Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde konuştu 0 88045

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya Şehir Hastanesi Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Kararlı, aktif ve tavizsiz tutumumuz karşısında, uluslararası toplumun tüm aktörleri, bölgesel ve küresel denklemlerde Türkiye’yi hesaba katmak mecburiyetinde kalmıştır. Artık hem sahada hem de masada asli yeri olan bir ülke durumundayız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Konya Şehir Hastanesi Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış töreni öncesinde Mevlana Müzesi’ni ziyaret ederek müzedeki restorasyon çalışmaları hakkında yetkililerden bilgi aldı.

Daha sonra açılış törenine geçen Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Konya’ya bir yılı aşkın bir aranın ardından tekrar gelmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, bugün beş ayrı yatırımı şehre kazandırmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.

“TÜM GÜCÜMÜZ VE İMKÂNLARIMIZLA KONYA’NIN YANINDA YER ALMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Bu yatırımlardan birinin Konya Şehir Hastanesi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bin 250 yatak kapasitesi, 240 yoğun bakım yatağı, 49 ameliyathanesi, 17 yanık ünitesi olan hastanenin iftihar vesilesi bir eser olduğunu kaydetti.

Ağustos’ta hasta kabulüne başlayan hastanenin sadece geçen ay 100 bine yakın kişiye hizmet verdiğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ilk etabının açılışını yaptıklarını, kalan kısımların da yılbaşından hemen sonra hizmete gireceğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ayrıca Tarihî Buğday Pazarı ve Çevre Düzenlemesi, Konya Çevre Yolunun Konya-Karaman ve Konya-Ereğli yolları arasındaki bağlantıyı sağlayan 22 kilometrelik birinci etabını ve Kayacık Lojistik Merkezinin ve Sarayönü ilçesinde inşa edilen bin 682 konut ile cami, sosyal tesis, ticaret merkezi, altyapı ve çevre düzenlemesi işinin de açılışının yapıldığına dikkati çekti.

Açılışı yapılan eserlerin Konya’ya ve Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sanayisiyle, tarımıyla, hizmetler sektörüyle ülkemizin parlayan yıldızı Konya, bu yatırımla çok daha büyük atılımlara hazırlandığını göstermiştir. Biz de tüm gücümüz ve imkânlarımızla Konya’nın yanında yer almayı sürdüreceğiz” dedi.

“TÜRKİYE, YENİDEN KURULMAYA ÇALIŞILAN DÜNYA DÜZENİNDEN DIŞLANMAK İSTENİYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın yaşadığı dönüşümün, koronavirüs salgınının etkisiyle fevkalade hızlandığını ve görünür hâle geldiğini vurgulayarak şöyle devam etti: “Ülkemizin son dönemde içeride ve dışarıda yürüttüğü mücadele, bu küresel değişim sürecinden bağımsız değildir. Türkiye, tıpkı bir asır önce, tıpkı yarım asır önce yapıldığı gibi, yeniden kurulmaya çalışılan dünya düzeninden dışlanmak isteniyor. Dikkat ederseniz, bugün dünyayı meşgul eden kriz alanlarının neredeyse tamamına yakını, ülkemizin etrafında yer alıyor. Suriye’den Akdeniz’e ve Kafkaslara kadar uzanan bu kriz noktalarını birleştirdiğinizde, ortaya çıkan tablo, Türkiye’nin açık bir kuşatma altına alınmaya çalışıldığıdır. Biz, bu oyunu çok önceden gördük. Bir yandan ülkemizin bütünlüğünü, milletimizin birliğini, devletimizin gücünü korurken, diğer yandan bu kuşatmayı yaracak adımları birer birer hayata geçirdik. Sadece bununla kalmadık; ‘Dünya 5’ten büyüktür’ çıkışımızla, küresel sistemi âdeta bloke edenlere, bunun o kadar kolay olmayacağının mesajını da verdik. Önce ülkemizi dikkate almayarak, sözlerimize kulaklarını kapatarak, gayretlerimizi küçümseyerek eski alışkanlıklarını sürdürmeye çalışanlar, sonunda kazın ayağının öyle olmadığını gördüler.”

Türkiye olarak bugüne kadar her söylediklerinin arkasında durduklarını, ne taahhüt ettilerse yerine getirdiklerini belirterek, “Bu kararlı, aktif ve tavizsiz tutumumuz karşısında, uluslararası toplumun tüm aktörleri, bölgesel ve küresel denklemlerde Türkiye’yi hesaba katmak mecburiyetinde kalmıştır. Artık hem sahada, hem de masada asli yeri olan bir ülke durumundayız” değerlendirmesinde bulundu.

“ÜLKEMİZE TEHDİT OLUŞTURAN HER YER BİZİM İÇİN HAREKÂT ALANIDIR”

Türkiye’nin terör örgütleriyle mücadelesinde tarihinin en başarılı günlerini yaşadığını, hiçbir teröriste nefes aldırmadıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün Suriye’de 8 bin 200 kilometrekarelik bir alanı kontrol altında tutuyoruz. Hâlâ Suriye toprakları üzerinde terör adacıkları oluşturarak ülkemizi tehdit etme hesabı yapanlar, artık bu oyunun başarı şansı kalmadığını görmelidir. Ülkemize tehdit oluşturan her yer bizim için harekât alanıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye düşmanlarının Suriye’dekine benzer bir oyunun Akdeniz’de de oynamak istediklerine işaret ederek şunları kaydetti: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti deniz sahasının ardından, Libya ile vardığımız anlaşma sayesinde, Doğu Akdeniz’in önemli bir bölümünü meşru faaliyet alanımız hâline dönüştürdük. Bu arada, Karadeniz’de keşfettiğimiz büyük doğal gaz rezervi, hem emeklerimizin karşılığını almamıza hem de millet olarak moral bulmamıza vesile oldu. Doğu Akdeniz’deki tartışmalarda ülkemize kurusıkı tehditlerle, içi boş şantajlarla, komik gövde gösterileriyle geri adım attıramayanlar, nihayet diyalog çağrılarımıza kulak vermek zorunda kaldı. Daha Akdeniz’de sular durulmamışken, bu defa Kafkasya’da kritik gelişmeler yaşanmaya başlandı. Ermenistan, aşağılık katliamlarla işgal ettiği Karabağ sorunu henüz çözülmemişken, yeniden Azerbaycan topraklarına saldırdı. Ama bu defa, hiç beklemediği bir neticeyle karşılaştı. Kardeş Azerbaycan devleti, hem kendi topraklarını savunmak hem işgal altındaki Karabağ’ı kurtarmak üzere büyük bir harekât başlattı. Şu ana kadar cephede başarıyla ilerleyen Azerbaycan ordusu, pek çok yeri işgalden kurtardı. Türkiye olarak tüm imkânlarımızla ve tüm kalbimizle, dost ve kardeş Azerbaycan’ın yanındayız, yanında olacağız. İnşallah Karabağ işgalden kurtulana kadar bu mücadele sürecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 83 milyon vatandaşın her birinin geleceğini güvence altına almak için büyük bir mücadele verdiklerini, bir yandan da kalkınma hamlelerini ihmal etmediklerini dile getirerek salgının etkisiyle duraklayan ekonominin toparlanma yaşadığını vurguladı.

“ÜÇÜNCÜ ÇEYREKLE İLGİLİ HER GÜN YENİ VE GÜZEL HABERLER ALIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üçüncü çeyrekle ilgili her gün yeni ve güzel haberler alıyoruz. Dün Eylül ayı ihracatımızın 16 milyar doların üzerine çıkarak Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdığının müjdesini milletimizle paylaşmıştık. Bugün de otomotiv satışlarının 90 binin üzerine çıkarak yine tüm zamanların rekorunu kırdığını görüyoruz. Ayrıca, Organize Sanayi Bölgelerimizdeki elektrik tüketimi de geçtiğimiz ay, yılın rekorunu kırdı” açıklamasında bulundu.

Konya’ya da son 18 yılda toplamda 60 milyar lirayı aşan yatırım yaptıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim, gençlik ve spor, ulaştırma, raylı sistemler, sağlık, altyapı, tarım, sulama, enerji alanlarında kente kazandırılan eser, yatırım ve hizmetleri saydı.

KONYA’YA YAPILAN YATIRIMLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya’da stadyum ile birlikte toplam 70 adet spor tesisi, gençlik merkezi gibi eserleri tamamlayıp, eskileri yenileyip hizmete açtıklarını ifade ederek, “İnşallah 5. İslam Dayanışma Oyunları önümüzdeki yıl Konya’da yapılacak. Bu kapsamda, jimnastik salonu, olimpik yüzme havuzu, atletizm pisti gibi tesislerin yanı sıra, ülkemizin ilk Veledrom’u, yani bisiklet pisti yarışmalarının yapılacağı alan da Konya’da inşa edilecek” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Selçuk Üniversitesi’nin, koronavirüs salgınıyla mücadelede hayatını kaybeden Tıp Fakültesi 6. sınıf öğrencisi Merve Mercan’ın adını da kampüste inşa edilecek bir parkta yaşatacak olmasını takdirle karşıladığını sözlerine ekledi.

Geçen yıl temelini bizzat kendisinin attığı Konya Teknoloji Endüstri Bölgesindeki Aselsan Silah Sistemleri Fabrikası’nın inşaatının da yılsonuna kadar tamamlanacağını ve bu fabrikada üretilen silah sistemlerinin dünyaya ihraç edileceğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayini güçlendirmek için de gelecek yıl Konya’da Türkiye Silah Test Merkezi’nin kurulacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi 2023’e kadar yeni ve çok daha büyük hizmetlere kavuşturarak hedeflerini hayata geçirmiş olarak yeni döneme gireceklerini ifade ederek gençlere de şöyle seslendi: “Gençler; Lütfen şimdiden ülkemizin 2053 vizyonunu şekillendirmek için çalışmaya başlayın. Sizlerin de gördüğü gibi zaman hızla akıp gidiyor. Göz açıp kapayana kadar 2023’e zaten ulaşmış olacağız. Ülkemizin ondan sonraki rotasını, içini gençlerimizin dolduracağı 2053 vizyonu belirleyecek. Biz bu konuda gençlerimize her türlü desteği vermeye, katkıyı yapmaya, altyapıyı kurmaya hazırız. Maziden atiye kuracağımız köprünün, bu dönemdeki en son ve en sağlam ayağı sizler olacaksınız. Türkiye’nin size, sizin enerjinize, gayretinize, cesaretinize, üretkenliğinize ihtiyacı var.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda, Ankara’da tedavi gördüğü hastanede bugün vefat eden AK Parti kurucularından ve eski Bayındırlık ve İskân Bakanı Zeki Ergezen’e de Allah’tan rahmet dileyerek Fatiha okudu.

Konuşmasının ardından, açılışı gerçekleştirilen Konya Şehir Hastanesi’nin farklı birimlerinde görev alan hekimlerle canlı bağlantı yoluyla görüşen ve çalışmalar hakkında bilgi alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra beraberindekilerle açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra hastanede incelemelerde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Konya programı kapsamında AK Parti Konya İl Teşkilatı tarafından düzenlenen yemeğe katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında partililerden ve vatandaşlardan Koronavirüsle mücadelede temizlik, maske ve mesafe tedbirlerine uymalarını isteyerek, “Sadece kendimiz ve sevdiklerimiz için değil sokakta, çarşıda, pazarda karşılaştığımız tüm hemşerilerimizin sağlığını korumak için bu kurallara riayet etmeliyiz. Bu konuda yaşanacak en küçük bir ihmalin kul hakkına girmek anlamına geleceğini, bir an olsun aklımızdan çıkarmamalıyız” dedi.

“SALGININ ÜSTESİNDEN ANCAK SEFERBERLİK RUHU İLE HAREKET EDİLMESİYLE GELİNEBİLİR”

Sağlık sisteminin herhangi bir sorunla karşılaşmadan hizmet verebilmesinde yeni hastaneler kadar vatandaşların da desteğinin çok önemli olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının üstesinden ancak tam bir seferberlik ruhu ile hareket edilmesiyle gelinebileceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de son yedi yılda yaşanan her hadisenin görünenin dışında siyasi, ekonomik ve sosyal hedefleri olduğuna dikkati çekerek, “Gezi’nin çevreyle, 17-25 Aralık’ın yolsuzlukla, 6-8 Ekim olaylarının DEAŞ’ın Ayn el-Arab’a saldırmasıyla herhangi bir bağı yoktur. Bunların hepsi belli bir silsile ve plan içinde hayata geçirilmiş eylemlerdir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “6-8 Ekim olaylarında insanımızı sokağa çağıranlar ile çukur eylemlerinde belediyenin kepçesini, kamyonunu teröristlerin emrine verenler aynıdır. Kurban eti dağıtırken vahşice şehit edilen Yasin Börü’nün katilleriyle çukur eylemlerinde camileri, okulları yakanlar aynı zihniyetin mensuplarıdır, bunların birbirinden farkı yok” değerlendirmesinde bulundu.

“HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ YERİNE, ÜSTÜNLERİN HUKUKUNUN YÜRÜRLÜKTE OLDUĞU DÖNEMLER GERİDE KALDI”

Terörün yol açtığı maddi zararın bir şekilde tazmin edilebileceğini, fakat katillerden ve azmettiricilerden hesap sorulmazsa vicdanlarda kanayan yaraların asla iyileştirilemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Unutulmamalıdır ki cezasız kalan her suç faili daha da azgınlaştırır. Hesap sorulmayan her cürüm yeni zulümlere davetiye çıkarır. Maalesef bu ülke geçmişte yapanın yanına kâr kaldığı darbecilerden eli kanlı katillere kadar birilerinden hesap sorulamadığı dönemler yaşamıştır. Hukukun üstünlüğü yerine, üstünlerin hukukunun yürürlükte olduğu bu dönemler artık geride kalmıştır. Biz ülkemize bir daha böyle bir utancı, milletimize böyle bir acıyı yaşatmamakta kararlıyız. Yargımız nasıl FETÖ’cü alçaklardan 15 Temmuz’un hesabını soruyorsa, bölücü örgütün uzantılarından da, 6-8 Ekim olayları ve çukur eylemlerinin hesabını hukuk önünde soruyor. Demokrasiyi savunan herkesin görevi bölücü örgütün siyasi uzantılarına koltuk değnekliği yapmak yerine, adaletin tecellisine yardımcı olmaktır. Meşhur tabirle ağır ağır ilerlese de adaletin gideceği yere er ya da geç muhakkak varacağına inanıyorum.”

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Dev yatırımlar |Cumhurbaşkanı Erdoğan, Milli Uzay Programı’nı açıkladı 0 88046

“Haberleşme uydularını kendi imkânlarımızla üreterek, bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Uzay Programı Tanıtım Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Gözlem uydularında kazandığımız tecrübeyle, haberleşme uydularını da kendi imkânlarımızla üreterek, bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Millî Uzay Programı Tanıtım Toplantısı’na katılarak, Türkiye’nin Millî Uzay Programı’nı açıkladı.

Millî Uzay Programı’nın Türkiye’nin uzaydaki yol haritası olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Küresel uzay yarışında ülkemizi üst liglere taşıyacak bu yol haritasının başarıyla hayata geçmesini diliyorum” dedi.

“UZAY ÇALIŞMALARINDA İNSAN KAYNAĞI, TASARIM VE MÜHENDİSLİK KABİLİYETLERİ AÇISINDAN ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE VAR”

“Paylaşacağımız hedefler bir hayal ürünü değil, havacılık ve uzay teknolojilerinde bugüne kadar başardıklarımızın bir üst noktaya taşınmasıdır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 18 yılda oluşturulan altyapı yatırımlarıyla bugün uzay çalışmalarında insan kaynağı, tasarım ve mühendislik kabiliyetleri açısından çok daha güçlü bir Türkiye bulunduğunu söyledi.

Türkiye’yi kendi uydularını geliştirebilen, üretebilen, test edebilen bir seviyeye çıkardıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun ilk örneğinin GÖKTÜRK-2 uydusu olduğunu, şimdi de sırada gece ya da gündüz fark etmeden her türlü hava şartında yüksek çözünürlüklü görüntü elde edebilecek GÖKTÜRK-3 uydusunun bulunduğunu açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜBİTAK Uzay tarafından geliştirilen, ilk yerli ve millî yüksek çözünürlüklü yer gözlem uydusu İMECE’nin de entegrasyon işlemlerinin tamamlandığını, testlerinin sürdüğünü bildirerek, bu uydunun da 2022 yılında uzaya fırlatılacağını kaydetti.

İMECE yörüngeye yerleştiğinde, tüm kurumların görüntü ihtiyacını karşılayacak metre altı çözünürlükteki ilk millî gözlem uydusu olacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gözlem uydularında kazandığımız tecrübeyle, haberleşme uydularını da kendi imkânlarımızla üreterek, bu kabiliyete sahip 10 ülkeden biri olmakta kararlıyız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen aybaşında uzaya fırlatılan TÜRKSAT 5-A uydusuyla faal haberleşme uydularının sayısının dörde yükseldiğini, yerli ve millî imkânlarla üretilecek ilk haberleşme uydusu TÜRKSAT 6-A’nın da 2022’de uzaydaki yörüngesine yerleştirileceğini söyledi.

Türkiye’nin uydu teknolojilerinin alt bileşenleri ve yazılımlarını üretmek noktasında da yoğun çalışmalar içinde olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yüksek çözünürlüklü uzay kamerası, yeni nesil uçuş bilgisayarı ve yazılımları, elektrikli itki motoru, yönlendirilebilir anten, tepki tekeri, yıldız izler, güneş algılayıcı gibi birçok kritik alt sistemi, özgün olarak geliştirip ürettik. Önümüzdeki süreçte, Türk mühendislerinin yerli yazılımlarıyla birlikte, uydulardan elde ettiğimiz bilgilerin güvenliğini de tamamen sağlamış olacağız” açıklamasında bulundu.

“UZAY SİSTEMLERİ ALANINDA MONTAJ, ENTEGRASYON VE TEST HİZMETLERİ SAĞLAYAN ULUSLARARASI BİR OYUNCU KONUMUNDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzay alanındaki kurumsal kapasitesine büyük önem verdiklerini, modern altyapılan sayesinde roket, uydu, yer sistemlerinde fikirden ürüne kadar ihtiyaç duyulan tüm imkanları sağlayabildiklerini anlatarak, TÜBİTAK Uzay, TÜBİTAK SAGE, DELTA-VE, ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, TÜRKSAT ve İTÜ başta olmak üzere, birçok kuruluşun altyapılarında önemli projeler yürütüldüğünü aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Uzay ve roket test merkezlerimiz, uzay sistemleri tasarım ve test laboratuvarlarımız, uydu haberleşme ve uzaktan algılama araştırma merkezlerimiz, yer kontrol istasyonlarımız, optik sistemler araştırma ve uygulama altyapılarımızla her geçen gün daha yetkin hâle geliyoruz. Artık, uzay sistemleri alanında montaj, entegrasyon ve test hizmetleri sağlayan uluslararası bir oyuncu konumundayız” ifadelerini kullandı.

Çok az sayıda gelişmiş ülkenin sahip olduğu Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test Merkezi’nin 2015 yılından beri faal olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, uydu bileşenlerinin radyasyona dayanıklılığının test edildiği Türkiye’nin ilk Parçacık Radyasyonu Test Altyapısı olan ODTÜ-Saçılmalı Demet Hattı’nın da 2019 yılında hizmete alındığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin şu anda en önemli eksiğinin fırlatma konusu olduğuna dikkat çekerek, bu konuda da önemli adımlar atıldığını geçen yıl, ROKETSAN Uydu Fırlatma, Uzay Sistemleri ve İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi’nin açılışını gerçekleştirdiklerini hatırlattı.

İlk yerli sonda roketinin 136 kilometre irtifaya çıkarak uzay sınırını aştığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, astronomik gözlem noktasında da önemli altyapılara sahip olunduğunu, TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi’nin Türkiye’nin en büyüğü olan 1,5 metre çapında bir teleskobu barındırdığını, Erzurum’da, Karakaya Tepeleri üzerinde, 3 bin 170 metre yükseklikte de Doğu Anadolu Gözlemevi’nin inşa edildiği bilgisini paylaştı.

“ASTRONOMİ, MATEMATİK VE TIP GİBİ TEMEL BİLİMLERE ÖNCÜLÜK ETMİŞ, ÇIĞIR AÇMIŞ BİR MEDENİYETİN MİRASÇILARIYIZ”

Sadece TÜBİTAK aracılığıyla son 18 yılda, uydu, uzay, fırlatma sistemleri, uzay ekipmanları konularında kamu ve akademi dünyasından 56 projeye 2,1 milyar lira kaynak sağladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin uzay ve havacılık temalı ilk bilim merkezi Gökmen Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi’nin de 2020 yılında Bursa’da hizmete açıldığını anımsattı.

“Biz, astronomi, matematik ve tıp gibi temel bilimlere öncülük etmiş, çığır açmış bir medeniyetin mirasçılarıyız” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, El-Fergani, El-Sufi, El-Biruni, Ali Kuşçu, El Cezeri, Takiyüddin ve Mirim Çelebi gibi binlerce Türk ve Müslüman bilim insanıyla gurur duyduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz işte bu âlimleri yetiştiren toprakların evlatlarıyız. Bu gerçekleri asla unutmayacağız. Ama şunu da bileceğiz ki bizim daha yapacağımız çok işi var. Bu büyüklerimize layık olmak için yapacağımız çok iş var. Pozitif bilimlerdeki üstünlüğün, son yüzyıllarda batıya geçerek, onları kalkındırdığını elbette biliyoruz. Coğrafi keşiflerle değişen güç dengelerinin farkına varmada geç kaldık ve bunun bedelini ağır şekilde ödedik. Ama bugün, dünya yeni bir değişimin, yeni bir dönüşümün arifesindedir” diye konuştu.

Yeni dönemde, güç dengelerini uzay keşiflerinin, bu alandaki yeni teknolojilerin belirleyeceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu anlayışla, doğru zamanda İHA ve SİHA teknolojilerine yatırım yaparak, sahada oyunu değiştiren tarafta yer almayı başardık” ifadesini kullandı.

Millî elektrikli otomobil için de doğru zamanda adımlar attıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu konuda da Türkiye, en çok konuşulan, takip edilen ülkeler arasındadır. Şimdi de uzay çalışmalarında, doğru zamanlamayla doğru adımları atarak hareket etme kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Temsil ettiğimiz medeniyetin dünyaya yeniden öncü olabilmesi, Türkiye’nin uzay yarışındaki kat edeceği mesafeye bağlıdır. İnsanlığın bir kısmının değil, tamamının barışa ve huzura kavuşması için medeniyetimizi yeniden şahlandırmak mecburiyetindeyiz. Asırlar boyunca topraklarına her ayak basan tarafından sömürülen Afrikalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Şu anda bakıyorum da Fransa’nın başındaki zat durmadan bana saldırıyor. Ya senin benle ne işin var? Sen önce Cezayir’in hesabını ver. Senin büyüklerin Cezayir’de 1 milyon insanı öldürdü onun hesabını ver. Sen önce Ruanda’nın hesabını ver, yüz binlerce insanı öldürdünüz. Ama Türk’ün ve Türkiye’nin, ne de ecdadımızın geçmişinde böyle bir şey söz konusu değil. Bizim ellerimizde kan yok, ama sizde kan var. Sürgünlerle yerinden, yurdundan edilen, dinini, dilini, ismini değiştirmeye zorlanan Asyalı kardeşlerimiz için bunu başarmak mecburiyetindeyiz. Gettolara sıkıştırılmış faşizmin ve suç şebekelerinin insafına bırakılmış Batılı kardeşlerimiz için de bunu başarmak mecburiyetindeyiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Azerbaycan’ın Karabağ’daki mücadelesine verdiği desteği yineleyerek, “30 yıldır Azerbaycan’da tüm Karabağ’ı işgal altında tutunuz, o topraklar kimindi? O topraklar Azerbaycanlı kardeşlerimizindi ve bu toprakları işgal altında tutunuz. Şimdi kendi göbeğini Azeri kardeşlerimiz kendileri kesti ve biz de elimizden gelen desteği verdik ve böylece Karabağ, evet, sahiplerinin eline geçti” ifadelerini kullandı.

“YERYÜZÜNDE ADALETİ TESİS ETMENİN YOLU GÖKYÜZÜNDE GÜÇLÜ BİR ŞEKİLDE VAR OLMAKTAN GEÇİYOR”

Türkiye’nin Libya’dan askerlerini çekmesini isteyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron’a da cevap veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sen önce bu aklı vereceğine bunu kendine sakla, bak orada Çad’ın, Mali’nin, Wagner’in askerleri var, siz onları oralardan bir çekin, onları bir çekin ondan sonra sizle bunları konuşalım. Ve biz askeri ve güvenlik iş birliği anlamamız olan Libya’yla anlaşmamızın gereğini yaptık ve sadece orada eğitim için varız, eğitimin dışında değil” dedi.

Bugün yeryüzünde adaleti tesis etmenin yolunun gökyüzünde güçlü bir şekilde var olmaktan geçtiğine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Teknolojik kapasitemizi geliştirmek ve buradan doğacak olan ekonomiden faydalanmak için uzayda da olacağız. Şu anda uzayı görüyorum ve bambaşka görüyoruz. Elde ettiğimiz tecrübe ve birikimi, bilim, sanayi ve teknoloji ekosistemimize aktarabilmek için uzayda olacağız” açıklamasında bulundu.

“Güçlü ve bağımsız bir Türkiye’nin yerini sadece dünyada değil uzayda da tahkim edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu yürütecek kurumun da Türkiye Uzay Ajansı olduğunu duyurdu.

Bu kurumun uzay alanında birikmiş kabiliyetleri tek çatı altında koordine etmek ve bu alanda yeni, güçlü bir sinerji oluşturmak için yola çıktığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk görevi Millî Uzay Programı hazırlamak olan ajansın, kamu kuruluşlarından özel sektöre, üniversitelerden uluslararası ortaklara kadar tüm paydaşların katkılarıyla çalışmasını tamamladığını bildirdi.

“MİLLÎ UZAY PROGRAMI’NDAKİ EN ÖNEMLİ HEDEF CUMHURİYETİN 100. YILINDA AYA İLK TEMASI GERÇEKLEŞTİRMEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi Türkiye’nin uzaydaki 10 yıllık vizyon, strateji, hedef ve projelerinin yer aldığı Millî Uzay Programımızı bugünlerde meşhur olan sloganıyla tüm dünyaya ilan ediyor ve diyorum ki, gökyüzüne bak ayı gör” dedikten sonra Millî Uzay Programı’ndaki birincil ve en önemli hedefin Cumhuriyetin 100. yılında aya ilk teması gerçekleştirmek olduğunu açıkladı.

Türkiye’nin aya ulaşma hedefini iki aşamada tamamlamayı planladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “İlk aşamada 2023 yılı sonunda yakın dünya yörüngesinde ateşleyeceğimiz kendi millî ve özgün hibrit roketimizle aya ulaşarak sert iniş gerçekleştireceğiz. Uzay aracımızı yakın yörüngeye çıkartacak ilk fırlatmayı uluslararası iş birliği ile hayata geçireceğiz. Bu görevi tamamladığımızda hem aya ulaşmayı başaran ülkelerden biri olacak, hem de ikinci aşama ay misyonu için gerekli bilgileri toplamış olacağız. 2028 yılında hayata geçirmeyi planladığımız ikinci aşamada ise aracımızı yakın yörüngeye çıkartacak ilk fırlatmayı bu kez kendi millî roketlerimizde yapmayı hedefliyoruz. Aya yumuşak iniş gerçekleştireceğimiz bu aşamayı da tamamladığımızda ayda bilimsel faaliyetler yapabilen sayılı ülkelerden biri konumuna geleceğiz, böylece medeniyet coğrafyamızın da sembolü olan hilali ay bayrağımızla aya göndermenin gurunu milletimize yaşatacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ay programının fırlatma, roket ve kontrol teknolojilerindeki atılımlar için bir kaldıraç görevi göreceğini, bu programın yüksek radyasyona dayanaklı teçhizat teknolojisinden haberleşmeye, otonomiden yapay zekâya kadar birçok alandaki çalışmalara zemin oluşturacağını belirterek, böylece yerli ve millî olarak geliştirilecek alt sistemlerinin ticarileştirilmesinin de önünün açılacağını söyledi.

Millî Uzay Programı’ndaki ikinci hedefin ise yeni nesil uydu geliştirme alanında dünya ile rekabet edebilecek ticari bir marka ortaya çıkarmak olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin sahip olduğu uydu üretim kabiliyetlerini Türkiye Uzay Ajansı koordinasyonunda kurulacak tek bir millî şirket bünyesinde birleştirileceğini anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, üçüncü hedefin Türkiye’ye ait bir bölgesel konumlama ve zamanlama sistemi geliştirmek olduğunu açıklayarak, sivil ve askerî amaçlı navigasyon ihtiyaçları için kullanılan bu uydu teknolojisine dünyada yalnızca 6 ülkenin sahip olduğunu, bunun başarılmasıyla Türkiye’nin büyük riskler barındıran dış bağımlılıktan kurtulacağını kaydetti.

Millî Uzay Programı’nın dördüncü hedefinin de uzaya erişimi sağlamak ve bir uzay limanı işletmesi kurmak olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzay limanını en uygun coğrafyalardaki dost ve müttefik ülkelerle birlikte kurmayı planladıklarını, uluslararası iş birlikleriyle bu misyonu da en kısa sürede hayata geçirmekte kararlı olduklarını vurguladı.

Uzay havası ya da meteorolojisi olarak tabir edilen alana yatırım yaparak uzaydaki yetkinliği artırmanın da beşinci hedef olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sayede Türkiye’nin yeryüzü ve gökyüzündeki operasyonlarını daha güvenli hâle getireceklerini aktardı.

Altıncı hedefin de Türkiye’yi astronomik gözlemler ve uzay nesnelerinin yerden takibi konularında daha ileri bir seviyeye ulaştırmak olduğunu duyuran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu misyona yönelik hâlihazırda altyapılarımız mevcuttur. TÜBİTAK Ulusal Gözlemevi ile Doğu Anadolu Gözlemevi’ni birbirine entegre ederek tek bir ulusal araştırma altyapısı hâline dönüştüreceğiz. Ülkemize kazandıracağımız radyo teleskoplar sayesinde bilim insanlarımız sırrı hâlâ çözülememiş hızlı radyo patlamalarını çalışabilecekler. Bu teleskopları tasarlayacak mühendislerimiz, derin uzay programımızın haberleşme altyapısının da temelini atacaklar” dedi.

“YERLİ VE YABANCI YATIRIMCILARA EV SAHİPLİĞİ YAPACAK BİR UZAY TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGESİ KURACAĞIZ”

Türkiye’deki uzay sanayi ekosistemini daha da geliştirmenin bir başka hedef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk mühendisleri, bilim insanları ve müteşebbislerinin uygun altyapıya sahip olduğunda gerekli desteği aldığında neler yapabileceği artık tüm dünyanın malumudur. Savunma sanayinde elde ettiğimiz başarıları uzay alanına taşıyacak, burada da güçlü ve üretken bir ekosistem oluşmasını sağlayacağız. Uzay Ajansımızın öncülüğünde kısa sürede buradan da yeni başarı hikâyeleri çıkacağına inanıyorum” diye konuştu.

Uzay teknoloji geliştirme bölgesi kurulumunun da sekizinci hedef olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu amaçla Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde yerli ve yabancı yatırımcılara ev sahipliği yapacak bir uzay teknoloji geliştirme bölgesi kuracağız. Burada yatırım yapacak firmalarımızı da çeşitli mekanizmalarla destekleyeceğiz. Özel sektörü öncü güç olarak konumlandıracağımız Türkiye Uzay Ajansına da ev sahipliği yapacak bu merkezin yerini belirledik” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dokuzuncu hedefin uzay alanında etkin ve yetkin insan kaynağını geliştirmek olduğunu belirterek, YÖK ve Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kuruluşlarla özel programlar oluşturarak, bu alandaki nitelikli insan kaynağını artıracaklarını söyledi.

Son hedefin de bir Türk vatandaşını uzaya göndermek olduğunu açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Uzaya bir vatandaşımızı göndermeyi elbette bir turistik gezi olarak değil, gelecek nesillere yol gösterecek bir bilim misyonu olarak tasarlıyoruz. Uzaya gitme niteliklerine sahip bir kişiyi gönüllüler arasından seçerek gerekli eğitimleri almasını sağlayacak ve uzaya göndereceğiz. Bu sayede Uluslararası Uzay İstasyonu’nun alt yapısından yararlanarak, bilimsel deney yapma imkânına kavuşacağız. Tabi benim özellikle burada bir şerhim var, mademki bir vatandaşımız uzaya gidecek, artık astronot ya da kozmonot kelimelerine bir Türkçe karşılık bulmamız gerekiyor. Biliyorsunuz bu bizim hassas noktamız. Buradan dil bilimcilerimize bir çağrıda bulunuyor ve diyorum ki, gelin Türk uzay yolcularına Türkçe bir isim bulalım. Tabi yalnızca dil bilimciler değil, 83 milyon vatandaşımız da özgün fikirleriyle bu arayışa ortak olabilir.”

“KÖKÜMÜZ DÜNYADA, DALLARIMIZ GÖKLERDE OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedeflerin hepsinin ayakları yere basan hedefler olduğuna vurgu yaparak, Türkiye’nin bu devrimi gerçekleştireceğinden uzay yarışında güçlü bir aktör olarak yerini alacağından en ufak bir şüphe duymuyorum. Türkiye Uzay Ajansı’nın geliştireceği projeleri, Millî Uzay Programındaki hedefleri bizzat takip edecek, destek olacağım” açıklamasında bulundu.

Millî teknoloji hamlesi ruhuyla genç, yaşlı demeden tüm vatandaşlardan bu alandaki çalışmalara yüksek düzeyde katılım ve sahiplenme beklediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah devlet, millet ele verecek göklere en çok yakışan bayrağımızı, yani ay yıldızlı bayrağımızı hak ettiği yerlere taşıyacağız. Ayağımız dünyada, gözümüz uzayda olacak. Kökümüz dünyada, dallarımız göklerde olacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Millî Uzay Programı’nın hayırlı olmasını dileyerek, programın hazırlanmasında emeği geçen Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank başta olmak üzere Türkiye Uzay Ajansı’na ve katkı sağlayan tüm paydaşlara şükranlarını sundu.

Dev yatırımlar | Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez : Söğüt’te altın kaynağı tespit edilen sahayı inceledi 0 55792

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, “Bundan 20 yıl önce birkaç kilogram mertebesinde olan altın üretimini artık tonlarla ifade ediyoruz. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton üretime ulaşmak ve böylece dünyada 100 tonun üzerinde üretim yapan 10 ülke arasına girmek.” dedi.

Bakan Dönmez, Bilecik’in Söğüt ilçesinde altın kaynağı tespit edilen Gübretaş’a ait sahada gazetecilere yaptığı açıklamada, bölgede çok önemli bir rezervin bulunduğunu hatırlattı.

Özellikle son 5 yılda gerek Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) gerekse özel sektör eliyle yaklaşık 400 ton üretilebilir nitelikte altın rezervi keşfedildiğini belirten Dönmez, “Bunları şu anda özel sektör eliyle üretime aldığımız yerlerimiz var.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin geçen yıl 42 tonluk rakamla altın üretiminde bir rekor kırdığını vurgulayan Dönmez, şöyle devam etti:

“Bundan 20 yıl önce birkaç kilogram mertebesinde olan altın üretimini artık tonlarla ifade ediyoruz. Hedefimiz, 5 yıl içerisinde yıllık 100 ton üretime ulaşmak ve böylece dünyada 100 tonun üzerinde üretim yapan 10 ülke arasına girmek. Geçen yıl çok sevinerek söyleyemeyeceğimiz bir başka rekorumuz daha vardı; altın ithalatında önemli bir rekor kırıldı ve neredeyse 25 milyar dolarlık altın ithalatı söz konusu oldu.”

“İlk altın üretimi, en geç 2023 yılında”

Dönmez, zanaatkarlar sayesinde ham altının işlenip Türkiye’den dünyaya ihraç edildiğini, geçen yıl 42 tonluk altın üretimiyle ekonomiye yaklaşık 2,5 milyar dolarlık katkı sağlandığını dile getirdi.

Söğüt’te tespit edilen altın kaynağına ilişkin bilgi veren Dönmez, şunları kaydetti:

“İnşallah 2022 yılı sonuna kadar, en geç 2023 yılında bu sahadan ilk altın üretimini gerçekleştireceğiz. Hem açık işletme olacak hem de yer altı işletmesi şeklinde planlanıyor. Burada 1,92 milyon onsluk üretilebilir rezerv var. Başka bir ifadeyle 60-65 tonu kesin olmakla birlikte bu ilave keşiflerle, sondajlarla 100 tona kadar çıkabilecek bir potansiyelden bahsediyoruz. Son derece modern, çevre kurallarına uygun ve saygılı bir işletmecilik planlanıyor. İşletmede 800-1000 kişi doğrudan istihdam söz konusu. Türkiye artık eskisi gibi değil, altın madenciliği işletmeciliğinde dünyaya örnek işletmelere sahip bir ülke. İnşallah burada en kısa sürede başta yöre halkına olmak üzere milletimize bu ekonomik rezervi katmanın sevincini birlikte yaşayacağız.”

Dönmez, daha sonra Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu ve beraberindekilerle sahada incelemelerde bulunarak yetkililerden bilgi aldı.