Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT özel yayınına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT özel yayınına katıldı için yorumlar kapalı 451

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Sözlerine tüm milletin, İslam aleminin ramazanını kutlayarak başlayan Erdoğan, büyük bir gayretle 24 Haziran’daki seçimlere hazırlandıklarını belirtti. Vatandaşın heyecanı, coşkusu sayesinde yorgunluk hissetmediklerini dile getiren Erdoğan, “Gittiğim her yerde bunu görüyorum. İlk mitingimizi Erzurum’da başlatacağız. Erzurum’la başlayacak olan bu kampanyanın ilk mitinginin çok farklı olacağını hissediyorum.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumartesi günü Erzurum’da dadaşlarla bir araya geleceğini belirterek, yarın Ankara Arena Spor Salonu’nda seçim beyannamelerini açıklayacaklarını hatırlattı. Bu süreçte 31 mitingin yanı sıra bazı ilçelerde de mitingler yapacaklarını aktaran Erdoğan, Neşet Ertaş’ın “Aşk ile koşan yorulmaz” sözlerini hatırlatarak, kendilerinin de aşkla koştuklarını belirtti.

Aşık Veysel’in dizelerini anımsatarak, “Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece” diyen Erdoğan, “İlk günden bugüne hiç yorulmadan uzun ince bir yolda gittik ve bundan sonra da gideceğiz. Yeter ki milletimiz bize bu noktada ‘Yürü arkandayım’ bugüne kadar dedi, biz de yürüdük ve yürüyeceğiz. Durmak yok yola devam.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok yoğun çalıştığına değinilerek ailesiyle hiç iftar yapıp yapmayacağının sorulması üzerine, “İnşallah yapacağız, olacak. İftarı yapmazsak sahuru yapacağız. İkisinden birini muhakkak yapacağız.” karşılığını verdi.

Dün akşam iftarda eşi Emine Erdoğan ile Ankara’nın Bağlum semtinde bir eve misafir olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları anlattı:

“Bereketli bir akşam yaşadık. Onlarla beraber iftarı yapmak, onların gözlerindeki muhabbeti görmek. Zaten bizim gibi siyasetçilerin seçim kampanyasının en güzel yanı bu. Böyle olursa yorulmazsın. Bütün yorgunluğunu alıyor, sana bir başka enerji veriyor. İşte bu enerjiyle beraber de biz yola revan oluyoruz. Benim bu fakir evi geleneğim zaten ta belediye başkanlığımda başlar, o gün bugündür de devam eder. Dün akşam aynı şekilde devam etti, devam edecek. Sanal değil tabii, bunu doğal yaparsan bunun feyzini, bereketini de yakalarsın.”

“UYKUSUZ DA KALSAK İŞİ TAKİP ETTİK”

AK Parti’de milletvekili aday listelerinin hazırlanması sürecine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Bundan önceki yıllarda çok daha farklı bir fırsat bulabiliyordum fakat bu defa erkene almak, bir de önceden planlanmış olan İngiltere, Bosna Hersek bir de İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi, bunlar benim bütün çalışmaları adım adım takip etmemi bir yere kadar engelledi. Fakat buna rağmen uykusuz da kalsak işi takip ettik.

Biz burada iki tane önemli komisyon oluşturduk. Bizim bir alt komisyonumuz oldu, bu alt komisyonlarda bizim MKYK’dan üyelerimiz, MYK’dan üyelerimiz bunun yanında milletvekili arkadaşlarımız ve onlardan oluşan bir heyet ve bu heyetle beraber alt komisyon çalışmalarını yaptı. Komisyon çalışmasıyla gelen bütün o müracaat edenlerin hepsi oradan geçti. Arkadaşlarımız eğer olumlu not verdiyseler üst komisyona, yani benim başında olduğum komisyona geldi. Benim başında olduğum komisyona geldiğinde de bu komisyonda da ben bulundum, benim başkanlığımda Binali Bey, bunun yanında Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcım, Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı olan arkadaşım, bunun yanında Kadın Kolları Başkanım, Gençlik Kolları Başkanım ve bir de alt komisyonda bu işin sorumlusu olan arkadaşımız, onlar da bu çalışmaya katıldılar.”

Üst komisyon çalışmasını beraberce yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu üst komisyon çalışmasında da biz nihai kararları orada verdik. Nihai kararı verdikten sonra da dedik ki ‘Hayırlı olsun’. Bunları son ana kadar, işin adeta GBT’si diyebileceğimiz çalışmaları da yaptık, istihbarat çalışmaları. Yani ne kadar az fire verirsek, yani burada bir FETÖ mensubunun olmaması gerekir, bir PKK’lının olmaması gerekir, bir DEAŞ’lının olmaması gerekir. Bütün buna rağmen buradan sızmalar da olabilir ama şudur; 7 bini aşkın müracaat oldu. Bu 7 bini aşkın kişiler içinde şu anda 600 adayın olduğu milletvekili listelerimize giremeyen kişiler eğer bu işe samimiyetle gönül verdiyseler zaten bir kardeşlik atmosferi içerisinde bu kardeşlerimiz de şu kalan 24 Haziran’a kadar süreçte onlar da yoğun koşturacaklar, çalışacaklar. Niye? Çünkü AK Parti sıradan, alışılmış bir parti değildir. Burası bir davadır ve bizim bu davamıza gönül veren her türlü emeği de verecek. Ben onlara kardeşim olarak bakıyorum, onlar da eğer gerek genel başkanları gerek Cumhurbaşkanları olarak bakıyorlarsa beraber yürüyeceğiz.”

Daha yeni AK Parti’nin kongrelerini bitirdiklerini ve çoğuna katıldığını dile getiren Erdoğan, kongrelerle hücreleri tazelediklerini söyledi.

Erdoğan, hemen arkasından da büyük şehirler çoğunlukta olmak üzere mitinglere devam edeceklerini anlatarak, “Bazı yerlerde çift dikiş, bazı yerlerde de gitmediğimiz yerlere gitmek suretiyle oraları gezmiş olacağız. Bu arada da Sayın Başbakan’ın, birçok bakan arkadaşın gideceği yerler olacak. Hepsinin planlaması yapıldı ve onlar da yarın seçim beyannamesinden ve aday tanıtımlarından sonra hepsi yola devam.” diye konuştu.

Son milletvekili aday listelerine bakıldığında 21 bakanın da seçilebilecek çok iyi yerlerde aday olarak gösterildiği belirtilerek, “Biz bu sistemde seçilen bir milletvekilinin bakan olamayacağını, olması için de istifa etmesi gerektiğini biliyoruz. Yeni sistemde kabinede tamamen hücreler yenilenecek mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Buradaki durum biraz farklı olacak. Biz, adeta yeniden doğmuş gibiyiz. Artık böyle 25 bakanlı bir bakanlar kurulu yok. Şu anda sayı ciddi manada düşecektir. Kaldı ki parlamentodaki sayı ne olacak? Bunları tabi görmemiz lazım ve parlamentodaki sayı size güç katması lazım. Onun için biz burada güçlü Meclisi de özellikle kullandık. Bunu başarmamız için de adımı çok kararlı bir şekilde atmamız gerekiyor.

Yarın bunların hepsini açıklayacağız. Onun için de burada biz, parlamentonun gücünü eğer cumhurbaşkanı yanına alırsa devlet güçlü olacak. Güçlü devlete de burada ihtiyacımız var. Bir diğer yönüyle de oluşturulacak kabinenin, ülkede en seçkin hakikaten yürütme kabiliyeti de güçlü olan insanlarla cumhurbaşkanı böyle bir ekip oluşturacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çırak ve kalfa olarak değil usta olarak girdiklerini vurgulayarak, “Ben’ anlayışıyla bu yolda değiliz, ‘biz’ anlayışıyla bu yoldayız. 20 yıllık bir tecrübeyle buradayız.” dedi.

Bunun dört buçuk yılını İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanlığı, ardından 11 buçuk yıl başbakanlık ve 4 yıl da cumhurbaşkanlığı görevlerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu gerçeklere baktığımız zaman sıfırdan yola çıkmak başka bir şey ama bir de şu anda yola devam dediğimiz başka bir şey. Belli bir deneyim, tecrübe öyle kolay kolay satın alınacak bir şey değil. Ve biz ülkeyi tanımışız, şu anda Türkiye’yi tanıyoruz, biliyoruz, bu vatanın neresinde ne eksik, bunu biliyoruz. Dolayısıyla biz o kalınan noktadan devam edeceğiz, sıfırdan başlamıyoruz.

Bu, ülkemizde, hele hele bu sistem değişikliğiyle, başkanlık sistemine geçişle atacağımız adımları çok daha hızlandıracak. Bürokratik oligarşinin o ayağımızdaki prangalarını şimdi rahatlıkla atacağız.”

“HIZLA MESAFE ALACAĞIZ”

Erdoğan, bugüne kadar ne dedilerse yaptıklarını, icraatlarının ortada olduğunu dile getirdi.

Birilerinin “ben şunu, bunu yapacağım” sözlerini anımsatan Erdoğan, “Senin yapacağını ben nereden bileyim, burada yapmış olanlar var. Laf değil bu iş, icraat.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, yeni sistemde bakan sayısı azaldığında bürokraside işlemlerin daha hızlı olup olmayacağının sorulması üzerine, “Şüphesiz. Mesafeyi hızlı alacağız ve siyasetçiyle dışarıdan hakikaten kalitesi yüksek ekipleri oluşturmak…” diye konuştu.

Kendisinin “Ülkeyi bir anonim şirket gibi yönetmek” sözünü hatırlatan Erdoğan, “Aksi takdirde bürokratın, teknokratın eline avucuna düşersin, ülkeyi de doğru yönetemezsin. Onun için buradaki kararlılığımız bizim çok çok önemli. Hızla mesafe alacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 16 yılda yaptıkları Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Körfez Köprüsü gibi büyük projelerin önemini anlattı.

Siyasetin gücünü, başkanlık sistemiyle daha dinamik hale getireceklerinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu sistemin bize kazandıracakları var. Onun için ben bu yola çıktığımızda arkadaşlarıma hep ‘Biz bir şeyi gerçekleştireceğiz. Nedir? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bu dört sütun üzerinde yükselen bir Türkiye.’ dedim. Bunu yükseltirken de ulaşımda, enerjide, tarımda, dış politikada bizim çok ciddi adımlar atmamız lazım. Bunları şu anda yaptık mı? Yaptık.”

“BAZI İLLERİMİZDE ‘MİLLET BAHÇELERİ’ KURACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beyannameye yönelik bazı ipuçlarının sorulması üzerine, “Manifesto, işin çerçevesini ortaya koyuyor. Seçim beyannamesi artık detaya giriyor. Beyannamede bir sunuşum var. Sunuşumun arkasından da bizler bugüne kadar nasıl geldik, ne yaptık, ne vaat ettik, neleri yaptık, neleri yapamadık, bu yeni sistem kendini nasıl anlatacak. Bütün bunların hepsini bu beyanname içerisinde göreceğiz.” diye konuştu.

Burada önemli bir şeyin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şimdi bizim somut, müşahhas yapacaklarımız neler olacak? Burada önemli bir ipucu vereyim çünkü bunu kimseden duymamışsınızdır. Biz, çevreciyiz ve bugüne kadar biz diktiğimiz ağaçlarla, milyarlarca ağaçlarla nam salmış bir iktidarız. Şimdi yeni bir adım daha atacağız, o da şu; bazı illerimizde ‘Millet Bahçeleri’ kuracağız.

Örneğin, Konya’da ‘Konya Stadı’ vardı. Yeni stat yaptığımız için, Konya Stadı’nın yerine bir Millet Bahçesi yapacağız. Aynı şekilde Eskişehir’de eski stadın olduğu yere biz şimdi bir Millet Bahçesi kuracağız.”

“ATATÜRK HAVALİMANI, MİLLET BAHÇESİ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, en büyük müjdenin de İstanbul olduğuna dikkati çekerek, “Belki acele ettim ama söylemem lazım. İnşallah İstanbul’da havalimanının olduğu yere biz ‘Millet Bahçesi’ yapacağız. Atatürk Havalimanı, Millet Bahçesi olacak. 29 Ekim’de İstanbul’daki o dünyanın sayılı havalimanını açıyoruz ama mevcut Atatürk Havalimanı’nı da inşallah dev bir Millet Bahçesi haline getirmek suretiyle, artık şehrin merkezinde istiyoruz ki böyle bir Millet Bahçesi olsun.” dedi.

Şu anda animasyon çalışmalarının devam ettiğini belirten Erdoğan, 29 Ekim’deki açılışla hemen yoğun bir şekilde çalışmaların başlayacağını söyledi.

Erdoğan, aynı şekilde Ankara, Gaziantep ve birçok ildeki eski statları Millet Bahçesi’ne dönüştüreceklerini, yemyeşil ve halkın gidip geleceği yerlerin olmasını istediklerini vurguladı.

İstanbul’da yine ilginç olan yerlerden bir tanesinin de Maslak’ta bir alan olduğuna değinen Erdoğan, “Dev bir alan, orasını da yine buna çevirme, bir dönüşüm yaparak orayı da bir Millet Bahçesine dönüştürelim istiyoruz. Yani halkım bu tür yerlere rahatlıkla çocuklarıyla gitsin gelsin. Bunlara ihtiyaç var. Hep beton, beton, beton…Belediyecilikten de geldik ya bunlar artık bizim işimiz. Bunları da yapacağız.” ifadesini kullandı.

“Kamuoyunda sizin Cumhurbaşkanı olarak çıkacağınız yönünde bir tereddüt olmadığı ancak AK Parti’nin parlamentoda çoğunluğu sağlayamayabileceği iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, bunların sağlıklı haberler olmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bir defa şuna inanıyoruz; Allah’ın izniyle halkım bu noktada gerek şahsımda gerek partimde bize üst düzeyde desteği verecektir.” değerlendirmesini yaptı.

Partisinin kurulduğu ve çalışmalara başladığı günden bugüne kadar girdikleri her seçimi aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Halkım, hiçbir zaman bizi yalnız koymadı. Burada da halkım Cumhurbaşkanlığı görevini ikinci defa şahsıma verirse ben inanıyorum ki güçlü bir parlamentoyla beraber verecektir. Çünkü güçlü bir parlamento olması, güçlü bir Meclis olması demek bizim cumhurbaşkanı olarak vereceğimiz hizmetleri çok daha başarılı bir şekilde vermemiz anlamına da gelir. Onun için de biz ne yaptık? Bir Cumhur İttifakı kurduk. Cumhur İttifakı’nın bir özelliği var ve Cumhur İttifakı’nın içinde MHP var, BBP var. Beraberce bunu oluşturduk. Aynı zamanda bu ittifak ayrılığa değil birliğe, beraberliğe davet eden bir yaklaşım tarzıdır ve burada da azami müşterekleri olan anlayışlar bir araya gelmiştir. Siyah-beyaz gibi değil, birbirine çok yakın, azami müşterekleri olan, asgari müşterekleri olan değil. Bu da tabii diğerlerinden çok farklı. Burada hem millisin hem yerlisin. Milli ve yerli olan anlayışlar burada bir arada. Aksi takdirde zaten uyum olmaz. Şu anda da hamdolsun uyumlu bir şekilde sürece doğru çalışmalarımızı başlatıyoruz. Yarın (bugün) beyanname, hemen arkasından cumartesi günü ya Allah Bismillah Erzurum. Erzurum ile beraber yola. Şöyle Erzurum Kongresi gibi bir heyecan meydana getireceğiz.”

“BİZ KENDİ İŞİMİZE BAKALIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, CHP’nin aday listesiyle ilgili yorumlar anımsatılarak, “Muharrem İnce’nin ekibinin tasfiye edildiği ve özellikle sağ seçmene göz kırpmak için bazı isimlerin aday olarak konulduğu söylendi. Bununla ilgili bir değerlendirme yapacak mısınız?” sorusu da yöneltildi.

Bu soruya karşılık Erdoğan, “Ben, hiç onunla ilgili bir değerlendirme yapmayacağım. Buna hiç gerek yok. Biz kendi işimize bakalım. Onun için de biz kendi ekibimizle beraber yolumuza inşallah koyulacağız. Onların kendi iç meseleleri, onlarla ilgili. Elalemin derdi bizi mi gerdi? Ne gerek var? Biz işimize bakalım.” diye konuştu.

“Kamuoyunda çok konuşulan, ‘Türkiye kutuplaşıyor.’ Ama bugün özellikle muhalefette bir araya gelmeyecek kişilerin bir araya gelmesi sizi şaşırtıyor mu? Sanki Recep Tayyip Erdoğan herkesi bir araya çekiyor gibi bir algı oluşturmuyor mu?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Ne kadar güzel işte. Bir araya gelemeyenler eğer bu fakirin sayesinde bir araya gelebiliyorlarsa demek ki Erdoğan ayrıştırıcı değil, birleştiriciymiş. Bunların hepsi şimdi bir araya geliyorlar. Şimdi ne dediler? İşte böyle, böyle… İşte bağırıp çağıran değil, şu değil, bu değil filan, falan. Buyurun işte biz de meydandayız, diğerleri de meydanda. Ama görüldüğü gibi arada sırada belki nüktelerimiz olabilir ama biz bunlarla hiçbir zaman uğraşmayacağız. Biz ne yapacağız? Nasıl yapacağız? Ne kadar zamanda yapacağız? Bunların peşinde olacağız? Zaman zaman ne yaptık, bunları da tabii söyleyeceğiz. Çünkü hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Yani biz yaptıklarımızı söylemezsek ya zaten bunlar biliniyor. Yok, hafıza-i beşer nisyan ile malul. Unuturlar. Onun için anlatacaksın. Şimdi inanın Yüksek Hızlı Treni (YHT) sorun bilmezler birçoğu. Niye? Binmemiştir. Binmiş olsa belki. YHT ile artık yolculuklar başladı ve her geçen gün yeni yeni illeri birbirine bağlıyoruz. Bundan daha güzel yatırımlar, adımlar olabilir mi?”

“BATININ BİLE ERİŞEMEDİĞİ SAĞLIK SİSTEMİ”

Şehir hastanelerine de değinen Erdoğan, “İnanın birçoğu bu şehir hastanelerini bilmez.” ifadesini kullandı.

İstanbul’da Başakşehir’de dev bir hastane yapıldığını belirten Erdoğan, Sancaktepe’de de inşa edileceğini, onun da ihale hazırlıklarının tamamlandığını aktardı. Erdoğan, “Bilkent, orada şu anda bitti gibi. Bir de Etlik’te yapılan var şu anda. Bunlar yaklaşık 3 bin 500 yatak kapasiteli hastaneler. Bu hastanelerin içine girdiğiniz zaman bir taraftan girip, bir taraftan evelallah çıkıyorsunuz. Öyle sedyeler şunlar, bunlar değil. Gayet güzel bir şekilde modern araçlarla hastane koridorlarında taşınıyorsunuz. Bu artık Batının bile erişemediği sağlık sistemi.” değerlendirmesinde bulundu.

Mersin, Isparta, Yozgat’ta da şehir hastanesi açtıklarını belirten Erdoğan, diğerlerinin de inşasının devam ettiğini söyledi.

Hemen hemen her büyükşehire bir şehir hastanesi yapacaklarını bildiren Erdoğan, bunların çekim alanı oluşturacağını vurguladı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” sözünü anımsatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz sağlıklı nefese devlet-i aliyye-i Osmaniye’ye feda etmeyi göze alan bir ecdadın torunlarıyız ya. Şimdi aynısını biz yapacağız ve yapıyoruz. Projeler de güzel. Bir tane Kayseri’ye açtık, muhteşem. Oradaki hastanede tedavi olan yaşlı amcalar, nineler nasıl dua ediyorlar. Bunlardan tabii para almıyorsun, bir şey almıyorsun. Niye? İşte güçlü devlet bu. Bu güçlü devletin göstergesi olarak halkından aldığını halkına bu şekilde döndüren bir anlayış. İşte biz bunları hamdolsun yaptık, yapmaya devam ediyoruz.”

“BU İMKANI YAKALADIK”

Eğitim alanında yapılanlara da değinen Erdoğan, “Okulları, üniversiteleri evlatlarımızın ayağına götürdük.” dedi. Erdoğan, 75 üniversiteden şu anda yeni açılanlarla beraber sayının 200’ün üzerine çıktığını belirterek, “Öyle bir noktaya geldik. İsterse kendi vilayetinde herhangi bir üniversiteye gidebilir, isterse farklı vilayetlerde gidebilir. Bu imkanı yakaladık.” diye konuştu.

Derslik sayısını da Türkiye genelinde ciddi manada artırdıklarını vurgulayan Erdoğan, bunun eğitimde attıkları adımların ne denli büyük olduğunu gösterdiğini anlattı.

Erdoğan, “Hatırlayın kitap bulamazdık, kitap. Kuyruğa girerdik. Kitap, kırtasiyecide o kitap yok. Ama şimdi biz ilköğretimde, ortaöğretimde kitapları sıraların üzerine okullar açılırken koyuyoruz. Benim sınıfımda 75 kişi vardı. Ama şimdi 30’u aşan sınıf yok, altı var. 25, 20, 18 buralara kadar iniyor. Bu neyi artırıyor? Kaliteyi artırıyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 300 bine yakın öğretmen aldıklarını, öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azalttıklarını kaydetti.

AK Parti’nin seçim beyannamesinde yer alacak vaatlere ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kanal İstanbul, maalesef gecikti. Verilmiş sözümüzdü, gecikti. Kanal İstanbul muhteşem.” diye konuştu.

Kanal İstanbul ile birlikte her iki yanda yeni şehirler kuracaklarını söyleyen Erdoğan, “İstanbul onlarla da ayrı bir güzel olacak. Yeni havalimanının yakın bir mesafesine yaklaşık 10 bin konutluk bir yer kuruyoruz ki oranın personelinin gidiş gelişini zora sokmayalım ve orada da zemin artı 4 konutları yapalım. Oradan icabında bisikletiyle, icabında otomobiliyle hemen 3’üncü Havalimanı’na rahat rahat gitsin gelsin. Şehircilik anlayışı budur, öyle herkesin anlayacağı iş değil bu iş. Öyle kuru kuruya da konuşmakla bu işler olmuyor, icraat, icraat.” ifadelerini kullandı.

“Muhalefetin, ÖTV’yi düşüreceğiz, asgari ücreti artıracağız, benzin fiyatlarını düşüreceğiz.” yönündeki vaatlerini gerçekçi buluyor musunuz?” sorusuna yanıt veren Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

“Benim ayaklarım yere basıyor, sağlamdayım. Ayaklar yere basmadan bu iş olmaz. Kaç tane ağaç diktin diye sormak lazım. ÖTV’yi kaldıracaksın, neyi kaldırıyorsun? Onun yerine neyi koyacaksın? Böyle saçmalık olur mu? Dünyada vergisi olmayan bir devlet mi var? KDV’si olmayan bir devlet mi var? Bunu azaltırsın, o ayrı mesele ama ‘Kaldıracağım’ dediğin zaman şu anda tabii sırtında küfe yok, atıyorsun. Yerine koyacağını söyle. Benim vatandaşım bunlardan iyi bu hesabı biliyor. Böyle bir şey olur mu olmaz mı? Kaldı ki onun geçmişindeki zihniyet böyle bir şey yapamadı, o nasıl yapacak? Onların önündeki o büyükleri, CHP’nin o eski temsilcileri bize karneyle ekmek veriyorlardı. Bize sana yağını, gaz yağını karnede mühürlerle veriyorlardı. Kim bu? Eski CHP. Kime yutturacaklar bunu? ‘Ben o değilim’. İster ol, ister olma ama sizin cemaziyelevveliniz bu. Şimdi nasıl olsa sırtınızda küfe yok, kurusıkı at. Önce ispatı vücut etmeden bu işler olmaz.”

“GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ HEM İNŞA HEM DE İHYA EDECEĞİZ”

Seçimin ikinci tura kalacağına ilişkin öngörüler olduğu hatırlatılarak “Muhalefetin, planlarını ikinci tura göre planladığı dile getiriliyor. Sizin önünüze anketler geliyordur, bizimle bu noktada paylaşabileceğiniz var mı?” sorusu üzerine Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde yüzde 52 oranla ilk turda seçildiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kendisini 10 Ağustos seçimlerinden tanıdığını söyleyerek, “O günden bugüne de yapılanları biliyor. Ben inanıyorum ki benim milletim bu evladına, yanıltmadığı için yine sahip çıkacaktır. Çünkü bu defa yeni bir sistemle geleceğin Türkiye’sini çok daha farklı bir şekilde hem inşa hem de ihya edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Seçimlere ilişkin son yapılan anketler hatırlatılarak, “Son rakamlar ne diyor?” sorusuna ise Erdoğan, “Durmak yok, yola devam diyor.” karşılığını verdi.

ENERJİ ALANINA İLİŞKİN PROJELER

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının giderilmesiyle ilgili çalışmalar anımsatılarak, “Yeni dönemde bu tür projeler de hız kazanacak mı?” sorusu yöneltilen Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hakkari’de yeni sondaj kuyularının açılması, sadece o değil, bu basiti, şu anda mesela bizim nükleer enerjiyle ilgili Mersin Akkuyu adımı var. Şu anda yoğun şekilde Mersin Akkuyu çalışılıyor. Bununla birlikte hemen arkasından yeni Akkuyu adımlarını atacağız ama bir diğer olay, biz şimdi temiz enerjiyi kovalıyoruz. TANAP’la temiz enerji, yenilenebilir enerji, bunun peşindeyiz. Bir diğer adım, aynı şekilde rüzgar enerjisinde çok iyi noktadayız. Gayet güzel gelişmeler var. Bir diğer adım, güneş enerjisinde yani bin megavatlık çok ciddi bir adımı Konya’da attık. O başlıyor.”

Yenilenebilir enerjinin kirliliği davet etmediğini, tam aksine tertemiz bir enerji olarak öne çıktığını dile getiren Erdoğan, bu gelişmelerin Türkiye’nin geleceğe yönelik gücünü artırdığını vurguladı.

ÇİN VE JAPONYA İLE YENİ PROJELER

Enerji alanına ilişkin Çin ve Japonya ile görüşmeler olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkelerle 2’nci ve 3’üncü paket nükleer enerji çalışmaları yapılacağını, görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bir süre önce Çin ziyaretinde gerçekleştirdiği görüşmeleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“O görüşmelerin neticelerini de peyderpey alıyoruz, alacağız. Bizim devamlılığımızın önemi biraz da buradan geliyor. Çünkü uluslararası bir marjınız var. Bu noktadaki uluslararası o marj, o güç sizi kabullenmiş. Kabullendiği için de sizinle öyle bir anlaşmalara giriyor ki. Mesela ‘BOT (yap-işlet-devret) sistemiyle ben sizle girerim bu işe’. Niye giriyor? İnandığı, güvendiği için giriyor. İnanmadığı, güvenmediği bir ülkeyle Rusya, Çin, Japonya böyle bir işe girer mi? Biz bu güveni onlara vermişiz. Bu güveni verdiğimiz için onlar bizimle bu işe giriyor. Her şey cebinizdeki parayla olmuyor, karşı tarafa vereceğiniz güvenle de oluyor.”

Göreve geldiklerinde bütçeyi çeşitlendirdiklerini, bunun için bugünlere başarılı şekilde geldiklerini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi diyelim ki 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nü yapıyoruz. 18 Mart Çanakkale Köprüsü de yine aynı sistemle yapılıyor. İnşallah 2023’e, belki 2022’ye de çekeceğiz onu. Orasını da bitireceğiz. Orada da Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlıyoruz. Başlanmamış değil, bunlar başlanmış projeler. Bunları bu şekilde yürütüyoruz. Çünkü biz yapamayacağımızı vadetmedik, hep yaptıklarımızı konuşuyoruz. Yine aynı şekilde yaptıklarımızı konuşacağız. Er veya geç bunları bitireceğiz.” ifadelerini kullandı.

“BİZ VATANIMIZI, ÜLKEMİZİ, HALKIMIZI SEVİYORUZ”

Erdoğan, Adıyaman’da Nisibbi Köprüsü’nü yaptıklarını hatırlatarak, “Bunların oralara eli ayağı ulaşamaz ama biz ulaştık. O dev barajın üzerine o köprüyü yaptık. Niye? Biz vatanımızı, ülkemizi, halkımızı seviyoruz yani gel, İstanbul Boğazı’na yap da Adıyaman’ı unut. Bizim kitabımızda böyle bir şey yok. Oraya da gideceksin, oraya da yapacaksın.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Van Depremi’nin ardından kentte neredeyse çatısı olmayan bırakmadıklarını, 20 bini aşkın konut yaptıklarını anlattı.

Yetkililerin, Van’da deprem sonrasında gece gündüz yoğun şekilde çalıştıklarını ve yaraları sardılarını söyleyen Erdoğan, “Ama ben bir de Sakarya Depremi’ni, Düzce Depremi’ni hatırlıyorum. Devlet ortada yoktu. Ben o zaman cezaevinden yeni çıkmıştım, şöyle gidip bir dolaşayım oraları dedim, ara da bulasın ama şimdi öyle bir şey yok. Anında, Simav’da deprem biz oradayız ve bambaşka bir Simav var. Aklınıza neresi gelirse…” değerlendirmesini yaptı.

BALKANLAR ZİYARETİ ÖNCESİNDEKİ SUİKAST İHBARI

Recep Tayyip Erdoğan, Balkanlar ziyareti öncesindeki suikast iddiaları hatırlatılarak, “Bu mevzunun arkasında terör örgütleri mi yoksa daha büyük organizasyonlar mı düşünmemiz gerekiyor?” sorusu üzerine şunları ifade etti:

“Biz bunlara alışığız. Bu, ilk aldığımız suikast ihbarı değil. Bundan önce de yine birçok yerlerle ilgili bu tür ihbarlar hep bize gelmiştir, gelir. Biz de tabii böyle bir ihbar olduğu zaman ihbar geldi, burayı iptal et, yok. Biz bir defa kader planına inanmışız, dolayısıyla verdiler, ‘Gitmezseniz iyi olur’ falan filan yok, gideceğiz dedim. Avrupa’nın dört bir yanından binler oraya gelecek, ben gitmezsem olmaz. ‘Bir arkadaş…’ Yok, gitmem lazım. Sağ olsun Cumhurbaşkanıyla da görüşmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, gittik. Böyle ufak tefek bazı çatlaklar olabilir o ayrı mesele ama muhteşem bir ilgi, alaka.

Sadece salonun içini konuşmuyorum, tabii salonun dışında da Bosna Hersek o gün bambaşka bir hareket yaşadı. Cumhurbaşkanı Sayın Bakir İzetbegovic, ‘Bugün otellerimizin tamamı full dolu’. Saraybosna’nın dışındaki otellere de akın etmişler. Gideceğiz, kader, gereği neyse bu olacak. Nitekim sağ olsun Sayın Bakir İzzetbegovic, muhteşem bir konuşma yaptı. Biz konuşmamızı yaptık ve orada yaklaşık verilen rakamla 12 bin kişi salonda vardı. Yine gerek o çarşıdan geçerken ilgi, alaka, teveccüh falan hepsi bir başkaydı. Bunlar tabii hakikaten bizleri duygulandırıyor, gururlandırıyor. Bilge insan Aliya İzetbegovic’in kabrine giderken yine oralardaki ilgi, alaka hepsi Allah rahmet etsin bambaşkaydı. Yine bunlarla beraber hakikaten güzel bir gün orada geçirdik.”

İngiltere ziyaretinde savunma sanayisine ilişkin yapılan görüşmelerin sorulması üzerine Erdoğan, bu konuda İngilizlerle ayrı bir ilişki ağı oluşturduklarını belirtti.

Türkiye’nin bu alanda ciddi bir sıçramada olduğunu ifade eden Erdoğan, İtalyanlarla yaptıkları “Atak” helikopterlerinden şu ana kadar 30 adet ürettiklerini, büyük bir açığı kapattıklarını, bu helikopterlerin muhteşem bir vurucu gücünün olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, Atak helikopterlerinin üretimini daha da artırma noktasında adım attıklarını, bunu başardıkları takdirde üçüncü pazarlara bunu satma imkanının doğacağını, bunun çalışmalarının yürüttüklerini aktardı.

Altay tanklarıyla ilgili çalışmaların da devam ettiğini ancak tam bir seri üretime henüz girildiğini söyleyemeceğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“600 civarında leopar tankı almıştık. Onların onarım ve bakımlarını burada kendi tesislerimizde yapabiliyoruz. Bunların yanında en önemlisi şu iç terör olayında insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) büyük işimizi gördü. İHA’lar ile koordinatlar belirleniyor, F-15 ve F-16 ile oraları vuruyorlar. Aynı şekilde SİHA hem görüyor hem vuruyor. Acayip bir şey onlar. İsrail, Amerika bize bunu vermedi. İsrail bize 10 tane verdi. Ondan sonra tamiri, bakımı bilmem neyi bize can çekiştirdiler. Şimdi o dertten kurtulduk. Her an kendi ülkemizde özel sektör üretiyor, ihtiyacımız neyse bunu da bize süratle yetiştirmeye çalışıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle kendi piyade tüfeklerini yaptıklarını, İngiltere ile savaş uçakları konusunda anlaşmaya vardıklarını, Savunma Sanayii Müsteşarlığının bu konuda muhataplarıyla görüşmelerde bulunduğunu kaydetti.

“ROLLS-ROYCE OLAYINDA MUTABIK KALIRSAK…”

İngilizlerin savunma sanayisinde attıkları adımlarda Türkiye’yi ortak olarak kabullendiklerine dikkati çeken Erdoğan, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Bizim onlara tek şartımız şu: Biz sizlerle bunu yaparız, yaparız ama birilerine bağımlı olursanız bu mümkün değil. Biz birbirimize bağımlı olursak bunlarda varız. Mesela şimdi Rolls-Royce… Bu konuda özel sektör firması ile görüşmeler, anlaşmalar var. Rolls-Royce olayında mutabık kalırsak onlarla yapacağımız çok iş var. Temenni ediyorum ki sonu da iyi olacak. Bu konuda hakikaten çeşitlendirme çok iyi geliyor. Bu çeşitlendirmeyle beraber de şu anda iç terör mücadelesinde ve Kuzey Suriye’deki olaylarda güçlüyüz. Artık biz zırhlı taşıyıcılarımızı çeşitlendirdik ve yoğun bir üretimimiz var. Birkaç firma üretiyor. Bunlar 14-15 kişi alıyor. Bunlarda, eğer kemerlerini bağlamışlarsa bugüne kadar zayiat olayı yaşamadık. Bunlar güzel gelişmeler, sonu da güzel olacak.”

FETÖ ELEBAŞININ İADESİ

Erdoğan, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’den usulüne uygun istenmediği iddiasına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Pek girmek istemiyorum ama bu konuda Sayın Muharrem Bey, Adalet Bakanlığına veya Milli İstihbarata bu işin ispatını yapması lazım. Ben, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, onu davet ediyorum. Dürüstsen, samimiysen ya MİT’e sana Amerika’dan bunu kim söylemiş veya Adalet Bakanlığına bunu belgesiyle vermen lazım. Bunu vermesi lazım ki MİT’e cevap hakkı doğsun. İlerisini söylemiyorum, konuyu biliyorum çünkü. Ben kendisini ispata davet ediyorum. Milli İstihbarata bunu açıklasın. ABD’den hangi yetkili böyle bir konuda bunu aramış da buna ‘Böyle bir şey yok, bunlar gazete kupürü’ falan demiş?”

“MACRON İLE TELEFON GÖRÜŞMEMİZ OLACAK”

Erdoğan, ABD ile ilişkiler ve Fransız askerlerinin Menbiç’te görülmesine ilişkin soru üzerine, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisinden görüşme talebinde bulunduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün yarın bir telefon görüşmemiz olacak. ABD ile bu tür şeyler zaman zaman hep olur ama şimdi seçim yoğunluğu olduğu için telefon diplomasisi kesilmiş olabilir ama anında görüşme yapma imkanları olabilir.” ifadelerini kullandı.

ABD’NİN BÜYÜKELÇİLİĞİNİ KUDÜS’E TAŞIMASI

Erdoğan, ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

“Amerika ile İsrail’in almış olduğu bu karar kıymeti harbiyesi olmayan bir karardır. Amerika bir defa itibarını tamamen adeta sıfırlamıştır. Nitekim Birleşmiş Milletlerde (BM) bizim Yemen ile attığımız adımda yapılan oylama neticesinde 128 ülke ‘hayır’, 9 tane adını sanını duymadığım, zaten ikisi ABD ve İsrail, diğerleri de kasaba devleti gibi bir şey, onların yanında yer aldı. Demek ki dünyada bunların kabulü yok. ‘Benim param, gücüm var.’ Dolayısıyla bu parayla ve güçle ‘Ben sizi sindiririm, dediğimi de yaptırırım.’ Yok arkadaş yaptıramazsın. Yaptıramadın, kimse de seni dinlemedi. Burada, gelmişin büyükelçiliğini oraya taşımışsın. Ne olacak taşısan? Bir defa Filistin’in başkenti Kudüs’tür. Bunu artık herkes biliyor. Bu konuda tereddüt söz konusu değil. Sen kabul edersin etmezsin ama gönüllerde Filistin’in başkenti Kudüs’tür.”

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) İstanbul’daki olağanüstü zirvesini büyük bir katılımla yaptıklarını, burada önemli kararlar aldıklarını vurguladı.

Dışişleri Bakanlarının bu konunun üzerine gideceklerini, alınan kararları takip edeceklerini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“30 maddelik karar listesini kabul ettik ama bu karar listesinin içinde işgalci İsrail devletine ve illegal yerleşimlere yönelik ekonomik yaptırımların uygulanması bulunuyor. Kudüsü Şerif’in İsrail tarafından ilhakını tanıyan ABD’nin kararını izleyen ülke, makam, parlamento, şirket ve bireylere ekonomik kısıtlamalar uygulayacağız. Aynı şekilde Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin piyasaya girmesine mani olmak gerekiyor. İllegal yerleşimlerin daimi kılınmasında dahli bulunan veya bundan yarar sağlayan birey ve oluşumlara karşı da önlem alacağız. Ekonomik yaptırımlar konusunda hangi somut adımların atılacağı noktasında İİT Genel Sekreterliğini görevlendirdik. Genel Sekreterlik uygun tedbirler noktasında tavsiyeler hazırlayacak, biz de üye ülkeler olarak tavsiyeleri uygulamaya koyacağız. Özet olarak, alınan kararlarımız bunlar oldu. Hatta çok daha önemlisi Filistin’de BM’nin oraya bir güç yerleştirmesi. Bu da çok önemli. Tıpkı Somali ve Kosova’da olduğu gibi burada da böyle bir gücün oluşturulması. Biz buna Uluslararası Birleşmiş Milletler Barış Gücü diyoruz. Bir barış gücünün orada kurulması çağrısını yaptık.”

Seçim güvenliğine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimle ilgili olarak İçişleri Bakanlığımız A’dan Z’ye her türlü tedbiri almış vaziyette. Bu konuda Yüksek Seçim Kuruluyla koordineli bir çalışmaları da var.” yanıtını verdi.

Erdoğan, yasal olarak yapılması gerekenlerin hepsinin masada olduğuna işaret ederek, “Şu andan itibaren de bölgede atılacak olan bir emniyet güvenliğine yönelik adımlar var bir de bunun dışında atılması gerekenler var. Nedir bu? Mesela buralardaki il seçim kurullarındaki müdürler, ilçelerdeki müdürler, bu konularda geçmişte maalesef çok çirkin diyebileceğim personel atamaları vardı, onlarla ilgili de gerekli çalışmalar yapılmış durumda. Bütün bunlarla beraber bir defa biz o endişeyi bu seçimde yaşamayacağımıza inanıyorum. Bu işin seçim güvenliği noktasındaki en önemli adımı.” şeklinde konuştu.

Partilerin de kendilerini tedbirlerini almada çok daha rahat hissettiğine işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, “Örneğin biz partimiz olarak bütün sandıklarda hakimiyeti tesis etme noktasında bugüne kadar olandan çok daha güçlü bir konumdayız.” diye konuştu.

Konuya ilişkin partililere “Sandık hakimiyetini tesis edeceksiniz, kuracaksınız” dediklerini belirten Erdoğan, “Sandık güvenliğinde eskiden bir 100 metre olayı vardı. Şimdi bu 100 metre olayı kalktı. Oradaki sandık görevlilerinden biri dahi haberdar etse, gelip oraya oradaki güvenlik güçleri hemen müdahale edebilecek. Bunlar işi rahatlatan şeyler.” ifadelerini kullandı.

Aday profiline ilişkin bir soru üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, 126 kadın adaylarının bulunduğunu ve adayların yaş ortalamasının 44 olduğunu bildirdi.

Erdoğan, 25 yaş altında 57, 26’ncı dönem milletvekillerinden 167 ve 8 engelli adaylarının bulunduğunu belirterek, Kocaeli’de 11’inci sıradan AK Parti milletvekili adayı olan Elif Nur Bayram’ın da 2000 doğumlu olduğunu dile getirdi.

Genç adaylara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Recep Tayyip Erdoğan, eski dönemde seçilme yaşının 30, seçme yaşının 18 olduğunu hatırlattı.

Zor olanın seçmek olduğunu ifade eden Erdoğan, adayların alt ve üst komisyonlardan elenerek geçtiğini ve 7 bin 400 civarındaki aday adayının bu şekilde 600’e geldiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçme ve seçilme yaşı 18 oldu, bu önemli bir gelişme. Bu bir şey daha bize kazandırıyor, yani seçme ve seçilme 18 olunca Türkiye’nin parlamentosunda bir dinamizm hakim kılacak. Bu demek değilki parlamento 18 yaşındakilerle dolacak veya 25 yaş altı ile dolacak, hayır, o sürece girenler bir defa artık orada çok ciddi bir deneyimi kazanmaya başlayacaklar. Bu seçimde olmaz da bir dahaki seçimde olur ama bütün mesele o sürecin içerisine girmek.” ifadelerini kullandı.

AK Parti’de gençlik kollarının, kadın kollarının ve ana kademenin çok dinamik olduğunu söyleyen Erdoğan, “İnşallah bundan sonraki süreçte bu bakımdan çok daha farklı, çok daha dinamik ekiplerle de yola devam edeceğiz.” dedi.

Doğu illerindeki seçim çalışmalarına yönelik bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bugün sondaj kuyusu açılışı için Hakkari’ye gittiğini, oradan da Şırnak’a geçtiğini anımsattı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin de önceki haftalarda bölgeye gittiğini anımsatan Erdoğan, “Biz o bölgelere yabancı değiliz, sürekli dolaşıyoruz. Aynı şekilde diğer milletvekili arkadaşlarımız dolaşıyor. Ben de şimdi Doğu Anadolu’da yani Erzurum’dan cumartesi günü Genel Başkan olarak başlıyorum ve arkadaşlarımızın hepsinin şu anda planlamaları yapıldı, hepsi Güneydoğu, Doğu farketmez, Doğu Karadeniz, hepsini dolaşacağız, hallaç pamuğu gibi oraları inşallah atacağız. Biz bugüne kadar hiç oralara yabancı olmadık, bundan sonra da olmayacağız.” diye konuştu.

Terör operasyonlarına ilişkin bir soru üzerine ise Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Afrin’de biliyorsunuz 4 bin 500’ü falan buldu oradaki teröristlerden etkisiz hale getirilenler. Cerablus, o bölgede biliyorsunuz 3 bin DEAŞ’lıyı derdest ettik. Kuzey Irak ayrıca devam ediyor. Oralarda da şu anda 350-400 civarında Kuzey Irak’ta. İçeride yine aynı şekilde teröristlerden etkisiz hale getirilenler şu 2 gün içerisinde 15-20 kişi var. Bayağı yoğun bir şekilde devam ediyor, devam edecek, durmak yok yola devam.”

Erdoğan, “Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?” denilmesi üzerine ise “Biz 81 milyon milletimizi ayırt etmeksizin seviyoruz. Şu Rabiayı unutmasınlar; ‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Milletimizi seviyoruz.” karşılığını verdi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. için yorumlar kapalı 23443

Ankara’nın en eski alışveriş mekanlarından ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Uluslararası Ahi Evren yılı ve Ahilik haftası dolayısıyla bir belgesele konu oldu.

Belgeselde, ÇIKRIKÇILAR yokuşu esnafı Ahilik geleneğinden örnekler vererek tarihi mekanın Türk Kültürü içindeki önemini anlattılar.

Belgeselin gösteriminden önce konuşmacılar Ahiliğin ritüellerinin ticaret hayatındaki yerini vurguladılar.

Belgesel, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Ticaret Odası’nın ortaklaşa çalışmasıyla hayata geçirildi. Belgeselin ilk gösterimine Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran Eski bakanlardan İmren AYKUT ve Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent YAHNİCİ, çok sayıda Ankara’lı ve davetli katıldı.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel BARAN, konuşmasında amaçlarının sadece ticaret yapmak olmadığını, kültürel görevlerini yerine getirmek olduğunu da kaydetti. Gürsel Baran, daha sonra şunları söyledi; Eskiden işe girdiğimizde büyüklerimiz bize Ahiliğin öğüdünü verirdi. Derlerdi ki; elini, sofranı, kapını açık tut. Dilini, belini, gözünü bağlı tut. Ve Ahi Evran’ın temel prensipleri vardı. O temel prensiplerden de birkaç tanesini söyleyeyim; İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında kin, haset ve gıybetten kaçınmak, ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve iffetli olmak, cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak, alçak gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, gelmeyene gitmek, dost ve akrabaları ziyaret etmek, gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, maiyetindekileri ve hizmetindekileri korumak, aza kanaat edip çoğa şükretmek, feragat ve fedakarlığı daima kendi nefsinden yapmak. Bunların hepsi Ahiliğin belki de unutmaya yüz tutan değerleri. Ahilik sadece ticarette birtakım prensipleri ortaya koymadı. Aile nedir? büyük nedir? küçük nedir? ata nedir? dede nedir? saygı, sevgi nedir? Bunların tamamını Ahilik geleneğinden aldık biz. Ahilikten sadece ticaret öğrenmedik. Ahilik ticaretin kurallarını koydu ama bize değerler öğretti. Biz bu değerlerin yaşatılmasını istiyoruz.

Neden Çıkrıkçılar Yokuşu dedik? O günün şartlarında Ankara’nın Anafartalar’ı vardı, Çıkrıkçılar Yokuşu vardı, Samanpazarı, Hamamönü ve Bentderesi vardı.
Bunlardan bir tanesini seçecektik ve Çıkrıkçılar Yokuşu dedik.
Çıkrıkçılar Yokuşu hepinizin de bildiği gibi Ankara’nın ticaretinin önemli bir ayağının geçtiği yerdir. Ankara’nın ticareti orda dönerdi.

Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent Yahnici de ÇIKRIKÇILAR Yokuşu esnafının Ahilik geleneğinin ritüelleriyle dükkan açmasının Türk kültürü içindeki değerini belirtti.

Konuşmalardan sonra Belgeselde emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı. Plaket töreninin hemen akabinde esnaf türkülerinin seslendirildiği bir konser verildi.