“Siyasette, ekonomide, askerî alanda kendi kararlarını kendi alan, kendi projelerini kendi uygulayan bir Türkiye inşa ettik” “Siyasette, ekonomide, askerî alanda kendi kararlarını kendi alan, kendi projelerini kendi uygulayan bir Türkiye inşa ettik” için yorumlar kapalı 88889

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Siyasette, ekonomide, askerî alanda kendi kararlarını kendi alan, kendi hedeflerini kendi belirleyen, kendi projelerini kendi uygulayan bir Türkiye inşa ettik. İnşallah en zorlu dönemi geride bıraktık. Artık, ektiğimiz tohumların hasadını toplamanın, verdiğimiz emeklerin karşılığını görmenin, yaptığımız fedakârlıkların bedelini almanın vaktidir” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı sonrası basın açıklaması yaptı.
“DEVLETİMİZ TÜM İMKÂNLARIYLA HALKIMIZIN YANINDA YER ALMIŞTIR”

Başta Giresun olmak üzere Karadeniz’de bazı illeri etkileyen afette hayatlarını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yaralananlara da acil şifa dileyerek konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlen arama çalışmaları süren vatandaşlarımızdan bir an önce mutlu haberler almayı temenni ediyoruz. Afetin duyulduğu andan itibaren, devletimiz tüm kurumları ve imkânlarıyla, halkımızın yanında yer almıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Vatandaşlarımızın yükünü daha da hafifletmek amacıyla, Giresun’daki vergi mükelleflerimizi, 22 Ağustos 2020’den 30 Kasım 2020 tarihine kadar mücbir sebep hâli kapsamına alıyoruz. Bu tarihler arasında verilmesi gereken beyanname ve bildirimlerin süresini 15 Aralık 2020’ye, yine bu bildirimlere istinaden tahakkuk eden vergilerin ödeme süresini de 31 Aralık 2020’ye kadar uzatıyoruz. 22 Ağustos tarihi öncesinde tahakkuk etmiş olup vadesi bu tarihten sonrasına rastlayan ya da resen veya idarece tarh edilen her türlü vergi, ceza, geçici veya gecikme faizinin ödeme sürelerini de 31 Aralık 2020’ye erteliyoruz. Sigortalıların mücbir sebep dönemine ilişkin prime esas kazanç ve hizmet bilgilerinin muhtasar ve prim hizmet beyannamesi ile bildirilmesinin zorunlu olması durumunda, bu beyannamelerin vergi kesintilerine ilişkin kısmının beyan ve sürelerini de uzatıyoruz. 2020 yılı 3’üncü geçici vergi dönemine ilişkin geçici vergi beyannamelerinin de alınmamasını kararlaştırdık. Yine mücbir sebep hâli kapsamındaki amme borçlularından 29 Ocak 2021 tarihine kadar başvuruda bulunanların, her türlü amme alacaklarını faizsiz bir şekilde 24 ay süreyle erteliyoruz.”

“YAŞANABİLİR BİR TÜRKİYE BIRAKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin pek çok yeri gibi Karadeniz’de de geçmişte şartların zorlamasıyla yaşanılan, coğrafyanın gerçeklerini yeteri kadar dikkate almayan bir yapılaşma ortaya çıktığına dikkati çekerek, şöyle konuştu: “İrademizi ve gücümüzü aşan deprem, sel, heyelan gibi afetler bizi önceliklerimizi değiştirmeye mecbur bırakmıştır. Bir süredir bu konudaki hassasiyetimizi hem kentsel dönüşüm çalışmaları hem yeni imar planları hem estetik önceliği ile zaten hayata geçiriyorduk. Yaşadığımız her afet, bizi bu konuda daha kararlı hareket etmeye yöneltmektedir. İnşallah hep birlikte bizden sonraki nesillere her bakımdan daha güvenli ve yaşanabilir bir Türkiye bırakacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin kalkınma mücadelesindeki en büyük sıkıntılarından birinin enerjideki yüksek oranlı dışa bağımlık olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye her ne kadar ufak tefek petrol ve doğal gaz kaynaklarına sahip olsa da bunların, ihtiyacın yanında adeta devede kulak misali kaldığına işaret ederek, “Büyüyen bir ülke olarak enerji ihtiyacımızın sürekli yükselmesi, dışarıya ödediğimiz kaynağın da hep artması anlamına geliyordu. İhracatımızı fevkalade artırmamıza rağmen enerjideki bu yapısal sıkıntı sebebiyle cari açığımızı bir türlü kapatamıyorduk” dedi.

“DOĞU AKDENİZ’DEKİ ÇALIŞMALARIMIZI ENGELLEMEK İSTEYENLERE HAKKIMIZA SAHİP ÇIKACAĞIMIZI GÖSTERDİK”

Doğu Akdeniz’de yürüttükleri çalışmaları engellemek isteyenlere karşı gerektiğinde zor kullanma pahasına Türkiye’nin haklarına sahip çıkacaklarını gösterdiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yetki alanları yanında Libya ile yaptığımız anlaşmanın ülkemize tanıdığı imkânları sonuna kadar kullanmak üzere harekete geçtik. Akdeniz’in en uzun kıyısına sahip devleti olarak ülkemizin hakkının, hukukunun, çıkarlarının gereğini tereddütsüz bir şekilde yerine getirdik. Bunlarla yetinmedik. Karadeniz’i de arama alanımıza dâhil ettik. Azim ve kararlılıkla bu çalışmaları hayata geçiren eski Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Berat Albayrak ile hâlihazırdaki bakanımız Fatih Dönmez beylere buradan bir kez daha şahsım ve milletim adına teşekkür ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, nihayet 9. sondajda ülkenin bugüne kadar tespit ettiği en büyük rezervi bularak emeklerinin karşılığını aldıklarını belirtti.

Karadeniz’de Sakarya Gaz Sahası adını verdikleri bölgede 320 milyar metreküp rezerve sahip doğal gaz kaynağı keşfettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkenin geleceği açısından hayati öneme haiz bu müjdeyi geçen cuma günü milleti ile paylaştıklarını hatırlattı.

“AKDENİZ’DE DE BENZER MÜJDELİ HABERLER ALACAĞIMIZI ÜMİT EDİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Tespit edilen rezervin çok daha büyük bir kaynağın ilk habercisi olduğu yönünde kuvvetli bulgular var, inşallah bu müjdenin devamı gelecek. Tek kuyu değil, bu kuyuların sayısı 2, 3, 4 devam edecek. Bu kuyuların sayısının tabi fazla oluşu, oradaki ümitlerimizi çok daha artırıyor. Gazın fiilen milletimizin hizmetine sunulması 2023 yılını bulacak. Önümüzdeki süreçte, Akdeniz’de de benzer müjdeli haberler alacağımızı ümit ediyoruz. Ülkemiz, artık enerji liginde en üst basamağa çıkmış bulunmaktadır. Elektrik üretiminde yerli ve yenilenebilir kaynaklarla bağımsızlığını ilan eden Türkiye, doğal gaz ve petrolde de benzer bir seviyeye ulaştığında Allah’ın izniyle önünde yepyeni bir dönem başlayacaktır. Bu vesileyle güneş enerjisi konusunda büyük bir hamle başlatıp hem yerli ve yenilenebilir enerji potansiyelimizi yükselteceğimizi hem de atıl kaynakları ekonomiye kazandıracağımızı belirtmek istiyorum. Yıllardır dışarıya oluk oluk akıttığımız kaynaklarımızı artık kendi ülkemizin kalkınması, milletimizin zenginleşmesi, hedeflerimizin gerçekleşmesi için kullanacağız.”

“KAZANDIĞIMIZ HER BAŞARI, MİLLETİMİZİN ÖZ GÜVENİNİ YÜKSELTMEKTEDİR”

Kazandıkları her başarının milletin öz güvenini yükselttiğini, daha büyük projelere yönelmesini sağladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Yıllarca bu milletin önünü kesenlerin kullandığı araçların tümünü yerle yeksan ediyor, insanımızın önünde yepyeni ufuklar açıyoruz. ‘Yapılamaz’ denilen ne varsa yaptık, ‘cesaret edilemez’ denilen ne varsa cesaret ettik. ‘İzin vermezler’ denilen ne varsa izin istemeden yapılabileceğini gösterdik. ‘Bedel ödetirler’ dedikleri ne varsa gerektiğinde bedelini ödeyerek başardık. Bize ‘yıkılmaz kaleler’ olarak gösterilen sırça köşkleri harekâtlarımızla tuzla buz ettik. Bize ‘aşılmaz bentler’ olarak gösterilen kilden duvarları cesaretimiz ve atılganlığımızla yıktık geçtik. Bize önünde ayakta kalınamaz seller gibi gösterilen yaptırım tehditlerini sağlam duruşumuzla birer birer boşa çıkardık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Maruz kaldığımız çifte standartlara, çiğnenen teamüllere, ihanet edilen değerlere, ayaklar altına alınan ilkelere rağmen girdiğimiz yoldan geri dönmedik. Siyasette, ekonomide, askerî alanda kendi kararlarını kendi alan, kendi hedeflerini kendi belirleyen, kendi projelerini kendi uygulayan bir Türkiye inşa ettik. İnşallah en zorlu dönemi geride bıraktık. Artık ektiğimiz tohumların hasadını toplamanın, verdiğimiz emeklerin karşılığını görmenin, yaptığımız fedakârlıkların bedelini almanın vaktidir. Bu zorlu mücadelede ülkemizin ve milletimizin yanında yer alan herkesten Allah razı olsun diyorum. Yine bu süreçte kendi halkının safında yer almak yerine gavurun kılıcını çalmayı, Amerika’da, Avrupa’da, Körfez’de hazırlanan senaryoların figüranlığına soyunmayı tercih edenleri de milletimize havale ediyoruz. Rabbim kimseyi teröriste terörist diyemeyen, darbeye darbe diyemeyen, düşmana düşman diyemeyen, milletinin sevinci ile sevinemeyen, üzüntüsüyle üzülemeyen mankurtlardan eylemesin diyorum” dedi.

“ÜLKEMİZ, TOPLAMDA 90 MİLYAR DOLARA YAKLAŞAN REZERVİYLE GAYET İYİ DURUMDADIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer alanlarda ülkeye diş geçiremeyenlerin hep yaptıkları gibi yine ekonomiye saldırdıklarını vurgulayarak, “Klasik hâle gelen döviz kuru, faiz, enflasyon şer üçgenini bir kez daha başımıza musallat etmek için tüm güçleriyle yükleniyorlar. Hâlbuki ülkemiz, toplamda 90 milyar dolara yaklaşan rezerviyle gayet iyi durumdadır. Merkez Bankamızın mevcut rezervinin 45,4 milyar doları döviz ve 42,8 milyar doları da altın cinsindedir” bilgisini verdi.

Türkiye’nin, döviz ve altın kıymetleri bakımından gerçekten önemli bir güce sahip olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “En büyük rezervi de Karadeniz’in altında bulduğumuzu tekrar hatırlatmak isterim. İnşallah bu müjdenin de devamı gelecek. Diğer alanlardaki çalışmalarımızla Türkiye çok yakında doğal gazda dünyanın en büyük rezervlerinden birine inşallah sahip olacaktır. Buradan elde edilen her kuruş kazanç, doğrudan milletimizin hayat kalitesinin yükselmesini sağlayacak çalışmalara gidecektir. Doğal gazın ucuzlamasıyla konuttan sanayiye kadar her alanda milletimizin cebine ilave kaynak girişi sağlayacağız. Yani burada afaki bir buluştan değil, ülkemizi ve milletimizi gerçek anlamda zenginleştirecek somut bir kaynaktan bahsediyoruz. Bu hakikate rağmen ülkemizle ilgili olumsuz hava pompalayanların bir kısmı bunu zaten doğrusuna yanlışına bakmaksızın taammüden yapıyor. Amaçları aslında siyasi sonuç almaktır. Ekonomiyi bir araç olarak kullanıyorlar. Türkiye aleyhinde pozisyon alanların bir kısmı ülkemizde yanlış mecralardan beslendikleri için yanıltılmak suretiyle böyle bir konuma sürükleniyorlar.”

“TÜRKİYE KENDİ DEĞERLERİ ÜZERİNDE KARARLILIKLA YOLUNA DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınına karşı en başarılı mücadele yürüten ülkelerden biri olduğunu söyledi.

Buna rağmen Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti düşmanlarının Türkiye’yi en kötüler arasına sokma çabasında olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Aynı şekilde tüm dünyanın takdirini kazanan bir doğal gaz rezervi keşfinin ardından ekonomi notumuzu olumsuza çevirenlerin de bu aklı nereden aldığını, ülkemizdeki kimi manşetlerden ve beyanatlardan görebiliyoruz. Tüm dünyanın borç batağına sürüklendiği, sürekli para basarak ayakta kalmaya çalıştığı bir dönemde Türkiye kendi değerleri üzerinde kararlılıkla yoluna devam ediyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin maruz kaldığı onca saldırıya rağmen dimdik ayakta kalmasını hazmedemeyenlerin yeni oyun, tuzak ve senaryolar peşinde koşmalarının şaşırtıcı olmayacağını dile getirerek, “Dışarıda yazılan senaryolara içeride figüranlık yaparak sürekli ülkesi aleyhine malzeme üretenler, gerçekleri ters yüz edip anlatarak önümüze engeller dizenler istedikleri kadar uğrasınlar başaramayacaklar” dedi.

“ORUÇ REİS ÇOK DAHA KARARLI HAREKET EDECEKTİR”

Oruç Reis gemisiyle yürütülen sismik araştırmalarla ilgili Navtex adı verilen duyurunun süresinin 27 Ağustos’a kadar uzatıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Nokta mı, virgül mü? Buraya ben şimdi bir virgül koyayım. Çünkü bundan sonrası da bunun var. Türkiye’nin Uluslararası Denizcilik Örgütü kurallarına uygun şekilde yürüttüğü bu faaliyetlere karşılık Yunanistan yetkisiz şekilde ve şımarıkça bir edayla kendi Navtex mesajını yayınlamıştır. Her şeyden önce Yunanistan’ın bölgede böyle bir Navtex ilanına hakkı yoktur. Yapılan bu açıklama bölgede bulunan tüm gemilerin kıyı ve seyir emniyetini tehlikeye atan bir şımarıklıktır. Uluslararası hukukta, iyi niyete, komşuluk ilişkilerine aykırı bu tutumuyla Yunanistan kendi kendini içinden çıkamayacağı bir kaosun içine atmıştır. Bundan sonra bölgede yaşanabilecek her olumsuzluğun tek müsebbibi Yunanistan, tek zarar gören de yine bu ülkenin kendisi olacaktır. Yunanistan’ı Türk donanmasının önüne atanların, yarın yaşanacak bir sıkıntıda asla ortada gözükmeyeceklerini bizim kadar Yunanlı komşularımızın da bilmesinde fayda mülahaza ediyorum. Türkiye, ne Oruç Reis gemimizin ne ona refakat eden donanma unsurlarımızın faaliyetlerinden en küçük bir geri adım atmayacaktır. Tam tersine bu bölgede hakkını ve hukukunu koruma konusunda çok daha kararlı hareket edecektir. Bundan sonrasını düşünecek ve ortaya çıkacak sonuçlara katlanacaklar, Navtex ilan ettiğimiz bölgede karşımıza çıkacak olanlardır.”

“BATI, BİZİ HİÇBİR ZAMAN KENDİSİ GİBİ GÖRMEDİ”

Türkiye’nin yaklaşık 200 yıldır demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi Batı merkezli doğup gelişen ve fakat evrensel değerler hâline dönüşen bir çizginin takipçisi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu değerlerin önemli bir kısmının ve çok daha ilerisinin milletin medeniyet ve kültür tarihinde mevcut olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin, yaşanılan kayıplara ve acılara rağmen bu değerleri sonuna kadar korumayı yaşatmayı başardığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı: “Öyle ki Batı toplumlarının tamamının sömürge peşinde koştuğu bir dönemde biz dost ve kardeş olarak gördüğümüz halkların güvenliği ve esenliği için kendi canımızı vermeye devam ediyorduk. Petrol kaynakları için insan canının hiçe sayıldığı dönemlerde, biz önceliğimizi daima yaşamaya ve yaşatmaya vermiş bir milletiz. Bu erdemli duruş Batı’nın kurduğu demokratik ve ekonomik sistemin dünya çapında egemen olduğu gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Nitekim biz de Osmanlı’dan itibaren aşama aşama bu sistem içinde yerimizi almanın gayreti içinde olduk. Cumhuriyetin ilanıyla bu doğrultuda çok daha keskin ve geri dönüşü olmayan bir tercihte bulunduk. Gerçi biz bu tercihi yaptık ama Batı’nın bize hiçbir zaman aynı niyetle yaklaşmadığını da kabul etmek durumundayız.”

“Hangi reformu yaparsak yapalım, hangi adımı atarsak atalım, hangi değerlerimizden taviz verirsek verelim Batı bizi hiçbir zaman kendisi gibi görmedi” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bu gerçeği Avrupa Birliği tam üyelik sürecinde bizzat yaşamış bir kişiyim. Avrupa Birliği ile olan görüşmelerin hep içindeydim. Ama Avrupa Birliği liderlerinin hep tutarsızlıklarıyla karşı karşıya olduk. Hiçbir zaman dürüst olmadılar. Hiçbir zaman sözlerinin arkasında durmadılar. Ülkemizin tam üyeliği için hangi şartları önümüze getirdilerse ‘tamam’ dedik, ne dedilerse yaptık, ne istedilerse taahhüt ettik. Fakat sonuçta ortaya çıktı ki Avrupa Birliği’nin bizi tam üye yapmaya en başından beri niyeti yokmuş. O güne kadar önümüze getirilen her şey oyalama taktiğinden ibaretmiş.”

“TÜRKİYE’YE KARŞI SERGİLEDİĞİ İKİYÜZLÜ TAVIR, AVRUPA BİRLİĞİ’NİN SONUNUN DA İLANI OLMUŞTUR”

Söz konusu süreçte Avrupa Birliği’nin bir değerler ve ilkeler bütünü değil, bir grup ülkenin saplantılarının esiri bir yapı olduğunu gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hâlâ da aynı saplantıyla bize yaklaşıyorlar. Ülkemize karşı teröristleri destekliyorlar. İşte Yunanistan’dan teröristler giriyor, FETÖ’sü giriyor, PKK’sı giriyor. Gittiği yer neresi Almanya. Almanya’da bunlara oturum da veriyorlar. Bir diğer kısmı da bakıyorsunuz Fransa’ya gidiyor. Bir diğer kısmı bakıyorsun bir başka yere gidiyor ve onlara buralarda ev sahipliği yapıyorlar. Dostluk bu mu? Bunlarla baş başa oturup konuştuğumuz zaman maalesef bunları inkâr da ediyorlar. Her türlü marjinal grubu destekliyorlar, her türlü sapkınlığı destekliyorlar. Bir tek bu ülkenin istiklali ve istikbali uğrunda gerektiğinde hayatını feda etmeyi göze alan milletine saygı duymuyor, onun yanında yer almıyorlar. Türkiye’ye karşı sergilediği ikiyüzlü tavır Avrupa Birliği’nin sonun da ilanı olmuştur. Artık dünyada hiç kimse bu birliğe bir değerler ve ilkeler manzumesi olarak bakmıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki kimi çevrelerden de benzer bir yaklaşıma maruz kaldıklarına işaret ederek, şunları kaydetti: “Bu ülke yıllarca NATO ittifakının doğu kanadının en önemli üyesi olan Türkiye’yi terör örgütleri ile mücadelesinde yalnız bırakmıştır. DEAŞ’a karşı Suriye’de başlattığımız ve bugün dördüncü yıl dönümü olan Fırat Kalkanı Harekâtımıza bile bu ülke destek vermedi. Ne yazık ki bir terör devleti kurulmasını da önünü açtılar. Bu terör devletinin kurulması ile ilgili olarak da her türlü silah desteğini binlerce kamyonlarla, evet Fırat’ın doğusuna yığdılar. Bunları konuştuğumuz zaman kendileriyle ‘yok böyle bir şey’ dediler. Hepsi var. Kayıtlarımızda var, istihbari bilgilerimiz de var, var oğlu var. Hatta bununla kalmamış PKK/YPG terör örgütüyle bir olup ülkemize karşı pozisyon almışlardır. Demokratik hukuk devleti yerine terör örgütleriyle hareket etmeyi tercih eden bu hastalıkta zihniyet Amerikan siyasetini esir almıştır. Ülkemiz, terör örgütlerinin saldırılarına uğradığında kafasını çeviren, darbeye maruz kaldığında heyecanla neticeyi bekleyen, darbeciler yenilince hepsine kucak açan bu zihniyet demokrasinin yüz karasıdır. Daha acısı, Amerika’daki politikacıların Türkiye’yle ilgili faşist planlarını, niyetlerini, hesaplarını gizleme gereği dahi duymadan ifşa edebilmesidir.”

“SEÇİMLERDE DELİKANLICA MİLLETİN KARŞISINA ÇIKIP YARIŞMAYA BİLE CESARET EDEMİYORLAR”

ABD Başkan Adayı Joe Biden’ın açıklamalarına tepki gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’de darbeyle yapamadıklarını muhalefeti destekleyerek gerçekleştirmeyi düşündüklerini’ kameralar önünde söylemekten çekinmiyorlar. Ya dostluğumuz var, oturup konuşmuşluğumuz var, en azından bir oturup çay içmişliğimiz var. Böyle bir ifadeyi bizim için nasıl kullanırsın ama kullandılar” değerlendirmesinde bulundu ve bu hezeyana cevap vermesi gerekenin kendilerinden önce muhatap olarak gösterilen muhalefet olduğunu vurguladı.

Kendisinin bu açıklamalara cevap vermediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ülkemiz muhalefeti, bu ağır ithama tepkisini tüm şiddetiyle ortaya koymak yerine konunun niye aylar sonra gündeme geldiği gibi bir zırvanın arkasına sığınmayı tercih etmiştir. Çünkü bunların kafasında askerî darbeden hukuk ve emniyet darbesine, siyasi darbeden toplumsal kaosa ve teröre kadar her türlü faşist yol ve yönteme yer vardır. Hayatlarının hiçbir döneminde umutlarını millete bağlamamış, gözleri hep dışarıya dönük olan bu siyasi anlayış Türkiye’nin en büyük ayıbı ve kayıbıdır. Seçimlerde delikanlıca milletin karşısına çıkıp yarışmaya bile cesaret edemiyorlar. Bunun yerine şeytana pabucunu ters giydirmeyi hedefleyen binbir alavere dalavere ile siyaset mühendisliği oyunu oynuyorlar. Türkiye ve Türk milleti için kalplerinde hiçbir hayali, kafalarında hiçbir projesi olmayanların tek yapabildikleri onun külahını buna, bunun külahını ona giydirmek suretiyle illüzyon peşinde koşmaktır. Biz, ‘harbi olun, hasbi olun, mert olun, delikanlı olun, yenileneceksiniz, öyleyse şerefinizle yenilin’, bunu söylüyoruz. Onlar Amerika’dan Avrupa’ya, terör örgütlerinden marjinal gruplara kadar gördükleri her melanete sarılıyorlar. Kin, husumet ve bağnazlıkla kararan gönüller gözleri de kör ediyor. Hem de öyle bir kör ediyor ki kimlerle yürüdüklerine, kimlerden destek aldıklarına, kimlere hizmet ettiklerine dahi bakmıyorlar.”

“MİLLETİMİZİN DESTEĞİYLE SANDIKLA GELDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye siyasetinin tek mottosunun “Tayyip Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin” hâline dönüşmesinin yüreklerini acıttığına işaret etti.

“Biz milletimizin desteğiyle sandıkla geldik, gideceksek de öyle gideriz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun kararını, terör örgütlerinin, marjinal sapkın grupların, ABD’nin, Avrupa’daki husumet odaklarının veremeyeceğini, tek karar merciinin millet olduğunu vurguladı.

Milletin iradesi dışında yol ve yöntem arayanların Türkiye’ye tek verebildiklerinin, vesayet, cunta, darbe, terör, kaos, fakirlik ve huzursuzluk olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin bu çarkı millî iradenin üstünlüğüyle kırdığı için 18 yıldır iktidarda bulunduğunu, çareyi millette değil de dışarıda arayanlar için bundan daha büyük örnek ve ibretin olmayacağını söyledi.

Allah’ın izni ve milletin desteğiyle 2023’te de Türkiye’ye hizmet etmeyi sürdüreceklerini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefetin ısrarla sarıldığı faşist kafayı değiştirmediğinde de 2028 seçimlerinde aynı şeylerin konuşulacağını aktardı.

“KORONAVİRÜS SALGINIYLA MÜCADELEMİZ SÜRÜYOR”

Dünyayla birlikte Türkiye’yi de etkisi altına Kovid-19’la mücadelenin sürdüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde bu konuda olumsuz bir görünümle karşı karşıya kalındığına değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Düğün, cenaze, taziye ve tatil gibi toplu etkinlikler, virüsün yayılma alanları hâline dönüştü. Hele hele plajlar, buralar ayrı bir felaket. Buralarda yayılma alanı çok çok fazla. Can kaybında küçük de olsa bir artış yaşanıyor. Bundan dolayı üzüntülüyüz. Milletimizden bir kez daha, ‘TMM’ diye ifade ettiğimiz, temizlik, maske ve mesafe kurallarına sıkı şekilde riayet etmesini istiyoruz.”

Temizliğe dikkat etmeyen, maskesini takmayan, fiziki mesafeye uymayan her kişinin kendisiyle birlikte temas ettiği herkes için sonu ölüme kadar varan bir tehdit kaynağı hâline dönüştüğünü unutmamasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazılarının taşıyıcı oldukları için hastalığın ağır etkilerini hissetmeyebileceğini vurguladı.

Bu kişilerin, virüs bulaştırdıkları insanların büyük acılar çekmesine, hayatını kaybetmesine yol açtıklarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmaması gerektiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi ailesine, sevdiklerine veya hiç tanımadıklarına böylesine bir kötülük yapmanın, akıl ve vicdan sahibi hiç kimsenin altına giremeyeceği vebal olduğunu dile getirdi.

“LÜTFEN KURALLARA UYALIM, UYMAYANLARI İKAZ EDELİM”

“Milletimden bir kez daha rica ediyorum, Türkiye şu illeti yenene kadar lütfen kurallara uyalım, uymayanları ikaz edelim” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Lütfen, şu sigaralarınızı artık çöpe atın. Biliniz ki en büyük tehdit unsurlarından biri de o sigaradır. Kendi kendinize adeta ölüm fermanını imzalıyorsunuz, o sigaranın dumanıyla. Bunu da bir kenara koymanız lazım. Her türlü toplu etkinliğe bu sürede ara verelim. Düğünlerimizi az sayıda katılımla ve kısa sürede yapmanın bize hiçbir maliyeti olmaz” şeklinde konuştu.

“Taziyelerimizi telefonla bildirmek, Fatiha’mızı uzaktan okumak aynı sonucu verir. Tatilimizi kısa tutmak ve izole şekilde yapmak bizi aynı şekilde dinlendirir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Ülkemizin normalleşme adımlarını daha ileriye taşımak için bu mücadeleyi başarıya ulaştırmak mecburiyetindeyiz. Hasta, yoğun bakım ve vefat sayılarını belirli bir çizginin altına düşürmeden hiçbirimiz rahata, huzura ve güvene kavuşamayız. Türkiye’nin, üretimde, istihdamda, ihracatta hedeflerine ulaşabilmesinin yolu da salgının seyrinin düşüşünden geçiyor. Libya’dan Suriye’ye, Doğu Akdeniz’den Karadeniz’e kadar geniş bir alanda tarihi mücadele yürüten bir ülke olarak gücümüze, dikkatimize, enerjimize sahada ihtiyacımız var. Bu büyük potansiyeli salgına kurban vermeyelim. Denizi geçtiğimiz bir yerde derede boğulmamak için hep birlikte çok daha dikkatli, dirayetli, kararlı hareket edelim.”

Previous ArticleNext Article

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta yeni Türkevi binasının açılışına katıldı Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta yeni Türkevi binasının açılışına katıldı için yorumlar kapalı 87012

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Yeni Türkevi Binası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Türkevi Binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta Yeni Türkevi Binası’nın açılış törenine katıldı.
Temeli dört yıl önce atılan ve açılışını yaptıkları Yeni Türkevi binasının hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî günde aramızda olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“NEW YORK’UN SİLÜETİNE TARİHÎ VE GELENEKSEL MİMARİMİZİN GÜZELLİKLERİNİ VE ZARAFETİNİ YANSITIYORUZ”

Bugün, haklı bir gurur yaşadıkların söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gururluyuz; çünkü devletimize, milletimize kalıcı bir eser daha kazandırıyoruz. Gururluyuz; çünkü bu eserle New York’un siluetine tarihî ve geleneksel mimarimizin güzelliklerini ve zarafetini yansıtıyoruz. Gururluyuz; çünkü mimarlarımızın, mühendislerimizin, işçi kardeşlerimizin alın teriyle muhteşem bir eserin inşasını tamamladık” dedi.

Bu göz kamaştırıcı binanın inşasında kullanılan malzeme ve tefrişat unsurlarının büyük ölçüde Türkiye’den getirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimarinin ve mühendisliğin en son imkânlarının kullanıldığı binamızın tasarımı, iklim değişikliğini konuştuğumuz şu dönemde, çevreye duyarlılık esasına göre yapıldı. Böylece, ortaya Türkiye’nin büyüklüğünü, birikimini ve artan gücünü yansıtan bir başyapıt çıktı” şeklinde konuştu.

Türkevi binasının bugünkü konumuna gelmesinde birçok ismin payı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Binamız, Dışişleri eski Bakanlarımızdan merhum İhsan Sabri Çağlayangil tarafından devletimize kazandırılan arsa üzerinde yükseldi. 1977-2013 yılları arasındaki ilk hizmet döneminin ardından binamızı yenilemeye karar verdik. Kültürümüzde müstesna bir yere sahip laleden ilham alınarak, Selçuklu motifleri gibi geleneksel öğelerle bezenerek tasarlanan yeni mimarisiyle Türkevi’ne bugün tekrar kavuştuk.”

“TÜRKİYE, ULUSLARARASI BARIŞIN VE GÜVENLİĞİN TESİSİ İÇİN GÖSTERİLEN ÇABALARA AKTİF KATKI SAĞLIYOR”

Türkevi’nin Birleşmiş Milletler Nezdindeki Daimi Temsilciliğine ve New York Başkonsolosluğuna ev sahipliği yapacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti New York Temsilciliği’nin de Türkevi’nde faaliyet göstereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında bu denli önemli bir eseri hayata geçirmemiz ayrı bir anlam taşıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden biri olarak uluslararası barışın ve güvenliğin tesisi için gösterilen çabalara aktif katkı sağlıyor. Uluslararası misyonlarda üstlendiğimiz sorumlulukları başarıyla yerine getirdik, getiriyoruz. Küresel sorunların çok taraflılık temelinde çözülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. ‘Dünya beşten büyüktür” diyerek daha adil bir küresel düzeni savunuyoruz. Girişimci ve insani dış politikamızla, uluslararası alanda etkin roller üstlenerek, milyonlarca mazlum göçmene kapılarımızı açarak, daha adil bir sistem tahayyülünün hayata geçirilmesi için çaba harcıyoruz. Türkevi Binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik” şeklinde konuştu.

“YENİ TÜRKEVİ, SUNDUĞU İMKÂNLARLA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN VE ÜYE ÜLKELERİN FAALİYETLERİNE DE HİZMET VERMEYE HAZIRDIR”

Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü olan 2023’e giden süreçte, Türkevi binasının, uluslararası toplumdaki yerimizin de bir yansıması olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temeline bırakmış olduğum mektubumda da vurguladığım üzere, binamız Türkiye’nin başarı hikâyesinin sembollerinden biri olarak inşallah uzunca bir süre hizmet verecektir. Yeni Türkevi, sunduğu imkânlarla Birleşmiş Milletlerin ve üye ülkelerin faaliyetlerine de hizmet vermeye hazırdır” dedi.

Türkevi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan vatandaşlara, soydaşlara, akraba ve dost topluluklara da yeni bir çatı olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Genişleyen imkânlarımız sayesinde, Başkonsolosluk hizmetlerimiz burada çok daha verimli bir şekilde yürütülecektir. Siyasi, ekonomik ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak yeni binamızın, gerçek bir cazibe merkezi olarak faaliyet göstereceğine inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkevi’nin içinde çalışacak, yaşayacak, ziyarete gelecek insanların samimiyetle sahiplenmesiyle, kullanmasıyla, hakkını vermesiyle arzu ettiğimiz konumuna geleceğini düşünüyorum. İşte bunun için Türkevi binamızın kapılarının herkese açık olduğunun altını tekrar çiziyorum. Dışişleri Bakanlığımızın da binanın işletmesini bu kucaklayıcı anlayışla yürüteceğinden şüphe duymuyorum. New York’un örnek binalarından biri olacak Yeni Türkevi’nin; devletimize, milletimize, Türk-Amerikan toplumuna, Dışişleri Bakanlığımıza, Birleşmiş Milletlere ve New York’a hayırlı olmasını diliyorum. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu binanın inşasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Açılışa gösterdiğiniz ilgi ve katılımdan dolayı siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.