Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devletimiz tüm kurumlarıyla, deprem anından itibaren sarsıntıdan etkilenen herkese yardımcı olmak için harekete geçmiştir” 0 88799

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Aziz Sancar Hizmet, Bilim ve Teşvik Ödülleri Töreni’nde yaptığı konuşmada, İzmir’de meydana gelen depreme ilişkin olarak, “Devletimiz tüm kurumlarıyla, deprem anından itibaren, yıkıntılar altında kalan vatandaşlarımızı kurtarmak ve sarsıntıdan etkilenen herkese yardımcı olmak için harekete geçmiştir. AFAD, emniyet teşkilatımız, sağlık birimlerimiz ve diğer ilgili kamu personeli, canla başla işlerini yapıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Prof. Dr. Aziz Sancar Bilim, Hizmet ve Teşvik Ödülleri Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’de meydana gelen 6.6 şiddetindeki depreme maruz kalan vatandaşlara ve şehirlere geçmiş olsun dileklerini ileterek, hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremde 12 vatandaşın hayatını kaybettiğini, 438 vatandaşın da yaralandığını açıklayarak, beş kişinin ameliyatta, sekiz kişinin de yoğun bakımda bulunduğunu bildirdi.

“KURTARMA ÇALIŞMALARININ BİR AN ÖNCE SONUÇLANMASI İÇİN TÜM İMKÂNLARI SEFERBER ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu an itibariyle 17 binada arama çalışmalarımız devam ediyor. Devletimiz, bakan arkadaşlarımızla tüm kurumlarıyla deprem anından itibaren yıkıntılar altında kalan vatandaşlarımı kurtarmak ve sarsıntıdan etkilenen herkese yardımcı olmak için harekete geçmiştir. AFAD, emniyet teşkilatımız, sağlık birimlerimiz ve diğer ilgili kamu personeli, canla başla işlerini yapıyor. Bakanlarımız koordinasyonu bizzat yerinde sağlamak üzere süratle olay yerine ulaşmışlardır. Kurtarma çalışmalarının bir an önce sonuçlanması için tüm imkânları seferber ettik” açıklamasında bulundu.

Binaları hasar gören, depremin şokuyla evlerini kullanamayan vatandaşlara da iaşe ve ibate desteği sağlandığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı’na gereken kaynağın hemen aktarıldığını, hedeflerinin yaraları bir an önce sarmak olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin ardından Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in arayarak, geçmiş olsun dileklerini ilettiğini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Katar Devlet Başkanı aramış, kendisiyle görüşmeleri yaptık ve ‘herhangi bir destek talebi gerekirse bütün imkânlarımızla yanınızdayız’ dediler. Kendilerine teşekkür ettik. Yunanistan Başbakanı Sayın Miçotakis yine aynı şekilde aradılar. Zira bu depremden Yunanistan da etkilendi fakat görüşmeyi yaptığımız anda onlarda herhangi bir ölüm söz konusu değildi. Fakat etkilendiklerini onlar da söylediler. Sağ olsunlar onlar da ‘herhangi yardıma ihtiyaç varsa biz hazırız’ dediler. Biz de ‘şu anda böyle bir durum söz konusu değil, ama bize düşen bir görev varsa biz de bütün imkânlarımızla Yunanistan’ın yanındayız’ dedik. Bunun yanında yine Azerbaycan Devlet Başkanı İlham Aliyev kardeşimiz aradılar. Onlar da ‘her türlü imkânımızla yanınızdayız’ dediler, onlara da şükranlarımızı bildirdik” dedi.

“Ocak ayında meydana gelen Elazığ ve Malatya depreminin acıları hâlâ yüreğimizde tazeyken İzmir’den gelen bu haber gerçekten bizi derinden üzmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her sarsıntıda Türkiye’nin bir deprem kuşağında bulunduğu gerçeğini bir kez daha hissedildiğini kaydetti.

“KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJELERİYLE DEPREME DAYANIKSIZ YAPI STOKUMUZU YENİLİYORUZ”

Afet ve acil durumlara müdahale için uzun süredir üzerinde çalıştıkları planları kararlılıkla hayata geçirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kentsel dönüşüm projeleriyle depreme dayanıksız yapı stokumuzu yeniliyoruz. İnşallah ülkemizi her geçen gün afetlere karşı çok daha hazırlıklı hâle getiriyoruz. Bir kez daha İzmirli kardeşlerime geçmiş olsun diyor, vefat edenlere Allah’tan rahmet, yaralananlara acil şifalar diliyorum. Bu acılı günde yardım teklifinde bulunan tüm dost ülkelere, tekrar teşekkür ediyorum” sözlerine yer verdi.

Koronavirüs salgını sürecinde canla, başla, fedakârca çalışan sağlık çalışanlarına şükranlarını sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgının, maalesef, yeni dalgalar hâlinde devam ettiğine dikkat çekti.

Vaka sayısının 45 milyonu geçtiği, can kaybı sayısının 1 milyon 200 bine ulaştığı salgına karşı, hâlâ kesin ve etkili bir çare bulunamadığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, fiilen kullanım aşamasına gelen aşı çalışmalarının, bu konudaki en büyük ümit olduğunu belirtti.

“YILSONU İTİBARİYLE DÜNYADAKİ AŞI ÇALIŞMALARINDAN BİRİNİ VEYA BİRDEN FAZLASINI VATANDAŞLARIMIZIN İSTİFADESİNE SUNMAYI PLANLIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, bir yandan Çin, Rusya, Amerika gibi ülkelerdeki aşı çalışmalarını yakından takip ederken, diğer yandan da kendi aşısını geliştirmek için yoğun bir çaba içinde olduğunu anlatarak, “İnşallah önümüzdeki bahar aylarında kendi aşımızı vatandaşlarımıza uygulayabilecek aşamaya gelmiş olacağız. Yılsonu itibariyle de dünyadaki aşı çalışmalarından bilim insanlarımızın uygun gördüğü birini veya birden fazlasını vatandaşlarımızın istifadesine sunmayı planlıyoruz” dedi.

Aşıyı ilk etapta yüksek risk gruplarından başlayarak, tüm vatandaşlara ulaştırmayı hedeflediklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir dönemde gerçekleşen Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu’nun dördüncü toplantısını, iş birliği imkânlarının genişletilmesi ve eldeki birikimin paylaşılması bakımından önemli bir adım olarak gördüğünü söyledi.

Salgın sürecinde, dayanışma ve yardımlaşma konusunda, gelişmiş ülkeler başta olmak üzere dünyanın iyi bir sınav veremediğini, mazlum ve mağdurların kaderlerine terk edildiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak, din, dil, ırk, bölge ayrımı yapmadan 155 ülkenin ve sekiz uluslararası kuruluşun tıbbi malzeme desteği talebine olumlu cevap verdiklerini vurguladı.

“GENÇ VE YETİŞMİŞ İNSAN GÜCÜMÜZÜ KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ”,

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, 84 milyona yaklaşan nüfusu içerisinde 15 milyona yakın ilk, orta, lise öğrencisi ve 8 milyon üniversite öğrencisi ile imrenilecek genç bir insan kaynağına sahip olduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Hâlihazırda 30 yaş altı nüfusumuzun toplam nüfusa oranı yüzde 40’a yaklaşıyor. Ayrıca, çeşitli statülerde ülkemizde yaşayan 5 milyon yabancıyı da bu insan havuzuna ekleyince, rakam 90 milyonu buluyor. Her ne kadar doğum oranları düşüyor olsa da, hâlâ dünyanın en genç ve nitelikli nüfusuna sahip ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyoruz. Her fırsatta dile getirdiğim en az 3 çocuk temennisi, öyle rastgele söylenmiş bir ifade değil, ülkemizin geleceği bakımından hayati öneme sahip bir tespittir. Genç ve yetişmiş insan gücümüzü korumak mecburiyetindeyiz. Dikkat ederseniz, sadece genç demiyorum, aynı zamanda yetişmiş vurgusunu da yapıyorum. İnsani ve millî değerlerle güçlü şekilde donanmamış; çağın teknolojisine ve pratiklerine hâkim şekilde yetiştirilmemiş bir genç nüfus, avantaj olmaktan çıkıp başlı başına bir sorun hâline dönüşür. Bunun için eğitim, kültür, bilim alanındaki hassasiyetimizi sürekli daha ileriye taşıyoruz. Geçtiğimiz asra ‘gelişmiş’ sıfatıyla damga vuran ülkelerin, nüfus konusundaki kayıpları sebebiyle, ciddi bir gelecek kaygısı içine girdiklerini görüyoruz. Hatta bu endişenin, batıda giderek yükselen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığının ana sebeplerinden biri olduğunu da biliyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, salgının etkisiyle hızlanan küresel yapılanma süreciyle ilgili analizlerde, geleceğin yıldızları arasında gösterildiğinin altını çizerek, “Türkiye’nin, geçtiğimiz dönemde demokraside ve kalkınmada gerçekleştirdiği tarihî atılım, her alanda olduğu gibi, bilim ve araştırma faaliyetlerinde de önümüzü açmıştır” dedi.

Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde, bilimsel çalışmaların teşviki, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin yaygınlaştırılması, yüksek teknolojinin tasarımı ve kullanımı hususundaki her projeye şahsi destek verdiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte üniversite ve kurumlara bağlı araştırma, tasarım, teknoloji kuruluşları ile özel sektörün birbirini destekleyecek şekilde hızlı bir yükselişe geçtiğine dikkati çekti.

Türkiye’nin sağlıktan savunma sanayine kadar geniş bir yelpazede, dünya çapında başarılar ortaya koymasının gerisinde, kamu ve özel sektörün güçlü iş birliği ve yoğun çalışma ikliminin bulunduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlere ve çocuklara da bilim ve araştırma şevki kazandırmak için Türkiye çapında pek çok proje yürüttüklerini söyledi.

“TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN EN İLERİ ÜLKELERİ ARASINDA İLK SIRALARA TAŞIMAKTA KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Yurt dışındaki bilim insanlarımızın ülkemize dönüşünü teşvikten okullarımızda kurduğumuz dene-yap atölyelerine kadar geniş bir alana yayılan bu gayretlerimizin karşılığını da yavaş yavaş almaya başladık. İnşallah, hâlen içinden geçtiğimiz şu kritik süreci başarıyla geride bırakıp 2023 hedeflerimize ulaştığımızda, karşımızda yepyeni bir Türkiye’yi göreceğiz. Bugüne kadar kat ettiğimiz mesafe sayesinde artık geleceğimize, dün olduğundan daha fazla umutla bakıyoruz. Ülkemize ve kendimize olan güvenimizin artması, 2053 vizyonumuzun altını daha güçlü şekilde doldurmamızı sağlıyor. Maruz kaldığımız tüm saldırılara, önümüze çıkartılan tüm engellere rağmen, diğer alanlarla birlikte bilimde de Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkeleri arasında ilk sıralara taşımakta kararlıyız. Bu konuda en büyük desteği yine bilim insanlarımızdan bekliyoruz. Sizlerin yol göstericiliğinde hep birlikte sürekli daha ileriye giderek, tarihin bizlere verdiği sorumluluğu hakkıyla ifa edeceğimize inanıyorum. Emeğiniz ve gayretleriniz için her birinize teşekkür ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı TÜSEB ödüllerini verdiklerini anımsatarak, “Hematoloji, tıbbi onkoloji ve kök hücre alanındaki çalışmalarıyla Aziz Sancar Bilim Ödülü’ne layık görülen Prof. Dr. Taner Demirer hocamızı tebrik ediyorum. Pek çok bilim platformunda görev alan Taner hocamız, daha önce de kendisine başka ödülleri de tevdi ettiğimiz, kanser alanındaki çalışmalarını yakından bildiğimiz, ülkemizin gururu bilim insanlarımızdan biridir” diye konuştu.

Prof. Dr. Taner Demirer’in Yozgat’tan çıkıp, Türkiye’deki eğitiminin ardından, kendisini yurtdışında yetiştirip, 33 yıldır da Türkiye’de hizmetlerine devam ettiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah hocamızın birikiminden daha çok faydalanacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TÜSEB Hizmet Ödülü’nün de Koçak Farma İlaç Sanayi firmasına verildiğini belirterek, Koçak Farma’nın, diğer alanlardaki başarılı çalışmalarının yanı sıra, yerli KOVİD-19 aşısının üretimindeki gayretleriyle Türkiye’ye değer katan bir firma olduğunu söyledi.

Bu yıl ki TÜSEB Teşvik Ödüllerinin de Bilkent Üniversitesi’nden Dr. Abdullah Ercüment Çiçek’e, İzmir Biyotıp Genom Merkezi’nden Dr. Arif Ergin Çetine ve Koç Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Gönen’e takdim edildiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her biri kendi alanlarındaki çalışmalarıyla bu ödüle layık görülen bilim insanlarımıza, ülkemizin gelecekteki yeni Aziz Sancar adayları olarak bakıyoruz. Bu vesileyle ülkemizin bilim alanında medar-ı iftiharlarından olan Prof. Dr. Aziz Sancar hocamıza sağlıklı, uzun ömürler diliyorum. Bir kez daha tüm bilim insanlarımızı kutluyor, başarılarının katlanarak sürmesini temenni ediyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk Konseyi Sağlık Bilim Kurulu için ülkemizde bulunan misafirlerimizden, ülkelerine döndüklerinde tüm kardeşlerimize selamlarımızı, muhabbetlerimizi iletmelerini rica ediyorum. Bu toplantının gerçekleştirilmesinde emeği geçenleri tebrik ediyorum” diyerek konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından ödülleri sahiplerine takdim etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajı 0 88010

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “24 Kasım Öğretmenler Günü” münasebetiyle yayımladıkları mesajları aşağıda sunulmaktadır:

“24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle, saygıdeğer olduğu kadar mesuliyeti de ağır bir mesleği icra eden bütün öğretmenlerimize şahsım, milletim ve ülkem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Görevi esnasında şehit olmuş öğretmenlerimiz başta olmak üzere ahirete irtihal etmiş öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, emekli öğretmenlerimize Rabbim’den sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.

Öğretmen, öğrettiğiyle birlikte eğiten, yetiştiren, terbiye eden, öğrencisinin içindeki cevheri sabırla işleyen ve açığa çıkaran kişidir.

“Güçlü toplum, güçlü Türkiye” hedefimize ancak nitelikli bir nesil, özgün ve milli bir eğitim-öğretim politikası ile ulaşabileceğimizi biliyoruz.

Bu anlayışla 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz andan itibaren eğitim-öğretimi en öncelikli gündem maddemiz yaptık.

Derslik sayılarımızın artırılmasından öğretmen atamalarına, müfredatın geliştirilmesinden ücretsiz ders kitaplarında kadar, eğitim alanında tarihi nitelikte pek çok reformu hayata geçirdik.

Okullarımızın fiziki altyapısını geliştirmenin yanı sıra katsayı adaletsizliği başta olmak üzere eğitim-öğretim sistemimize sirayet etmiş yasakçı, baskıcı zihniyetin izlerini silmek için çalıştık.

Son 18 senedir olduğu gibi, bu sene de bütçede en büyük payı yine eğitime tahsis ediyoruz.

Eğitim-öğretim sistemimizin taşıyıcı sütunu olan öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkânlarını güçlendirmeyi, onlara huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamı sunmayı kendimize vazife addediyoruz.

Ülkemizin imkânları arttıkça, öncelikle öğretmenlerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz.

Öte yandan, bu yıl tüm dünyayla beraber ülkemizi de olumsuz etkileyen koronavirüs salgını sebebiyle eğitim-öğretim faaliyetlerimizi çevrimiçi olarak devam ettiriyoruz.

Öğretmenlerimizin yüz yüze eğitimde olduğu gibi uzaktan eğitimde de görevlerini büyük bir özen ve özveriyle yürüttüklerine inanıyorum.

Kovid-19 salgınına kurban verdiğimiz tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden öğretmenlerimize acil şifalar diliyorum.

Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu anlamlı günde, yurt içinde ve yurt dışında görev yapan öğretmenlerimize teşekkür ediyor, tüm eğitim-öğretim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur” 0 88013

G-20 Liderler Zirvesi’nin ikinci oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı ne de tabiatı koruması mümkündür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın dönem başkanlığındaki G-20 Liderler Zirvesi’nin “Kapsayıcı, Sürdürülebilir ve Sağlam Bir Gelecek İnşa Etmek” başlıklı ikinci oturumuna Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Katılımcıları selamlayarak, zirvenin dünkü oturumunda salgınla mücadele konusunda dile getirilen görüşler için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için 10 yıldan kısa bir süre kaldığına dikkati çekti.

“SALGININ YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK BAŞTA OLMAK ÜZERE, BİRÇOK SORUNU DAHA DA DERİNLEŞTİRDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Bu dönemi iyi değerlendirerek, kaybedilen zamanı telafi etmek gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının yoksulluk ve eşitsizlik başta olmak üzere, birçok sorunu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Özellikle Afrikalı kardeşlerimiz ile Asyalı ve Latin Amerikalı dostlarımız çok ciddi zorluklar yaşıyor. Mülteciler ve zorla yerlerinden edilen kişiler, salgın karşısında en kırılgan kesimi oluşturuyor. Bu insanlar, ekonomik sıkıntılar yanında, kasıtlı bir şekilde körüklenen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahim tablonun görmezden gelinemeyeceğine belirterek, savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardımların finans kaynaklarını güçlendirmek gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin, son 6 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Çoğu Suriyeli olmak üzere 4 milyon yabancıyı ülkemizde misafir ediyoruz. Suriye sınırları içinde, İdlib’te ve daha pek çok yerde milyonlarca ihtiyaç sahibine de insani yardım ve koruma sağlıyoruz. Bu rakamlar, birçoğunuzun büyük şehirlerinin nüfusundan daha fazladır. Ülkemize sığınanların, toplumumuzla uyum içerisinde ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Üstelik bu çabaları, bize verilen destek sözleri büyük ölçüde tutulmamış olmasına rağmen kararlılıkla devam ettiriyoruz. Artık herkesin elini taşın altına koyarak, adil bir külfet ve sorumluluk paylaşımına gitmesini bekliyoruz. İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı, ne de tabiatı koruması mümkündür.”

“BÖLGEMİZİN VE GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İSTİKRAR, HUZUR VE İÇ BARIŞINA KATKI SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyona ulaşan can kaybını, sadece Kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamanın yanlış olduğunu ifade ederek, “Bu vahim tablonun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten, sorunları derinleştiren çarpık yapısının da payı vardır. Salgın, hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş, hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” diye konuştu.

“Birlemiş Milletler kürsüsünden sık sık yaptığımız ‘‘dünya beşten büyüktür’ çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Dağlık Karabağ’a Irak’tan Filistin’e kadar farklı cephelerde yürüttüğü hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin öneminin de ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye’nin attığı bu adımlar dolayısıyla eleştiriye, hatta itibar suikastlerine maruz kalmasının da iyi niyetli bir durum olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz öncelikle kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlama almaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalışıyoruz” vurgusunda bulundu.

“DOĞU AKDENİZ MESELESİNDE DAİMA SABIRLI VE SOĞUKKANLI DAVRANDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin bertaraf edilmesi, ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesiyiz. Yalnız bırakılmamıza rağmen, bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve ülkelerine geri gönderdik. Çatışma bölgeleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Bir dönem teröristlerin cirit attığı bölgeleri güvenli hâle getirerek, 411 bini aşkın Suriyeli kardeşimizin memleketlerine geri dönmesini sağladık. Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği, ülkenin daha fazla iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin provokasyonlarına rağmen, Doğu Akdeniz meselesinde daima sabırlı, soğukkanlı davrandık. Dağlık Karabağ’da 30 yıldır süren işgalin son bulmasına katkı sunduk. Her ne kadar zor günler yaşasak da, Hazreti Mevlana’nın dediği gibi ümitsizliğin ardında nice ümitler, karanlığın ardında nice güneşler olduğunun farkındayız. Tüm insanlık olarak el ele, gönül gönüle verdiğimizde sıkıntılarımızın daha da hafifleyeceğine inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız toprakları, sadece atalarımızdan bir miras değil, aynı zamanda çocuklarımızın bizlere bir emaneti olarak görmeliyiz” uyarısında bulunarak, sadece bugünü değil, yarınları; sadece kendilerini değil, çocukları ve gelecek nesilleri de düşünmek gerektiğinin altını çizdi.

Salgın sonrasında insanlığın ekonomik ve sosyal adaletle birlikte çevre sorunlarıyla mücadelede de gereken dersleri çıkaracağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarihî olarak mesuliyeti yok denecek kadar az olmasına rağmen, iklim değişikliği ile mücadeleye aktif katkı sağladığını kaydetti.

“EKOSİSTEM VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALIYORUZ”

Türkiye’deki ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli önlemleri aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 5 yılda yaptığımız 16,5 milyar dolarlık yatırımla, Türkiye’nin enerjide kurulu güç kapasitesinin yaklaşık yüzde 49’unun yenilenebilir kaynaklardan oluşmasını temin ettik. Elektriğimizin yüzde 63’ünü yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz. Güneş enerjisi kurulu gücünde dünyada on üçüncü, Avrupa’da yedinci sıradayız” bilgilerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilirken, yeni haksızlıkların, yeni çifte standartların oluşmasına da müsaade edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Paris Anlaşması’nın uygulanmasıyla ilgili endişelerimizin hâlen giderilememiş olması, bizi yolumuzdan alıkoymuyor. Ülkemizin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden çıkartılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin çevreyle ilgili yatırımlarını sürdürürken dijital teknolojilere de öncelik verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki teknolojik uçurumun kapatılmasını amaçlayan “Birleşmiş Miletler En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası”na Türkiye’nin ev sahipliği yaptığını, Teknoloji Bankası’nın faaliyetlerinin hep birlikte desteklenmesinin G-20’nin öncelikleriyle de uyumlu olduğunu söyledi.

Zirve’de alınacak kararların dile getirdiği hedeflere ulaşılmasında fayda sağlayacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zor dönemde G-20 Dönem Başkanlığı görevini başarılı bir şekilde ifa eden Suudi Arabistan’ı tebrik ediyor, önümüzdeki dönem için de İtalya’ya başarılar diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.