Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Dünyada 13. sıraya yükseldik 0 88034

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye’nin uluslararası patent başvurularının 2019’da yüzde 47 arttığını belirterek, “Bu artış, ülkemizdeki makine, ilaç, kimya, bilgisayar ve elektrik-elektronik gibi yüksek teknoloji alanlarındaki yeni buluşlardan kaynaklandı. Böylece ilk defa dünyada 13’üncü sıraya yükseldik. Hindistan, İsrail, Avustralya ve Finlandiya gibi ülkeleri geride bıraktık.” dedi.

Bakan Varank, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) tarafından düzenlenen “Patentle Türkiye-2. Ulusal Üniversiteler Patent Yarışması”nın ödül töreninde yaptığı konuşmada, etkinliği yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında kısıtlı katılımla gerçekleştirdiklerini söyledi.

Yarışmaya katılan öğrencileri ve hocalarını tebrik eden Varank, patentin stratejik önemine dikkati çekti.

Varank, TÜRKPATENT’in yenilik üretme potansiyelini patentleyip, koruma altına almak, fikri ürün portföyünü genişletmek ve bu fikirleri ticari değere dönüştürmek hedefleriyle çalışmalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Bu gibi yarışmaların da patent konusunda farkındalığı artırdığını vurgulayan Varank, “Bir buluş patentlendiği zaman 20 yıl süreyle koruma altına alınıyor. Her bir patent başvurusu, en az 20 yıllık bir hedefe ve vizyona sahip. Patentli bir buluşunuz varsa 20 yıl boyunca değer üreten bir ürüne sahip olmanın yanında, koruma süresi dolduktan sonra da topluma mal olabilecek bir ürünü geliştirmenin gururunu yaşıyorsunuz.” diye konuştu.

  • “Marka başvurularında Avrupa’da birinciyiz”

Türkiye’nin 18 yılda sınai mülkiyet alanında önemli başarılara imza attığını hatırlatan Varank, şu bilgileri verdi:

“Bu sürede, yıllık patent başvuru sayısı 20 kat, yerli patent tescil sayısı da 27 kat arttı. Marka başvurularında 2011 yılından beri Avrupa’da birinci sıradayız. Salgın sürecine rağmen bu yılın 8 ayında patent, marka ve tasarım başvuruları geçen senenin üzerinde.”

Varank, Türkiye’nin uluslararası patent başvurularının da 2019’da yüzde 47 arttığını belirterek, “Bu artış, ülkemizdeki makine, ilaç, kimya, bilgisayar ve elektrik-elektronik gibi yüksek teknoloji alanlarındaki yeni buluşlardan kaynaklandı. Böylece ilk defa dünyada 13’üncü sıraya yükseldik. Hindistan, İsrail, Avustralya ve Finlandiya gibi ülkeleri geride bıraktık.” değerlendirmesinde bulundu.

  • “Sınai mülkiyetin bütün alanlarında ilk 10’da olmayı hedefliyoruz”

Uluslararası patent korumasının, hedef pazarlarda önemli bir rekabet avantajı sağladığını belirten Varank, şu ifadeleri kullandı:

“Ne kadar çok ürüne koruma alırsanız, piyasanın da o denli hakimi olabiliyorsunuz. Küresel patent başvurularında üst basamaklara çıktığınızda, patentin devler ligine girmiş oluyorsunuz, ülkenizde uluslararası standartlarda inovasyon yapma kabiliyetinin ne denli geliştiğini tüm dünyaya göstermiş oluyorsunuz.”

Sınai mülkiyetin bütün alanlarında, ilk 10 ülke içinde yer almayı hedeflediklerini dile getiren Varank, “Son yıllarda gösterdiğimiz başarılar, yerli ve milli teknolojilerin geliştirilmesinde ne denli iddialı olduğumuzu ortaya koyuyor. Milli Teknoloji Hamlesi vizyonuyla bu iddiamızı daha da güçlendireceğiz.” dedi.

  • “Gençlerimizin erken yaşta patent farkındalığı olmasını istiyoruz”

Patentle Türkiye Yarışması kapsamında, 98 üniversiteden 584 patent başvurusu alındığını ifade eden Varank, başvuruların temelde elektrik-elektronik, makine, otomotiv, biyomedikal, kimya ve inşaat alanlarında olduğunu ve tamamının Türkiye’nin “Patent Sicili”ne girdiğini söyledi.

Varank, üniversitelerin Türkiye’nin toplam patent portföyü içindeki oranının yüzde 15 olduğuna dikkati çekerek şöyle konuştu:

“Ülke olarak bu oranı daha yukarılara taşımak mecburiyetindeyiz. Buradan hareketle, üniversitelerimiz tarafından yapılan patent başvurularının araştırma ve inceleme raporları ücretlerinde yüzde 50 teşvik indirimi uyguluyoruz. Üniversitelerin 1 yıl içinde yapacakları 100 başvuruya kadar bu ücretler sadece 350 lira. Üniversitelerimizdeki sınai mülkiyet kapasitesinin artırılmasında üniversite yönetimlerine kritik görev ve sorumluluklar düşüyor.”

Patentle Türkiye Yarışması’nın bundan sonra lise öğrencilerini de kapsayacağını bildiren Varank, şunları ifade etti:

“Bu kapsamda Milli Eğitim Bakanlığımızla iş birliği yapıyoruz. Ayrıca yarışmaya faydalı model bileşenini de ekliyoruz. Böylece öğrencilerimiz, yenilik içeren küçük buluşlarıyla da yarışmaya katılabilecek. 1 Kasım’da Patentle Türkiye’nin üniversite ve lise öğrencileri için yeni başvurularını almaya başlayacağız. Çocuklarımızın ve gençlerimizin çok erken yaşlarda patent farkındalığına sahip olmasını istiyoruz.”

Varank, Milli Eğitim Bakanlığının bu alanda son dönemde yürüttüğü çalışmalara değinerek, 2019-2020 eğitim öğretim yılının temasının “patent, faydalı model ve tasarım” olarak belirlendiğini dile getirdi.

Bu yıl Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullar tarafından şu ana kadar 151 patent ve faydalı model, 209 marka ve 94 tasarım başvurusu yapıldığı bilgisini veren Varank, Patentle Türkiye Yarışması ile bu başvuru sayılarında belirgin bir artış beklediklerini söyledi.

  • “İcat çıkarmaktan vazgeçmeyin”

Varank, yarışmada ödül kazanan gençlerin büyük bir işe imza attıklarını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

“Çalıştıkları teknik alanlarda karşılaştıkları sorunlara yeni yöntemler geliştirdiler, bir inovasyonu gerçekleştirdiler. Patent tescilinin her üç aşamasını da yani yenilik, buluş ve sanayiye uygulanabilirlik kriterlerini başarıyla sağladılar. Ayrıca, patent başvurusu için gerekli olan tarifname ve istem gibi son derece özen gerektiren teknik dokümanları kusursuz bir şekilde tamamladılar.”

Yarışmanın para ödülünün ötesine geçen faydaları bulunduğunu vurgulayan Varank, patent başvurularının meslek hayatında önemli bir referans olarak kullanılabileceğini ifade etti.

Varank, desteklerle her zaman gençlerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, buluşların TEKNOFEST bünyesinde gerçekleştirilen Uluslararası Buluş Fuarı’nda sergileneceğini ve gençlerin yabancı yatırımcılarla buluşmaları için fuarlara katılım desteği vereceklerini bildirdi.

Gençlere kendilerini sürekli geliştirmeleri tavsiyesinde bulunan Varank, şunları kaydetti:

“Ücretsiz erişim sağlayabileceğiniz veri tabanlarından patent araştırması yapın. Alanınızdaki güncel gelişmeleri çok yakından takip edin ve kendi özgün fikirlerinizi geliştirmeye odaklanın. İcat çıkarmaktan asla vazgeçmeyin. Sadece buluş geliştirmekle de yetinmeyin. Bunun bir adım ötesine geçip, buluşlarınızı üretebileceğiniz şirketler kurmaya, girişimler başlatmaya odaklanın. Patentlerinizle yatırımcıların ilgisini çekip, finansmana erişebilirsiniz. Bakın artık entelektüel sermaye, parasal sermayenin önüne geçmiş durumda. Yeniliğin peşinden koşan, basma kalıpların dışına çıkabilen, kimsenin aklına gelmeyen çözümleri üreten ve bunu da pazarlayabilenler bu çağın kazananları olacak. Her biriniz bu potansiyele fazlasıyla sahipsiniz.”

  • “Patentlerin ticarileşmesi için her türlü katkıyı yapmaya hazırız”

TÜRKPATENT Başkanı Prof. Dr. Habip Asan da 2017’de yürürlüğe giren, Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile üniversitelere yönelik pek çok düzenleme getirildiğini belirterek, “Kamu kaynakları kullanılarak üniversitelerimizde üretilen fikri mülkiyet hak sahipliği onlara bırakıldı. Burada amacımız, fikri mülkiyetin ticarileşmesi için daha kurumsal kapasite geliştirmek. Aradan geçen 3 senede oldukça güzel örnekler gördük.” ifadelerini kullandı.

Asan, üniversitelere yönelik 10 yıldır etkin çalışma yürüttüklerini, bunlardan birinin de Türkiye Üniversitelerinde Sınai Mülkiyet Bilgisinin Yaygınlaştırılması Projesi olduğunu bildirdi.

Proje kapsamında pek çok etkinlik yapıldığını söyleyen Asan, şöyle dedi:

“Bugün ödül törenini gerçekleştirdiğimiz etkinlik de bununla ilgili. Bu etkinlik için nitelikli bir çalışma yapılarak finale kalan ve dereceye giren patentleri belirledik. Bunlar belirlenirken jürimiz 4 temel unsuru dikkate aldı. Bunlar, buluş, ticarileşme, ekonomik fayda ve toplumsal fayda potansiyeli olarak değerlendirildi. Ödül alan öğrencilerimizi bundan sonra da yalnız bırakmayacağız. Bu patentlerin ticarileşmesi için her türlü bilgi, katkı ve danışmanlığı yapmaya hazırız. Bu konuyla ilgili kendileriyle temasımız devam edecek.”

Asan ayrıca, TÜRKPATENT’in 120 uzman alımı için mülakat aşamasını tamamladığı bilgisini vererek, “Kurumumuz 120 uzman alımını yakın zaman bitirecek. Bu alımlarla uzman kapasitemiz yüzde 50’den fazla artacak. 2021’in ilk yarısında özellikle patentlerde artış sebebiyle yaşanan gecikmeleri azaltmayı planlıyoruz.” diye konuştu.

Konuşmaların ardından yarışmada dereceye girenlere ödülleri verildi.

Ödül Alanlar

1-DENİZ YANIK

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Nörolojik Duyma (İşitsel İşleme Bozukluğu APD) Bozuklukları Olan 5-7 Yaş Arası Çocuklar İçin İşitsel Terapilerini Oyunlaştırarak Sunan Terapi Cihaz Seti (30.000 TL)

2- FATİH ÇETİNKAYA

Akdeniz Üniversitesi

Diş Remineralizasyonunu Kolaylaştıran, Lezyon Ağrısını Ortadan Kaldıran Farmasötik Solüsyon (20.000 TL)

3- İBRAHİM ÜLKE

Gazi Üniversitesi

Dinamik Darbe Sönümleyici (10.000 TL)

4- KEREM DELİKOYUN – SENA YAMAN

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü

Manyetik Levitasyon Düzeneği İçinde Merceksiz Holografik Mikroskobi Görüntüleme Tekniği Kullanılarak Protein Tespiti (5.000 TL)

5- MEHMET ALİ AYGÜL – HAJI MUHAMMED FURQAN – MAHMOUD NAZZAL- HÜSEYİN ARSLAN –

İstanbul Medipol Üniversitesi

Birincil Kullanıcı Emülatörü/Sinyal Karıştırıcı Saldırısı Tespit Yöntemi (5.000 TL)

6- ENGİN ÜLGER

Fırat Üniversitesi

Katı Atıkların Yapay Zeka Destekli Ayrıştırma Ve Değerlendirme Sistemi (5.000 TL)

7- AHMAD M. A. A.JARADAT -HÜSEYİN ARSLAN

İstanbul Medipol Üniversitesi

Hibrit Boşluk Ve İndis Modülasyonlu OFDM (5.000 TL)

8- AHMAD M. A. A.JARADAT – MEHMET KEMAL ÖZDEMİR – KHALED ELGAMMAL – HÜSEYİN ARSLAN

İstanbul Medipol Üniversitesi

Kablosuz Haberleşmede Kanal Kademe Numaralarının Gözü Kapalı Tanımlanması (5.000 TL)

9- UFUK BİLGİN

Anadolu Üniversitesi

Kayma Torku Artırılmış Bir Krank Kasnağı (5.000 TL)

10- DENİZ ÖZTÜRK

Orta Doğu Teknik Üniversitesi

Son Germeli Ve Görünmeyen, İndüksiyonla Sağlanan Bağlantı Sistemi (5.000 TL)

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajı 0 88011

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “24 Kasım Öğretmenler Günü” münasebetiyle yayımladıkları mesajları aşağıda sunulmaktadır:

“24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle, saygıdeğer olduğu kadar mesuliyeti de ağır bir mesleği icra eden bütün öğretmenlerimize şahsım, milletim ve ülkem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Görevi esnasında şehit olmuş öğretmenlerimiz başta olmak üzere ahirete irtihal etmiş öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, emekli öğretmenlerimize Rabbim’den sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.

Öğretmen, öğrettiğiyle birlikte eğiten, yetiştiren, terbiye eden, öğrencisinin içindeki cevheri sabırla işleyen ve açığa çıkaran kişidir.

“Güçlü toplum, güçlü Türkiye” hedefimize ancak nitelikli bir nesil, özgün ve milli bir eğitim-öğretim politikası ile ulaşabileceğimizi biliyoruz.

Bu anlayışla 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz andan itibaren eğitim-öğretimi en öncelikli gündem maddemiz yaptık.

Derslik sayılarımızın artırılmasından öğretmen atamalarına, müfredatın geliştirilmesinden ücretsiz ders kitaplarında kadar, eğitim alanında tarihi nitelikte pek çok reformu hayata geçirdik.

Okullarımızın fiziki altyapısını geliştirmenin yanı sıra katsayı adaletsizliği başta olmak üzere eğitim-öğretim sistemimize sirayet etmiş yasakçı, baskıcı zihniyetin izlerini silmek için çalıştık.

Son 18 senedir olduğu gibi, bu sene de bütçede en büyük payı yine eğitime tahsis ediyoruz.

Eğitim-öğretim sistemimizin taşıyıcı sütunu olan öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkânlarını güçlendirmeyi, onlara huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamı sunmayı kendimize vazife addediyoruz.

Ülkemizin imkânları arttıkça, öncelikle öğretmenlerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz.

Öte yandan, bu yıl tüm dünyayla beraber ülkemizi de olumsuz etkileyen koronavirüs salgını sebebiyle eğitim-öğretim faaliyetlerimizi çevrimiçi olarak devam ettiriyoruz.

Öğretmenlerimizin yüz yüze eğitimde olduğu gibi uzaktan eğitimde de görevlerini büyük bir özen ve özveriyle yürüttüklerine inanıyorum.

Kovid-19 salgınına kurban verdiğimiz tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden öğretmenlerimize acil şifalar diliyorum.

Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu anlamlı günde, yurt içinde ve yurt dışında görev yapan öğretmenlerimize teşekkür ediyor, tüm eğitim-öğretim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur” 0 88015

G-20 Liderler Zirvesi’nin ikinci oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı ne de tabiatı koruması mümkündür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın dönem başkanlığındaki G-20 Liderler Zirvesi’nin “Kapsayıcı, Sürdürülebilir ve Sağlam Bir Gelecek İnşa Etmek” başlıklı ikinci oturumuna Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Katılımcıları selamlayarak, zirvenin dünkü oturumunda salgınla mücadele konusunda dile getirilen görüşler için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için 10 yıldan kısa bir süre kaldığına dikkati çekti.

“SALGININ YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK BAŞTA OLMAK ÜZERE, BİRÇOK SORUNU DAHA DA DERİNLEŞTİRDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Bu dönemi iyi değerlendirerek, kaybedilen zamanı telafi etmek gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının yoksulluk ve eşitsizlik başta olmak üzere, birçok sorunu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Özellikle Afrikalı kardeşlerimiz ile Asyalı ve Latin Amerikalı dostlarımız çok ciddi zorluklar yaşıyor. Mülteciler ve zorla yerlerinden edilen kişiler, salgın karşısında en kırılgan kesimi oluşturuyor. Bu insanlar, ekonomik sıkıntılar yanında, kasıtlı bir şekilde körüklenen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahim tablonun görmezden gelinemeyeceğine belirterek, savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardımların finans kaynaklarını güçlendirmek gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin, son 6 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Çoğu Suriyeli olmak üzere 4 milyon yabancıyı ülkemizde misafir ediyoruz. Suriye sınırları içinde, İdlib’te ve daha pek çok yerde milyonlarca ihtiyaç sahibine de insani yardım ve koruma sağlıyoruz. Bu rakamlar, birçoğunuzun büyük şehirlerinin nüfusundan daha fazladır. Ülkemize sığınanların, toplumumuzla uyum içerisinde ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Üstelik bu çabaları, bize verilen destek sözleri büyük ölçüde tutulmamış olmasına rağmen kararlılıkla devam ettiriyoruz. Artık herkesin elini taşın altına koyarak, adil bir külfet ve sorumluluk paylaşımına gitmesini bekliyoruz. İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı, ne de tabiatı koruması mümkündür.”

“BÖLGEMİZİN VE GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İSTİKRAR, HUZUR VE İÇ BARIŞINA KATKI SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyona ulaşan can kaybını, sadece Kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamanın yanlış olduğunu ifade ederek, “Bu vahim tablonun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten, sorunları derinleştiren çarpık yapısının da payı vardır. Salgın, hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş, hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” diye konuştu.

“Birlemiş Milletler kürsüsünden sık sık yaptığımız ‘‘dünya beşten büyüktür’ çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Dağlık Karabağ’a Irak’tan Filistin’e kadar farklı cephelerde yürüttüğü hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin öneminin de ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye’nin attığı bu adımlar dolayısıyla eleştiriye, hatta itibar suikastlerine maruz kalmasının da iyi niyetli bir durum olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz öncelikle kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlama almaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalışıyoruz” vurgusunda bulundu.

“DOĞU AKDENİZ MESELESİNDE DAİMA SABIRLI VE SOĞUKKANLI DAVRANDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin bertaraf edilmesi, ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesiyiz. Yalnız bırakılmamıza rağmen, bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve ülkelerine geri gönderdik. Çatışma bölgeleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Bir dönem teröristlerin cirit attığı bölgeleri güvenli hâle getirerek, 411 bini aşkın Suriyeli kardeşimizin memleketlerine geri dönmesini sağladık. Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği, ülkenin daha fazla iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin provokasyonlarına rağmen, Doğu Akdeniz meselesinde daima sabırlı, soğukkanlı davrandık. Dağlık Karabağ’da 30 yıldır süren işgalin son bulmasına katkı sunduk. Her ne kadar zor günler yaşasak da, Hazreti Mevlana’nın dediği gibi ümitsizliğin ardında nice ümitler, karanlığın ardında nice güneşler olduğunun farkındayız. Tüm insanlık olarak el ele, gönül gönüle verdiğimizde sıkıntılarımızın daha da hafifleyeceğine inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız toprakları, sadece atalarımızdan bir miras değil, aynı zamanda çocuklarımızın bizlere bir emaneti olarak görmeliyiz” uyarısında bulunarak, sadece bugünü değil, yarınları; sadece kendilerini değil, çocukları ve gelecek nesilleri de düşünmek gerektiğinin altını çizdi.

Salgın sonrasında insanlığın ekonomik ve sosyal adaletle birlikte çevre sorunlarıyla mücadelede de gereken dersleri çıkaracağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarihî olarak mesuliyeti yok denecek kadar az olmasına rağmen, iklim değişikliği ile mücadeleye aktif katkı sağladığını kaydetti.

“EKOSİSTEM VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALIYORUZ”

Türkiye’deki ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli önlemleri aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 5 yılda yaptığımız 16,5 milyar dolarlık yatırımla, Türkiye’nin enerjide kurulu güç kapasitesinin yaklaşık yüzde 49’unun yenilenebilir kaynaklardan oluşmasını temin ettik. Elektriğimizin yüzde 63’ünü yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz. Güneş enerjisi kurulu gücünde dünyada on üçüncü, Avrupa’da yedinci sıradayız” bilgilerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilirken, yeni haksızlıkların, yeni çifte standartların oluşmasına da müsaade edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Paris Anlaşması’nın uygulanmasıyla ilgili endişelerimizin hâlen giderilememiş olması, bizi yolumuzdan alıkoymuyor. Ülkemizin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden çıkartılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin çevreyle ilgili yatırımlarını sürdürürken dijital teknolojilere de öncelik verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki teknolojik uçurumun kapatılmasını amaçlayan “Birleşmiş Miletler En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası”na Türkiye’nin ev sahipliği yaptığını, Teknoloji Bankası’nın faaliyetlerinin hep birlikte desteklenmesinin G-20’nin öncelikleriyle de uyumlu olduğunu söyledi.

Zirve’de alınacak kararların dile getirdiği hedeflere ulaşılmasında fayda sağlayacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zor dönemde G-20 Dönem Başkanlığı görevini başarılı bir şekilde ifa eden Suudi Arabistan’ı tebrik ediyor, önümüzdeki dönem için de İtalya’ya başarılar diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.