“Venezuela’yla ilişkilerimizi ileriye taşımakta kararlıyız” “Venezuela’yla ilişkilerimizi ileriye taşımakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 52862

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yla birlikte gerçekleştirdikleri ortak basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Venezuela’yı Latin Amerika açılım politikamızda önemli bir konumda değerlendiriyoruz. İlişkilerimizde son iki yılda yakalanan büyük ivmeyi muhafaza etmekte ve ilişkilerimizi daha da ileriye taşımakta kararlıyız. Gerek siyasi, gerek askerî, gerek ekonomik, ticari, kültürel, her alanda bu ilişkilerimizi geliştirmenin kararlılığı içerisindeyiz” dedi.

Venezuela’nın başkenti Caracas’ta resmî ziyaret için bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro, gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmelerden sonra ortak basın toplantısı düzenledi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A EL LİBERDATOR NİŞANI TAKDİM EDİLDİ

Miraflores Sarayı’ndaki toplantıdan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’a El Libertador Nişanı ve Simon Bolivar’ın kılıcının replikası takdim edildi. Takdim töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek bu devlet nişanı, gerekse Simon Bolivar’ın kılıcının replikası şahsım ve milletim olarak bizlerde unutulmaz bir hatıra olarak kalacaktır. Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerek orijinal, gerekse replika olarak 50’ye yakın kılıç var, bir tanesi de Simon Bolivar’ın kılıcı olacaktır” ifadelerini kullandı.

Takdim törenin peşinden anlaşmaların imzası ve ortak basın toplantısına geçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında; yapılan görüşmeler vesilesiyle Türkiye-Venezuela arasında bugüne kadar atılan adımları ve gerek ikili gerekse bölgesel olarak bundan sonra yapılabilecekleri değerlendirme fırsatı bulduklarını belirterek, gösterilen misafirperverlik için teşekkür etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili ilişkilerde son dönemlerde yakalanan ivmeyi çeşitli düzeylerde tesis edilen diyalog mekanizmalarına borçlu olduklarını belirterek, karşılıklı üst düzey ziyaretlerin artarak devam etmesi arzusunda olduklarını ifade etti.

“VENEZUELA, LATİN AMERİKA AÇILIM POLİTİKAMIZDA ÖNEMLİ KONUMDA”

Başkan Maduro’ya yönelik suikast girişimi nedeniyle geçmiş olsun dileklerini yinelediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Venezuela’yı Latin Amerika açılım politikamızda önemli bir konumda değerlendiriyoruz. İlişkilerimizde son iki yılda yakalanan büyük ivmeyi muhafaza etmekte ve ilişkilerimizi daha da ileriye taşımakta kararlıyız. Gerek siyasi, gerek askerî, gerek ekonomik, ticari, kültürel, her alanda bu ilişkilerimizi geliştirmenin kararlılığı içerisindeyiz. Bugünkü ziyaretimle birlikte artık yeni bir safhaya geçtiğimize inanıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke ekonomisinin birbirleriyle yarışmadığını, tam tersine birbirlerini tamamladığını söyleyerek, konuşmasına şöyle devam etti: “Birbirimizle rekabet etmememiz, yeni iş birliği imkânları ve ortak yatırım potansiyeli sağlıyor. Görüşmelerimizde ‘kazan-kazan’ ilkesi üzerine inşa ettiğimiz ilişkilerimizi çok daha ileriye taşıyacak siyasi iradenin mevcut olduğunu gördük. 17 Mayıs’ta Sayın Maduro’yla gerçekleştirdiğimiz video konferans sırasında ticaret bakanlarımız tarafından ticaretin geliştirilmesi anlaşması imzalanmıştı. Keza bugünkü ziyaretim vesilesiyle bu alanda imzaya hazır hâle getirilen ve bir kısmı da daha sonra imzalanmak üzere, müzakerelerinde ilerleme sağlanan anlaşmalarımız oldu. İnşallah bu anlaşmalar sayesinde ticari ve ekonomik ilişkilerimizi daha sağlam temellere oturtacağız.”

Konuşmasında Türk Hava Yolları’nın 2016 yılından bu yana İstanbul-Havana-Caracas-İstanbul güzergâhında haftada üç sefer düzenlediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek doluluk oranlarıyla yapılan bu seferlerin Türkiye-Venezuela arasındaki beşeri ve ticari münasebetleri daha da güçlendireceğine inandığını belirtti.

“CARACAS’A, İKİ ÜLKE DOSTLUĞUNA YAKIŞIR BİR CAMİ YAPMAYI PLANLIYORUZ”

İki ülkenin altyapı, inşaat, sivil havacılık, savunma sanayi, enerji, madencilik, sağlık, tarım ve turizm gibi pek çok alanda bilgi ve tecrübelerini paylaşabileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Venezuela’nın talebi üzerine Caracas’ta iki ülke dostluğuna yaraşır bir cami inşa etmeyi planlıyoruz ve kendilerinden yer talebinde bulundum ve kendileri de buna olumlu bir yaklaşım göstermek suretiyle gerçekten milletimin de memnuniyetini böylece ifade etmiş olayım. Arkadaşlarımız tahsis edilmesi öngörülen alanları inceleyerek gerekli fizibilite çalışmalarını tamamlayacaklardır. Venezuela Bolivar Üniversitesi’nde Mustafa Kemal Atatürk ve Ankara Üniversitesi’nde Simon Bolivar kürsülerinin kurulması kararından da ayrıca büyük bir memnuniyet duyuyoruz.”

Konuşmasının devamında, Venezuela’nın sadece kendi toprakları içinde değil dünya genelinde Bolivarcı geleneği el üstünde tutmakta olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başkan Chavez’in başlattığı dünyadaki mazlum ve mağdurlarla dayanışma politikası kıymetli dostum Maduro tarafından sürdürülmektedir. Bugün Venezuela, Filistin davasının en güçlü destekçileri arasındadır. Sayın Maduro, İsrail’in Kudüs’e ve Filistinli kardeşlerimize yönelik saldırıları karşısında İslam İşbirliği Teşkilatı Dönem Başkanı olarak düzenlediğimiz zirvelere Bağlantısızlar Dönem Başkanı olarak katılmış ve orada bizim de düşüncelerimizi aynen paylaşmıştır” değerlendirmesini yaptı.

“KİMSE, BOLİVAR’IN BU TOPRAKLARDA YAKTIĞI ÖZGÜRLÜK ATEŞİNİ SÖNDÜREMEYECEK”

Venezuela’nın bu asil tavrının ülkeleri işgal ve sömürüden beslenen çevreleri rahatsız ettiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu çevrelerin son dönemde işi Sayın Maduro’nun canına kastetmeye kadar vardırmalarının sebeplerinden birisi de budur. Ancak hiçbir baskı, hiçbir kalleş eylem, hiçbir tehdit ve şantaj Venezuela halkının iradesine pranga vurmak suretiyle kontrolü altına alamayacaktır. Simon Bolivar’ın iki asır önce bu topraklarda yaktığı özgürlük ateşini de söndüremeyecektir” diye konuştu.

Venezuela’nın en yüksek şeref nişanı olan El Libertador Nişanı’nın kendisine verilmiş olmasını da son derece anlamlı bulduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu nişanın Türkiye ile Venezuela arasındaki dostluğun timsali olacağına inandığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle tamamladı: “Önümüzdeki dönemde ilişkilerimizi daha da geliştirmek maksadıyla çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Değerli dostum Maduro’ya ve çok değerli hanımefendiye ziyaretimiz sırasında şahsıma, eşime ve heyetime göstermiş oldukları ilgi ve misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum. Türkiye-Venezuela iş birliğinin her alanda güçlenerek devam etmesi konusundaki ortak kararlılığımızı vurgulamak istiyorum.”

VENEZUELA DEVLET BAŞKANI MADURO: “TÜRKİYE VE VENEZUELA ÇOK BÜYÜK TARİH YAZACAK”

Venezuela Devlet Başkanı Maduro ise yaptığı açıklamada; Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ülkelerine yaptığı ziyaretten dolayı müteşekkir olduklarını belirterek, ziyaretin kendileri için çok anlam taşıdığını ifade etti. Venezuela’nın, Simon Bolivar’ın yakmış olduğu ateşin sembolü ve sentezi bir ülke olduğunu ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasında bunu vurguladığını belirten Venezuela Devlet Başkanı Maduro, “Kollarımızı açtığımız zaman arkadaşlarımıza, kucağımızı açtığımız zaman bunu gerçekten yaparız. Biz kalbimizi ve kucağımızı size açtık, Türk toplumuna kalbimizi ve kucağımızı açtık ve bunu gerçekten yaptık” dedi.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro, basın toplantısında şunları kaydetti: “Türkiye ve Venezuela çok büyük tarihe sahip ve daha büyük tarih yazacağız beraber, çok büyük bir tarihe imza atacağız. Bu yapmış olduğunuz ziyaret ise bu yeni bir sürecin açılışını yapan bir ziyaret, daha önceki süreçlerin bir üstüne çıktık ve 21. yüzyıla devam edeceğiz bu şekilde. Emin olun ki bunu yapmaya devam edeceğiz”

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Venezuela Devlet Başkanı Maduro, basın mensuplarının görüşmelerine ve gündemdeki konulara ilişkin sorularını da cevapladılar.

“VENEZUELA’DAKİ FETÖ OKULLARININ MAARİF VAKFI’NA DEVREDİLMESİ İKİ ÜLKE DAYANIŞMASININ NİŞANESİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Caracas’ta kapatılan FETÖ okullarına yönelik bir soruya cevaben, Venezuela’nın FETÖ’nün faaliyet gösterdiği 160 ülkeden biri olduğunu, kendisinin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya durumu bildirdikten sonra iki okulun Maarif Vakfı’na devredildiğini söyledi. Millî İstihbarat Teşkilatı’nın Venezuela istihbaratına son durumla ilgili bilgi aktardığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bunların iki ülke arasındaki yardımlaşma ve dayanışmanın en güzel nişanesi olduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu dayanışmanın aynı şekilde devam edeceğine olan inancını sözlerine ekledi.

“BAŞKAN MADURO’YA SUİKAST GİRİŞİMİNİ LANETLİYORUM”

Bir başka soru üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Demokrasiye inanmış bir insan olarak, tüm siyasi hayatımı demokrasi mücadelesine vermiş bir insan olarak halkların iradesinin üzerinde insan planında başka irade görmüyorum, göremiyorum” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, 14 seçime girdiğini, referandumlarla beraber bunun 16 olduğunu belirterek, bütün seçimleri kazanan bir partinin genel başkanı olduğunu hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Ama buna rağmen bize ülkemizde de Batı’da da her yerde hâlâ diktatör derler. Bazen de sultan derler. Ortak yanlarımız var. Biz bunlara hiç kafamızı takmıyoruz. Biz şuna inanıyoruz, halkımız eğer bizi işin başına getirdiyse biz güçlüyüz. Ama birileri iş başına getirmedi. Dolayısıyla da şu anda haklın iradesiyle iş başına gelmiş olan dostum Maduro’yu bana düşen tebrik etmek, alkışlamaktır. Bugüne kadar da onu yaptım. Kendisine yapılan suikast girişimini de lanetliyorum. Çünkü halkının iradesiyle iş başına gelmiş olan bir devlet başkanına karşı böyle bir girişimde bulunmak çok ciddi bir hıyanettir, ihanettir, alçaklıktır. Onu alkışlayanlarda ona öyle bakanlar da aynı konumdadır. Bunları 15 Temmuz 2016’da ülkemizde yaşadık. Bize aynı şekilde suikast girişiminde bulundular. FETÖ denilen o çete bunu yaptı. Bizim maalesef 251 vatandaşımız şehit oldu, 2 bin 193 vatandaşımız yaralandı. Bunları biz yaşadık. Bunlara karşı da ciddi operasyonlar yaptık yapıyoruz. Temenni ederim aynı şeyler Venezuela’nın başına gelmesin. Biz yaşadık başkaları bunu yaşamasın.”

İki ülke arasında yapılan anlaşmalarla bölgeye nasıl bir mesaj verilmek istendiğine ilişkin soruyu da cevaplayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz kiminle dostluk kuracağımızı, kiminle ticari ilişkilerde bulunacağımızı bir yerlerden izin alarak mı yapacağız? Eğer biz bağımsız bir ülkeysek, halkının iradesiyle hareket eden bir ülkeysek… Benim nüfusum 81 milyon, halkımın iradesiyle iş başına gelmişiz, biz birilerinden icazet alarak, izin alarak faaliyette bulunmadık bugüne kadar, bundan sonra da bulunmayız. Bizim izin alacağımız tek merci vardır, o da halkımızdır. Ne zaman alırız? Seçimden seçime halkımızın karşısına gideriz, halkımız onayını verirse yola devam ederiz. Onay vermezse yola devam edemezsin, çekilirsin bir köşeye.”

Basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Venezuela Devlet Başkanı Maduro tarafından onuruna verilen resmî akşam yemeğine katıldı.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87779

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.