Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT özel yayınına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT özel yayınına katıldı için yorumlar kapalı 659

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Sözlerine tüm milletin, İslam aleminin ramazanını kutlayarak başlayan Erdoğan, büyük bir gayretle 24 Haziran’daki seçimlere hazırlandıklarını belirtti. Vatandaşın heyecanı, coşkusu sayesinde yorgunluk hissetmediklerini dile getiren Erdoğan, “Gittiğim her yerde bunu görüyorum. İlk mitingimizi Erzurum’da başlatacağız. Erzurum’la başlayacak olan bu kampanyanın ilk mitinginin çok farklı olacağını hissediyorum.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumartesi günü Erzurum’da dadaşlarla bir araya geleceğini belirterek, yarın Ankara Arena Spor Salonu’nda seçim beyannamelerini açıklayacaklarını hatırlattı. Bu süreçte 31 mitingin yanı sıra bazı ilçelerde de mitingler yapacaklarını aktaran Erdoğan, Neşet Ertaş’ın “Aşk ile koşan yorulmaz” sözlerini hatırlatarak, kendilerinin de aşkla koştuklarını belirtti.

Aşık Veysel’in dizelerini anımsatarak, “Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece” diyen Erdoğan, “İlk günden bugüne hiç yorulmadan uzun ince bir yolda gittik ve bundan sonra da gideceğiz. Yeter ki milletimiz bize bu noktada ‘Yürü arkandayım’ bugüne kadar dedi, biz de yürüdük ve yürüyeceğiz. Durmak yok yola devam.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok yoğun çalıştığına değinilerek ailesiyle hiç iftar yapıp yapmayacağının sorulması üzerine, “İnşallah yapacağız, olacak. İftarı yapmazsak sahuru yapacağız. İkisinden birini muhakkak yapacağız.” karşılığını verdi.

Dün akşam iftarda eşi Emine Erdoğan ile Ankara’nın Bağlum semtinde bir eve misafir olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları anlattı:

“Bereketli bir akşam yaşadık. Onlarla beraber iftarı yapmak, onların gözlerindeki muhabbeti görmek. Zaten bizim gibi siyasetçilerin seçim kampanyasının en güzel yanı bu. Böyle olursa yorulmazsın. Bütün yorgunluğunu alıyor, sana bir başka enerji veriyor. İşte bu enerjiyle beraber de biz yola revan oluyoruz. Benim bu fakir evi geleneğim zaten ta belediye başkanlığımda başlar, o gün bugündür de devam eder. Dün akşam aynı şekilde devam etti, devam edecek. Sanal değil tabii, bunu doğal yaparsan bunun feyzini, bereketini de yakalarsın.”

“UYKUSUZ DA KALSAK İŞİ TAKİP ETTİK”

AK Parti’de milletvekili aday listelerinin hazırlanması sürecine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Bundan önceki yıllarda çok daha farklı bir fırsat bulabiliyordum fakat bu defa erkene almak, bir de önceden planlanmış olan İngiltere, Bosna Hersek bir de İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi, bunlar benim bütün çalışmaları adım adım takip etmemi bir yere kadar engelledi. Fakat buna rağmen uykusuz da kalsak işi takip ettik.

Biz burada iki tane önemli komisyon oluşturduk. Bizim bir alt komisyonumuz oldu, bu alt komisyonlarda bizim MKYK’dan üyelerimiz, MYK’dan üyelerimiz bunun yanında milletvekili arkadaşlarımız ve onlardan oluşan bir heyet ve bu heyetle beraber alt komisyon çalışmalarını yaptı. Komisyon çalışmasıyla gelen bütün o müracaat edenlerin hepsi oradan geçti. Arkadaşlarımız eğer olumlu not verdiyseler üst komisyona, yani benim başında olduğum komisyona geldi. Benim başında olduğum komisyona geldiğinde de bu komisyonda da ben bulundum, benim başkanlığımda Binali Bey, bunun yanında Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcım, Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı olan arkadaşım, bunun yanında Kadın Kolları Başkanım, Gençlik Kolları Başkanım ve bir de alt komisyonda bu işin sorumlusu olan arkadaşımız, onlar da bu çalışmaya katıldılar.”

Üst komisyon çalışmasını beraberce yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu üst komisyon çalışmasında da biz nihai kararları orada verdik. Nihai kararı verdikten sonra da dedik ki ‘Hayırlı olsun’. Bunları son ana kadar, işin adeta GBT’si diyebileceğimiz çalışmaları da yaptık, istihbarat çalışmaları. Yani ne kadar az fire verirsek, yani burada bir FETÖ mensubunun olmaması gerekir, bir PKK’lının olmaması gerekir, bir DEAŞ’lının olmaması gerekir. Bütün buna rağmen buradan sızmalar da olabilir ama şudur; 7 bini aşkın müracaat oldu. Bu 7 bini aşkın kişiler içinde şu anda 600 adayın olduğu milletvekili listelerimize giremeyen kişiler eğer bu işe samimiyetle gönül verdiyseler zaten bir kardeşlik atmosferi içerisinde bu kardeşlerimiz de şu kalan 24 Haziran’a kadar süreçte onlar da yoğun koşturacaklar, çalışacaklar. Niye? Çünkü AK Parti sıradan, alışılmış bir parti değildir. Burası bir davadır ve bizim bu davamıza gönül veren her türlü emeği de verecek. Ben onlara kardeşim olarak bakıyorum, onlar da eğer gerek genel başkanları gerek Cumhurbaşkanları olarak bakıyorlarsa beraber yürüyeceğiz.”

Daha yeni AK Parti’nin kongrelerini bitirdiklerini ve çoğuna katıldığını dile getiren Erdoğan, kongrelerle hücreleri tazelediklerini söyledi.

Erdoğan, hemen arkasından da büyük şehirler çoğunlukta olmak üzere mitinglere devam edeceklerini anlatarak, “Bazı yerlerde çift dikiş, bazı yerlerde de gitmediğimiz yerlere gitmek suretiyle oraları gezmiş olacağız. Bu arada da Sayın Başbakan’ın, birçok bakan arkadaşın gideceği yerler olacak. Hepsinin planlaması yapıldı ve onlar da yarın seçim beyannamesinden ve aday tanıtımlarından sonra hepsi yola devam.” diye konuştu.

Son milletvekili aday listelerine bakıldığında 21 bakanın da seçilebilecek çok iyi yerlerde aday olarak gösterildiği belirtilerek, “Biz bu sistemde seçilen bir milletvekilinin bakan olamayacağını, olması için de istifa etmesi gerektiğini biliyoruz. Yeni sistemde kabinede tamamen hücreler yenilenecek mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Buradaki durum biraz farklı olacak. Biz, adeta yeniden doğmuş gibiyiz. Artık böyle 25 bakanlı bir bakanlar kurulu yok. Şu anda sayı ciddi manada düşecektir. Kaldı ki parlamentodaki sayı ne olacak? Bunları tabi görmemiz lazım ve parlamentodaki sayı size güç katması lazım. Onun için biz burada güçlü Meclisi de özellikle kullandık. Bunu başarmamız için de adımı çok kararlı bir şekilde atmamız gerekiyor.

Yarın bunların hepsini açıklayacağız. Onun için de burada biz, parlamentonun gücünü eğer cumhurbaşkanı yanına alırsa devlet güçlü olacak. Güçlü devlete de burada ihtiyacımız var. Bir diğer yönüyle de oluşturulacak kabinenin, ülkede en seçkin hakikaten yürütme kabiliyeti de güçlü olan insanlarla cumhurbaşkanı böyle bir ekip oluşturacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çırak ve kalfa olarak değil usta olarak girdiklerini vurgulayarak, “Ben’ anlayışıyla bu yolda değiliz, ‘biz’ anlayışıyla bu yoldayız. 20 yıllık bir tecrübeyle buradayız.” dedi.

Bunun dört buçuk yılını İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanlığı, ardından 11 buçuk yıl başbakanlık ve 4 yıl da cumhurbaşkanlığı görevlerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu gerçeklere baktığımız zaman sıfırdan yola çıkmak başka bir şey ama bir de şu anda yola devam dediğimiz başka bir şey. Belli bir deneyim, tecrübe öyle kolay kolay satın alınacak bir şey değil. Ve biz ülkeyi tanımışız, şu anda Türkiye’yi tanıyoruz, biliyoruz, bu vatanın neresinde ne eksik, bunu biliyoruz. Dolayısıyla biz o kalınan noktadan devam edeceğiz, sıfırdan başlamıyoruz.

Bu, ülkemizde, hele hele bu sistem değişikliğiyle, başkanlık sistemine geçişle atacağımız adımları çok daha hızlandıracak. Bürokratik oligarşinin o ayağımızdaki prangalarını şimdi rahatlıkla atacağız.”

“HIZLA MESAFE ALACAĞIZ”

Erdoğan, bugüne kadar ne dedilerse yaptıklarını, icraatlarının ortada olduğunu dile getirdi.

Birilerinin “ben şunu, bunu yapacağım” sözlerini anımsatan Erdoğan, “Senin yapacağını ben nereden bileyim, burada yapmış olanlar var. Laf değil bu iş, icraat.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, yeni sistemde bakan sayısı azaldığında bürokraside işlemlerin daha hızlı olup olmayacağının sorulması üzerine, “Şüphesiz. Mesafeyi hızlı alacağız ve siyasetçiyle dışarıdan hakikaten kalitesi yüksek ekipleri oluşturmak…” diye konuştu.

Kendisinin “Ülkeyi bir anonim şirket gibi yönetmek” sözünü hatırlatan Erdoğan, “Aksi takdirde bürokratın, teknokratın eline avucuna düşersin, ülkeyi de doğru yönetemezsin. Onun için buradaki kararlılığımız bizim çok çok önemli. Hızla mesafe alacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 16 yılda yaptıkları Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Körfez Köprüsü gibi büyük projelerin önemini anlattı.

Siyasetin gücünü, başkanlık sistemiyle daha dinamik hale getireceklerinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu sistemin bize kazandıracakları var. Onun için ben bu yola çıktığımızda arkadaşlarıma hep ‘Biz bir şeyi gerçekleştireceğiz. Nedir? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bu dört sütun üzerinde yükselen bir Türkiye.’ dedim. Bunu yükseltirken de ulaşımda, enerjide, tarımda, dış politikada bizim çok ciddi adımlar atmamız lazım. Bunları şu anda yaptık mı? Yaptık.”

“BAZI İLLERİMİZDE ‘MİLLET BAHÇELERİ’ KURACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beyannameye yönelik bazı ipuçlarının sorulması üzerine, “Manifesto, işin çerçevesini ortaya koyuyor. Seçim beyannamesi artık detaya giriyor. Beyannamede bir sunuşum var. Sunuşumun arkasından da bizler bugüne kadar nasıl geldik, ne yaptık, ne vaat ettik, neleri yaptık, neleri yapamadık, bu yeni sistem kendini nasıl anlatacak. Bütün bunların hepsini bu beyanname içerisinde göreceğiz.” diye konuştu.

Burada önemli bir şeyin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şimdi bizim somut, müşahhas yapacaklarımız neler olacak? Burada önemli bir ipucu vereyim çünkü bunu kimseden duymamışsınızdır. Biz, çevreciyiz ve bugüne kadar biz diktiğimiz ağaçlarla, milyarlarca ağaçlarla nam salmış bir iktidarız. Şimdi yeni bir adım daha atacağız, o da şu; bazı illerimizde ‘Millet Bahçeleri’ kuracağız.

Örneğin, Konya’da ‘Konya Stadı’ vardı. Yeni stat yaptığımız için, Konya Stadı’nın yerine bir Millet Bahçesi yapacağız. Aynı şekilde Eskişehir’de eski stadın olduğu yere biz şimdi bir Millet Bahçesi kuracağız.”

“ATATÜRK HAVALİMANI, MİLLET BAHÇESİ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, en büyük müjdenin de İstanbul olduğuna dikkati çekerek, “Belki acele ettim ama söylemem lazım. İnşallah İstanbul’da havalimanının olduğu yere biz ‘Millet Bahçesi’ yapacağız. Atatürk Havalimanı, Millet Bahçesi olacak. 29 Ekim’de İstanbul’daki o dünyanın sayılı havalimanını açıyoruz ama mevcut Atatürk Havalimanı’nı da inşallah dev bir Millet Bahçesi haline getirmek suretiyle, artık şehrin merkezinde istiyoruz ki böyle bir Millet Bahçesi olsun.” dedi.

Şu anda animasyon çalışmalarının devam ettiğini belirten Erdoğan, 29 Ekim’deki açılışla hemen yoğun bir şekilde çalışmaların başlayacağını söyledi.

Erdoğan, aynı şekilde Ankara, Gaziantep ve birçok ildeki eski statları Millet Bahçesi’ne dönüştüreceklerini, yemyeşil ve halkın gidip geleceği yerlerin olmasını istediklerini vurguladı.

İstanbul’da yine ilginç olan yerlerden bir tanesinin de Maslak’ta bir alan olduğuna değinen Erdoğan, “Dev bir alan, orasını da yine buna çevirme, bir dönüşüm yaparak orayı da bir Millet Bahçesine dönüştürelim istiyoruz. Yani halkım bu tür yerlere rahatlıkla çocuklarıyla gitsin gelsin. Bunlara ihtiyaç var. Hep beton, beton, beton…Belediyecilikten de geldik ya bunlar artık bizim işimiz. Bunları da yapacağız.” ifadesini kullandı.

“Kamuoyunda sizin Cumhurbaşkanı olarak çıkacağınız yönünde bir tereddüt olmadığı ancak AK Parti’nin parlamentoda çoğunluğu sağlayamayabileceği iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, bunların sağlıklı haberler olmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bir defa şuna inanıyoruz; Allah’ın izniyle halkım bu noktada gerek şahsımda gerek partimde bize üst düzeyde desteği verecektir.” değerlendirmesini yaptı.

Partisinin kurulduğu ve çalışmalara başladığı günden bugüne kadar girdikleri her seçimi aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Halkım, hiçbir zaman bizi yalnız koymadı. Burada da halkım Cumhurbaşkanlığı görevini ikinci defa şahsıma verirse ben inanıyorum ki güçlü bir parlamentoyla beraber verecektir. Çünkü güçlü bir parlamento olması, güçlü bir Meclis olması demek bizim cumhurbaşkanı olarak vereceğimiz hizmetleri çok daha başarılı bir şekilde vermemiz anlamına da gelir. Onun için de biz ne yaptık? Bir Cumhur İttifakı kurduk. Cumhur İttifakı’nın bir özelliği var ve Cumhur İttifakı’nın içinde MHP var, BBP var. Beraberce bunu oluşturduk. Aynı zamanda bu ittifak ayrılığa değil birliğe, beraberliğe davet eden bir yaklaşım tarzıdır ve burada da azami müşterekleri olan anlayışlar bir araya gelmiştir. Siyah-beyaz gibi değil, birbirine çok yakın, azami müşterekleri olan, asgari müşterekleri olan değil. Bu da tabii diğerlerinden çok farklı. Burada hem millisin hem yerlisin. Milli ve yerli olan anlayışlar burada bir arada. Aksi takdirde zaten uyum olmaz. Şu anda da hamdolsun uyumlu bir şekilde sürece doğru çalışmalarımızı başlatıyoruz. Yarın (bugün) beyanname, hemen arkasından cumartesi günü ya Allah Bismillah Erzurum. Erzurum ile beraber yola. Şöyle Erzurum Kongresi gibi bir heyecan meydana getireceğiz.”

“BİZ KENDİ İŞİMİZE BAKALIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, CHP’nin aday listesiyle ilgili yorumlar anımsatılarak, “Muharrem İnce’nin ekibinin tasfiye edildiği ve özellikle sağ seçmene göz kırpmak için bazı isimlerin aday olarak konulduğu söylendi. Bununla ilgili bir değerlendirme yapacak mısınız?” sorusu da yöneltildi.

Bu soruya karşılık Erdoğan, “Ben, hiç onunla ilgili bir değerlendirme yapmayacağım. Buna hiç gerek yok. Biz kendi işimize bakalım. Onun için de biz kendi ekibimizle beraber yolumuza inşallah koyulacağız. Onların kendi iç meseleleri, onlarla ilgili. Elalemin derdi bizi mi gerdi? Ne gerek var? Biz işimize bakalım.” diye konuştu.

“Kamuoyunda çok konuşulan, ‘Türkiye kutuplaşıyor.’ Ama bugün özellikle muhalefette bir araya gelmeyecek kişilerin bir araya gelmesi sizi şaşırtıyor mu? Sanki Recep Tayyip Erdoğan herkesi bir araya çekiyor gibi bir algı oluşturmuyor mu?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Ne kadar güzel işte. Bir araya gelemeyenler eğer bu fakirin sayesinde bir araya gelebiliyorlarsa demek ki Erdoğan ayrıştırıcı değil, birleştiriciymiş. Bunların hepsi şimdi bir araya geliyorlar. Şimdi ne dediler? İşte böyle, böyle… İşte bağırıp çağıran değil, şu değil, bu değil filan, falan. Buyurun işte biz de meydandayız, diğerleri de meydanda. Ama görüldüğü gibi arada sırada belki nüktelerimiz olabilir ama biz bunlarla hiçbir zaman uğraşmayacağız. Biz ne yapacağız? Nasıl yapacağız? Ne kadar zamanda yapacağız? Bunların peşinde olacağız? Zaman zaman ne yaptık, bunları da tabii söyleyeceğiz. Çünkü hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Yani biz yaptıklarımızı söylemezsek ya zaten bunlar biliniyor. Yok, hafıza-i beşer nisyan ile malul. Unuturlar. Onun için anlatacaksın. Şimdi inanın Yüksek Hızlı Treni (YHT) sorun bilmezler birçoğu. Niye? Binmemiştir. Binmiş olsa belki. YHT ile artık yolculuklar başladı ve her geçen gün yeni yeni illeri birbirine bağlıyoruz. Bundan daha güzel yatırımlar, adımlar olabilir mi?”

“BATININ BİLE ERİŞEMEDİĞİ SAĞLIK SİSTEMİ”

Şehir hastanelerine de değinen Erdoğan, “İnanın birçoğu bu şehir hastanelerini bilmez.” ifadesini kullandı.

İstanbul’da Başakşehir’de dev bir hastane yapıldığını belirten Erdoğan, Sancaktepe’de de inşa edileceğini, onun da ihale hazırlıklarının tamamlandığını aktardı. Erdoğan, “Bilkent, orada şu anda bitti gibi. Bir de Etlik’te yapılan var şu anda. Bunlar yaklaşık 3 bin 500 yatak kapasiteli hastaneler. Bu hastanelerin içine girdiğiniz zaman bir taraftan girip, bir taraftan evelallah çıkıyorsunuz. Öyle sedyeler şunlar, bunlar değil. Gayet güzel bir şekilde modern araçlarla hastane koridorlarında taşınıyorsunuz. Bu artık Batının bile erişemediği sağlık sistemi.” değerlendirmesinde bulundu.

Mersin, Isparta, Yozgat’ta da şehir hastanesi açtıklarını belirten Erdoğan, diğerlerinin de inşasının devam ettiğini söyledi.

Hemen hemen her büyükşehire bir şehir hastanesi yapacaklarını bildiren Erdoğan, bunların çekim alanı oluşturacağını vurguladı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” sözünü anımsatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz sağlıklı nefese devlet-i aliyye-i Osmaniye’ye feda etmeyi göze alan bir ecdadın torunlarıyız ya. Şimdi aynısını biz yapacağız ve yapıyoruz. Projeler de güzel. Bir tane Kayseri’ye açtık, muhteşem. Oradaki hastanede tedavi olan yaşlı amcalar, nineler nasıl dua ediyorlar. Bunlardan tabii para almıyorsun, bir şey almıyorsun. Niye? İşte güçlü devlet bu. Bu güçlü devletin göstergesi olarak halkından aldığını halkına bu şekilde döndüren bir anlayış. İşte biz bunları hamdolsun yaptık, yapmaya devam ediyoruz.”

“BU İMKANI YAKALADIK”

Eğitim alanında yapılanlara da değinen Erdoğan, “Okulları, üniversiteleri evlatlarımızın ayağına götürdük.” dedi. Erdoğan, 75 üniversiteden şu anda yeni açılanlarla beraber sayının 200’ün üzerine çıktığını belirterek, “Öyle bir noktaya geldik. İsterse kendi vilayetinde herhangi bir üniversiteye gidebilir, isterse farklı vilayetlerde gidebilir. Bu imkanı yakaladık.” diye konuştu.

Derslik sayısını da Türkiye genelinde ciddi manada artırdıklarını vurgulayan Erdoğan, bunun eğitimde attıkları adımların ne denli büyük olduğunu gösterdiğini anlattı.

Erdoğan, “Hatırlayın kitap bulamazdık, kitap. Kuyruğa girerdik. Kitap, kırtasiyecide o kitap yok. Ama şimdi biz ilköğretimde, ortaöğretimde kitapları sıraların üzerine okullar açılırken koyuyoruz. Benim sınıfımda 75 kişi vardı. Ama şimdi 30’u aşan sınıf yok, altı var. 25, 20, 18 buralara kadar iniyor. Bu neyi artırıyor? Kaliteyi artırıyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 300 bine yakın öğretmen aldıklarını, öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azalttıklarını kaydetti.

AK Parti’nin seçim beyannamesinde yer alacak vaatlere ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kanal İstanbul, maalesef gecikti. Verilmiş sözümüzdü, gecikti. Kanal İstanbul muhteşem.” diye konuştu.

Kanal İstanbul ile birlikte her iki yanda yeni şehirler kuracaklarını söyleyen Erdoğan, “İstanbul onlarla da ayrı bir güzel olacak. Yeni havalimanının yakın bir mesafesine yaklaşık 10 bin konutluk bir yer kuruyoruz ki oranın personelinin gidiş gelişini zora sokmayalım ve orada da zemin artı 4 konutları yapalım. Oradan icabında bisikletiyle, icabında otomobiliyle hemen 3’üncü Havalimanı’na rahat rahat gitsin gelsin. Şehircilik anlayışı budur, öyle herkesin anlayacağı iş değil bu iş. Öyle kuru kuruya da konuşmakla bu işler olmuyor, icraat, icraat.” ifadelerini kullandı.

“Muhalefetin, ÖTV’yi düşüreceğiz, asgari ücreti artıracağız, benzin fiyatlarını düşüreceğiz.” yönündeki vaatlerini gerçekçi buluyor musunuz?” sorusuna yanıt veren Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

“Benim ayaklarım yere basıyor, sağlamdayım. Ayaklar yere basmadan bu iş olmaz. Kaç tane ağaç diktin diye sormak lazım. ÖTV’yi kaldıracaksın, neyi kaldırıyorsun? Onun yerine neyi koyacaksın? Böyle saçmalık olur mu? Dünyada vergisi olmayan bir devlet mi var? KDV’si olmayan bir devlet mi var? Bunu azaltırsın, o ayrı mesele ama ‘Kaldıracağım’ dediğin zaman şu anda tabii sırtında küfe yok, atıyorsun. Yerine koyacağını söyle. Benim vatandaşım bunlardan iyi bu hesabı biliyor. Böyle bir şey olur mu olmaz mı? Kaldı ki onun geçmişindeki zihniyet böyle bir şey yapamadı, o nasıl yapacak? Onların önündeki o büyükleri, CHP’nin o eski temsilcileri bize karneyle ekmek veriyorlardı. Bize sana yağını, gaz yağını karnede mühürlerle veriyorlardı. Kim bu? Eski CHP. Kime yutturacaklar bunu? ‘Ben o değilim’. İster ol, ister olma ama sizin cemaziyelevveliniz bu. Şimdi nasıl olsa sırtınızda küfe yok, kurusıkı at. Önce ispatı vücut etmeden bu işler olmaz.”

“GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ HEM İNŞA HEM DE İHYA EDECEĞİZ”

Seçimin ikinci tura kalacağına ilişkin öngörüler olduğu hatırlatılarak “Muhalefetin, planlarını ikinci tura göre planladığı dile getiriliyor. Sizin önünüze anketler geliyordur, bizimle bu noktada paylaşabileceğiniz var mı?” sorusu üzerine Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde yüzde 52 oranla ilk turda seçildiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kendisini 10 Ağustos seçimlerinden tanıdığını söyleyerek, “O günden bugüne de yapılanları biliyor. Ben inanıyorum ki benim milletim bu evladına, yanıltmadığı için yine sahip çıkacaktır. Çünkü bu defa yeni bir sistemle geleceğin Türkiye’sini çok daha farklı bir şekilde hem inşa hem de ihya edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Seçimlere ilişkin son yapılan anketler hatırlatılarak, “Son rakamlar ne diyor?” sorusuna ise Erdoğan, “Durmak yok, yola devam diyor.” karşılığını verdi.

ENERJİ ALANINA İLİŞKİN PROJELER

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının giderilmesiyle ilgili çalışmalar anımsatılarak, “Yeni dönemde bu tür projeler de hız kazanacak mı?” sorusu yöneltilen Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hakkari’de yeni sondaj kuyularının açılması, sadece o değil, bu basiti, şu anda mesela bizim nükleer enerjiyle ilgili Mersin Akkuyu adımı var. Şu anda yoğun şekilde Mersin Akkuyu çalışılıyor. Bununla birlikte hemen arkasından yeni Akkuyu adımlarını atacağız ama bir diğer olay, biz şimdi temiz enerjiyi kovalıyoruz. TANAP’la temiz enerji, yenilenebilir enerji, bunun peşindeyiz. Bir diğer adım, aynı şekilde rüzgar enerjisinde çok iyi noktadayız. Gayet güzel gelişmeler var. Bir diğer adım, güneş enerjisinde yani bin megavatlık çok ciddi bir adımı Konya’da attık. O başlıyor.”

Yenilenebilir enerjinin kirliliği davet etmediğini, tam aksine tertemiz bir enerji olarak öne çıktığını dile getiren Erdoğan, bu gelişmelerin Türkiye’nin geleceğe yönelik gücünü artırdığını vurguladı.

ÇİN VE JAPONYA İLE YENİ PROJELER

Enerji alanına ilişkin Çin ve Japonya ile görüşmeler olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkelerle 2’nci ve 3’üncü paket nükleer enerji çalışmaları yapılacağını, görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bir süre önce Çin ziyaretinde gerçekleştirdiği görüşmeleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“O görüşmelerin neticelerini de peyderpey alıyoruz, alacağız. Bizim devamlılığımızın önemi biraz da buradan geliyor. Çünkü uluslararası bir marjınız var. Bu noktadaki uluslararası o marj, o güç sizi kabullenmiş. Kabullendiği için de sizinle öyle bir anlaşmalara giriyor ki. Mesela ‘BOT (yap-işlet-devret) sistemiyle ben sizle girerim bu işe’. Niye giriyor? İnandığı, güvendiği için giriyor. İnanmadığı, güvenmediği bir ülkeyle Rusya, Çin, Japonya böyle bir işe girer mi? Biz bu güveni onlara vermişiz. Bu güveni verdiğimiz için onlar bizimle bu işe giriyor. Her şey cebinizdeki parayla olmuyor, karşı tarafa vereceğiniz güvenle de oluyor.”

Göreve geldiklerinde bütçeyi çeşitlendirdiklerini, bunun için bugünlere başarılı şekilde geldiklerini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi diyelim ki 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nü yapıyoruz. 18 Mart Çanakkale Köprüsü de yine aynı sistemle yapılıyor. İnşallah 2023’e, belki 2022’ye de çekeceğiz onu. Orasını da bitireceğiz. Orada da Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlıyoruz. Başlanmamış değil, bunlar başlanmış projeler. Bunları bu şekilde yürütüyoruz. Çünkü biz yapamayacağımızı vadetmedik, hep yaptıklarımızı konuşuyoruz. Yine aynı şekilde yaptıklarımızı konuşacağız. Er veya geç bunları bitireceğiz.” ifadelerini kullandı.

“BİZ VATANIMIZI, ÜLKEMİZİ, HALKIMIZI SEVİYORUZ”

Erdoğan, Adıyaman’da Nisibbi Köprüsü’nü yaptıklarını hatırlatarak, “Bunların oralara eli ayağı ulaşamaz ama biz ulaştık. O dev barajın üzerine o köprüyü yaptık. Niye? Biz vatanımızı, ülkemizi, halkımızı seviyoruz yani gel, İstanbul Boğazı’na yap da Adıyaman’ı unut. Bizim kitabımızda böyle bir şey yok. Oraya da gideceksin, oraya da yapacaksın.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Van Depremi’nin ardından kentte neredeyse çatısı olmayan bırakmadıklarını, 20 bini aşkın konut yaptıklarını anlattı.

Yetkililerin, Van’da deprem sonrasında gece gündüz yoğun şekilde çalıştıklarını ve yaraları sardılarını söyleyen Erdoğan, “Ama ben bir de Sakarya Depremi’ni, Düzce Depremi’ni hatırlıyorum. Devlet ortada yoktu. Ben o zaman cezaevinden yeni çıkmıştım, şöyle gidip bir dolaşayım oraları dedim, ara da bulasın ama şimdi öyle bir şey yok. Anında, Simav’da deprem biz oradayız ve bambaşka bir Simav var. Aklınıza neresi gelirse…” değerlendirmesini yaptı.

BALKANLAR ZİYARETİ ÖNCESİNDEKİ SUİKAST İHBARI

Recep Tayyip Erdoğan, Balkanlar ziyareti öncesindeki suikast iddiaları hatırlatılarak, “Bu mevzunun arkasında terör örgütleri mi yoksa daha büyük organizasyonlar mı düşünmemiz gerekiyor?” sorusu üzerine şunları ifade etti:

“Biz bunlara alışığız. Bu, ilk aldığımız suikast ihbarı değil. Bundan önce de yine birçok yerlerle ilgili bu tür ihbarlar hep bize gelmiştir, gelir. Biz de tabii böyle bir ihbar olduğu zaman ihbar geldi, burayı iptal et, yok. Biz bir defa kader planına inanmışız, dolayısıyla verdiler, ‘Gitmezseniz iyi olur’ falan filan yok, gideceğiz dedim. Avrupa’nın dört bir yanından binler oraya gelecek, ben gitmezsem olmaz. ‘Bir arkadaş…’ Yok, gitmem lazım. Sağ olsun Cumhurbaşkanıyla da görüşmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, gittik. Böyle ufak tefek bazı çatlaklar olabilir o ayrı mesele ama muhteşem bir ilgi, alaka.

Sadece salonun içini konuşmuyorum, tabii salonun dışında da Bosna Hersek o gün bambaşka bir hareket yaşadı. Cumhurbaşkanı Sayın Bakir İzetbegovic, ‘Bugün otellerimizin tamamı full dolu’. Saraybosna’nın dışındaki otellere de akın etmişler. Gideceğiz, kader, gereği neyse bu olacak. Nitekim sağ olsun Sayın Bakir İzzetbegovic, muhteşem bir konuşma yaptı. Biz konuşmamızı yaptık ve orada yaklaşık verilen rakamla 12 bin kişi salonda vardı. Yine gerek o çarşıdan geçerken ilgi, alaka, teveccüh falan hepsi bir başkaydı. Bunlar tabii hakikaten bizleri duygulandırıyor, gururlandırıyor. Bilge insan Aliya İzetbegovic’in kabrine giderken yine oralardaki ilgi, alaka hepsi Allah rahmet etsin bambaşkaydı. Yine bunlarla beraber hakikaten güzel bir gün orada geçirdik.”

İngiltere ziyaretinde savunma sanayisine ilişkin yapılan görüşmelerin sorulması üzerine Erdoğan, bu konuda İngilizlerle ayrı bir ilişki ağı oluşturduklarını belirtti.

Türkiye’nin bu alanda ciddi bir sıçramada olduğunu ifade eden Erdoğan, İtalyanlarla yaptıkları “Atak” helikopterlerinden şu ana kadar 30 adet ürettiklerini, büyük bir açığı kapattıklarını, bu helikopterlerin muhteşem bir vurucu gücünün olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, Atak helikopterlerinin üretimini daha da artırma noktasında adım attıklarını, bunu başardıkları takdirde üçüncü pazarlara bunu satma imkanının doğacağını, bunun çalışmalarının yürüttüklerini aktardı.

Altay tanklarıyla ilgili çalışmaların da devam ettiğini ancak tam bir seri üretime henüz girildiğini söyleyemeceğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“600 civarında leopar tankı almıştık. Onların onarım ve bakımlarını burada kendi tesislerimizde yapabiliyoruz. Bunların yanında en önemlisi şu iç terör olayında insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) büyük işimizi gördü. İHA’lar ile koordinatlar belirleniyor, F-15 ve F-16 ile oraları vuruyorlar. Aynı şekilde SİHA hem görüyor hem vuruyor. Acayip bir şey onlar. İsrail, Amerika bize bunu vermedi. İsrail bize 10 tane verdi. Ondan sonra tamiri, bakımı bilmem neyi bize can çekiştirdiler. Şimdi o dertten kurtulduk. Her an kendi ülkemizde özel sektör üretiyor, ihtiyacımız neyse bunu da bize süratle yetiştirmeye çalışıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle kendi piyade tüfeklerini yaptıklarını, İngiltere ile savaş uçakları konusunda anlaşmaya vardıklarını, Savunma Sanayii Müsteşarlığının bu konuda muhataplarıyla görüşmelerde bulunduğunu kaydetti.

“ROLLS-ROYCE OLAYINDA MUTABIK KALIRSAK…”

İngilizlerin savunma sanayisinde attıkları adımlarda Türkiye’yi ortak olarak kabullendiklerine dikkati çeken Erdoğan, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Bizim onlara tek şartımız şu: Biz sizlerle bunu yaparız, yaparız ama birilerine bağımlı olursanız bu mümkün değil. Biz birbirimize bağımlı olursak bunlarda varız. Mesela şimdi Rolls-Royce… Bu konuda özel sektör firması ile görüşmeler, anlaşmalar var. Rolls-Royce olayında mutabık kalırsak onlarla yapacağımız çok iş var. Temenni ediyorum ki sonu da iyi olacak. Bu konuda hakikaten çeşitlendirme çok iyi geliyor. Bu çeşitlendirmeyle beraber de şu anda iç terör mücadelesinde ve Kuzey Suriye’deki olaylarda güçlüyüz. Artık biz zırhlı taşıyıcılarımızı çeşitlendirdik ve yoğun bir üretimimiz var. Birkaç firma üretiyor. Bunlar 14-15 kişi alıyor. Bunlarda, eğer kemerlerini bağlamışlarsa bugüne kadar zayiat olayı yaşamadık. Bunlar güzel gelişmeler, sonu da güzel olacak.”

FETÖ ELEBAŞININ İADESİ

Erdoğan, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’den usulüne uygun istenmediği iddiasına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Pek girmek istemiyorum ama bu konuda Sayın Muharrem Bey, Adalet Bakanlığına veya Milli İstihbarata bu işin ispatını yapması lazım. Ben, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, onu davet ediyorum. Dürüstsen, samimiysen ya MİT’e sana Amerika’dan bunu kim söylemiş veya Adalet Bakanlığına bunu belgesiyle vermen lazım. Bunu vermesi lazım ki MİT’e cevap hakkı doğsun. İlerisini söylemiyorum, konuyu biliyorum çünkü. Ben kendisini ispata davet ediyorum. Milli İstihbarata bunu açıklasın. ABD’den hangi yetkili böyle bir konuda bunu aramış da buna ‘Böyle bir şey yok, bunlar gazete kupürü’ falan demiş?”

“MACRON İLE TELEFON GÖRÜŞMEMİZ OLACAK”

Erdoğan, ABD ile ilişkiler ve Fransız askerlerinin Menbiç’te görülmesine ilişkin soru üzerine, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisinden görüşme talebinde bulunduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün yarın bir telefon görüşmemiz olacak. ABD ile bu tür şeyler zaman zaman hep olur ama şimdi seçim yoğunluğu olduğu için telefon diplomasisi kesilmiş olabilir ama anında görüşme yapma imkanları olabilir.” ifadelerini kullandı.

ABD’NİN BÜYÜKELÇİLİĞİNİ KUDÜS’E TAŞIMASI

Erdoğan, ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

“Amerika ile İsrail’in almış olduğu bu karar kıymeti harbiyesi olmayan bir karardır. Amerika bir defa itibarını tamamen adeta sıfırlamıştır. Nitekim Birleşmiş Milletlerde (BM) bizim Yemen ile attığımız adımda yapılan oylama neticesinde 128 ülke ‘hayır’, 9 tane adını sanını duymadığım, zaten ikisi ABD ve İsrail, diğerleri de kasaba devleti gibi bir şey, onların yanında yer aldı. Demek ki dünyada bunların kabulü yok. ‘Benim param, gücüm var.’ Dolayısıyla bu parayla ve güçle ‘Ben sizi sindiririm, dediğimi de yaptırırım.’ Yok arkadaş yaptıramazsın. Yaptıramadın, kimse de seni dinlemedi. Burada, gelmişin büyükelçiliğini oraya taşımışsın. Ne olacak taşısan? Bir defa Filistin’in başkenti Kudüs’tür. Bunu artık herkes biliyor. Bu konuda tereddüt söz konusu değil. Sen kabul edersin etmezsin ama gönüllerde Filistin’in başkenti Kudüs’tür.”

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) İstanbul’daki olağanüstü zirvesini büyük bir katılımla yaptıklarını, burada önemli kararlar aldıklarını vurguladı.

Dışişleri Bakanlarının bu konunun üzerine gideceklerini, alınan kararları takip edeceklerini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“30 maddelik karar listesini kabul ettik ama bu karar listesinin içinde işgalci İsrail devletine ve illegal yerleşimlere yönelik ekonomik yaptırımların uygulanması bulunuyor. Kudüsü Şerif’in İsrail tarafından ilhakını tanıyan ABD’nin kararını izleyen ülke, makam, parlamento, şirket ve bireylere ekonomik kısıtlamalar uygulayacağız. Aynı şekilde Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin piyasaya girmesine mani olmak gerekiyor. İllegal yerleşimlerin daimi kılınmasında dahli bulunan veya bundan yarar sağlayan birey ve oluşumlara karşı da önlem alacağız. Ekonomik yaptırımlar konusunda hangi somut adımların atılacağı noktasında İİT Genel Sekreterliğini görevlendirdik. Genel Sekreterlik uygun tedbirler noktasında tavsiyeler hazırlayacak, biz de üye ülkeler olarak tavsiyeleri uygulamaya koyacağız. Özet olarak, alınan kararlarımız bunlar oldu. Hatta çok daha önemlisi Filistin’de BM’nin oraya bir güç yerleştirmesi. Bu da çok önemli. Tıpkı Somali ve Kosova’da olduğu gibi burada da böyle bir gücün oluşturulması. Biz buna Uluslararası Birleşmiş Milletler Barış Gücü diyoruz. Bir barış gücünün orada kurulması çağrısını yaptık.”

Seçim güvenliğine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimle ilgili olarak İçişleri Bakanlığımız A’dan Z’ye her türlü tedbiri almış vaziyette. Bu konuda Yüksek Seçim Kuruluyla koordineli bir çalışmaları da var.” yanıtını verdi.

Erdoğan, yasal olarak yapılması gerekenlerin hepsinin masada olduğuna işaret ederek, “Şu andan itibaren de bölgede atılacak olan bir emniyet güvenliğine yönelik adımlar var bir de bunun dışında atılması gerekenler var. Nedir bu? Mesela buralardaki il seçim kurullarındaki müdürler, ilçelerdeki müdürler, bu konularda geçmişte maalesef çok çirkin diyebileceğim personel atamaları vardı, onlarla ilgili de gerekli çalışmalar yapılmış durumda. Bütün bunlarla beraber bir defa biz o endişeyi bu seçimde yaşamayacağımıza inanıyorum. Bu işin seçim güvenliği noktasındaki en önemli adımı.” şeklinde konuştu.

Partilerin de kendilerini tedbirlerini almada çok daha rahat hissettiğine işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, “Örneğin biz partimiz olarak bütün sandıklarda hakimiyeti tesis etme noktasında bugüne kadar olandan çok daha güçlü bir konumdayız.” diye konuştu.

Konuya ilişkin partililere “Sandık hakimiyetini tesis edeceksiniz, kuracaksınız” dediklerini belirten Erdoğan, “Sandık güvenliğinde eskiden bir 100 metre olayı vardı. Şimdi bu 100 metre olayı kalktı. Oradaki sandık görevlilerinden biri dahi haberdar etse, gelip oraya oradaki güvenlik güçleri hemen müdahale edebilecek. Bunlar işi rahatlatan şeyler.” ifadelerini kullandı.

Aday profiline ilişkin bir soru üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, 126 kadın adaylarının bulunduğunu ve adayların yaş ortalamasının 44 olduğunu bildirdi.

Erdoğan, 25 yaş altında 57, 26’ncı dönem milletvekillerinden 167 ve 8 engelli adaylarının bulunduğunu belirterek, Kocaeli’de 11’inci sıradan AK Parti milletvekili adayı olan Elif Nur Bayram’ın da 2000 doğumlu olduğunu dile getirdi.

Genç adaylara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Recep Tayyip Erdoğan, eski dönemde seçilme yaşının 30, seçme yaşının 18 olduğunu hatırlattı.

Zor olanın seçmek olduğunu ifade eden Erdoğan, adayların alt ve üst komisyonlardan elenerek geçtiğini ve 7 bin 400 civarındaki aday adayının bu şekilde 600’e geldiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçme ve seçilme yaşı 18 oldu, bu önemli bir gelişme. Bu bir şey daha bize kazandırıyor, yani seçme ve seçilme 18 olunca Türkiye’nin parlamentosunda bir dinamizm hakim kılacak. Bu demek değilki parlamento 18 yaşındakilerle dolacak veya 25 yaş altı ile dolacak, hayır, o sürece girenler bir defa artık orada çok ciddi bir deneyimi kazanmaya başlayacaklar. Bu seçimde olmaz da bir dahaki seçimde olur ama bütün mesele o sürecin içerisine girmek.” ifadelerini kullandı.

AK Parti’de gençlik kollarının, kadın kollarının ve ana kademenin çok dinamik olduğunu söyleyen Erdoğan, “İnşallah bundan sonraki süreçte bu bakımdan çok daha farklı, çok daha dinamik ekiplerle de yola devam edeceğiz.” dedi.

Doğu illerindeki seçim çalışmalarına yönelik bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bugün sondaj kuyusu açılışı için Hakkari’ye gittiğini, oradan da Şırnak’a geçtiğini anımsattı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin de önceki haftalarda bölgeye gittiğini anımsatan Erdoğan, “Biz o bölgelere yabancı değiliz, sürekli dolaşıyoruz. Aynı şekilde diğer milletvekili arkadaşlarımız dolaşıyor. Ben de şimdi Doğu Anadolu’da yani Erzurum’dan cumartesi günü Genel Başkan olarak başlıyorum ve arkadaşlarımızın hepsinin şu anda planlamaları yapıldı, hepsi Güneydoğu, Doğu farketmez, Doğu Karadeniz, hepsini dolaşacağız, hallaç pamuğu gibi oraları inşallah atacağız. Biz bugüne kadar hiç oralara yabancı olmadık, bundan sonra da olmayacağız.” diye konuştu.

Terör operasyonlarına ilişkin bir soru üzerine ise Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Afrin’de biliyorsunuz 4 bin 500’ü falan buldu oradaki teröristlerden etkisiz hale getirilenler. Cerablus, o bölgede biliyorsunuz 3 bin DEAŞ’lıyı derdest ettik. Kuzey Irak ayrıca devam ediyor. Oralarda da şu anda 350-400 civarında Kuzey Irak’ta. İçeride yine aynı şekilde teröristlerden etkisiz hale getirilenler şu 2 gün içerisinde 15-20 kişi var. Bayağı yoğun bir şekilde devam ediyor, devam edecek, durmak yok yola devam.”

Erdoğan, “Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?” denilmesi üzerine ise “Biz 81 milyon milletimizi ayırt etmeksizin seviyoruz. Şu Rabiayı unutmasınlar; ‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Milletimizi seviyoruz.” karşılığını verdi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” için yorumlar kapalı 244675

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’nda yaptığı konuşmada, “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle bu programda olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile ekibine ve programa katkı veren herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin ve tüm dünya kadınlarının ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, 8 Mart’ın barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum. Bu anlamlı gün münasebetiyle Filistin ve Gazze’nin yüreği yaralı kadınları başta olmak üzere gönül coğrafyamızın dört bir yanındaki onurlu ve kahraman kadınlara en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Buradan dünyanın tüm emekçi kadınlarını, mazlum kadınlarını, mağdur kadınlarını yürekten selamlıyorum. Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan ülkemizin tüm yiğit kadınlarını rahmetle yâd ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin her biri birer metanet abidesi olan anne ve babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar dilediğini ifade etti.

Ülkedeki 81 vilayetin tamamında 922 ilçenin her birinde anne, eş, kardeş ve evlat olarak hayata anlam katan kadınlara özellikle şükranlarını sunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine 8 Mart vesilesiyle vatana, millete, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan, elleri öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi ifade ediyorum. Kendi merhum anneciğim başta olmak üzere vefat eden annelerin hepsine Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı, hayırlı ömürler niyaz ediyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da 8 Mart Kadınlar Günü’nü gönülden tebrik ediyor, bu anlamlı günün tüm kadınlar için hayırlı olmasını, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“YILIN KALAN 364 GÜNÜ DE KADINLARIN GÜNÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 gün sonra seçimin gerçekleştirileceğini, sandıklara gidileceğini, belediye başkanlığından meclis üyeliklerine ve muhtarlıklara kadar her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini gördüklerini belirtti.

Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklemiş, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürümüş biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanan tüm kadın belediye başkan adaylarını, meclis üyesi adaylarını, muhtar adaylarını selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil, yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda, 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegâne husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımızı, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart’ı aracı kılarak, devletin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçirdiklerini, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit ederlerse onu gidermeye çalıştıklarını söyledi.

Kendilerini bugüne kadar asla sloganlara hapsetmediklerini, kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülke, millet ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinden koştuklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla kadınlarla buluşmalarında şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, stratejik belgeleri açıkladıklarını belirtti.

“AMACIMIZ SIRASIYLA KADINI, AİLEYİ VE ÜLKEMİZİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkânlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını vurgulayarak, destek mekanizmalarıyla reform paketleriyle yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.

Bunun en son örneğinin, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan Strateji Belgemiz, 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanı’mızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açtıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim; biliyorsunuz bizim inancımızda ve kültürümüzde aile toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hazreti Adem aleyhissalatü vesselam ve Hazreti Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hazreti Adem ve Hazreti Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır.”

“GÜÇLÜ AİLE SADECE MİLLET VE DEVLET OLARAK BEKAMIZIN DEĞİL, AYNI ZAMANDA GELECEĞİMİZİN DE GARANTİSİDİR”

Ailenin, bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile kavramıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan, güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hâl böyleyken aile ile kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı âdeta savaş ilan etmiş durumdalar. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki Bakanlığımızın adında yer alan ‘aile’ kavramından bile rahatsız oluyorlar. Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız, ‘Kadın haklarını savunuyoruz’ derler. Fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasbedilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan ‘cinsiyetsizleştirme politikaları’na karşı tek bir cümle kurmazlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde, kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani, söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar” dedi.

“TÜRKİYE OLARAK KENDİ DURUŞUMUZU SERGİLİYOR, MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA YÜRÜTÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bahsettiği ikircikli tablonun sadece Türkiye için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerli olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Soruyorum sizlere, dünyada ‘kadın hakları’ diye ortalığı ayağa kaldıranların, 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen, çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği (AB) kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki, Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların, bu katliamları görmezden gelenlerin tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir” diye ekledi.

Türkiye olarak diplomatik girişimlerle yardımlarla kamuoyu oluşturma çabalarıyla kendi duruşlarını sergilediklerini, mücadelelerini kararlılıkla yürüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz onlar gibi riyakâr değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ TARİHİNİN EN AYDINLIK, EN ÖZGÜRLÜKÇÜ HER AÇIDAN EN GÜÇLÜ GÜNLERİNE BİRLİKTE KAVUŞTURDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim inancımız cenneti anaların ayakları altına sermiştir. Millet olarak tarihimiz, kadınların başarıları ve fedakârlıklarıyla örülmüştür Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakârlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkâr edebiliriz?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.

Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkânlarla sizlere destek olduk.”

“PEK ÇOK ALANDA TARİHÎ NİTELİKTE ADIMLAR ATTIK”

Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı hâline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikâyete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihî nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik.”

“SİYASİ HAYATIMIZIN HİÇBİR SAFHASINDA KİMSENİN HAYAT TARZINA KARIŞMADIK”

Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık” diye konuştu.

Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.

“Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” “Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” için yorumlar kapalı 120794

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya mitinginde yaptığı konuşmada, “Ülkemiz; Gezi olaylarından beri süren, 15 Temmuz’la daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Hamdolsun, önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” dedi.

Kütahya mitinginde vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya’nın, Anadolu’nun beylerbeyi olduğunu belirterek, kentin bugün de millî iradeye olan bağlılığıyla Türkiye’nin beylerbeyliğini hak ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen mayıs ayındaki seçim sonuçları için Kütahyalılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gençler, Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde verdiğiniz yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında şahsıma verdiğiniz yüzde 70 oranındaki destek için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Şimdi 31 Mart’ta da aynı oyları vermeye hazır mıyız? Maşallah barekallah. Rabbim tüm Kütahyalı kardeşlerimden razı olsun. Mevla şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı daim eylesin. Şimdi de sizlerden Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için, gerçek belediyecilik için destek istiyoruz. Hanımlar, bu konuda en çok size güveniyorum. Her zaman ne diyorum, kale içeriden fethedilir. Yani kaleyi sizler düşüreceksiniz. Şayet hanımlar çok iyi çalışırsa bu iş olur. Biz, kadının iradesinin üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk tanımıyoruz. Öyleyse buradan, bu meydandan gerçek belediyecilik için söz veriyor musunuz? Gençler, hanımları duyuyorsunuz değil mi? Sizin de onlardan aşağı kalmamanız lazım.”

“ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNE, İSTİKRARINA GÖZ DİKENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adayları Cumhur İttifakı olarak ortak göstermediklerini hatırlatarak, “Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hayırda yarış olarak gördüğümüz bu centilmence rekabetin şehrimiz için en güzel şekilde neticelenmesini diliyorum” dedi.

Hangi partiye mensup olursa olsun Türkiye’nin her bireyinin, her Kütahyalının gönüllerinde ayrı bir yerinin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Seçimler gelir geçer ama muhabbet baki kalır. Şu hasbilik gök kubbedeki bir hoş seda misali hep devam eder. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Ülkemizin güvenliğine, istikrarına, kazanımlarına, hedeflerine göz dikenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Bu millet, tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütlerine dayayanlara, onlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek, hükûmette ve belediyede iktidar hülyalarına kapılanları rüyalarından uyandırmaya var mıyız? Bunu yapacağınıza ben inanıyorum.”

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONU ETRAFINDA KENETLENİP YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyetten aldığı rakamlara göre mitinge 35 bin kişinin katıldığını aktararak, “Tabii sandıklara da bunun yansıması lazım. Kütahya’da hamdolsun böyle bir sıkıntımız inşallah yok” diye konuştu.

Şehirlerin bir kısmında yapılan kirli ittifakları takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Kiminde listeler geç veriliyor. Aday isimleri sabahtan akşama sürekli değişiyor. Milletimiz de engin ferasetiyle kapalı kapılar ardında çevrilen dolapları, yapılan pazarlıkları, sahnelenen alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Bugüne kadar olduğu gibi 31 Mart’ta da milletimizle omuz omuza verip, meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız. Türkiye Yüzyılı vizyonu etrafında kenetlenip yolumuza devam edeceğiz. Ben hanımlara güveniyorum. Bu yolculukta Kütahya’nın da desteğini yanımızda göreceğimize yürekten inanıyorum.”

“Şimdi buradan, Millî Mücadele zaferinin ilk işaret fişeğinin atıldığı Kütahya’dan öyle bir ses verin ki, duymayan kalmasın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Kütahya’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” dedi.

Türkiye’nin Gezi olaylarından beri süren 15 Temmuz’da daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen, bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz. Millî birliğimize yönelik saldırıları bertaraf ederken yeri geldi darbecilere karşı canımız pahasına direndik yeri geldi sınırlarımıza dayanan teröristlerle boğuştuk. Cudi Dağı’nda onları mağaralara gömdük. Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, Gabar’da gömdük ve Türkiye’de kendilerine yer bulamadılar” diye konuştu.

Hayat pahalılığıyla da mücadele edildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en çok etkilenen kesimlerin başında emeklilerin bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar emekli maaşlarını bizden önceki dönemlerle kıyas edilemeyecek seviyelere çıkarmış olsak da gönlümüz vatandaşlarımızın hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürmesini istiyor” ifadesini kullandı.

“HARCADIĞIMIZ HER KURUŞU, DEVLETİ VE MİLLETİYLE BİRLİKTE ÇALIŞIP KAZANMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Ekonominin diğer boyutlarının ötesinde hesap kitap işi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin gelirleri ve giderleri arasındaki denge tutturulamazsa tıpkı 1970’lerde ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal ve ekonomik çalkantıların pençesine düşülmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kimi ülkelerin sahip olduğu gibi karşılıksız elde ettiği gelir kaynaklarına sahip olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. Mesela yaklaşık 11 trilyon lira giderle bağladığımız 2024 bütçemizi ele alalım. Bunun 1 trilyon liradan fazlasını deprem harcamalarına ayırdık. Devletin tüm çalışanları için yaklaşık 3 trilyon lira personel gideri var. Yatırımlar için 1,6 trilyon liraya yakın bir kaynak kullanılacak. Emekli maaşları için ayrılan miktar yaklaşık 3 trilyon liraya yakın, eğitim için 1,6 trilyon lira, sağlık için 1,6 trilyon lira, sosyal yardımlar için 500 milyar lira, mahallî idareler için 860 milyar lira tahsis edildi. Diğer kalemleri söylemiyorum bile.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Peki, emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan kazançtan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz.

Şimdi birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız bizim ülkemizde hâlihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. Mevcut maaşların tutarından söz etmiyorum. Sadece 7 bin lira veya 10 bin lira olarak ifade edilen ek artışın maliyetini anlatıyorum. Yani 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa, tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz. Burada konuştuğumuz emeklilerimizin mevcut maaşlarının maliyeti değil yapılması istenen ilave artışların tutarıdır.”

“YAPTIĞIMIZ HER İŞİN HESABINI 85 MİLYONUN TAMAMINA VERMEKLE MÜKELLEFİZ”

Seyyanen artışların emekli maaşları arasında yol açtığı adaletsizliğin farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sırtında yumurta küfesi taşımayanların istedikleri gibi atıp tutabileceğini, sorumluluk makamında olmayanların her aklına eseni söyleyebildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama milletin ülkeyi ve devleti yönetme görevini verdiği bizim için böyle bir durum asla söz konusu değil. Biz yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz. Biz attığımız her adımı en ince detayına kadar hesaplamak zorundayız.” dedi.

Küresel ekonomik krizin dünyanın her yerinde çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere büyük kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açtığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de kendi şartları çerçevesinde bu dalgadan etkilendiğini söyledi.

Tüm bunların üstüne geçen sene “asrın felaketi” olan çok büyük bir deprem yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 6 Şubat depremlerinin ekonomiye maliyetinin 104 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yılsonundan itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyüttükçe ortaya çıkan kazançtan her kesimden insanımız gibi emeklilerimiz de istifade edecek. Siz oturdukları yerden atıp tutanlara bakmayın. Onlar sadece istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Onların ne ülke ne millet ne de emeklilerimiz umurlarında. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Milletimizden sabır ve metanet istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 21 yılının önceki dönemlerinden çok iyi olduğunu, yarınların da bugünden daha iyi olacağını belirtti.

İnsanları, karamsarlık bataklığına sürüklemek isteyenlerin tek derdinin buradan bir kaos çıkartıp ülkeyi kendilerine mecbur etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi partilerini öyle yönetiyor olabilirler ama bu millet kendi geleceği konusunda onların sinsi oyunlarına eyvallah etmez. Ne diyor üstat? ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’ Allah’ın izniyle bu tekerleği tümsekte bırakmayarak Türkiye Yüzyılı bayrağını, kör dünyanın tepesine biz dikeceğiz” diye konuştu.

KÜTAHYA’YA 101 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük ispatının şehirlere yaptıkları yatırımlar olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda son 21 yılda Kütahya’ya 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde 2 bin 900 yeni derslik inşa ettiklerini, şehre ikinci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesi’ni kurduklarını dile getirdi.

Gençlik ve sporda yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e çıkardıklarına, 61 spor tesisi inşa ettiklerine, Kütahya’ya kendine yakışacak bir stadyum kazandırmak için çalışmalara başladıklarına değinen Erdoğan, sosyal yardımlarda Kütahyalı ihtiyaç sahiplerine 2,6 milyar lira tutarında kaynak aktardıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta 320 yataklı Evliya Çelebi Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda 1050 yataklı 11 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi inşa ettiklerini aktardı.

Toplam 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanesinin inşasında sona geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, son teknik testlerini de tamamladıktan sonra hastaneyi vatandaşın hizmetine sunacaklarını bildirdi.

Şehrin ihtiyacına göre önümüzdeki dönemde 800 yataklı bir eğitim araştırma hastanesini de gündeme alabileceklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ayrıca, Domaniç Entegre İlçe Hastanemizin inşası başta olmak üzere beş sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. Kütahya’da TOKİ kanalıyla 12 bin 802 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 1521 konutun yapımı sürüyor. Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz. Şehrimizdeki altı millet bahçesi projesinden üçünü tamamlayıp hizmete sunduk, diğerleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada, Kütahya’da 24 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 359 kilometreye çıkardık. Abide-Simav yolunun ilk 15 kilometrelik kısmını tamamladık, kalanıyla ilgili hazırlıklara devam ediyoruz. Abide-Pazarlar ve Emet-Simav yolları ile Germiyan ve Zafertepe kavşaklarını bu sene bitiriyoruz.”

DOĞAL GAZ YATIRIMLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çavdarhisar-Abide, Dursunbey-Tavşanlı, Hisarcık-Gediz yollarını önümüzdeki sene tamamlayacaklarını, şehrin hem Eskişehir, Afyonkarahisar çıkışlarında trafiği rahatlatacak hem de organize sanayi bölgeleri arasındaki ulaşımı kolaylaştıracak bir yol projesini hayata geçireceklerini söyledi.

Ayrıca mevcut projenin yerine şehrin daha yakınından geçecek bir çevre yolu projesi üzerinde de çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kütahya il sınırları içindeki bütün demir yollarını yeniledik. Eskişehir-Kütahya-Balıkesir hattını elektrikli, sinyalli hâle getirip modernize ettik. Eskişehir-Antalya Hızlı Tren Hattı hayata geçtiğinde inşallah duraklarından biri de Kütahya olacak. Kütahya’ya 21 baraj ve sekiz gölet inşa ettik. Beş baraj ile bir gölet daha inşa ediyoruz. Son 21 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Kütahya’da, 168 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 21 sulama tesisimiz ile toplam 204 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. İnşa ettiğimiz 118 adet taşkın koruma tesisiyle, Kütahya şehir merkezi ile 144 yerleşim yeri ve 11 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduk. Sekiz adet dere ıslahının inşası sürüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahyalı çiftçilere yaklaşık 16 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdiklerini ifade etti.

Kütahya’da altı yeni organize sanayi bölgesi, bir teknopark, dokuz araştırma geliştirme merkezi kurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Biraz sonra açılışını yapacağımız seramik fabrikasıyla Kütahya’nın bu alandaki marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyoruz. İstihdamı desteklemek için Kütahya’daki işverenlere toplam 3 milyar lirayı aşan prim teşviki verdik. Enerjide, Kütahya, Çavdarhisar, Çitgöl, Demirci, Emet, Gediz, Hisarcık, Kuruçay, Simav ve Tavşanlı’ya doğal gazı getirdik. Bu yıl içinde Eskigediz ve Seyitömer’e, 2026 yılında ise Altıntaş ve Domaniç’e doğal gaz arzı sağlamayı hedefliyoruz. Hedefimiz, en kısa sürede Kütahya’da doğal gaz olmayan ilçe ve belde kalmayacaktır.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, NG KÜTAHYA SERAMİK 100. YIL FABRİKALARI AÇILIŞ TÖRENİ’NE KATILDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki programı kapsamında, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Nafi Güral’ın kurduğu Kütahya Seramik’in üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bıraktığını, 8 fabrikaya ve 54 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da üretilen bu seramiklerin 81 vilayetin yanı sıra 5 kıtada 79 ülkeye ihraç edildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon avro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan iki yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz. NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın ülkemize, şehrimize, grubumuza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkânına kavuştuğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubun, istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da takdirle karşıladığını kaydetti.

Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyelerde uygulayan grubun su, ham madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri seviyeye ulaştığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santrallerinin, yenilenebilir enerji alanında da örnek bir yaklaşıma işaret ettiğini söyledi.

“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN TEDARİKÇİLERİ ARASINA ÇIKARTACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetinde olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Sadece kâğıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karnı hâline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.”

Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir sektörün gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki bu ivmenin ülkenin Türkiye Yüzyılı’na hazırlanışının işareti olduğunu belirtti.

“MİLLETİMİZE VERDİĞİMİZ HER SÖZÜ YERİNE GETİRMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞTIK, ÇABALADIK”

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayıp iktidarlarına kadar devam eden dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gecikmeler yaşanmasaydı Türkiye’nin bugün çok daha farklı bir yerde olacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hem eskinin kayıplarını telafi etmek hem geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım” diye konuştu.

Şimdi de Türk milletine “Türkiye Yüzyılı” sözlerinin olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında tadat ederek millete sunduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan olmadıklarını belirterek, şunları paylaştı: “Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkâr edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikaların hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz.”

NG Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kütahya Porselen Sanat Evi tarafından üretilen ve ortasında ayet yazılı el sanatı porselen tabak hediye etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler kurdeleyi keserek NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın açılışını yaptı ve fotoğraf çektirdi.

seers cmp badge