Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz… Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz… için yorumlar kapalı 88841

Cumhuriyetimizin ve bağımsızlığımızın mimarı Mustafa Kemal Atatürk’ü saygı, minnet ve özlemle anıyoruz…

TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KURUCUSU VE İLK CUMHURBAŞKANI ATATÜRK

Atatürk’ün Hayatı

Mustafa Kemal Atatürk 1881 yılında Selânik’te Kocakasım Mahallesi, Islâhhâne Caddesi’ndeki üç katlı pembe evde doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım’dır. Baba tarafından dedesi Hafız Ahmet Efendi XIV-XV. yüzyıllarda Konya ve Aydın’dan Makedonya’ya yerleştirilmiş Kocacık Yörüklerindendir. Annesi Zübeyde Hanım ise Selânik yakınlarındaki Langaza kasabasına yerleşmiş eski bir Türk ailesinin kızıdır. Milis subaylığı, evkaf katipliği ve kereste ticareti yapan Ali Rıza Efendi, 1871 yılında Zübeyde Hanım’la evlendi. Atatürk’ün beş kardeşinden dördü küçük yaşlarda öldü, sadece Makbule (Atadan) 1956 yılına değin yaşadı.

Küçük Mustafa öğrenim çağına gelince Hafız Mehmet Efendi’nin mahalle mektebinde öğrenime başladı, sonra babasının isteğiyle Şemsi Efendi Mektebi’ne geçti. Bu sırada babasını kaybetti (1888). Bir süre Rapla Çiftliği’nde dayısının yanında kaldıktan sonra Selânik’e dönüp okulunu bitirdi. Selânik Mülkiye Rüştiyesi’ne kaydoldu. Kısa bir süre sonra 1893 yılında Askeri Rüştiye’ye girdi. Bu okulda Matematik öğretmeni Mustafa Bey adına “Kemal” i ilave etti. 1896-1899 yıllarında Manastır Askeri İdâdi’sini bitirip, İstanbul’da Harp Okulunda öğrenime başladı. 1902 yılında teğmen rütbesiyle mezun oldu., Harp Akademisi’ne devam etti. 11 Ocak 1905’te yüzbaşı rütbesiyle Akademi’yi tamamladı. 1905-1907 yılları arasında Şam’da 5. Ordu emrinde görev yaptı. 1907’de Kolağası (Kıdemli Yüzbaşı) oldu. Manastır’a III. Ordu’ya atandı. 19 Nisan 1909’da İstanbul’a giren Hareket Ordusu’nda Kurmay Başkanı olarak görev aldı. 1910 yılında Fransa’ya gönderildi. Picardie Manevraları’na katıldı. 1911 yılında İstanbul’da Genel Kurmay Başkanlığı emrinde çalışmaya başladı.

1911 yılında İtalyanların Trablusgarp’a hücumu ile başlayan savaşta, Mustafa Kemal bir grup arkadaşıyla birlikte Tobruk ve Derne bölgesinde görev aldı. 22 Aralık 1911’de İtalyanlara karşı Tobruk Savaşını kazandı. 6 Mart 1912’de Derne Komutanlığına getirildi.

Ekim 1912’de Balkan Savaşı başlayınca Mustafa Kemal Gelibolu ve Bolayır’daki birliklerle savaşa katıldı. Dimetoka ve Edirne’nin geri alınışında büyük hizmetleri görüldü. 1913 yılında Sofya Ateşemiliterliğine atandı. Bu görevde iken 1914 yılında yarbaylığa yükseldi. Ateşemiliterlik görevi Ocak 1915’te sona erdi. Bu sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Osmanlı İmparatorluğu savaşa girmek zorunda kalmıştı. Mustafa Kemal 19. Tümeni kurmak üzere Tekirdağ’da görevlendirildi.

1914 yılında başlayan I. Dünya Savaşı’nda, Mustafa Kemal Çanakkale’de bir kahramanlık destanı yazıp İtilaf Devletlerine “Çanakkale geçilmez! ” dedirtti. 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını geçmeye kalkan İngiliz ve Fransız donanması ağır kayıplar verince Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya karar verdiler. 25 Nisan 1915’te Arıburnu’na çıkan düşman kuvvetlerini, Mustafa Kemal’in komuta ettiği 19. Tümen Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseldi. İngilizler 6-7 Ağustos 1915’te Arıburnu’nda tekrar taarruza geçti. Anafartalar Grubu Komutanı Mustafa Kemal 9-10 Ağustos’ta Anafartalar Zaferini kazandı. Bu zaferi 17 Ağustos’ta Kireçtepe, 21 Ağustos’ta II. Anafartalar zaferleri takip etti. Çanakkale Savaşlarında yaklaşık 253.000 şehit veren Türk ulusu onurunu İtilaf Devletlerine karşı korumasını bilmiştir. Mustafa Kemal’in askerlerine “Ben size taarruzu emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum!” emri cephenin kaderini değiştirmiştir.

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşları’dan sonra 1916’da Edirne ve Diyarbakır’da görev aldı. 1 Nisan 1916’da tümgeneralliğe yükseldi. Rus kuvvetleriyle savaşarak Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağladı. Şam ve Halep’teki kısa süreli görevlerinden sonra 1917’de İstanbul’a geldi. Velihat Vahidettin Efendi’yle Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu seyehatten sonra hastalandı. Viyana ve Karisbad’a giderek tedavi oldu. 15 Ağustos 1918’de Halep’e 7. Ordu Komutanı olarak döndü. Bu cephede İngiliz kuvvetlerine karşı başarılı savunma savaşları yaptı. Mondros Mütarekesi’nin imzalanmasından bir gün sonra, 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grubu Komutanlığına getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezâreti’nde (Bakanlığında) göreve başladı.

Mondros Mütarekesi’nden sonra İtilaf Devletleri’nin Osmanlı ordularını işgale başlamaları üzerine; Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktı. 22 Haziran 1919’da Amasya’da yayımladığı genelgeyle “Milletin istiklâlini yine milletin azim ve kararının kurtaracağını ” ilan edip Sivas Kongresi’ni toplantıya çağırdı. 23 Temmuz – 7 Ağustos 1919 tarihleri arasında Erzurum, 4 – 11 Eylül 1919 tarihleri arasında da Sivas Kongresi’ni toplayarak vatanın kurtuluşu için izlenecek yolun belirlenmesini sağladı. 27 Aralık 1919’da Ankara’da heyecanla karşılandı. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması yolunda önemli bir adım atılmış oldu. Meclis ve Hükümet Başkanlığına Mustafa Kemal seçildi Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşı’nın başarıyla sonuçlanması için gerekli yasaları kabul edip uygulamaya başladı.

Türk Kurtuluş Savaşı 15 Mayıs 1919’da Yunanlıların İzmir’I işgali sırasında düşmana ilk kurşunun atılmasıyla başladı. 10 Ağustos 1920 tarihinde Sevr Antlaşması’nı imzalayarak aralarında Osmanlı İmparatorluğu’nu paylaşan I. Dünya Savaşı’nın galip devletlerine karşı önce Kuvâ-yi Milliye adı verilen milis kuvvetleriyle savaşıldı. Türkiye Büyük Millet Meclisi düzenli orduyu kurdu, Kuvâ-yi Milliye – ordu bütünleşmesini sağlayarak savaşı zaferle sonuçlandırdı.

Mustafa Kemal yönetimindeki Türk Kurtuluş Savaşının önemli aşamaları şunlardır:

Sarıkamış (20 Eylül 1920), Kars (30 Ekim 1920) ve Gümrü’nün (7 Kasım 1920) kurtarılışı.

Çukurova, Gazi Antep, Kahraman Maraş Şanlı Urfa savunmaları (1919- 1921)

I. İnönü Zaferi (6 -10 Ocak 1921)

II. İnönü Zaferi (23 Mart-1 Nisan 1921)

Sakarya Zaferi (23 Ağustos-13 Eylül 1921)

Büyük Taarruz, Başkomutan Meydan Muhaberesi ve Büyük Zafer (26 Ağustos 9 Eylül 1922)

Sakarya Zaferinden sonra 19 Eylül 1921’de Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’e Mareşal rütbesi ve Gazi unvanını verdi. Kurtuluş Savaşı, 24 Temmuz 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’yla sonuçlandı. Böylece Sevr Antlaşması’yla paramparça edilen, Türklere 5-6 il büyüklüğünde vatan bırakılan Türkiye toprakları üzerinde ulusal birliğe dayalı yeni Türk devletinin kurulması için hiçbir engel kalmadı.

23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşu müjdelenmiştir. Meclisin Türk Kurtuluş Savaşı’nı başarıyla yönetmesi, yeni Türk devletinin kuruluşunu hızlandırdı. 1 Kasım 1922’de hilâfet ve saltanat birbirinden ayrıldı, saltanat kaldırıldı. Böylece Osmanlı İmparatorluğu’yla yönetim bağları koparıldı. 13 Ekim 1923’te Cumhuriyet idaresi kabul edildi, Atatürk oybirliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildi. 30 Ekim 1923 günü İsmet İnönü tarafından Cumhuriyet’in ilk hükümeti kuruldu. Türkiye Cumhuriyeti, “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” ve “Yurtta barış cihanda barış” temelleri üzerinde yükselmeye başladı.

Atatürk Türkiye’yi “Çağdaş uygarlık düzeyine çıkarmak” amacıyla bir dizi devrim yaptı. Bu devrimleri beş başlık altında toplayabiliriz:

  1. Siyasal Devrimler:
    · Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
    · Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
    · Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
  2. Toplumsal Devrimler:
    · Kadınlara erkeklerle eşit haklar verilmesi (1926-1934)
    · Şapka ve kıyafet devrimi (25 Kasım 1925)
    · Tekke zâviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)
    · Soyadı kanunu ( 21 Haziran 1934)
    · Lâkap ve unvanların kaldırılması (26 Kasım 1934)
    · Uluslararası saat, takvim ve uzunluk ölçülerin kabulü (1925-1931)
  3. Hukuk Devrimi:
    · Mecellenin kaldırılması (1924-1937)
    · Türk Medeni Kanunu ve diğer kanunların çıkarılarak laik hukuk düzenine geçilmesi (1924-1937)
  4. Eğitim ve Kültür Alanındaki Devrimler:
    · Öğretimin birleştirilmesi (3 Mart 1924)
    · Yeni Türk harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
    · Türk Dil ve Tarih Kurumlarının kurulması (1931-1932)
    · Üniversite öğreniminin düzenlenmesi (31 Mayıs 1933)
    · Güzel sanatlarda yenilikler
  5. Ekonomi Alanında Devrimler:
    · Aşârın kaldırılması
    · Çiftçinin özendirilmesi
    · Örnek çiftliklerin kurulması
    · Sanayiyi Teşvik Kanunu’nun çıkarılarak sanayi kuruluşlarının kurulması
    · I. ve II. Kalkınma Planları’nın (1933-1937) uygulamaya konulması, yurdun yeni yollarla donatılması

Soyadı Kanunu gereğince, 24 Kasım 1934’de TBMM’nce Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadı verildi.

Atatürk, 24 Nisan 1920 ve 13 Ağustos 1923 tarihlerinde TBMM Başkanlığına seçildi. Bu başkanlık görevi, Devlet-Hükümet Başkanlığı düzeyindeydi. 29 Ekim 1923 yılında Cumhuriyet ilan edildi ve Atatürk ilk cumhurbaşkanı seçildi. Anayasa gereğince dört yılda bir cumhurbaşkanlığı seçimleri yenilendi. 1927,1931, 1935 yıllarında TBMM Atatürk’ü yeniden cumhurbaşkanlığına seçti.

Atatürk sık sık yurt gezilerine çıkarak devlet çalışmalarını yerinde denetledi. İlgililere aksayan yönlerle ilgili emirler verdi. Cumhurbaşkanı sıfatıyla Türkiye’yi ziyaret eden yabancı ülke devlet başkanlarını, başbakanlarını, bakanlarını komutanlarını ağırladı.

15-20 Ekim 1927 tarihinde Kurtuluş Savaşı’nı ve Cumhuriyet’in kuruluşunu anlatan büyük nutkunu, 29 Ekim 1933 tarihinde de 10. Yıl Nutku’nu okudu.

Atatürk özel yaşamında sadelik içinde yaşadı. 29 Ocak 1923’de Latife Hanımla evlendi. Birçok yurt gezisine birlikte çıktılar. Bu evlilik 5 Ağustos 1925 tarihine dek sürdü. Çocukları çok seven Atatürk Afet (İnan), Sabiha (Gökçen), Fikriye, Ülkü, Nebile, Rukiye, Zehra adlı kızları ve Mustafa adlı çobanı manevi evlat edindi. Abdurrahim ve İhsan adlı çocukları himayesine aldı. Yaşayanlarına iyi bir gelecek hazırladı.

1937 yılında çiftliklerini hazineye, bir kısım taşınmazlarını da Ankara ve Bursa Belediyelerine bağışladı. Mirasından kızkardeşine, manevi evlatlarına, Türk Dil ve Tarih Kurumlarına pay ayırdı. Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, dans etmeyi, ata binmeyi ve yüzmeyi çok severdi. Zeybek oyunlarına, güreşe, Rumeli türkülerine aşırı ilgisi vardı. Tavla ve bilardo oynamaktan büyük keyif alırdı. Sakarya adlı atıyla, köpeği Fox’a çok değer verirdi. Zengin bir kitaplık oluşturmuştu. Akşam yemeklerine devlet ve bilim adamlarını, sanatçıları davet eder, ülkenin sorunlarını tartışırdı. Temiz ve düzenli giyinmeye özen gösterirdi. Doğayı çok severdi. Sık sık Atatürk Orman Çiftliği’ne gider, çalışmalara bizzat katılırdı.

Fransızca ve Almanca biliyordu. 10 Kasım 1938 saat 9.05’te yakalandığı siroz hastalığından kurtulamayarak İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu. Cenazesi 21 Kasım 1938 günü törenle geçici istirahatgâhı olan Ankara Etnografya Müzesi’nde toprağa verildi. Anıtkabir yapıldıktan sonra nâşı görkemli bir törenle 10 Kasım 1953 günü ebedi istirahatgâhına toprağa verildi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İklim Liderler Zirvesi’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, İklim Liderler Zirvesi’nde konuştu için yorumlar kapalı 88799

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İklim Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Bizlere emanet olan dünyayı gelecek nesillere daha yaşanabilir şekilde bırakmak, hepimizin ahlaki ve vicdani görevidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İklim Liderler Zirvesi’ne Çankaya Köşkü’nden canlı bağlantıyla katılarak, devlet ve hükûmet başkanlarına hitap etti.

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Joe Biden’a bu anlamlı etkinliği düzenlediği ve daveti için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizlere emanet olan dünyayı gelecek nesillere daha yaşanabilir şekilde bırakmak, hepimizin ahlaki ve vicdani görevidir” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE OLARAK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN ETKİLERİNİ AZALTMAK AMACIYLA YOĞUN ÇABA HARCIYORUZ”

İklim değişikliğinin sadece dünyayı en fazla kirleten belli başlı devletleri değil, Afrika kıtasındaki ülkeler başta olmak üzere tüm insanlığı etkilediği uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de bu olumsuzluklardan etkilenen ülkeler arasında yer aldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak iklim değişikliğinin etkilerini azaltmak amacıyla yoğun çaba harcadıklarına dikkat çekerek, yapılan çalışmaları şöyle anlattı: “Ülkemizin orman alanını ve ağaç servetini çoğaltmak, biyolojik çeşitliliği geliştirmek, çevreyi korumak için ciddi yatırımlar yapıyoruz. Nitekim son 18 yılda toplam 5,1 milyar fidanı toprakla buluşturarak, orman varlığımızı 20,8 milyon hektardan 23 milyon hektara çıkardık. İklim değişikliğiyle mücadelede yol haritamızı teşkil eden ‘Ulusal İklim Değişikliği Strateji ve Eylem Planı’ ile ‘İklim Değişikliği Uyum Strateji ve Eylem Planı’nı 2030 ve 2050 hedefleri doğrultusunda güncelliyoruz. 2015 yılında sunduğumuz, ‘Ulusal Katkı Beyanı’ çerçevesinde 2030 yılına kadar sera gazı emisyonlarında yüzde 21’e varan azalma bekliyoruz. Katkı Beyanımıza göre, 2012-2030 yılları arasında 1 milyar 920 milyon ton sera gazı emisyonu engellenecektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, bugün yenilenebilir enerjide bölgesinde lider ülke konumunda olduğunun altını çizerek, hâlihazırda, elektrik kurulu gücünde yenilenebilir enerji kaynaklarının payının yüzde 52,3 olduğunu, bu oranla da Türkiye’nin Avrupa’da altıncı, dünyada da 13’üncü sırada yer aldığını kaydetti.

Türkiye’nin hidroelektrik santrali kurulu gücünde ise Avrupa’da ikinci, dünyada dokuzuncu sırada yer aldığını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Elektrik üretimimizi 2030 yılına kadar güneş enerjisinden 10 gigavat, rüzgâr enerjisinden 16 gigavat kapasitesine çıkaracağız. Enerji verimliliğine yönelik atacağımız adımlar sayesinde, 2023 yılında 66,6 milyon ton karbondioksit emisyon azaltımı hedefliyoruz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan “Sıfır Atık” projesine de değinerek, bu proje ile atıkların geri kazanım oranını 2035 yılında yüzde 60’a taşıyacakları bilgisini paylaştı.

“İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDE ÜLKELERİN EŞİT KONUMA SAHİP BULUNMADIĞINA İNANIYORUZ”

Türkiye’nin tamamına yaygınlaştırılan “Millet Bahçeleri” projesiyle de yeşil alanları ve dolayısıyla “yutak kapasitesini” hızla artırdıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak açık denizlerde koruma alanları ilan edilmesi meselesini de gündemimize almamız gerektiğine inanıyorum. İklim değişikliğiyle mücadele bağlamında yaptığımız ve yapacağımız çalışmaların büyük yatırımlar gerektirdiğinin elbette farkındayız. Kovid-19 salgını sonrası toparlanma sürecinin merkezinde yer alan ‘yeşil dönüşüm’ konusunda da gerekli adımları atıyoruz. ‘Sanayi sektörünün yeşil dönüşümü’ Mart ayında açıkladığım Ekonomi Reform Paketi’nde öncelik verilen unsurlardan biridir. Böyle bir dönüşüm şüphesiz yatırım ve finansman ihtiyacını da doğuruyor. Dünyada hiçbir hükûmet veya işkolunun bu büyüklükteki bir dönüşümü tek başına gerçekleştiremeyeceği aşikârdır. Dolayısıyla, yeşil dönüşüm başta olmak üzere diğer alanlarda küresel düzeyde stratejik iş birliklerinin oluşturulması büyük önem arz ediyor. Bu konuda Başkan Biden’ın çabalarını takdirle karşılıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, küresel bir mücadele olan iklim değişikliğinde ülkelerin maalesef eşit konuma sahip bulunmadığına dikkati çekerek, “Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında yük paylaşımının adil bir şekilde yapılması, iklim değişikliğiyle mücadeleyi güçlendirecektir. 2030’a giden süreçte, ‘ortak; fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler’ ilkesi temelinde adil bir çerçeve sağlanması zaruridir” dedi.

“Sera gazı emisyonlarında tarihsel sorumluluğu neredeyse bulunmayan Türkiye, küresel iklim rejiminde adil bir konumda değerlendirilmelidir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda, benzer ekonomik seviyedeki ülkelerle eşit şartlarda olmak kaydıyla, Türkiye’nin küresel iklim eylemine katkı sunmaya devam edeceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve’nin hayırlara vesile olmasını temenni ederek, Zirve’nin düzenlenmesinde emeği geçen herkese teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin dört bir yanına eserlerimizle, yatırımlarımızla, hizmetlerimizle mührümüzü vuruyoruz” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin dört bir yanına eserlerimizle, yatırımlarımızla, hizmetlerimizle mührümüzü vuruyoruz” için yorumlar kapalı 99879

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin ihtiyacı eser ve hizmet siyasetidir. Biz de bu anlayışla ülkemizin dört bir yanına eserlerimizle, yatırımlarımızla, hizmetlerimizle mührümüzü vuruyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hasankeyf-2 Köprüsü Açılış Töreni’ne Huber Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın vefatının 28. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, merhum Özal’ı bir kez daha rahmetle yâd ettiğini söyledi.

Turgut Özal’ın Türkiye’nin güçlenmesi ve kalkınması için gayret sarf etmiş, samimiyeti, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile milletin gönlünde taht kurmuş büyük bir siyasetçi olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Merhum Özal gibi vatanperver devlet adamlarından devraldığımız hizmet sancağını çok daha yukarılara taşımak için var gücümüzle çalışıyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’nin medarı iftiharlarından Ilısu Projesi’nin etaplarından birini daha hayata geçirmenin bahtiyarlığını yaşadıklarını dile getirerek, açılışı yapılan Hasankeyf-2 Köprüsü’nün hayırlı olmasını diledi.

“HASANKEYF-2 KÖPRÜSÜ 1001 METRELİK MESAFESİYLE ÜLKEMİZİN EN UZUN KÖPRÜLERİ ARASINDA YER ALIYOR”

Batman, Hasankeyf, Gercüş, Midyat yolu üzerinde inşa edilen bu köprü ile bölgeye gurur verici bir yatırımı daha kazandırdıklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Hasankeyf-2 Köprüsü 1001 metrelik mesafesiyle ülkemizin en uzun köprüleri arasında yer alıyor. Bölünmüş yol standardında inşa edilen köprümüzde yayalar için de bir geçiş yolu bulunuyor. Toplam yatırım tutarı 439 milyon lirayı bulan bu köprü, su altında kalan Batman-Midyat yolunun göl sahası dışında inşa edilen Hasankeyf’in yeni merkeziyle olan irtibatını da sağlayacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, köprünün zaman ve akaryakıttan önemli bir tasarruf sağlayacağını belirterek, Batman, Mardin ve Habur Sınır Kapısı arasındaki irtibatı da sağlayacak bu köprünün bölgenin ticaretine çarpan etkisi olacağını ifade etti.

“ÜLKEMİZİN BATISINDA NE VARSA DOĞUSUNDA DA O OLSUN DİYE KOŞTURUYORUZ”

Türkiye’nin ve Türk Milleti’nin hayallerini gerçeğe dönüştüren, emek sahibi herkese teşekkürlerini sunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin ihtiyacı eser ve hizmet siyasetidir. Biz de bu anlayışla ülkemizin dört bir yanına eserlerimizle, yatırımlarımızla, hizmetlerimizle mührümüzü vuruyoruz. Ülkemizin batısında ne varsa doğusunda da o olsun diye koşturuyoruz” diye konuştu.

“Bu hizmetleri de çoğu zaman terör örgütlerine, destekçilerine ve takoz muhalefetiyle önümüzü tıkamaya çalışan kifayetsizlere rağmen hayata geçiriyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgemizdeki projelerimizde zorlu arazi şartları yanında bölücü terör örgütünün sabotajlarıyla da uğraşıyoruz. Son 19 yılda şehirlerimiz arasındaki gelişmişlik farklarını giderme yolunda attığımız her adımda bölücü örgüt ve siyasi uzantılarını daima karşımızda bulduk. İstismar araçlarını kaybetmemek uğruna her türlü alçaklığa imza attılar. Batmanlı, Mardinli, Hakkârili, Şırnaklı, Diyarbakırlı kardeşlerimiz hizmet almasın diye her türlü iğrençliği sergilediler. Mesela yol yaptık, rızkının peşindeki işçileri katlettiler. Baraj yaptık, müteahhitleri tehdit ettiler. Havalimanı yaptık, akla hayale gelmedik iftiralar attılar. Okul yaptık, çiçeği burnunda gencecik öğretmenlerimizi şehit ettiler. Kütüphane, kurs, yurt, gençlik merkezi yaptık ateşe verdiler, yakıp yıktılar. Bölgeye yatırım getiren iş adamlarını baskıyla yıldırmaya çalıştılar. Milletimizin vergileriyle alınan belediye araçlarını halka hizmet vermek yerine sokaklara çukur-hendek açmak için kullandılar. Burada yaşayan vatandaşlarımız özellikle Ilısu Barajımızın inşa sürecinde karşılaştığımız sıkıntıları gayet iyi biliyor. İçeride bölücü örgütün güdümündeki yapıların, dışarıda onların destekçilerinin barajla ilgili yürüttükleri kampanyaları dün gibi hatırlıyoruz.”

“TÜRKİYE’NİN GÜCÜNE VE MİLLETİN AZMİYLE HER ŞEYİN ÜSTESİNDEN GELEBİLECEĞİNE YÜREKTEN İNANIYORUZ”

Karşılaştıkları engelleme çalışmalarının hiçbirine prim vermediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimar Sinan gibi, ‘yaptığın işi gönlünde hissedersen, ırmaklar çağlar içinde’ diyerek yolumuzda kararlılıkla yürüdük. Bizi engellemek isteyenlere cevabımızı hep daha büyük hizmetleri, daha büyük eserleri ülkemize kazandırarak verdik. Ilısu Barajımızı kötüleme yarışına girenler bu dev eser tamamlandığında ihtişamı karşısında ezildiler” şeklinde konuştu.

“Hizmet eden izzet bulur” atasözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete hizmetkâr olmaktan daima şeref duyduklarını, iftihar ettiklerini söyledi.

Türkiye’nin potansiyeline ve gücüne, milletin inancı ve azmiyle her şeyin üstesinden gelebileceğine yürekten inandıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Böylece Cumhuriyet tarihimizde yapılan yatırımların katbekat fazlasını son 19 yıla sığdırmayı başardık” sözlerine yer verdi.

Ulaştırma alanında Cumhuriyet tarihinin rekorlarını kırdıklarına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu bilgileri paylaştı: “İktidara geldiğimizde ülkemizde sadece 6 bin 100 kilometre bölünmüş yol varken, biz bunu 28 bin 200 kilometreye çıkardık. Otoyol uzunluğumuz 3 bin 523 kilometreye yükselterek iki katından fazla artırdık. 2002 yılında 83 adet tünelimiz mevcutken, bugün bu sayı 435’e yükseldi. Tünel uzunluğumuz 50 kilometreden 595 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğumuz 311 kilometreden 701 kilometreye ulaştı. Demiryollarında ülkemizi hızlı ve yüksek hızlı tren hatlarıyla tanıştırdık. Bunun yanında mevcut demiryolu ağımızın tamamına yakınını sıfırdan yapmışçasına yeniledik, modernize ettik. Şehirlerimizin önemli kısmına raylı sistem hatları, metrolar, tramvay hatları kazandırdık. Havalimanı sayımızı 30 ilaveyle 56’ya çıkartarak hava yolunu halkın yolu hâline getirdik. Ulaştırma yatırımları noktasında bugüne kadar 932 milyar lira kaynak kullandık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidarlarından önce gurbetçilerin Avrupa’daki imkânlardan övgüyle bahsettiğini, vatandaşların iş bulmak, üniversite eğitimi almak, tedavi olmak için yurtdışına gittiklerini anımsatarak, “Allah’a hamdolsun bugün bu tablo büyük oranda tersine döndü. Artık yabancılar Türkiye’ye geldiklerinde bizim yollarımıza, köprülerimize, tünellerimize, havalimanlarımıza gıptayla bakıyor. Sağlık hizmeti için artık bizim vatandaşımız yurt dışına gitmiyor. Her yıl yüzbinlerce yabancı şifasını ülkemizdeki hastanelerde arıyor” dedi.

“GELECEĞE ÜMİTLE BAKMAK İÇİN PEK ÇOK SEBEBE SAHİBİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Sağlık Örgütü ve batılı basın yayın organlarının Türkiye’nin Koronavirüs salgınıyla mücadelesini örnek gösterdiğine işaret ederek, şöyle konuştu: “Sadece son 1 yılda toplam 16 bin 160 yataklı sağlık tesisinin inşaatını tamamlayarak insanımızın istifadesine sunduk. Dünyada 100’e yakın ülkenin henüz ilk doz aşıya dahi ulaşamadığı bir atmosferde biz 20 milyon doz aşıyı vatandaşlarımıza uyguladık. Diğer yandan, gelişmiş ülke ekonomilerinin bile devraldığı 2020 yılını yüzde 1,8 gibi önemli bir büyüme oranıyla kapattık. Türk ekonomisine dair karamsar senaryolar çizen uluslararası kuruluşlar bu tablo karşısında rakamlarını düzeltmeye, güncellemeye başladı. Aynı şekilde ihracatta, sanayi üretiminde her ay yeni rekorların haberlerini alıyoruz. Mart ayında ihracatımız geçen yılın Mart ayına göre yüzde 42,2 artışla tüm zamanların en yüksek aylık ihracatı olan 18,9 milyar dolara ulaştı. Elbette sıkıntılarımız var, ama aynı zamanda geleceğe ümitle bakmak için pek çok sebebe de sahibiz. İnşallah 2021 senesini ülkemiz ve milletimiz için bir şahlanış yılına dönüştüreceğiz. Bunu da hep olduğu gibi kardeşlikle, dayanışmayla, birlik ve beraberlikle başaracağız. Tüm umutlarını Türkiye’nin tökezlemesine, ülkemizin kaosa ve krize sürüklenmesine bağlayan muhterislere fırsat vermeyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Hasankeyf-2 Köprüsü’ndeki tören alanında bulunan yetkililere açılış kurdelesini kesmeleri talimatını verdi.

Köprü yolunun etrafının ağaçlandırma ve çiçeklendirme çalışmalarının hızlandırılmasını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kara toprak değil, oraya gideceğiz ama istiyoruz ki buraları şöyle güzel çam fidanlarıyla yeşillendirelim, buralardan arabalarıyla geçenler, yeşilliğin arasından geçsinler” ifadelerini kullandı.