Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli ; “Ülkemizin kalkınması, kırsalın kalkınmasından geçer” 0 34369

“IPARD İLE KIRSALDA YAKLAŞIK 11 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPTIK”

Tarım ve Orman Bakanı Dr. Bekir Pakdemirli, 2021 Yılı IPARD Yatırımcı Buluşması dolayısıyla düzenlenen programda konuştu.

KIRSALDAN UZAKLAŞMALAR VE GÖÇ EĞİLİMİ GİDEREK ARTIYOR

Konuşmasında kırsal alanların üretimin can damarı, kalkınmanın merkezi olduğuna vurgu yapan Bakan Pakdemirli “Maalesef son yüzyılda, Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de kırsaldan uzaklaşmalar ve göç eğilimi giderek artıyor. Oysa biz kırsalı uzak diyarlar, dinlenmek için sığınılan limanlar olarak görmüyoruz. Bugün nüfusumuzun yaklaşık yüzde 25’inin yaşadığı kırsal alanlarda, sürdürülebilir kalkınma temel hedefimizdir. Ülkemize güç katan bu dinamoyu, daha çok enerjiye ve daha çok üretime çevirmek için çalışıyoruz. İstiyoruz ki, insanlarımız kendi topraklarından, kültürlerinden, ailelerinden ve sevdiklerinden kopmadan, doğduğu yerde iş kursun, iş versin, üretim yapsın. İstiyoruz ki, kırsal alanlar ülkemizin lokomotifi olsun, yeni yatırımlarla ekonomimize daha çok katkı sunsun” diye konuştu.

“ÜLKEMİZİN KALKINMASI, KIRSALIN KALKINMASINDAN GEÇER”

Son 19 yılda büyük bir kalkınma hamlesine imza attıklarının altını çizen Pakdemirli “Her alanda büyüme, her alanda kalkınma vizyonuyla başlayan bu atılım döneminde, tarım ve kırsal daima ilk sıralarda yer aldı. Birçok ürünün anavatanı olan Anadolu toprakları, bu süreçte büyük bir değişime sahne oldu. Bakanlık olarak, kırsal kalkınma kapsamında çok sayıda hibe programı uyguluyoruz. Kırsalı, çok yönlü, insan odaklı olarak destekliyoruz. Bugüne kadar toplam 480 bin projeye, reel rakamlarla 27 Milyar Lira hibe ödedik. Bu destekler sayesinde 350 bin yeni istihdam oluştu, kırsalda 50 Milyar Liralık yatırım yapıldı. Böylece; sağladığımız bu desteklerle, kırsalda binlerce modern tesis kurduk. Bu tesisler ile üretiminin gücünü artırırken, on binlerce kişiye de yeni istihdam kapılarını açmış olduk. İşte yaptığımız bu hamleler sayesinde bir hayal gerçek oldu ve Doğduğumuz yer, doyduğumuz yer oldu. Her zaman altını çizerek vurguladığım bir husus var; Ülkemizin kalkınması, kırsalın kalkınmasından geçer” değerlendirmesinde bulundu.

IPARD İLE KIRSALDA YAKLAŞIK 11 MİLYAR LİRALIK YATIRIM YAPILDI

Kırsal kalkınma programları içinde, Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı IPARD’ın ayrı ve önemli bir yeri olduğunu belirten Bakan Pakdemirli şöyle devam etti:

“IPARD kapsamında, 42 ilimizde 16 sektördeki yatırımlara, % 40 ile %70 arasında hibe veriyoruz. Hayvancılıktan kırsal turizme, gıda ürünlerinin işlenmesinden tıbbi aromatik bitki yetiştiriciliğine, arıcılıktan seracılığa, el sanatlarından yenilenebilir enerjiye kadar geniş yelpazede kırsaldaki yatırımlara destek sağlıyoruz. AB Komisyonu tarafından akreditasyonun alındığı 2011’den bugüne IPARD Programı kapsamında, toplam 19 bin 319 proje sahibiyle sözleşme imzaladık. Söz konusu yatırımlar için girişimcilere 5,4 Milyar Lira hibe verdik. Bu hibeler sayesinde kırsalda yaklaşık 11 Milyar liralık yatırımın önünü açtık, 74 bin yeni istihdam sağladık. IPARD hibeleriyle, Kırsala yapılan Avrupa Birliği standartlarındaki yüksek üretim kapasiteli, küresel rekabet edebilirliğe sahip uluslararası çevre ve hijyen niteliklerine uygun yatırımları ülkemize kazandırdık.

SON 3 YILDA 5.047 PROJEYE, YAKLAŞIK 2 MİLYAR LİRA DESTEK VERİLDİ

Son 3 yılda ise IPARD hibelerin daha hızlı ve daha etkin uygulanması için çalışmalarımıza hız verdik. Toplam 5.047 projeye, yaklaşık 2 Milyar Lira destek verdik ve kırsalda 13 bin vatandaşımıza istihdam sağladık. Tabi, bu hibeler sadece tarım ve hayvancılığa gidiyor diye bakmak doğru değil. Verilen desteklerin ekonomideki çarpan etkisini göz önüne aldığımızda kalkınmaya sağlanan faydanın ne kadar büyük olduğunu fark edebiliriz. Geçtiğimiz 2020’de Dünya gündemine oturan küresel koronavirüs salgınında da üreticimizi, yatırımcımızı IPARD Programı kapsamında desteklemeye durmadan, beklemeden, hız kesmeden devam ettik.

2020’de hayata geçirilen 2 bin 752 proje ile vatandaşlarımıza 957 Milyon Lira hibe ödemesi gerçekleştirdik. Bu hibeler sayesinde kırsalda toplam 1,5 Milyar Liralık yatırımın hayata geçmesini sağladık. Ayrıca, yatırımcılara kolaylık sağlamak amacıyla, yatırım öncesi finansman kaynağı sağlayabilmek için ödeme yapacağımız hibe desteğinin yüzde 50’si tutarında avans alabilme imkânını getirdik”

Son 3 yılda IPARD kapsamında yeni kırsal kalkınma tedbirlerini de uygulamaya aldıklarını belirten Pakdemirli “Tarım-Çevre Tedbirini AB’ye aday ülkeler içinde ilk kez Türkiye’de uygulanmaya başladı. Toprağın ve çevrenin korunmasına yönelik faaliyetlerin desteklendiği bu tedbir kapsamında ilk çağrımıza 2018 yılı Eylül ayında çıktık. Yine, Avrupa Birliğinin büyük önem verdiği IPARD-LEADER tedbiri de aday ülkeler için ilk kez Türkiye’de uygulanmaya başladı. Yereldeki kalkınma stratejilerinin desteklenmesini esas alan bu uygulama kapsamında, kamu, STK ve özel sektörün ortaklaşa kurduğu yerel eylem gruplarının faaliyetlerini destekliyoruz. Yine birçok tarımsal STK ile IPARD hibelerinin tanıtımı ve daha etkin kullanımı için işbirliği protokolleri imzaladık” açıklamasında bulundu.

KADIN VE GENÇLERE POZİTİF AYRIMCILIK YAPIYORUZ

Konuşmasında IPARD programından faydalanarak başarı hikayesi oluşturan girişimcilerden bahseden ve il programları kapsamında onları muhakkak ziyaret etmeye çalıştığını vurgulayan Bakan Pakdemirli “IPARD kapsamında kadın ve gençlere pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kadın girişimcilerin projelerine ilave puan vererek, proje seçim aşamasında öne çıkmasını sağlıyoruz. Yine 40 yaşın altındaki genç yatırımcılara hayvancılık tedbirinde ilave puan vererek, daha fazla hibe almasını sağlıyoruz. IPARD kapsamında desteklediğimiz projelerden 4 bini kadın yatırımcılara, 10 bini ise 18-40 yaş arasındaki genç girişimcilere aittir. Amacımız kadın ve gençleri kırsalda tutmak, kendi işlerini kurmalarına destek olmaktır” dedi.

IPARD PROGRAMINI EN BAŞARILI UYGULAYAN ÜLKE TÜRKİYE

IPARD Programı’ndan faydalanmış yatırımcıların bir araya geldiği IPARD Yatırımcı Buluşması programlarını her yıl geleneksel hale getirileceğini ifade eden Bakan Pakdemirli “IPARD 2 Programı’nın da sonuna yaklaşırken yatırım hikayelerini başarıya dönüştürmüş çalışkan, dürüst Anadolu insanımızın gayretinin yeni hazırlanacak IPARD 3 Programına da ışık tutmasını istiyoruz” diye konuştu.

Avrupa Komisyonu raporlarına göre IPARD Programı’nı en başarılı uygulayan ülkenin Türkiye olduğunu da belirten Pakdemirli “İnşallah bu başarıları daha yukarıya çıkarmaya, üreticimizi ve yatırımcımızı desteklemeye, kırsaldaki yatırımları artırmaya bundan sonra da devam edeceğiz” diyerek sözlerini tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milleti ve milletin seçtiği yönetimi tehdit etme cüretini gösterenlere hadlerini yine milletimizle birlikte göstereceğiz” 0 19

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekli amirallerin yayımladığı bildiriye ilişkin düzenlenen değerlendirme toplantısının ardından yaptığı açıklamada, “Yapılan açıklamaya hak ettiği cevabı vererek millî iradeden yana tavır koyan tüm siyasi parti liderlerine ve temsilcilerine, yargı kurumlarına, üniversitelere, illerimizdeki sivil toplum kuruluşlarına şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Milleti ve milletin seçtiği yönetimi tehdit etme cüretini gösterenlere hadlerini yine milletimizle birlikte göstereceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Millî Savunma Bakanı Hulusi Akar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Adnan Özbal’ın katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya başkanlık etti.

Toplantının ardından açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda iki gündür ülke gündemini meşgul eden emekli 104 amiralin imza attığı bildirinin ayrıntılarıyla değerlendirildiğini söyledi.

“EMEKLİ AMİRAL SIFATIYLA DA OLSA BÖYLE BİR GİRİŞİM KAHRAMAN TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NE YÖNELİK BİR BÜHTANDIR”

Bildiriyi, “Her şeyden önce bir gece yarısı gerçekleştirilen bu eylem, hem üslubu hem yöntemi hem de yol açacağı açıkça belli olan tartışmaları itibarıyla kesinlikle art niyetli bir girişimdir” sözleriyle değerlendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, emekli amirallerin vazifesinin 104 tanesinin bir araya gelerek siyasi bir tartışma konusunda darbe imaları içeren bildiriler yayımlamak olmadığının altını çizdi.

Hiçbir emekli kamu görevlisinin de topluca böyle bir yola tevessül etmeye hakkı bulunmadığına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bu amirallerin, diplomatların ve diğerlerinin son dönemde Suriye’den Libya’ya, Doğu Akdeniz’den Ege’ye, Kıbrıs’tan Karabağ’a kadar verdiğimiz mücadelelerin hiçbirinde bir araya gelerek ülkeleri için destek bildirisi yayımladıklarını görmedik. Yine bunları FETÖ’cü hainlerin başlattıkları 15 Temmuz darbe girişimine karşı milletimizin yanında yer alırken de görmedik” açıklamasında bulundu.

“Tartışmanın sebebi kesinlikle ifade özgürlüğü meselesi değildir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bildiride imzası bulunan bazı isimlerin zaten görüşlerini çeşitli medya mecralarında ve siyasi zeminlerde uzun süredir dile getirdiğine işaret etti.

Medyada görüşlerini dile getiren hiçbir isme de siyasi alandaki açıklamaları sebebiyle herhangi bir soruşturma açılmadığını veya benzeri işlem yapılmadığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ancak, geçmişi darbeler ve bildirilerle dolu bir ülkede bir gece yarısı 104 emekli amiralin böyle bir girişimde bulunması asla kabul edilemez. Bunun adına ifade özgürlüğü diyemeyiz. İfade özgürlüğü, aksi hâlde diyerek başlayan ve ülkenin seçilmiş yönetimini darbeyle tehdit eden cümleleri de kesinlikle kapsamaz. Emekli amiral sıfatıyla da olsa böyle bir girişim kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik bir bühtandır. Bu yöntem ve bu tarz ifadeler dünyanın her yerinde demokrasiye, hukuk devletine, millî iradenin üstünlüğüne saldırı olarak kabul edilir ve aynı şekilde muameleye maruz kalır.”

“BİZİM MUHATABIMIZ DOĞRUDAN MİLLETİMİZDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yayımlanan bildirinin millet nezdinde sert tepki görmesinin bir diğer sebebinin de bu bildirinin çok daha büyük bir kampanyanın parçası olarak algılanması olduğuna kaydetti.

Eski diplomatların, eski milletvekillerinin ve Türkiye’ye karşı husumetleriyle bilinen sözde aydınlardan oluşan kimi kesimlerin bir süredir benzer söylemlerle yasamayı, yürütmeyi ve yargıyı hedef aldıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üstelik bunların çoğu da ülkede dikili taşı olmayan, millete zerre faydası dokunmamış kişilerdir” dedi.

Bazı siyasetçilerin de bu kirli kampanyaya destek vererek âdeta kendilerini inkâr ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz, bildiri yayımlanır yayımlanmaz tüm siyasetçilerin kararlı bir şekilde ve en yüksek sesle karşı duruş sergilerini ve bu noktadaki duruşlarını güçlü bir şekilde beklerdik. Eğer böyle yapmış olsalardı bugün burada sadece millî iradeye verilen desteğe teşekkür için huzurlarınızda bulunacaktım” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde yapılan tüm darbelerin, vesayetin millî irade üzerinde kurduğu tahakküm çabalarının hepsinin, demokrasi karşıtı tüm bildirilerin özellikle arkasında yer alan bir zihniyet bu defa da safını aynı istikamette belirlemiştir” ifadelerini kullandı.

Küçük ve ama örgütlü bir kesimin kontrolünden çıkmayı başaramayan Ana Muhalefet Partisi’ni bir kez daha demokrasiden yana tutum almaya çağırdığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Buna karşılık, yapılan açıklamaya hak ettiği cevabı vererek millî iradeden yana tavır koyan tüm siyasi parti liderlerine ve temsilcilerine, yargı kurumlarına, üniversitelere, illerimizdeki sivil toplum kuruluşlarına da ayrıca şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. Her zaman ki gibi bizim muhatabımız doğrudan milletimizdir. Bugün de yaşananların muhasebesini milletimizle birlikte yapmak, yol haritamızı milletimizle paylaşmak üzere bir araya geldik. Milleti ve milletin seçtiği yönetimi tehdit etme cüretini gösterenlere hadlerini yine milletimizle birlikte göstereceğiz.”

“TÜRKİYE’DE DEMOKRASİYE YÖNELİK HER SALDIRI BU TARZ BİLDİRİLERİN ARDINDAN GELDİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bazılarının bildiriye karşı “Bunda büyütülecek ne var” diyerek küçümseme yoluna gittiğini belirterek Türkiye’de demokrasiye yönelik her saldırı bu tarz bildirilerin ardından geldiği uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “27 Mayıs’ta merhum Menderes’e böyle yapmışlardır. 12 Mart yönetimi yine bir bildiriyle müdahale etmiştir. 12 Eylül’den önceki hükûmetleri aynı şekilde tehditle sindirmeye çalışmışlardı. 28 Şubat’ta ülkenin meşru yönetimine bu pervasızlıkla saldırmışlardı. Kendi hükûmetlerimiz döneminde ise bu tür girişimlere karşı en ağır tepkiyi ortaya koyduğumuz için gerisini getiremediler” açıklamasında bulundu.

Millî iradeye yönelik açık tehditler karşısında derhal ve en etkin şekilde tavır alınmadığı takdirde işin sonunun nereye varabileceğini milletin yakın tarihten çok iyi bildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte bu sebeple yayımlanan bildiriyi özellikle dikkate alıp gereken her tedbiri uygulama kararlılığımızı ortaya koyuyoruz. Elbette bu meseleyi siyasi istismar aracı hâline getirmek isteyenler çıkacaktır. Onlarla da sandıkta hesaplaşacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kimin demokrasinin ve hukuk devletinin yanında durduğunu, kimin darbecilerin ve vesayetçilerin koltuğunun altına girdiğini gördüğünü aktararak, “İnşallah 2023 seçimlerinde tüm bu yaşananları milletimizin takdirine sunacak, istiklal ve istikbal yolunda verdiğimiz mücadelenin neticesini hep birlikte takip edeceğiz” diye konuştu.

“MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’NİN ÜLKEMİZE SAĞLADIĞI KAZANIMLARI ÖNEMLİ GÖRÜYORUZ”

Söz konusu bildiride Montrö Sözleşmesi ile basında ve sosyal medyada yer alan bazı görüntülerin konu edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hiç şüphesiz boğazların kontrolünü uluslararası bir komisyon yerine pek çok sınırlamayla da olsa Türkiye’ye bırakan bu sözleşme dönemin şartlarında önemli bir kazanımdır” şeklinde konuştu.

“Her şeye rağmen Montrö’nün ülkemize sağladığı kazanımları önemli görüyor ve daha iyisi için imkân bulana kadar bu sözleşmeye bağlılığımızı sürdürüyoruz” vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Montrö Sözleşmesi’nin bugüne kadar akademik dünyada, medyada, diplomasi ve askerî cenahta çok kez tartışıldığını ve Sözleşme’nin tüm boyutlarıyla tartışılmaya da devam ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün de Montrö Sözleşmesi’nin tartışılmaya açılmasının TBMM Başkanı Mustafa Şentop’a, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı aldığı günlerde yöneltilen bir soru üzerine başladığını anımsatarak, “Kendisi de bir hukukçu olan Meclis Başkanımız tamamen teorik olduğunu belirttiği bir cevap vererek konuyu izah etmiş, fakat Montrö’den çekilme diye bir durumun olmadığını da açıkça belirtmiştir” dedi.

Emekli amirallerin bildirisinin omurgasını da Montrö Sözleşmesi’nin oluşturduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet amaç Montrö Sözleşmesi ile ilgili tartışmaya katkı sağlamaksa bunun mecrası bildiri yayımlamak değil, akademik dünyada ve medyada görüş ifade etmektir, nitekim bu zaten yapılmaktadır. Hiç kimse de akademideki, medyadaki, siyasi alandaki tartışmalar sebebiyle kimsenin yakasına yapışmamış, meseleyi başka mecralara çekmeye çalışmamıştır. Ancak önceki gece yayımlanan bildiri tamamen bu çerçevenin dışında bir eylemdir” sözlerine yer verdi.

“MONTRÖ SÖZLEŞMESİ’NDEN ÇIKMAYLA İLGİLİ HÂLİ HAZIRDA NE BİR ÇALIŞMAMIZ NE DE NİYETİMİZ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kanal İstanbul ile Montrö Sözleşmesi arasında kurulan bağın da temelden yanlış olduğunun altını çizerek, “Türkiye Kanal İstanbul sayesinde İstanbul Boğazı’ndaki ağır deniz trafiği yükünü hafifletirken, Montrö’deki sınırlamaların dışında tamamen kendi egemenliğinde bir alternatife de kavuşmuş olacaktır. Bu bizim egemenlik mücadelemizdir” diye konuştu.

Kanal İstanbul’un, Türkiye’nin boğazlardaki egemenlik haklarını güçlendirecek bir proje olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Atatürkçülük ve Cumhuriyetçilik adına Türkiye’nin millî egemenlik haklarını tahkim edecek böyle bir projeye karşı çıkanlar en büyük Atatürk ve Cumhuriyet düşmanıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve ülkenin en büyük partisinin Genel Başkanı olarak vazifesinin Türkiye’nin ve Türk milletinin hak ve menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapmak olduğunu yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Montrö Sözleşmesi’nden çıkmayla ilgili hâli hazırda ne bir çalışmamız ne de böyle bir niyetimiz vardır. Ama gelecekte bu ihtiyaç ortaya çıkarsa ülkemizi dahi iyisine kavuşturmak üzere her sözleşmeyi gözden geçirmekten de çekinmeyiz. Bunları da uluslararası anlaşmaya veyahut da tartışmaya açarız” şeklinde konuştu.

“TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’NİN DİSİPLİN ANLAYIŞIYLA BAĞDAŞMAYACAK FOTOĞRAF VEREN ASKERE OLUMLU BAKMADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bildiride yer alan ikinci meseleye dair de şu değerlendirmelerde bulundu: “Biz geçmişte cübbeleriyle seçilmiş hükûmete karşı düzenlenen mitinglere katılan rektörlere demokrasi ve hukuk adına karşı çıkmıştık. Geçmişte cübbeleriyle siyasi iktidarı hedef alan brifinglere iştirak eden yargı mensuplarını da demokrasi ve hukuk adına eleştirmiştik. Yine biz geçmişte üniformalarıyla millî iradeyi çiğneyen askerlerin yaptıklarını demokrasi ve hukuk adına doğru bulmadığımızı açıkça söylemiştik. Bugün de aynı yerdeyiz. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin disiplin anlayışıyla bağdaşmayacak fotoğraf veren askere de olumlu bakmadık, bakmayız. Bunun münferit bir hadise olduğu açıkça bellidir. Söz konusu görüntünün yayınladığı gün Türk Silahlı Kuvvetlerimiz zaten kendi içinde çok yönlü bir idari soruşturmayı hemen başlatmış ve sonuçlandırmıştır. Hâlen konu üzerinde çalışan Millî Savunma Bakanlığımız da kendi üzerine düşeni mutlaka yapacaktır. Bizim de yanlış bulduğumuz bu görüntünün ülkenin ve milletin topyekûn huzursuzluğuna yol açacak bir bildirinin bahanesi olarak kullanılmasını ise kesinlikle art niyetli görüyoruz. Aynı şekilde tamamı da yalan veya yanlış olan bilgilerle Millî Savunma Üniversitemizi laiklik ve Atatürkçülük tartışmalarının içine çekmeye çalışanlar da sinsi gayeler taşıyor. Geçmişte darbe imalarını ‘genç subaylar rahatsız’ diyerek ifade edenlerin Millî Savunma Üniversitemiz sayesinde artık bu imkândan mahrum kalınca işi emekli amirallere havale ettikleri anlaşılıyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, demokrasi ve hukuk içinde çözülecek meselelerin darbe imalı bildirilerin bahanesi hâline dönüştürülmesinin, siyasi otoriteye rağmen Anayasaya bağlılık gösterisi değil tam tersine Anayasa’ya yönelik açık tehdit olduğunun altını çizdi.

“MİLLETİN MORALİNİ BOZACAK HİÇBİR HAREKETİ MÜSAMAHAYLA KARŞILAYAMAYACAĞIZ”

Yaşanan tartışmanın bile Türkiye’nin darbe dönemlerinin ürünü bir Anayasa’dan yeni ve sivil bir Anayasa’ya geçiş ihtiyacını ispatlamaya yeterli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geleceğine umutla bakmaya en çok ihtiyacı olduğu bir dönemde milletin ve özellikle de gençlerin morallerini bozacak hiçbir hareketi müsamahayla karşılayamayacaklarını kaydetti.

Ana Muhalefet Partisi’nin başını çektiği bir kesimin de bu tartışmanın ekonomik sıkıntıların üzerinin örtülmesi amacıyla kullanıldığını iddiasını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hâlbuki ekonomiye asıl zararı kendilerinin sürekli körüklediği bu tür tartışmalar vermektedir. Çarşamba günü Türkiye ekonomisinin salgın şartlarında hangi başarıları ortaya koyduğunu ayrıntılı şekilde milletimizle paylaşacağım. Kendi ülkelerinin ve milletinin felaketinden iktidar devşirme peşinde koşan muhterisleri milletimizin takdirine havale ediyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, söz konusu bildiriye imza atan 104 kişi arasında CHP üyesi kişilerin, eşi, oğlu, yakını bu partiye üye kişiler bulunduğuna dikkati çekerek, “Şimdi bunları da yakın zamanda yazılı ve görsel medyada göreceksiniz. Ve bu işin merkezinde aslında Ana Muhalefet Partisi’nin ta kendisi var” diye konuştu.

Türk ekonomisini yatırım, istihdam, üretim ve ihracat temelinde büyütmeyi, çok daha iyi yerlere getirme mücadelesi vermeyi sürdüreceklerini tekrarlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye neler kazandırdıklarını, yatırımları Çarşamba günü yapacağı millete sesleniş konuşmasında açıklayacağını bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasimizi de millî iradenin üstünlüğü temelinde darbelere, cuntalara, vesayete karşı gerektiğinde canımız pahasına mücadele ederek güçlendirecek, geliştireceğiz” sözleriyle konuşmasını tamamladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyamızın karşı karşıya kaldığı değişimler, Türk Konseyi gibi iş birliği yapılarının önemini daha da artırıyor” 0 88097

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Dünyamızın karşı karşıya kaldığı değişimler, Türk Konseyi gibi iş birliği yapılarının önemini daha da artırıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’ne Vahdettin Köşkünden canlı bağlantıyla katıldı.

Türk Konseyi üyesi ülkelerin devlet başkanlarına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile Meclisimiz Türk Konseyi’nin Gayriresmî Türkistan Zirvesi’nde çevrimiçi de olsa sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığı içindeyim” dedi.

“EGEMENLİĞİMİZİ İLGİLENDİREN MESELELERDE KARDEŞLİK HUKUKUNA UYGUN ŞEKİLDE DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ”

“Gönlümüzden geçen, siz değerli kardeşlerimi kadim Türkistan şehrimizde yüz yüze görebilmekti” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs nedeniyle hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diledi.

Türk dünyasının Nevruz’unu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ortak kültürel mirasımız olan, barış, sevgi ve hoşgörünün sembolü bu bayramın tüm insanlığa mutluluk, sağlık ve huzur getirmesini diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıl önce kurulan Türk Konseyi’nin, birlik ve dayanışma mefkûrelerinin en müşahhas hâli olduğuna işaret ederek, “İnşallah, Türkmen kardeşlerimizin önce gözlemci üye, bilahare daimi tarafsızlık statüsüne halel getirmeyecek şekilde, tam üye olarak aramıza katılmasıyla Konseyimiz daha da güçlenecektir. Türkiye olarak Konsey çatısı altında bu yönde yapılacak çalışmalara her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.

Bugün, Türk-İslam düşüncesinin meşalesini yakan Hoca Ahmet Yesevi’nin yaşadığı ve medfun olduğu Türkistan’ın, Türk Dünyasının “manevi başkentlerinden biri” ilan edilmesinin de bahtiyarlığını yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Hepimiz için ahlak ve irfan timsali Pir-i Türkistan, Hoca Ahmet Yesevi, İslam aşkını kendinden sonraki taliplere aktarmış, ihlas kültürünü Türkistan’dan geniş coğrafyalara yaymıştır. Yetiştirdiği Alperenleri Asya’dan Avrupa’ya kadar göndererek insanlara adalet, tevazu, birlik ve dirlik düşüncesini telkin etmiştir. Kalplere ve zihinlere ektiği tohumlar, Anadolu’da Yunus Emre’yle, Mevlana’yla, Hacı Bektaş-ı Veli’yle, Şeyh Edebali’yle yeşermiş; Sarı Saltuk’la, Demirci Baba’yla, Gül Baba’yla Avrupa’ya kadar uzanmıştır. Bin yıl sonra hâlâ bize yol gösteren Yesevi’nin adını taşıyan, 32 ülkeden 15 binden fazla öğrencinin öğrenim gördüğü Hoca Ahmed Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi hepimiz için iftihar kaynağıdır. Rabbim o büyük gönül sultanını rahmetiyle kuşatsın, bizleri de Hoca Ahmet Yesevi’nin manevi rehberliğinden ayırmasın diyorum.”

“Dünyamızın karşı karşıya kaldığı değişimler, Türk Konseyi gibi işbirliği yapılarının önemini daha da artırıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nisan ayında, gerçekleştiren olağanüstü zirve ve akabinde ilgili bakanların toplantılarında alınan kararlarla, ticaret hacminde salgının etkisini asgaride tutmayı başardıklarını bildirdi.

Konsey bünyesinde oluşturulan Sağlık Bilim Kurulu’nun, bu süreçte altı kez toplandığını, bilim adamlarının Aşı Çalıştayı’nda bir araya geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bağımsızlığımızı, toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi ilgilendiren meselelerde de kardeşlik hukukuna uygun şekilde dayanışma içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

“44 GÜN SÜREN DESTANSI BİR MÜCADELE SONRASINDA DAĞLIK KARABAĞ ANA VATANLA TEKRAR KUCAKLAŞMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, Dağlık Karabağ’daki zaferlerinden dolayı bir kez daha tebrik ederek şu ifadeleri kullandı: “44 gün süren destansı bir mücadele sonrasında 30 yıllık işgal son bulmuş, Dağlık Karabağ ana vatanla tekrar kucaklaşmıştır. Kolay değil, her şeyden önce Dağlık Karabağ bölgesinde 67 camiden 63 yıkılmış, bunun yanında kiliseler de tarumar edilmiştir. Bütün bunlarla birlikte 1918 yılında Azerbaycanlı kardeşlerimizin uğradıkları katliamın anıldığı gündür. Hiçbir zaman bizler Hocalı katliamını bir kenara koyamayız. Kısa zaman önce yıl dönümünü tekrar andık. Katledilen on binlerce kardeşimizi rahmetle yâd ediyorum. Karabağ’daki Türk mirasının korunması ve ihyası için tüm imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanında olmaya devam etmemiz hep birlikte önem taşımaktadır. Azerbaycan’ın bu bölgeyi ayağa kaldırmak suretiyle bütün muhacir kardeşlerimin topraklarına dönmesini önemsiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temennisinin Ramazan Bayramı’ndan sonra işgalden kurtarılan Şuşa’yı ziyaret etmek olduğunu bildirerek “Şuşa’yı ziyaret etmek suretiyle Şuşa’da yeni bir bayram yaşayalım” dedi.

“GÜÇ BİRLİĞİ YAPARAK KIBRIS TÜRKLERİNİ HAK ETTİĞİ KONUMA GETİRECEĞİMİZE İNANIYORUM”

Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türkleriyle dayanışma sergilemenin de kardeşliğin bir gereği olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllardır maruz kaldıkları haksızlıklar ve ambargoların kaldırılması için Kıbrıs Türklerine gereken yardımı esirgemeyeceğinize de inancım tamdır. Kıbrıs Türk halkının Türk Konseyi’nin kültür, eğitim, bilim ve spor gibi faaliyetlerine katılımı, tecridin etkilerinin hafifletilmesine yardımcı olacaktır. Güç birliği yaparak Kıbrıs Türklerini de hak ettiği konuma getireceğimize inanıyorum” açıklamasında bulundu.

Türk Dünyası içinde kombine ulaştırma ve taşımacılık imkânlarını geliştirmenin de büyük önem arz ettiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor üzerinden Avrupa’ya kesintisiz ve engelsiz bağlantıyı temin etmenin Türk Konseyi üyesi ülkelerin stratejik değerini ve refahını artıracağını söyledi.

Konsey bünyesinde bu alanda yürütülen çalışmalara ivme kazandırmak gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması’nı sonuçlandırmak için müzakereleri hızlandırmakta fayda gördüğünü vurguladı.

“12 YILLIK SÜREÇ İÇİNDE KURUMSALLAŞMASINI TAMAMLAYAN TÜRK KONSEYİ’NİN ULUSLARARASI İTİBARI DA YÜKSEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıllık süreç içinde kurumsallaşmasını tamamlayan Türk Konseyi’nin uluslararası itibarının da yüksek olduğunu belirterek Konseyi artık “Uluslararası Örgüt” olarak adlandırmanın vaktinin geldiğini, bu konudaki kararı Türkiye’deki zirvede almayı ümit ettiğini söyledi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın cömert ev sahipliğinde Budapeşte’de açılan Avrupa Temsilcilik Ofisi’nin, Türk Konseyi’nin bayrağının Avrupa’da dalgalanmasını sağlayarak, görünürlüğünü artırdığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Başka ülkeler de Konseyimizle iş birliği yapmak ve Konseyimize gözlemci olmak isteğini dile getiriyor. Bu bakımdan, üçüncü ülkelerle iş birliği formatlarına dair kategorileri ve kriterleri belirlemek maksadıyla yapılan çalışmanın bir an evvel tamamlanması gerekiyor. Konseyimizin uzun vadeli hedeflerini ve vizyonunu ortaya koymak amacıyla Sekretaryanın hazırladığı ‘Vizyon ve Strateji Belgeleri’nin taslaklarını inceliyoruz. Uluslararası topluma karşı mesaj teşkil edecek bu belgelerin gerçekçi, özlü ve kolay anlaşılır somut hedefleri içerecek şekilde kaleme alınmasını bekliyoruz. Vizyon belgesine ilişkin çalışmanın, tüm üyelerin desteğini alarak tamamlanması mümkün olduğu takdirde, ev sahipliğimizde yapılacak zirvede kabul edilmesinden memnuniyet duyacağız. Sekretaryanın bu süreci, üye ülkelerin kurumlarıyla yakın eşgüdüm ve istişare içinde yürütmesi önemlidir. Türk Akademisi ile Türk Kültür ve Miras Vakfı’nın zorunlu katkı protokollerini onayladık. Uzun süredir gönüllü katkılarla çalışan bu iki örgüte ait protokollerin bir an önce yürürlüğe girmesinde de fayda görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Konseyi’nin verimlilik ve etkinliğinin artırılması, gerekiyorsa Sekretaryanın yeni kadrolarla güçlendirilmesi ve çalışma usullerinin gözden geçirilerek üye ülkelerle eşgüdümün yoğunlaştırılmasının yararlı olacağının altını çizdi.

Sekretaryaya, artan itibarına yakışacak ve Özbekistan’ın katılımıyla büyüyen ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, prestijli bir tarihî bina tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da tahsis edilen bu yeni binanın Türk Konseyi’ne hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Eylül 2018 tarihinde Çolpan Ata’daki 6. Türk Konseyi Zirvesi’nde, 4. Dünya Göçebe Oyunlarının Türkiye’de düzenlenmesine karar verildiğini anımsatarak, salgın nedeniyle oyunların, 2022 yılında, yine Türkiye’de gerçekleştirilmek üzere ertelenmesinde yarar gördüklerini belirtti.

Konsey üyesi ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarını Haziran ayında düzenleyecek Antalya Diplomasi Forumu’na davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Forumumuz, küresel ve bölgesel meseleler hakkında samimi ve kapsamlı görüş teatisi yapılmasına katkı sunacaktır. Hepinizin katılımından büyük memnuniyet duyacağım. Konseyimizin 8’inci Olağan Zirvesi’ni de salgın şartlarının elverdiği ölçüde inşallah 12 Kasım 2021’de İstanbul’da düzenlemeyi ümit ediyoruz. Bu düşüncelerle Türkistan Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Türk Dünyası’ndaki tüm kardeşlerimize mutluluk, refah ve esenlik temenni ediyorum.”