“Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır” “Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır” için yorumlar kapalı 85439

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı Dodon ile düzenlediği ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Gagavuz Türklerinin yaşadığı Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır. Gagavuz Türklerini ilgilendiren yasal değişikliklerin bir an önce hayata geçirilmesine önem verdiğimizi Sayın Cumhurbaşkanıyla görüştük” dedi.

Resmî ziyareti dolayısıyla Moldova’nın başkenti Kişinev’de bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı İgor Dodon ile birlikte ortak basın toplantısı düzenledi. Cumhurbaşkanlığı binasında yaptıkları baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından gerçekleşen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

Ziyaretinden dolayı memnuniyetini ve gösterilen hüsnü kabul nedeniyle şükranlarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, 1999 yılında 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in gerçekleştirdiği ziyaretten bu yana Moldova’ya Cumhurbaşkanı düzeyinde yapılan ilk resmî ziyaret olduğuna dikkat çekti.

“STRATEJİK ORTAKLAR HAYATİ ÇIKARLAR SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA BİRBİRLERİNİ TEREDDÜT ETMEDEN DESTEKLER”

Moldova Cumhurbaşkanı Dodon’la geçen yıl Karadeniz Ekonomik İşbirliği Devlet Başkanları Zirvesi vesilesiyle bir araya geldiğini ve kendisinin 24 Haziran seçimlerinin ardından Ankara’ya gelerek yemin törenini onurlandırdığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı Dodon’a samimi dostluğu için teşekkürlerini dile getirdi.

Gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerde ikili ilişkileri etraflıca ele aldıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova’nın toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasının Türkiye için çok önemli olduğunu, bölgedeki barış ve istikrar ortamının ancak bu şekilde sürdürülebileceğini söyledi.

Transdinyester ihtilafının, bu ilkeler çerçevesinde barışçıl yollarla çözülmesi hususundaki desteklerinin süreceğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gagavuz Türklerinin yaşadığı Gagauzya’nın Moldova’yla ilişkilerimizde özel bir konumu vardır. Gagavuz Türklerini ilgilendiren yasal değişikliklerin bir an önce hayata geçirilmesine önem verdiğimizi Sayın Cumhurbaşkanıyla görüştük” dedi.

Basın toplantısı öncesinde, iki ülke cumhurbaşkanları olarak imzaladıkları stratejik ortaklık açıklamasının yalnızca bir kâğıt parçasından ibaret olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu şekilde ilişkilerimiz âdeta sınıf atlayarak stratejik ortaklık seviyesine çıkarılmıştır” diye ekledi.

Bu imzalarla birlikte Türkiye ve Moldova arasında iki yılda bir toplanması öngörülen Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Mekanizması’nın kurulmuş olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Stratejik ortaklar birbirlerini hayati çıkarlar söz konusu olduğunda tereddüt etmeden desteklerler. Özellikle FETÖ’yle ortak mücadelemizde Türk halkının Moldovalı dostlarından beklentisi, gereken desteği tereddütsüz bir şekilde gösterebilmesidir. Bu haklı mücadeleye kara çalmak isteyenleri Türkiye-Moldova dostluğuna yakışacak şekilde hareket etmeye davet ediyorum.”

FETÖ, AYNI ÇALIŞMALARI MOLDOVA’DA DA YAPMAK SURETİYLE DEVLETİN KADEMELERİNE SIZABİLİR”

15 Temmuz 2016 gecesinde FETÖ’nün darbe girişiminde 251 kişiyi şehit ettiğini, 2 bin 193 kişinin yaraladığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu darbeyi gerçekleştirmeye çalışanların, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne, polis ve yargı teşkilatlarına, devletin bütün kademelerine sızmış bir terör örgütü olduğunu dile getirdi. Bu terör örgütünün aynı çalışmalarını Moldova’da da yapmak suretiyle devletin kademelerine sızabileceği uyarısında bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü dost dosta bu tür başına gelenleri anlatacak ki aynı yanlış orada da yapılmasın” ifadelerini kullandı.

“SERBEST TİCARET ANLAŞMASI’NIN YÜRÜRLÜĞE GİRMESİYLE TİCARİ İLİŞKİLERDE MESAFE KAT ETTİK”

2016 yılı sonunda iki ülke arasında, Serbest Ticaret Anlaşması’nın yürürlüğe girmesiyle ticari ilişkilerde önemli bir mesafe kat edildiğini, 2017 yılında ikili ticaret hacminin 466 milyon dolar düzeyine çıktığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıkları görüşmelerde ekonomik ilişkilerin siyasi ilişkilere yakışır bir seviyeye çıkartılması yönünde kararlılıklarını ortaya koyduklarını belirtti.

Var olan ticaret hacminin, beklentilerinin altında olduğunu ve bunu 1 milyar dolara çıkarmaya hedeflediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA’nın 24 yılda Moldova genelinde hayata geçirdiği projelerin toplam tutarının 45 milyon dolara ulaştığına işaret etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yardımların kişi ve bölge ayrımı gözetilmeden ihtiyaç sahiplerine ulaşmaya devam edeceğini de belirtmek istiyorum” açıklamasında bulundu.

“TÜRKİYE, DÜN OLDUĞU GİBİ GELECEKTE DE MOLDOVA’NIN YANINDA OLMAYI SÜRDÜRECEKTİR”

Basın toplantısının ardından, Türkiye tarafından onarılan Moldova Cumhurbaşkanlığı binasının açılışını Moldova Cumhurbaşkanı Dodon ile birlikte yapacaklarına da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları kaydetti: “Bu proje, Türkiye-Moldova dostluğunun nişanesi olarak parlayacaktır. Bu konuda dile getirilen bazı olumsuz eleştirileri anlamakta zorlandığımı da belirtmeden geçemeyeceğim. Bu proje Moldova’ya verdiğimiz önemin göstergesidir, Türk halkının Moldova halkına muhabbetinin sembolüdür. Bunun ötesinde yapılan yorumların veya eleştirilerin bizim nazarımızda hiçbir kıymeti yoktur. Türkiye, dün olduğu gibi gelecekte de Moldova’nın yanında olmayı sürdürecektir.”

MOLDOVA CUMHURBAŞKANI DODON: “TÜRK BANKACILIK SEKTÖRÜNÜN MOLDOVA’DA ŞUBE AÇARAK YATIRIM YAPMASINI BEKLİYORUZ”

Moldova Cumhurbaşkanı Dodon da yaptığı açıklamada Türkiye Cumhuriyeti’nin, Gökoğuz Yeri Özerk Bölgesi’nin çözüme kavuşturulduğu dönemde dahil olmak üzere Moldova Cumhuriyeti’nin stabil olmasına, güçlü olmasına büyük katkılar verdiğini ifade etti. Moldova’da Türk sermayeli bin 300 şirketin bulunduğuna ve ülkelerindeki yabancı şirketler sıralamasında Türkiye’nin 3. sırada olduğuna dikkat çeken Moldova Cumhurbaşkanı Dodon, bu yatırımların önümüzdeki zamanlarda da devam etmesini istediklerini dile getirdi.

Yakın dönemde Türk bankacılık sektörünün Moldova’da şubelerini açarak yatırım yapmasını beklediklerini dile getiren Moldova Cumhurbaşkanı Dodon toplantıda, ülkesinin millî kahramanı Stefan cel Mare’nin, Topkapı Müzesi’nde bulunan kılıcının aslının ya da replikasının Moldova’ya getirilmesi konusunda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğini istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da, Ziraat Bankası ile Halkbank yetkililerinin yakın dönemde Moldova’ya gelerek burada bir çalışma yaptığını, bu bankalardan birinin ya da her ikisinin en kısa zamanda burada şubelerini açarak bankacılık hizmeti vermeye başlayacağını açıkladı. Stefan cel Mare’nin kılıcının ise müstesna eserler bölümünde olduğunu ve çıkarılamayacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce Romanya için yapıldığı gibi kılıcın bir replikasının çıkarılarak en kısa zamanda Moldova’ya verileceğini kaydetti.

Moldova Cumhurbaşkanı Dodon, açıklamaların sonrasında Türkiye ile Moldova arasındaki dostluk ilişkileri ile çeşitli alanlarda iş birliğinin geliştirilmesi ve aynı zamanda Moldova’ya verdiği destekten dolayı Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Cumhuriyet Nişanı tevdi etti.

Basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Moldova Cumhurbaşkanı Dodon ile birlikte, TİKA tarafından yenilenen Moldova Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı binasının açılışını gerçekleştirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan daha sonra, Moldova Cumhurbaşkanı Dodon tarafından Cumhuriyet Sarayında onurlarına verilen resmî yemeğe katıldı.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87780

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.