Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Doğu Akdeniz’de oldubittiye göz yummayız” Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Doğu Akdeniz’de oldubittiye göz yummayız” için yorumlar kapalı 70305

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’na ilişkin yaptığı açıklamada, “Türkiye; gerek Ege’de, gerek Akdeniz’de, gerekse Karadeniz’de egemenlik haklarından doğan temel haklarını savunmak için bugüne kadar gösterdiği kararlı tutumu bundan sonra da göstermeye devam edecektir. Kim tarafından gelirse gelsin, Türkiye’nin özellikle Doğu Akdeniz’de bir oldubittiye göz yummayacağını herkesin bilmesi gerekir” dedi.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’na ilişkin bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda ele alınan konular ve gündemdeki gelişmelere ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın, basın mensuplarının sorularını da cevapladı.

Kamuoyu ile canlı olarak da paylaşılan toplantıda, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın şunları söyledi:

“Bildiğiniz gibi yarın Yunanistan Başbakanı Türkiye’ye resmî bir ziyarette bulunuyor. İki gün olarak planlanan bu ziyaretin ilk ayağı yarın Ankara’da gerçekleşecek. Sayın Çipras öncelikle Başkan Yardımcımız Fuat Oktay tarafından karşılanacak ve onunla görüşecek, ardından Cumhurbaşkanımız tarafından kabul edilecek.

YUNANİSTAN BAŞBAKANI ÇİPRAS’IN ZİYARETİ

Tabii Yunanistan’la yoğun bir gündemimiz var; ikili, ticari, ekonomik ilişkilerimizin yanı sıra Ege’deki gelişmeler, enerji, TAP, Türk Akımı, Batı Trakya’daki Türk azınlığı, Türkiye’de yaşayan Rum azınlığı, Ege, Akdeniz kıta sahanlığı, adalar ve bütün bu konularla ilgili yarın yoğun bir gündemimiz olacak. Sayın Çipras’ın buraya gelmeden önce bugün Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamalar memnuniyet verici, bu yaklaşımlarının pozitif ve iyi niyetli olduğunu göstermektedir. Yarınki görüşmelerin de biz bu çerçevede gerçekleşeceğine inanıyoruz.

Yalnız bu vesileyle şunu da ifade etmek isterim: Bugün sunumunda Dışişleri Bakanımız da, Millî Savunma Bakanımız da Kabine Toplantısı’nda altını çizdiler, Türkiye; gerek Ege’de, gerek Akdeniz’de gerekse Karadeniz’de egemenlik haklarından doğal temel haklarını savunmak için bugüne kadar gösterdiği kararlı tutumu bundan sonra da göstermeye devam edecektir. Kim tarafından gelirse gelsin, özellikle Doğu Akdeniz’de bir oldubittiye Türkiye’nin göz yummayacağını herkesin bilmesi gerekir.

“AKDENİZ’İN BARIŞ DENİZİ HÂLİNE GELMESİ, KAYNAKLARIN ADİL ŞEKİLDE PAYLAŞILMASIYLA MÜMKÜN”

Zira Akdeniz’in bir barış denizi hâline gelmesi, kaynakların eşit ve adil bir şekilde bulunması, çıkartılması ve paylaşılmasıyla mümkün olabilir. Şu veya bu gerekçeyle özellikle Kıbrıs Rum tarafının belli ülkelerle yaptığı anlaşmalar çerçevesinde defakto durumlar yaratmaya çalışmasının beyhude bir çaba olduğunu bir kez daha ifade etmek isteriz, Türkiye bunları asla kabul etmeyecektir.

Türkiye Cumhuriyeti uluslararası hukuk çerçevesinde Kuzey Kıbrıs Türkiye Cumhuriyeti’yle bir dizi anlaşma imzalamıştır ve Enerji Bakanlığımız da bildiğiniz gibi bugün Doğu Akdeniz’de, Kıbrıs’ın etrafında kendisine tahsis edilen bölgelerde de arama çalışmaları yapmaktadır. Yakında sondaj çalışmalarının başlayacağını da öngörüyoruz, bu çalışmalar devam edecektir. Türkiye’yi tabiri caizse Antalya Körfezi’ne hapsetmeye çalışan yaklaşımların bizim açımızdan kabul edilebilir olmadığını bir kez daha ifade etmek istiyorum.

“ÜRDÜN’LE YAKIN TEMASLARIMIZI BUNDAN SONRA DA DEVAM ETTİRECEĞİZ”

Bir diğer konu, bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımız Ürdün Kralını da dün Vahdettin Köşkü’nde ağırladı. Ürdün bizim çok iyi ilişkilerimizin olduğu bir kardeş, dost, müttefik ülkedir. Ve özellikle hem ikili ticari ilişkilerimiz, serbest ticaret anlaşmasının yeniden tesis edilmesi, Filisin meselesi ve diğer bölgesel konular, Suriye başta olmak üzere etraflı bir şekilde burada ele alındı. Ürdün’le bu yakın temaslarımızı bundan sonra da devam ettireceğiz.

Suriye bahsiyle ilgili bir cümle daha eklemek istiyorum: Demin özellikle Fırat’ın doğusuna yoğunlaştık; ama bu Münbiç yol haritasının uygulamasıyla ilgili çağrımızı buradan tekrar etmek istiyorum. Amerikalı yetkililerle bu konuyu uzun bir süredir müzakere ediyoruz. Şu ana kadar aslında bu anlaşmanın çoktan ya da yol haritasının çoktan hayata geçirilmiş olması gerekirdi. Oyalama taktiklerinin kimseye bir faydası olmayacaktır.

“MÜNBİÇ YOL HARİTASININ İVEDİLİKLE HAYATA GEÇİRİLMESİ BÜYÜK ÖNEM ARZ EDİYOR”

İki müttefik olarak, iki NATO üyesi ülke olarak artık bu Münbiç yol haritasının ivedilikle daha fazla gecikme olmadan hayata geçirilmesi hem ikili ilişkilerimiz, hem bölgenin güvenliği, hem de Suriye’deki süreç açısından büyük önem arz ediyor. Sayın Dışişleri Bakanımızın yarın yapacağı ziyarette de tabii bu konu etraflı bir şekilde ele alınacak. Ama Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin beklentisinin de bu yol haritasının bir an önce uygulanması olduğunun altını özellikle çizmek istiyorum.”

Soru: “Müsaadenizle iç ve dış ayrı olmak üzere iki sorum olacak. Öncelikle güvenli bölge konusunda ABD’yle bir anlaşmaya varıldığı iddiası yabancı basında dillendiriliyor. Böyle bir iddia doğru mudur, anlaşma sağlandıysa hangi noktalarda böyle bir anlaşma sağlandı? İkinci sorum içi politikaya yönelik olacak: Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan dün katıldığı bir televizyon programında değindi, yeni askerlik sistemiyle ilgili 3-6-9 aylık bir sistemden bahsetti. Başka bir detay söz konusu mudur?

“GÜVENLİ BÖLGE KONUSUNDA MÜZAKERELER DEVAM EDİYOR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Öncelikle bu basında çıkan güvenli bölgeyle ilgili bir anlaşmaya varıldı haberlerinin doğru olmadığını ifade etmek isterim, bu konuda müzakereler hâlâ devam ediyor. Yine başta da söylediğim gibi, bir oldubittiyle burayı adeta PYD-YPG terör örgütünü koruyan bir tampon bölge hâline getirme yaklaşımlarını kesin olarak reddettiğimizi bir kez daha ifade etmek istiyorum. Burası güvenli bölge olacaktır, şu veya bu terör örgütünü korumak için kurulacak bir tampon bölge olmayacaktır. Türkiye bunu asla müsaade etmez, bunu kabul etmemiz mümkün değil.

Amerikalı mevkidaşlarımızla yaptığımız müzakerelerin aslında özünü de bu oluşturuyor şu anda. Sayın Trump’ın 20 mil olarak açıkladığı güvenli bölge, Türkiye’yi, Türkiye sınırını ve o bölgede yaşayan Suriyelileri korumayı hedeflemektedir, başka bir düşünceyle, başka bir saikle birileri birtakım planlar yapıyorsa, Türkiye’nin buna onay vermeyeceğini bilmeleri gerekir.

İşte bu bölgeye bir uluslararası güç konuşlandırılsın, Türkler olmasın vesaire gibi birtakım fikirlerin de ortaya atıldığını görüyoruz. Yani açıkçası Sayın Trump’ın koyduğu iradeden sonra ilgili birimlerin bu konuyu sürekli böyle bulandırması bizi de düşündürüyor. Hangi saiklerle, hangi amaçlarla bu açıklamaları yaptıklarını, bu tür planlar üzerinde çalıştıklarını anlamakta zorlanıyoruz. Bu o kadar zor bir konu değil, yani biz daha önce de bunu defalarca ifade ettik.

“BİR TERÖR ÖRGÜTÜNE DESTEK VEREREK BİR BAŞKA TERÖR ÖRGÜTÜ BERTARAF EDİLEMEZ”

Amerika Birleşik Devletleri Obama döneminde YPG ve PYD’ye bu askerî desteği verene kadar, Suriye’de eli silahlı şu kadar bölgeyi kontrol eden, elinin altında bu kadar silahlı askeri olan bir YPG-PYD diye bir örgüt yoktu. Yani üç yıl önce böyle bir örgüt yoktu, bu güce sahip bir örgüt yoktu, Amerikan koruma kalkanı ve desteği çekildikten sonra gene Suriye’de böyle bir örgüt olmayacaktır. Bundan ne Suriye kaybeder, ne Suriye halkı kaybeder, Suriye Kürtleri de özgürleşir, Suriye’nin Arap’ı da, Türkmen’i de, Süryani’si de, Arami’si de özgürleşir. Ve aynı biz Cerablus bölgesinde yaptığımız gibi, Azez bölgesi’nde, Afrin’de, İdlib’de yaptığımız gibi yerel halkla ve meşru muhalif unsurlarla bu bölgelere biz güvenlik ve istikrarı çok rahat bir şekilde getirebiliriz. Hiç kimsenin YPG-PYD gibi bir terör örgütüne ya da onun maşalarına ihtiyacı yok. Dolayısıyla burada böyle bir kaygı içindelerse, bizimle ‘DEAŞ’a karşı savaşan müttefiklerimizi ortada bırakamayız’ gibi söylemlerin sıkça Amerikan basınında gündeme getirildiğini görüyoruz. Şunu bilmeleri gerekir ki;  bir terör örgütüyle bir başka terör örgütü def edilemez, bir terör örgütüne destek vererek bir başka terör örgütü bertaraf edilemez. Bu eninde sonunda bumerang olarak gelir, sizi de vurur.

Ben muhataplarıma burada yaptığımız müzakerelerde açıkça sordum, ‘YPG ve PYD’yle ilgili sizin nihai hedefiniz, planınız nedir?’ Bu soruya cevap veremediler. Geçici olarak diyorlar ki, ‘interaction, yani etkileşimsel bir ilişkimiz var bizim. DEAŞ’la mücadele bağlamında bir ilişki kurduk, bu çerçevede ilişkiyi devam ettireceğiz ve bu çerçevede sonlandıracağız.’ Biz de diyoruz ki, ‘madem DEAŞ’la mücadele sona erdi, DEAŞ yüzde 97-98 oranında Suriye topraklarından temizlendi, o zaman hâlâ bu ilişkiyi niye sürdürüyorsunuz?’ Bunun cevabını bize veremiyorlar. Dolayısıyla burada güvenli bölgenin amacı bellidir, kapsamı bellidir, bizim açımızdan son derece nettir ve biz de bu çerçevede gerek Amerikalılarla, gerek Ruslarla bu konuyu görüşmeye devam edeceğiz.

“YENİ ASKERLİK YASASI İLE İLGİLİ MİLLÎ SAVUNMA BAKANLIĞI’NIN ÇALIŞMASI SÜRÜYOR”

Bedelli askerlik konusunda Millî Savunma Bakanımızın sunumunda bir bölüm de vardı, onu da sizinle paylaşalım sorunuza binaen. Biliyorsunuz bu bedelli askerliğe şu ana kadar yaklaşık 635 bin kişi başvurdu. Fakat şimdi yeni askerlik modeli üzerinde çalışılıyor, yani bedelli ve dövizli askerlik ve normal askerlik, işte üç başlık olarak zaten gündemimizde var. Bunu daha da çeşitlendiren Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi 6-9-12 ay gibi zaman dilimlerine yayılabilecek farklı askerlik türleri üzerinde Millî Savunma Bakanlığımızın bir çalışması var.

Şimdi burada dört tane temel prensip ittihaz edilmiş durumda. Birisi; öngörülebilirlik, yani Türkiye’nin askerî ihtiyaçları çerçevesinde ve nüfus trendlerine göre nasıl bir askerî planlama yapılacak. İkincisi; ihtiyaçlar, yani Türk Silahlı Kuvvetleri’nin temel ihtiyaçları, güvenlik temel ihtiyaçları nedir, bunların belirlenmesi. Üçüncüsü; yükümlülerin eğitimi meselesi, yani askere alınacak kişilerin ne tür temel eğitim alacakları askerî ve diğer konularda. Dördüncüsü de; bütün bu sistemin bir bütün olarak sürdürülebilir olması, sürekli olması. Bununla ilgili detaylı bir hazırlık yapıyorlar, bugün ilk sonuçlarını Kabine’ye arz ettiler. Çalışma tekemmül ettirildiği zaman Sayın Cumhurbaşkanımıza arz edilecek, ondan sonra da nihai onay alındıktan sonra kamuoyuyla paylaşacak, inşallah kısa sürede tamamlınca bununla ilgili güzel haberleri de kamuoyuyla paylaşma imkânımız olacak.”

Soru: “ABD ve Rusya orta menzilli füze anlaşmasını askıya aldılar. Özellikle dünyada bu kararı nasıl değerlendirmek gerekir? Türkiye bu karara nasıl bakıyor? Dünya yeni bir silahlanmaya doğru mu gidiyor? İkinci sorum da şu: Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la MHP Lideri Devlet Bahçeli 19 Şubat’tan önce bir araya geleceği yönünde haberler var. Bu haberler doğru mu, doğruysa Sayın Erdoğan’la Sayın Bahçeli ne zaman bir araya geleceklerdir?”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “İkinci sorunuzdan başlayayım. Sayın Cumhurbaşkanımız Sayın Bahçeli’yle her zaman görüşebilirler, bu 19 Şubat’tan önce olabilir, sonra olabilir, biraz da bu program yoğunlukla ilgili bir konu; ama görüşmelerinin önünde hiçbir zaman bir engel yok. Biliyorsunuz zaman zaman yüz yüze, zaman zaman telefonla görüşüyorlar. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde de böyle bir görüşme gerçekleşebilir; ama şu gün itibarıyla, yani şu gün şu saate bir randevu henüz sabitlenmiş değil. Ama önümüzdeki günlerde böyle bir görüşme gerçekleşebilir.

“ABD VE RUSYA’NIN ORTA MENZİLLİ FÜZE ANLAŞMASINI ASKIYA ALMASI ENDİŞE VERİCİ”

Bu Amerika ve Rusya’nın karşılıklı olarak orta menzilli nükleer kuvvetler anlaşması, INF diye bilinen anlaşmadan çekilmesi meselesi bizim için endişe verici bir gelişme. Çünkü hatırlarsanız, kamuoyumuzun da bilmesi açısından belki bir cümleyle özetlemekte fayda var; 1987 yılında dönemin Amerikan Başkanı Ronald Reagan’la dönemin Sovyetler Birliği Başkanı Gorbaçov arasında bu anlaşma imzalanmış ve 500 ila 5505 mil menzilli füzelerin yasaklanmasını bir karara bağlamış idi. Ve bu anlaşmanın da bir neticesi olarak çok kısa bir sürede, 4 ay gibi bir sürede 2500’e yakın orta menzilli füze imha edilmiş, ortadan kaldırılmış idi.

Bu tabii geçtiğimiz 30 küsur yıllık süre içerisinde hem Avrupa’da, hem Rusya’da, hem de bizim bölgemizde aslında bir güven ve istikrarı sağladı. Şimdi tabii karşılıklı suçlamalarla, yani Amerikalılar Ruslara ‘siz ihlal ediyorsunuz’ diyor, Ruslar Amerikalılara, ‘hayır, siz ihlal ettiniz’ diyor. Bu INF Anlaşmasından iki tarafın da çekilmesi endişe verici bir durum. Silahsızlanmanın konuşulduğu, dünyanın bütün nükleer, kimyasal ve kitlesel silahlardan arındırılması gereken bir dönemde, tabi böyle yeni bir silah yarışına giriliyor, yeni bir nükleer silahlanmaya doğru gidiliyor şeklindeki bir havanın oluşması, böyle bir ihtimalin ortaya çıkması elbette hepimiz için endişe vericidir. Yani bizim beklentimiz ve çağırımız bütün taraflara, bunu diplomatik yollardan tekrar oturup konuşup eğer anlaşmanın revize edilmesi ya da güncellenmesi gerekiyorsa bu yönde bir adım atmaları ve bu orta menzilli, uzun menzilli, bize göre bütün bu kitle imha silahlarını ortadan kaldıracak bir plan, bir güzergâh, bir yaklaşımı benimseyerek bundan sonra hareket etmeleri olacaktır.”

Soru: “FETÖ’yle mücadele noktasında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir operasyonda, Hava Kuvvetleri’ne ilişkin olarak 11 F-16 pilotunun da gözaltına alındığı dikkat çekiyor. Türkiye’nin operasyonları konuştuğu bu dönemde hâlen Hava Kuvvetleri’nin içerisinde FETÖ’cülerin bulunmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? İkinci sorum da seçim süreci takvimiyle ilgili. Tabii ki yoğun bir diplomasi süreci var; Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın miting programı belli oldu mu, ne zaman başlayacak mitinglere, kaç ile gitmesi planlanıyor?”

“FETÖ’YLE MÜCADELE KONUSUNDA TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN KARARLILIĞI TAMDIR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Öncelikle bu 11 pilotun gözaltına alınması konusunu bir kere hukuk devleti ilkleri açısından değerlendirmemiz lazım. Tabii ki darbeden bu kadar zaman sonra, yaklaşık 2,5 yıl sonra hâlâ FETÖ terör örgütüne mensup kişilerin ortaya çıkması, zanlıların gözaltına alınması, tutuklanması, yargı sürecine intikal ettirilmesi; bir, bu tehdidin hâlâ devam ettiğini farklı şekillerde gösteriyor. Cumhurbaşkanımızın dünkü ifadesi de, yani ‘tamamen ortadan kalktı diyemeyiz’ ifadesi de bunu teyit ediyor.

Ama ikinci önemli husus da, bu konu Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunu da tekrar teyit eden bir konudur. Yani bunlarla ilgili soruşturmalar devam ederken, dosyalar tekemmül ettirilirken, bu sonuçlara binaen de savcılığın talebi üzerine gözaltı yapılıyor, bu kişiler tutuklanıyor, mahkemeye sevk ediliyor veya işte haklarında kararlar veriliyor. Yani bazılarının iddia ettiği gibi keyfi olarak, hiçbir delile dayanmadan kanıtsız bir şekilde kimse içeri atılmıyor, kimse işinden ihraç edilmiyor. Bu kişilerle ilgili de soruşturma bugüne kadar devam etti ve bugün tekemmül ettirildiği için bu karar bugün alındı, daha önce tekemmül ettirilseydi belki bu karar daha önce alınmış olunacaktı. Bundan sonra da benzer şeyler olabilir tabi ki.

Burada şunun altını özellikle vurgulamak istiyorum: FETÖ’yle mücadele konusunda Türkiye Cumhuriyeti’nin kararlılığı tamdır. Özellikle son dönemde örgütün kendi tabanını ayakta tutmak için yurt dışında ve Türkiye’ye dönük birtakım propaganda faaliyetleri yaptığını, karalama kampanyalarını artırmaya çalıştığını görüyoruz. Spekülatif haberler, yalan haberler, hatta bazen Amerika’daki televizyon dizilerine para vermek suretiyle repliklere ekletmek suretiyle yaptıkları algı operasyonları, bunları biz çok yakından takip ediyoruz, biliyoruz, görüyoruz. Kimi hedeflediklerini, nereden kaynaklandığını da çok açık ve net bir şekilde görüyoruz.

“FETÖ ÖLMEKTE BİR OLAN YAPIDIR”

Bu tür faaliyetlerin Türkiye’de artık alıcısı kalmamıştır. FETÖ terör örgütünün bu manada Türkiye’de bir operasyon yapma kabiliyeti kalmamıştır, kamuoyunda bir karşılığı asla yoktur. Ama kendi tabanlarını ayakta tutmak için yurt dışında birtakım çevreleri harekete geçirdiklerini, Türkiye aleyhine yazılar yazdıklarını, kitaplar yazdırdıklarını, toplantılar yaptırdıklarını biz biliyoruz. Bu, onların suçluluk duygusunu derinleştirmekten başka hiçbir işe yaramaz. Bu beyhude çabalarla artık ölmekte olan o yapıyı ve ölmesi gereken o yapıyı ayakta tutamayacaklardır, bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.

Biz de Türkiye Cumhuriyeti olarak vatandaşlarıyla, kurumlarıyla, STK’larıyla, iş çevreleriyle, ilgili bütün birimleriyle bu habis yapının karşısında net bir şekilde durmaya bundan sonra da devam edeceğiz.

YEREL SEÇİM ÇALIŞMALARI

İkinci sorunuza gelince, aslında manifestonun açıklanmasıyla bildiğiniz gibi Cumhurbaşkanımızın seçim kampanya trafiği de başlamış oldu. Tabii Şubat ayının ikinci yarısından itibaren bu trafik artacak. İllerle ilgili çalışmalar yapılıyor, mitinglerle ilgili çalışmalar şu anda yürütülüyor, netleştikçe bunları sizinle paylaşırız. Ama bildiğiniz gibi Sayın Cumhurbaşkanımız her zaman halkın içinde olmuş, halka birlikte siyaset yapmış, onlar için siyaseti yeniden tanımlamış, anlamlandırmış bir liderdir.

Dolayısıyla vatandaşla olan bu temasını daha da artıracak il ziyaretleri, vatandaş buluşmaları, salon toplantıları, mitingler önümüzdeki günlerde tabii ki artacaktır. Ama dediğim gibi aslında manifestonun ilan edilmesiyle beraber geçtiğimiz Perşembe günü bu sürecin fiilen başladığını rahatlıkla söyleyebiliriz.”

Soru: “Dün Cumhurbaşkanının yaptığı açıklamada televizyon programında Münbiç konusunda özellikle bazı olumlu haberlerin geldiğini ifade etti. Siz de bugün çağrıyı yinelediniz Münbiç’in konusundaki yol haritasının daha fazla gecikmemesine ilişkin. O olumlu haberler nedir acaba? Terör örgütü mensupları Türkiye’nin talep ettiği şekilde Fırat’ın doğusuna yönelik bir hareketlenme, bir somut bir adım var mı?”

“MÜMBİÇ YOL HARİTASI KONUSUNDA AMERİKALILARIN ADIM ATMASI GEREKİYOR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Sayın Cumhurbaşkanımız özellikle Millî Savunma Bakanlığı’ndan Moskova’ya gidip dönen heyetin getirdiği haberlerle ilgili o yorumu yapmıştı. Hatırlarsanız, orada Münbiç’in dışında Arima bölgesinde de rejimin bazı unsurları var, yani bunlar Münbiç’in daha batısında bir birim. Orada ‘rejim unsurları Rus güçleriyle, PYD’liler ortak devriye yaptı’ gibi haberler çıkmıştı, bunların aslının olmadığı teyit etmiş olduk Ruslardan.

O bölgeye bizim Amerikalılarla konuştuğumuz şekilde yol haritasının hayata geçirilmesi noktasında biz Ruslarla da mutabık kaldık. Fakat burada tabii Amerikalıların bir adım atması gerekiyor. Yani daha önce biliyorsunuz ayrı devriyeler yapıldı, sonra ortak devriyeler yapıldı; ama artık bunlar geride kaldı. Şimdi bir sonraki adımı atmamız lazım, yani Münbiç’in içinde bulunan PYD-YPG unsurlarının tamamının artık buradan çıkması ve Fırat’ın doğusuna geçmesi gerekiyor ki biz Münbiç’in güvenliğini devralalım. Sayın Dışişleri Bakanımızın yarın Washington’da yapacağı temasların da önemli odak noktalarından bir tanesi bu olacak. Umarız önümüzdeki günlerde çok fazla gecikmeden bu yol haritasını tamamen hayata geçirecek adımların atıldığını hep birlikte görürüz.”

Soru: “Dün Sayın Cumhurbaşkanımız Suriye rejimiyle bazı düşük düzeyli bağlantılar olduğunu söyledi. Bir de, Rusya bu konuda Türkiye’yle rejim arasında ilişkinin kurulması konusunda baskı yaptığını duyuyoruz. Acaba Türkiye’nin ilerdeki dönemde bu düzeyi yükseltme niyeti var mı, yoksa belli bir prensipsel bir tavrı mı var?”

“ESED REJİMİ MEŞRUİYETİNİ YİTİRMİŞ BİR REJİMDİR”

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Kalın: “Öncelikle şunu söyleyeyim: Yani ne Rusya’nın, ne bir başka ülkenin Türkiye’ye herhangi bir konuda baskı yapması söz konusu olamaz, birtakım tekliflerde bulunabilirler, tavsiyelerde bulunabilirler; ama baskı diye bir şey söz konusu olmaz.

Suriye rejimi konusunda bizim tavrımız baştan beri hep net oldu biliyorsunuz. Biz Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde güven ve istikrarını sağlayacak adımların atılması için Cenevre sürecinde de, Astana sürecinde de bulunduk, bulunmaya da devam ediyoruz. Bizim birinci önceliğimiz, bütün Suriye halkını, yani Arap’ıyla Kürt’üyle, Sünni’siyle Alevi’siyle, Hıristiyan’ıyla Müslümanıyla hepsini kucaklayacak, onları daha müreffeh ve barışçıl bir geleceğe taşıyacak siyasi bir yapının kurulması. Bize göre Esed rejimi meşruiyetini yitirmiş ve bu geleceği vadetmekten uzak olan bir rejimdir. Bu kadar insanın kanına girmiş, bu kadar kan dökmüş bir rejimin böyle bir rol üstlenmesi mümkün değildir.

Temas noktasına gelince, daha önce de Sayın Cumhurbaşkanımız aslında ifade etmiş, ben de hatta buradan bir ya da iki basın toplantısında bir soru üzerine söylemiştim. İstihbarat birimlerimiz Türkiye’nin güvenliği çerçevesinde ve Suriye sahasındaki yürüttükleri operasyonların emniyeti ve selameti açısından zaman zaman farklı merkezlerle, buna Şam da dâhil, Haseki Kamışlı’daki rejim unsurları da dâhil olmak üzere birtakım temaslarda bulunabilirler, bunda şaşılacak bir durum yok. Ama bu direkt rejimin meşruiyetini tanıma anlamına gelmez, daha operasyonel bir ilişkidir.

Biz tabii Suriye’nin dediğim gibi bütününü kucaklayacak, toprak bütünlüğü ve siyasi birliği çerçevesinde Suriye’yi daha iyi bir geleceğe taşıyacak siyasi çalışmalarımızı devam ettireceğiz. Türkiye, Cumhurbaşkanımızın da her seferinde ifade ettiği gibi sahada da masada da olmaya devam edecek.”

Previous ArticleNext Article

“Türkiye; artık ekonomik büyümesiyle, diplomatik hamleleriyle kendinden söz ettiriyor” “Türkiye; artık ekonomik büyümesiyle, diplomatik hamleleriyle kendinden söz ettiriyor” için yorumlar kapalı 87774

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa’da BTSO Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Bölgemizde yaşanan sıcak çatışmalara rağmen Türkiye’nin yıldızı daha çok parlıyor. Bir dönem sadece krizlerle, darbelerle gündeme gelen Türkiye; artık ekonomik büyümesiyle, diplomatik hamleleriyle kendinden söz ettiriyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iş dünyasının temsilcileriyle birlikte olmaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu dile getirerek, program vesilesiyle bir araya gelinmesini sağlayan BTSO Başkanı ve yönetimine teşekkür etti.

Dört farklı kategoride ödüllerini takdim ettikleri şirketlerin her birini kutlayarak, ülkeye, millete ve ekonomiye yaptıkları katkılar için teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün resmî açılışlarını yaptıkları, güncel rakamla toplam 12 milyar lira kamu ile 30 milyar lira özel sektör yatırımlarının şehre hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, eserleri şehre kazandıran bakanlıkları, belediyeleri, tüm kurum ve kuruluşları ve özel sektörü tebrik etti.

“BURSA’NIN MARKA DEĞERİNİ ARTIRACAK HER TÜRLÜ PROJEYİ DESTEKLEDİK”

Bursa’nın kadim tarihiyle, kültürüyle, göz kamaştıran mimari eserleriyle, tabii güzellikleriyle Türkiye’nin sembol şehirlerinin başında geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa’ya hizmet etmeyi, millete şükran borcunu ödemenin yanında ecdadın emanetine sahip çıkma misyonunun da bir gereği olarak gördüklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gözden ırak olan, gönülden de ırak olur” prensibince diğer şehirler gibi Bursa’ya da sık sık geldiklerini, vatandaşlarla hasbihal ettiklerini, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşlarıyla bir araya gelerek taleplerini dinlediklerini, varsa sıkıntılarını çözüme kavuşturduklarını anlattı.

Projeleri yerinde takip ederek, süratle neticelendirilmelerini sağladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gençlerimiz, kadınlarımız, çiftçilerimiz, işçilerimiz ve toplumumuzun diğer kesimleriyle yaptığımız buluşmalarla milletimizle olan gönül bağımızı daha da güçlendiriyoruz. Bu amaçla sadece son bir yıl içerisinde Bursa’yı üç kez ziyaret ettik. Bursa’ya her gelişimizde şehrimiz ve ülkemiz için tarihî önemde birçok yatırımı hizmete açtık” diye konuştu.

Son olarak Türkiye’nin otomobili Togg’un üretim tesisini Bursa’nın ve Türkiye’nin hizmetine sunduklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türk sanayisinin lokomotif şehri Bursa’nın marka değerini artıracak, ekonomik potansiyelini harekete geçirecek her türlü projeyi destekledik. Rabb’im sağlık ve ömür, milletimiz de yetki verdikçe Bursa’ya ve Bursalı kardeşlerimize hizmet etmeyi sürdüreceğiz” dedi.

“TÜRKİYE, TARİHİ BİR ASRA HAPSEDİLEMEYECEK KADAR KÖKLÜ MAZİYE SAHİPTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönümünü idrak edeceklerini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “29 Ekim 2023 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin inşallah ilk asrını tamamlayıp ikinci asrına ‘Merhaba’ diyeceğiz. Birleşmiş Milletler üyesi 193 devletin çoğunun geçmişinin 50-60 yılı zor bulduğu bir denklemde 100 yıl elbette bir devlet için önemlidir. Güçlü bir birikim ve geleneği ifade eden bir zaman dilimidir. Sadece bu vasfıyla bile Cumhuriyetimiz dünyada farklı bir konuma sahiptir. Ancak Türkiye, tarihi bir asra hapsedilemeyecek kadar köklü maziye, derin hafızaya, eşine az rastlanır zengin müktesebata sahip bir devlettir. Cumhurbaşkanlığı forsumuzda temsil edilen 16 Türk devletinin tarihi 2200 yılı aşıyor. Kara Kuvvetlerimizin ilk kuruluş tarihi milattan önce 209 yılına uzanıyor. Hariciye teşkilatımız inşallah bu sene 500’üncü yaşını kutlayacak. Jandarmamız 183 yıldır, emniyet teşkilatımız 177 yıldır milletimize hizmet ediyor. Hangi kuruma bakarsak bakalım benzer bir durumla karşılaşıyoruz. Ancak ‘Kökü mazide olan ati’ ifadesinin ete kemiğe büründüğü yer hiç şüphesiz Bursa’mızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BTSO’nun 134 yıllık köklü geçmişiyle şehrin hafızası konumunda olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Oda’nın 1,5 asra yaklaşan bu tarihî süreç içerisinde Osmanlı’nın dağılmasına, vatan topraklarının işgal edilmesine, yeni devletin, Cumhuriyet’in kuruluşuna, tek parti faşizminin millet iradesiyle yıkılışına, Menderes ve arkadaşlarının öncülüğünde demokrasiye geçişe, her 10 yılda bir tekrarlanan darbe ve vesayet girişimlerine, ülke ekonomisinin 70 sente muhtaç olduğu kara günlere, sokaklarda terörün ve kargaşanın kol gezdiği yıllara, hasılı milletin yaşadığı tüm sıkıntılara, zorluklara, ekonomik ve siyasi çalkantılara bizzat şahitlik ettiğini anlattı.

“SİYASİ İSTİKRARIN TESİSİ, EKONOMİK BÜYÜME AÇISINDAN VAZGEÇİLMEZDİR”

Bu Oda’nın üyelerinin, rahmetli Adnan Menderes’in başlattığı demokrasi ve kalkınma hamlesinin nasıl darbelerle kesintiye uğratıldığını gördüklerini, merhum Turgut Özal’ın Türk ekonomisini dışarıya açma çabalarının önünün nasıl kesildiğine şahitlik ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sermayeyi renklere ayıran 28 Şubat zihniyetinin ülke ekonomisine verdiği zarara tanık olduklarını, yürütmede çift başlılık sorununun nelere yol açabileceğini, bir anayasa kitapçığının ülkeyi nasıl büyük bir ekonomik krize sürükleyebileceğini bilfiil yaşadıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bursa iş dünyası olarak, size ve milletimize ağır bedeller ödeten tüm bu krizlerle beraber son 20 yılda yakalanan ekonomik ivmeyi ve topyekûn kalkınma hamlesini de bizzat gördünüz, yaşadınız. Güçlü bir siyasi irade yönetiminde, Türkiye’nin nelere kadir olduğunu, Türk ekonomisinin neleri başarabileceğini yakından tecrübe ettiniz. Bu tecrübelerin ışığında artık şu gerçeği hepimiz idrak edebiliyoruz; siyasi istikrarın tesisi, ekonomik büyüme açısından vazgeçilmezdir. Belirsizliğin hâkim olduğu bir iklimde ne ekonomi ne de demokrasi gelişir. Hükûmetlerin ortalama ömrünün 1,5 yılı bile bulmadığı bir siyasi atmosferde istikrardan bahsedilemez. Daha ötesi 24 günlük, 38 günlük, 2 aylık hükûmetlerin görev yaptığı bir ülkede iş dünyası önünü göremez, geleceğini planlayamaz. AK Parti öncesi eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki en büyük fark işte budur.”

“BÖLGEMİZDE YAŞANAN SICAK ÇATIŞMALARA RAĞMEN TÜRKİYE’NİN YILDIZI DAHA ÇOK PARLIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 20 yılda ülkenin yazdığı başarı hikâyesinin arka planında siyasette güven ve istikrar ortamının kalıcı bir şekilde sağlanmış olmasının bulunduğunun altını çizerek, bu önemli kazanımı sayesinde Türkiye’nin, terör örgütlerinden uluslararası güçlere, darbe girişimlerinden sokak eylemlerine kadar maruz kaldığı onca saldırıya rağmen her türlü badireyi atlatmayı bildiğini söyledi.

Türkiye’nin ilk defa orta ve uzun vadeli programlar yapabilme, hepsinden önemlisi de bunları hayata geçirebilme imkânına kavuştuğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mesela, Bolu Tüneli gibi 17 bakan eskiten nice eseri tamamlayarak milletimizin hizmetine sunduk. Koalisyon hükûmetleri olsa 10-15 yılda bitmeyecek yüzlerce köprüyü, otoyolu, havalimanını birkaç yıl gibi rekor sürelerde hizmete açtık. 3-5 sene sonrasını bile görmekten aciz bir ülkeyi hamdolsun 20-30 yıllık planlar yapan, 50 yıllık vizyonlar ortaya koyan bir kapasiteye ulaştırdık. Bugün, dünya enerji ve gıda başta olmak üzere krizleri konuşurken, biz ihracatta 254 milyar dolara ulaşmamızı, artan iş gücüne rağmen 32 milyon sınırına yaklaşan istihdam oranlarını, geçen yılın ilk üç çeyreğinde elde ettiğimiz yüzde 6,2’lik büyümeyi, turizmde 51 milyonu aşan turist sayımız ile 46 milyar doları bulan turizm gelirimizi, savunmadan enerjiye her alanda yakalanan tarihî başarıları konuşuyoruz. Bölgemizde yaşanan sıcak çatışmalara rağmen Türkiye’nin yıldızı daha çok parlıyor. Bir dönem sadece krizlerle, darbelerle gündeme gelen Türkiye, artık ekonomik büyümesiyle, diplomatik hamleleriyle kendinden söz ettiriyor.”

“TÜRKİYE, BU BAŞARIYLA TÜM MAZLUM MİLLETLERE DE İLHAM KAYNAĞI OLUYOR”

Türkiye’nin küresel siyasetteki özgül ağırlığının yaşanan her hadiseyle birlikte daha da arttığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, bu başarıyla yalnızca bölgesine değil, aynı zamanda Afrika’dan Asya’ya tüm mazlum milletlere de ilham kaynağı oluyor. Ülkemizi 20 yıl gibi kısa sürede böyle bir dönüşümün baş aktörü yaptığımız için hükûmet olarak biz de iftihar ediyoruz. İnşallah Türkiye Yüzyılımızı inşa edene kadar mücadelemizi sürdürecek, evlatlarımıza çok daha müreffeh bir ülke emanet edeceğiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yapmanın, imarın ve ihya etmenin zor olduğunu, yıkmanın, yok etmenin daima kolay olduğunu belirterek, bu hakikati merhum Mehmet Akif Ersoy’un, “Gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen iki kazma kürek iki de ırgat yeter. Hadi gel yapalım geri şunu desen bir Sinan gerek bir de Süleyman” sözleriyle bir asır önce anlattığını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başta iş dünyası olmak üzere her alanda yıkma ile yapma arasındaki devasa farkı görmenin mümkün olduğunu söyledi.

Bir işletmeyi büyütmenin çoğu zaman yıllar, on yıllar aldığını ama beceriksiz bir idareci elinde iflasa sürüklenmesinin sadece aylar sürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı durumun ülke siyaseti için de geçerli olduğunu, bin bir emekle belli seviyelere getirilen projelerin akamete uğratılmasının, kifayetsiz bir muhterisin yanlış kararının ürünü bir imzaya baktığını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun acı örneklerine başta Devrim otomobilleri olmak üzere geçmişte defalarca rastladıklarını dile getirerek, özellikle ülke ekonomisi için çarpan etkisi yapacak hamlelerin daha emekleme safhasındayken nasıl boğulduğunu pek çok kez gördüklerini kaydetti.

“YATIRIM VE ESER DÜŞMANLIĞINDA İLK SIRADA MASANIN BÜYÜK ORTAĞI VARDIR”

Şimdi aynı kirli oyunun tekrar sahnelenmek istendiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Türkiye’nin son 20 yılda en büyük başarıyı elde ettiği savunma sanayii alanında kopartılan fırtınayı eminim sizler de takip ediyorsunuz. Daha sandıktan bile çıkmadan, ülkemizin gurur kaynağı olan projelerini dillerine dolamaya başladılar. Hiçbir hakikat payı olmayan ithamlarla, milyarlarca dolar ihracat yapan firmalarımızı itibarsızlaştırmaya kalkıştılar. Attıkları yalanın altında ezilince de mertçe çıkıp özür dilemek yerine, masanın diğer ortakları gibi başkalarını suçlama yoluna gittiler. İHA ve SİHA konusu aslında altılı masanın ülkemizin stratejik yatırımlarına yönelik hazımsızlığının ilk değil en son örneğidir. Yatırım ve eser düşmanlığında ilk sırada masanın büyük ortağı vardır. Milletle gönül bağını tamamen kopartmış olan bu ortak, şimdiye kadar havalimanlarımız, şehir hastanelerimiz, enerji tesislerimiz, köprülerimiz, teknoloji şirketlerimiz dâhil pek çok yatırımımızı doğrudan hedef aldı. Tüm dünyada başarılarıyla adından söz ettiren şirketlerimize çete iftirası atmaktan çekinmedi. Üreten, ihraç eden, insanımıza istihdam sağlayan, ülkemize yatırım yapan firmalarımızı açıkça tehdit etti. Yurt dışındaki yatırımcılara, ‘Türkiye’ye gelmeyin, burada can ve mal emniyeti yok.’ diyecek kadar ileri gitti. Daha pek çok ihanet derecesine varan hezeyanlarla, tehditlerle iş dünyamıza yönelik iftiralarda bulundu.”

“SERMAYE DÜŞMANLIĞI YAPANLARA HAK ETTİKLERİ CEVABI SANDIKTA VERECEĞİZ”

İş dünyasının çatı kuruluşlarından, sanayi ve ticaret odalarının önemli bir kısmından bu tehditler karşısında ciddi bir ses yükselmediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bize gelince sürekli güvenden, şeffaflıktan, demokrasiden dem vuranlar, bu ülkenin şirketlerinin düşmanlaştırılmasına tek bir laf dahi etmedi. Bu zatın özel sektörü alenen tehdit eden ifadeleriyle ilgili serbest piyasa ekonomisi savunucularından da tek bir eleştiri cümlesi duymadık. Oysa ‘Türkiye güvenli değil.’ iftirası karşısında biz siyasetçilerden önce en güçlü tepkiyi iş dünyamızın vermesi gerekirdi. ‘Çete’ yaftası karşısında en sert eleştirinin, iş dünyasının, iş adamlarımızın bizatihi kendisinden gelmesi beklenirdi. Ekonomimizi açıkça çökertmeyi amaçlayan sermaye ırkçılığı karşısında herkesten evvel bu ülkenin sanayi ve ticaret odaları tavır koymalıydı. Yıkım masasının son dönemde bürokrasiden savunmaya, ekonomiden güvenliğe kadar farklı alanlarda tehdit dozunu sürekli artırmasında, bu sessizliğin önemli payı olduğunu düşünüyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek seçimlerin bu konuda da bir dönüm noktası olacağını vurgulayarak, “Sükûtun yerini inşallah çok güçlü bir tepki alacaktır. İş dünyamızı fütursuzca tehdit edenlere, Türk ekonomisini kötüleyenlere, sermaye düşmanlığı yapanlara hak ettikleri cevabı sandıkta vereceğiz. Ülkemizin stratejik yatırımlarını engellemeyi hayal edenlerin bu heveslerini bir kez daha kursaklarında bırakacağız. Yabancı ekonomi komiserlerinden medet uman müstemleke sevdalılarının ülkemizi tekrar kriz bataklığına sürüklemesine göz yummayacağız. Milletimizin gündeminden tamamen çıkardığımız siyasi istikrarsızlık ikliminin yeniden hortlatılmasına müsaade etmeyeceğiz” diye konuştu.

“ÜLKEYE VE MİLLETE DAİR HİÇBİR HAYALLERİ, HİÇBİR HEDEFLERİ YOKTUR”

Sadece son birkaç ayda yaşananların bile bu çürük yapının Türkiye’ye kavga, entrika, kriz ve kaos dışında hiçbir şey vadetmediğini göstermeye yeterli olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların tek derdi, gel deyince koşa koşa gelen, git deyince tıpış tıpış giden, iradesi ve özgür karar alma kabiliyeti olmayan güdük bir şahsiyeti millete cumhurbaşkanı adayı olarak kabul ettirmektir. Bunun dışında ülkeye ve millete dair hiçbir hayalleri, hiçbir hedefleri yoktur. Ne milletimizin ne de iş dünyamızın böyle bir tuzağa düşmeyerek tercihini güçlü cumhurbaşkanından, güçlü hükûmetten ve netice olarak da güçlü Türkiye’den yana kullanacağına inanıyorum. Rabb’im yolumuzu, bahtımızı açık etsin” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, farklı kategorilerde ödüle layık görülen firmaları, bu firmaların çalışanlarını, müteşebbislerini tebrik ederek, açılışını yaptıkları eser, hizmet, özel sektör ve kamu yatırımlarının şehre hayırlı olmasını diledi.

Törende konuşmaların ardından Bursa ipeğiyle dokunmuş Türkiye Yüzyılı tablosu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hediye edildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa’da toplu açılış törenine katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa’da toplu açılış törenine katıldı için yorumlar kapalı 97776

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bursa Gemlik Büyükkumla Barajı, Bursa Bölge İdare Mahkemesi Hizmet Binası, Dağyenice Doğal Yaşam Turizm Kompleksi ve yapımı tamamlanan diğer projelerin toplu açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan törende yaptığı konuşmasının başında, geçen yıl Göçebe Oyunları nedeniyle İznik’e, Togg’un Tesisi açılışı nedeniyle Gemlik’e geldiklerini, bugün de hasret gidermek için bir kez daha Bursa’da olduklarını belirtti.

“TÜRKİYE YÜZYILI’NI BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ”

“Bursa yeniden 2023’ü şahlandırmaya hazır mı?” sorusuna kalabalıktan “evet” cevabını alan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Size inanıyorum, size güveniyorum ve biliyorum ki inşallah 2023 Bursa’da farklı bir coşkuya, farklı bir heyecana vesile olacak. Osmanlı’yı beylikten cihan devletine taşıyan Bursa’nın Türkiye’nin Yüzyılı’nda lokomotif şehri olmaya hazırlandığını görüyorum. Her köşesi ayrı bir gönül sultanını misafir eden bu mübarek şehrin girdiğimiz her mücadelede desteğini de duasını da hep yanımızda bulduk. İnşallah Türkiye Yüzyılı’nı da birlikte inşa edeceğiz. “

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayinin, ticaretin, tarımın, denizin, dağın, yeşilin, huzurun, kuruluşun şehri Bursa’nın kendileriyle olduğu müddetçe üstesinden gelemeyecekleri mesele olmadığını, şehre teşekkürlerini 20 yıldır eser ve hizmetle ödediklerini vurguladı.

Törenden sonra gençlerle coşkulu bir buluşma yapacaklarını, daha sonra Bursa Ticaret ve Sanayi Odasının düzenlediği Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni’ne katılacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üretimiyle, istihdamıyla, ihracatıyla, ödediği vergiyle ülkemize katkı sağlayan iş insanlarımızla birlikte olacağız. Öncelikle şehre geldiğimiz andan itibaren bizleri heyecanla bağırlarına basan Bursalı kardeşlerimin her birine şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“ÜLKEMİZİ DÜNYADA HAK ETTİĞİ YERE ÇIKARACAK YENİ ATILIMLARA YÖNELECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplu açılış törenine yoğun katılıma işaret ederek, “Az önce emniyetten rakamları alayım dedim. Çünkü yol boyu, yolun sağı, solu, Bursa’da ne durumdayız diye şöyle baktım. Ve verilen rakam şu, evet 120 bini bugün aştık” diye konuştu.

Alanda asılan bir pankartta “Gücüne güç katmaya geldik” yazdığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben de sizden güç almaya geldim. Kadim şehrin AK kadınları yol boyu bizimle oldu. Aramızdaki bu sevgiden, bu aşktan, bu gönül bağından aldığımız güçle inşallah önce 2023 imtihanını başarıyla vereceğiz. Ardından da ülkemizi dünyada hak ettiği yere çıkaracak yeni atılımlara yöneleceğiz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında kentte yapacakları yatırımları anlattı.

BURSA’YA YAPILAN YATIRIMLAR

Eğitimde, anaokulundan liseye, pansiyondan spor salonuna, bina güçlendirmesinden atölyeye kadar çeşitli ilçelerde 127 farklı yatırımı bugün resmen açtıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa Uludağ ve Bursa Teknik Üniversitelerinin tamamlanan altyapı ve binalarının resmî açılışını yaptıklarını, Mudanya Üniversitesinin de fakülte, yüksekokul, enstitü, araştırma merkezi birimlerini bu eğitim-öğretim yılında resmen faaliyete açtıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta, çeşitli ilçelerde yapımı tamamlanan sağlık merkezlerinin ve diğer tesislerin açılışını gerçekleştirdiklerini, adalette Bursa Bölge Adliye Mahkemesi binası ile Orhangazi ve Gemlik Adliye binalarının, güvenlikte Emniyet Müdürlüğünün çeşitli hizmet binalarının resmî açılışlarını bugün yaptıklarını kaydetti.

DSİ tarafından 1 milyar 745 milyon liralık yatırımla tamamlanan 14 milyar metreküpün üzerinde su depolama kapasitesine sahip Gemlik Büyükkumla Barajı’nı da buradan resmen hizmete açtıklarına belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Malum kuraklık var. Soruyorlar, ‘Çare ne?’ Çare, işte bizim de yaptığımız gibi baraj, baraj, baraj. Eğer bu barajlarınız olmazsa kuraklıkla mücadele edemezsiniz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TOKİ’nin Dursunbey Karyağmaz Köyü’nün Mustafakemalpaşa ilçesine nakledilmesi için yaptığı 404 konut ve 100 ahırın, Orhangazi’de inşa edilen 292 konutun, Orhaneli’de inşa edilen 148 konutun, Gemlik’te tamamlanan 224 konutun dönüşümünün resmî açılışını da bugün buradan yaptıklarını anlattı.

“19 BİNE YAKIN İSTİHDAM SAĞLAYACAK 128 TESİSİN AÇILIŞINI GERÇEKLEŞTİRİYORUZ”

Tarım Bakanlığının çeşitli birimleri tarafından tamamlanan destekleme projelerinin, ayrıca çeşitli kurumlara ait hizmet binalarının, restorasyonların resmî açılışlarını da buradan gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Bursa Büyükşehir Belediyemiz, güncel bedeli 4,6 milyar lirayı geçen 67 ayrı projeyi Bursa’mıza kazandırdı. Aralarında Dağyenice Doğal Yaşam Merkezi’nin, Gökdere Millet Bahçesi’nin çok sayıda yol yapımı ve asfaltlaması, spor tesisi inşası, otopark, çevre düzenlemesi, araç alımı, arıtma tesisinin de bulunduğu bu yatırımların resmî açılışını da buradan yapıyoruz. Aynı şekilde, ilçe belediyelerimizin tamamlanan yatırımlarını da resmen hizmete açıyoruz. Bugün ayrıca, özel sektörümüzce şehrimize kazandırılan, yatırım tutarı yaklaşık 17 milyar lirayı ve güncel rakamla 30 milyar lirayı bulan, 19 bine yakın istihdam sağlayacak 128 tesisin de resmî açılışlarını gerçekleştiriyoruz. Toplam yatırım tutarları güncel rakamla 12 milyar liraya varan kamu yatırımları ile 30 milyar liraya ulaşan özel sektör yatırımlarının şehrimize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimi ilave kimi yeni yatırım olarak hayata geçirilen projelerin sahiplerine bakıldığında, hemen tamamının ülkenin gurur abidesi şirketleri olduğunu gördüklerinden bahsederek, şehrin tüm bu yatırımlara kavuşmasına vesile olan bakanlıklara, kurumlara, belediyelere, hayırseverlere ve iş dünyasına teşekkür etti.

Buradan temellerini attıkları, çeşitli bakanlıklar ile büyükşehir ve ilçe belediyelerince yapılacak 14 milyar lira tutarındaki yeni yatırımın da şimdiden şehre hayırlı olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: “Elbette Bursa’ya yaptıklarımız sadece bunlardan ibaret değil. Son 20 yılda Bursa’ya toplamda ne kadar kamu yatırımı yaptık biliyor musunuz? 80 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Eğitimde 10 bin 376 adet yeni derslik inşa ettik. Bursa’ya ikinci devlet üniversitesi olarak Bursa Teknik Üniversitesini kurduk. Gençlik ve Spor’da 8 bin 71 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları kazandırdık. Kırk üç bin seyirci kapasiteli bir stadyumu biz yaptık. Toplam 72 adet spor tesisi kurduk. Sosyal yardımlarla Bursalı ihtiyaç sahibi kardeşlerimize toplam 7,2 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta aralarında Şehir Hastanemizin de yer aldığı toplamda 3 bin 674 yataklı 28 hastane ile birlikte 86 adet sağlık tesisi yaptık. Durmak yok.”

“BURSA’DA RİSKLİ YAPI OLARAK BELİRLEDİĞİMİZ 14 BİN 292 BAĞIMSIZ BÖLÜMÜN DÖNÜŞÜMÜNÜ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Toplam 750 yataklı Çekirge Ali Osman Sönmez Devlet Hastanesi ile birlikte üç sağlık tesisinin yapımının devam ettiğine değinenCumhurbaşkanı Erdoğan, Çevre ve Şehircilik’te TOKİ eliyle Bursa’da toplam 25 bin 569 konut projesini hayata geçirdiklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlk Evim” projesiyle şehirde 8 bin 650 konut daha inşa edeceklerini, “İlk Arsam” kapsamında 13 bin altyapısı hazır arsayı, “İlk İş yerim” çerçevesinde de Yıldırım’da 500 iş yerini vatandaşlara sunacaklarını aktararak, konuşmasına şöyle devam etti: “Bursa’da riskli yapı olarak belirlediğimiz 14 bin 292 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Toplam 17 farklı alanda kentsel dönüşüm çalışmalarımıza devam ediyoruz. Şehirlerimize ruhunu veren tarihî şehir meydanlarımızı, ‘Tarihe vefa, geçmişe saygı’ diyerek ihya ediyoruz. Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’daki Tarihî Çarşı ve Hanlar Bölgesi de eski ihtişamına kavuşturma gayreti içerisinde olduğumuz yadigârlarımızın başında geliyor. Hanlar Bölgesi’nde yürüttüğümüz projeyle ecdadımızın aziz hatıralarını koruyor, Bursa’nın tarihî siluetini, âdeta şehrin kalbini yeniden gün yüzüne çıkarıyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alanda bulunanların “Bursa seninle gurur duyuyor” diyerek sevgi gösterisinde bulunması üzerine, “Gençler, kızlar sizi solladı. Onlardaki coşkuya bak, size bak. Maşallah” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursalıların hayalini gerçekleştirmek için kamulaştırma çalışmalarıyla projeyi başlattıklarını, tarihî bölgeye zarar veren Zafer Plaza’nın ek binası ile beraber toplam 38 binayı yıkarak bölgeyi temizlediklerini anlattı.

Şu anda etrafını tamamen açtıkları Ulu Cami çevresine 500 milyon liralık yatırım yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ulu Cami ile hanlar bölgesi arasındaki bağlantıyı güçlendirecek bu projeyle birlikte Bursa’ya üç yeni meydan, yeşil alanlar ve 12 bin 500 metrekarelik yeraltı kapalı otoparkı kazandırdıklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hanlar bölgesinin, bünyesindeki 14 han, bir bedesten,13 açık çarşı, 18 üstü örtülü ve kapalı çarşı, dört pazar yeri, 21 cami, 177 sivil mimarlık örneği yapı, bir okul ve üç türbesiyle âdeta bir açık hava müzesi olacağını belirtti.

Bölgeye gelenlerin kendilerini şiirlerden hatırlanan o eski zamanlarda bulacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca Bursa’da 11 millet bahçesi projesinden dördünü tamamladıklarını, bunlardan birini bugün açtıklarını, üçünün yapımına devam ettiklerini, projelendirme çalışmalarının da sürdüğünü kaydetti.

“BANDIRMA-BURSA-OSMANELİ HIZLI TREN HATTI’NI 2025 YILINDA HİZMETE AÇMAYI PLANLIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ulaştırmada Bursa’nın bölünmüş yol uzunluğunu 601 kilometreye çıkardıklarını bildirerek, “İstanbul-Bursa-İzmir Otoyolunun önemli bir kısmı şehrimizden geçiyor. Daha önce körfezi dolanmak için aracıyla ve feribotla saatler harcayan Bursalı kardeşlerim artık dakikalar içinde karşıya geçebiliyor. Böylece Bursa’dan İstanbul’a bir saatte, İzmir’e 3,5 saatte, Eskişehir’e 2,5 saatte varılabiliyor” dedi.

Otoyol yanında Orhangazi-İznik Yolu ve İznik Çevre yolunu, Yenişehir-Bilecik-Osmaneli yolunu, Mudanya-Bursa-Gemlik yolunu, Keles-Domaniç Yolu ve Keles Çevre Yolunu tamamladıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bursa Çevre Otoyolu doğu kesimindeki onarım çalışmaları ile de Demirtaş Organize Sanayi Kavşağını bu yıl bitireceklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bandırma-Bursa-Osmaneli Hızlı Tren Hattı’nı 2025 yılında hizmete açmayı planlıyoruz. Fiziki gerçekleşmesi yüzde 40’ı bulan metro projemizi de inşallah yıl sonuna kadar bitirmeyi hedefliyoruz” dedi.

Tarım ve ormanda Bursa’ya 22 baraj, iki içme suyu tesisi, 45 sulama tesisi, dört arazi toplulaştırma, 20 taşkın koruma tesisi, 17 gölet, altı yeraltı depolama tesisi ve 12 hidroelektrik santral tesisi inşa ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplam 152 bin dekar arazinin sulanmasını sağlayacak altı barajın inşaatının sürdüğünü bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptıkları sulama projeleriyle Bursa’da 561 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtıklarını, Bursalı çiftçilere toplam 2,3 milyar lira tutarında tarımsal destek verdiklerini belirtti.

“İLİMİZDEKİ DOĞAL GAZ ABONE SAYISINI 1 MİLYON 30 BİNİN ÜZERİNE ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sanayi ve teknolojide Türkiye’nin otomobili Togg’a ev sahipliği yapan Bursa’ya, sekiz yeni organize sanayi bölgesi, üç endüstri bölgesi, iki Teknokent, 129 araştırma geliştirme merkezi ve 30 tasarım merkezi kurduklarına işaret ederek şöyle konuştu: “Bursalı iş insanlarımıza, toplam 17,3 milyar lira tutarında prim desteği sağladık. Hayata geçirmekte olduğumuz Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi, şehrimizin bu alandaki marka değerini yükseltecek, istihdamı ve ihracatı arttıracaktır. Enerjide ilimizdeki doğal gaz abone sayısını 1 milyon 30 binin üzerine çıkardık. Şimdi size bir müjde vereyim. Uludağ Alan Başkanlığını kurarak ülkemizin bu önemli tabiat ve turizm merkezinin hak ettiği ihtimamla korunmasını değerlendirilmesini sağladık.”

Geçen yıl Türk Dünyası Kültür Başkenti unvanını başarıyla temsil eden Dünya Göçebe Oyunlarına ev sahipliği yapan Bursa’nın bu vesileyle ismini bir kez daha dünyaya duyurduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek tek saymaya kalksak saatlerin, günlerin yetmeyeceği eser ve hizmetlerimizi özetlemek bile epeyce vakit alıyor. İnşallah önümüzdeki dönem Bursa’mızı Türkiye Yüzyılı’nın parlayan yıldızı hâline getirecek yeni yatırımlarla, yeni eserlerle, yeni hizmetlerle sizinle birlikte olmayı sürdüreceğiz” dedi.

“Ama burada beraberce çok çalışmamız lazım” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Şimdi gelin öyle bir ses verin ki Marmara’nın ta karşı kıyılarından bile duyulsun. Hazır mıyız? Bursa Türkiye Yüzyılı’nı birlikte inşa etmeye hazır mıyız? Bursa güvenli, huzurlu, müreffeh Türkiye’nin yolunu sandıkta bir kez daha açmaya hazır mıyız? Bursa, dışarıda Türkiye düşmanlarının, içeride maşalarının heveslerini kursaklarında bırakmaya hazır mıyız? Bursa, Cumhuriyetimizin yeni asrını bir olarak, diri olarak, iri olarak, kardeş olarak, Türkiye olarak hep birlikte kucaklamaya hazır mıyız? Rabb’im sizlerden razı olsun.”

Alandakileri büyük bir coşkuyla Bursa’dan Türkiye’ye seslenmeye davet eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şöyle kaldırın bakalım elleri. Büyük bir coşkuyla, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet, bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Ana kademe durmak yok. Sandıklar patlayacak. Kadın kollarımız kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Gençler kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Durmuyoruz değil mi? Çok çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gökdere Meydanı’ndan yapımı tamamlanan projelerin açılışlarının yapıldığı üç farklı noktaya canlı bağlantı gerçekleştirdi.

YAPIMI TAMAMLANAN PROJELERİN AÇILIŞLARI CANLI BAĞLANTIYLA YAPILDI

İlk önce Bursa Bölge İdare Mahkemesi Hizmet Binası önünde düzenlenen törene telekonferansla bağlanarak, eserin videosunu izleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölge Adliye Mahkemesi nasıl olmuş, güzel mi? AK Parti’ye bu yakışır. Cumhur İttifakı’na bu yakışır. Bursa’mıza bu yakışır. Öyleyse şimdiden hazırlanın bakalım. Çok iyi çalışacağız. Sandıkları evelallah patlatacağız, değil mi? Merdiven altı mahkeme salonlarından işte buraya. Çünkü Türkiye’ye onlar yakışmıyordu. İşte yakışan buydu” diye konuştu.

Uludağ Üniversitesi-Görükle Metro Hattı ve Bursa Raylı Sistemleri Depo Sahası Temel Atma Töreni’ne canlı bağlantı gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi de Görükle metro hattının temelini atacağız. Temel atmaya hazır mıyız? Mikserler çalışsın, mikserleri görelim ve çalıştıralım. Ya Allah bismillah. Bay Kemal yanında birileriyle metroya binmiş. Ne diyor? ‘Paris’te bile yok.’ diyor. Biz bunları çoktan geçtik. Sen Marmaray’ı gördün mü? Avrasya’yı gördün mü? Öbür tarafta şu anda Pendik’teki yaptığımız metroları gördün mü? Ümraniye’yi gördün mü?” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yarın Kağıthane-İstanbul Havalimanı Metro Hattı’nın açılışını yapacaklarını bildirerek şunları söyledi: “Uzunluğu ne kadar biliyor musun Bay Kemal? 34 kilometre ama bizimki öyle Paris maris falan dinlemez. Bizimki İstanbul metrosu ve bunlarla dünyaya örnek olduk, hâlâ oluyoruz ama alışacaklar. Benim milletim takdir etsin yeter. Bunlar ne yapıyor? Bunlar gidiyorlar Sancaktepe’deki açtığımız metroyla ilgili ne yazık ki o tüpleri hafriyatla dolduruyorlar. Bunların yaptığı iş bu. Yarın izleyin bizi. Yarın Kâğıthane-İstanbul Havalimanı, buranın inşallah metrosunun açılışını yapacağız.”

Son olarak Bursa Teknoloji Organize Sanayi Bölgesi’nde yapılan yatırımın açılış törenine bağlanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bu tesisimiz de gerek sahiplerine gerek yöneticilerine, ülkemize hayırlı olsun. Ya Allah bismillah” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra protokolle birlikte yapımı tamamlanan tüm projelerin resmî açılışını kurdele kesmek suretiyle gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kurdele kesimi sırasında “Bursa, bugün tarihinde olduğu gibi muhteşem. Rabb’im daha nice eserlerin açılışında bir arada olmayı bizlere nasip etsin. Bursa’ya yakışan neyse onu yaptık, bundan sonra da yapacağız. İnşallah seçimlerde de sandıkları gümbür gümbür patlatacağız” ifadelerini kullandı.