibini, yüklenici firma Rönesans Grubu’nun her kademe çalışanlarını tebrik ederek, açılışı yapılan hastane ile Yeşilköy’deki hastane yapımını aynı firmanın yüklendiğini, bunlardan birinin bedelinin de tamamen bu firmaya ait olduğunu vurguladı.

Kapasitesinin tamamı gerektiğinde yoğun bakım altyapısına sahip bu hastanenin iki ay gibi kısa bir sürede yapıldığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyada pek çok ülkede salgın sebebiyle sağlık sisteminin çöktüğü bir dönemde Türkiye, hem mevcut imkânlarını en iyi şekilde kullanarak hem de işte buradaki gibi yeni imkânlar üreterek farklı bir konuma gelmiştir” değerlendirmesinde bulundu.

“SAĞLIK TURİZMİNİ HEDEFLİYORUZ VE BUNU BAŞARACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan Prof. Dr. Feriha Öz Aciz Durum Hastanesi ile Yeşilköy’de inşa edilen Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesine havayoluyla da hasta nakli yapılabileceğini anlatarak, şöyle devam etti: “Uluslararası herhangi bir hasta buraya gelmek istediğinde rahatlıkla pist var, bu piste inecek ve buradan yürüme mesafesinde hemen hastaneye gelecek. Aynısı Yeşilköy için geçerli. Orada da yine havaalanına gelecek ve oradan yürüme mesafesinde hastaneye inecek. Tedavi bitti, yine hemen uçağıyla gitmesi gereken yere gidecek. İster ulusal, ister uluslararası hepsine hazır. Niye? Dedik ya sağlıkta sağlık turizmini hedefliyoruz ve bunu başaracağız. Şayet salgın acil bir ihtiyaç göstermiş olsaydı bu süreyi belki daha da kısaltabilirdik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 72 bin metrekare kapalı alana 1000’in üzerinde yatağa, en modern cihazlara sahip böyle bir hastaneyi kısa sürede hizmete hazır hâle getirmenin dünya çapında bir başarı olduğunun altını çizerek, “Teknolojinin en ileride seviyede olanlarını biz buraya transfer ettik. Türkiye’nin sağlık alanında geldiği seviyenin en somut örneği olan bu hastanelerimiz kendi vatandaşlarımızla birlikte şifayı ülkemizde arayan herkese hizmet verecektir. Geçtiğimiz yıl 750 bine yaklaşan yabancı hasta sayısının önümüzdeki yıllarda katlanarak artmasını bekliyoruz” dedi.

“SALGIN SÜRECİNDE ÜLKEMİZİN ELİNDEKİ İMKÂNLAR DAHA İYİ ANLAŞILDI”

“Salgın sürecinde sağlık konusunda ülkemizin elindeki imkânların kıymetinin çok daha iyi anlaşıldığına inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte 190’ı aşkın ülkeden talep geldiğini, Türkiye’nin 90’ı aşkın ülkeye sağlık ürünlerini gönderdiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 18 yılda inşa ettiğimiz bin 526 yeni hastane, 4 bine yakın tedavi kurumu, toplamda 240 bini bulan yatak kapasitesi, 1 milyon 100 bine yaklaşan sağlık çalışanı sayısı seviyesine biz hocalarımızın gayretleri, bizim hazırladığımız fiziki mekânlarla ulaştık. Ülkemiz hastanelerinde 48 adet olan MR sayısını 906’ya, 323 olan bilgisayarlı tomografi sayısını bin 210’a, 4 bin 891 olan diyaliz sayısını 17 bin 640’a, 889 olan yoğun bakım yatağı sayısını 40 bine, 618 olan ambulans sayısını 5 bin 382’ye çıkartmamış olsaydık herhalde bu başarıyı gösteremezdik” değerlendirmesinde bulundu.

Bugüne kadar hizmete açılan 16 binin üzerinde yatak kapasitesine sahip 11 şehir hastanesinin her birini dünya çapında sağlık kuruluşları olarak inşa ettiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük mutluluğunu sağlık olarak gören bir inançla ülkemizin dört bir yanını en modern tesislerle donattık. Hamdolsun, insanı yaşat ki devlet yaşasın anlayışıyla sağlık hizmetlerinin kapasitesini arttırmak ve kalitesini yükseltmek için yaptığımız her yatırımın karşılığını aldık” dedi.

Prof. Dr. Feriha Öz’ün yine tıp alanında profesör olan evlatlarından “Yetiştireceğiniz öğrenciler çok çok önem arz ediyor. Zira tıpta biz fiziki mekânları hazırlıyoruz ama hocaları ise siz yetiştireceksiniz” ricasında bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hocalarımızla da bu fiziki mekânlar ayrıca güç bulacak. Bunu ne kadar başarırsak, bu işte ne kadar büyük hamleler yaparsak inanıyorum ki bu hastanelere gelen hastalarımız da oradaki gördükleri kabiliyetli hocalarımızla birlikte şifa bulacak ve ondan sonra da dualar hem size hem bize olacak” ifadesini kullandı.

DÜNYANIN EN KAPSAMLI VE DÜŞÜK MALİYETLİ GENEL SAĞLIK SİGORTASI SİSTEMİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın en kapsamlı ve en düşük maliyetli genel sağlık sigortası sistemini Türkiye’de kurmuş olmanın öneminin salgın döneminde daha iyi anlaşıldığını kaydederek, “Bakın Amerika bile çözemedi işi, Rusya çözemedi işi hepsi sıkıntıda hepsi. Bizden bakın destek istediler, biz de her yere gönderdik. Mademki bizde var göndeririz dedik ürettik, üretiyoruz” diye konuştu.

Genel sağlık sigortası hakkında bilgi veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dileyen herkesin aylık 88 lira ödeyerek genel sağlık sigortasına dâhil olabildiğini, bu rakamı ödeyecek gücü olmayan vatandaşların primlerinin ise devlet olarak ödendiğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Teşhisin, tedavinin, ilacın tamamı genel sağlık sigortası kapsamına girdiği için vatandaşlarımız herhangi bir sıkıntı yaşamıyor. Özel sağlık kuruluşlarından hizmet almak isteyenler de genellikle de oldukça makul bir rakam olan farkını ödeyerek bu imkândan yararlanabiliyor. Milletimiz tarafından tüm bu hizmetler Allah razı olsun mukabelesiyle, memnuniyetle karşılanmıştır. Diğer ülkelerin hiçbirinde böyle bir sistem yok Amerika’da, Avrupa’da, diğer gelişmiş ülkelerde insanlar ancak yeteri kadar paraları varsa sağlık hizmeti alabiliyor, yoksa gerçekten çok perişan durumlara düşüyorlar. Üstelik biz bu salgın döneminde, özellikle de Hollanda’dan birçok oralarda çalışan vatandaşlarımız maalesef ölüme terk edilmişlerdi ve onları biz ambulans uçaklarımızla aldırttık ve geldiler tedavileri Türkiye’de devam ediyor. Üstelik biz bu hizmetleri bütçemizi altüst etmeyecek, sağlanan fayda ile maliyetin gayet dengeli olduğu ekonomik bir zeminde veriyoruz. Türkiye’deki genel sağlık sigortasını incelemek için dünyanın dört bir yanından heyetler ülkemizi ziyaret ediyor. İnşallah salgın döneminden sonra hem sağlık tesislerimizi hem genel sağlık sigortamız başarılı bir model olarak küresel düzeyde daha çok ilgi çekecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son iki asır boyunca büyük kayıplar yaşadığını, tarihî fırsatları kaçırdığını belirterek, “Ülkemizin bu savrulmalarının ve içe dönük mücadele üzerine kurulu serencamın sürmesini isteyenler darbelerden vesayete, terör örgütlerinden kifayetsiz siyasetçilere kadar malzeme bulmakta zorlanmamıştır. Ancak milletimiz istiklalinden ve istikbalinden ümidini hiç kesmemiştir” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ MUTLAKA 2023 HEDEFLERİNE ULAŞTIRACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu süreçte millî iradeden aldığı güçlü bu kısır döngüyü kırmak için mücadele verenlerden bazıları darağacına gönderilmiş, bazıları da aynı akıbetle tehdit edilmiştir. Rahmetli Abdülhamid-i Sani, Gazi Mustafa Kemal, Adnan Menderes ve Turgut Özal gibi isimlerin milletimizin gönlünde taht kurmasının gerisinde işte bu gerçek vardır. Milletimizin 18 yıldır gerektiğinde canı pahasına bizim yanımızda yer alması da bu mücadele silsilesinin devamıdır” şeklinde konuştu.

Türkiye’ye yapacak daha çok hizmetleri bulunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’yi mutlaka 2023 hedeflerine ulaştıracağız. Gençlerimize bugün 567. yıl dönümüne ulaştığımız fethin, 600. yıl dönümü olan 2053 için büyük ve güçlü Türkiye’yi bırakmakta kararlayız. Biz göremesek de evlatlarımızın Malazgirt Zaferimizin bininci yıl dönümü olan 2071’de tüm kayıplarını telafi etmiş, dünya sahnesinde hak ettiği yere gelmiş bir Türkiye’de yaşayacağından eminiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile Prof. Dr. Feriha Öz’ün kızı Fulya Öz ve gelini Büge Öz ile hastanenin açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışın ardından Prof. Dr. Feriha Öz Acil Durum Hastanesi’nde incelemelerde bulundu.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor” 0 88023

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’nde yaptığı konuşmada, “Tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ergene Çevre Koruma Projesi, Derin Deşarj Hattı B Tüneli Işık Göründü Merasimi’ne, Vahdettin Köşkü’nden video konferansla bağlanarak katılımcılara hitap etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tünelin Trakya bölgesine ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyerek tünelin yapımında emeği geçenleri tebrik etti.

“KÖTÜ GİDİŞATI DURDURMAK İÇİN ERGENE HAVZASI EYLEM PLANI’NI DEVREYE ALDIK”

Ergene Havzası’nın, 1,5 milyon vatandaşa ev sahipliği yaptığını, havzada pek çok tarım ürününün yetiştiğini ve çok sayıda sanayi tesisi bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havzanın korunmasından sorumlu yerel yönetimlerin bölgenin korunmasında gerekli hassasiyeti göstermediğini kaydetti.

Plansız şehirleşme ve sanayileşmenin sonucu olan yetersiz altyapı ve endüstriyel atık suların arıtılmadan nehre verilmesi gibi sıkıntılar sebebiyle, Ergene’nin su kalitesinin bozulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sonuçta insan sağlığı başta olmak üzere, bütün canlılar için tehlike oluşturan vahim bir tablonun ortaya çıktığını, bu kötü gidişatı durdurmak için de Ergene Havzası Eylem Planı’nı devreye aldıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Eylem Planı’nı yaklaşık 2,5 milyar liralık bir harcama ve kararlılıkla hayata geçirdiklerini vurgulayarak; plan kapsamında bugüne kadar 395 kilometrelik dere yatağının temizlendiğini, nüfusu 10 binin üzerindeki 12 yerleşim yerinde ileri biyolojik atık su arıtma tesisi, 38 yerleşim yerinde ise kanalizasyon sistemi inşa edildiğini, toplam 1 milyon 238 bin dekar alanı sulayacak 25 sulama projesinden de 24’nün hizmete girdiğini bildirdi.

Sanayicilerin de üzerlerine düşen görevleri yerine getirmesinin planın başarısı için kritik öneme sahip olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Islah Organize Sanayi Bölgelerinin yapılması ve Organize Sanayi Bölgelerine ortak atık su arıtma tesisi kurulması için harekete geçtik. Çevreyi kirleten sanayi tesislerini inşa ettiğimiz 10 Islah Organize Sanayi Bölgesi çatısı altında topladık. Tekirdağ’da yer alan beş adet müşterek arıtma tesisinden Muratlı Organize Sanayi Bölgesi’ndekini devreye aldık. Ergene-1 ve Çorlu-1 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisleri de önümüzdeki Ağustos ayında faaliyete başlayacak. Ergene-2 Organize Sanayi Bölgesi arıtma tesisini de inşallah bu sene içinde tamamlayacağız. Önümüzde yıl ise Velimeşe’yi hizmete alacak ve böylece 350’ye yakın münferit atık su arıtma tesisini devre dışı bırakmış olacağız. Arıtılarak temiz hâle gelmiş suların, Marmara Denizi’ne deşarj edilmesi için Derin Deşarj Projesini başlattık. Projenin deniz kısmı için, denizin 4,5 kilometre tabanına döşenen hattı tamamladık. Kara boru hattı, mevcut organize sanayi bölgelerinin yer altı tünelleriyle bağlantısını sağlıyor ve arıtılmış sanayi suyunu denize taşıyor. Ağustos ayında, arıtılmış suların bu hattan denize ilk deşarjı yapılacak.”

“SANAYİ TESİSLERİMİZİN ÖNEMLİ BİR KISMI, SALGIN DÖNEMİNDE DE ÜRETİMİNİ SÜRDÜRDÜ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Derin Deniz Deşarjı projesinin önemli ayağı olan tünellerin yerli ve milli tünel açma makinesi “Lale” ile açıldığını, Türkiye’nin bu makineyi üretebilen sekiz ülkeden biri olduğunu kaydederek çapı 3.25 metre, 12 bin parçalık bu devasa makinenin Türk mühendislerince tasarlanarak, Türk firmasınca üretildiğini açıkladı.

Projenin Türkiye ve Avrupa’nın en büyük çevre projelerinden birisi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, proje bittiğinde bin 300’ün üzerinde fabrikanın sisteme dâhil olacağını, bu yatırımla Ergene Nehri’nin su kalitesinin önemli ölçüde iyileştirileceğini ve suyun temiz akmasının sağlanacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayicilerimiz de arıtma tesisi işletmenin yükünden kurtulacak ve sadece üretime odaklanabilecek. Hepsinden önemlisi Ergene hayata dönecek. Burada edindiğimiz tecrübe ve birikimi diğer havzalarda da kullanacağımıza inanıyorum” diye konuştu.

Türkiye’nin, salgın döneminde sağlık alanında mücadele verirken, kalkınma altyapısının önemli yatırımlarını da ihmal etmediğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Barajlardan tünellere, atık su arıtma tesislerinden havalimanı pistlerine kadar pek çok yatırımı, salgına rağmen tamamladık. Sanayi tesislerimizin önemli bir kısmı, salgın döneminde de üretimini sürdürdü. Şimdi, tüm sanayi tesislerimiz, hem yurt içi talebe hem ihracata yönelik ciddi bir atılım hazırlığı içindedir. Türkiye, 2018 yılında maruz kaldığı kur-faiz-enflasyon saldırısını püskürtüp yeniden yükselişe geçtiği bir dönemde salgına yakalandı. Mart ayında başlayan, Nisan’da tüm ağırlığıyla süren, Mayıs’tan itibaren yavaşlayan bu salgın sürecindeki kayıplarımızı, kısa sürede telafi edebileceğimize inanıyoruz. Nitekim, tüm öncü göstergeler, ülkemizin çok ciddi bir sıçramanın eşiğinde olduğuna işaret ediyor. Yatırımdan, üretimden, büyümeden, istihdamdan asla taviz vermeden hedeflerimize doğru yürümekte kararlıyız. Ülkesini ve milletini seven herkesi, bu büyük yatırım ve istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya davet ediyorum. Devletimiz, tüm imkânlarıyla bu seferberliği destekleyecektir. Salgın sonrası yeniden şekilleneceği anlaşılan siyasi ve ekonomik düzende Türkiye’nin önü açık görünüyor.”

“ÜLKEMİZİN POTANSİYELİNİN TAMAMINI HAREKETE GEÇİRMEK MECBURİYETİNDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgına rağmen, ilk beş ayda sadece organize sanayi bölgelerinde 520 yeni fabrika açıldığına işaret ederek, gıdadan kimyaya, mobilyadan makine imalatına varıncaya dek farklı sektörlere odaklanan bu fabrikalar için özel sektörün 8 milyar liralık yatırım yaptığını söyledi.

Yılın ilk beş ayında özel sektörün yatırımlarını desteklemek üzere 67 milyar liralık yatırım teşvik belgesi düzenlendiğini, bu yatırımların hayata geçmesiyle 110 bin vatandaşa yeni iş imkânları doğacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haziran’ın ilk üç haftasında organize sanayi bölgelerindeki elektrik tüketiminin, Mayıs ayına göre yüzde 26 arttığını, imalat sanayindeki sipariş ve kapasite kullanım oranlarının da günden güne yükseldiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine Haziran’ın ilk üç haftalık ihracat verileri, Mayıs’a göre yüzde 25 daha fazladır. Yurt dışı piyasalarının da toparlanmaya başladığını görüyoruz. Avrupa’dan ve başlıca ihracat piyasalarımızdan gelen veriler olumlu yöndedir. Dış piyasalardaki toparlanma, inşallah bize sipariş artışı ve talep artışı olarak dönecektir. Dış konjonktürdeki toparlanmayla; ekonomik canlanmanın daha da hızlanmasını ve yılın son iki çeyreğinde güçlü büyüme oranlarına ulaşmayı bekliyoruz” diye konuştu.

“Fırsatlar şimşek gibidir, çakar ve kaybolur” deyimini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ayağımıza gelen fırsatı değerlendirmek için ülkemizin potansiyelinin tamamını harekete geçirmek mecburiyetindeyiz. Bunun yolu ise birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sahip çıkmaktan geçiyor” ifadelerini kullandı.

“İŞVERENLERİN VE ÇALIŞANLARIN SORUNLARINA KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRMEYE ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde işçiden işverene tüm kesimleri huzursuz edecek asılsız dedikoduların yayıldığına dikkati çekerek sözlerine şöyle devam etti: “Biz, ülkemizin sanayisini, ticaretini, üretimini, ihracatını artırma çabası içindeyken, aynı zamanda işverenlerin ve çalışanların sorunlarına köklü çözümler getirmeye çalışıyoruz. Kıdem tazminatı konusu da bunlardan biridir. Her bir işçimizin kazanılmış hakkını korumak, bu ülkenin Cumhurbaşkanı ve kendisi de işçilikten gelen bir ferdi olarak en başta gelen görevimizdir. Amacımız, işçilerimizin kıdem tazminatı haklarını, birilerinin insafına bırakmadan, kalıcı ve garantili bir sisteme bağlamaktır. Hep söylerim; işveren sendikaları, işçi sendikaları gelin bir araya bu konuyu kendi aranızda halledin. Kendi aranızda halledemeyip, bunu eğer ‘Kabine halletsin’ diyorsanız burada art niyet vardır, kusura bakmayın. Böyle bir art niyete ne Cumhurbaşkanı olarak şahsım ne de Kabinemiz alet olamayız. Niye kendi aranızda bu işi çözmüyorsunuz, niye kendi aranızda bunu halledemiyorsunuz? Kendi aranızda halledemeyip ondan sonra bizleri işçimizin ve işverenin karşısında zor durumda bırakmak veya kötü durumda bırakmak mı istiyorsunuz? Bugüne kadar attığımız her adımda nasıl emekçi kardeşlerimizin yanında yer almışsak, bu konuda da aynı anlayışla hareket edeceğiz.”

“DÜNYANIN GELECEĞİ OLARAK BAKILAN HER ALANDA EN İLERİ ÜLKELER ARASINDA YER ALMAK AMACINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi Avrupa ve Asya arasındaki stratejik konumunu kullanarak, küresel düzeyde bir üretim üssü hâline dönüştürmek istediklerine vurgu yaparak, “Sanayicilerimizin de üretim çarklarını daha hızlı döndürmelerini sağlamak amacıyla, krediden teşvike kadar tüm mekanizmaları devreye alıyoruz. Çiftçimizin emeğinin ve alın terinin karşılığını almasını temin edecek destekleme politikalarını genişleterek sürdürüyoruz. Yüksek teknolojili ürünler geliştirmekten yazılıma ve yapay zekâya kadar dünyanın geleceği olarak bakılan her alanda en ileri ülkeler arasında yer almak amacındayız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllarca çevreciliği, ülkemizin kalkınmasını engellemenin bir aracı olarak kullandılar. Halbuki, dünyayı ve çevreyi Allah’ın emaneti olarak gören anlayışımız sebebiyle, bizim batının vahşi kalkınma yöntemlerini kullanmamız zaten mümkün değildir. Yaptığımız yatırımların meyvelerini aldıkça, çevreyi gerçekten koruyanların kimler olduğunu artık herkes görmeye başladı” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ergene Havzası Projesi ve tünelin hayırlı olmasını dileyerek konuşmasını tamamladı.

Tören alanında hazır bulunan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ve Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli’den proje ve tünel hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra tünelde ışığın görünmesi için makinaya komut verdi.

Tünelde ışığın görünmesi üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapılan çalışmalarla Trakya ovasında ayçiçeği, buğday, çeltik başta olmak üzere birçok ürünü daha verimli üretme imkânına kavuşulacağını bildirdi.

Çocuklarımızın geleceğini biraz da bizler hazırlamadık mı? 0 7694

Akıllı sistemler ve teknoloji günlük hayatımızı kolaylaştırırken bir yandan da iletişimi zorlaştırabiliyor. Doğanın insanoğlundan intikam aldığı sık sık zikredilen bir dönemdeyken doğanın bu intikamı biraz da çocuklar için aldığını düşünüyorum. Bizler çocukluğumuzda güçlü bir iletişim kurup, beraber oyunlar oynayarak büyüdüğümüz için günümüz çocuklarının daha izole hayatlarına ister istemez çok üzülüyoruz.

Ama onlara bu geleceği biraz da bizler hazırlamadık mı?

Dünyanın hızlı gelişimi baş döndüren bir hıza ulaştığında çocuklarımızın gelişimine eskisi kadar özen gösteremez olduk. Hayatın olağan akışına kapıldığımız için çocuklarımızın sosyal düzendeki içtenliğine eskisi kadar eğilemedik. Toplumsal olarak teknolojik gelişmenin hızını yakalarken evlatlarımızın çocukluk ve gençlik dönemlerinin, bireyin yetişkin rolüne hazırlandığı, kimliğini oluşturmaya başladığı çok önemli bir dönem olmakla birlikte, önemli ruhsal hastalıkların ortaya çıkma riskini de barındıran bir süreç olduğunu unutmamalıyız.

Bir taraftan da çocuklarda ve gençlerde depresyon korkutucu bir hızla artmaktadır. Yakın zamanlarda okuduğum bir makalede yazan bir notu sizlerle paylaşmak istiyorum sevgili okurlar; “Major depresyon görülme sıklığı çocuklukta yüzde 1,7 iken ergenlik öncesi yüzde 3’e, ergenlikle birlikte ise yüzde 5’e yükselmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre depresyon, 10-19 yaşlarındaki çocuk ve gençlerde hastalıklara sebep olan ve fiziksel yetileri kısıtlayan en önemli etkenlerden biridir.”

Bu tespiti okuduğumda ne kadar risk altında olduğumuzu fark ettim. Aslında risk altında olan sadece bugünün çocukları değil, geleceğin büyükleri ve dünyanın geleceği. Evet, belki çocuklarınızı teknolojiden yüzde yüz uzak tutamazsınız, sizin için artık imkansıza yakın bir noktadadır. Ama bağımlılık ve aşırı düşkünlük gözlemlediğiniz de profesyonel destek almakta fayda olduğunu düşünüyorum.

Veli Sarıtoprak

TÜSİAV Yönetim Kurulu Başkanı