MEB-DÜNYA BANKASI GÜVENLİ OKULLAŞMA VE UZAKTAN EĞİTİM PROJESİ TANITILDI MEB-DÜNYA BANKASI GÜVENLİ OKULLAŞMA VE UZAKTAN EĞİTİM PROJESİ TANITILDI için yorumlar kapalı 12096

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Önümüzdeki süreç gösteriyor ki biz uzaktan eğitimi hem salt uzaktan eğitim olarak hem de harmanlanmış modelle ilgili, canlı derslerle ilgili boyutu açısından çok yüksek çıtalara kavuşturacağız.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 160 milyon dolar bütçeli MEB-Dünya Bankası Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim Projesi Tanıtım ve İstişare Toplantısı’na katıldı. Kovid-19 pandemisi sürecinde eğitimi tüm bileşenleriyle, dünya çapında küresel olarak yürütülen süreçlerle ilişkilendirerek ele alma noktasında kararlı olduklarını belirten Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu ile beraber yenilikçi ve dünyadaki dönüşümü dikkate alan, dünyanın geleceğinin nereye doğru gittiğini algılamaya çalışan ve bu geleceği hep birlikte kurmaya davet eden bakış açılarının bulunduğunu dile getirdi. Selçuk, salgın çıkmadan önce uzaktan eğitimle ilgili vizyon belgesinde hedeflerin belirlendiğini hatırlatan Selçuk, özellikle Ortaöğretim Tasarımı’nda uzaktan eğitimin, harmanlanmış eğitimin neden önemli gidişatın nereye doğru olduğunu tekrar vurguladıklarını aktardı. “Ancak salgın dönemi, bizim açımızdan mevcut kapasiteyi ve çalışmalarımızı çok daha ileri taşımanın çok daha yüksek çıtalara doğru götürmenin de bir vesilesi oldu.” diyen Selçuk, zamanın ruhunun, çağın koşullarının gerektirdiği bu imkanları yeniden ele alma fırsatı bulduklarını ifade etti.

EBA’nın canlı sınıf kapasitesi anlık 1 milyon
Selçuk, uzaktan eğitim sürecinde başlangıçta yaklaşık 40 bin öğrenci kapasiteli canlı ders ve EBA platformunun kapasitesinin, uzaktan eğitim yoluyla okulların başladığı ilk günde anlık 1 milyon öğrenciye yaklaştığına dikkati çekti. Dünya Bankası fonuyla yürütülecek projeye ilişkin de Selçuk, “Mevcut EBA sisteminin bileşenlerinin daha da güçlendirilmesi, kapasitenin artırılması ve geleceğe dönük bir atılım yapılması için başka ihtiyaçlarımız vardı ve bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla bu projenin başlatılmasını bütün ekip arkadaşlarımızla beraber sıkı şekilde takip edip hayata geçirmeye başladık. Bugün de projenin Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından imzalandığı ve artık Milli Eğitim Bakanlığının projeye başladığı gün olarak değerlendirilebilir.” şeklinde konuştu.

Ziya Selçuk, projenin iki önemli yönü olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Birincisi salgın döneminde eğitimin kalitesini artırmaya, erişimin hızlandırılmasına yardımcı olmaya dönük boyut. İkincisi, salgın sonrası Türk eğitim sisteminin harmanlanmış hibrit yaklaşımlarla ilgili olarak nasıl bir tepki vereceğine, nasıl bir yol haritası çizeceğine dair olan boyut. Bu kapsamda, hem salgın sürecine ilişkin boyut ve salgın sonrası eğitim sisteminin dijital alt yapısının güçlendirilmesine yönelik boyut, artık genişletilmesi ve derinleştirilmesi mümkün olabilecek ve yolumuzu son derece hızlı bir şekilde alabileceğimiz bir noktaya geldi.” Bakan Selçuk, uzaktan eğitimin sadece öğrencilere yönelik olarak değil aynı zamanda öğretmenlere yönelik katkılarının da bulunduğunu belirterek, “Öğretmenimizin güçlendirilmesi hizmet içi çalışmalarda ortaya konan gayretler ve hedefler, çok daha ileriye çok kısa bir zamanda taşınabilir ve bunun için de bu projenin fırsat olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda dünyada çok hızlı tepki verebilen birkaç ülkeden biriyiz. Ama bunu yeterli görmek mümkün değil. Bu çerçevede çok daha ileri çalışmalara ihtiyacımız var.” dedi.

“Önümüzdeki yolun nasıl yürünmesi gerektiğine ilişkin hayallerimiz var”
Selçuk, uzaktan eğitim ve projeyle ilgili, “Önümüzdeki süreç gösteriyor ki biz uzaktan eğitimi hem salt uzaktan eğitim olarak hem de harmanlanmış modelle ilgili, canlı derslerle ilgili boyutu açısından çok yüksek çıtalara kavuşturacağız. Bu çok net olarak görülüyor.” değerlendirmesinde bulundu. Projenin hayata geçirilmesi için başarılı bir ekip çalışmasının yürütüldüğüne değinen Selçuk, “Hazine ve Maliye Bakanlığına teşekkür ediyorum. Çok kısa sürede işlemlerin hızlandırılması noktasında güzel bir ekip çalışması ortaya koyduk onlarla beraber. Dünya Bankasına teşekkür ediyorum, çünkü inanılmaz kısa sürede proje hemen onaylandı ve hayata geçti. Önümüzde bir yol var ve bu yolun nasıl yürünmesi gerektiğine ilişkin hayallerimiz var. Dünyada çok özel bir platform hazırlamak istiyoruz ve bu projenin kaynaklarımızı son derece işlevsel biçimde kullanıp eğitim kalitesinin artmasında hızlandırıcı etki uyandırmasını bekliyoruz, bunun böyle olacağından eminim.” ifadelerini kullandı.

Toplantıda bulunan bilim insanlarının ve uzmanların ve Bakanlığın ekibiyle çalışacağını aktaran Selçuk, şunları kaydetti: “Buradaki proje sadece teknik alt yapıyla ilgili değil, buradaki proje içerikle, öğretmen eğitimiyle, izleme değerlendirme çalışmalarıyla ve kapasitenin artırılmasıyla ilgili. Burada çok parametre söz konusu. Bunların tamamında en optimal sonuca nasıl ulaşırız, en işlevsel süreci nasıl yönetiriz, bunların cevabını birlikte aramak ve bilimin yol göstericiliğinde daha net bir tablo ortaya koymak için gayret edeceğiz. Bu çalışmanın verimli geçeceğine ve yolumuzun ve haritamızın çok daha netleşeceğine inanıyorum.”

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü’nden Türkiye’ye övgü
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Auguste Tano Kouame ise toplantıya video konferans bağlantısıyla katıldı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin 160’tan fazla ülkeyi etkilediğine ve bu süreçte 1 milyardan fazla öğrencinin okullarının kapandığına dikkati çeken Kouame, ülkelerin eğitim sistemlerini acil olarak bu yeni koşullara uyarlamak için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ve uzaktan eğitimden giderek daha fazla yararlanıldığını anlattı. Kouame, bugüne kadar çok az ülkenin potansiyelini tam olarak gerçekleştirebildiğini aktararak, birçok ülkede uzaktan eğitim ve bilgisayar destekli eğitim gibi yenilikçi yöntemler geleneksel eğitim sistemlerini destekleyici olarak kullanılırken, ana sınıfından 12. sınıfın sonuna kadar bu yöntemlerin ilk kez bu kadar geniş ölçekte talep gördüğünü söyledi.

Kouame, “Bu bağlamda, bu eşi benzeri görülmemiş krizin ortasında eğitim sürecini devam ettirmek için erken aşamada dijital önlemler ve diğer önlemleri uygulamaya koyan ilk ülkelerden biri olarak ön plana çıktığı için Türkiye’yi tebrik ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitim döneminde sergilediği risk yönetimi yaklaşımı ve Kovid-19 krizine karşı müdahalesi hem benzersizdir hem de övgüyü hak etmektedir.” diye konuştu. Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim Projesi ile Türkiye’nin bir yandan Kovid-19 nedeniyle okulların uzun süre kapalı kalmasının yol açabileceği potansiyel öğrenme kayıplarını daha etkili bir şekilde en aza indirmek için gereken yatırımları artıracağını, aynı zamanda gelecek için öğrenmenin güçlü bir şekilde ilerlemesinin temelini de atacağını ifade eden Kouame, “Proje, Türkiye’nin tüm bölgeleri ve tüm gelir düzeyleri arasında uzaktan eğitime eşit erişim imkanı sağlama ve kapsayıcı öğrenmeye güçlü bir şekilde odaklandığı için de övgüyü hak etmektedir.” dedi.

Projenin birçok bakımdan Dünya Bankası açısından da bir ilki temsil ettiğini bildiren Kouame, şunları söyledi: “Kovid-19 salgının eğitim üzerindeki etkilerine yönelik uygulamaya konulan ilk projedir. Mevcut eğitim sistemlerinin geliştirilmesi için dijital teknolojinin bu kadar geniş ölçekte yaygınlaştırılmasına yönelik ilk projedir. Geçmişte alt yapı dayanıklılığını artırmaya yönelik çalışmalarınızdan edinilen deneyimlerin pandemi gibi acil durumlar için kullanıldığı ilk projedir. Proje, MEB tarafından uygulanan ve Dünya Bankası tarafından finansı sağlanan Türkiye’deki Okullarda Afet Yönetimi Projesi ve Dünya Bankası tarafından desteklenen Türkiye’de Eğitim Alt Yapısının Güçlendirilmesi projeleri için de tamamlayıcı bir rol oynayacaktır.”

“Hiçbir proje bu kadar hızlı hazırlanıp onay sürecine sunulmamıştı”
MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Anıl Yılmaz, Türkiye’deki uzaktan eğitim sürecine ve Dünya Bankası ile yürütülecek projeye ilişkin bilgiler verdi. Proje hazırlama faaliyetlerinin martta başladığını ve haziran başında proje teklifinin tamamlandığını belirten Yılmaz, “Aslında bu da Dünya Bankası projelerinin geçmişine baktığımızda bir rekor. Hiçbir proje bu kadar hızlı hazırlanıp onay sürecine sunulmamıştı. Ülkemiz ve Dünya Bankası arasındaki müzakere, kredi anlaşması süreci ve bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın onaylarıyla bu projeyi başlatma noktasına geldik.” diye konuştu. Yılmaz, projenin Aralık 2023’e kadar süreceğini ancak pek çok çıktının çok daha erken bir süre zarfında alınacağının altını çizerek, “Toplam bütçesi 160 milyon dolarlık bir proje. Yüzde 100 dış proje kredisi ile yürütülecek.” bilgisini verdi.

Projenin 3 temel bileşenine değinen Yılmaz, bunların ilkinin uzaktan eğitim alt yapısının kapasitesinin artırılması olduğunu ifade etti. Bu kapsamda, pandemi sürecinde acil ihtiyaçların giderilmesine yönelik çalışmalar yapılacağını ve yüz yüze eğitime geçildikten sonra harmanlanmış eğitim sisteminin ihtiyaçlarına yönelik orta vadeli bir sistemin kurulmasının amaçlandığını anlatan Yılmaz, “Yani örgün eğitim ile uzaktan eğitimin birlikte götürüleceği ve iç içe götürüleceği bir sistem alt yapısı.” değerlendirmesini yaptı.

Anıl Yılmaz, ikinci bileşenin uzaktan eğitim için dijital içerikler ve bunların sürdürülebilirlik ekosistemi, son bileşenin ise kurumsal kapasiteye yönelik olduğunu söyledi. EBA platformunun kapasitesinin anlık 750 bin-1 milyon eş zamanlı kullanıcıya ulaştığını aktaran Yılmaz, “2023’te ise 5 milyon kullanıcıya aynı anda hizmet verecek bir sistem kurma hedefimiz var. Buna hızla gidiyoruz.” dedi.

Yılmaz, 2023’te EBA’yı haftada 1 saatten fazla kullanan öğrencilerin oranını yüzde 70’e çıkarmayı, bölgesel yoksulluk göstergesinde en alt yüzde 20’lik dilimdeki öğrencilerden EBA’yı kullananların oranını yüzde 30’a, uzaktan eğitimi tamamlayarak yılda en az bir sertifika alan tekil öğretmen sayısını da 900 bine çıkarmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. için yorumlar kapalı 23443

Ankara’nın en eski alışveriş mekanlarından ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Uluslararası Ahi Evren yılı ve Ahilik haftası dolayısıyla bir belgesele konu oldu.

Belgeselde, ÇIKRIKÇILAR yokuşu esnafı Ahilik geleneğinden örnekler vererek tarihi mekanın Türk Kültürü içindeki önemini anlattılar.

Belgeselin gösteriminden önce konuşmacılar Ahiliğin ritüellerinin ticaret hayatındaki yerini vurguladılar.

Belgesel, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Ticaret Odası’nın ortaklaşa çalışmasıyla hayata geçirildi. Belgeselin ilk gösterimine Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran Eski bakanlardan İmren AYKUT ve Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent YAHNİCİ, çok sayıda Ankara’lı ve davetli katıldı.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel BARAN, konuşmasında amaçlarının sadece ticaret yapmak olmadığını, kültürel görevlerini yerine getirmek olduğunu da kaydetti. Gürsel Baran, daha sonra şunları söyledi; Eskiden işe girdiğimizde büyüklerimiz bize Ahiliğin öğüdünü verirdi. Derlerdi ki; elini, sofranı, kapını açık tut. Dilini, belini, gözünü bağlı tut. Ve Ahi Evran’ın temel prensipleri vardı. O temel prensiplerden de birkaç tanesini söyleyeyim; İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında kin, haset ve gıybetten kaçınmak, ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve iffetli olmak, cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak, alçak gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, gelmeyene gitmek, dost ve akrabaları ziyaret etmek, gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, maiyetindekileri ve hizmetindekileri korumak, aza kanaat edip çoğa şükretmek, feragat ve fedakarlığı daima kendi nefsinden yapmak. Bunların hepsi Ahiliğin belki de unutmaya yüz tutan değerleri. Ahilik sadece ticarette birtakım prensipleri ortaya koymadı. Aile nedir? büyük nedir? küçük nedir? ata nedir? dede nedir? saygı, sevgi nedir? Bunların tamamını Ahilik geleneğinden aldık biz. Ahilikten sadece ticaret öğrenmedik. Ahilik ticaretin kurallarını koydu ama bize değerler öğretti. Biz bu değerlerin yaşatılmasını istiyoruz.

Neden Çıkrıkçılar Yokuşu dedik? O günün şartlarında Ankara’nın Anafartalar’ı vardı, Çıkrıkçılar Yokuşu vardı, Samanpazarı, Hamamönü ve Bentderesi vardı.
Bunlardan bir tanesini seçecektik ve Çıkrıkçılar Yokuşu dedik.
Çıkrıkçılar Yokuşu hepinizin de bildiği gibi Ankara’nın ticaretinin önemli bir ayağının geçtiği yerdir. Ankara’nın ticareti orda dönerdi.

Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent Yahnici de ÇIKRIKÇILAR Yokuşu esnafının Ahilik geleneğinin ritüelleriyle dükkan açmasının Türk kültürü içindeki değerini belirtti.

Konuşmalardan sonra Belgeselde emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı. Plaket töreninin hemen akabinde esnaf türkülerinin seslendirildiği bir konser verildi.