Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO’nun genişlemesi hassasiyetlerimize gösterilecek saygı oranında anlamlıdır” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “NATO’nun genişlemesi hassasiyetlerimize gösterilecek saygı oranında anlamlıdır” için yorumlar kapalı 80799

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “İttifak’ın faaliyetlerine fiilen en çok desteği veren ülkelerin başında geliyoruz. Ama bu önümüze getirilen her teklife ‘evet’ diyeceğimiz anlamına gelmiyor. NATO’nun genişlemesi bizim için hassasiyetlerimize gösterilecek saygı oranında anlamlıdır. Hem PKK-YPG terör örgütüne her türlü desteği verip hem de bizden NATO üyeliği için destek istemek en hafif tabiriyle tutarsızlıktır” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin başında, yarın 103. yıl dönümüne ulaşılacak 19 Mayıs 1919 tarihinin, milletin istiklal ve istikbal mücadelesinin önemli dönüm noktalarından biri olduğuna işaret etti.

19 Mayıs 1919 Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı’nın, milletin şartların en zor olduğu dönemlerde bile dayatmalara teslim olmayıp kendi yolunu çizme iradesinin sembolü olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Samsun’dan başlayıp Ankara’da devam eden, İzmir’de nihai hedefine ulaşan; ardından Cumhuriyet’in ilanıyla taçlanan bu sürecin şanı da şerefi de gururu da milletimize aittir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vesileyle Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Millî Mücadele’nin yürütülmesi ve zafere ulaştırılmasında emeği olan herkesi, şehitleri, gazileri ve kahramanları rahmetle yâd etti.

“ÜLKEMİZİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

“Cumhuriyet bizim ilk değil, son devletimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, millet tarafından daha sonra Kıbrıs başta olmak üzere çeşitli coğrafyalarda başka devletler kurulduğunu, böylece ecdadın binlerce yıl boyunca Asya’dan Avrupa ve Afrika’ya kadar bütün buralarda uzanan kadim dünyanın dört bir yanında hüküm süren devlet kurma geleneğini devam ettirdiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu silsilenin liderliğini yürüten, coğrafyamızdaki son devletimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. kuruluş yıl dönümünü, ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma hedefimize adadık. Tarih büyük olunca, hayaller büyük olunca, mücadele büyük olunca, devlet büyük olunca, bunu yönetecek siyasi iradenin de ona göre teşekkül etmesi gerekiyor. Türkiye’nin böylesine kapsamlı ve iddialı vizyona, hedefe, programa, projeye sahip tek partisi AK Parti, tek siyasi birliği Cumhur İttifakı’dır. İnşallah AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak önümüzdeki dönemde de eser ve hizmet siyasetimizle yolumuza kararlılıkla devam edecek, ülkemizi hedefleriyle buluşturmayı sürdüreceğiz.”

RİZE-ARTVİN HAVALİMANI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen hafta hizmete açtıkları Rize-Artvin Havalimanı’nın, 1915 Çanakkale Köprüsü gibi bu yıl hayata geçirdikleri dev projelerden biri olduğuna işaret etti.

Rize-Artvin Havalimanı’na ilişkin video görüntülerini izleten Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış törenine katılan Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Cumhur İttifakı’nın diğer ortakları MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici ile tüm millete bu heyecanı kendileriyle paylaştıkları için teşekkür etti.

Dünyada deniz üzerine inşa edilmiş olan beş havalimanı bulunduğunu, bunlardan ikisinin Türkiye’de, Ordu-Giresun ve Rize-Artvin Havalimanları olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar bazı gafiller bu havalimanına bile kulp takmaya kalktıysa da, biz açılış töreninde milletimizin heyecanını, mutluluğunu, şükran duygularını bizzat gördük. Resmî rakam olarak o gün 70 bin kişinin katıldığı böyle bir açılış hamdolsun bizler için ayrıca gurur verici oldu. Ülkemizin Karadeniz kıyısındaki son şehirleri olan Rize ve Artvin’in ekonomik ve sosyal potansiyelini en üst seviyede kullanabilmesine imkân sağlayacak bu havalimanının milletimize hayırlı olmasını diliyorum” diye konuştu.

“2023 SEÇİMLERİ BÜYÜK VE GÜÇLÜ TÜRKİYE HEDEFİMİZİN KİLİT TAŞI OLACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 20 yılda ülkeye kazandırdıkları demokrasi ve kalkınma atılımlarının gayesinin, 2023’ü Cumhuriyetin zirvesi değil, daha büyük atılımlar için yeni bir başlangıç hâline dönüştürmek olduğunu kaydetti.

“Ülkemiz, milletimiz ve bizim için 2023 bir final değil, büyük ve güçlü Türkiye hedefi için yeni bir milat, yeni bir başlangıç olacaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti’nin kazandığı her seçimin böyle bir başlangıç olduğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldikleri Kasım 2002 seçimlerinin, istikrar ve güven arayan Türkiye’nin ilk ayak sesi olduğunu dile getirdi.

Vesayete meydan okuyarak girdikleri Temmuz 2007 seçimlerinin, bir demokrasi ve özgürlük haykırışı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eser ve hizmetler siyasetimizin heyecanı ile girdiğimiz 2011 Haziran seçimleri, ülkemize çağ atlatma müjdemizin ete kemiğe bürünmüş hâliydi. Türkiye’yi, yeniden istikrarsızlık batağına sürükleme çabalarını 2015 Kasım seçimleri ile sandığa gömdük. Darbecilere ve onları maşa olarak kullananlara cevabımızı 2018 Haziran seçimleriyle verdik. Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle 2023 seçimleri de büyük ve güçlü Türkiye hedefimizin kilit taşı olacaktır” diye konuştu.

Bu tablonun, kendileri kadar bölge ve Türkiye üzerine hesapları da olanların dikkatini çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her dönem olduğu gibi bugün de bu güçlerin, içeride kendi senaryolarına uygun rollere talipli siyasetçi, sivil toplum temsilcisi, iş insanı, medya mensubu kılıklı aktörler bulabildiğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatırlarsanız bir süre önce bölgemizde en çok sorun yaşadığımız devletlerden birinin başkanı, Türkiye’de iktidarı değiştirmek için beraber çalıştıkları çevreler olduğunu söylemişti. Bunlar, özellikle eskiden ülkemizde başka çevrelerle de çalışıyorlardı. Biz bunların çalıştığı vesayet güçlerinin, darbecilerin, terör örgütlerinin, beşinci kol faaliyeti yürüten sinsi tiplerin tepesine binip, hareket alanlarını sınırladıkça alternatifleri azaldı. Kala kala hırsları boylarını aşan bir avuç kifayetsize ancak ilkokul müsameresi seviyesinde iş çıkartan oyuncuya kaldılar.

“DEMOKRASİ VE KALKINMA PROGRAMLARIMIZDAN TAVİZ VERMEDEN, SAMİMİYETLE ÇALIŞACAĞIZ”

Kumpasla geldikleri koltuklarını, herkese duymak istediklerini söyleyen; yalanı, iftirayı, tehdidi, yüzsüzlüğü siyaset diye pazarlayan, ülkenin ve milletin hayrına söyledikleri tek söz, yaptıkları tek iş olmayan karikatür tiplerin cesaret ve cüretlerinin giderek arttığını görüyoruz. Bunlar milletin irfanını, ferasetini, inancını, kimi zaman tek parti zulmü ile kimi zaman dipçik zoruyla kimi zaman algı operasyonlarıyla yenebileceklerini sanan zavallılardır. Milletimiz, Demokrat Parti’den beri, bunlara şamar üstüne şamar indirmesine rağmen bu habis zihniyetin tarihten ders çıkarmadan hâlâ aynı şımarıklıkla yoluna devam etmesini ibretle izliyoruz. İnşallah 2023’te bunların yüzlerindeki maskelerini düşürerek, defterlerini dürecek ve hepsini de siyaset arşivinin tozlu raflarına havale edeceğiz.”

Teşkilatlarına, partili milletvekillerine, belediye başkanlarına her fırsatta sürekli sahada olmalarını, milletin gönlünü kazanmak için daha çok çalışmalarını tavsiye etmesinin nedeninin bu olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalbimiz, Rabbimizden, gözümüz milletten başka yere dönük olmamıştır, olmayacaktır. Ne diyor Akif: Allah’a dayan, sa’ye sarıl, hikmete ram ol; yol varsa budur, bilmiyorum başka çıkar yol. Evet, biz de böyle yapacağız. Eser ve hizmet siyasetimizden, istiklal ve istikbal davamızdan, demokrasi ve kalkınma programlarımızdan taviz vermeden, samimiyetle çalışacağız, çabalayacağız. Dünya ile birlikte bizi de etkileyen sınamalar karşısında bu duruşumuzu bozmayacağız. Bunları yaptığımız müddetçe, milletimizin desteği hep yanımızda olmayı sürdürecektir” değerlendirmesinde bulundu.

“CHP ve şürekâsı, sürekli öyle konularla öyle zırva iddialarla öyle yalanlarla karşımıza çıkıyorlar ki muhatap alıp cevap vermeyi zül addediyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, buna rağmen, millete olan saygıları sebebiyle bazı hususları açıklamaları gerektiğini dile getirdi.

Önce CHP İstanbul İl Başkanı’nın mahkûmiyet kararlarının bazılarının Yargıtay’ca onanmasının ardından kendilerine yönelik saldırı, hakaret ve iftira dalgasının başladığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, yargı kararlarının elbette layüsel olmadığını, eleştirilebileceğini ancak bu eleştirinin yargı mensuplarının ve ülkeyi yönetenlerin kişilik haklarına saldırı derecesine varmasının, siyasetin değil hukukun konusu olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Nitekim bu süreçte ettikleri her kem sözün, attıkları her iftiranın hesabını hukuk önünde vereceklerdir. Hadi diyelim ki burada bir kuyruk acıları var, onun için sağa sola saldırıyorlar. Ardından, hakikatle akılla mantıkla ilgisi olmayan bir SADAT tantanası çıkarttılar. SADAT, Türk Silahlı Kuvvetleri’nden emekli bir grup subay ve astsubayın 2012 yılında savunma alanında danışmanlık faaliyetleri yürütmek üzere kurdukları bir şirkettir. Bu şirket, özellikle de uzun yıllar sömürge altında kalmış İslam ülkelerine yönelik çalışmalar yapıyor. Daha önce de bu şirketle ilgili kimi siyasetçilerin beyanlarına dayalı olarak medyada yalan haberler çıkmıştı. Mesela, 2018 yılında hâlen CHP ittifakı içinde yer alan bir siyasi partinin genel başkanı hanımefendi, ülkemizin çeşitli yerlerinde silahlı eğitim kampları kurulduğu iddiasını bir gazetede dile getirmişti. Cumhuriyet Başsavcılığı bu haber üzerine soruşturma açmış ve bu iddianın yalan ve bühtandan ibaret olduğunu belgeleriyle ortaya koymuştur. Şimdi de CHP’nin başındaki zat, ortada bunu gerektirecek herhangi bir sebep yokken, SADAT şirketinin önüne baskın yapar gibi gidip, benzer zırvaları tekrarlamıştır. Tabii biz bu hareketin masum bir gündem oluşturma çabası değil, Türkiye’nin bölgesindeki çatışmalarda üstlendiği arabulucu rolüne ve sınırları dışında yürüttüğü kapsamlı operasyonlarına karşı verilmiş bir cevap olduğunu gayet iyi biliyoruz. Bu çıkışın suflesinin nereden geldiğini, neyi amaçladığını, ne için şimdi yapıldığını da çok iyi biliyoruz. Cevaben bir kez daha ve tüm kalbimle diyorum ki; başaramayacaksınız.

“BU YALANLARIN DA YİNE TUTMAYACAK”

SADAT’ın yöneticileriyle kendileriyle yakından uzaktan hiçbir alakam olmadığı hâlde, bunu adeta bizim şu anda kullandığımız, adeta darbeci bir kuruluş, oluşum olduğunu söyleyecek kadar bu başkan terbiyesizleşiyor. Bay Kemal, ne dersen de sen sabahtan akşama yalanla yatıyorsun yalanla kalkıyorsun. Hiçbir zaman senin dürüstlüğüne şahit olmadık ve bu yalanların da yine tutmayacak. Darbecilere yaptıramadığınız, terör örgütlerine gördüremediğiniz sinsi, siyasi ve ekonomik çelmelerle neticeye ulaştıramadığınız işi, Bay Kemal gibi bir karikatür tip vasıtasıyla hiç elde edemezsiniz. Türkiye’nin kendi ayakları üzerinde durmasından, kendi hedeflerine yürümesinden, kendi etki alanını oluşturmasından rahatsız olmak yerine, oturun bizimle birlikte nasıl çalışabileceğinizin hesabını yapın. İnanın sizin için böylesi hem daha kolay hem daha doğru. Bütün bunları söylerken karşımızdakilerin, ülkemizin ve milletimizin hayrına hiçbir adım atmayacaklarını elbette farkındayız. Biz insanlığımızı, hüsnüniyetimizi, diplomatik nezaketimizi gösterelim de varsın onlar kendi bildikleri yoldan yürüsünler. Sonuçta önce Allah’ın dediği olur, sonra da millî irade nasıl tecelli ediyorsa, netice öyle çıkar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tabi karşımızdaki habis zihniyet boş durmuyor. Merhum bir yazarımız, bu tipleri ‘Yerinde sayanlar, yürüyenlerden daha fazla ses çıkartır’ diyerek tarif ediyor” diye konuştu.

SADAT tartışması bitmeden bu defa da Atatürk Havalimanı’nda inşa edilecek Millet Bahçesi’ne bin bir yalan bin bir iftirayla saldırılmaya başlandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üstelik bunu öyle alçakça, öyle sinsice, öyle kötü niyetli bir şekilde yapıyorlar ki; bu senaryo onların çapını da kalibresini de fersah fersah aşar. İstanbul Havalimanı’nın inşası başladığı günden beri kendi bölgesel ve küresel ulaşım ve ticaret merkezi konumlarının sarsılacağından endişe edenlerin kurguladığı bir yalan rüzgârı sürekli estiriliyor” değerlendirmesinde bulundu.

Osmanlı döneminde kurulan, Demokrat Parti döneminde uluslararası uçuşa açılan bu tesisin adının 12 Eylül darbesine kadar Yeşilköy Havalimanı olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eski Türk filmlerindeki havalimanı sahnelerini hatırlarsanız, hepsi de Yeşilköy tabelasının altından geçer. Cumhuriyet döneminde, 12 Eylül’den 28 Şubat’a kadar tüm darbecilerin demokrasimize yaptıkları ihaneti gizlemek için kullandıkları en önemli araç hep Atatürk maskesi olmuştur. 12 Eylül darbecilerinin başı Evren de Cumhurbaşkanlığı döneminde Yeşilköy’ün ismini Atatürk yaparak aynı yolu izlemiştir” ifadelerini kullandı.

“İSTANBUL HAVALİMANI, ÜLKEMİZİN KALKINMA TARİHİNE EN ÖNEMLİ KAZANIMLARDAN BİRİ OLARAK GEÇMİŞTİR”

“Atatürk” ismi üzerinden fırtınalar koparanların hiçbirinin bu hakikati dile getirmediklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bunların derdi Atatürk’ün ismine sahip çıkmak değil, bu ismi kalkan yaparak kendi kirli gündemlerini inşa etmektir. Eğer gerçekten Atatürk hassasiyetleri olsaydı, havalimanı tabelasından önce kendilerine ‘Mustafa Kemal’in itleri’ diyenlerden hesap sorarlardı. Bu hesabı sormayanların, bu hesabı soramayanların attıkları iftiralar çok açık net ortada. Eğer böyle bir samimiyetleri olsaydı, PKK güdümündeki partiyi siyasi ortakları yapıp, belediye birimlerini terör örgütü yandaşlarına teslim edenlerden hesap sorarlardı. Eğer böyle bir hassasiyetleri olsaydı, kendi ülkelerini yabancılara şikâyet eden Genel Başkanlarından, milletvekillerinden, şehrine ihanet eden belediye başkanlarından hesap sorarlardı. Eğer böyle bir niyetleri olsaydı, kendi alanında dünyanın en modern eserlerinden biri olarak inşa ettiğimiz Atatürk Kültür Merkezi’ne karşı çıkanlardan hesap sorarlardı” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Meselenin Atatürk değil, ülkenin ve milletin kazanımları olduğu izaha ihtiyaç duymayacak kadar açıktır. Türkiye’nin hava yolu ulaşımındaki ve ticaretindeki hedeflerini karşılamada yetersiz kalan Atatürk Havalimanı’nın faaliyetlerine devamı, şehrin en kalabalık nüfusuna sahip bölgelerdeki etkileriyle de sürdürülemez bir hâle gelmişti. Dünyanın pek çok yerinde yapıldığı gibi, biz de yeni bir havalimanı inşa ederek, bu sorunun çözümü yoluna gittik. Bundan bile rahatsız oldular. Bunu bile kabullenemediler. Sadece kargo bölümü, Atatürk Havalimanı kadar olan İstanbul Havalimanı, ülkemizin kalkınma tarihine en önemli kazanımlardan biri olarak geçmiştir. Dünyanın ilk üç havalimanından bir tanesi. Bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücü de nefesi de yetmeyecektir. Atatürk Havalimanının bir pisti, hem orada inşa edilen hastaneye hizmet vermek hem de ihtiyaç duyulduğunda kullanılmak üzere faaliyette tutulmaktadır. Kılıçdaroğlu’nun ‘Halktan götürülen paralarla yapıldığı’ bühtanıyla tarif ettiği yeni havalimanımız ise milletin cebinden tek kuruş çıkmadan inşa edilmekle kalmamış, milletin cebine para aktaran bir kaynak hâline gelmiştir. Konumu, kapasitesi, teknolojisi, altyapısı ve diğer özellikleriyle dünyanın en prestijli havalimanları arasına giren bu eseri itibarsızlaştırma çabaları beyhudedir. Bununla yetinmeyip, Atatürk Havalimanı’na yapacağımız Millet Bahçesi’ne, çevrecilik adına karşı çıkmaları ise tam bir garabet örneğidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi bittiğinde nasıl olacağına göz atalım” diyerek, projenin detaylarının yer aldığı bir tanıtım videosu izletti.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde, ağaca hasret olan İstanbul’u yeşillendirmek için İstanbul’da orta şeritlere 1 milyon 250 bin ağaç diktiklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kalkıyorsun, bizimle yeşilde yarışmaya yelteniyorsun. Bay Kemal, ne sen ne senin buradaki yandaşların bu tür işleri başaramazsınız. Buradan sesleniyorum: Şu anda başta İstanbul, Ankara, İzmir olmak üzere bugüne kadar kaç tane millet bahçesi yaptınız? Bize bunu ispatlayın. Bir görelim sizi. Kaç tane yaptınız? Bu hizmete itiraz edenin bırakınız çevreciliğini, bırakınız siyasetçiliğini insanlığından şüphe etmek lazım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu zat, geçmişte Atatürk Havalimanı’nda yapılacak Millet Bahçesi’ni öyle bir sahiplenmişti ki; bu projeyi telefonunu dinleyerek kendisinden çaldığımızı iddia edecek kadar ileri gitmişti. Bay Kemal, bizim o kadar boş vaktimiz yok. İşimiz, gücümüz yok, Bay Kemal’i dinleyeceğiz. Ya sen git, işine bak. Şimdi dikilecek 132 bin 500 ağacıyla, yürüyüş yollarıyla, yaşlı bakım evleriyle ülkemizin gururu olacak bu projeye sadece karşı çıkmakla kalmıyor, bir de buranın yabancılara satılacağı yalanıyla milleti galeyana getirmeye çalışıyor. Bir diğer taraftan da burada konutlar yapılacakmış, yalana bak. 2013’tü yanılmıyorsam bir televizyon programında bu bana soruldu ve ‘haşa böyle bir şeyin olması söz konusu olamaz’ dedim. İşte projeyi şimdi yine açıkladım. Gerçi bunlar için Almanı, İngilizi, Fransızı, Yunanı, Amerikalısı değil sadece Arabı, Orta Asyalısı, Afrikalısı yabancıdır.”

“BOŞNAK DİRENİŞİNDE HAYATINI KAYBEDEN ŞEHİTLERİ RAHMETLE YÂD EDİYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun, Bosna Hersek direnişinin efsanevi komutanı ve lideri merhum Aliya İzzetbegoviç hakkında söylediği sözlerin, hangi kriterlere göre bir ayrım yaptığını gösterdiğini belirtti.

İzzetbegoviç’in aynı zamanda son dönem İslam dünyasının en önemli mütefekkirlerinden biri olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Aliya’nın karargahını ‘mağara’ diyerek kendi aklınca değersizleştirmeye çalışan bu zata en güzel cevabı Boşnak kardeşlerimizin sandıkta vereceğine inanıyorum. Bay Kemal, bak sana şimdi bir şey hatırlatıyorum, dikkat et. Sen, mağarada yaşayanlarla siyasi ortaklık yapıyorsun. Onlarla sen yoluna devam et. Ortaklığını sürdürdüğün o mağaradakilerin hâli ortada. Ama tavsiye ediyoruz, gel bir an önce o mağaradakilerden kurtul, yoksa durumun iyi değil. Bu vesileyle, tarihe altın harflerle yazılan, Boşnak direnişinde hayatını kaybeden şehitleri rahmetle yâd ediyorum. Merhum Aliya’nın mirası ve mücadelesinden bihaber kifayetsizlere rağmen biz vefatından hemen önce elimizi tutarak bıraktığı emanete sahip çıkmayı sürdüreceğiz. O da şuydu; ‘Tayyip kardeşim buralar evlad-ı Fatihan’dır. Evlad-ı Fatihan’ın topraklarını siz koruyacaksınız’. Onun için Bay Kemal boşuna uğraşma. Biz, aynı şekilde verdiğimiz sözün arkasındayız.”

“YATIRIMLARI ENGELLEMENİN ADI SİYASET DEĞİL, İHANETTİR”

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun Arapça yaptığı paylaşıma da değinen Erdoğan, şunları söyledi: “Aşağılık kompleksi bunların ruhlarına öyle sinmiştir ki bizim medeniyet ve tarih dünyamıza ait her şeyden nefret ederken geçmişi sömürü ve kanla dolu Batı’ya kayıtsız şartsız bir hayranlık beslerler. Bay Kemal’in son çıkışı da bunun ispatıdır. Bu zat herhâlde tarihindeki ilk Arapça mesajını Türkiye’nin bir çıkarını savunmak için değil, Körfez sermayesini tehdit etmek için attı. Tüm dünya Körfez sermayesini çekmek için gece gündüz uğraşır, didinir. Bunlar Körfez sermayesini ülkemizden kaçırmak için çalışır. Sermaye sahiplerinden, devletin memuruna kadar herkesi tehdit ederek ülkeye yapılan yatırımları engellemenin adı siyaset değil, ihanettir. Çünkü bunların derdi ne ülkenin kalkınmasıdır ne milletin refahıdır ne Türkiye’nin geleceğidir. Bunlar sadece dışarıda hazırlanan projelerde kendilerine verilen görevleri yaparlar. Anlaşılan o ki son görevin adı ‘misyon havalimanı’dır. Ülkenin her kazanımına balta vurmayı, milletle ve milletin değerleriyle kavga etmeyi, kafalarındaki ve kalplerindeki tek parti faşizmini her fırsatta kusmayı siyaset sanan bu güruhu zavallılığıyla baş başa bırakıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dikili tek bir ağaçları, “bunda da benim imzam var” diyebilecekleri hiçbir eserleri, milletin zihnine ve gönlüne nakşettikleri hiçbir hizmetleri olmayanların, sadece yıkmakla, tehditle, nefret diliyle kendilerini göstermelerini, devraldıkları faşist mirasa bağladıklarını belirterek, “Varsın onlar İstanbul’a hizmet diye -biraz komik olacak ama- musluk açmaya devam etsinler” ifadesini kullandı.

İSTANBUL’UN FETHİ KUTLAMASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul ile ülkenin tamamına eserlerle, yatırımlarla, vizyon projelerle mühür vurmaya devam edeceklerini anlatarak, “İnşallah 29 Mayıs’ı da -Bay Kemal istersen sen de gel- Atatürk Havalimanı’nda kutlayacağız. Sen böyle 700 kişiyi falan topla oraya götür, orada engeller kurmaya çalış. Boşuna uğraşıyorsun. Ama biz orada 29 Mayıs İstanbul’un fethini kutlayacağız. O gün de ağacı dikeceğiz ve bahçenin temelini de inşallah atacağız” dedi.

Bölgede yaşanan gelişmeler ile ülke gündeminde kopartılan fırtınaların, yakından ilişkili olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyeli sığınmacılarla ilgili tartışmanın da bu kirli planın bir parçası olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, CHP’nin, birkaç yıl önce yayımladığı bir raporda, Türkiye’nin açık kapı politikasının yetersizliğinden, sığınmacı düşmanlığının yol açtığı tehlikelerden, kalıcı çözüm arayışlarına girilmemesinden, bu insanlara sağlık, eğitim, meslek, toplumsal hayata katılım gibi konularda yeterli hizmetlerin verilememesinden, AK Parti’nin yaptıklarından çok daha fazlasının hayata geçirilmemesinden şikâyet ettiğini söyledi. Raporun ellerinde olduğunu da ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, raporda yer verilen, “Ülkemizdeki sığınmacı ve mültecileri hedef alan ve yabancı düşmanlığına yaslanan ırkçı, ayrımcı ve dışlayıcı söylem ve uygulamalara tolerans gösterilmemelidir” cümlesini de CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu başta olmak üzere tüm CHP’lilerin yüzlerine çarpmak istediğini dile getirdi.

Tam bu sebeple CHP’nin husumet, kin ve nefret kokan, yabancı düşmanı söylemlerine karşı çıktıklarını, sonuna kadar mazlumların ve mağdurların yanında yer alacaklarını söylediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “AK Parti, ülkemiz ve milletimizle birlikte bize sığınan tüm mazlumların, dünyadaki tüm mağdurların haklarını savunmayı bir medeniyet ve tarih sorumluluğu olarak görmektedir. Ülkemizdeki her kesimden insanın ortak hayallerini, beklentilerini, taleplerini karşılama başarısını gösterebilmemizin, dünyada umudun ve vicdanın temsilcisi hâline dönüşmemizin gerisindeki vizyon budur. Temsilcisi olduğumuz insani ve ahlaki duruş çemberi, basiret ve feraset sahibi her vatandaşımızı kapsamaktadır. Elbette bu çemberin dışında kalanlar da var. Mesela darbeciler, vesayetçiler, terör örgütlerinin destekçileri, yeminli ülke ve millet düşmanları, kötülüğün ve bencilliğin mücessem hâline dönüşmüş tüm tipler bunun dışındadır. Geçmişte başka partilere oy vermiş olsa da bu hassasiyetleri paylaşan herkesi çizgimizin berisinde görüyoruz. Geçtiğimiz 20 yıldaki eser ve hizmetlerle somutlaştırdığımız yerli, millî ve özgürlükçü, kalkınmacı, kapsayıcı, Rabbimizin iyiliği emreden ve kötülüğü men eden emrine ram olan duruşumuzu hep koruyacağız.”

“MÜTTEFİKLERİMİZDEN BİZİM HASSASİYETLERİMİZİ ANLAMALARINI BEKLİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, NATO’nun, doğu sınırlarını güçlendirmek için çeşitli arayışlar içinde olduğunu, bu kapsamda genişlemeye yönelik bazı adımların atıldığını söyledi.

Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ardından bölgede sergilenen dayanışma ve iş birliğine, seferber edilen kaynaklara, açılan kucaklara ve gösterilen hoşgörüye değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu biraz gözlerimiz dolarak biraz da tebessümle izliyoruz desek yeridir. Çünkü biz yıllarca terörle mücadele etmiş, sınırları tacize uğramış, yanı başında çok büyük çatışmalar yaşanmış bir NATO müttefiki olarak bu tabloyla hiç karşılaşmadık” diye konuştu.

Türkiye’nin, NATO’daki müttefiklerinden tek beklentisinin, kendi sınırlarını koruma, güvenliğini ve istikrarını güçlendirme konusundaki meşru çabalarına aynı hüsnüniyetle yaklaşım olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Müttefiklerimizden, bizim hassasiyetlerimizi önce anlamalarını sonra saygı göstermelerini nihayetinde de ve mümkünse destek vermelerini bekliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, terör örgütlerinin saldırılarına karşı sınırlarını korumak gibi bir hassasiyeti bulunduğunu vurgulayarak, “Yıllarca bu yüzden çok acılar çektik, çok kayıplar verdik, çok bedeller ödedik. Hâlen ödüyoruz. Maalesef bu hassasiyetimize hemen hiçbir müttefikimiz beklediğimiz şekilde ve ölçüde saygı göstermediler. Destek vermeyi zaten hiç söylemiyorum, PKK ve DEAŞ’ın sınırlarımıza dayandığı bir dönemde ülkemizdeki hava savunma sistemlerinin sökülüp götürüldüğü günleri unutmadık” ifadelerini kullandı.

Türkiye’nin, sınırlarının dibinde istikrarsızlık kaynağı hâline gelen yönetimler konusunda da hassasiyeti bulunduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bu sıkıntının bedelini, sayıları milyonları bulan sığınmacılara ev sahipliği yaparak ödedik, hâlen daha ödüyoruz. Sığınmacılar batı ülkelerine yönelmediği sürece bu konuda da derdimizi paylaşan hiçbir müttefik görmedik. Hatta sırf Türkiye’yi güç durumda bırakmak için gizliden gizliye bu süreci tahrik eden sözde müttefikler biliyoruz. Ve bunlar kusura bakmasınlar, NATO’daki müttefiklerimizdir. Bunları gayet iyi biliyoruz. Bizim güçlü tarihî ve insani bağlarımızın olduğu, kardeşlerimize karşı sorumluluklarımızdan kaynaklanan hassasiyetlerimiz var. Şartlar ne olursa olsun biz ortak tarih ve medeniyet mirasıyla bağlı olduğumuz bu insanlara sırtımızı dönemeyiz.”

“İTTİFAK’IN FAALİYETLERİNE FİİLEN EN ÇOK DESTEĞİ VEREN ÜLKELERİN BAŞINDA BİZ GELİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar NATO ve Avrupa Birliği içinde her türlü şımarıklığı sergileyen, kendisine tahsis edilen devasa kaynakları istismar eden kimi ülkelere sınırsız hoşgörü gösterseler de müttefiklerimizin bizim bu yaklaşımımızı paylaşmadıkları çok açıktır. NATO içindeki müttefiklerimizin bize karşı sergiledikleri tüm bu tavırlara rağmen biz İttifak içindeki sorumluluklarımızı bihakkın yerine getirmeyi hep sürdürdük. Bugün de İttifak’ın faaliyetlerine fiilen en çok desteği veren ülkelerin başında geliyoruz. Ama bu önümüze getirilen her teklife ‘evet’ diyeceğimiz anlamına gelmiyor. NATO’nun genişlemesi bizim için hassasiyetlerimize gösterilecek saygı oranında anlamlıdır. Hem PKK-YPG terör örgütüne her türlü desteği verip hem de bizden NATO üyeliği için destek istemek en hafif tabiriyle tutarsızlıktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha şurada Fransa, Almanya, Hollanda, İsviçre ve İsveç’te yapılanlar… Bunları biz görmeyecek miyiz? İsveç’te en son yapılanlar ve 30 teröristi istedik, ‘Vermeyiz.’ dediler. Siz teröristleri bize vermeyeceksiniz ama bizden kalkıp NATO üyeliğini isteyeceksiniz. NATO bir güvenlik oluşumudur, bir güvenlik teşkilatıdır dolayısıyla bu güvenlik teşkilatını güvenlikten yoksun hâle getirmeye biz ‘evet’ diyemeyiz. Bu yanlış bir kere yapıldı. Ne ile? Yunanistan ile. Yunanistan ve Fransa, NATO’dan çıkmışlardı sonradan girmelerine maalesef bizler o zaman ‘evet’ dedik. Müslüman bir sokulduğu yerden bir daha sokulmaz, kusura bakma. Pazartesi günü gelmek istiyorlarmış, ‘Boşuna yorulmasınlar.’ dedim. Gerek yok, tavır ortada. İsveç’te hâlen yürüyorlar ve bu yürüyüşler devam ediyor. Bütün paçavralarıyla beraber yoldalar. Aynı şey Almanya’da devam ediyor, bütün paçavralarıyla beraber ve bunlara her türlü desteği maalesef kendileri ile uzun uzadıya konuştuğumuz halde vermeye devam ediyorlar. Türkiye artık bu işe onların baktığı gibi bakmayacaktır.”

“GÜVENLİK BÖLGESİNE İHTİYACIMIZ VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin 2016’dan beri güney sınırlarında bir güvenlik stratejisi uyguladığını hatırlatarak, bu strateji kapsamında Reyhanlı’dan Cizre’ye, oradan Şemdinli’ye uzanan hat boyunca coğrafyanın ve tehdidin durumuna göre değişmekle birlikte derinliği ortalama 30 kilometre olan bir güvenlik hattı oluşturulduğunu belirtti.

“Ülkemizi ve vatandaşlarımızı hem terör örgütlerinin tacizlerinden korumak hem de sığınmacı akınlarının önüne geçmek için bu güvenlik bölgesine ihtiyacımız var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, kimsenin toprağında, egemenliğinde, canında ve malında gözü olmadığını vurguladı.

Tek gayelerinin, Türkiye’yi istikrarsız hâle getirmeye, vatandaşların güvenliğini tehlikeye atmaya yönelik eylemleri kaynağında kesmek ve kurutmak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bu gücü ve iradeyi ilgili muhataplarımız gösterebilmiş olsaydı asla böyle bir ihtiyaç duymayacak, böyle bir hareket tarzına girişmeyecektik ama şartlar bizi buna mecbur bırakmıştır. Türkiye’nin, kimsenin ne terör tehdidiyle ne göç şantajıyla ne de sinsi mezhep ve köken ayrımcılığı tuzağıyla demokrasi ve kalkınma hedeflerinden uzaklaştırılmasına izin veremeyiz. Geçmişte defalarca oynanmış bu oyunları üzerimizde tekrar denemek isteyenlerin uğraşları da buraya aktardıkları onca kaynak da beyhudedir” dedi.

Bazı ülkelerin, “terör örgütü daha çok palazlansın” diye yüz milyonlarca avro aktardığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Binlerce tır araç, gereç, mühimmat, silah terör örgütlerine gönderilmedi mi? Gönderildi ve bunlar bizim NATO’dan ortağımız değil miydi? NATO’dan ortağımızdı? Kusura bakmayın, artık bu delikten bir daha sokulmayacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin, sınırları boyunca oluşturmayı planladığı güvenlik bölgelerinin önemli bir kısmını tamamladığını, kalan kısımlarıyla ilgili çalışmaları da en kısa sürede hayata geçirmekte kararlı olduklarını bildirdi.

“ESER VE HİZMET ÜRETMENİN, ÜLKENİN VE MİLLETİN GELECEĞİNİ İNŞA ETMENİN GAYRETİ İÇERİSİNDEYİZ”

Bölgedeki muhataplarla gereken mutabakatları sağlayıp en kısa sürede arada kalan bölgeleri de güvenli hâle getirmeye çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Hem bölgede etki sahibi ve güç bulunduran ülkelere hem de NATO’daki müttefiklerimize sesleniyorum: Gelin, Türkiye’nin bu meşru, haklı, insani, ahlaki bu harekâtlarına destek verin. En azından ayağımıza çelme takmaya çalışmayın. Demokrasi, güvenlik, refah, huzur sizin halklarınız kadar bizim milletimizin, bize sığınan mazlumların ve güvenli hâle getirdiğimiz bölgelerde yaşayan mağdurların da hakkıdır. Üstelik biz müttefiklerimizden farklı olarak demokrasi ve güvenlik operasyonlarımızı hiçbir masumun saçının teline zarar vermeden hiçbir sivilin onuruna halel getirmeden yürütüyoruz. Zaten aksi bir durum olsaydı dünyayı başımıza yıkarlardı. Bugüne kadar 500 bin Suriyelinin topraklarına dönüşünü sağladık. İnşası tamamlanan 57 bin, çalışmaları süren 20 bin ve hazırlıklarına başlanan 13 bin briket evle sınırlarımız ötesinde çadırlarda, zor şartlarda hayatını sürdürmeye çalışan ailelere nispeten daha insani şartlara sahip yerler yapıyoruz. Şimdi de uluslararası yardım kuruluşlarının desteğiyle belirlediğimiz 13 ayrı yerleşim bölgesinde eğitimden sağlığa, sanayiden tarıma tüm alt yapısıyla toplamda 1 milyon nüfusu barındıracak şehirler kuruyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra güvenli bölgelerde yapılan çalışmalara ve bunların çocukların dünyasını nasıl değiştirdiğine dikkati çeken bir videoyu izletti.

Videoda, bir Suriyeli sığınmacının, “Daha önce çadırda kalıyorduk, karda kışta, yağmurda perişan oluyorduk ama şimdi briket evlerde çok rahatız. Türk halkına bize yardımcı oldukları için çok teşekkür ederiz. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok teşekkür ederiz” sözleri yer aldı. Videonun sonunda “Türkiye insanlığa umut oldu, el birliğiyle AFAD koordinasyonunda, STK’lerin desteğiyle 57 bin 306 briket ev inşa edildi” bilgisi verildi.

Konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah önümüzdeki aylarda güvenli hâle getireceğimiz ilave bölgelerle bu kalıcı konutların sayısını daha da artıracağız ve hedefimiz en az 100 bin konut ve onun üzeri olacak. Gördüğünüz gibi herkes en iyi bildiği işi yapıyor. Onlar fitnenin, fesadın, kavganın, kin ve nefret tohumları atmanın peşinde biz ise eser ve hizmet üretmenin, ülkenin ve milletin geleceğini inşa etmenin gayreti içerisindeyiz. Bu tür mazlum mağdurların başını sokacakları bir yer kendilerine inşa etmenin gayreti içerisindeyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, grup toplantısının ardından TBMM’yi ziyaret eden Kıbrıs gazileri ve Dağlık Karabağ Savaşı’nda gazi olan askerler ile Şeref Holü’nde hatıra fotoğrafı çektirdi.

Türkiye Muharip Gaziler Derneği Genel Başkanı Beyazıt Yumuk ile Azerbaycan Askeri Dernekler Federasyonu Başkanı Emin Hasanlı başkanlığındaki heyet, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Türk bayrağı takdim etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 6

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadelenin içindeyiz. Hükûmetlerimiz döneminde hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim-öğretime tahsis ettik. 81 vilayetimize, anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Burhan Felek Stadyumu’nda 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün tamamlanan eğitim öğretim yılının ülke, millet ve tüm öğrenciler için hayırlı olmasını diledi.

Önünde bulunan alanı görünce gençlik yıllarının aklına geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu stadyumda, Altunizade Stadyumu olarak geçerdi, çok top oynadım. Bu stadyumun hatıraları var bende. Sakatlandığımız zamanlar oldu ama o heyecanı yaşamak ve o heyecanı yaşarken bir taraftan da öğrencilik yıllarımızı devam ettirmek bizde farklı anılar bıraktı” diye konuştu.

Ülkenin dört bir yanında şu an karne sevinci yaşayan tüm öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük Türk Müziği Çocuk Korosu’nu az önce saygıdeğer hocamızın riyasetinde dinledik. Gerçekten bu kadar kısa zamanda nasıl hazırlandınız, nasıl bu coşkuyu bize yaşattınız? Gerçekten takdire şayan. Bize Türk klasik müziğinden sunduğunuz parçalarla bundan sonraki süreçte de değişik yerlerde inanıyorum ki bu sunumları birlikte yapmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

“YARININ TÜRKİYE’SİNİ, GÖZLERİNİN PARILTISI KALBİMİZİ ISITAN ÇOCUKLAR, GENÇLER İNŞA EDECEK”

Eğitim öğretim yılı boyunca yağmur, kar ile çamur demeden öğrencileri en güzel şekilde yetiştirmek için fedakârca görev yapan öğretmenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartları zorlama pahasına çocuklarının eğitiminden taviz vermeyen anne ve babaları da kutladı.

“Her eğitim öğretim yılı sonunda işte bugün burada olduğu gibi zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, ahlaklı nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığını yeniden yaşıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımızla her bir araya gelişimizde, her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık yarınlarına dair umutlarımız daha da güçleniyor çünkü yarının mühendisleri, doktorları, öğretmenleri bugün karne alan çocuklarımızın arasından çıkacak. Yarının bilim insanları, sanatçıları, düşünürleri, siyasetçileri bugün okul bahçelerinde neşeyle koşturan evlatlarımızın içinden çıkacak. Yarının Türkiye’sini, gözlerinin parıltısı kalbimizi ısıtan işte bu çocuklar, gençler inşa edecek. Bunun için tam 20 yıldır, önce eğitim öğretim diyoruz. Bunun için eğitim-öğretimi her işin başı olarak görüyoruz. Bunun için bütün imkânlarımızı eğitim öğretim için seferber ediyoruz.”

“EĞİTİME HARCANAN HER KURUŞUN, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILAN EN BÜYÜK YATIRIM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretime harcanan her kuruşun Türkiye’nin geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğunu söyledi.

Erkeğiyle kızıyla tüm evlatlar okusun, zengininden fakirine her vatandaşın çocuğu, en nitelikli eğitim-öğretim imkânına kavuşsun istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti.

Hükûmetleri döneminde hazırladıkları tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim öğretime tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ile anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdıklarını anımsattı.

Göreve geldiklerinde 78 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtlarıyla pansiyonlarıyla spor salonlarıyla kütüphaneleriyle ülkenin eğitim altyapısını tamamen yenilediklerini, özellikle maddi durumu sınırlı ailelere verdikleri maddi desteklerle çocuklarını okula göndermelerini teşvik ettiklerini söyledi.

Son 2,5 yıla damga vuran salgın sürecinde eğitime yaptıkları tüm devasa yatırımların meyvesini toplama fırsatı bulduklarından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geriye doğru baktığımızda şu gerçeği net bir şekilde görebiliyoruz: Şayet eğitim bütçemizi 10,3 milyar lira seviyesinden bugünkü 274,3 milyar lira seviyesine çıkarmasaydık, derslik sayımızı 343 binden alıp 611 bine yükseltmeseydik, öğretmen kadromuzu 730 bin yeni atamayla güçlendirmeseydik, 81 vilayetimizdeki tüm okulları en modern teknolojiyle teçhiz etmeseydik velhasıl 2002’den beri eğitim-öğretime gereken önceliği vermeseydik biz de diğer ülkeler gibi salgın döneminde çok ciddi sıkıntılarla, çok büyük zorluklarla karşılaşırdık. Son 20 yılda tüm bunları ve daha pek çok adımı atarak evlatlarımızın eğitiminde kesinti yaşanmasının önüne geçtik. Öğrenci sayısı en fazla artan ülke olmamıza rağmen uluslararası kalite göstergelerinde en yüksek artış sağlayan ülkelerden biriyiz. Ders kitaplarını ücretsiz dağıtarak vatandaşlarımızın sırtındaki büyük bir yükü ortadan kaldırdık. Şimdiye kadar ücretsiz olarak evlatlarımıza ulaştırılan toplam kitap sayısı 4 milyar adedi buldu. Ayrıca yıllardan beri şikâyet edilen yardımcı kaynak sorununu da çözdük. Artık yardımcı kaynaklar da Bakanlığımız tarafından hazırlanıp ücretsiz bir şekilde öğrencilerimize ulaştırılıyor. Bugüne kadar dağıtılan yardımcı kaynak kitap sayısı 36 milyonu geçti. Sene sonuna kadar inşallah 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz.”

Her yerde matematik anlayışıyla TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği hâlinde matematik seferberliğini başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitim seferberliğiyle de yılsonuna kadar 3 bin anaokulu ve 40 bin ana sınıfı hedefini gerçekleştirmek için gece gündüz çalıştıklarını aktardı.

“GÜNLERİNİZİ SADECE BİLGİSAYARLA İNTERNETLE TABLETLE EKRAN BAŞINDA ZİYAN ETMEYİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin bugünden itibaren 3 ay sürecek uzun bir tatil dönemine gireceklerini hatırlatarak, şu tavsiyelerde bulundu: “Tatil elbette dinlenmek, oyun oynamak, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle birlikte keyifli vakit geçirmek demektir. Sizler de güneşin tadını çıkaracak, belki bir topun, belki bir uçurtmanın, belki bir kelebeğin peşinde saatler boyu koşacak, koşturacaksınız. Bisiklete binecek, parklarda oynayacak, arkadaşlarınızla doyumsuz sohbetlere dalmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Kiminiz memleketine gidecek, büyüklerini ziyaret edecek, akrabalarınızla bir araya geleceksiniz, kiminiz tatilini daha farklı yerlerde, daha farklı faaliyetlerle geçirecek. Tüm bunları yaparken, tatilin dinlenmeyle birlikte yeni şeyler öğrenme fırsatı olduğunu da lütfen unutmayın. Tatilin sevincini doyasıya yaşarken kitaptan, okumaktan, araştırmaktan asla vazgeçmeyin. Bilgisayarda veya sokakta arkadaşlarınızla oyun oynarken aynı zamanda yeni şeyler öğrenmekten, kendinizi geliştirmekten de geri durmayın. Özellikle günlerinizi sadece bilgisayarla internetle tabletle ekran başında ziyan etmeyin. O da aşırı bir bağımlılığı getirir. O bağımlılık da tehlikedir. Bir sanat dalıyla veya bir spor branşıyla muhakkak ilgilenmeye çalışın. Çevrenizdeki imkânları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayın.”

Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu amaçla önemli bir proje başlattığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene öğrencilere yönelik yaz okulları açıldığını bildirdi.

Matematik, yabancı dil, bilim ve sanat alanlarında açılacak yaz okullarıyla çocukların tatillerini en verimli şekilde değerlendirmelerini arzu ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve diğer kurumlarımızın sizlere yönelik pek çok çalışması var. Her birinizin, devletimizin sizlere sunduğu bu imkânlardan en güzel şekilde istifade edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Karne sevinci yaşayanları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilere başarılar dileyerek, şunları kaydetti: “Burada bulunan öğrenciler başta olmak üzere karne sevinci yaşayan tüm yavrularımızı tebrik ediyorum, evlatlarımızı yetiştiren, milletimize ve insanlığa faydalı bir fert olmalarına katkı sağlayan öğretmenlerimize tekrar şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesile ile Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi daha ömürlerinin baharındayken bölücü terör örgütü tarafından alçakça şehit edilen öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyor, gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla.”

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya, Millî Eğitim Bakan Yardımcıları Petek Aşkar, Nazif Yılmaz ile Sadri Şensoy, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ile eşi Canan Yazıcı da katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından “Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi” kapsamında öğrencilerden oluşturulan “dünyanın en büyük çocuk korosu” olan, 3 bin 120 kişilik Geleneksel Türk Müziği Çocuk Korosu yılsonu gösterisi düzenledi.

Hezarfen Ahmet Çelebi Ortaokulu öğrencisi Nehir Naz İskurt ile İstanbul Ticaret Odası Marmara Anadolu İmam Hatip Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Abdurrahman Doğan’a karneleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “NATO meselesinde İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz. Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında milletvekillerine, TBMM’nin komisyon ve Genel Kurul faaliyetlerinde başarılar diledi.

AK Parti’nin Adana’da gerçekleştirdiği Gençlik Şöleni’ndeki coşkunun, partisinin gençlerle arasındaki güçlü köprüyü görmelerine imkân sağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gençlere bir müjde vermek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve kamuoyunda ‘öğrenci affı’ diye bilinen teklifi, önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunuyoruz. Bu teklif, lisans, yüksek lisans, doktora seviyesindeki öğrencilerimizden eğitimlerini bırakmak mecburiyetinde kalanlara, belirli şartlarda okullarına dönüş yolunu açıyor. Yükseköğrenimlerini tamamlamak isteyen gençlerimize yeni bir fırsat tanıyacak bu teklifin şimdiden tüm öğrencilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki hafta önce Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki İstanbul’un Fethi törenlerinde 560 bin vatandaşla bir araya geldiklerini anlatarak, “Dünyanın göz bebeği bu şehre olan sevgimizi, fethin manasının idrakiyle bir kez daha tüm milletimizle paylaştık. İstanbul’u fethetmek kadar ona hizmet etmenin de önemli olduğunu yaptığı eserlerle ispatlamış bir kadroyuz. Bu anlayışla tüm dikkatimizi ve enerjimizi bu şehri geleceğe taşıyacak projelere veriyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

“YUNANİSTAN ÜZERİNDEN ÜLKEMİZE KARŞI OYNANAN OYUNUN FARKINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Efes 2022 Tatbikatı vesilesiyle gittiği İzmir’de hem Ege’deki gelişmelerle ilgili mesajlarını muhataplarına tüm açıklığıyla ilettiğini hem de İzmir teşkilatlarıyla bir araya geldiğini belirterek şunları kaydetti: “Tarihte hep olduğu gibi birileri tarafından şımartılarak üzerimize salınan Yunanistan üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunun farkındayız. Sorun, Yunanistan’ın bu oyunun farkında olmaması veya bu oyunun gönüllü figüranlığına soyunmasıdır. Biliyorsunuz film çekimleri boyunca en çok yorulan, yıpranan, hırpalanan, hatta kolu kanadı kırılan figüranlardır. Ama sahnede onların ismi ve cismi asla gözükmez. Yunanistan’ın başına geçmişte gelen budur. Şayet yanlışta ısrar ederse bundan sonra gelecek olan da budur. Biz, bölgemizde ve dünyada küresel siyasi, ekonomik, askerî bir güç olarak varlığımızı tahkim ederek hep sürdüreceğiz. Ama onlar bu kafayla üç otuz yevmiyeye çalışan figüranlıktan öteye geçemeyeceklerdir. Sağ olsun İzmir teşkilatımız da İl Danışma toplantımızdaki coşkusuyla bu mesajlarımıza çok güzel destek oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini NATO konusunda taktik hata yapmakla suçlayan CHP’ye “iki çift sözlerinin” olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde zor şartlarda kurulan uçak, silah ve makine fabrikalarını kapatarak savunma sanayimizi dışa bağımlı hâle getiren, Adalar meselesinde dirayetli duruş sergilemeyerek ülkemizi bugünkü tartışmaların içine düşüren, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel yönetim sisteminde ülkemizin hak ettiği konumda yer almasını sağlayamayan, velhasıl taktik değil stratejik hatalarıyla Türkiye’nin çıkarlarını koruyamamış bu parti bize ders veremez” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP, eski CHP değil” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet bunların eskisinden ne hayır gördü ki yenisinden fayda beklesin” diye konuştu.

“Onlar önce kendi içlerindeki Rum, Yunan, Avrupa, Amerika, PKK, FETÖ sevdalısı beşinci kol elemanlarını temizlesinler” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin diğer tüm meselelerini Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle biz hâl yoluna koyarız. NATO meselesinde de İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz” dedi.

“BU KAPI YERLİ VE MİLLÎ DURUŞ SERGİLEYENE AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi: Dış politikada sen bize ders veremezsin. Sen daha çıraksın, kalfa dahi olamadın. Dün bir, bugün iki. Ne oldu ki bu iktidara ders vermeye kalkıyorsun. Önce haddini bil, haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler. Bunu da bilmeleri lazım. Biz dış politikada İsveç, Finlandiya, niye bunlara karşı tavır alıyoruz? Neden? İsveç’in, Finlandiya’nın sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız, onların yanında mı yer alacağız? Ey TÜSİAD, siz onların yanında yer alabilirsiniz. Biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız, bunu bilesiniz. İşte Batı’yı görüyoruz. Almanya’da caddelerde Alman polisinin nezaretinde bu terör örgütleri yürüyüşler yapıyorlar. Fransa’da yürüyüşler yapıyorlar. Maalesef İngiltere’de hakeza öyle. Avrupa’nın bütün ülkelerinde, aynı durumla karşı karşıyayız. Bütün bunlara karşı sizin ali menfaatlerinizi korumak için sesimizi çıkarmayacak mıyız? Kusura bakmayın, sizden önce gelen ağa babalarınız da aynı kafadaydılar, görüyorum ki siz de aynı kafadasınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın ve görüyorum ki sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz. Aynı merkez belli, CHP. Oradan size neyi sufle ediyorlarsa siz de aynen o ağızla konuşuyorsunuz. Sizden önceki ağa babalarınız da böyle konuşuyordu siz de aynı şekilde konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve millî duruş sergileyene açıktır, yerli ve millî duruş sergilemeyene kapalıdır” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum. Bizden önceki yönetimlerin düştüğü hataya düşmeyecek, aynı delikten bir daha asla ısırılmayacağız. Bu arada dünyada ülkemizin adını Turkey’den Türkiye’ye dönüştürme kararımızı başarıyla hayata geçirirken, diğer alanlarda aynı yöntemi takip edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu kapsamda artık millî hava yolumuz da uluslararası uçuşlarını Turkish Airlines değil Türk Hava Yolları ismiyle yapacaktır. Bu kadarı, öküz altında buzağı arayanlara herhâlde yeter.”

VAN ZİYARETİ

Geçen hafta Van’da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanından toplu açılış töreninin yapıldığı meydana, oradan tekrar dönüş yoluna kadar Van’daki her anda vatandaşlarla samimi ve coşkulu bir şekilde hasret giderdiklerini ifade etti.

Bu gidişte, terör gölgesinden kurtulan, depremin ardından yeniden inşa ettikleri, altyapısıyla yüzünü geleceğe dönen bir Van gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akşam gençlerle Van denizinin kenarında bir araya geldik. Yani bilerek söylüyorum, Van denizi diyoruz. Şimdi bu CHP hemen coşar ‘orası deniz değil, göl’ falan diyebilir. Biz neyin göl neyin deniz olduğunu çok iyi biliriz. Evelallah biz Karadeniz uşağıyız, dolayısıyla deniz neresidir göl neresidir çok iyi biliriz” diye konuştu.

Tarımdan sanayi ve turizme kadar her alanda kabına sığmayan, büyüme ve gelişme yolunda koşmak için sabırsızlanan bir Van gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Van, sadece bölgesinin değil, ülkemizin en önemli lokomotiflerinden biri olmaya hazırlanıyor. Biz de gerek son 20 yılda yaptığımız yatırımlarla gerek hâlen devam eden çalışmalarla gerekse yeni projelerle Van’ın hep yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Bundan 11 yıl önce Van depreminden hemen birkaç saat sonra şehre vardığında karşılaştığı manzarayla bugünkü fotoğraf arasında 3Adeta asırlık fark olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, bu güzel şehri ayağa kaldırma, bu güzel şehrin insanlarına umut aşılama şerefine biz nail olduk. O zaman terör örgütünün belediye başkanı, oraya su dahi getiremedi. Biliyorsunuz, büyük şehirlerde su getirme görevi belediyenindir ama onlar getiremedi. Biz DSİ kanalıyla Van’ın su problemini çözdük. Bunu benim Vanlı kardeşlerim herhâlde çok iyi biliyordur. Bundan sonraki süreçte de durum yine aynı şekilde devam etti. Altyapısından üstyapısına kadar tüm bunları biz yaptık. Van’da 10 binlerce konut inşa ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle sohbeti Edremit ilçesinin olduğu bölgede yaptıklarını, Edremit’in âdeta bir yalı kent hâline döndüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: “Modern konutlarla beraber Edremit ilçesi bir güzellik arz ediyor, bu hâle geldi. Erciş’e bakıyorsun, Erciş aynı şekilde, bunları hep iktidarımız yaptı. Onların da yine konutları her şeyiyle çok çok güzel ve gerçekten gezip görmeye de değer. Tuşba aynı, işte geçenlerde malum bir deprem yaşadılar ve o deprem bizleri ciddi manada üzdü ama Allah’tan burada ölüm vakaları ile karşılaşmadık. Esasen terör örgütünün pençesinden kurtardığımız, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her türlü altyapısını inşa ettiğimiz bölgedeki tüm şehirlerimizde benzer bir kıpırdanma görüyoruz. Hemen denizin öbür tarafında Bitlis, Tatvan aynı şekilde. Orası da ayağa kalkıyor. Ciddi manada gelişmeler var. Bitlis’in Ahlat’ı görmeye değer. İnşallah Ağustos’un 25’inde Ahlat’ta olacağız ve Ahlat’tan 26 Ağustos’ta anma merasimlerini yaşamaya yürüyeceğiz. Allah’ın izniyle bu dip dalganın önünde, terör örgütü artığı siyasetçilerle yurt dışında ülkemizi karıştırmak için sürekli fitne ateşi yakan mankurtlar başta olmak üzere kimse duramayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Meriç’in, “Işık doğudan gelir” diye tarif ettiği büyük medeniyet atılımının membalarının Erzurum, Van, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Hatay gibi şehirler olacağını belirtti.

“VATAN TOPRAKLARININ HER KARIŞINA İZİMİZİ BIRAKMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yüreğini açıp, kendilerini beklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeter ki biz buna layık olalım. Yeter ki biz buna layık olacak gayreti, çalışmayı, mücadeleyi ortaya koyalım. Yeter ki biz eser ve hizmet siyasetimizi samimiyet ve tevazu ile taçlandıralım. Emin olun gerisi çok kolay. Bunun için önce 2023 seçimlerini zaferle neticelendirmeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece hem milletin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkacak hem 2023 hedeflerinden geri adım atılmasına izin vermeyecek hem de 2053 vizyonunu güçlendirecek bir başarı kazanacaklarını dile getirerek, “İnşallah 2023’ten sonra da 23 milyon üye hedefiyle daha çok çalışarak, vatan topraklarının her karışına izimizi ve terimizi bırakmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gelecek yılın aşağı yukarı bugünlerinde yapılacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri için geri sayımın başladığını söyledi.

Her ne kadar muhalefetin, “erken seçim” lafları etmeyi sürdürse de seçim takviminin kendi mecrasında ilerlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin erken seçim filan istediği yok. Hatta bizim ülkemizde muhalefet, mümkünse hiç seçim olsun istemez. Çünkü bunlar herhangi bir sorumluluk üstlenmeden, sadece konforunu yaşayarak siyaset yapmaya alışmışlar. Milletin derdiyle dertlenmek, bölgesel ve küresel krizlerle boğuşmak, eser ve hizmet peşinde koşmak bunların yapacakları, yapmak isteyecekleri bir iş değildir” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN TAMAMININ BASİRET VE FERASETİNİ HAFİFE ALIYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sel felaketinde İstanbul, Ankara ve İzmir’in hâlini gördüklerini kaydederek, “Herhangi bir altyapı çalışmaları var mı, yok. Hiçbir altyapı çalışmaları da olmadığı için bu felaketlerde bakıyorsunuz, birisi Bodrum’da seyahatte, öbürü Eskişehir’de seyahatte, öbürü nerede olduğu belli değil. Böyle garip bir yapı var. Bunlar dertli değil. Hani Neşet Ertaş diyor ya; ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diye. Bunların millet için, vatan için aşk ile koşmak diye bir dertleri de yok. Nitekim kazara bir sorumluluk altına girdiklerinde ortaya çıkan manzarayı hep beraber gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün seçim lafı ettiği hâlde, daha adayının ismini zikredemeyenlerin derdinin ülkeye ve millete hizmet olmadığını anlamak için öyle çok da derin analizlere ihtiyaç yoktur. Her şey gün gibi ortada. Bir masa kurmuşlar ama avara kasnak misali buradan çıkan hiçbir siyaset, hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi sizlere Nasrettin Hoca’nın meşhur bir fıkrasıyla altılı masanın durumunu izah etmek istiyorum: Hoca ihtiyaca binaen komşularından birinden borç almak zorunda kalmış. Ancak daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Yine bir gün adam borcunu istediğinde Hoca, ‘Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim’ demiş. Buna rağmen adam bırakmamış Hoca’nın yakasını, ‘Söyle Hoca, ne zaman, kimden bulup vereceksin borcunu’ diye üstelemiş. Hoca, ‘Bak komşu, kapının önüne çalı ektim.’ Adam ‘Niye’ diye sormuş. Hoca, ‘Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak’ demiş. Adam ‘Ee sonra’ diye merakla sormuş. Hoca da ‘Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek. Ben de götürüp pazarda satacağım. Senin paranı da işte o zaman ödeyeceğim’ demiş. Bu cevap üzerine adam katıla katıla gülmeye başlayınca Hoca, ‘Hâlden bilmez, gördün peşin parayı böyle gevrek gevrek gülersin değil mi?’ demiş. Altılı masanın cumhurbaşkanı adayını belirleme meselesi de Hoca’nın borcunu ödeme fıkrası gibi ilerliyor. Güya seçim tarihi belli olsa, adayları hazır.”

Tarihi zaten belli olan seçimler için ortada aday olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerine ‘Adayınızı nasıl belirleyeceksiniz’ diye sorulduğunda Nasrettin Hoca’nın borç ödemesinden daha muğlak cevap veriyorlar. Önce ‘Oturma sırasında anlaşabilirsek, bir araya geleceğiz’ diyorlar. Sonra ‘Başarabilirsek, ilkeleri, prensipleri, öncelikleri belirleyeceğiz’ diyorlar. Ardından ‘Uzun bir aday listesi çıkaracak, her adayın artılarını ve eksilerini tespit edeceğiz’ diyorlar. Şayet masanın etrafındakilerden biri arıza çıkarmazsa, ‘Uzun listeyi biraz daha kısaltacağız’ diyorlar. ‘Kısa listedeki adayları herkes, irtibat hâlinde olduğu yabancı büyükelçilere sunacak, onların icazetini ve kararını bekleyeceğiz’ diyorlar. ‘Tüm bunları atlattıktan sonra adayları tekrar görüşecek, tartışacak, yeniden masaya yatıracağız’ diyorlar. ‘Bu süreç içinde şayet seçimi kaçırmaz, sandığa gitmeyi de unutmazsak milletimizin huzuruna bir adayla çıkacağız’ diyorlar. Velhasıl Nasrettin Hoca’nın ektiği çalılarla borcunu ödeme ihtimali, altılı masanın cumhurbaşkanı adayı belirleme ihtimalinden daha fazladır. Aylarca masada kimin nerede oturacağının kavgasını vermiş bir curcuna ittifakından başka ne beklenebilir ki…” şeklinde konuştu.

“Henüz kendi temel meselelerini çözmeyi beceremeyenlerin, milletimizin sıkıntılarına derman olması mümkün mü” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her hafta bir skandalla, kumpasla, siyasi ayak oyunuyla gündeme gelenlerin, değil seçimi, 2023’ü görmelerinin dahi muhal olduğunu dile getirdi.

Altılı masa tarafının “adaylarını açıklamama” stratejilerinden birinin de yıpranma korkusu olduğunun söylendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neymiş? Şayet adaylarını bugünden ilan ederlerse bir sene içinde o isim yıpranabilirmiş. Bu nasıl aday ki ismi gündeme gelir gelmez hemen yıpranıyor? Bu nasıl aday ki millet tanıdıkça sevme, teveccüh etme yerine ondan soğuyor, sırt çeviriyor? Bu nasıl aday ki zaman geçtikçe güneşi görünce eriyen buz misali itibar ve zemin kaybediyor? Bu nasıl aday ki siyaset sahnesinde kaldıkça boyası dökülüyor, makyajı akıyor, gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Bunun adı strateji değil, siyasi hokkabazlıktır, milleti kandırma gayretidir. Anlaşılan o ki; bunlar, defolu ürün satan gözü açık tüccar misali el çabukluğu ve katakulliyle adaylarını sandıktan çıkarabilme peşindeler. Şark kurnazlığı hesaplarıyla sadece kendi seçmenlerini değil, milletimizin tamamının basiret ve ferasetini hafife alıyorlar. Milletimiz bu abrakadabra siyasetinin defterini düreli çok oldu” görüşünü paylaştı.

Sandıkta seçmeni aldatmaya çalışanların aslında kendi çapsızlıklarını, kifayetsizliklerini ortaya döktüklerinin farkında olmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz ise milletimize olan saygımız gereği yaptığımız çağrılarla Bay Kemal başta olmak üzere CHP’yi ve altılı masayı bu cendereden, bu utanç girdabından kurtarmaya çalışıyoruz. Bu arada Kılıçdaroğlu’na tekrar söylüyorum: Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla. Bunu söylediğimden bu yana ortadan kayboldu. Her gün bir kurumun kapısına dayanıyor. Her gün bir yerlere, ‘Ya bana katılın ya önümden çekilin’ diyerek kürsü yumruklayan, her gün bir başka yalan ve iftira üzerinden ‘Hesaplaşacağız’ diye höyküren, velhasıl daha düne kadar yere göğe sığmayan bu zatın sesi birden kısılıverdi. Gerçi yine kürsüye çıkıp bir şeyler söylüyor ama üzerinde, yüzünde, sesinde belirgin bir yılgınlığın, çekingenliğin, korkaklığın izini görmemek mümkün değil.”

“ESKİ TÜRKİYE’YE AİT ÖN YARGILARIN ARTIK TÜRK SİYASETİNDE YERİ YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Biz kararımızı verene kadar sen otur oturduğun yerde” dediğini ifade etti. Hâlbuki Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanlığının 12, ömrünün 73. yılında nihayet kendini göstereceği, isim yapacağı, nam salacağı bir fırsatı yakaladığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bürokrasideyken batırdığı kurumların, siyasette girdiği her seçimde yenildiği partisinin, bir türlü gün yüzü görmeyen bahtının son deminde şöyle efsane bir çıkış yapmaya hazırlanıyordu. Kadim kültürümüzün, ölümsüz eseri… Bilirsiniz, Dede Korkut’un Boğaç Han hikâyesini. Eski Türklerde çocuklar ancak bir kahramanlık gösterdikten sonra isim alabilirlermiş. Boğaç Han da meydana salınan bir boğayı, alnına vurduğu yumrukla yere serdikten sonra isim alma hakkını kazanmış. Bu zat da yaşı biraz geçmiş de olsa, işte böyle bir hevesle cumhurbaşkanlığı adaylığı peşinde koşuyor. 6’lı masanın etrafında, altından ve masanın görünmeyen geri taraflarından yükselen sesler ise işinin zorluğuna işaret ediyor. Öyle ki birileri hemen devreye girip ülkemizin tamamen geride bıraktığını düşündüğümüz bazı tartışmaların fitilini yeniden ateşlemekten bile çekinmedi.”

Henüz 6’lı masanın adayı belli değilken “meşrep fitnesi” ortaya atıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü’ Nereden çıktı bu?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tehlikeli tartışmada duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Eski Türkiye’ye ait ön yargıların artık Türk siyasetinde yeri yoktur. Bay Kemal, senin meşrebin ne olursa olsun biz senin meşrebinle ilgilenmiyoruz merak etme. Çık ortaya, namert değil mert ol, adaylığını açıkla veya adayını açıkla. Allah’ın izniyle iktidarda olduğumuz müddetçe hiç kimse bu ülkenin vatandaşlarını, meşrebi, kökeni, kimliği veya siyasi görüşü dolayısıyla ötekileştiremez, hor, hakir göremez. Biz bu zatın bürokrasideki ve siyasetteki beceriksizliğini, kifayetsizliğini her fırsatta yüzüne vururuz ama asla geçmişiyle kimliğiyle veya diğer vasıflarıyla uğraşmayız. Çünkü bu ülkede Anayasa’da belirlenen şartları taşıyan her bir insanımız cumhurbaşkanlığı adaylığı dâhil her türlü hakka sahiptir. Osmanlının son döneminde ülkeye en büyük hizmetleri vermiş hakanına istibdat iftirası atan cahillere ise ileri geri konuşmak yerine önce dizlerini kırıp tarihlerini öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Madem millete hizmet iddiasındasınız, yabancıların iftira dolu hezeyanları yerine önce bu milletin tarihini, kültürünü, inancını doğru şekilde öğrenin. Kürsülerden milletin değerlerini aşağılayan kitapları sallamak yerine gidin milletimizin bu zihniyete verdiği dersleri öğrenin. Şanlı tarihimizi bilmeden, insanımızı tanımadan, asırlardır bizi bir arada tutan kadim değerleri öğrenmeden ne bu ülkeye, ne de bu millete hizmet edebilirsiniz. Bunlar milletimizin önüne çıktıkça, ajansların güdümünden kurtulup kendileri gibi hareket etmeye başladıkça, gerçek sorularla, gerçek sorunlarla yüzleştikçe asıl kalibreleri daha iyi anlaşılacak. Biz sabır ve azimle çalışacak, kendi işimize bakacak, kendi programımızı uygulayacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız. Milletimiz onlar hakkındaki nihai hükmünü önümüzdeki yıl haziran ayında sandıkta verecek.”

6’lı masanın gizli ortağı HDP’nin, terör örgütü elebaşının emriyle geçtiğimiz günlerde yol açtığı rezalet görüntülerini unutmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Kadıköy’de işlenen rezaletin başrolünde yer alan sözde milletvekili ile onun yanında, arkasında bulunan milletvekillerinin geçmişte hangi provokasyonlarda yer aldığını, hangi karanlık niyetlere alet olduklarını gayet iyi biliyoruz” dedi.

DBP’li Salihe Aydeniz’in dosyasının çok kabarık olduğunu, 60 küsur dosyada suç layihası bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisinden bu ihanetinin bedelini hukuk önünde sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağız. Açık ve net söylüyorum; Süratle dokunulmazlığının kaldırılıp, yine süratle bu türlerinin artık bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını AK Parti olarak bizler ortaya koyuyoruz. Meclis’in de bu hususta üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz” diye konuştu.

EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda karşılaştığı her krizi fırsata, her sınamayı kazanca, her saldırıyı tahkimatını güçlendirmeye dönüştürme konusunda çok büyük bir tecrübe sahibi olduğunu belirterek, bu durumun ekonomide de geçerli olduğunu söyledi.

Dünyayı sarsan 2008 finans krizinden Türkiye’nin güçlenerek çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’yı sarsan 2011 borç krizinden de yara almadan çıkıldığını anlattı.

Gezi Parkı olaylarıyla başlayıp, darbe ve kaos denemeleriyle süren sinsi saldırılardan da dimdik, ayakta çıkıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın üzerine kabus gibi çöken koronavirüs salgınından en az hasar, en fazla kazanç sağlanarak çıkıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan savaşın küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinden de yine en az kayıpla ve gelen fırsatları değerlendirerek çıkmanın gayreti içinde bulunduklarını dile getirdi.

Bu süreçte bedeller ödendiğini, maddi-manevi nice kayıplar yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik olarak en büyük bedeli de bu son dönemde ödüyoruz. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürüyor. Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere tüm ekonomiler enflasyonda 40 yıldır görmedikleri seviyelerle boğuşuyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak için yoğun çaba içinde olduklarını söyledi. Karadeniz’de keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazı bir an önce millî sisteme bağlamak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazartesi günü Filyos’ta Karadeniz Gazı Denize İlk Boru İndirme ve Kaynak Töreni’ni yaparak bu yönde önemli bir adım daha attıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve yenilenebilir enerji kaynak potansiyelini en üst seviyede değerlendirecek her yolu ve yöntemi devreye aldıklarını ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmeye bağlı olarak pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamların rahatsız edici düzeyde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Keşke ülkemizin her yerinden petrol fışkırıyor olsa da bu durumun önüne geçebilsek ama petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten hem de kurdaki artıştan anında etkileniyoruz. Petrol fiyatlarının katlanarak artan bugünkü seviyesinin sadece bizim değil, hiçbir ülke bakımından sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bu fiyatların makul fiyatlara düşmesiyle birlikte pompa fiyatlarının da gerileyeceğini ümit ediyoruz. Dünyanın tamamının yaşadığı bu sıkıntıyı biz de göğüsleyecek ve sabırla düzelmesini bekleyeceğiz. Bu arada elbette kendi işimize bakacak, önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. ‘Sel gider kum kalır’ veciz ifadesinde olduğu gibi önemli olan, bu küresel dalga dindiğinde hangi kazanımlara sahip olacağımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ekonomideki gelişmelerin anlatıldığı “Üreten Türkiye” başlıklı videoyu partililere izletti. Videoda, Türkiye ekonomisinin, küresel enflasyona ve belirsizliklere rağmen büyümeye, istihdam imkânları oluşturmaya ve ihracatta rekorlar kırmaya devam ettiği belirtildi.

Bu sorunları tartışırken madalyonun diğer yüzünü de ihmal etmediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, ülkemizde ekonomik sorunlara teşhis yanlış koyulduğu için, tartışmalar ve çözüm arayışları da yanlış mecrada yürümektedir. Öyle diyor TÜSİAD’ın şu anda başındaki, ‘Büyüme her şey değildir.’ Öyle diyor, ‘İhracat endeksli bir büyüme her şey değildir.’ İhracat olmazsa büyüme olmazsa sen ayakta duramazsın. Bütün bu adımlar, hepsi CHP ağzı. İhracatın olmayacak, büyüme olmayacak sadece ithalat öyle mi? İthalat seni zaten bitirir, batırır. Böyle şey mi olur? ‘İthalata dayalı bir ihracat’ dersen bunu aklım alır. Öyle ürünler var ki bu ithalata dayalıdır. Ama ihracatı bir kenara koyacak olursan o ülke zaten yürümez. Biz bunları yapıyoruz ama sizin mantığınız, anlayışınız zaten bu işleri almaz. Bundan dolayı da iki de bir başkan değiştiriyorsunuz. Başka gidecek yeriniz de yok. Türkiye’deki enflasyon, kamu maliyesindeki bozulmadan, arzdaki azalmadan ve talepteki aşırı yükselişten değil de enerjiden kura kadar farklı sebeplerin ağırlıklı olduğu sorunlardan kaynaklandığı için, buna klasik anlayışla çözüm aramak beyhudedir. Diyorlar ki ‘Akademisyenleriniz olacak.’ Be zavallı, bizim yanımızda, kurullarımızda akademisyenlerimizin olmadığını sana kim söylüyor? Bizim çalışanlarımızın içinde akademisyenlerimiz de var, partimizin içinde, TBMM’de akademisyenlerimiz de var. Biz kiminle, nerede, nasıl çalışacağını 20 yıldır ispat etmiş olan bir partiyiz. Bay Orhan, bundan sonra hangi akademisyenlerle çalışacağımızı sana sorarız, senin vereceğin isimlerle çalışırız. Kafaya bak. Bunlar ne zavallı.”

“İHRACATIMIZ REKOR KIRARAK YILLIK 243 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Bütçe disiplini, finans kesiminin gücü ve vatandaşların varlık gücüyle Türkiye’nin altyapısının muhkem olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cari dengede yılın ilk 4 ayında enerji ve altın hariç 37 milyar doların üzerinde fazladayız. Doğrudan yabancı yatırımlarda son 12 ay itibarıyla 14 milyar dolara yakın bir seviyedeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide “En pahalı mal, bulunmayan maldır” diye bir gerçek olduğunu hatırlatarak, “Biz de dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük felaketin; işsiz kalmak, evine aş götürememek, çoluğunun çocuğunun karşısına boynu bükük çıkmak olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye Ekonomi Programı’nın önceliklerinin başına istihdamı yerleştirmelerinin rastgele bir tercih olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, elde ettikleri neticelerin, bu tercihlerinin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini anlattı.

Türkiye’nin, istihdamında ulaştığı 30,4 milyon rakamıyla tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdamda bu çıtayı daha da yükseltmek ve hedefi yakalamak için yatırımı, üretimi, ihracatı teşvik ediyor, girişimcilerimize her türlü desteği veriyoruz. Son yayınlanan verilere göre, sanayi üretimi yüzde 10,8 oranında artarak yine beklentileri aştı. İhracatımız rekorlar kırarak yıllık 243 milyar dolar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

“KAPSAMLI VE RAHATLATICI ADIMLAR PLANLIYORUZ”

Ulaşabildikleri herkese “Yeter ki üretin, yeter ki çalışın, yeter ki istihdam oluşturun, yeter ki ihracat yapın” dediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sadece bu kadarla da kalmıyoruz, dar gelirlilerin ve ücretlilerin hayat pahalılığı sebebiyle ortaya çıkan refah kayıplarını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz. İşçi, memur, emekli, çiftçi hiçbir kesimi ihmal etmeden tüm imkânları seferber ederek her bir insanımızın derdiyle dertleniyoruz, sıkıntılarına çözüm arıyoruz. Bu doğrultuda ocak ayında çok önemli adımlar attık. Temmuz ayında enflasyon farkları ile yine bir rahatlama sağlayacağız. Yılbaşında çok daha kapsamlı ve rahatlatıcı adımlar planlıyoruz. İnşallah önümüzdeki şubat, mart ile birlikte enflasyon da önemli ölçüde gerileyeceği için attığımız adımların, insanlarımızın hayatlarındaki etkilerini daha iyi görebileceğiz. Sosyal yardım programlarımızın hem miktarlarını artırdık. Hem de kriterlerini esneterek kapsamını genişlettik. Şimdi hiçbir insanımızın gerçek anlamda yokluğa ve yoksulluğa mahkûm olmaması için her türlü çabayı sergiliyoruz. Bugün ülkemizdeki sorun, işsizlik veya benzeri yollarla gelir kaybına uğranılması değil, mevcut gelirle daha az satın alma gücüne sahip olunmasıdır. Biz de işte buraya odaklanıyoruz. İnşallah geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin her meselesini çözdüğümüz, milletimizin her beklentisine cevap verdiğimiz gibi bu sıkıntının da ötesinden ve üstesinden biz geleceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”