“Üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” “Üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” için yorumlar kapalı 93941

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul Medeniyet Üniversitesi Merkezi Laboratuvar Açılışı ve Kütüphane Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada akademi dünyasının destek vermediği, katkı sunmadığı bir mücadelenin menzile ulaşma şansı olmadığını belirterek, “Dünyanın her bölgesinde üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yapımı tamamlanan İstanbul Medeniyet Üniversitesi Bilim ve İleri Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Laboratuvarı BİLTAM’ın açılışı ve üniversite kütüphane binasının temelinin atılması vesilesiyle düzenlenen törene katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma yaptı.

BİLTAM’ın, üniversite tarafından 35 milyon lira yatırım bedeliyle inşa edildiğini, 20 bin metrekare kapalı alana sahip olduğunu ve en son teknolojik imkânlarla teçhiz edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, merkezin; temel tıp bilimleri, fen ve mühendislik alanlarında akademisyenlerin ve öğrencilerin en büyük yardımcısı olacağını söyledi.

“İSTANBUL MEDENİYET ÜNİVERSİTESİ İSMİ, SİZLERE KENDİ ALANINIZIN EN İYİSİ OLMA GÖREVİNİ YÜKLÜYOR”

Hizmete alınan merkezde, üniversitenin deney, analiz, araştırma, geliştirme ve ürün-geliştirme çalışmalarının, topluma yararlı projelere dönüştürüleceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kamu kurumlarının ihtiyaç duyduğu çeşitli analizlerinin de gerçekleştirileceği merkezin faaliyete geçmesinde katkısı bulunanları tebrik etti.

Törende, yatırım bedeli 65 milyon lirayı aşan 28 bin metrekare kapalı alana sahip olacak İstanbul Medeniyet Üniversitesi Ziraat Bankası Kütüphanesi’nin temelini de attıklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kütüphanenin üniversiteye şimdiden hayırlı olması temennisinde bulundu, inşasına destek veren kuruluşlara teşekkür etti.

İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nin, 10 fakültesi, 41 farklı lisans ve diploma bölümü, 60’tan fazla doktora ve yüksek lisans programıyla hedefleri doğrultusunda emin adımlarla ilerlediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yenilikçi, girişimci, toplum ve medeniyet merkezli, uluslararası ve araştırma odaklı bir üniversite hedefinin, sözde kalmayıp fiiliyata geçtiğini görmekten gerçekten memnuniyet duyuyorum” dedi.

Üniversitenin, taşıdığı isim itibariyle ağır ve büyük bir mesuliyetin altında olduğunu; hem 1400 yıllık medeniyetin hem de İstanbul gibi bir şehrin ismini aynı anda taşımanın her kuruma nasip olmayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu durum üniversitemiz açısından hem bir onur ve gurur vesilesi hem de ciddi bir sorumluluk demektir. İstanbul Medeniyet Üniversitesi ismi, sizlere kendi alanınızın en iyisi, en başarılısı olma görevini yüklüyor” diye konuştu.

“BİZ, DÜNYANIN EN İLERİ İLİM MERKEZLERİNİ KURMUŞ BİR ECDADIN TORUNLARIYIZ”

Bu milletin, ilk emri ‘oku’ olan bir dinin müntesibi; kalemin kılıçtan üstün tutulduğu, âlimlerin peygamberlerin varisleri olarak görüldüğü bir medeniyetin mensupları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Biz, Avrupa’nın cehalet karanlığında boğulduğu bir dönemde, dünyanın en ileri ilim merkezlerini kurmuş, tarihe bu şekilde yön vermiş bir ecdadın torunlarıyız. Beyt’ül Hikme’den Nizamiye Medreselerine, Uluğ Bey Medresesinden Orhan Gazi Medresesine, üç kıtaya serpilen külliyelere, şifahanelere, mekteplere kadar, gerçekten büyük bir birikimin mirasçılarıyız.”

Endülüs’te İkinci Hakem’in kütüphanesinde 400 bin ciltlik eserin olduğunu; ancak bu eserlerin tamamının, İslâm’ın İspanya’daki izlerini silmek amacıyla Gırnata’nın meydanlarında yakıldığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kimlerin kitaba düşman olduğunu göstermesi bakımından, ilme düşman olduklarını göstermesi bakımından bunlar çok büyük ispatlardır” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, 12. yüzyılda Diyarbakır Ulu Cami’nin bitişiğinde kurulan kütüphanede bir milyon kırk bin kitabın bulunduğunu, Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethedip şehri yeniden imar ederken önceliği kütüphanelere verdiğini de sözlerine ekledi.

“Ne zaman bizi biz yapan bu değerler hiyerarşisi alt-üst olmuştur, işte o zaman gerileme ve çöküş dönemlerimiz başlamıştır. Tarihimizi incelediğimizde ilmi açıdan geriye düşmemizle, siyasi ve askerî açıdan geriye düşmemizin birbirlerini takip ettiğini görüyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yüzden her fırsatta ilmi çalışmalara, akademik gayretlere, araştırmaya öncelik veren yenilikçi projeleri vurguladıklarını söyledi. 5 milyon kitabı ihtiva edecek Cumhurbaşkanlığı Kütüphanesinin beş altı ay içinde inşasının tamamlanacağını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan restorasyonu devam eden Rami Kışlasının da 5 milyondan daha çok kitabı barındıran ve ciltçilik, hat ve tezhip sanatlarının da öğretileceği bir kütüphane olarak hizmet vereceğini söyledi.

“BİLİMDE ÇIĞIR AÇAN BAŞARILARA İMZA ATMA NOKTASINDA HÂLÂ OLDUKÇA GERİDEYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Ülkemizi ve milletimizi tarihte olduğu gibi yeniden bilimde, teknolojide, sanatta ve kültürde ileriye taşıyacak çalışmalara ehemmiyet veriyoruz. Ancak, gösterdiğimiz onca gayrete, verdiğimiz onca mücadeleye rağmen hâlen bu hususta arzu ettiğimiz seviyeye ulaşamadığımızı da üzüntüyle belirtmek istiyorum. Bilhassa kitap okuma, nitelikli akademik eserler üretme, bilimde çığır açan başarılara imza atma noktasında hâlâ oldukça gerideyiz. Bakınız burada sizlere meramımızı daha iyi anlatacağına inandığım bazı rakamları sizlerle paylaşmak istiyorum: İstatistiklere göre ülkemizde her gün televizyon izlemeye altı saat, internete üç saat harcıyoruz. Buna karşın kitap okumaya harcadığımız süre kişi başına günde birkaç dakikayı zor buluyor. UNESCO’nun kayıtlarına göre Türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86. sırada bulunuyor. Evet, günde altı saatini televizyona, üç saatini internete, sosyal medyaya ayıran insanımızın, özellikle gençlerimizin, kitap okumaya hasrettiği sürenin dakikalarla ifade edilmesi bize asla yakışmayan bir tablodur.”

“Vakit öldürme mekânları” olarak tanımladığı kafelerin, kütüphanelerden çok daha yaygın ve kalabalık olmasının üzerinde hassasiyetle durmaları gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, hayata geçirmeye çalıştıkları Millet Kıraathanelerinin, vaktin öldürüldüğü değil, değerlendirildiği yerler olarak yeni bir vizyonu ortaya koyacağına inandığını kaydetti.

“BİZ GELECEĞE DAİR İDDİALARI, HEDEFLERİ, BEKLENTİLERİ OLAN BİR ÜLKEYİZ”

Türkiye’nin, geleceğe dair iddiaları, hedefleri ve beklentileri olan bir ülke; bu milletin de, geçmişinden aldığı kuvvet ve cesaretle geleceğini inşa etme gayreti içinde olan bir millet olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşımayı amaçlıyoruz. 2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeyi hedefleyen bir ülkenin, kitap okuma oranının, nitelikli eserler üretme sayısının, özgün akademik makale rakamının da bununla mütenasip olması gerekecektir. Türkiye gibi binlerce yıla sâri kadim bir medeniyetin temsilcisi olan, küresel ve bölgesel ölçekte iddiaları bulunan bir devletin, her kademede, özellikle ilmi çalışmalarda üst sıralarda bulunması şarttır.”

TÜRKİYE SON 16 YILDA, ÜNİVERSİTELERİN ÖZGÜRLEŞMESİ NOKTASINDA BAŞARILI BİR İMTİHAN VERDİ”

Bu noktada en büyük görevin üniversitelere düştüğünü söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademi dünyasının destek vermediği ve katkı sunmadığı bir mücadelenin menzile ulaşma şansı olmadığını belirterek “Dünyanın her bölgesinde üniversiteler, özgürlüğün merkezi olmalarının yanı sıra değişimin de öncüleridir” şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 16 yılda, üniversitelerin özgürleşmesi noktasında başarılı bir imtihan verdiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Üniversitelerimiz, uzun yıllar kendilerini esir alan statükonun baskıcı, formatlayıcı, hürriyetleri kısıtlayıcı atmosferinden büyük oranda kurtulmuştur. Türk Üniversiteleri, her ne kadar imtiyazını kaybedenler aksini iddia etseler de, 2002 öncesine göre hem altyapı imkânları hem de akademik özgürlükler bakımından çağ atlamıştır. 28 Şubat döneminin faşist zihniyetinin üniversitelerimizde sebep olduğu tahribat önemli ölçüde giderilirken, üniversitelerin kapıları tekrar milletin evlatlarına açılmıştır. Devleti tapulu malları gibi gören elitlerin himayelerinde serpilen, kimi üniversiteleri âdeta militan yetiştirme kampına dönüştüren terör örgütleri de buralardan temizlenmiştir. Şunu büyük bir gururla ifade etmek isterim ki; 16 yıllık mücadelemiz neticesinde birikmiş problemlerin çoğu çözülmüş, ihmaller giderilmiştir. Bilhassa marjinal çevrelerin senelerce istismar ettikleri harç ve yurt gibi öğrencilerimizin kronik sorunlarının tamamı dönemimizde hallolmuştur.”

“BELLİ KALIPLARIN ESİRİ OLMUŞ BİR ÜNİVERSİTENİN, DEĞİŞİME ÖNCÜLÜK YAPMASI BEKLENEMEZ”

Ancak üniversitelerin arzu ettikleri noktada olmadığını ve yeni dönemde niteliğe, kaliteye, yeniliğe, kemiyetten çok keyfiyete odaklanmaları gerektiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, sınırların kaybolduğu, mesafelerin anlamını yitirdiği bir çağda, üniversitelerin de eski alışkanlıklarını değiştirmesinin önem arz ettiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle konuştu: “En dinamik, en hareketli, sosyal hayatımızda görünürlüğü en fazla olması gereken kurumların başında üniversitelerimiz geliyor. Durağanlaşmış, belli kalıpların, belli ideolojik bagajların esiri olmuş bir üniversitenin, değişime öncülük yapması da beklenemez. Toplumun önüne düşme cesareti göstermeyen bir üniversitenin ne kendisine ne öğrencisine ne de milletine bir faydası yoktur. Fikir çilesi çekmeden, kütüphanede mesai harcamadan, laboratuvarda saatlerce ter dökmeden, nitelikli eserler verilemez.”

Bilim, ilim, hikmet ve idrak için, önce inancın, sonra gayretin gerektiğini, hayallerin ancak bu şekilde gerçeğe dönüştürülebileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, akademisyenlere hitaben, “Sizlerin desteği, katkısı ve omuz vermesi olmadan, bizim çabalarımız yarım kalmaya mahkûmdur. Bunun için de Türk üniversitelerinin dünyadaki yükseköğrenim kurumları ile rekabet edebilmesi, hatta onlardan katbekat üstün olması gerekiyor” sözlerine yer verdi.

Açılışı yapılan Bilim ve İleri Teknoloji Uygulama ve Araştırma Merkezi Laboratuvarının hayırlı olması, temeli atılan kütüphanenin en kısa sürede tamamlanarak öğrencilerin ve milletin istifadesine sunulması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, projelerin hayata geçmesinde katkısı olan Ziraat Bankası yönetimine teşekkür etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Dönem Milletvekili yemin törenine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, 28. Dönem Milletvekili yemin törenine katıldı için yorumlar kapalı 245347

28 Dönem Milletvekili yemin törenini izlemek üzere TBMM’ye giden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, Geçici TBMM Başkanı Devlet Bahçeli ve Meclis Genel Sekreteri Mehmet Ali Kumbuzoğlu, resmî törenle karşıladı.
Şeref Holü’nde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı; eski Meclis Başkanı Mustafa Şentop, AK Parti Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş, AK Parti Grup Başkanvekilleri Özlem Zengin ve Muhammet Emin Akbaşoğlu ile milletvekilleri karşıladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra yemin törenini izlemek üzere Genel Kurul’da kendisi için ayrılan locaya geçti.

“Türkiye Yüzyılı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşıyacak kapsamlı bir yol haritasıdır” “Türkiye Yüzyılı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin üstüne taşıyacak kapsamlı bir yol haritasıdır” için yorumlar kapalı 178677

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın 161. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’nda yaptığı konuşmada, “85 milyon olarak tüm farklıklarımızı bir tarafa bırakarak, Cumhuriyetimizin 100. seneyi devriyesini büyük bir coşkuyla kutlayacağız. Maziden atiye kurduğumuz bir asırlık köprünün ihtişamına hep beraber şahitlik edeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sayıştay’ın 161. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay Başkanlığında düzenlenen Sayıştay’ın 161. Kuruluş Yıl Dönümü Programı’nda yaptığı konuşmada, Divan-ı Muhasebat’tan bu yana Sayıştay çatısı altında görev yapmış kurum mensuplarını rahmetle yâd etti.

“2010 YILINDA SAYIŞTAY’IN YAPISINI YENİDEN DÜZENLEYEREK YÜKSEK DENETİM ORGANI VE HESAP MAHKEMESİ HÜVİYETİNE KAVUŞTURDUK”

Sayıştay’ın, kuruluşundan bu yana geçen sürede devlet organları içinde müstesna bir konuma sahip olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz de anayasamıza göre yargı yetkisiyle donatılmış denetim organı olan Sayıştay’ın bu konumunu, çıkardığımız kanunlarla daha da güçlendirdik. Sivil, askerî tüm kamu kurumlarının kamu iktisadi teşekküllerini, belediye şirketleri dâhil kamu kaynağı kullanan her kuruluşu Sayıştay denetimi kapsamına aldık. 2010 yılında Sayıştay’ın yapısını yeniden düzenleyerek yüksek denetim organı ve hesap mahkemesi hüviyetine kavuşturduk.”

Ülkenin mali istikrarına katkı vermek üzere gelirlerin ve giderlerin kontrol altına alınmasında Sayıştay’ın yerinin doldurulamayacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Sayıştay’ın TBMM adına yürüttüğü faaliyetlerle 85 milyonun tamamının hakkını ve hukukunu koruduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Alın teriyle evine ekmek götüren işçi kardeşlerimizin çocuklarının rızkından keserek devlete borcunu ödeyen esnafımızın, yazın sıcağına, kışın ayazına aldırmadan tarlasında gece gündüz çalışan çiftçilerimizin, Türkiye’nin büyümesine omuz veren sanayicilerimizin, vatanına, milletine, medeniyet değerlerine bağlı evlat yetiştirmek için didinen anaların babaların, hasılı genciyle, yaşlısıyla, kadını ve erkeğiyle milletimizin tüm fertlerinin, devletine ödediği vergilerin denetimini sizler gerçekleştiriyorsunuz.”

Bunun kuyumcu titizliğiyle icra edilmesi gereken zor bir vazife olduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu, tüm siyasi hesapların, mülahazaların üstünde millî bir görev. Şu an burada bulunan her bir kardeşimin bu hassasiyetle vazifesine yaklaştığına ve yaklaşmaya devam edeceğine inanıyorum. Sayıştay meslek mensuplarımızın devletimize karşı sorumluluklarını en güzel şekilde yerine getirmekte olduklarından asla şüphe etmiyorum. Sizlere Rabb’imden muvaffakiyetler niyaz ediyorum” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE YÜZYILI, İSTİKLAL HARBİ RUHUYLA 85 MİLYONUN SIRT SIRTA VERİP İSTİKBALİ İNŞA ETMESİNİN ADIDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim 2023’te, Cumhuriyetin 100. kuruluş yıl dönümüne kavuşacağını, 85 milyonun tüm farklılıkları bir tarafa bırakarak Cumhuriyetin 100. yıl dönümünü büyük bir coşkuyla kutlayacağını söyledi.

Maziden atiye kurdukları bir asırlık köprünün ihtişamına hep beraber şahitlik edileceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyetin 100. yılını geride bırakırken, aynı zamanda yeni ufuklara da yine birlikte yelken açılacağını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bu önemli yıl dönümünü, gelecek asrımıza damga vuracak yepyeni bir vizyonun başlangıç noktası hâline getirmek istiyoruz. Bunun adı Türkiye Yüzyılı’dır. Türkiye Yüzyılı, ülkemizi muasır medeniyetler seviyesinin de üstüne taşıyacak kapsamlı bir yol haritasıdır. Türkiye Yüzyılı, milletimizin asırlık hayallerini gerçekleştirip çok daha büyük hedeflere yürüme azmidir. Türkiye Yüzyılı, İstiklal Harbi ruhuyla 85 milyonun sırt sırta verip istikbali inşa etmesinin adıdır. 85 milyon gönül birliği içinde inşallah bu vizyonu adım adım gerçeğe dönüştüreceğiz. Milletimiz, 14 Mayıs’ta bunun ilk adımını Meclis’te zaten atmıştı. Mütebaki 28 Mayıs’ta, Cumhurbaşkanı seçiminde verdiği kararla Türkiye Yüzyılı’nı sahiplendiğini de ortaya koydu.”

“DEVLETİN ORGANLARI ARASINDA UYUMLU BİR İŞ BİRLİĞİNİN TESİSİ ÇOK MÜHİM”

On yıllardır haksız eleştirilere maruz kalan Türk demokrasisinin tartışmasız bir şekilde bu seçimin en büyük kazananı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan bir kez daha iradesine ve geleceğine sahip çıkan aziz milletimin tüm fertlerine teşekkür ediyorum. Yüzde 52,18 oy oranıyla şahsımıza beş yıl daha ülkemize hizmet etme imkânı sunan her bir kardeşimin sorumluluğunu yüreğimizde taşıyoruz. Tercihini hangi yönde kullanırsa kullansın sandığa giden vatandaşlarımıza karşı mesuliyetle hareket ediyoruz. Nasıl 21 yıldır milletin emanetine sadakatle sahip çıktıysak inşallah bundan sonra da bu emanete gölge düşürmeyeceğiz” diye konuştu.

“Türkiye’yi hedeflerine ulaştırmadan, gelecek nesillere, üzerinde mutlu, müreffeh yaşayabilecekleri bir ülke bırakmadan huzura ermeyeceğiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun için yürütmesi, yasaması, yargısıyla, devletin organları arasında uyumlu bir iş birliğinin tesisinin çok mühim olduğunu dile getirdi.

“TÜRKİYE, ALTIN DEĞERİNDE YILLARINI KAYBETMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle bizim gibi bunun sıkıntısını çekmiş bir ülke için bu durum hayati derecede önemlidir. Çok partili demokrasiye geçtiğimiz 1950’den beri Türkiye’nin temel sorunlarından biri erkler arası rekabetin, hatta zaman zaman kavgaya varan çekişmelerin yaşanmasıdır. Tarihimize şöyle bir baktığımızda bunun çok sayıda örneğini görüyoruz. Hepsini de rahmetle andığımız Menderes’ten Demirel’e, Erbakan’dan Özal’a kadar siyasetçilerimizin tamamı bu gerçekle yüzleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ülke ve milletin hayrını düşünerek attıkları adımların ekseriyetinin, farklı sebepler öne sürülerek engellendiğini, kendini millî iradenin üstünde gören zihniyetin yargıdaki, yürütmedeki, demokrasideki temsilcilerinin, hukukun kendilerine verdiği yetkiyi ülkenin önünü açmak için değil, statükoyu korumak için kullandığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı: “Merhum Ecevit’in önüne fırlatılan anayasa kitapçığı bunun âdeta sembolü olarak hafızalarımıza kazınmıştır. Bu yasakçı ve statükocu tavırdan, hak ve özgürlükler dâhil Meclis’te millî iradenin takdiriyle geçen reformlar da payını almıştır. Türkiye maalesef bu süreçte altın değerinde yıllarını kaybetmiştir. Milletimiz, ekonomik maliyeti on milyarlarca doları bulan faturalarla karşı karşıya kalmıştır. İşçisinden kamu görevlisine, üreticisinden esnafına kadar toplumumuzun tüm kesimleri sıkıntılar yaşamıştır. Türk demokrasisi aynı dönemde yarışa başladığı diğer pek çok ülkeden geriye düşmüştür. Terörün, vesayetin, yoksulluğun, bölgeler arasında oluşan gelişmişlik farkının yıllarca çözülmemesinin sebeplerinden birisi maalesef budur. 2002’de ülkeyi yönetme görevini devraldığımızda biz de aynı zihniyetin devlet içindeki uzantılarıyla hep mücadele ettik.”

“SON 21 YILDA ÜLKEMİZDE BÜYÜK BİR ZİHNİYET DEVRİMİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anayasa’nın ve kanunların verdiği yetkilerin kötüye kullanılmasından dolayı aylarca bürokrat atayamadıkları dönemler olduğunu söyledi.

İktidar partisi olarak gazete kupürleriyle hazırlanmış dosyalar üzerinden kapatılmak istendiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Meclisten 411 milletvekilinin güçlü iradesiyle geçen reformlarımız aynı şekilde engellendi, mahkeme kapısında nöbet tutularak iptal ettirildi. 6 Şubat depremleriyle ehemmiyetini daha iyi anladığımız kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili hukuki düzenlemelerimiz akim bırakıldı. 17-25 Aralık’ta yargı-emniyet darbe girişimine, 15 Temmuz’da 252 insanımızın şehit edildiği kanlı bir darbe teşebbüsüne maruz kaldık. Bunların dışında gizli açık birçok antidemokratik operasyonun hedefi olduk” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu girişimleri, son 21 yılda hep hukuk, demokrasi ve meşruiyet zemininde kalarak bertaraf etmeye çalıştıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: “Ne baskılar karşısında boyun eğdik ne de hukuk devleti ilkesinin yara almasına müsaade ettik. Ne Anayasamızın vermediği bir yetkiyi kullandık ne de milletin emanetinin gasp edilmesine göz yumduk. Yasama, yürütme ve yargı organları arasındaki fay hatlarını kapatarak tüm alanlarda tarihî nitelikte reformlara, eserlere, yatırımlara imza attık. Son 21 yılda ülkemizde büyük bir zihniyet devrimi gerçekleştirdik. Uzun uğraşlar sonucunda devletin tüm kurumlarının hedef birliği, anlayış ve gaye birliği içerisinde ahenkle çalışmasını temin ettik. ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ düsturunu yıllar sonra yeniden devletimizin hâkim paradigması hâline getirdik. Türkiye’nin son 21 yılda yazdığı başarı hikâyesinin sırrı işte budur. Türkiye prangalarından kurtuldukça her alanda büyük bir ivme yakaladı. Vatandaşımız yıllar sonra hasretini çektiği hizmetlere böyle kavuştu. Demokrasimiz bugün tüm dünyanın gıptayla baktığı olgunluk seviyesine böyle ulaştı. On yıllar boyunca insanımızın canına kasteden eli kanlı terör örgütleriyle başarılı mücadele böyle verildi. Türkiye küresel siyasette dikkatle takip edilen ülke konumuna böyle geldi. Dünyada yaşanan krizlere rağmen ekonomimiz her yıl ortalama yüzde 5,5 oranında büyümeyi böyle sağladı. İstihdamdan turizme, ulaşımdan eğitime, sağlıktan savunma sanayiine kadar her alanda Türkiye başarıdan başarıya işte böyle koştu.”

“ÜLKEMİZ 3-5 AYDA BİR HÜKÛMETİN DEĞİŞTİĞİ KOALİSYON DÖNEMLERİNİ BİR DAHA GELMEMEK ÜZERE RAFA KALDIRMIŞTIR”

Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’yle kazanımların tahkim edilebileceği bir yönetim modeline kavuşulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, yeni sistemin avantajlarını, salgın dönemi olmak üzere son yıllarda yaşanan tüm krizlerde bizzat müşahede ettiklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 50 binden fazla canın toprağa verildiği 6 Şubat depremleriyle mücadelede de yeni yönetim sisteminin katkılarını tekrar tecrübe ettiklerini belirterek, “Bu gerçeğin, insanımız tarafından da kabul ve takdir edildiğini görüyoruz. 14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinin sonuçlarından biri de Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin milletten yeniden güvenoyu almış olmasıdır. Bu seçimler eski sistem tartışmalarına son noktayı koymuştur. Ülkemiz 3-5 ayda bir hükûmetin değiştiği koalisyon dönemlerini bir daha gelmemek üzere rafa kaldırmıştır” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’NİN 2002’DEN BERİ UNUTTUĞU SİYASİ İSTİKRARSIZLIK İKLİMİNİN YENİDEN HORTLATILMASINA MÜSAADE ETMEYECEĞİZ”

Türkiye’nin fuzuli tartışmalarla kaybedecek ne vaktinin ne de enerjisinin olduğunu düşünmediklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Siyaset müessesesinin de sandıktan çıkan iradeyi doğru okuyacağına dair ümidimizi koruyoruz. Biz her halükarda buradan geriye gidişe izin vermeyeceğiz. 5 yıllık tecrübelerin ve uygulamaların ışığında, sistemin işleyişini daha da iyileştirecek adımları elbette atacağız. Türkiye’nin şahlanış dönemine liderlik edecek kurumsal bir yapıyı mutlaka tesis edeceğiz. Ama bunları yaparken ülkemizin, milletimizin ve demokrasimizin uğruna bedel ödeyerek elde ettiği kazanımlara halel getirmeyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’nin 2002’den beri unuttuğu siyasi istikrarsızlık ikliminin yeniden hortlatılmasına müsaade etmeyeceğiz. Toplumumuzun farklı kesimlerinin de desteğini ve katkısını alarak Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu inşallah hayata geçireceğiz. Tüm kamu kurumlarının bu süreçte etkin rol oynaması, Türkiye Yüzyılı’nı sahiplenmesi hiç şüphesiz başarımızı da garantileyecektir. Her organın kendi yetki alanında kalması şartıyla önümüzdeki dönemde uyum ve eş güdüm içinde çalışacağız. Devletimizin diğer organları gibi Sayıştay’ımızın da yeni dönemde üzerine düşeni hakkıyla ifa edeceğine inanıyorum.”