Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT özel yayınına katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT özel yayınına katıldı için yorumlar kapalı 505

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT canlı yayınında, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Sözlerine tüm milletin, İslam aleminin ramazanını kutlayarak başlayan Erdoğan, büyük bir gayretle 24 Haziran’daki seçimlere hazırlandıklarını belirtti. Vatandaşın heyecanı, coşkusu sayesinde yorgunluk hissetmediklerini dile getiren Erdoğan, “Gittiğim her yerde bunu görüyorum. İlk mitingimizi Erzurum’da başlatacağız. Erzurum’la başlayacak olan bu kampanyanın ilk mitinginin çok farklı olacağını hissediyorum.” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, cumartesi günü Erzurum’da dadaşlarla bir araya geleceğini belirterek, yarın Ankara Arena Spor Salonu’nda seçim beyannamelerini açıklayacaklarını hatırlattı. Bu süreçte 31 mitingin yanı sıra bazı ilçelerde de mitingler yapacaklarını aktaran Erdoğan, Neşet Ertaş’ın “Aşk ile koşan yorulmaz” sözlerini hatırlatarak, kendilerinin de aşkla koştuklarını belirtti.

Aşık Veysel’in dizelerini anımsatarak, “Uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece” diyen Erdoğan, “İlk günden bugüne hiç yorulmadan uzun ince bir yolda gittik ve bundan sonra da gideceğiz. Yeter ki milletimiz bize bu noktada ‘Yürü arkandayım’ bugüne kadar dedi, biz de yürüdük ve yürüyeceğiz. Durmak yok yola devam.” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çok yoğun çalıştığına değinilerek ailesiyle hiç iftar yapıp yapmayacağının sorulması üzerine, “İnşallah yapacağız, olacak. İftarı yapmazsak sahuru yapacağız. İkisinden birini muhakkak yapacağız.” karşılığını verdi.

Dün akşam iftarda eşi Emine Erdoğan ile Ankara’nın Bağlum semtinde bir eve misafir olduğunu dile getiren Erdoğan, şunları anlattı:

“Bereketli bir akşam yaşadık. Onlarla beraber iftarı yapmak, onların gözlerindeki muhabbeti görmek. Zaten bizim gibi siyasetçilerin seçim kampanyasının en güzel yanı bu. Böyle olursa yorulmazsın. Bütün yorgunluğunu alıyor, sana bir başka enerji veriyor. İşte bu enerjiyle beraber de biz yola revan oluyoruz. Benim bu fakir evi geleneğim zaten ta belediye başkanlığımda başlar, o gün bugündür de devam eder. Dün akşam aynı şekilde devam etti, devam edecek. Sanal değil tabii, bunu doğal yaparsan bunun feyzini, bereketini de yakalarsın.”

“UYKUSUZ DA KALSAK İŞİ TAKİP ETTİK”

AK Parti’de milletvekili aday listelerinin hazırlanması sürecine ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Bundan önceki yıllarda çok daha farklı bir fırsat bulabiliyordum fakat bu defa erkene almak, bir de önceden planlanmış olan İngiltere, Bosna Hersek bir de İslam İşbirliği Teşkilatı zirvesi, bunlar benim bütün çalışmaları adım adım takip etmemi bir yere kadar engelledi. Fakat buna rağmen uykusuz da kalsak işi takip ettik.

Biz burada iki tane önemli komisyon oluşturduk. Bizim bir alt komisyonumuz oldu, bu alt komisyonlarda bizim MKYK’dan üyelerimiz, MYK’dan üyelerimiz bunun yanında milletvekili arkadaşlarımız ve onlardan oluşan bir heyet ve bu heyetle beraber alt komisyon çalışmalarını yaptı. Komisyon çalışmasıyla gelen bütün o müracaat edenlerin hepsi oradan geçti. Arkadaşlarımız eğer olumlu not verdiyseler üst komisyona, yani benim başında olduğum komisyona geldi. Benim başında olduğum komisyona geldiğinde de bu komisyonda da ben bulundum, benim başkanlığımda Binali Bey, bunun yanında Seçim İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcım, Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanı olan arkadaşım, bunun yanında Kadın Kolları Başkanım, Gençlik Kolları Başkanım ve bir de alt komisyonda bu işin sorumlusu olan arkadaşımız, onlar da bu çalışmaya katıldılar.”

Üst komisyon çalışmasını beraberce yürüttüklerini dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

“Bu üst komisyon çalışmasında da biz nihai kararları orada verdik. Nihai kararı verdikten sonra da dedik ki ‘Hayırlı olsun’. Bunları son ana kadar, işin adeta GBT’si diyebileceğimiz çalışmaları da yaptık, istihbarat çalışmaları. Yani ne kadar az fire verirsek, yani burada bir FETÖ mensubunun olmaması gerekir, bir PKK’lının olmaması gerekir, bir DEAŞ’lının olmaması gerekir. Bütün buna rağmen buradan sızmalar da olabilir ama şudur; 7 bini aşkın müracaat oldu. Bu 7 bini aşkın kişiler içinde şu anda 600 adayın olduğu milletvekili listelerimize giremeyen kişiler eğer bu işe samimiyetle gönül verdiyseler zaten bir kardeşlik atmosferi içerisinde bu kardeşlerimiz de şu kalan 24 Haziran’a kadar süreçte onlar da yoğun koşturacaklar, çalışacaklar. Niye? Çünkü AK Parti sıradan, alışılmış bir parti değildir. Burası bir davadır ve bizim bu davamıza gönül veren her türlü emeği de verecek. Ben onlara kardeşim olarak bakıyorum, onlar da eğer gerek genel başkanları gerek Cumhurbaşkanları olarak bakıyorlarsa beraber yürüyeceğiz.”

Daha yeni AK Parti’nin kongrelerini bitirdiklerini ve çoğuna katıldığını dile getiren Erdoğan, kongrelerle hücreleri tazelediklerini söyledi.

Erdoğan, hemen arkasından da büyük şehirler çoğunlukta olmak üzere mitinglere devam edeceklerini anlatarak, “Bazı yerlerde çift dikiş, bazı yerlerde de gitmediğimiz yerlere gitmek suretiyle oraları gezmiş olacağız. Bu arada da Sayın Başbakan’ın, birçok bakan arkadaşın gideceği yerler olacak. Hepsinin planlaması yapıldı ve onlar da yarın seçim beyannamesinden ve aday tanıtımlarından sonra hepsi yola devam.” diye konuştu.

Son milletvekili aday listelerine bakıldığında 21 bakanın da seçilebilecek çok iyi yerlerde aday olarak gösterildiği belirtilerek, “Biz bu sistemde seçilen bir milletvekilinin bakan olamayacağını, olması için de istifa etmesi gerektiğini biliyoruz. Yeni sistemde kabinede tamamen hücreler yenilenecek mi?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Buradaki durum biraz farklı olacak. Biz, adeta yeniden doğmuş gibiyiz. Artık böyle 25 bakanlı bir bakanlar kurulu yok. Şu anda sayı ciddi manada düşecektir. Kaldı ki parlamentodaki sayı ne olacak? Bunları tabi görmemiz lazım ve parlamentodaki sayı size güç katması lazım. Onun için biz burada güçlü Meclisi de özellikle kullandık. Bunu başarmamız için de adımı çok kararlı bir şekilde atmamız gerekiyor.

Yarın bunların hepsini açıklayacağız. Onun için de burada biz, parlamentonun gücünü eğer cumhurbaşkanı yanına alırsa devlet güçlü olacak. Güçlü devlete de burada ihtiyacımız var. Bir diğer yönüyle de oluşturulacak kabinenin, ülkede en seçkin hakikaten yürütme kabiliyeti de güçlü olan insanlarla cumhurbaşkanı böyle bir ekip oluşturacak.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, çırak ve kalfa olarak değil usta olarak girdiklerini vurgulayarak, “Ben’ anlayışıyla bu yolda değiliz, ‘biz’ anlayışıyla bu yoldayız. 20 yıllık bir tecrübeyle buradayız.” dedi.

Bunun dört buçuk yılını İstanbul gibi bir şehrin belediye başkanlığı, ardından 11 buçuk yıl başbakanlık ve 4 yıl da cumhurbaşkanlığı görevlerini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bu gerçeklere baktığımız zaman sıfırdan yola çıkmak başka bir şey ama bir de şu anda yola devam dediğimiz başka bir şey. Belli bir deneyim, tecrübe öyle kolay kolay satın alınacak bir şey değil. Ve biz ülkeyi tanımışız, şu anda Türkiye’yi tanıyoruz, biliyoruz, bu vatanın neresinde ne eksik, bunu biliyoruz. Dolayısıyla biz o kalınan noktadan devam edeceğiz, sıfırdan başlamıyoruz.

Bu, ülkemizde, hele hele bu sistem değişikliğiyle, başkanlık sistemine geçişle atacağımız adımları çok daha hızlandıracak. Bürokratik oligarşinin o ayağımızdaki prangalarını şimdi rahatlıkla atacağız.”

“HIZLA MESAFE ALACAĞIZ”

Erdoğan, bugüne kadar ne dedilerse yaptıklarını, icraatlarının ortada olduğunu dile getirdi.

Birilerinin “ben şunu, bunu yapacağım” sözlerini anımsatan Erdoğan, “Senin yapacağını ben nereden bileyim, burada yapmış olanlar var. Laf değil bu iş, icraat.” ifadesini kullandı.

Erdoğan, yeni sistemde bakan sayısı azaldığında bürokraside işlemlerin daha hızlı olup olmayacağının sorulması üzerine, “Şüphesiz. Mesafeyi hızlı alacağız ve siyasetçiyle dışarıdan hakikaten kalitesi yüksek ekipleri oluşturmak…” diye konuştu.

Kendisinin “Ülkeyi bir anonim şirket gibi yönetmek” sözünü hatırlatan Erdoğan, “Aksi takdirde bürokratın, teknokratın eline avucuna düşersin, ülkeyi de doğru yönetemezsin. Onun için buradaki kararlılığımız bizim çok çok önemli. Hızla mesafe alacağız.” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 16 yılda yaptıkları Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Körfez Köprüsü gibi büyük projelerin önemini anlattı.

Siyasetin gücünü, başkanlık sistemiyle daha dinamik hale getireceklerinin altını çizen Erdoğan, şunları söyledi:

“Bu sistemin bize kazandıracakları var. Onun için ben bu yola çıktığımızda arkadaşlarıma hep ‘Biz bir şeyi gerçekleştireceğiz. Nedir? Eğitim, sağlık, adalet, emniyet. Bu dört sütun üzerinde yükselen bir Türkiye.’ dedim. Bunu yükseltirken de ulaşımda, enerjide, tarımda, dış politikada bizim çok ciddi adımlar atmamız lazım. Bunları şu anda yaptık mı? Yaptık.”

“BAZI İLLERİMİZDE ‘MİLLET BAHÇELERİ’ KURACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, beyannameye yönelik bazı ipuçlarının sorulması üzerine, “Manifesto, işin çerçevesini ortaya koyuyor. Seçim beyannamesi artık detaya giriyor. Beyannamede bir sunuşum var. Sunuşumun arkasından da bizler bugüne kadar nasıl geldik, ne yaptık, ne vaat ettik, neleri yaptık, neleri yapamadık, bu yeni sistem kendini nasıl anlatacak. Bütün bunların hepsini bu beyanname içerisinde göreceğiz.” diye konuştu.

Burada önemli bir şeyin bulunduğuna işaret eden Erdoğan, şunları kaydetti:

“Şimdi bizim somut, müşahhas yapacaklarımız neler olacak? Burada önemli bir ipucu vereyim çünkü bunu kimseden duymamışsınızdır. Biz, çevreciyiz ve bugüne kadar biz diktiğimiz ağaçlarla, milyarlarca ağaçlarla nam salmış bir iktidarız. Şimdi yeni bir adım daha atacağız, o da şu; bazı illerimizde ‘Millet Bahçeleri’ kuracağız.

Örneğin, Konya’da ‘Konya Stadı’ vardı. Yeni stat yaptığımız için, Konya Stadı’nın yerine bir Millet Bahçesi yapacağız. Aynı şekilde Eskişehir’de eski stadın olduğu yere biz şimdi bir Millet Bahçesi kuracağız.”

“ATATÜRK HAVALİMANI, MİLLET BAHÇESİ OLACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, en büyük müjdenin de İstanbul olduğuna dikkati çekerek, “Belki acele ettim ama söylemem lazım. İnşallah İstanbul’da havalimanının olduğu yere biz ‘Millet Bahçesi’ yapacağız. Atatürk Havalimanı, Millet Bahçesi olacak. 29 Ekim’de İstanbul’daki o dünyanın sayılı havalimanını açıyoruz ama mevcut Atatürk Havalimanı’nı da inşallah dev bir Millet Bahçesi haline getirmek suretiyle, artık şehrin merkezinde istiyoruz ki böyle bir Millet Bahçesi olsun.” dedi.

Şu anda animasyon çalışmalarının devam ettiğini belirten Erdoğan, 29 Ekim’deki açılışla hemen yoğun bir şekilde çalışmaların başlayacağını söyledi.

Erdoğan, aynı şekilde Ankara, Gaziantep ve birçok ildeki eski statları Millet Bahçesi’ne dönüştüreceklerini, yemyeşil ve halkın gidip geleceği yerlerin olmasını istediklerini vurguladı.

İstanbul’da yine ilginç olan yerlerden bir tanesinin de Maslak’ta bir alan olduğuna değinen Erdoğan, “Dev bir alan, orasını da yine buna çevirme, bir dönüşüm yaparak orayı da bir Millet Bahçesine dönüştürelim istiyoruz. Yani halkım bu tür yerlere rahatlıkla çocuklarıyla gitsin gelsin. Bunlara ihtiyaç var. Hep beton, beton, beton…Belediyecilikten de geldik ya bunlar artık bizim işimiz. Bunları da yapacağız.” ifadesini kullandı.

“Kamuoyunda sizin Cumhurbaşkanı olarak çıkacağınız yönünde bir tereddüt olmadığı ancak AK Parti’nin parlamentoda çoğunluğu sağlayamayabileceği iddialarını nasıl değerlendiriyorsunuz?” sorusu üzerine Erdoğan, bunların sağlıklı haberler olmadığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz bir defa şuna inanıyoruz; Allah’ın izniyle halkım bu noktada gerek şahsımda gerek partimde bize üst düzeyde desteği verecektir.” değerlendirmesini yaptı.

Partisinin kurulduğu ve çalışmalara başladığı günden bugüne kadar girdikleri her seçimi aldıklarına dikkati çeken Erdoğan, şöyle devam etti:

“Halkım, hiçbir zaman bizi yalnız koymadı. Burada da halkım Cumhurbaşkanlığı görevini ikinci defa şahsıma verirse ben inanıyorum ki güçlü bir parlamentoyla beraber verecektir. Çünkü güçlü bir parlamento olması, güçlü bir Meclis olması demek bizim cumhurbaşkanı olarak vereceğimiz hizmetleri çok daha başarılı bir şekilde vermemiz anlamına da gelir. Onun için de biz ne yaptık? Bir Cumhur İttifakı kurduk. Cumhur İttifakı’nın bir özelliği var ve Cumhur İttifakı’nın içinde MHP var, BBP var. Beraberce bunu oluşturduk. Aynı zamanda bu ittifak ayrılığa değil birliğe, beraberliğe davet eden bir yaklaşım tarzıdır ve burada da azami müşterekleri olan anlayışlar bir araya gelmiştir. Siyah-beyaz gibi değil, birbirine çok yakın, azami müşterekleri olan, asgari müşterekleri olan değil. Bu da tabii diğerlerinden çok farklı. Burada hem millisin hem yerlisin. Milli ve yerli olan anlayışlar burada bir arada. Aksi takdirde zaten uyum olmaz. Şu anda da hamdolsun uyumlu bir şekilde sürece doğru çalışmalarımızı başlatıyoruz. Yarın (bugün) beyanname, hemen arkasından cumartesi günü ya Allah Bismillah Erzurum. Erzurum ile beraber yola. Şöyle Erzurum Kongresi gibi bir heyecan meydana getireceğiz.”

“BİZ KENDİ İŞİMİZE BAKALIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, CHP’nin aday listesiyle ilgili yorumlar anımsatılarak, “Muharrem İnce’nin ekibinin tasfiye edildiği ve özellikle sağ seçmene göz kırpmak için bazı isimlerin aday olarak konulduğu söylendi. Bununla ilgili bir değerlendirme yapacak mısınız?” sorusu da yöneltildi.

Bu soruya karşılık Erdoğan, “Ben, hiç onunla ilgili bir değerlendirme yapmayacağım. Buna hiç gerek yok. Biz kendi işimize bakalım. Onun için de biz kendi ekibimizle beraber yolumuza inşallah koyulacağız. Onların kendi iç meseleleri, onlarla ilgili. Elalemin derdi bizi mi gerdi? Ne gerek var? Biz işimize bakalım.” diye konuştu.

“Kamuoyunda çok konuşulan, ‘Türkiye kutuplaşıyor.’ Ama bugün özellikle muhalefette bir araya gelmeyecek kişilerin bir araya gelmesi sizi şaşırtıyor mu? Sanki Recep Tayyip Erdoğan herkesi bir araya çekiyor gibi bir algı oluşturmuyor mu?” sorusuna Erdoğan, şu yanıtı verdi:

“Ne kadar güzel işte. Bir araya gelemeyenler eğer bu fakirin sayesinde bir araya gelebiliyorlarsa demek ki Erdoğan ayrıştırıcı değil, birleştiriciymiş. Bunların hepsi şimdi bir araya geliyorlar. Şimdi ne dediler? İşte böyle, böyle… İşte bağırıp çağıran değil, şu değil, bu değil filan, falan. Buyurun işte biz de meydandayız, diğerleri de meydanda. Ama görüldüğü gibi arada sırada belki nüktelerimiz olabilir ama biz bunlarla hiçbir zaman uğraşmayacağız. Biz ne yapacağız? Nasıl yapacağız? Ne kadar zamanda yapacağız? Bunların peşinde olacağız? Zaman zaman ne yaptık, bunları da tabii söyleyeceğiz. Çünkü hafıza-i beşer nisyan ile maluldür. Yani biz yaptıklarımızı söylemezsek ya zaten bunlar biliniyor. Yok, hafıza-i beşer nisyan ile malul. Unuturlar. Onun için anlatacaksın. Şimdi inanın Yüksek Hızlı Treni (YHT) sorun bilmezler birçoğu. Niye? Binmemiştir. Binmiş olsa belki. YHT ile artık yolculuklar başladı ve her geçen gün yeni yeni illeri birbirine bağlıyoruz. Bundan daha güzel yatırımlar, adımlar olabilir mi?”

“BATININ BİLE ERİŞEMEDİĞİ SAĞLIK SİSTEMİ”

Şehir hastanelerine de değinen Erdoğan, “İnanın birçoğu bu şehir hastanelerini bilmez.” ifadesini kullandı.

İstanbul’da Başakşehir’de dev bir hastane yapıldığını belirten Erdoğan, Sancaktepe’de de inşa edileceğini, onun da ihale hazırlıklarının tamamlandığını aktardı. Erdoğan, “Bilkent, orada şu anda bitti gibi. Bir de Etlik’te yapılan var şu anda. Bunlar yaklaşık 3 bin 500 yatak kapasiteli hastaneler. Bu hastanelerin içine girdiğiniz zaman bir taraftan girip, bir taraftan evelallah çıkıyorsunuz. Öyle sedyeler şunlar, bunlar değil. Gayet güzel bir şekilde modern araçlarla hastane koridorlarında taşınıyorsunuz. Bu artık Batının bile erişemediği sağlık sistemi.” değerlendirmesinde bulundu.

Mersin, Isparta, Yozgat’ta da şehir hastanesi açtıklarını belirten Erdoğan, diğerlerinin de inşasının devam ettiğini söyledi.

Hemen hemen her büyükşehire bir şehir hastanesi yapacaklarını bildiren Erdoğan, bunların çekim alanı oluşturacağını vurguladı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın “Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi.” sözünü anımsatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Biz sağlıklı nefese devlet-i aliyye-i Osmaniye’ye feda etmeyi göze alan bir ecdadın torunlarıyız ya. Şimdi aynısını biz yapacağız ve yapıyoruz. Projeler de güzel. Bir tane Kayseri’ye açtık, muhteşem. Oradaki hastanede tedavi olan yaşlı amcalar, nineler nasıl dua ediyorlar. Bunlardan tabii para almıyorsun, bir şey almıyorsun. Niye? İşte güçlü devlet bu. Bu güçlü devletin göstergesi olarak halkından aldığını halkına bu şekilde döndüren bir anlayış. İşte biz bunları hamdolsun yaptık, yapmaya devam ediyoruz.”

“BU İMKANI YAKALADIK”

Eğitim alanında yapılanlara da değinen Erdoğan, “Okulları, üniversiteleri evlatlarımızın ayağına götürdük.” dedi. Erdoğan, 75 üniversiteden şu anda yeni açılanlarla beraber sayının 200’ün üzerine çıktığını belirterek, “Öyle bir noktaya geldik. İsterse kendi vilayetinde herhangi bir üniversiteye gidebilir, isterse farklı vilayetlerde gidebilir. Bu imkanı yakaladık.” diye konuştu.

Derslik sayısını da Türkiye genelinde ciddi manada artırdıklarını vurgulayan Erdoğan, bunun eğitimde attıkları adımların ne denli büyük olduğunu gösterdiğini anlattı.

Erdoğan, “Hatırlayın kitap bulamazdık, kitap. Kuyruğa girerdik. Kitap, kırtasiyecide o kitap yok. Ama şimdi biz ilköğretimde, ortaöğretimde kitapları sıraların üzerine okullar açılırken koyuyoruz. Benim sınıfımda 75 kişi vardı. Ama şimdi 30’u aşan sınıf yok, altı var. 25, 20, 18 buralara kadar iniyor. Bu neyi artırıyor? Kaliteyi artırıyor.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 300 bine yakın öğretmen aldıklarını, öğretmen başına düşen öğrenci sayısını azalttıklarını kaydetti.

AK Parti’nin seçim beyannamesinde yer alacak vaatlere ilişkin soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kanal İstanbul, maalesef gecikti. Verilmiş sözümüzdü, gecikti. Kanal İstanbul muhteşem.” diye konuştu.

Kanal İstanbul ile birlikte her iki yanda yeni şehirler kuracaklarını söyleyen Erdoğan, “İstanbul onlarla da ayrı bir güzel olacak. Yeni havalimanının yakın bir mesafesine yaklaşık 10 bin konutluk bir yer kuruyoruz ki oranın personelinin gidiş gelişini zora sokmayalım ve orada da zemin artı 4 konutları yapalım. Oradan icabında bisikletiyle, icabında otomobiliyle hemen 3’üncü Havalimanı’na rahat rahat gitsin gelsin. Şehircilik anlayışı budur, öyle herkesin anlayacağı iş değil bu iş. Öyle kuru kuruya da konuşmakla bu işler olmuyor, icraat, icraat.” ifadelerini kullandı.

“Muhalefetin, ÖTV’yi düşüreceğiz, asgari ücreti artıracağız, benzin fiyatlarını düşüreceğiz.” yönündeki vaatlerini gerçekçi buluyor musunuz?” sorusuna yanıt veren Recep Tayyip Erdoğan, şunları söyledi:

“Benim ayaklarım yere basıyor, sağlamdayım. Ayaklar yere basmadan bu iş olmaz. Kaç tane ağaç diktin diye sormak lazım. ÖTV’yi kaldıracaksın, neyi kaldırıyorsun? Onun yerine neyi koyacaksın? Böyle saçmalık olur mu? Dünyada vergisi olmayan bir devlet mi var? KDV’si olmayan bir devlet mi var? Bunu azaltırsın, o ayrı mesele ama ‘Kaldıracağım’ dediğin zaman şu anda tabii sırtında küfe yok, atıyorsun. Yerine koyacağını söyle. Benim vatandaşım bunlardan iyi bu hesabı biliyor. Böyle bir şey olur mu olmaz mı? Kaldı ki onun geçmişindeki zihniyet böyle bir şey yapamadı, o nasıl yapacak? Onların önündeki o büyükleri, CHP’nin o eski temsilcileri bize karneyle ekmek veriyorlardı. Bize sana yağını, gaz yağını karnede mühürlerle veriyorlardı. Kim bu? Eski CHP. Kime yutturacaklar bunu? ‘Ben o değilim’. İster ol, ister olma ama sizin cemaziyelevveliniz bu. Şimdi nasıl olsa sırtınızda küfe yok, kurusıkı at. Önce ispatı vücut etmeden bu işler olmaz.”

“GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ HEM İNŞA HEM DE İHYA EDECEĞİZ”

Seçimin ikinci tura kalacağına ilişkin öngörüler olduğu hatırlatılarak “Muhalefetin, planlarını ikinci tura göre planladığı dile getiriliyor. Sizin önünüze anketler geliyordur, bizimle bu noktada paylaşabileceğiniz var mı?” sorusu üzerine Erdoğan, 10 Ağustos 2014’te yapılan Cumhurbaşkanlığı Seçimi’nde yüzde 52 oranla ilk turda seçildiğini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletin kendisini 10 Ağustos seçimlerinden tanıdığını söyleyerek, “O günden bugüne de yapılanları biliyor. Ben inanıyorum ki benim milletim bu evladına, yanıltmadığı için yine sahip çıkacaktır. Çünkü bu defa yeni bir sistemle geleceğin Türkiye’sini çok daha farklı bir şekilde hem inşa hem de ihya edeceğiz.” şeklinde konuştu.

Seçimlere ilişkin son yapılan anketler hatırlatılarak, “Son rakamlar ne diyor?” sorusuna ise Erdoğan, “Durmak yok, yola devam diyor.” karşılığını verdi.

ENERJİ ALANINA İLİŞKİN PROJELER

Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığının giderilmesiyle ilgili çalışmalar anımsatılarak, “Yeni dönemde bu tür projeler de hız kazanacak mı?” sorusu yöneltilen Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Hakkari’de yeni sondaj kuyularının açılması, sadece o değil, bu basiti, şu anda mesela bizim nükleer enerjiyle ilgili Mersin Akkuyu adımı var. Şu anda yoğun şekilde Mersin Akkuyu çalışılıyor. Bununla birlikte hemen arkasından yeni Akkuyu adımlarını atacağız ama bir diğer olay, biz şimdi temiz enerjiyi kovalıyoruz. TANAP’la temiz enerji, yenilenebilir enerji, bunun peşindeyiz. Bir diğer adım, aynı şekilde rüzgar enerjisinde çok iyi noktadayız. Gayet güzel gelişmeler var. Bir diğer adım, güneş enerjisinde yani bin megavatlık çok ciddi bir adımı Konya’da attık. O başlıyor.”

Yenilenebilir enerjinin kirliliği davet etmediğini, tam aksine tertemiz bir enerji olarak öne çıktığını dile getiren Erdoğan, bu gelişmelerin Türkiye’nin geleceğe yönelik gücünü artırdığını vurguladı.

ÇİN VE JAPONYA İLE YENİ PROJELER

Enerji alanına ilişkin Çin ve Japonya ile görüşmeler olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu ülkelerle 2’nci ve 3’üncü paket nükleer enerji çalışmaları yapılacağını, görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bir süre önce Çin ziyaretinde gerçekleştirdiği görüşmeleri hatırlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

“O görüşmelerin neticelerini de peyderpey alıyoruz, alacağız. Bizim devamlılığımızın önemi biraz da buradan geliyor. Çünkü uluslararası bir marjınız var. Bu noktadaki uluslararası o marj, o güç sizi kabullenmiş. Kabullendiği için de sizinle öyle bir anlaşmalara giriyor ki. Mesela ‘BOT (yap-işlet-devret) sistemiyle ben sizle girerim bu işe’. Niye giriyor? İnandığı, güvendiği için giriyor. İnanmadığı, güvenmediği bir ülkeyle Rusya, Çin, Japonya böyle bir işe girer mi? Biz bu güveni onlara vermişiz. Bu güveni verdiğimiz için onlar bizimle bu işe giriyor. Her şey cebinizdeki parayla olmuyor, karşı tarafa vereceğiniz güvenle de oluyor.”

Göreve geldiklerinde bütçeyi çeşitlendirdiklerini, bunun için bugünlere başarılı şekilde geldiklerini dile getiren Recep Tayyip Erdoğan, “Şimdi diyelim ki 18 Mart Çanakkale Köprüsü’nü yapıyoruz. 18 Mart Çanakkale Köprüsü de yine aynı sistemle yapılıyor. İnşallah 2023’e, belki 2022’ye de çekeceğiz onu. Orasını da bitireceğiz. Orada da Avrupa ve Asya’yı birbirine bağlıyoruz. Başlanmamış değil, bunlar başlanmış projeler. Bunları bu şekilde yürütüyoruz. Çünkü biz yapamayacağımızı vadetmedik, hep yaptıklarımızı konuşuyoruz. Yine aynı şekilde yaptıklarımızı konuşacağız. Er veya geç bunları bitireceğiz.” ifadelerini kullandı.

“BİZ VATANIMIZI, ÜLKEMİZİ, HALKIMIZI SEVİYORUZ”

Erdoğan, Adıyaman’da Nisibbi Köprüsü’nü yaptıklarını hatırlatarak, “Bunların oralara eli ayağı ulaşamaz ama biz ulaştık. O dev barajın üzerine o köprüyü yaptık. Niye? Biz vatanımızı, ülkemizi, halkımızı seviyoruz yani gel, İstanbul Boğazı’na yap da Adıyaman’ı unut. Bizim kitabımızda böyle bir şey yok. Oraya da gideceksin, oraya da yapacaksın.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Van Depremi’nin ardından kentte neredeyse çatısı olmayan bırakmadıklarını, 20 bini aşkın konut yaptıklarını anlattı.

Yetkililerin, Van’da deprem sonrasında gece gündüz yoğun şekilde çalıştıklarını ve yaraları sardılarını söyleyen Erdoğan, “Ama ben bir de Sakarya Depremi’ni, Düzce Depremi’ni hatırlıyorum. Devlet ortada yoktu. Ben o zaman cezaevinden yeni çıkmıştım, şöyle gidip bir dolaşayım oraları dedim, ara da bulasın ama şimdi öyle bir şey yok. Anında, Simav’da deprem biz oradayız ve bambaşka bir Simav var. Aklınıza neresi gelirse…” değerlendirmesini yaptı.

BALKANLAR ZİYARETİ ÖNCESİNDEKİ SUİKAST İHBARI

Recep Tayyip Erdoğan, Balkanlar ziyareti öncesindeki suikast iddiaları hatırlatılarak, “Bu mevzunun arkasında terör örgütleri mi yoksa daha büyük organizasyonlar mı düşünmemiz gerekiyor?” sorusu üzerine şunları ifade etti:

“Biz bunlara alışığız. Bu, ilk aldığımız suikast ihbarı değil. Bundan önce de yine birçok yerlerle ilgili bu tür ihbarlar hep bize gelmiştir, gelir. Biz de tabii böyle bir ihbar olduğu zaman ihbar geldi, burayı iptal et, yok. Biz bir defa kader planına inanmışız, dolayısıyla verdiler, ‘Gitmezseniz iyi olur’ falan filan yok, gideceğiz dedim. Avrupa’nın dört bir yanından binler oraya gelecek, ben gitmezsem olmaz. ‘Bir arkadaş…’ Yok, gitmem lazım. Sağ olsun Cumhurbaşkanıyla da görüşmelerimizi yaptık, tedbirlerimizi aldık, gittik. Böyle ufak tefek bazı çatlaklar olabilir o ayrı mesele ama muhteşem bir ilgi, alaka.

Sadece salonun içini konuşmuyorum, tabii salonun dışında da Bosna Hersek o gün bambaşka bir hareket yaşadı. Cumhurbaşkanı Sayın Bakir İzetbegovic, ‘Bugün otellerimizin tamamı full dolu’. Saraybosna’nın dışındaki otellere de akın etmişler. Gideceğiz, kader, gereği neyse bu olacak. Nitekim sağ olsun Sayın Bakir İzzetbegovic, muhteşem bir konuşma yaptı. Biz konuşmamızı yaptık ve orada yaklaşık verilen rakamla 12 bin kişi salonda vardı. Yine gerek o çarşıdan geçerken ilgi, alaka, teveccüh falan hepsi bir başkaydı. Bunlar tabii hakikaten bizleri duygulandırıyor, gururlandırıyor. Bilge insan Aliya İzetbegovic’in kabrine giderken yine oralardaki ilgi, alaka hepsi Allah rahmet etsin bambaşkaydı. Yine bunlarla beraber hakikaten güzel bir gün orada geçirdik.”

İngiltere ziyaretinde savunma sanayisine ilişkin yapılan görüşmelerin sorulması üzerine Erdoğan, bu konuda İngilizlerle ayrı bir ilişki ağı oluşturduklarını belirtti.

Türkiye’nin bu alanda ciddi bir sıçramada olduğunu ifade eden Erdoğan, İtalyanlarla yaptıkları “Atak” helikopterlerinden şu ana kadar 30 adet ürettiklerini, büyük bir açığı kapattıklarını, bu helikopterlerin muhteşem bir vurucu gücünün olduğunu dile getirdi.

Erdoğan, Atak helikopterlerinin üretimini daha da artırma noktasında adım attıklarını, bunu başardıkları takdirde üçüncü pazarlara bunu satma imkanının doğacağını, bunun çalışmalarının yürüttüklerini aktardı.

Altay tanklarıyla ilgili çalışmaların da devam ettiğini ancak tam bir seri üretime henüz girildiğini söyleyemeceğini anlatan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“600 civarında leopar tankı almıştık. Onların onarım ve bakımlarını burada kendi tesislerimizde yapabiliyoruz. Bunların yanında en önemlisi şu iç terör olayında insansız hava araçları (İHA) ve silahlı insansız hava araçları (SİHA) büyük işimizi gördü. İHA’lar ile koordinatlar belirleniyor, F-15 ve F-16 ile oraları vuruyorlar. Aynı şekilde SİHA hem görüyor hem vuruyor. Acayip bir şey onlar. İsrail, Amerika bize bunu vermedi. İsrail bize 10 tane verdi. Ondan sonra tamiri, bakımı bilmem neyi bize can çekiştirdiler. Şimdi o dertten kurtulduk. Her an kendi ülkemizde özel sektör üretiyor, ihtiyacımız neyse bunu da bize süratle yetiştirmeye çalışıyorlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle kendi piyade tüfeklerini yaptıklarını, İngiltere ile savaş uçakları konusunda anlaşmaya vardıklarını, Savunma Sanayii Müsteşarlığının bu konuda muhataplarıyla görüşmelerde bulunduğunu kaydetti.

“ROLLS-ROYCE OLAYINDA MUTABIK KALIRSAK…”

İngilizlerin savunma sanayisinde attıkları adımlarda Türkiye’yi ortak olarak kabullendiklerine dikkati çeken Erdoğan, konuya ilişkin şu bilgileri verdi:

“Bizim onlara tek şartımız şu: Biz sizlerle bunu yaparız, yaparız ama birilerine bağımlı olursanız bu mümkün değil. Biz birbirimize bağımlı olursak bunlarda varız. Mesela şimdi Rolls-Royce… Bu konuda özel sektör firması ile görüşmeler, anlaşmalar var. Rolls-Royce olayında mutabık kalırsak onlarla yapacağımız çok iş var. Temenni ediyorum ki sonu da iyi olacak. Bu konuda hakikaten çeşitlendirme çok iyi geliyor. Bu çeşitlendirmeyle beraber de şu anda iç terör mücadelesinde ve Kuzey Suriye’deki olaylarda güçlüyüz. Artık biz zırhlı taşıyıcılarımızı çeşitlendirdik ve yoğun bir üretimimiz var. Birkaç firma üretiyor. Bunlar 14-15 kişi alıyor. Bunlarda, eğer kemerlerini bağlamışlarsa bugüne kadar zayiat olayı yaşamadık. Bunlar güzel gelişmeler, sonu da güzel olacak.”

FETÖ ELEBAŞININ İADESİ

Erdoğan, CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in ABD’den usulüne uygun istenmediği iddiasına ilişkin soru üzerine, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Pek girmek istemiyorum ama bu konuda Sayın Muharrem Bey, Adalet Bakanlığına veya Milli İstihbarata bu işin ispatını yapması lazım. Ben, bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak, onu davet ediyorum. Dürüstsen, samimiysen ya MİT’e sana Amerika’dan bunu kim söylemiş veya Adalet Bakanlığına bunu belgesiyle vermen lazım. Bunu vermesi lazım ki MİT’e cevap hakkı doğsun. İlerisini söylemiyorum, konuyu biliyorum çünkü. Ben kendisini ispata davet ediyorum. Milli İstihbarata bunu açıklasın. ABD’den hangi yetkili böyle bir konuda bunu aramış da buna ‘Böyle bir şey yok, bunlar gazete kupürü’ falan demiş?”

“MACRON İLE TELEFON GÖRÜŞMEMİZ OLACAK”

Erdoğan, ABD ile ilişkiler ve Fransız askerlerinin Menbiç’te görülmesine ilişkin soru üzerine, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisinden görüşme talebinde bulunduğunu aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün yarın bir telefon görüşmemiz olacak. ABD ile bu tür şeyler zaman zaman hep olur ama şimdi seçim yoğunluğu olduğu için telefon diplomasisi kesilmiş olabilir ama anında görüşme yapma imkanları olabilir.” ifadelerini kullandı.

ABD’NİN BÜYÜKELÇİLİĞİNİ KUDÜS’E TAŞIMASI

Erdoğan, ABD’nin İsrail’deki büyükelçiliğini Tel Aviv’den Kudüs’e taşıması ve İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların hatırlatılması üzerine, şunları söyledi:

“Amerika ile İsrail’in almış olduğu bu karar kıymeti harbiyesi olmayan bir karardır. Amerika bir defa itibarını tamamen adeta sıfırlamıştır. Nitekim Birleşmiş Milletlerde (BM) bizim Yemen ile attığımız adımda yapılan oylama neticesinde 128 ülke ‘hayır’, 9 tane adını sanını duymadığım, zaten ikisi ABD ve İsrail, diğerleri de kasaba devleti gibi bir şey, onların yanında yer aldı. Demek ki dünyada bunların kabulü yok. ‘Benim param, gücüm var.’ Dolayısıyla bu parayla ve güçle ‘Ben sizi sindiririm, dediğimi de yaptırırım.’ Yok arkadaş yaptıramazsın. Yaptıramadın, kimse de seni dinlemedi. Burada, gelmişin büyükelçiliğini oraya taşımışsın. Ne olacak taşısan? Bir defa Filistin’in başkenti Kudüs’tür. Bunu artık herkes biliyor. Bu konuda tereddüt söz konusu değil. Sen kabul edersin etmezsin ama gönüllerde Filistin’in başkenti Kudüs’tür.”

Erdoğan, İslam İşbirliği Teşkilatının (İİT) İstanbul’daki olağanüstü zirvesini büyük bir katılımla yaptıklarını, burada önemli kararlar aldıklarını vurguladı.

Dışişleri Bakanlarının bu konunun üzerine gideceklerini, alınan kararları takip edeceklerini söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“30 maddelik karar listesini kabul ettik ama bu karar listesinin içinde işgalci İsrail devletine ve illegal yerleşimlere yönelik ekonomik yaptırımların uygulanması bulunuyor. Kudüsü Şerif’in İsrail tarafından ilhakını tanıyan ABD’nin kararını izleyen ülke, makam, parlamento, şirket ve bireylere ekonomik kısıtlamalar uygulayacağız. Aynı şekilde Filistin topraklarındaki yasa dışı İsrail yerleşimlerinde üretilen ürünlerin piyasaya girmesine mani olmak gerekiyor. İllegal yerleşimlerin daimi kılınmasında dahli bulunan veya bundan yarar sağlayan birey ve oluşumlara karşı da önlem alacağız. Ekonomik yaptırımlar konusunda hangi somut adımların atılacağı noktasında İİT Genel Sekreterliğini görevlendirdik. Genel Sekreterlik uygun tedbirler noktasında tavsiyeler hazırlayacak, biz de üye ülkeler olarak tavsiyeleri uygulamaya koyacağız. Özet olarak, alınan kararlarımız bunlar oldu. Hatta çok daha önemlisi Filistin’de BM’nin oraya bir güç yerleştirmesi. Bu da çok önemli. Tıpkı Somali ve Kosova’da olduğu gibi burada da böyle bir gücün oluşturulması. Biz buna Uluslararası Birleşmiş Milletler Barış Gücü diyoruz. Bir barış gücünün orada kurulması çağrısını yaptık.”

Seçim güvenliğine ilişkin bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçimle ilgili olarak İçişleri Bakanlığımız A’dan Z’ye her türlü tedbiri almış vaziyette. Bu konuda Yüksek Seçim Kuruluyla koordineli bir çalışmaları da var.” yanıtını verdi.

Erdoğan, yasal olarak yapılması gerekenlerin hepsinin masada olduğuna işaret ederek, “Şu andan itibaren de bölgede atılacak olan bir emniyet güvenliğine yönelik adımlar var bir de bunun dışında atılması gerekenler var. Nedir bu? Mesela buralardaki il seçim kurullarındaki müdürler, ilçelerdeki müdürler, bu konularda geçmişte maalesef çok çirkin diyebileceğim personel atamaları vardı, onlarla ilgili de gerekli çalışmalar yapılmış durumda. Bütün bunlarla beraber bir defa biz o endişeyi bu seçimde yaşamayacağımıza inanıyorum. Bu işin seçim güvenliği noktasındaki en önemli adımı.” şeklinde konuştu.

Partilerin de kendilerini tedbirlerini almada çok daha rahat hissettiğine işaret eden Recep Tayyip Erdoğan, “Örneğin biz partimiz olarak bütün sandıklarda hakimiyeti tesis etme noktasında bugüne kadar olandan çok daha güçlü bir konumdayız.” diye konuştu.

Konuya ilişkin partililere “Sandık hakimiyetini tesis edeceksiniz, kuracaksınız” dediklerini belirten Erdoğan, “Sandık güvenliğinde eskiden bir 100 metre olayı vardı. Şimdi bu 100 metre olayı kalktı. Oradaki sandık görevlilerinden biri dahi haberdar etse, gelip oraya oradaki güvenlik güçleri hemen müdahale edebilecek. Bunlar işi rahatlatan şeyler.” ifadelerini kullandı.

Aday profiline ilişkin bir soru üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, 126 kadın adaylarının bulunduğunu ve adayların yaş ortalamasının 44 olduğunu bildirdi.

Erdoğan, 25 yaş altında 57, 26’ncı dönem milletvekillerinden 167 ve 8 engelli adaylarının bulunduğunu belirterek, Kocaeli’de 11’inci sıradan AK Parti milletvekili adayı olan Elif Nur Bayram’ın da 2000 doğumlu olduğunu dile getirdi.

Genç adaylara ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Recep Tayyip Erdoğan, eski dönemde seçilme yaşının 30, seçme yaşının 18 olduğunu hatırlattı.

Zor olanın seçmek olduğunu ifade eden Erdoğan, adayların alt ve üst komisyonlardan elenerek geçtiğini ve 7 bin 400 civarındaki aday adayının bu şekilde 600’e geldiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Seçme ve seçilme yaşı 18 oldu, bu önemli bir gelişme. Bu bir şey daha bize kazandırıyor, yani seçme ve seçilme 18 olunca Türkiye’nin parlamentosunda bir dinamizm hakim kılacak. Bu demek değilki parlamento 18 yaşındakilerle dolacak veya 25 yaş altı ile dolacak, hayır, o sürece girenler bir defa artık orada çok ciddi bir deneyimi kazanmaya başlayacaklar. Bu seçimde olmaz da bir dahaki seçimde olur ama bütün mesele o sürecin içerisine girmek.” ifadelerini kullandı.

AK Parti’de gençlik kollarının, kadın kollarının ve ana kademenin çok dinamik olduğunu söyleyen Erdoğan, “İnşallah bundan sonraki süreçte bu bakımdan çok daha farklı, çok daha dinamik ekiplerle de yola devam edeceğiz.” dedi.

Doğu illerindeki seçim çalışmalarına yönelik bir soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın bugün sondaj kuyusu açılışı için Hakkari’ye gittiğini, oradan da Şırnak’a geçtiğini anımsattı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ve Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli’nin de önceki haftalarda bölgeye gittiğini anımsatan Erdoğan, “Biz o bölgelere yabancı değiliz, sürekli dolaşıyoruz. Aynı şekilde diğer milletvekili arkadaşlarımız dolaşıyor. Ben de şimdi Doğu Anadolu’da yani Erzurum’dan cumartesi günü Genel Başkan olarak başlıyorum ve arkadaşlarımızın hepsinin şu anda planlamaları yapıldı, hepsi Güneydoğu, Doğu farketmez, Doğu Karadeniz, hepsini dolaşacağız, hallaç pamuğu gibi oraları inşallah atacağız. Biz bugüne kadar hiç oralara yabancı olmadık, bundan sonra da olmayacağız.” diye konuştu.

Terör operasyonlarına ilişkin bir soru üzerine ise Recep Tayyip Erdoğan, şunları kaydetti:

“Afrin’de biliyorsunuz 4 bin 500’ü falan buldu oradaki teröristlerden etkisiz hale getirilenler. Cerablus, o bölgede biliyorsunuz 3 bin DEAŞ’lıyı derdest ettik. Kuzey Irak ayrıca devam ediyor. Oralarda da şu anda 350-400 civarında Kuzey Irak’ta. İçeride yine aynı şekilde teröristlerden etkisiz hale getirilenler şu 2 gün içerisinde 15-20 kişi var. Bayağı yoğun bir şekilde devam ediyor, devam edecek, durmak yok yola devam.”

Erdoğan, “Son olarak vermek istediğiniz bir mesaj var mı?” denilmesi üzerine ise “Biz 81 milyon milletimizi ayırt etmeksizin seviyoruz. Şu Rabiayı unutmasınlar; ‘Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet’. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Milletimizi seviyoruz.” karşılığını verdi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 6

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadelenin içindeyiz. Hükûmetlerimiz döneminde hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim-öğretime tahsis ettik. 81 vilayetimize, anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Burhan Felek Stadyumu’nda 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün tamamlanan eğitim öğretim yılının ülke, millet ve tüm öğrenciler için hayırlı olmasını diledi.

Önünde bulunan alanı görünce gençlik yıllarının aklına geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu stadyumda, Altunizade Stadyumu olarak geçerdi, çok top oynadım. Bu stadyumun hatıraları var bende. Sakatlandığımız zamanlar oldu ama o heyecanı yaşamak ve o heyecanı yaşarken bir taraftan da öğrencilik yıllarımızı devam ettirmek bizde farklı anılar bıraktı” diye konuştu.

Ülkenin dört bir yanında şu an karne sevinci yaşayan tüm öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük Türk Müziği Çocuk Korosu’nu az önce saygıdeğer hocamızın riyasetinde dinledik. Gerçekten bu kadar kısa zamanda nasıl hazırlandınız, nasıl bu coşkuyu bize yaşattınız? Gerçekten takdire şayan. Bize Türk klasik müziğinden sunduğunuz parçalarla bundan sonraki süreçte de değişik yerlerde inanıyorum ki bu sunumları birlikte yapmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

“YARININ TÜRKİYE’SİNİ, GÖZLERİNİN PARILTISI KALBİMİZİ ISITAN ÇOCUKLAR, GENÇLER İNŞA EDECEK”

Eğitim öğretim yılı boyunca yağmur, kar ile çamur demeden öğrencileri en güzel şekilde yetiştirmek için fedakârca görev yapan öğretmenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartları zorlama pahasına çocuklarının eğitiminden taviz vermeyen anne ve babaları da kutladı.

“Her eğitim öğretim yılı sonunda işte bugün burada olduğu gibi zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, ahlaklı nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığını yeniden yaşıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımızla her bir araya gelişimizde, her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık yarınlarına dair umutlarımız daha da güçleniyor çünkü yarının mühendisleri, doktorları, öğretmenleri bugün karne alan çocuklarımızın arasından çıkacak. Yarının bilim insanları, sanatçıları, düşünürleri, siyasetçileri bugün okul bahçelerinde neşeyle koşturan evlatlarımızın içinden çıkacak. Yarının Türkiye’sini, gözlerinin parıltısı kalbimizi ısıtan işte bu çocuklar, gençler inşa edecek. Bunun için tam 20 yıldır, önce eğitim öğretim diyoruz. Bunun için eğitim-öğretimi her işin başı olarak görüyoruz. Bunun için bütün imkânlarımızı eğitim öğretim için seferber ediyoruz.”

“EĞİTİME HARCANAN HER KURUŞUN, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILAN EN BÜYÜK YATIRIM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretime harcanan her kuruşun Türkiye’nin geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğunu söyledi.

Erkeğiyle kızıyla tüm evlatlar okusun, zengininden fakirine her vatandaşın çocuğu, en nitelikli eğitim-öğretim imkânına kavuşsun istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti.

Hükûmetleri döneminde hazırladıkları tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim öğretime tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ile anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdıklarını anımsattı.

Göreve geldiklerinde 78 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtlarıyla pansiyonlarıyla spor salonlarıyla kütüphaneleriyle ülkenin eğitim altyapısını tamamen yenilediklerini, özellikle maddi durumu sınırlı ailelere verdikleri maddi desteklerle çocuklarını okula göndermelerini teşvik ettiklerini söyledi.

Son 2,5 yıla damga vuran salgın sürecinde eğitime yaptıkları tüm devasa yatırımların meyvesini toplama fırsatı bulduklarından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geriye doğru baktığımızda şu gerçeği net bir şekilde görebiliyoruz: Şayet eğitim bütçemizi 10,3 milyar lira seviyesinden bugünkü 274,3 milyar lira seviyesine çıkarmasaydık, derslik sayımızı 343 binden alıp 611 bine yükseltmeseydik, öğretmen kadromuzu 730 bin yeni atamayla güçlendirmeseydik, 81 vilayetimizdeki tüm okulları en modern teknolojiyle teçhiz etmeseydik velhasıl 2002’den beri eğitim-öğretime gereken önceliği vermeseydik biz de diğer ülkeler gibi salgın döneminde çok ciddi sıkıntılarla, çok büyük zorluklarla karşılaşırdık. Son 20 yılda tüm bunları ve daha pek çok adımı atarak evlatlarımızın eğitiminde kesinti yaşanmasının önüne geçtik. Öğrenci sayısı en fazla artan ülke olmamıza rağmen uluslararası kalite göstergelerinde en yüksek artış sağlayan ülkelerden biriyiz. Ders kitaplarını ücretsiz dağıtarak vatandaşlarımızın sırtındaki büyük bir yükü ortadan kaldırdık. Şimdiye kadar ücretsiz olarak evlatlarımıza ulaştırılan toplam kitap sayısı 4 milyar adedi buldu. Ayrıca yıllardan beri şikâyet edilen yardımcı kaynak sorununu da çözdük. Artık yardımcı kaynaklar da Bakanlığımız tarafından hazırlanıp ücretsiz bir şekilde öğrencilerimize ulaştırılıyor. Bugüne kadar dağıtılan yardımcı kaynak kitap sayısı 36 milyonu geçti. Sene sonuna kadar inşallah 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz.”

Her yerde matematik anlayışıyla TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği hâlinde matematik seferberliğini başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitim seferberliğiyle de yılsonuna kadar 3 bin anaokulu ve 40 bin ana sınıfı hedefini gerçekleştirmek için gece gündüz çalıştıklarını aktardı.

“GÜNLERİNİZİ SADECE BİLGİSAYARLA İNTERNETLE TABLETLE EKRAN BAŞINDA ZİYAN ETMEYİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin bugünden itibaren 3 ay sürecek uzun bir tatil dönemine gireceklerini hatırlatarak, şu tavsiyelerde bulundu: “Tatil elbette dinlenmek, oyun oynamak, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle birlikte keyifli vakit geçirmek demektir. Sizler de güneşin tadını çıkaracak, belki bir topun, belki bir uçurtmanın, belki bir kelebeğin peşinde saatler boyu koşacak, koşturacaksınız. Bisiklete binecek, parklarda oynayacak, arkadaşlarınızla doyumsuz sohbetlere dalmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Kiminiz memleketine gidecek, büyüklerini ziyaret edecek, akrabalarınızla bir araya geleceksiniz, kiminiz tatilini daha farklı yerlerde, daha farklı faaliyetlerle geçirecek. Tüm bunları yaparken, tatilin dinlenmeyle birlikte yeni şeyler öğrenme fırsatı olduğunu da lütfen unutmayın. Tatilin sevincini doyasıya yaşarken kitaptan, okumaktan, araştırmaktan asla vazgeçmeyin. Bilgisayarda veya sokakta arkadaşlarınızla oyun oynarken aynı zamanda yeni şeyler öğrenmekten, kendinizi geliştirmekten de geri durmayın. Özellikle günlerinizi sadece bilgisayarla internetle tabletle ekran başında ziyan etmeyin. O da aşırı bir bağımlılığı getirir. O bağımlılık da tehlikedir. Bir sanat dalıyla veya bir spor branşıyla muhakkak ilgilenmeye çalışın. Çevrenizdeki imkânları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayın.”

Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu amaçla önemli bir proje başlattığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene öğrencilere yönelik yaz okulları açıldığını bildirdi.

Matematik, yabancı dil, bilim ve sanat alanlarında açılacak yaz okullarıyla çocukların tatillerini en verimli şekilde değerlendirmelerini arzu ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve diğer kurumlarımızın sizlere yönelik pek çok çalışması var. Her birinizin, devletimizin sizlere sunduğu bu imkânlardan en güzel şekilde istifade edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Karne sevinci yaşayanları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilere başarılar dileyerek, şunları kaydetti: “Burada bulunan öğrenciler başta olmak üzere karne sevinci yaşayan tüm yavrularımızı tebrik ediyorum, evlatlarımızı yetiştiren, milletimize ve insanlığa faydalı bir fert olmalarına katkı sağlayan öğretmenlerimize tekrar şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesile ile Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi daha ömürlerinin baharındayken bölücü terör örgütü tarafından alçakça şehit edilen öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyor, gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla.”

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya, Millî Eğitim Bakan Yardımcıları Petek Aşkar, Nazif Yılmaz ile Sadri Şensoy, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ile eşi Canan Yazıcı da katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından “Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi” kapsamında öğrencilerden oluşturulan “dünyanın en büyük çocuk korosu” olan, 3 bin 120 kişilik Geleneksel Türk Müziği Çocuk Korosu yılsonu gösterisi düzenledi.

Hezarfen Ahmet Çelebi Ortaokulu öğrencisi Nehir Naz İskurt ile İstanbul Ticaret Odası Marmara Anadolu İmam Hatip Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Abdurrahman Doğan’a karneleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “NATO meselesinde İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz. Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında milletvekillerine, TBMM’nin komisyon ve Genel Kurul faaliyetlerinde başarılar diledi.

AK Parti’nin Adana’da gerçekleştirdiği Gençlik Şöleni’ndeki coşkunun, partisinin gençlerle arasındaki güçlü köprüyü görmelerine imkân sağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gençlere bir müjde vermek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve kamuoyunda ‘öğrenci affı’ diye bilinen teklifi, önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunuyoruz. Bu teklif, lisans, yüksek lisans, doktora seviyesindeki öğrencilerimizden eğitimlerini bırakmak mecburiyetinde kalanlara, belirli şartlarda okullarına dönüş yolunu açıyor. Yükseköğrenimlerini tamamlamak isteyen gençlerimize yeni bir fırsat tanıyacak bu teklifin şimdiden tüm öğrencilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki hafta önce Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki İstanbul’un Fethi törenlerinde 560 bin vatandaşla bir araya geldiklerini anlatarak, “Dünyanın göz bebeği bu şehre olan sevgimizi, fethin manasının idrakiyle bir kez daha tüm milletimizle paylaştık. İstanbul’u fethetmek kadar ona hizmet etmenin de önemli olduğunu yaptığı eserlerle ispatlamış bir kadroyuz. Bu anlayışla tüm dikkatimizi ve enerjimizi bu şehri geleceğe taşıyacak projelere veriyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

“YUNANİSTAN ÜZERİNDEN ÜLKEMİZE KARŞI OYNANAN OYUNUN FARKINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Efes 2022 Tatbikatı vesilesiyle gittiği İzmir’de hem Ege’deki gelişmelerle ilgili mesajlarını muhataplarına tüm açıklığıyla ilettiğini hem de İzmir teşkilatlarıyla bir araya geldiğini belirterek şunları kaydetti: “Tarihte hep olduğu gibi birileri tarafından şımartılarak üzerimize salınan Yunanistan üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunun farkındayız. Sorun, Yunanistan’ın bu oyunun farkında olmaması veya bu oyunun gönüllü figüranlığına soyunmasıdır. Biliyorsunuz film çekimleri boyunca en çok yorulan, yıpranan, hırpalanan, hatta kolu kanadı kırılan figüranlardır. Ama sahnede onların ismi ve cismi asla gözükmez. Yunanistan’ın başına geçmişte gelen budur. Şayet yanlışta ısrar ederse bundan sonra gelecek olan da budur. Biz, bölgemizde ve dünyada küresel siyasi, ekonomik, askerî bir güç olarak varlığımızı tahkim ederek hep sürdüreceğiz. Ama onlar bu kafayla üç otuz yevmiyeye çalışan figüranlıktan öteye geçemeyeceklerdir. Sağ olsun İzmir teşkilatımız da İl Danışma toplantımızdaki coşkusuyla bu mesajlarımıza çok güzel destek oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini NATO konusunda taktik hata yapmakla suçlayan CHP’ye “iki çift sözlerinin” olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde zor şartlarda kurulan uçak, silah ve makine fabrikalarını kapatarak savunma sanayimizi dışa bağımlı hâle getiren, Adalar meselesinde dirayetli duruş sergilemeyerek ülkemizi bugünkü tartışmaların içine düşüren, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel yönetim sisteminde ülkemizin hak ettiği konumda yer almasını sağlayamayan, velhasıl taktik değil stratejik hatalarıyla Türkiye’nin çıkarlarını koruyamamış bu parti bize ders veremez” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP, eski CHP değil” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet bunların eskisinden ne hayır gördü ki yenisinden fayda beklesin” diye konuştu.

“Onlar önce kendi içlerindeki Rum, Yunan, Avrupa, Amerika, PKK, FETÖ sevdalısı beşinci kol elemanlarını temizlesinler” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin diğer tüm meselelerini Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle biz hâl yoluna koyarız. NATO meselesinde de İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz” dedi.

“BU KAPI YERLİ VE MİLLÎ DURUŞ SERGİLEYENE AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi: Dış politikada sen bize ders veremezsin. Sen daha çıraksın, kalfa dahi olamadın. Dün bir, bugün iki. Ne oldu ki bu iktidara ders vermeye kalkıyorsun. Önce haddini bil, haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler. Bunu da bilmeleri lazım. Biz dış politikada İsveç, Finlandiya, niye bunlara karşı tavır alıyoruz? Neden? İsveç’in, Finlandiya’nın sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız, onların yanında mı yer alacağız? Ey TÜSİAD, siz onların yanında yer alabilirsiniz. Biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız, bunu bilesiniz. İşte Batı’yı görüyoruz. Almanya’da caddelerde Alman polisinin nezaretinde bu terör örgütleri yürüyüşler yapıyorlar. Fransa’da yürüyüşler yapıyorlar. Maalesef İngiltere’de hakeza öyle. Avrupa’nın bütün ülkelerinde, aynı durumla karşı karşıyayız. Bütün bunlara karşı sizin ali menfaatlerinizi korumak için sesimizi çıkarmayacak mıyız? Kusura bakmayın, sizden önce gelen ağa babalarınız da aynı kafadaydılar, görüyorum ki siz de aynı kafadasınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın ve görüyorum ki sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz. Aynı merkez belli, CHP. Oradan size neyi sufle ediyorlarsa siz de aynen o ağızla konuşuyorsunuz. Sizden önceki ağa babalarınız da böyle konuşuyordu siz de aynı şekilde konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve millî duruş sergileyene açıktır, yerli ve millî duruş sergilemeyene kapalıdır” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum. Bizden önceki yönetimlerin düştüğü hataya düşmeyecek, aynı delikten bir daha asla ısırılmayacağız. Bu arada dünyada ülkemizin adını Turkey’den Türkiye’ye dönüştürme kararımızı başarıyla hayata geçirirken, diğer alanlarda aynı yöntemi takip edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu kapsamda artık millî hava yolumuz da uluslararası uçuşlarını Turkish Airlines değil Türk Hava Yolları ismiyle yapacaktır. Bu kadarı, öküz altında buzağı arayanlara herhâlde yeter.”

VAN ZİYARETİ

Geçen hafta Van’da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanından toplu açılış töreninin yapıldığı meydana, oradan tekrar dönüş yoluna kadar Van’daki her anda vatandaşlarla samimi ve coşkulu bir şekilde hasret giderdiklerini ifade etti.

Bu gidişte, terör gölgesinden kurtulan, depremin ardından yeniden inşa ettikleri, altyapısıyla yüzünü geleceğe dönen bir Van gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akşam gençlerle Van denizinin kenarında bir araya geldik. Yani bilerek söylüyorum, Van denizi diyoruz. Şimdi bu CHP hemen coşar ‘orası deniz değil, göl’ falan diyebilir. Biz neyin göl neyin deniz olduğunu çok iyi biliriz. Evelallah biz Karadeniz uşağıyız, dolayısıyla deniz neresidir göl neresidir çok iyi biliriz” diye konuştu.

Tarımdan sanayi ve turizme kadar her alanda kabına sığmayan, büyüme ve gelişme yolunda koşmak için sabırsızlanan bir Van gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Van, sadece bölgesinin değil, ülkemizin en önemli lokomotiflerinden biri olmaya hazırlanıyor. Biz de gerek son 20 yılda yaptığımız yatırımlarla gerek hâlen devam eden çalışmalarla gerekse yeni projelerle Van’ın hep yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Bundan 11 yıl önce Van depreminden hemen birkaç saat sonra şehre vardığında karşılaştığı manzarayla bugünkü fotoğraf arasında 3Adeta asırlık fark olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, bu güzel şehri ayağa kaldırma, bu güzel şehrin insanlarına umut aşılama şerefine biz nail olduk. O zaman terör örgütünün belediye başkanı, oraya su dahi getiremedi. Biliyorsunuz, büyük şehirlerde su getirme görevi belediyenindir ama onlar getiremedi. Biz DSİ kanalıyla Van’ın su problemini çözdük. Bunu benim Vanlı kardeşlerim herhâlde çok iyi biliyordur. Bundan sonraki süreçte de durum yine aynı şekilde devam etti. Altyapısından üstyapısına kadar tüm bunları biz yaptık. Van’da 10 binlerce konut inşa ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle sohbeti Edremit ilçesinin olduğu bölgede yaptıklarını, Edremit’in âdeta bir yalı kent hâline döndüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: “Modern konutlarla beraber Edremit ilçesi bir güzellik arz ediyor, bu hâle geldi. Erciş’e bakıyorsun, Erciş aynı şekilde, bunları hep iktidarımız yaptı. Onların da yine konutları her şeyiyle çok çok güzel ve gerçekten gezip görmeye de değer. Tuşba aynı, işte geçenlerde malum bir deprem yaşadılar ve o deprem bizleri ciddi manada üzdü ama Allah’tan burada ölüm vakaları ile karşılaşmadık. Esasen terör örgütünün pençesinden kurtardığımız, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her türlü altyapısını inşa ettiğimiz bölgedeki tüm şehirlerimizde benzer bir kıpırdanma görüyoruz. Hemen denizin öbür tarafında Bitlis, Tatvan aynı şekilde. Orası da ayağa kalkıyor. Ciddi manada gelişmeler var. Bitlis’in Ahlat’ı görmeye değer. İnşallah Ağustos’un 25’inde Ahlat’ta olacağız ve Ahlat’tan 26 Ağustos’ta anma merasimlerini yaşamaya yürüyeceğiz. Allah’ın izniyle bu dip dalganın önünde, terör örgütü artığı siyasetçilerle yurt dışında ülkemizi karıştırmak için sürekli fitne ateşi yakan mankurtlar başta olmak üzere kimse duramayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Meriç’in, “Işık doğudan gelir” diye tarif ettiği büyük medeniyet atılımının membalarının Erzurum, Van, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Hatay gibi şehirler olacağını belirtti.

“VATAN TOPRAKLARININ HER KARIŞINA İZİMİZİ BIRAKMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yüreğini açıp, kendilerini beklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeter ki biz buna layık olalım. Yeter ki biz buna layık olacak gayreti, çalışmayı, mücadeleyi ortaya koyalım. Yeter ki biz eser ve hizmet siyasetimizi samimiyet ve tevazu ile taçlandıralım. Emin olun gerisi çok kolay. Bunun için önce 2023 seçimlerini zaferle neticelendirmeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece hem milletin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkacak hem 2023 hedeflerinden geri adım atılmasına izin vermeyecek hem de 2053 vizyonunu güçlendirecek bir başarı kazanacaklarını dile getirerek, “İnşallah 2023’ten sonra da 23 milyon üye hedefiyle daha çok çalışarak, vatan topraklarının her karışına izimizi ve terimizi bırakmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gelecek yılın aşağı yukarı bugünlerinde yapılacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri için geri sayımın başladığını söyledi.

Her ne kadar muhalefetin, “erken seçim” lafları etmeyi sürdürse de seçim takviminin kendi mecrasında ilerlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin erken seçim filan istediği yok. Hatta bizim ülkemizde muhalefet, mümkünse hiç seçim olsun istemez. Çünkü bunlar herhangi bir sorumluluk üstlenmeden, sadece konforunu yaşayarak siyaset yapmaya alışmışlar. Milletin derdiyle dertlenmek, bölgesel ve küresel krizlerle boğuşmak, eser ve hizmet peşinde koşmak bunların yapacakları, yapmak isteyecekleri bir iş değildir” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN TAMAMININ BASİRET VE FERASETİNİ HAFİFE ALIYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sel felaketinde İstanbul, Ankara ve İzmir’in hâlini gördüklerini kaydederek, “Herhangi bir altyapı çalışmaları var mı, yok. Hiçbir altyapı çalışmaları da olmadığı için bu felaketlerde bakıyorsunuz, birisi Bodrum’da seyahatte, öbürü Eskişehir’de seyahatte, öbürü nerede olduğu belli değil. Böyle garip bir yapı var. Bunlar dertli değil. Hani Neşet Ertaş diyor ya; ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diye. Bunların millet için, vatan için aşk ile koşmak diye bir dertleri de yok. Nitekim kazara bir sorumluluk altına girdiklerinde ortaya çıkan manzarayı hep beraber gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün seçim lafı ettiği hâlde, daha adayının ismini zikredemeyenlerin derdinin ülkeye ve millete hizmet olmadığını anlamak için öyle çok da derin analizlere ihtiyaç yoktur. Her şey gün gibi ortada. Bir masa kurmuşlar ama avara kasnak misali buradan çıkan hiçbir siyaset, hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi sizlere Nasrettin Hoca’nın meşhur bir fıkrasıyla altılı masanın durumunu izah etmek istiyorum: Hoca ihtiyaca binaen komşularından birinden borç almak zorunda kalmış. Ancak daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Yine bir gün adam borcunu istediğinde Hoca, ‘Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim’ demiş. Buna rağmen adam bırakmamış Hoca’nın yakasını, ‘Söyle Hoca, ne zaman, kimden bulup vereceksin borcunu’ diye üstelemiş. Hoca, ‘Bak komşu, kapının önüne çalı ektim.’ Adam ‘Niye’ diye sormuş. Hoca, ‘Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak’ demiş. Adam ‘Ee sonra’ diye merakla sormuş. Hoca da ‘Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek. Ben de götürüp pazarda satacağım. Senin paranı da işte o zaman ödeyeceğim’ demiş. Bu cevap üzerine adam katıla katıla gülmeye başlayınca Hoca, ‘Hâlden bilmez, gördün peşin parayı böyle gevrek gevrek gülersin değil mi?’ demiş. Altılı masanın cumhurbaşkanı adayını belirleme meselesi de Hoca’nın borcunu ödeme fıkrası gibi ilerliyor. Güya seçim tarihi belli olsa, adayları hazır.”

Tarihi zaten belli olan seçimler için ortada aday olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerine ‘Adayınızı nasıl belirleyeceksiniz’ diye sorulduğunda Nasrettin Hoca’nın borç ödemesinden daha muğlak cevap veriyorlar. Önce ‘Oturma sırasında anlaşabilirsek, bir araya geleceğiz’ diyorlar. Sonra ‘Başarabilirsek, ilkeleri, prensipleri, öncelikleri belirleyeceğiz’ diyorlar. Ardından ‘Uzun bir aday listesi çıkaracak, her adayın artılarını ve eksilerini tespit edeceğiz’ diyorlar. Şayet masanın etrafındakilerden biri arıza çıkarmazsa, ‘Uzun listeyi biraz daha kısaltacağız’ diyorlar. ‘Kısa listedeki adayları herkes, irtibat hâlinde olduğu yabancı büyükelçilere sunacak, onların icazetini ve kararını bekleyeceğiz’ diyorlar. ‘Tüm bunları atlattıktan sonra adayları tekrar görüşecek, tartışacak, yeniden masaya yatıracağız’ diyorlar. ‘Bu süreç içinde şayet seçimi kaçırmaz, sandığa gitmeyi de unutmazsak milletimizin huzuruna bir adayla çıkacağız’ diyorlar. Velhasıl Nasrettin Hoca’nın ektiği çalılarla borcunu ödeme ihtimali, altılı masanın cumhurbaşkanı adayı belirleme ihtimalinden daha fazladır. Aylarca masada kimin nerede oturacağının kavgasını vermiş bir curcuna ittifakından başka ne beklenebilir ki…” şeklinde konuştu.

“Henüz kendi temel meselelerini çözmeyi beceremeyenlerin, milletimizin sıkıntılarına derman olması mümkün mü” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her hafta bir skandalla, kumpasla, siyasi ayak oyunuyla gündeme gelenlerin, değil seçimi, 2023’ü görmelerinin dahi muhal olduğunu dile getirdi.

Altılı masa tarafının “adaylarını açıklamama” stratejilerinden birinin de yıpranma korkusu olduğunun söylendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neymiş? Şayet adaylarını bugünden ilan ederlerse bir sene içinde o isim yıpranabilirmiş. Bu nasıl aday ki ismi gündeme gelir gelmez hemen yıpranıyor? Bu nasıl aday ki millet tanıdıkça sevme, teveccüh etme yerine ondan soğuyor, sırt çeviriyor? Bu nasıl aday ki zaman geçtikçe güneşi görünce eriyen buz misali itibar ve zemin kaybediyor? Bu nasıl aday ki siyaset sahnesinde kaldıkça boyası dökülüyor, makyajı akıyor, gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Bunun adı strateji değil, siyasi hokkabazlıktır, milleti kandırma gayretidir. Anlaşılan o ki; bunlar, defolu ürün satan gözü açık tüccar misali el çabukluğu ve katakulliyle adaylarını sandıktan çıkarabilme peşindeler. Şark kurnazlığı hesaplarıyla sadece kendi seçmenlerini değil, milletimizin tamamının basiret ve ferasetini hafife alıyorlar. Milletimiz bu abrakadabra siyasetinin defterini düreli çok oldu” görüşünü paylaştı.

Sandıkta seçmeni aldatmaya çalışanların aslında kendi çapsızlıklarını, kifayetsizliklerini ortaya döktüklerinin farkında olmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz ise milletimize olan saygımız gereği yaptığımız çağrılarla Bay Kemal başta olmak üzere CHP’yi ve altılı masayı bu cendereden, bu utanç girdabından kurtarmaya çalışıyoruz. Bu arada Kılıçdaroğlu’na tekrar söylüyorum: Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla. Bunu söylediğimden bu yana ortadan kayboldu. Her gün bir kurumun kapısına dayanıyor. Her gün bir yerlere, ‘Ya bana katılın ya önümden çekilin’ diyerek kürsü yumruklayan, her gün bir başka yalan ve iftira üzerinden ‘Hesaplaşacağız’ diye höyküren, velhasıl daha düne kadar yere göğe sığmayan bu zatın sesi birden kısılıverdi. Gerçi yine kürsüye çıkıp bir şeyler söylüyor ama üzerinde, yüzünde, sesinde belirgin bir yılgınlığın, çekingenliğin, korkaklığın izini görmemek mümkün değil.”

“ESKİ TÜRKİYE’YE AİT ÖN YARGILARIN ARTIK TÜRK SİYASETİNDE YERİ YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Biz kararımızı verene kadar sen otur oturduğun yerde” dediğini ifade etti. Hâlbuki Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanlığının 12, ömrünün 73. yılında nihayet kendini göstereceği, isim yapacağı, nam salacağı bir fırsatı yakaladığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bürokrasideyken batırdığı kurumların, siyasette girdiği her seçimde yenildiği partisinin, bir türlü gün yüzü görmeyen bahtının son deminde şöyle efsane bir çıkış yapmaya hazırlanıyordu. Kadim kültürümüzün, ölümsüz eseri… Bilirsiniz, Dede Korkut’un Boğaç Han hikâyesini. Eski Türklerde çocuklar ancak bir kahramanlık gösterdikten sonra isim alabilirlermiş. Boğaç Han da meydana salınan bir boğayı, alnına vurduğu yumrukla yere serdikten sonra isim alma hakkını kazanmış. Bu zat da yaşı biraz geçmiş de olsa, işte böyle bir hevesle cumhurbaşkanlığı adaylığı peşinde koşuyor. 6’lı masanın etrafında, altından ve masanın görünmeyen geri taraflarından yükselen sesler ise işinin zorluğuna işaret ediyor. Öyle ki birileri hemen devreye girip ülkemizin tamamen geride bıraktığını düşündüğümüz bazı tartışmaların fitilini yeniden ateşlemekten bile çekinmedi.”

Henüz 6’lı masanın adayı belli değilken “meşrep fitnesi” ortaya atıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü’ Nereden çıktı bu?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tehlikeli tartışmada duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Eski Türkiye’ye ait ön yargıların artık Türk siyasetinde yeri yoktur. Bay Kemal, senin meşrebin ne olursa olsun biz senin meşrebinle ilgilenmiyoruz merak etme. Çık ortaya, namert değil mert ol, adaylığını açıkla veya adayını açıkla. Allah’ın izniyle iktidarda olduğumuz müddetçe hiç kimse bu ülkenin vatandaşlarını, meşrebi, kökeni, kimliği veya siyasi görüşü dolayısıyla ötekileştiremez, hor, hakir göremez. Biz bu zatın bürokrasideki ve siyasetteki beceriksizliğini, kifayetsizliğini her fırsatta yüzüne vururuz ama asla geçmişiyle kimliğiyle veya diğer vasıflarıyla uğraşmayız. Çünkü bu ülkede Anayasa’da belirlenen şartları taşıyan her bir insanımız cumhurbaşkanlığı adaylığı dâhil her türlü hakka sahiptir. Osmanlının son döneminde ülkeye en büyük hizmetleri vermiş hakanına istibdat iftirası atan cahillere ise ileri geri konuşmak yerine önce dizlerini kırıp tarihlerini öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Madem millete hizmet iddiasındasınız, yabancıların iftira dolu hezeyanları yerine önce bu milletin tarihini, kültürünü, inancını doğru şekilde öğrenin. Kürsülerden milletin değerlerini aşağılayan kitapları sallamak yerine gidin milletimizin bu zihniyete verdiği dersleri öğrenin. Şanlı tarihimizi bilmeden, insanımızı tanımadan, asırlardır bizi bir arada tutan kadim değerleri öğrenmeden ne bu ülkeye, ne de bu millete hizmet edebilirsiniz. Bunlar milletimizin önüne çıktıkça, ajansların güdümünden kurtulup kendileri gibi hareket etmeye başladıkça, gerçek sorularla, gerçek sorunlarla yüzleştikçe asıl kalibreleri daha iyi anlaşılacak. Biz sabır ve azimle çalışacak, kendi işimize bakacak, kendi programımızı uygulayacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız. Milletimiz onlar hakkındaki nihai hükmünü önümüzdeki yıl haziran ayında sandıkta verecek.”

6’lı masanın gizli ortağı HDP’nin, terör örgütü elebaşının emriyle geçtiğimiz günlerde yol açtığı rezalet görüntülerini unutmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Kadıköy’de işlenen rezaletin başrolünde yer alan sözde milletvekili ile onun yanında, arkasında bulunan milletvekillerinin geçmişte hangi provokasyonlarda yer aldığını, hangi karanlık niyetlere alet olduklarını gayet iyi biliyoruz” dedi.

DBP’li Salihe Aydeniz’in dosyasının çok kabarık olduğunu, 60 küsur dosyada suç layihası bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisinden bu ihanetinin bedelini hukuk önünde sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağız. Açık ve net söylüyorum; Süratle dokunulmazlığının kaldırılıp, yine süratle bu türlerinin artık bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını AK Parti olarak bizler ortaya koyuyoruz. Meclis’in de bu hususta üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz” diye konuştu.

EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda karşılaştığı her krizi fırsata, her sınamayı kazanca, her saldırıyı tahkimatını güçlendirmeye dönüştürme konusunda çok büyük bir tecrübe sahibi olduğunu belirterek, bu durumun ekonomide de geçerli olduğunu söyledi.

Dünyayı sarsan 2008 finans krizinden Türkiye’nin güçlenerek çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’yı sarsan 2011 borç krizinden de yara almadan çıkıldığını anlattı.

Gezi Parkı olaylarıyla başlayıp, darbe ve kaos denemeleriyle süren sinsi saldırılardan da dimdik, ayakta çıkıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın üzerine kabus gibi çöken koronavirüs salgınından en az hasar, en fazla kazanç sağlanarak çıkıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan savaşın küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinden de yine en az kayıpla ve gelen fırsatları değerlendirerek çıkmanın gayreti içinde bulunduklarını dile getirdi.

Bu süreçte bedeller ödendiğini, maddi-manevi nice kayıplar yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik olarak en büyük bedeli de bu son dönemde ödüyoruz. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürüyor. Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere tüm ekonomiler enflasyonda 40 yıldır görmedikleri seviyelerle boğuşuyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak için yoğun çaba içinde olduklarını söyledi. Karadeniz’de keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazı bir an önce millî sisteme bağlamak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazartesi günü Filyos’ta Karadeniz Gazı Denize İlk Boru İndirme ve Kaynak Töreni’ni yaparak bu yönde önemli bir adım daha attıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve yenilenebilir enerji kaynak potansiyelini en üst seviyede değerlendirecek her yolu ve yöntemi devreye aldıklarını ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmeye bağlı olarak pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamların rahatsız edici düzeyde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Keşke ülkemizin her yerinden petrol fışkırıyor olsa da bu durumun önüne geçebilsek ama petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten hem de kurdaki artıştan anında etkileniyoruz. Petrol fiyatlarının katlanarak artan bugünkü seviyesinin sadece bizim değil, hiçbir ülke bakımından sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bu fiyatların makul fiyatlara düşmesiyle birlikte pompa fiyatlarının da gerileyeceğini ümit ediyoruz. Dünyanın tamamının yaşadığı bu sıkıntıyı biz de göğüsleyecek ve sabırla düzelmesini bekleyeceğiz. Bu arada elbette kendi işimize bakacak, önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. ‘Sel gider kum kalır’ veciz ifadesinde olduğu gibi önemli olan, bu küresel dalga dindiğinde hangi kazanımlara sahip olacağımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ekonomideki gelişmelerin anlatıldığı “Üreten Türkiye” başlıklı videoyu partililere izletti. Videoda, Türkiye ekonomisinin, küresel enflasyona ve belirsizliklere rağmen büyümeye, istihdam imkânları oluşturmaya ve ihracatta rekorlar kırmaya devam ettiği belirtildi.

Bu sorunları tartışırken madalyonun diğer yüzünü de ihmal etmediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, ülkemizde ekonomik sorunlara teşhis yanlış koyulduğu için, tartışmalar ve çözüm arayışları da yanlış mecrada yürümektedir. Öyle diyor TÜSİAD’ın şu anda başındaki, ‘Büyüme her şey değildir.’ Öyle diyor, ‘İhracat endeksli bir büyüme her şey değildir.’ İhracat olmazsa büyüme olmazsa sen ayakta duramazsın. Bütün bu adımlar, hepsi CHP ağzı. İhracatın olmayacak, büyüme olmayacak sadece ithalat öyle mi? İthalat seni zaten bitirir, batırır. Böyle şey mi olur? ‘İthalata dayalı bir ihracat’ dersen bunu aklım alır. Öyle ürünler var ki bu ithalata dayalıdır. Ama ihracatı bir kenara koyacak olursan o ülke zaten yürümez. Biz bunları yapıyoruz ama sizin mantığınız, anlayışınız zaten bu işleri almaz. Bundan dolayı da iki de bir başkan değiştiriyorsunuz. Başka gidecek yeriniz de yok. Türkiye’deki enflasyon, kamu maliyesindeki bozulmadan, arzdaki azalmadan ve talepteki aşırı yükselişten değil de enerjiden kura kadar farklı sebeplerin ağırlıklı olduğu sorunlardan kaynaklandığı için, buna klasik anlayışla çözüm aramak beyhudedir. Diyorlar ki ‘Akademisyenleriniz olacak.’ Be zavallı, bizim yanımızda, kurullarımızda akademisyenlerimizin olmadığını sana kim söylüyor? Bizim çalışanlarımızın içinde akademisyenlerimiz de var, partimizin içinde, TBMM’de akademisyenlerimiz de var. Biz kiminle, nerede, nasıl çalışacağını 20 yıldır ispat etmiş olan bir partiyiz. Bay Orhan, bundan sonra hangi akademisyenlerle çalışacağımızı sana sorarız, senin vereceğin isimlerle çalışırız. Kafaya bak. Bunlar ne zavallı.”

“İHRACATIMIZ REKOR KIRARAK YILLIK 243 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Bütçe disiplini, finans kesiminin gücü ve vatandaşların varlık gücüyle Türkiye’nin altyapısının muhkem olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cari dengede yılın ilk 4 ayında enerji ve altın hariç 37 milyar doların üzerinde fazladayız. Doğrudan yabancı yatırımlarda son 12 ay itibarıyla 14 milyar dolara yakın bir seviyedeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide “En pahalı mal, bulunmayan maldır” diye bir gerçek olduğunu hatırlatarak, “Biz de dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük felaketin; işsiz kalmak, evine aş götürememek, çoluğunun çocuğunun karşısına boynu bükük çıkmak olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye Ekonomi Programı’nın önceliklerinin başına istihdamı yerleştirmelerinin rastgele bir tercih olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, elde ettikleri neticelerin, bu tercihlerinin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini anlattı.

Türkiye’nin, istihdamında ulaştığı 30,4 milyon rakamıyla tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdamda bu çıtayı daha da yükseltmek ve hedefi yakalamak için yatırımı, üretimi, ihracatı teşvik ediyor, girişimcilerimize her türlü desteği veriyoruz. Son yayınlanan verilere göre, sanayi üretimi yüzde 10,8 oranında artarak yine beklentileri aştı. İhracatımız rekorlar kırarak yıllık 243 milyar dolar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

“KAPSAMLI VE RAHATLATICI ADIMLAR PLANLIYORUZ”

Ulaşabildikleri herkese “Yeter ki üretin, yeter ki çalışın, yeter ki istihdam oluşturun, yeter ki ihracat yapın” dediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sadece bu kadarla da kalmıyoruz, dar gelirlilerin ve ücretlilerin hayat pahalılığı sebebiyle ortaya çıkan refah kayıplarını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz. İşçi, memur, emekli, çiftçi hiçbir kesimi ihmal etmeden tüm imkânları seferber ederek her bir insanımızın derdiyle dertleniyoruz, sıkıntılarına çözüm arıyoruz. Bu doğrultuda ocak ayında çok önemli adımlar attık. Temmuz ayında enflasyon farkları ile yine bir rahatlama sağlayacağız. Yılbaşında çok daha kapsamlı ve rahatlatıcı adımlar planlıyoruz. İnşallah önümüzdeki şubat, mart ile birlikte enflasyon da önemli ölçüde gerileyeceği için attığımız adımların, insanlarımızın hayatlarındaki etkilerini daha iyi görebileceğiz. Sosyal yardım programlarımızın hem miktarlarını artırdık. Hem de kriterlerini esneterek kapsamını genişlettik. Şimdi hiçbir insanımızın gerçek anlamda yokluğa ve yoksulluğa mahkûm olmaması için her türlü çabayı sergiliyoruz. Bugün ülkemizdeki sorun, işsizlik veya benzeri yollarla gelir kaybına uğranılması değil, mevcut gelirle daha az satın alma gücüne sahip olunmasıdır. Biz de işte buraya odaklanıyoruz. İnşallah geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin her meselesini çözdüğümüz, milletimizin her beklentisine cevap verdiğimiz gibi bu sıkıntının da ötesinden ve üstesinden biz geleceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”