Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam için harekete geçen herkesin yanında yer aldık, almayı sürdüreceğiz” 0 88021

18. MÜSİAD EXPO Fuarı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Türkiye’nin gücüne, potansiyeline, geleceğine inanan herkesle birlikte bu yolda yürümeye hazırız. Küresel ekonomide yaşanan değişimi lehimize çevirebilecek her adıma destek vereceğiz. Yatırım, üretim, ihracat ve istihdam için harekete geçen herkesin yanında yer aldık, almayı sürdüreceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen 18. MÜSİAD EXPO Fuarı’na katıldı.

Fuarda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgın sebebiyle fuarın ve fuar kapsamındaki etkinliklerin bir kısmının fiziki, bir kısmının da çevrim içi gerçekleştirileceğini belirtti.

“SALGIN SÜRECİNDEN GÜÇLENEREK ÇIKABİLECEĞİMİZE İNANIYORUM”

Türkiye’de hem milletin sağlığını korumaya hem de üretimin ve istihdamın aksamadan yürümesini temin etmeye çalıştıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu ikisini birlikte başarıp salgın sürecinden güçlenerek çıkabileceğimize inanıyorum. Böyle zor bir dönemde böyle büyük bir organizasyonun yapılmasının ve bizim de bizzat iştirak etmemizin sebebi işte budur” dedi.

Şartları en doğru şekilde değerlendirerek bu süreci fırsata dönüştürmekte kararlı olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, salgınla mücadele konusunda gereken her şeyin yapıldığını, bilim insanlarının tavsiyeleri doğrultusunda atılması gereken adımların atıldığını söyledi.

Salgınla mücadele çalışmalarında Türkiye’nin pozitif yönde ayrışarak altyapısının gücünü ortaya koyduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Salgının 2. dalgasının tüm dünyayı kasıp kavurduğu bir dönemde de nispeten daha iyi bir görünüme sahibiz. Ekonomi tarafında da her kesime yönelik desteklerle salgının yol açtığı sıkıntıları azaltmaya, paylaşmaya çalışıyoruz. Devlet olarak tüm imkânları seferber ederek üretimi, ihracatı, ticareti, istihdamı ayakta tutuyoruz. Bu anlayışla iş dünyamızdan esnaflarımıza, işçilerimizden yardıma muhtaç vatandaşlarımıza kadar her kesime el uzattık, kaynak aktardır. MÜSİAD’ın da kurduğu Karz-ı Hasen fonu vasıtasıyla kendi üyeleri arasında benzer dayanışma mekanizmaları oluşturmasından memnuniyet duydum. Hem salgının yol açtığı sorunları hem ekonomimizin karşı kaşıya bulunduğu sıkıntıları 83 milyon hep birlikte ortaya koyacağımız iş birliği ve dayanışma ile aşarak hedeflerimize ulaşabiliriz.

“REFORMLARA HİÇ ARA VERMEDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hedeflere ulaşma noktasında herkesin yapması gereken fedakârlıklar bulunduğuna dikkat çekerek, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası ve diğer kurumlar ile özel sektörün daha güçlü şekilde birlikte çalışacağına inandığını kaydetti.

“Hem ekonomi politikalarımızı tahkim edecek hem demokrasimizin ve özgürlüklerimizin çıtasını yükseltecek hem milletimizin günlük hayatında rahatlamaya yol açacak hazırlıklar içindeyiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Anayasamızı demokrat ve özgürlükçü bir anlayışla defalarca değiştirdik. Tümüyle yeni bir anayasa yapmak için kolları sıvadık. Ancak Cumhuriyet Halk Partisi’nin oyunbozanlığı sebebiyle neticeye ulaşamadık. Bizimle birlikte yeni bir anayasa hazırlamaktan kaçanların daha sonra karanlık mahfillerde başka gayretler içerisine girdikleri ortaya çıktı. Böylece bizim başlattığımız yeni anayasa çalışmasının niçin akamete uğradığı da aleniyet kazandı. Bunun yanında temel kanunların tamamını yenileyerek adalet sistemimizin altyapısını ve insan kaynağını güçlendirerek ülkemizde hukuka erişimi kolaylaştırdık. Hak ve özgürlük alanlarını olabildiği kadar genişleterek millî birlik ve beraberliğimizi tahkim ettik. Ekonomi alanında da pek çok reformu hayata geçirerek ülkemizin makroekonomik görünümünü çok ilerilere taşıdık. Velhasıl biz reformlara hiç ara vermedik.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin hukuka ve adalete olan güvenini kökleştirmek amacıyla kapsamlı bir yargı reformu strateji belgesi hazırladıklarını hatırlatarak, bu doğrultuda TBMM’nin üç ayrı reform paketini hayata geçirdiğini belirtti.

“EKONOMİ VE DEMOKRASİDE ÜLKEMİZİ YENİ BİR YÜKSELİŞ DÖNEMİNE SOKMAKTA KARARLIYIZ”

Ekonomideki kapsamlı düzenlemelerle de Türkiye’de iş yapma kolaylığı sağladıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de yeni reformlar, yeni atılımlar için hazırlıklar yapıyoruz. Ekonomide ve demokraside ülkemizi yeni bir yükseliş dönemine sokmakta kararlıyız. Yeni yargı paketleriyle ilgili hazırlıklar sürüyor. Bunları da en kısa sürede Meclis gündemine getireceğiz” dedi.

Ön çalışmaları tamamlanan İnsan Hakları Eylem Planını iş dünyası ve azınlıklar dâhil çok daha geniş bir istişareyle neticelendirip hayata geçireceklerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin geleceğine güvenle bakabilmesi için bugün almamız gereken tedbirler neyse onları hayata geçirmekten kaçınmıyoruz. Gerekirse şu aşamada bazı acı ilaçları içmemiz gerektiğinin de farkındayız. Dün yapılan faiz artırımı kararını bu çerçevede değerlendiriyorum” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ FAİZ, ENFLASYON, KUR SARMALINDAN ÇIKARMAMIZ ŞARTTIR”

Asıl hedeflerinin enflasyonu en kısa sürede önce tek haneli rakamlara düşürerek, faizlerin de buna uygun şekilde aşağı inmesini temin etmek olduğunu tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu başardığımızda kurun da istikrara kavuşacağını düşünüyorum. Türkiye’yi faiz, enflasyon, kur sarmalından çıkarmamız şarttır. Aksi hâlde sürekli bu tartışmayı yaşamak, bu bedelleri ödemek mecburiyetinde kalacağız” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, faizin insanları sömürdüğünü vurgulayarak, yeni ekonomi yönetimiyle birlikte tüm mesailerini, dikkatlerini bu konuya vererek Türkiye’yi bu kronik sancıdan kurtaracaklarını söyledi.

Hedeflere ulaşmak için iş dünyası ve vatandaşlardan somut destek talepleri olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce yurt dışındaki tasarruflarımızı mutlaka ülkemize getirmeliyiz. İşte şu anda varlık barışıyla ilgili adımı attık ve varlık barışı konusunda da gerek yurt dışı, gerek yurt içindeki yastık altı neyimiz varsa bunları kesinlikle herhangi bir sorguya tabi olmadan kayıt altına almamız inanıyorum ki ülkemiz için de ve bütün girişimcilerimiz, yatırımcılarımız için de yeni bir ufuk sağlayacaktır” dedi.

Yerli ve uluslararası girişimcileri harekete geçirerek üretim ve istihdamda kalıcı sonuçlar doğuracak yatırımların hızlanmasını temin edeceklerini de vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Lirasına güvenlerini artırarak mevduatlarda döviz ağırlığının azalmasını sağlayacaklarını kaydetti.

“TÜRKİYE’YE GÜVENEN HERKESİN KAZANACAĞI BİR YATIRIM İKLİMİ OLUŞTURUYORUZ”

“Adımlarımızı güvenin ve istikrarın bu sürecin kilit taşı olduğunun bilinciyle atıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye’ye güvenen herkesin kazanacağı bir yatırım iklimi oluşturuyoruz. Bunun için ihtiyaç duyulan her türlü adımı atacak, iş ve yatırım ortamını beklenen seviyeye çıkartacağız. Bu kapsamda özellikle üretim ve ihracatın ana aktörleri olan kuruluşlarımıza çok önemli görevler düşüyor. Ticaret Bakanlığımız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulumuz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimiz, MÜSİAD, TÜSİAD gibi iş insanlarımızı temsil eden yapılardan yakın, verimli ve samimi bir çalışma yürütmelerini bekliyoruz. Özellikle ihracat süreçlerinde yer alan kurumlarımızı diğerinin rakibi değil, tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Bu yapılar hem ülke içinde, hem de ülke dışında birbirleriyle ne kadar yakın çalışma ve iş birliği halinde bulunurlarsa ortak hedeflerimize o kadar hızlı ulaşırız.”

Salgın döneminde iş dünyasının çalışma biçimi ve alışkanlıklarında ciddi değişiklikler ortaya çıktığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, artık iş yapmak, anlaşmak ve sonrasındaki süreçlerin online gerçekleşebileceğini, salgın sonrasında da vakit ve maliyet avantajları için bu yönteme yaygın şekilde devam edileceğinin anlaşıldığını söyledi.

“KÜRESEL EKONOMİDE YAŞANAN DEĞİŞİMİ LEHİMİZE ÇEVİREBİLECEK HER ADIMA DESTEK VERECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, online iş yaparken fiziki inceleme, kontrol, alıcı ve satıcı arasındaki güven ilişkisinin tesis edilmesinde de DEİK ve MÜSİAD gibi kuruluşlara çok büyük görevler düştüğüne işaret ederek, “Bu kurumlarımız oluşturacakları güven verici bilgilendirme mekanizmalarıyla alıcı-satıcı arasındaki fiziki temas eksiğini kapatabilirler. Şayet bunu sizler yapmazsanız, dışarıdan birileri benzer mekanizmaları kurar, sizler de bedelini ödeyerek o hizmeti almak zorunda kalırsınız. Yeni dönemin fırsatlarını değerlendirebilmek için üretim ve ihracat merkezli kuruluşların yapılarını, standartlarını, kanallarını hızla gözden geçirerek ihtiyaca cevap verecek hâle getirmeleri şarttır” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Türkiye’nin gücüne, potansiyeline, geleceğine inanan herkesle birlikte bu yolda yürümeye hazırız. Küresel ekonomide yaşanan değişimi lehimize çevirebilecek her adıma destek vereceğiz. Yatırım, üretim, ihracat, istihdam için harekete geçen herkesin yanında yer aldık, almayı sürdüreceğiz. Mevcut imkânları daha üst seviyede kullanarak yeni yatırımlarla üretim ve ihracat kapasitemizi arttırarak tasarımından imalatına kadar her aşamasında yüksek teknolojiye geçişi sağlayarak inşallah bu süreci başarıya ulaştıracağız” şeklinde konuştu.

“Türkiye’nin büyümesi, güçlenmesi, kalkınması için taş üstüne taş koyan herkesten Allah razı olsun” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, MÜSİAD’a da fuar organizasyonu için teşekkür ederek, fuarın başarılı geçmesi temennisinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşması öncesinde fuar alanındaki stantları da gezdi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan 24 Kasım Öğretmenler Günü Mesajı 0 88010

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın, “24 Kasım Öğretmenler Günü” münasebetiyle yayımladıkları mesajları aşağıda sunulmaktadır:

“24 Kasım Öğretmenler Günü vesilesiyle, saygıdeğer olduğu kadar mesuliyeti de ağır bir mesleği icra eden bütün öğretmenlerimize şahsım, milletim ve ülkem adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum.

Görevi esnasında şehit olmuş öğretmenlerimiz başta olmak üzere ahirete irtihal etmiş öğretmenlerimizi rahmetle anıyor, emekli öğretmenlerimize Rabbim’den sağlıklı, hayırlı ve uzun ömürler diliyorum.

Öğretmen, öğrettiğiyle birlikte eğiten, yetiştiren, terbiye eden, öğrencisinin içindeki cevheri sabırla işleyen ve açığa çıkaran kişidir.

“Güçlü toplum, güçlü Türkiye” hedefimize ancak nitelikli bir nesil, özgün ve milli bir eğitim-öğretim politikası ile ulaşabileceğimizi biliyoruz.

Bu anlayışla 2002 yılında ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz andan itibaren eğitim-öğretimi en öncelikli gündem maddemiz yaptık.

Derslik sayılarımızın artırılmasından öğretmen atamalarına, müfredatın geliştirilmesinden ücretsiz ders kitaplarında kadar, eğitim alanında tarihi nitelikte pek çok reformu hayata geçirdik.

Okullarımızın fiziki altyapısını geliştirmenin yanı sıra katsayı adaletsizliği başta olmak üzere eğitim-öğretim sistemimize sirayet etmiş yasakçı, baskıcı zihniyetin izlerini silmek için çalıştık.

Son 18 senedir olduğu gibi, bu sene de bütçede en büyük payı yine eğitime tahsis ediyoruz.

Eğitim-öğretim sistemimizin taşıyıcı sütunu olan öğretmenlerimizin mali ve sosyal imkânlarını güçlendirmeyi, onlara huzurlu ve güvenli bir çalışma ortamı sunmayı kendimize vazife addediyoruz.

Ülkemizin imkânları arttıkça, öncelikle öğretmenlerimizi desteklemeyi sürdüreceğiz.

Öte yandan, bu yıl tüm dünyayla beraber ülkemizi de olumsuz etkileyen koronavirüs salgını sebebiyle eğitim-öğretim faaliyetlerimizi çevrimiçi olarak devam ettiriyoruz.

Öğretmenlerimizin yüz yüze eğitimde olduğu gibi uzaktan eğitimde de görevlerini büyük bir özen ve özveriyle yürüttüklerine inanıyorum.

Kovid-19 salgınına kurban verdiğimiz tüm öğretmenlerimize Allah’tan rahmet, tedavileri devam eden öğretmenlerimize acil şifalar diliyorum.

Millet Mekteplerinin açıldığı ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Başöğretmenlik unvanının verildiği bu anlamlı günde, yurt içinde ve yurt dışında görev yapan öğretmenlerimize teşekkür ediyor, tüm eğitim-öğretim camiamızın 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü gönülden tebrik ediyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur” 0 88013

G-20 Liderler Zirvesi’nin ikinci oturumunda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı ne de tabiatı koruması mümkündür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan’ın dönem başkanlığındaki G-20 Liderler Zirvesi’nin “Kapsayıcı, Sürdürülebilir ve Sağlam Bir Gelecek İnşa Etmek” başlıklı ikinci oturumuna Vahdettin Köşkü’nden canlı bağlantıyla katıldı.

Katılımcıları selamlayarak, zirvenin dünkü oturumunda salgınla mücadele konusunda dile getirilen görüşler için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerine ulaşmak için 10 yıldan kısa bir süre kaldığına dikkati çekti.

“SALGININ YOKSULLUK VE EŞİTSİZLİK BAŞTA OLMAK ÜZERE, BİRÇOK SORUNU DAHA DA DERİNLEŞTİRDİĞİNİ GÖRÜYORUZ”

Bu dönemi iyi değerlendirerek, kaybedilen zamanı telafi etmek gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Salgının yoksulluk ve eşitsizlik başta olmak üzere, birçok sorunu daha da derinleştirdiğini görüyoruz. Özellikle Afrikalı kardeşlerimiz ile Asyalı ve Latin Amerikalı dostlarımız çok ciddi zorluklar yaşıyor. Mülteciler ve zorla yerlerinden edilen kişiler, salgın karşısında en kırılgan kesimi oluşturuyor. Bu insanlar, ekonomik sıkıntılar yanında, kasıtlı bir şekilde körüklenen İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığıyla da mücadele etmek zorunda kalıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vahim tablonun görmezden gelinemeyeceğine belirterek, savaştan etkilenen bölgelere ve risk altındaki topluluklara yönelik insani yardımların finans kaynaklarını güçlendirmek gerektiğini söyledi.

Türkiye’nin, son 6 yıldır dünyada en fazla mülteciye ev sahipliği yapan ülke olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Çoğu Suriyeli olmak üzere 4 milyon yabancıyı ülkemizde misafir ediyoruz. Suriye sınırları içinde, İdlib’te ve daha pek çok yerde milyonlarca ihtiyaç sahibine de insani yardım ve koruma sağlıyoruz. Bu rakamlar, birçoğunuzun büyük şehirlerinin nüfusundan daha fazladır. Ülkemize sığınanların, toplumumuzla uyum içerisinde ve insan onuruna yakışır şekilde yaşamaları için gayretlerimizi sürdürüyoruz. Üstelik bu çabaları, bize verilen destek sözleri büyük ölçüde tutulmamış olmasına rağmen kararlılıkla devam ettiriyoruz. Artık herkesin elini taşın altına koyarak, adil bir külfet ve sorumluluk paylaşımına gitmesini bekliyoruz. İnsana hizmet etmeyen, insana huzur, esenlik ve değer vermeyen, adaleti ve güvenliği temin etmeyen bir sistemin başarı şansı yoktur. Hırs, tahakküm, adaletsizlik ve rant üzerine kurulu mevcut küresel ekonomik mimarinin, ne insanı, ne de tabiatı koruması mümkündür.”

“BÖLGEMİZİN VE GÖNÜL COĞRAFYAMIZIN İSTİKRAR, HUZUR VE İÇ BARIŞINA KATKI SUNMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünya genelinde yaklaşık 1,5 milyona ulaşan can kaybını, sadece Kovid-19 virüsünün ölümcül etkisine bağlamanın yanlış olduğunu ifade ederek, “Bu vahim tablonun oluşmasında küresel sistemin artık çözüm yerine sorun üreten, sorunları derinleştiren çarpık yapısının da payı vardır. Salgın, hem mevcut düzenin bu çarpıklıklarını gözler önüne sermiş, hem de tüm insanların aynı gemide olduğunu bir kez daha hatırlatmıştır” diye konuştu.

“Birlemiş Milletler kürsüsünden sık sık yaptığımız ‘‘dünya beşten büyüktür’ çağrımızın ne kadar isabetli olduğu daha iyi anlaşılmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde Türkiye’nin Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Dağlık Karabağ’a Irak’tan Filistin’e kadar farklı cephelerde yürüttüğü hak, özgürlük ve adalet mücadelesinin öneminin de ortaya çıktığını söyledi.

Türkiye’nin attığı bu adımlar dolayısıyla eleştiriye, hatta itibar suikastlerine maruz kalmasının da iyi niyetli bir durum olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz öncelikle kendi milli güvenliğimizi, kendi vatandaşlarımızın can ve mal emniyetini sağlama almaya, ardından da bölgemizin ve gönül coğrafyamızın istikrar, huzur ve iç barışına katkı sunmaya çalışıyoruz” vurgusunda bulundu.

“DOĞU AKDENİZ MESELESİNDE DAİMA SABIRLI VE SOĞUKKANLI DAVRANDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terör örgütlerinin bertaraf edilmesi, ihtilafların önlenmesi ve istikrarın güçlendirilmesi noktasında ellerinden gelen çabayı gösterdiklerini dile getirerek, sözlerine şöyle devam etti: “Suriye’de DEAŞ’la göğüs göğüse çarpışan tek NATO ülkesiyiz. Yalnız bırakılmamıza rağmen, bugüne kadar 9 bine yakın yabancı terörist savaşçı yakaladık ve ülkelerine geri gönderdik. Çatışma bölgeleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiğimiz yaklaşık 100 bine yakın kişiye ülkemize giriş yasağı koyduk. Bir dönem teröristlerin cirit attığı bölgeleri güvenli hâle getirerek, 411 bini aşkın Suriyeli kardeşimizin memleketlerine geri dönmesini sağladık. Libya Millî Mutabakat Hükûmeti’ne sağladığımız eğitim ve danışmanlık desteği, ülkenin daha fazla iç savaşa sürüklenmesini engelledi. Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetiminin provokasyonlarına rağmen, Doğu Akdeniz meselesinde daima sabırlı, soğukkanlı davrandık. Dağlık Karabağ’da 30 yıldır süren işgalin son bulmasına katkı sunduk. Her ne kadar zor günler yaşasak da, Hazreti Mevlana’nın dediği gibi ümitsizliğin ardında nice ümitler, karanlığın ardında nice güneşler olduğunun farkındayız. Tüm insanlık olarak el ele, gönül gönüle verdiğimizde sıkıntılarımızın daha da hafifleyeceğine inanıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yaşadığımız toprakları, sadece atalarımızdan bir miras değil, aynı zamanda çocuklarımızın bizlere bir emaneti olarak görmeliyiz” uyarısında bulunarak, sadece bugünü değil, yarınları; sadece kendilerini değil, çocukları ve gelecek nesilleri de düşünmek gerektiğinin altını çizdi.

Salgın sonrasında insanlığın ekonomik ve sosyal adaletle birlikte çevre sorunlarıyla mücadelede de gereken dersleri çıkaracağına inandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarihî olarak mesuliyeti yok denecek kadar az olmasına rağmen, iklim değişikliği ile mücadeleye aktif katkı sağladığını kaydetti.

“EKOSİSTEM VE BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORUNMASI İÇİN GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALIYORUZ”

Türkiye’deki ekosistem ve biyolojik çeşitliliğin korunması için gerekli önlemleri aldıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Son 5 yılda yaptığımız 16,5 milyar dolarlık yatırımla, Türkiye’nin enerjide kurulu güç kapasitesinin yaklaşık yüzde 49’unun yenilenebilir kaynaklardan oluşmasını temin ettik. Elektriğimizin yüzde 63’ünü yerli ve yenilenebilir kaynaklardan üretiyoruz. Güneş enerjisi kurulu gücünde dünyada on üçüncü, Avrupa’da yedinci sıradayız” bilgilerini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çevre kirliliği ve iklim değişikliği ile mücadele edilirken, yeni haksızlıkların, yeni çifte standartların oluşmasına da müsaade edilmemesi gerektiğini ifade ederek, “Paris Anlaşması’nın uygulanmasıyla ilgili endişelerimizin hâlen giderilememiş olması, bizi yolumuzdan alıkoymuyor. Ülkemizin, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesinin Ek-1 listesinden çıkartılmasını bekliyoruz” diye konuştu.

Türkiye’nin çevreyle ilgili yatırımlarını sürdürürken dijital teknolojilere de öncelik verdiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülkeler arasındaki teknolojik uçurumun kapatılmasını amaçlayan “Birleşmiş Miletler En Az Gelişmiş Ülkeler İçin Teknoloji Bankası”na Türkiye’nin ev sahipliği yaptığını, Teknoloji Bankası’nın faaliyetlerinin hep birlikte desteklenmesinin G-20’nin öncelikleriyle de uyumlu olduğunu söyledi.

Zirve’de alınacak kararların dile getirdiği hedeflere ulaşılmasında fayda sağlayacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zor dönemde G-20 Dönem Başkanlığı görevini başarılı bir şekilde ifa eden Suudi Arabistan’ı tebrik ediyor, önümüzdeki dönem için de İtalya’ya başarılar diliyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.