Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, 47 Ülkeye Ürün İhraç Ediyoruz 0 18

PTT.AŞ. Genel Müdürü Hakan Gülten ve Katar Postası CEO’su Faleh al Naemi kabul eden Bakan Karaismailoğlu, “Turkish Souq e-ihracat platformu Türkiye ve Katar arasındaki ilişkiler açısından global bir başarı örneği haline gelmiştir” dedi.

,Karaismailoğlu, “PTT, PTTEM ve Katar Post idaresinin Katar için başlatmış olduğu e-ticaret platformu hizmetleri, Mart 2021 itibariyle İngiltere’den İtalya’ya, İsveç’ten Portekiz’e, Rusya’dan Avustralya’ya, Kanada’dan Brezilya’ya kadar 47 farklı ülkeye Türk ürünlerini ihraç eder hale gelmiş ve Türkiye-Katar iş birliği için global bir başarı örneği haline gelmiştir” dedi.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, PTT.AŞ. Genel Müdürü Hakan Gülten ve Katar Postası CEO’su Faleh al Naemi kabul etti. Karaismailoğlu, TurkıshSouq e-ticaret platformunun Türkiye ve Katar arasındaki birçok başarılı işbirliğinin en önemli örneklerinden biri olduğunu belirterek şu şekilde konuştu:

“Ülkemiz ile Katar Devleti arasında kurulan Yüksek Stratejik Komite de ülkelerimizin toplumsal ve ekonomik bağlarını perçinleyen pek çok ikili anlaşmayı hayata geçirmiştir. İki ülke arasında imzalanan uluslararası anlaşmalar çerçevesinde geliştirdiğimiz çok yönlü ekonomik iş birlikleri; halklarımızı yeni yatırımlarla ve istihdam sağlayan projelerle buluşturmakta, karşılıklı dış ticaret hacmimizi genişletmektedir. PTT, bu iş birliği sayesinde ülkemiz adına güçlü lojistik altyapısıyla da desteklediği e-ihracat alanında önemli bir girişime imza atarak yaklaşık 300.000’e yakın ürünümüzün dünya piyasasına arz edilmesini sağlamıştır.”

“İhracat olanakları gelişirken; yerli üreticinin dış pazarlara ulaşması kolaylaştı”

İnternet teknolojisinin ve dijitalleşmenin vardığı noktanın ülkeleri ve toplumları birbirine çok daha fazla yakınlaştırdığına dikkat çeken Bakan Karaismailoğlu, şöyle konuştu:
“E-ticarete verdiğimiz önemi yansıtan TURKISH SOUQ projesi de ülkemizin ihracat olanaklarını geliştirirken yerli üreticimize dış pazarlara ulaşma kolaylığı sağlamakta ve iş dünyamızın dış ticaret tecrübesini artırmaktadır. Proje, Katar vatandaşlarının Türk ürünlerinin kalitesiyle buluşmasını kolaylaştırırken posta teşkilatlarımızın hizmet kalitesini geliştirmektedir. TURKISH SOUQ e-ticaret platformu, her iki ülkenin posta idarelerinin sahipliği ve desteği ile Katar sınırlarını da aşmış ve global olarak hizmet verir hale gelebilmiştir.”

“Türkiye-Katar iş birliği global bir başarı örneği haline gelmiştir”

Karaismailoğlu “Elde edilen başarı ile PTT, PTTEM ve Katar Post idaresinin Katar için başlatmış olduğu e-ticaret platformu hizmetleri, Mart 2021 itibariyle İngiltere’den İtalya’ya, İsveç’ten Portekiz’e, Rusya’dan Avustralya’ya, Kanada’dan Brezilya’ya kadar 47 farklı ülkeye Türk ürünlerini ihraç eder hale gelmiş ve Türkiye-Katar iş birliği için global bir başarı örneği haline gelmiştir. Pek çok alanda fayda sağlayan bu örnek projenin üreticimize, iş dünyamıza ve halklarımıza hayırlı olmasını diliyorum” diyerek; projede emeği geçenlere teşekkür etti.

Katar Postası Al Naemi “turkishsouq ürünlerini talep eden 50 ülke var”

Katar Postası CEO’su Faleh Al Naemi’yi ise uluslararası düzeyde pazarlamaya başlandığı zaman yeryüzündeki tüm insanların Türk ürünlerinden faydalanacağını belirtti. Katar Postası ve Türk Postası’nın çok başarılı bir adım attığını aktaran Naemi, dileklerinin Türk pazarını dünya ölçeğinde erişilebilir bir platform haline çevirmek olduğunu bildirdi. Naemi, “turkishsouq” ürünlerini talep eden 50 ülke olduğunu vurguladı. PTT ile Katar işbirliğiyle kurulan “turkishsouq.com” platformu bütün ülkelerden alışveriş yapılabilir şekilde hizmete açıldı

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyamızın karşı karşıya kaldığı değişimler, Türk Konseyi gibi iş birliği yapılarının önemini daha da artırıyor” 0 88097

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Dünyamızın karşı karşıya kaldığı değişimler, Türk Konseyi gibi iş birliği yapılarının önemini daha da artırıyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk Konseyi Devlet Başkanları Zirvesi’ne Vahdettin Köşkünden canlı bağlantıyla katıldı.

Türk Konseyi üyesi ülkelerin devlet başkanlarına hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aile Meclisimiz Türk Konseyi’nin Gayriresmî Türkistan Zirvesi’nde çevrimiçi de olsa sizlerle beraber olmanın bahtiyarlığı içindeyim” dedi.

“EGEMENLİĞİMİZİ İLGİLENDİREN MESELELERDE KARDEŞLİK HUKUKUNA UYGUN ŞEKİLDE DAYANIŞMA İÇİNDEYİZ”

“Gönlümüzden geçen, siz değerli kardeşlerimi kadim Türkistan şehrimizde yüz yüze görebilmekti” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, koronavirüs nedeniyle hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına sabırlar diledi.

Türk dünyasının Nevruz’unu tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ortak kültürel mirasımız olan, barış, sevgi ve hoşgörünün sembolü bu bayramın tüm insanlığa mutluluk, sağlık ve huzur getirmesini diliyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıl önce kurulan Türk Konseyi’nin, birlik ve dayanışma mefkûrelerinin en müşahhas hâli olduğuna işaret ederek, “İnşallah, Türkmen kardeşlerimizin önce gözlemci üye, bilahare daimi tarafsızlık statüsüne halel getirmeyecek şekilde, tam üye olarak aramıza katılmasıyla Konseyimiz daha da güçlenecektir. Türkiye olarak Konsey çatısı altında bu yönde yapılacak çalışmalara her türlü desteği vereceğiz” diye konuştu.

Bugün, Türk-İslam düşüncesinin meşalesini yakan Hoca Ahmet Yesevi’nin yaşadığı ve medfun olduğu Türkistan’ın, Türk Dünyasının “manevi başkentlerinden biri” ilan edilmesinin de bahtiyarlığını yaşadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Hepimiz için ahlak ve irfan timsali Pir-i Türkistan, Hoca Ahmet Yesevi, İslam aşkını kendinden sonraki taliplere aktarmış, ihlas kültürünü Türkistan’dan geniş coğrafyalara yaymıştır. Yetiştirdiği Alperenleri Asya’dan Avrupa’ya kadar göndererek insanlara adalet, tevazu, birlik ve dirlik düşüncesini telkin etmiştir. Kalplere ve zihinlere ektiği tohumlar, Anadolu’da Yunus Emre’yle, Mevlana’yla, Hacı Bektaş-ı Veli’yle, Şeyh Edebali’yle yeşermiş; Sarı Saltuk’la, Demirci Baba’yla, Gül Baba’yla Avrupa’ya kadar uzanmıştır. Bin yıl sonra hâlâ bize yol gösteren Yesevi’nin adını taşıyan, 32 ülkeden 15 binden fazla öğrencinin öğrenim gördüğü Hoca Ahmed Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi hepimiz için iftihar kaynağıdır. Rabbim o büyük gönül sultanını rahmetiyle kuşatsın, bizleri de Hoca Ahmet Yesevi’nin manevi rehberliğinden ayırmasın diyorum.”

“Dünyamızın karşı karşıya kaldığı değişimler, Türk Konseyi gibi işbirliği yapılarının önemini daha da artırıyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nisan ayında, gerçekleştiren olağanüstü zirve ve akabinde ilgili bakanların toplantılarında alınan kararlarla, ticaret hacminde salgının etkisini asgaride tutmayı başardıklarını bildirdi.

Konsey bünyesinde oluşturulan Sağlık Bilim Kurulu’nun, bu süreçte altı kez toplandığını, bilim adamlarının Aşı Çalıştayı’nda bir araya geldiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bağımsızlığımızı, toprak bütünlüğümüzü ve egemenliğimizi ilgilendiren meselelerde de kardeşlik hukukuna uygun şekilde dayanışma içindeyiz” değerlendirmesinde bulundu.

“44 GÜN SÜREN DESTANSI BİR MÜCADELE SONRASINDA DAĞLIK KARABAĞ ANA VATANLA TEKRAR KUCAKLAŞMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’i, Dağlık Karabağ’daki zaferlerinden dolayı bir kez daha tebrik ederek şu ifadeleri kullandı: “44 gün süren destansı bir mücadele sonrasında 30 yıllık işgal son bulmuş, Dağlık Karabağ ana vatanla tekrar kucaklaşmıştır. Kolay değil, her şeyden önce Dağlık Karabağ bölgesinde 67 camiden 63 yıkılmış, bunun yanında kiliseler de tarumar edilmiştir. Bütün bunlarla birlikte 1918 yılında Azerbaycanlı kardeşlerimizin uğradıkları katliamın anıldığı gündür. Hiçbir zaman bizler Hocalı katliamını bir kenara koyamayız. Kısa zaman önce yıl dönümünü tekrar andık. Katledilen on binlerce kardeşimizi rahmetle yâd ediyorum. Karabağ’daki Türk mirasının korunması ve ihyası için tüm imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanında olmaya devam etmemiz hep birlikte önem taşımaktadır. Azerbaycan’ın bu bölgeyi ayağa kaldırmak suretiyle bütün muhacir kardeşlerimin topraklarına dönmesini önemsiyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, temennisinin Ramazan Bayramı’ndan sonra işgalden kurtarılan Şuşa’yı ziyaret etmek olduğunu bildirerek “Şuşa’yı ziyaret etmek suretiyle Şuşa’da yeni bir bayram yaşayalım” dedi.

“GÜÇ BİRLİĞİ YAPARAK KIBRIS TÜRKLERİNİ HAK ETTİĞİ KONUMA GETİRECEĞİMİZE İNANIYORUM”

Türk dünyasının ayrılmaz parçası olan Kıbrıs Türkleriyle dayanışma sergilemenin de kardeşliğin bir gereği olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yıllardır maruz kaldıkları haksızlıklar ve ambargoların kaldırılması için Kıbrıs Türklerine gereken yardımı esirgemeyeceğinize de inancım tamdır. Kıbrıs Türk halkının Türk Konseyi’nin kültür, eğitim, bilim ve spor gibi faaliyetlerine katılımı, tecridin etkilerinin hafifletilmesine yardımcı olacaktır. Güç birliği yaparak Kıbrıs Türklerini de hak ettiği konuma getireceğimize inanıyorum” açıklamasında bulundu.

Türk Dünyası içinde kombine ulaştırma ve taşımacılık imkânlarını geliştirmenin de büyük önem arz ettiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridor üzerinden Avrupa’ya kesintisiz ve engelsiz bağlantıyı temin etmenin Türk Konseyi üyesi ülkelerin stratejik değerini ve refahını artıracağını söyledi.

Konsey bünyesinde bu alanda yürütülen çalışmalara ivme kazandırmak gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Uluslararası Kombine Yük Taşımacılığı Anlaşması’nı sonuçlandırmak için müzakereleri hızlandırmakta fayda gördüğünü vurguladı.

“12 YILLIK SÜREÇ İÇİNDE KURUMSALLAŞMASINI TAMAMLAYAN TÜRK KONSEYİ’NİN ULUSLARARASI İTİBARI DA YÜKSEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 yıllık süreç içinde kurumsallaşmasını tamamlayan Türk Konseyi’nin uluslararası itibarının da yüksek olduğunu belirterek Konseyi artık “Uluslararası Örgüt” olarak adlandırmanın vaktinin geldiğini, bu konudaki kararı Türkiye’deki zirvede almayı ümit ettiğini söyledi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın cömert ev sahipliğinde Budapeşte’de açılan Avrupa Temsilcilik Ofisi’nin, Türk Konseyi’nin bayrağının Avrupa’da dalgalanmasını sağlayarak, görünürlüğünü artırdığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Başka ülkeler de Konseyimizle iş birliği yapmak ve Konseyimize gözlemci olmak isteğini dile getiriyor. Bu bakımdan, üçüncü ülkelerle iş birliği formatlarına dair kategorileri ve kriterleri belirlemek maksadıyla yapılan çalışmanın bir an evvel tamamlanması gerekiyor. Konseyimizin uzun vadeli hedeflerini ve vizyonunu ortaya koymak amacıyla Sekretaryanın hazırladığı ‘Vizyon ve Strateji Belgeleri’nin taslaklarını inceliyoruz. Uluslararası topluma karşı mesaj teşkil edecek bu belgelerin gerçekçi, özlü ve kolay anlaşılır somut hedefleri içerecek şekilde kaleme alınmasını bekliyoruz. Vizyon belgesine ilişkin çalışmanın, tüm üyelerin desteğini alarak tamamlanması mümkün olduğu takdirde, ev sahipliğimizde yapılacak zirvede kabul edilmesinden memnuniyet duyacağız. Sekretaryanın bu süreci, üye ülkelerin kurumlarıyla yakın eşgüdüm ve istişare içinde yürütmesi önemlidir. Türk Akademisi ile Türk Kültür ve Miras Vakfı’nın zorunlu katkı protokollerini onayladık. Uzun süredir gönüllü katkılarla çalışan bu iki örgüte ait protokollerin bir an önce yürürlüğe girmesinde de fayda görüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk Konseyi’nin verimlilik ve etkinliğinin artırılması, gerekiyorsa Sekretaryanın yeni kadrolarla güçlendirilmesi ve çalışma usullerinin gözden geçirilerek üye ülkelerle eşgüdümün yoğunlaştırılmasının yararlı olacağının altını çizdi.

Sekretaryaya, artan itibarına yakışacak ve Özbekistan’ın katılımıyla büyüyen ailenin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde, prestijli bir tarihî bina tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da tahsis edilen bu yeni binanın Türk Konseyi’ne hayırlı olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Eylül 2018 tarihinde Çolpan Ata’daki 6. Türk Konseyi Zirvesi’nde, 4. Dünya Göçebe Oyunlarının Türkiye’de düzenlenmesine karar verildiğini anımsatarak, salgın nedeniyle oyunların, 2022 yılında, yine Türkiye’de gerçekleştirilmek üzere ertelenmesinde yarar gördüklerini belirtti.

Konsey üyesi ülkelerin devlet ve hükûmet başkanlarını Haziran ayında düzenleyecek Antalya Diplomasi Forumu’na davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Forumumuz, küresel ve bölgesel meseleler hakkında samimi ve kapsamlı görüş teatisi yapılmasına katkı sunacaktır. Hepinizin katılımından büyük memnuniyet duyacağım. Konseyimizin 8’inci Olağan Zirvesi’ni de salgın şartlarının elverdiği ölçüde inşallah 12 Kasım 2021’de İstanbul’da düzenlemeyi ümit ediyoruz. Bu düşüncelerle Türkistan Zirvemizin hayırlara vesile olmasını diliyor, hepinizi en kalbi duygularımla selamlıyorum. Türk Dünyası’ndaki tüm kardeşlerimize mutluluk, refah ve esenlik temenni ediyorum.”

‘Uluslararası Hac Sempozyumu’ Ankara’da başladı 0 48024

Uluslararası Hac Sempozyumu açılışında konuşan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye başta olmak üzere bu çerçevede oluşan medeniyet birikimimizin ışığında hac organizasyonuyla alakalı güncel sorunlara yeni yaklaşımlar ve çözümler aramaya çalışacağız.” dedi

Diyanet İşleri Başkanlığı Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğünce ‘Değişen ve Gelişen Şartlar Bağlamında Hac’ başlığıyla düzenlenen ‘Uluslararası Hac Sempozyumu’ Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın katılımıyla gerçekleştirilen açılış oturumuyla Ankara’da başladı.

Türkiye Diyanet Vakfı Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen oturumda konuşan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, sempozyumun hayırlara vesile olmasını dileyerek, sempozyumun gerçekleştirilmesinde emeği olanlara teşekkür etti.

Başkan Erbaş, Kur’an-ı Kerim’in insanları tevhide davet ettiğini dile getirerek “Tevhit inancının sembol ibadetlerinden biri de hac ibadetidir. Hz. İbrahim ile insanlığa duyurulan hac ibadeti, Kuran-ı Kerim’de, Allah’ın insanlar üzerindeki hakkı olarak tanımlanmıştır. Bunun bir gereği olarak da hac ve umrenin sırf Allah için yapılıp tamamlanması emredilmiştir. dedi.

Haccın her bir uygulamasının ifade ettiği mana ile Müslüman hayatının temel ilkelerini bünyesinde toplayan bir ibadet olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “Bireysel, sosyal ve evrensel düzeyde İslam düşünce ve ahlakının bir arada yaşanarak canlı tutulmasıdır. Dolayısıyla; yürekleri Allah ve Rasulünün sevgisi ile yanıp tutuşan mü’minler için en büyük özlem ve heyecan olan hac; mübarek bir yolculuk, kutlu bir ibadet ve tatlı bir vuslat olmasının yanında aynı zamanda büyük bir arınma iklimidir.” diye konuştu.

Başkan Erbaş, hac ibadetinin Müslümanlara İslam’ın en temel ilke ve değerlerini hem teorik hem de pratik olarak öğreten bir mektep olduğunu belirterek, “Mikat, ihram, tavaf, safa, merve, sa’y, tıraş olmak, vakfe yapmak, şeytan taşlama gibi birçok sembol ile öne çıkan hac ibadetinde asıl önemli olan, her sembolün ifade ettiği o büyük manayı idrak etmektir. Zira hac, bu semboller üzerinden bize varoluşu, yaratılış gayesini, kulluk bilincini, insani değerleri, güzel ahlakı öğretmektedir.” ifadelerini kullandı.

Haccın kardeşlik, dayanışma, paylaşma gibi değerlerin ve güzel ahlakın tahkim edildiği bir ibadet olduğunun altını çizen Başkan Erbaş, “Hac yolculuğunda ve ibadet esnasında müminler, bir tarağın dişleri gibi yan yana ve bir binanın tuğlaları gibi omuz omuza olmak zorundadır.” değerlendirmesinde bulundu.

“Hac, kardeşlik duygularının doruğa ulaştığı evrensel bir kongredir”

Başkan Erbaş, Müslümanların inanç, ahlak ve gelecek adına iki büyük evrensel ilkeye sahip olduğuna dikkat çekerek. Şöyle devam etti:

“Birincisi duygu, düşünce ve davranışlarımızı bir ve tek olan Allah’a kullukta buluşturan tevhit inancıdır. İkincisi ise bizleri tevhit inancı ekseninde güçlü bir kardeşlik duygusuyla buluşturan vahdet ahlakıdır. Biliyoruz ki daha iyi bir hayat ve gelecek kurabilmemizin yegâne yolu bu iki ilkeyi hakkıyla hayata hâkim kılmamızdır. Bu manada hac, adeta Müslümanların, her yıl iman ve tevhid ekseninde bir araya geldiği, kardeşlik duygularının doruğa ulaştığı ve vahdet şuurunun doyasıya yaşandığı evrensel bir kongredir. Dolayısıyla haccın, hayatın tamamını kuşatan ilkeler ile güzel ahlakı cem eden bir ibadet olduğu daha net anlaşılmaktadır. Ayrıca bu perspektif bizlere ibadet ve hayat ilişkisini de açıkça göstermektedir. İbadetler, kendimizle, çevremizle, toplumla, tabiatla ilişkimizi ahlak, merhamet ve sorumluluk ekseninde tutarak bize rehberlik etmektedir. Zaten ibadetlerin hayata dair yönünü göz ardı ettiğimizde ibadetin hem hikmetinden hem de faziletinden uzaklaşmış oluruz.”

“Kudüs ziyaretlerimize daha bir önem vereceğiz”

Hac ve umre ibadetlerinin ifası için yürütülen hizmetlerin Diyanet İşleri Başkanlığının sunduğu önemli hizmetlerden olduğunu ifade eden Başkan Erbaş, “Bu bilinç ve sorumlulukla Başkanlığımızca 1979 yılından itibaren hac; 1984 yılından itibaren de umre organizasyonları, sürekli geliştirilen bir tecrübe ile gerçekleştirilmektedir. 2015 yılından itibaren de Kudüs bağlantılı umre turları düzenlenerek medeniyetimizdeki önemli bir geleneği devam ettirmekteyiz. Bundan bir kaç ay önce Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğümüze bağlı, Umre Hizmetleri Daire Başkanlığının adını Umre ve Kudüs Ziyaretleri Daire başkanlığı olarak değiştirdik. İnşallah bundan sonra Kudüs ziyaretlerimize daha bir önem vererek, Mescid-i Aksa’yı, Kudus’ü ziyaret etmek, bir farkındalık oluşturmak ve bu farkındalığı bütün dünyaya göstermek noktasında katkı sağlayacaktır.” şeklinde konuştu.

“Sempozyum, haccın etraflıca müzakere edileceği bir zemin oluşturmaktadır”

Başkan Erbaş, Diyanet İşleri Başkanlığının vatandaşların sağlık, huzur ve güven içerisinde hac ve umre ibadetlerini eda etmeleri için hizmet standartlarını her geçen yıl daha da üst seviyeye çıkarttığını belirterek, şunları söyledi:

“Bugün “Değişen ve Gelişen Şartlar Bağlamında Hac” başlığı altında açılışını yaptığımız bu uluslararası sempozyum, haccın hem fizikî hem de manevî boyutunun etraflıca müzakere edileceği bir zemin oluşturmaktadır. Burada hac ibadetinin teşri sürecinden fıkhî boyutuna, sosyolojik etkisinden kültürel yansımalarına, sağlıkla ilgili meselelerden eğitim yöntemlerine kadar pek çok açıdan ortaya konacak çok değerli tebliğ ve sunumları ilgi ve heyecanla takip edeceğiz. Asr-ı saadetten günümüze hac organizasyonlarının değişim ve gelişim süreçlerini yakinen müşahede edeceğiz. Kur’an-ı Kerim ve sünnet-i seniyye başta olmak üzere bu çerçevede oluşan medeniyet birikimimizin ışığında hac organizasyonuyla alakalı güncel sorunlara yeni yaklaşımlar ve çözümler aramaya çalışacağız.”

Sempozyumun en temel hedefinin hac ibadeti ve hac organizasyonuna dair çağın şartları ve imkânları çerçevesinde yeni bir ufuk oluşturmak olduğunu kaydeden Başkan Erbaş, “Bunun için öncelikle haccın fıkhî boyutuna dair birçok başlığın gelişen imkânlar ve değişen şartlar çerçevesinde yeniden ele alınması önemlidir. Söz konusu fıkhî zemin üzerine hac hizmetlerinin ve organizasyonlarının her yönüyle değerlendirilmesi; salgın hastalık başta olmak üzere güncel konuların ve diğer özel durumların etraflıca ele alınması, bundan sonraki hac organizasyonları için yeni bir perspektif oluşturacaktır.” diye konuştu.

“Hac ve umre için İslam aleminde büyük bir özlem oluştu”

Kovid-19 salgın nedeniyle 2020 yılı içerisinde Suudi Arabistan dışından hacca gidilemediğini hatırlatan Başkan Erbaş, şöyle konuştu:

“Hac ve umre için İslam aleminde büyük bir özlem oluştu. Rabbimden bir an önce bu salgın hastalığın insanlığın üzerinden, başından kalkması, def edilmesini niyaz ediyorum. Çünkü hac hakikaten müminler için birliğin, tevhidin, vahdetin sembolü. Kabe-i Muazzama’nın etrafında farklı renklerden, dillerden, ırklardan o kadar çok farklılığın bir tevhit, bir vahdet görüntüsüyle yerine getirildiği başka bir ibadet var mı? Bu salgın sebebiyle, İslam alemi bundan mahrum kaldı. Cenab-ı Hak en kısa zamanda bu beladan bütün insanlığı kurtarsın. Hep dua ediyoruz, duaya devam edeceğiz inşallah. Tedbir, tevekkül ve dua Müslümanın ayrılmaz parçaları, tedbirimizi alacağız. İnşallah 2021 yılında, bilemiyorum tabi salgının süreci nasıl devam edecek, artacak mı, azalacak mı, 2021 yılında hacca gidebilecek miyiz, gidemeyecek miyiz bilemiyoruz. Dua edelim inşallah imkanlar oluşsun, hastalık ortadan kalksın veya azalsın ve hiç olmazsa dünyanın her yerinden bir miktar Müslüman hacca gidebilsin. Bunun için hem tedbir hem duaya devam etmeliyiz.”

Başkan Erbaş, tüm katılımcılara teşekkürlerini ileterek, sempozyumun hayırlara vesile olması niyazında bulundu.

Başkan Erbaş, ayrıca sempozyum kapsamında hazırlanan, Sürre-i Humayun’a ait belgelerin ve Kabe-i Muazzama’nın örtülerine ait parçaların bulunduğu serginin de açılışını yaptı. Sergi, üç gün boyunca TDV sergi alanında ziyaret edilebilecek.

Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürü Remzi Bircan’ın selamlama konuşması yaptığı açılış oturumuna katılan, Suriye Hac Heyet Başkanı Muhammed Ebul Hayr Şükri, Ürdün Din İşleri Bakanlık Müfettişi Hatem Cemil es-Suhaymat, Afganistan Din İşleri Bakan Yardımcısı Muhammed Osman Tarık, Nijerya Hac Başkanı Zikrullah Hassan Alakunle ve Somali Din ve Evkaf Bakanı Ömer Ali Roble birer konuşma yaptı.

Yurt içinden ve yurt dışından katılımcıların olduğu sempozyumda, 91 tebliğ sunulacak.

Türkiye Diyanet Vakfı Konferans Salonu ve Ankara Rıfat Börekçi Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda 20 oturum halinde gerçekleştirilecek sempozyum, Türkçe, Arapça, İngilizce olarak “hac.gov.tr/hacsempozyumu” adresi ile Hac ve Umre Hizmetleri Genel Müdürlüğü sosyal medya hesaplarından canlı olarak takip edilebilecek.