“Türkiye, 2013 Mayıs ayında IMF defterini kapatmıştır ve bir daha da açmayacaktır” “Türkiye, 2013 Mayıs ayında IMF defterini kapatmıştır ve bir daha da açmayacaktır” için yorumlar kapalı 88524

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Türkiye 2013 yılı Mayıs ayında IMF defterini kapatmıştır ve bir daha da açmayacaktır. Bizi yeniden Afrika, Asya, Güney Amerika ülkeleri konumuna geriletecek böyle bir yolun sözünü dahi etmek Türkiye’ye ihanettir” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) AK Parti Grup Toplantısı’na katıldı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda milletvekillerine ve partililere hitaben bir konuşma yaptı.

Konuşmasının başında İyi Parti’den istifa ederek AK Parti’ye katılan Manisa Milletvekili Tamer Akkal’a “Millete hizmet yolunda, birlikte vereceğimiz bu mücadelede hoş geldiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının parti ve ülke için hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

“HEDEFİMİZ, TÜRKİYE’Yİ DÜNYANIN EN GELİŞMİŞ ON ÜLKESİ ARASINA YÜKSELTMEK”

Türkiye’nin her alanda olduğu gibi, yasama faaliyetlerinde de gecikmeye tahammülü olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, milletvekillerinden bir yandan seçim bölgelerindeki çalışmaları yakından takip etmelerini, diğer yandan da Meclis faaliyetlerinde aktif şekilde yer almalarını beklediğini söyledi.

Kendileri için asıl olanın milletin gönlünü kazanmak olduğunu, 31 Mart seçimleri için milletin karşısına ‘memleket işi gönül işi’ diyerek ve Cumhur İttifakı’yla girmelerinin sebebinin bu olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizin tarihinin en kritik dönemlerinden birini yaşadığı şu süreçte, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ilkesi etrafında buluşan herkesle birlikte yol yürümeye hazırız” dedi.

Hedeflerinin, Türkiye’yi dünyanın en gelişmiş on ülkesi arasına yükselterek bir üst sınıfa taşımak olduğunu, yılsonunda satın alma paritesine göre Türkiye’yi 13. sıradan 12. sıraya yükseltmiş olacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı başarıyı diğer alanlarda gösterebilmeleri için istikrar ve güven ortamının güçlü bir şekilde devamına ihtiyaçlarının olduğunu belirtti.

Seçim kampanyalarının ana fikrini ‘milletin gönlüne girmek’ hedefinin oluşturduğuna dikkat çekerek, “Peki, milletimizin gönlüne nasıl gireceğiz?” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında şunları ekledi: “Her şeyden önce AK Partinin geleceği ile ülkemizin geleceğini asla farklı görmediğimizi anlatacağız. Milletimiz varsa bizim de var olacağımızı, milletimiz mutluysa bizim de mutlu olacağımızı, milletimiz hüzünlüyse bizim de hüzne boğulacağımızı ifade edeceğiz. Türkiye büyürse, gelişirse, güçlenirse, zenginleşirse, bizim de daha büyük haller kurmaya, daha büyük hedefler belirlemeye cesaret bulacağımızı tüm kalplere nakşedeceğiz. Ayrıca, AK Parti’nin 16 yıllık birikimine, icraatlarına, hizmetlerine sahip çıkacak her fırsatta örneklerle, rakamlarla bunları anlatacağız. Hatta belediyecilik söz konusu olduğunda bu takvimi 1994 yılından başlatacağız. Türkiye’yi ve şehirlerimizi nereden alıp, nereye getirdiğimizi her fırsatta ifade edeceğiz.”

“BİZ ESERLERİMİZLE KONUŞACAĞIZ, GERÇEKLERİ ANLATACAĞIZ”

Tevazuuyla, samimiyetle, gayretle milletin hizmetine talip olduklarını ortaya koyacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim dünyamızda kibrin, büyüklenmenin, efelenmenin, grupçuluğun, hizipçiliğin, arsızlığın, hırsızlığın, yolsuzluğun, israfın, haksızlığın, hukuksuzluğun, adaletsizliğin yeri olmadığını bizzat kendi yaşantımızla milletimize göstereceğiz” ifadelerine yer verdi.

AK Partili belediyelerin nasıl yönetileceğini geçen hafta seçim manifestosunda 11 başlık altında özetlediklerine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti belediyeciliğinde ‘şehir planları’nın, uzun vadeli ve hakkaniyete uygun şekilde hazırlanacağını, ‘altyapı ve ulaşım’ sorunlarının tüm şehirlerden kökten çözüleceğini, ‘kentsel dönüşüm’ çalışmalarının bölgenin özelliklerine ve vatandaşların ihtiyaçlarına göre, gönüllülük esasına göre yapılacağını açıkladı.

‘Benzersiz şehirler’ anlayışıyla şehirlerin kendi hikâyelerine uygun şekilde geliştirileceğini, ‘akıllı şehirler’ uygulamalarıyla teknolojinin tüm imkânlarının vatandaşın ve şehrin emrine sunulacağını, ‘çevreye saygılı şehir’ ile belediye hizmetlerinde tabiattaki canlı veya cansız tüm varlıklarla uyumun gözetileceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ‘sosyal belediyecilik’ anlayışıyla, doğrudan insana dokunan hizmetler ve projeler yaygınlaştırılacağını ifade etti.

‘Yatay şehirleşme’ anlayışıyla tabiatla bütünleşen aile, mahalle ve komşuluk kültürünü ihya eden örnek yerleşim alanlarının kurulacağını, ‘halkla birlikte yönetim’ ilkesiyle şehirle ilgili tüm önemli kararların orada yaşayanlarla birlikte alınacağını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Tasarruf ve şeffaflık’ hassasiyetiyle belediyelerin kaynakları hem doğru hem de açık şekilde kullanılacak. ‘Değer üreten şehirler’ ile kültür ve ekonomi başta olmak üzere her alanda hayat kalitesini yükseltecek yaklaşımlar geliştirilecek” dedi.

Tüm AK Parti teşkilatlarından; halka belediyecilik dendiğinde AK Parti’nin akla geldiğini, 1994’te belediyecilikte Türkiye’de nasıl bir devrim gerçekleştirdiklerini, yönettikleri büyükşehirlerde yapılan hizmetleri anlatmalarını isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yani biz eserlerimizle konuşacağız, hayal değil, gerçekleri anlatacağız. Peki, bizim karşımızdakiler ne anlatacak? Ya yaptıkları bir şey yok ki anlatsınlar. Onun için biz yaptıklarımızla konuşacağız” sözlerine yer verdi.

“TÜRKİYE’NİN EKONOMİ ALANINDA VERDİĞİ MÜCADELE MİLLÎ BİR DAVADIR”

Geçtiğimiz aylarda Türkiye’nin; ekonomik araçların kullanıldığı bir büyük saldırıya maruz kaldığını, kendilerinin yaşanan ekonomik dalgalanmanın milletin günlük hayatı üzerindeki olumsuzluklarını azaltıp ortadan kaldırmak çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yönde aldıkları tedbirleri, gerçekleştirdikleri uygulamaları, attıkları adımları hatırlattı. AK Parti döneminde ekonomi alanında elde edilen başarıları partililerin halka anlatmaları gerektiğini, bunu ana muhalefet partisi liderinin anlatmayacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bay Kemal anlatmaz, onun yanındakiler, onla dirsek dirseğe olanlar var ya, onlar anlatmaz, hele hele Kandil’le iş tutmuş olanlar hiç anlatmaz. Şimdi Kandil’deki terör örgütüyle iş tutanlarla kim iş tutuyor? CHP iş tutuyor, İyi Parti iş tutuyor, Saadet iş tutuyor; şu hale bak. Ya bunlar kıyamet alameti biliyor musunuz?” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin ekonomi alanında verdiği mücadelenin millî ve yerli bir dava olduğunu ve kendisini bu ülkenin ve milletin mensubu hisseden herkesin bu mücadeleye destek vermesi gerektiğinin altını çizdi ve devamında şunları söyledi: “Ancak, CHP ve artık onun uyduları hâline dönüşmüş olan kimi partiler Türkiye’nin bu büyük mücadelesinde aynı onurlu duruşu sergileyemediler. Tam tersine, CHP ülkemizin yeniden IMF’e gideceği yalanını söyleyecek kadar alçak bir fırsatçılık peşine düştü. Yine televizyonları başında bizi izleyenlere sesleniyorum, aziz milletim, sevgili kardeşlerim; IMF’ye gidenlerin kim olduğu belli, işte CHP zihniyeti, diğerleri, bunlar IMF’ye gittiler. Biz ise iktidara geldiğimizde Türkiye’nin IMF’ye olan borcu 23,5 milyar dolardı, IMF’ye olan bu borcu biz kucağımızda bulduk. Bir taraftan dev yatırımlar yaparken, bir yandan da bu borcu ödemiş olan bir iktidarız. Türkiye 2013 yılı Mayıs ayında IMF defterini kapatmıştır ve bir daha da Allah’ın izniyle açmayacaktır. Bizi yeniden Afrika, Asya, Güney Amerika ülkeleri konumuna geriletecek böyle bir yolun sözünü dahi etmek Türkiye’ye ihanettir.”

“TÜRKİYE’NİN TÖKEZLEMESİNİ BEKLEYENLER BİR KEZ DAHA HÜSRANA UĞRAYACAK”

Ana muhalefet partisine yönelik eleştirilerinde, İş Bankası’nın Hazine’ye devredilmesi konusuna da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gazi Mustafa Kemal’in İş Bankası’nı CHP’ye değil, Hazine’ye tahsisi vardır ve bu İş Bankası, evet, Hazine’nin malı olacaktır Allah’ın izniyle. Bu Parlamento bu tarihî kararı da Allah’ın izniyle alacaktır” dedi.

Söz konusu partinin, lafa gelince solcu ve demokrat olduğunu söylediğini; ancak Venezuela’da ülkenin seçilmiş başkanının uluslararası bir darbeyle görevinden uzaklaştırılma girişimine içten içe destek verdiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilgili partinin, aynı durumun Türkiye’de de yaşanmasını istediğini dile getirdi.

“Açıkçası CHP ve onunla aynı kayığa binerek bir meçhule doğru yelken açan diğer partilere gönül veren insanlarımız adına da doğrusu üzüntü duyuyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu partilere gönül verenlerin parti yönetimlerinin politikalarındaki tutarsızlıkları, yetersizlikleri, yeri geldiğinde ihanete varan yalpalamaları gördüklerini biliyorum. İyi Partililer, 12 Eylül’ün zalim başsavcısına yapılan güzellemeleri mutlaka görüyorlardır. Kandil’deki eli kanlı terör baronları HDP’nin CHP ve İyi Parti’yle yaptığı ittifaka desteklerini açıkça ifade etmekten çekinmiyorlar. Bu zillete ne CHP’ye, ne de İyi Parti’ye, ne de Saadet Partisi’ne oy veren temiz yürekli vatandaşlarımızın rıza göstermediğini tahmin ediyoruz. Karşımızdaki muhalefetin vizyonu geçen seçimde soğan, patatese bu seçimde patlıcan, bibere umut bağlayacak kadar kısırdır. Şayet biz bu partilerin tabanlarına kendimizi anlatmayı başarabilirsek küçük bir marjinal kesim dışında partilerinden umudunu kesen herkesin gönlünü kazanabileceğimize inanıyorum.”

CHP ve ilgili partiler başta olmak üzere, Ağustos ayındaki sıkıntıların ardından, ellerini ovuşturarak Türkiye’nin tökezlemesini, hatta yere kapaklanmasını bekleyenlerin bir kez daha hüsrana uğradığına ve uğrayacağına vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sebze ve meyve fiyatlarıyla ilgili, belediyeler aracılığıyla ve tanzim satış uygulamasıyla gerekli adımları atabileceklerini açıkladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü vatandaşımıza ucuz, sağlıklı ürünler vermeye mecburuz. Türkiye kendi imkânları ve kabiliyetiyle böyle bir krizin üstesinden Allah’ın izniyle gelir” dedi.

“HEP HAK’TAN VE HAKLIDAN YANA OLDUK”

Türkiye’nin son 16 yıldaki duruşunun en bariz özelliğinin, her yerde ve her zaman Hak’tan, haklıdan, vicdani olandan yana tavır sergilemesi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye, Irak, Libya, Filistin, Kudüs, Arakan, Türkistan, Kırım, Balkanlar, Kafkaslar, Afrika ve Güney Amerika’da hep haktan ve haklıdan yana olduklarını söyledi. Türkiye’nin bu duruşu sergileyebilecek imkâna, cesarete, birliğe, beraberliğe, siyasi, diplomatik, askerî, ekonomik güce sahip olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerektiğinde bu duruşun bedelini ödeyebilecek gücümüz de var. 1990’larda birkaç milyar dolarlık manipülasyonlarla yerle yeksan edilen Türkiye’den her biri milyar dolarlık onlarca projeyi aynı anda yürüten bir Türkiye’ye kavuştuk” vurgusunda bulundu.

Dünyada ve bölgede tarihî bir dönüşümün yaşandığına, Suriye’nin bu büyük dönüşümün en kritik yeri olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet Suriye sahasındaki planlar hayata geçirilebilirse bu büyük dönüşümün yeni hedeflerine de sıra gelecektir, bunlardan birinin Türkiye olduğu da şüphesiz bir gerçektir” ifadelerini kullandı. Bu yüzden Suriye meselesini hayati bir yere oturttuklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Meseleyi ülkemizdeki Suriyelilerden ibaret görecek kadar kör veya idraksiz olanlara zaten sözümüz yok. Ama bu gerçeği göre göre Türkiye’yi bu yeni emperyalist düzene boğun eğdirmeye çalışanlar taammüden ülkeye düşmanlık yapıyorlar. Suriye davasının Türkiye davası olduğunu bilmeyecek kadar ülkesine yabancılaşmış olanlara sadece yazıklar olsun diyoruz.”

“GÜÇLÜNÜN HAKLI OLDUĞU BİR DÜNYAYI BİZ KABULLENMİYORUZ”

Venezuela ilgili olarak yaşananlara değinerek, seçimle iş başına gelmiş bir kişiye ‘burayı terk et git’ denemeyeceğini, seçime dahi girmemiş olana devletin başkanlığının teslim edilemeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’nin de bu süreçte ne olduğunun ortaya çıktığını ifade etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güçlünün haklı olduğu bir dünyayı biz kabullenmiyoruz, haklının güçlü olduğu bir dünyayı kabulleniyoruz, bunun üzerinde durmamız lazım. Ve bizler bu anlayışla yolumuza devam etmemiz lazım. Zira güçlülerin egemen olduğu yapı bizim medeniyet anlayışımızın yapısı değildir ve biz bu emperyalist yapılara kesinlikle karşıyız ve bunları da kabullenmemiz mümkün değildir” açıklamasında bulundu.

“FIRAT’IN DOĞUSU VE MÜNBİÇ SURİYE GÜNDEMİMİZİN EN ÖNEMLİ KONULARIDIR”

Konuşmasında Suriye konusuna da yer vererek Türkiye, Suriye’nin toprak bütünlüğüne, siyasi bütünlüğüne ve halkının kendi geleceğini kendi belirleme hakkına saygılı olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bununun için yeni anayasa yapımı ve serbest seçimler sürecini samimiyetle desteklediklerini belirtti.

Suriye’de insanların gerçek anlamda güven ve huzur içinde yaşadıkları yerlerin, Türkiye’nin kontrolündeki bölgeler olduğuna, Türkiye’den Suriye’ye sadece Türkiye’nin kontrolündeki yerlere geri dönüşlerin yaşandığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer bölgelerin terör örgütlerinin ya da hâlâ halkına güven vermeyen rejimin zulmü altında olduğuna işaret etti.

Fırat’ın doğusu ve Münbiç’in, Suriye gündemlerinin en önemli konuları olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, güvenle bölge konusuyla ilgili olarak, “Türkiye’nin kontrolünde, diğer ülkelerin ise sadece lojistik destek verdiği bir güvenli bölge modeli dışındaki hiçbir teklifi kabul edemeyiz. Güya uluslararası güçler tarafından kurulan hiçbir güvenli bölgenin başarılı olmadığı, kalıcı huzur getirmediği ortadayken, aynı formülün bize dayatılmasında kasıt ararız” açıklamalarında bulundu.

“MÜNBİÇ’İN İHTİYACI VE TALEBİ NE AMERİKA’NIN KOLLAMASINDAKİ TERÖRİSTLERDİR NE DE REJİMİN ZULMÜDÜR”

Münbiç ile ilgili olarak, şimdilik ABD’nin Türkiye’ye verdiği sözlerin yerine getirilmesini beklediklerini dile getirerek, “Münbiç’in ihtiyacı ve talebi ne Amerika’nın kollamasındaki teröristlerdir ne de rejimin zulmüdür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölge halkının, Türkiye’nin güvencesinde kendi geleceklerine kendilerinin sahip çıkmak istediğini ve Türkiye’ye güvendiğini söyledi.

Bir an önce burayı da bölge halkının kendi yönetimine geçirmeyi hedeflediklerini, siyasi ve diplomatik mücadelenin yanı sıra, askerî hazırlıkları da sürdürdüklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet Amerika bize verdiği sözleri tutup bölgeyi teröristlerden temizlemez ve Türkiye’nin kontrolünde bir güvenli bölgenin tesisine katkı sağlamazsa, kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump’la bu konularda verimli ve ümit verici görüşmeler yaptıklarını; ancak, alt düzeyde diplomatik ve askerî görüşmelerde aynı verimi elde edemediklerini, şu ana kadar somut olarak önlerine konulan tatmin edici bir planın olmadığını açıkladı.

“MÜNBİÇ’TEKİ TERÖRİSTLER BİRKAÇ HAFTA İÇERİSİNDE ÇIKARTILMAZSA, BİZİM BEKLEME SÜREMİZ SONA ERER”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili açıklamalarına şöyle devam etti: “Anlaşmalarımıza elbette sadığız, sözümüz sözdür, ama sabrımız da sınırsız değildir. Münbiç’teki teröristler birkaç hafta içerisinde buradan çıkartılmazsa, bizim bekleme süremiz sona erer. Aynı şekilde Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin desteğiyle bölge halkının kendi yönetimini tesisi birkaç ay içinde sağlanmazsa, bekleme süremiz yine sona erer. Bu durumda Türkiye muhataplarına verdiği sözleri tutmuş, ancak karşılığını bulamamış olacaktır. Bir başka ifadeyle, kendi planlarımızı hayata geçirme hakkımız doğacaktır. Meselenin uluslararası iş birliğiyle çözümü herkes için ideal olan yoldur, biz bu yolu sonuna kadar zorluyoruz. Suriye’deki gelişmelerin ülkemizin geleceği açısından taşıdığı önem, bizi her yolu ve yöntemi kullanmaya mecbur bırakıyor. Ancak, bıçak kemiğe dayandığında yapacağımız işler için ne kimseden izin almak, ne de kimseye hesap vermek mecburiyetinde değiliz, bu böyle biline. Yaptırım listesi dâhil hiçbir tehdit bizi bu yoldan geri çeviremez.”

Bugün bu tavrı göstermeyip gereğini yerine getirmedikleri takdirde şehitlere, gazilere ve gelecek nesillere hesap veremeyeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün kendimiz nasıl geçmişteki eksikler ve yanlışlar için birilerini sorguluyor, eleştiriyorsak, vazifemizi yapmadığımızda biz de aynı duruma düşmekten kurtulamayız” diye konuştu.

Suriye politikasında millete ilan ettikleri taahhütlerine pahasına olursa olsun yerine getireceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölgedeki aşiretlerin sürekli Türkiye’nin ne zaman geleceğini sorduğunu, kendisinin de görüşmeleri yürüten yetkililere tüm bu talimatları açıkça verdiğini aktardı.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilecik’te Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti Cumhurbaşkanı Erdoğan, Bilecik’te Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti için yorumlar kapalı 99868

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, cuma namazını Bilecik Söğüt’teki Ertuğrul Gazi Camii’nde kıldı. Namazın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler Ertuğrul Gazi Türbesi’ni ziyaret etti.

Ertuğrul Gazi Türbesi Saygı Nöbeti timindeki alpları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Jandarma Genel Komutanlığı Mehteran Takımı’nın gösterisini de izledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy da eşlik etti.

Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro hattının açılışını yaptı Dev yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro hattının açılışını yaptı için yorumlar kapalı 111218

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kâğıthane Yeni Meydan’da gerçekleştirilen İstanbul Kâğıthane-Göktürk-İstanbul Havalimanı metro hattının açılış törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’a tarihî öneme sahip yeni bir eser kazandırmanın heyecanını, mutluluğunu ve gururunu yaşadığını söyledi.

Kâğıthane istasyonundan başlayıp İstanbul Havalimanı’na kadar uzanan 34 kilometre uzunluğundaki sekiz istasyonlu metro hattının İstanbul’a ve ülkeye hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Günde 800 bin yolcu kapasiteli bu metro hattı sayesinde Kâğıthane’den İstanbul Havalimanı’na 24 dakikada ulaşılabilecek. Metro hattımızı söz verdiğimiz şekilde İstanbul’un hizmetine bir an önce sunabilmek için aynı anda 10 tünel delme makinesi birden kullandık. Kendi içinde pek çok rekora imza atılan metromuzun inşaat süreci, yerli ve millî mühendislik başarılarıyla dopdolu, gurur verici bir eserin ülkemize kazandırılması hikâyesidir. TRT’mizin belgeselleştirdiği bu hikâyeyi akşam ekranlardan seyredebilirsiniz. Bundan 3 yıl önce ilk kaynak törenine, birkaç ay sonra tünelin Gayrettepe’ye ulaşma sevincine, yaklaşık 1,5 yıl önce ilk tek sürüşüne şahitlik ettiğimiz metromuzu bugün hizmete veriyoruz.”

“TÜRKİYE METRO HATTI İNŞASINDAKİ GÜCÜNÜ VE KABİLİYETİNİ TÜM DÜNYAYA İSPATLAMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, hizmete alınan metro hattını Kâğıthane’de Mahmutbey metrosuyla entegre ettiklerine dikkati çekerek, birkaç ay içinde bu hattı Zincirlikuyu metrobüs durağıyla da birleştireceklerini ifade etti.

Hızlı tren konforuyla işleyecek bu metronun sinyalizasyon sisteminin TÜBİTAK işbirliğiyle ASELSAN tarafından gerçekleştirildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Metroda çalışacak yerli tasarım ve üretim araçları da yine yerli bataryayla görev yapacak. Türkiye bu projeyle metro hattı inşasındaki gücünü ve kabiliyetini tüm dünyaya ispatlamıştır. Aynı şekilde İstanbul Havalimanı’ndan başlayıp Arnavutköy’den Halkalı’ya inecek metro hattı projemizdeki çalışmalar da süratle devam ediyor. Bunların yanında Bakırköy-Bağcılar, Başakşehir-Kayaşehir, Kazlıçeşme-Sirkeci, Altunizade-Bosna Bulvarı hatlarındaki çalışmalarımız sürüyor. Tüm bu projeleri tamamladığımızda İstanbul’un raylı sistem ağını 380 kilometrenin üzerine çıkarmış olacağız. İstanbul’da ilk metro hattının işletmeye açıldığı 1989 yılından sonra en büyük projeler bizim dönemimizde başladı ve sonrasında devam ettik. Son yıllarda devreye giren metro hatlarının da neredeyse tamamı Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızca inşa edilen projelerdir. Hâlen çoğunluğu yine Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız tarafından yürütülen projeleriyle İstanbul, dünyada en fazla raylı sistem inşası yapılan şehirlerarasında ilk sırada bulunuyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, metro hatlarının hızlandırılması ve yaygınlaştırılması konusunda gayretlerini asla unutamayacaklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 yılında hizmete giren Üsküdar-Çekmeköy sürücüsüz metro hattının bu alanda Avrupa’nın en büyük, dünyanın üçüncü büyük kapasiteli projesi seçildiğini belirterek, “Üstelik İstanbul’da bunun gibi 10 ayrı sürücüsüz metro hattı bulunuyor. Gerçi ülkemizde siyaset yapan birilerinin ne İstanbul’dan ne İstanbul’un sahibi olduğu altyapıdan ne de teknolojinin geldiği seviyeden haberleri var. Kâğıthane’ye ‘Kâğıttepe’ diyenlerden, Paris’i bildikleri kadar İstanbul’u bilmeyenlerden fazla bir şey de beklemiyoruz. Bunlar Türkiye’yi de İstanbul’umuzu da tanımıyorlar, bilmiyorlar. Kendi ülkelerinde adeta yabancı bir turist gibi yaşıyorlar. Ama onların bu cehaleti, hakikatleri ortadan kaldırmıyor. Onların bu trajikomik hâlleri bizi asla rehavete sevk etmiyor. Biz onlara rağmen İstanbul’un trafik sorununu raylı sistemlerle çözme sözümüzü adım adım yerine getiriyoruz” diye konuştu.

“ÖNEMLİ PROJELERİMİZİN MERKEZİNE HEP İSTANBUL’U YERLEŞTİRDİK”

Kâğıthane-İstanbul Havalimanı metro inşaatında emeği geçenleri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “İstanbul’a belediye başkanı olduğumuzda ‘Ne kandıranlardan ne kandırılanlardan olacağız’ demiştik. Hatırlıyorsunuz değil mi? Sevdamız, aşkımız, gönül tahtımızın sultanı, efsunlu güzelliklerin şehri aziz İstanbul’a karşı her zaman samimi olduk, hasbi olduk, harbi olduk. Fatih’in emaneti, bu mübarek şehre karşı mahcup olmaktansa, değil siyasette fedakârlık yapmayı, gerekiyorsa can vermeyi tercih ederiz. Rabbimden, bize de üstat gibi ‘O manayı bul da bul. İlle İstanbul’da bul’ demeyi hep temenni ediyoruz. Yine üstadın ifadesiyle ‘Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar. Güleni şöyle dursun ağlayanı bahtiyar’.”

İstanbul’u her alanda hak ettiği seviyeye çıkarmak için başbakan ve cumhurbaşkanı olarak gece gündüz çalıştığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimin sorumluluğunda olduğuna bakmadan bu şehrin her meselesiyle yakından ilgilendiklerini, her projesini takip ettiklerini ve her sıkıntısına çözüm aradıklarını dile getirdi.

Millî iradenin üstünlüğüne olan saygıları gereği hangi belediyenin kimde olduğuna bakmadan, şehrin tamamına hizmet verecek eserleri birer birer hayata geçirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul konumu ve sahip olduğu potansiyeliyle Türkiye’nin en kıymetli hazinesi, en bereketli kaynağı, en dinamik şehridir. Ülkenin ortak değeri olan bu şehri her türlü mülahazanın ötesinde söylüyorum, kimsenin insafına bırakamayız. Bunun için hükûmetlerimiz döneminde önemli projelerimizin merkezine hep İstanbul’a yerleştirdik. Eğitimden sağlığa, adaletten emniyete, ulaşımdan tarıma, diplomasiye, bütün bu adımları kültür sanatta kararlılıkta attık” açıklamasında bulundu.

“İSTANBUL’U, TÜRKİYE YÜZYILI’NA HAZIRLAYACAK YATIRIMLAR YAPTIK”

İstanbul’u, Türkiye Yüzyılı’na hazırlayacak yatırımlar yaptıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrin çok eskilere dayanan yapısal sorunlarını, önümüze çıkardığı zorlukları birer birer aşarak yolumuza devam ettik” sözlerini sarf etti.

Deprem başta olmak üzere tüm afetlere hazırlık için kapsamlı adımlar attıklarını, kentsel dönüşüm çalışmalarıyla hem İstanbullunun haklarını gözetecek hem şehrin geleceğini inşa edecek projeler yürüttüklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, raylı sistem öncelikli ulaşım projeleriyle şehri kilitlenip kalmaktan kurtardıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Kuzey Marmara Otoyolu ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’yle, diğer yandan İstanbul-İzmir Otoyolu ve Osmangazi Köprüsü’yle şehre yeni nefes kanalları açtıklarını aktardı.

Asrın projesi olan Marmaray ve Avrasya Tüneli’yle başlattıkları ulaşım atılımlarını kesintisiz sürdürdüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kardeşlerim, bunlar Boğaz’ın altından Marmaray’ı geçirebilirler miydi ya? Bir tanesi ne diyor? ‘Bunda diyor sürücü yok mu?’ Biz zaten 10 adet sürücüsüz metro adımını attık, ama bunların haberi yok. Ne diyor birisi de? ‘Bunları galiba Paris’te filan yapmışlar’ diyor. İstanbul’la Paris’in mukayesesini yapıyor. Paris’te metroda damdan sular akıyor sular. Bizimkiler pırıl pırıl, tertemiz. Haberleri yok” dedi.

Şehrin içindeki tıkanma noktalarını belirleyerek her biri için ayrı çözümler ürettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hayata geçirdiğimiz her çalışmada sadece bugünkü ihtiyaçları değil, şehrin geleceğini de göz önünde bulundurduk. Havalimanının Yeşilköy’den bugünkü bulunduğu yere taşınması da bu kapsamda attığımız adımlardan biridir. Devletimizin kasasından 1 kuruş çıkmadan yapılan İstanbul Havalimanı bugün Avrupa’nın en yoğun, dünyanın en iyi havalimanları arasında ilk sırada yer alıyor. Bay Kemal ne diyor? ‘Bize 1 kuruşsuz yaptığınız bu yatırımları anlatın’ diyor. Ya neyi anlatacağız? Ya biz ne diyoruz? Bak PPP. Yani Kamu-Özel İşbirliği yatırımıdır bunlar. Buna millî bütçeden bir kuruş vermeden biz bu yatırımları yaptık, yapıyoruz, yapacağız. İGA’yı böyle yaptık. Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nü böyle yaptık. Osmangazi Köprüsü’nü böyle yaptık. Ama siz bunları öğrenene kadar çok zamanlar geçecek. Bunlara bol bol fırın ekmek yedirmek lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışı yapılan metro hattıyla havalimanına hızlı ve kolay ulaşım ihtiyacının karşılanacağını kaydederek, “Hâlen inşası süren metro hatlarını da devreye aldığımızda İstanbul’un raylı sistemlerle ulaşılamayan hiçbir köşesi kalmıyor. Böylece İstanbul büyüklüğündeki bir dünya şehrinin sürdürülebilirliği için hayati öneme sahip bir eksiğini daha gidermiş oluyoruz. Dünyanın turizm, ulaşım, finans, kültür, sanat, spor, eğitim, sağlık merkezi olma yolunda hızla ilerleyen İstanbul için aşkla çalışmaya devam edeceğiz. İnşallah Kanal İstanbul Projesi ile şehrimize yeni bir soluk borusu daha açarak, hem boğazın yükünü hafifletecek hem İstanbul’un marka değerini yükselteceğiz” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, belediye başkanlığı görevine geldiği 1994 yılından beri İstanbul için attıkları her adıma, başlattıkları her projeye yapılan itirazlara dikkati çekerek, “Eğer biz bunlara kulak vermiş olsaydık, bugün İstanbul Marmaray’sız Avrasya’sız, Yavuz Sultan Selim’siz, Osmangazi’siz, metrosuz, yolsuz, susuz bir şehir olarak kalacaktı” diye konuştu.

Belediye başkanı olarak 1994 yılında İstanbul’da göreve geldiği yıllara işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İstanbul’un suyu var mıydı? Kimden devralmıştık? CHP’den. Çöp dağları var mıydı? Suyu, 110 kilometreden dağları delerek İstanbul’a getirdik. Nereden? Istranca Dağları’ndan. Çöpleri kaldırdık mı? Kaldırdık. CHP nedir? Çöp demektir. Çöp, çukur, çamur. Ve hatırlayın, Ümraniye çöplüğündeki patlamayı, 39 vatandaşımız orada öldü. Hâlâ bir CHP konuşuyor. Neyi konuşuyorsun? Ve bütün bunlarla beraber her ne yaptıysak İstanbul’u çirkin binalara ve yetersiz altyapıya mahkûm etmek isteyenlere rağmen yaptık. Kanal İstanbul’u da inşallah bu şekilde hayata geçireceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen 20 yılda Türkiye’nin diğer 80 vilayetiyle birlikte İstanbul’a kazandırdıkları her eseri ve hizmeti Türkiye Yüzyılı’nın önsözü, girizgâhı, altyapısı olarak gördüklerini belirterek, bu güçlü altyapının üzerinde Cumhuriyet’in yeni yüzyılını, Türkiye Yüzyılı hâline dönüştürmek istediklerini anlattı.

Ülkenin son bir asırda yeni devletin kurulmasının yanında çok ciddi inişler çıkışlar da yaşadığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Darbelerin, vesayetin, terörün, siyasi ve ekonomik krizlerin, sosyal gerilimlerin ve hatta çatışmaların hiçbirinin kendi tabii mecrasında ortaya çıkmadığına inanıyoruz. Bunların her biri, ülkemizin kalkınmasını, gelişmesini, büyümesini durdurmak, en azından yavaşlatmak için hazırlanan senaryoların birer parçasıydı. Maalesef her dönem ülkemiz içinden birileri de bu senaryolara gönüllü şekilde veya farkında olmadan alet edilmiştir. Milletimizin iradesini temsil görevi verdiği siyasetçilerin çoğu da kimi korkusundan, kimi çıkar ortaklarından, kimi kifayetsizliğinden bu gidişe ‘dur’ diyememiştir.”

“VATANIMIZIN BÜTÜNLÜĞÜNE GÖZ DİKENLERE DÜNYAYI DAR ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, merhum Adnan Menderes’in 14 Mayıs 1950’de “Yeter söz milletindir” diyerek başlattığı demokrasi devriminin, tarihlerinde ayrı bir yerinin olduğunu anımsatarak, “Her ne kadar sonu idam sehpasına çıkmış olsa da millî iradenin üstünlüğü esasına dayalı bu haykırış, daha sonra pek çok insana da ilham ve cesaret vermiştir. Biz de 20 yıl önce ülkeyi yönetme sorumluluğunu devraldığımızda ‘yeter söz de karar da milletindir’ diyerek, bu kutlu adımı bir üst basamağa çıkardık” ifadesini kullandı.

Şimdi Türkiye’nin yeni bir seçimin eşiğinde olduğuna vurgu yaparak, son 10 yılda yaşanan olayları hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarından çukur eylemlerine, darbe girişimlerinden terör saldırılarına kadar, sayısız imtihandan geçtiklerini dile getirdi.

Yeni yönetim sistemine geçilen ayın hemen ertesinden başlayarak, ülke ekonomisini mahvetme yolunda birçok adımın atıldığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama bunu da başaramadılar. Başaramayacaklar. İşte şu anda İngiltere’nin hâli ortada. Fransa’nın hâli ortada. Almanya’nın hâli ortada. Elhamdülillah bizim hâlimiz de ortada. Bu imtihanların hepsinin de üstesinden Allah’ın yardımı ve aziz milletimizin desteğiyle gelmeyi başardık. Milletimizin birliğine, beraberliğine, kardeşliğine halel getirmek isteyenlere izin vermedik. Vatanımızın bütünlüğüne göz dikenlere dünyayı dar ettik. Önünden, arkasından dolanarak, millî iradeyi devre dışı bırakmaya niyetlenenleri hüsrana uğrattık.”

Konuşmasının ardından “Şimdi siz müjde beklersiniz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kâğıthane-İstanbul Havalimanı Metrosu Hattı’nın bir ay boyunca ücretsiz olacağını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, konuşması sonrasında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski başbakanlardan Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve Kâğıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin tarafından hediye verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra aralarında TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, eski başbakanlardan Tansu Çiller, AK Parti Genel Başkanvekili Binali Yıldırım, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Karaismailoğlu, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe ve bazı milletvekillerinin bulunduğu katılımcılarla açılış kurdelesini kesti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışın ardından metro istasyonuna indi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada Aşık Veysel İlkokulu öğrencilerinden oluşan Sadabad Korosu’nu dinledi, daha sonra metro ile İstanbul Havalimanı’na hareket etti.