Cumhurbaşkanı Erdoğan“Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır” Cumhurbaşkanı Erdoğan“Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır” için yorumlar kapalı 93831

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye konulu Üçlü Zirve Toplantısı’nın ardından düzenlenen ortak basın toplantısında, “Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç terör örgütlerinden boşaltılmalı ve İdlib’de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır. Bu toprakların sahibi Suriye’nin halkıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, gerçekleştirdikleri Suriye konulu Üçlü Zirve Toplantısının ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Rusya’nın Soçi kentinde, Sanatoryum Rus’ta düzenlenen toplantıda, Cumhurbaşkanı Erdoğan zirveye ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SURİYE’DE YENİ İNSANİ KRİZ VE DRAMLARIN YAŞANMASINI İSTEMİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantısında verimli, başarılı ve samimi görüşmeler gerçekleştirdiklerini; Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisi yönünde yürütülen ortak çalışmaları, çatışmaların sona erdirilmesi için atılabilecek adımları istişare ettiklerini söyledi.

İdlib başta olmak üzere Suriye’deki ateşkesin sağlanmasının ana gündem maddeleri arasında olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye halkı özellikle İdlib’de hayata tutunmaya çalışan kardeşlerimiz son 8 yılda yeterince acı çektiler, çok ciddi bedeller ödediler. Ne İdlib’de, ne de Suriye’nin başka bölgelerinde yeni insani krizlerin, yeni dramların yaşamasını istemiyoruz” dedi.

Türkiye’nin, sahanın zorluğuna, kimi ülkelerin kışkırtmalarına rağmen İdlib’de sükûnetin muhafazası için olağanüstü çaba harcadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib muhtırasıyla üzerlerine düşeni yapmaya devam edeceklerini, Suriye rejiminin de ateşkese uyması noktasındaki beklentilerini Rus ve İranlı mevkidaşlarına ilettiğini kaydetti.

“ÇEKİLME SÜRECİNİN BİR GÜÇ BOŞLUĞUNA MAHAL VERMEDEN YÜRÜTÜLMESİ ŞARTTIR”

“İdlib gerginliği azaltma bölgesi statüsünün korunması ve bölgedeki provokatif girişimlere karşı ortak mücadele etme kararlılığımızı teyit ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Suriye’den çekilme kararının gerçekleşmesinin son derece önemli olduğunu, çekilme sürecinin terör örgütleri PYD-YPG ve DEAŞ’ın istismar edeceği bir güç boşluğuna mahal vermeden yürütülmesinin şart olduğuna vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Astana Platformu kapsamındaki iş birliği temelinde, ABD’nin çekilme sürecinde Rusya ve İran ile yakın eşgüdüme önem verdiklerine işaret ederek, sürecin hem terör tehdidini bertaraf eden hem de Suriye’nin toprak bütünlüğünü gözeten bir anlayışla ele alınması gerektiğini; kurulacak güvenli bölgenin de terör örgütlerinin serpilip büyüyeceği bir alan olarak taahhüt edilmemesi gerektiğini sözlerine ekledi.

Türkiye’nin güney sınırı boyunca bir terör koridoru oluşmasına izin vermeyeceklerini yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Güvenli bölge tesisi dahil bu yönde atacağımız adımlara Astana ortaklarımızın desteğini bekliyoruz. Bunun yanında 98’deki Adana Mutabakatı çerçevesi içerisinde de geleceğimizi buna göre yorumladığımızı da ifade etmek istiyorum” diye konuştu.

“SURİYE KRİZİNE SİYASİ ÇÖZÜM UMUTLARI HİÇ BU KADAR FİLİZLENMEMİŞTİ”

Suriye’de Birleşmiş Milletler ile koordinasyon hâlinde muteber ve dengeli bir anayasa komitesinin en kısa sürede faaliyete geçmesini arzu ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç garantör ülke olarak bugüne kadar siyasi çözüm yolunda gerçekten ciddi mesafeler aldık. Suriye krizine siyasi çözüm umutları daha önce hiç bu kadar filizlenmemişti. Denizi geçmişken şimdi derede boğulamayız. Kaos ve sürdürülebilir istikrarsızlıktan beslenen çevrelere rağmen süreci muhakkak başarıya ulaştırmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Suriye’deki anayasa komitesinin kuruluş sürecinin en kısa sürede tamamlanması için de mutabakata vardıklarını bildirdi.

Zirvede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da görüştüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,6 milyon Suriyeliyi misafir eden bir ülke olarak dünyada en fazla mülteciye kucak açan ülke olduğunu, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı bölgelerine bugüne kadar 310 bin Suriyelinin geri döndüğünü ve bu insanların Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği alanlarda terör korkusu duymadan kendi vatanlarında özgür bir şekilde hayatlarını sürdürdüklerini anlattı.

Geri dönüşlerin önünü açan bu modelin terörden arındırılmasını müteakip Münbiç’e ve Fırat Nehrinin doğusunda da tatbik edilebileceğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, adil yük paylaşımı çerçevesinde uluslararası toplumdan bu konuda elini taşın altına koymasını beklediklerini ancak maalesef bu noktada çok ciddi bir zafiyet yaşandığını kaydetti.

“Mülteci meselesini sürekli gündemde tutanlar, iş sorumluluk üstlenmeye gelince ne yazık ki ortada görünmüyorlar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü zirveden çıkan sonuçların Suriye’de barış ve istikrar ortamının tesisine katkıda bulunmasını temenni etti.

“SURİYE İHTİLAFININ ÇÖZÜME KAVUŞTURULMASINA YÖNELİK ÇABALARIMIZI SÜRDÜRMEKTE KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Üç garantör ülke olarak Suriye ihtilafının Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 2254 sayılı kararı temelinde çözüme kavuşturulmasına yönelik çabalarımızı sürdürmekte kararlıyız. Zirve toplantılarını devam ettirmek hususunda da Sayın Putin ve Sayın Ruhani ile mutabıkız. Bu vesileyle bir sonraki zirve toplantımıza önümüzdeki aylarda Türkiye’de ev sahipliği yapma arzumuzu da kendileriyle paylaştım” diyerek açıklamalarını bitirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun zirvede İdlib’in geleceğinin ne olacağı ve toplantıda bu konuya ilişkin nelerin konuşulduğuna ilişkin sorusu üzerine, zirvede Suriye meselesinin birkaç başlık altında ele alındığını işaret ederek, şunları kaydetti: “Bir; Suriye, Türkiye’nin 910 kilometrelik sınır bir ülke olması hasebiyle bizim güneyimizde, Suriye’nin kuzeyinde bir terör koridoru oluşturulmaya çalışılmıştı. Tabi bu terör koridorunu yıkmak, ortadan kaldırmak bizim birinci görevimizdi, çünkü sürekli oradan güvenliğimizi tehdit eden bir durum söz konusuydu.

Bir diğeri ise; Halep meselesi. Halep’te çok ciddi iltica hareketi oldu ve Halep adeta boşaltıldı. Benzer bir olay İdlib’de olacaktı, İdlib’de müşterek müdahalemiz, özellikle Rusya ile beraber, İdlib’deki bu göç olayını, bu ilticayı engelledi ve 300-400 bin insan şu anda topraklarında. Ama oradaki terör örgütlerine karşı da tavırlı durmaya mecburuz. Cerablus’ta, Afrin’de yine bu terör örgütleriyle ciddi mücadeleler verildi, şimdi ise malum Fırat’ın doğusu-batısı söz konusu, bu konuyla ilgili üçlü Astana Süreci olarak bir adımın içerisindeyiz. Temennimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlayarak bir an önce kurulacak anayasa komitesiyle neticeye varmaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’den çekilme kararı alan ABD, ülkenin kuzeydoğusunda gözlemci misyonu başlatılması seçeneğini NATO müttefikleriyle görüştüğünü açıkladı. Bu konuda görüşleriniz nedir?” sorusuna da şöyle cevap verdi:

“SAYIN TRUMP’IN MESAİ ARKADAŞLARININ AYNI GÖRÜŞLERİ PAYLAŞMADIĞINI GÖRÜYORUZ”

“ABD’nin bu geri çekilme ifadeleri Sayın Trump’a ait, fakat Sayın Trump’ın mesai arkadaşlarının aynı düşünceleri, aynı görüşleri maalesef paylaşmadığını görüyoruz. Eğer bu kararlı bir adımsa ve söylendiği andan itibaren bu adım atılmış olsa herhalde şu anda çok daha farklı bir mesafe alınma durumu olurdu. Şimdi ise Nisan konuşuluyor, Mayıs konuşuluyor, ne olacağı şu anda meçhul, bilinmiyor. Ve bu konuyla ilgili olarak da atılacak adımların Astana sürecindeki üçlü ülkeler olarak bunun da tabi ki takipçisiyiz. Bizim bütün derdimiz, Suriye’nin toprak bütünlüğünün sağlanmasıdır ama bir an önce Münbiç’in terör örgütlerinden boşaltılmasıdır ve aynı şekilde İdlib’de terör örgütlerine oyun sahası bırakılmamalıdır ve böylece bu toprakların sahibi Suriye’nin halkıdır, Suriye halkına buraların teslim edilmesidir.”

Birleşmiş Milletler Fransa, Almanya, Britanya ve İngiltere daimi temsilcilerinin BM Genel Sekreterine Suriye’deki anayasa komitesiyle ilgili bir mektup yazarak, süreci baltalamaya çalıştıklarının anımsatılarak, durumun değişip değişmediğinin sorulması üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Anayasa komitesi konusundaki çalışmalarda tabi beklediğimiz hız henüz yok. Fakat son zamanlarda malum Birleşmiş Milletler Genel Sekreterinin Suriye’deki temsilcisinin bir çalışması, gayreti var. Temenni ediyorum, bir an önce bu komite oluşsun ki Suriye halkı kendi geleceğini, kendi iradesiyle teyit etme, tespit etme kararını verebilsin” ifadesini kullandı.

Astana Süreci’ndeki paydaşlar olarak hesaplarının Cenevre’ye bir alternatif olmadığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bütün derdimiz işlemeyen bir Cenevre sürecine karşı işleyen bir Astana sürecini ortaya koymaktır, bunun çalışmasını şu ana kadar yaptık, yapıyoruz ve yapmaya da devam edeceğiz” dedi.

“TEMENNİM ODUR Kİ, HARABEYE DÖNMÜŞ OLAN SURİYE’Yİ YENİDEN AYAĞA KALDIRIRIZ”

Mülteciler için beklenen insani yardımların gelmediğini, Avrupa Birliği’nin söz verdiği 3+3 milyar Avro’dan sadece 1 milyon 750 milyon Avro’nun geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Göç Mülteciler Komiserliği’nden de 750 milyon Dolar gibi bir miktarın geldiğini, bütün bunlara rağmen Türkiye’nin kendi bütçesinden yaptığı harcamanın 35 milyar Doları bulduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı lafa gelince lafı yapıyor, bakıyorsunuz Körfez’de çok konuşanlar var, konuşuyor, para da bol, silaha vesaireye çok ciddi rakamlar harcanıyor, ama bu tür yerlere gelince şu anda beklenen rakamlar yok. Temennim odur ki, harabeye dönmüş olan Suriye’yi yeniden ayağa kaldırırız” sözlerine yer verdi.

RUSYA LİDERİ PUTİN: “ABD ASKERLERİ SURİYE’DEN ÇEKİLECEKSE BU SURİYE’NİN İSTİKRARINA KATKI SAĞLAYACAKTIR”

Rusya Devlet Başkanı Putin de Türkiye, Rusya ve İran tarafından yürütülen Astana formatının önemine işaret ederek, Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmaların sürdürüleceğini, dışişleri bakanların bölge ülkelerinin de bu formata gözlemci olarak katılmaları için çalışmalar yapacaklarını söyledi.

Suriye’deki insani sorunların çözümü için çalışmaları sürdüreceklerine vurgu yapan Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’deki insani sorunların çözümü konusunda uluslararası topluma ve BM’ye çağrıda bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, “Anayasa komitesine katılacak isimlerin listesi neredeyse tamamlandı ve nihai onay bekleniyor. Eminiz ki Suriye’de siyasi çözüm sürecinin ilerletilmesi, Şam’ın Arap ülkeleriyle ilişkilerinin normalleşmesine de katkı sağlayacaktır” dedi.

Zirve’de terörle mücadeleyi de değerlendirdiklerini sözlerine ekleyen Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriye’de ateşkesin sağlanmasının terörle mücadeleye bir zarar vermemesi gerektiğini kaydetti. Rusya Devlet Başkanı Putin, “ABD askerleri Suriye’den çekilecekse bu Suriye’nin istikrarına katkı sağlayacaktır. Suriye’de nihai barışın sağlanması ve istikrarın sağlanması için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Rusya Devlet Başkanı Putin, Türkiye’nin güneyine yönelik güvenlik endişelerini anlayışla karşıladıklarını belirterek, “Bu konuda Türkiye ve Suriye arasındaki ilgili anlaşma temel olabilir. Bu anlaşmada ortak terörle mücadele prensipleri belirlenmiştir. Savunma bakanlıklarımız ve istihbarat birimlerimiz bu konuda temastalar” diye konuştu.

İRAN CUMHURBAŞKANI RUHANİ: “ASIL ÖNEMLİ OLAN SURİYELİLERİN KENDİ GELECEKLERİNE KENDİLERİNİN KARAR VERMESİ”

İran Cumhurbaşkanı Ruhani de “Üç garantör, çatışmaların azalması ve Suriye’nin istikrarının sağlanması için çabalarına devam edecek” dedi.

ABD’nin Suriye’deki terör örgütü DEAŞ militanlarının bir kısmını Afganistan’a naklettiğini söyleyen İran Cumhurbaşkanı Ruhani, bu konuda çok tedirgin olduklarını, ABD’nin görünüşte terörle mücadele ettiğini iddia ederken arka planda teröristlere yardım ettiğini söyledi.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, ABD’nin Suriye’ye müdahalelerini sürdüreceğini ifade ederek, “Bizim için kaç ABD personelinin Suriye’de bulunduğunun önemi yok, asıl önemli olan Suriyelilerin kendi geleceklerine kendilerinin karar vermesidir. Kürtler Suriye’nin bir parçasıdır ve Suriye bir millete aittir, iki millete değil” şeklinde konuştu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Türkiye’nin güvenliğinin önemli olduğunu vurgulayarak, “Türkiye hükûmetinin Suriye konusunda müsterih olması lazım. Biz Suriye’nin komşu ülkeleriyle kardeşçe ve dostça ilişkiler kurmasını istiyoruz. Suriye için uzun vadeli bir güvenlik sağlayabiliriz. Hepimizin Suriye’nin toprak bütünlüğüne dikkat etmemiz gerekir” değerlendirmesinde bulundu.

İran Cumhurbaşkanı Ruhani, “Fırat’ın doğusu ve İdlib, temizlendikten sonra Suriye hükûmetine geri verilmeli. ABD Suriye’den tam olarak çıkarsa kesinlikle Suriye halkı için mutluluk verici olacaktır. Afganistan’dan ve Irak’tan karar verip çıkarsa o bölgelerin halkları için çok mutluluk verici olacaktır” diye konuştu.

Ortak basın toplantısından sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani, akşam yemeğinde bir araya geldi.

DÖRTLÜ GÖRÜŞME

Akşam yemeğinin ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Belarus Cumhurbaşkanı Aleksandr Lukaşenko ile bir araya gelerek dörtlü bir görüşme de gerçekleştirdi.

Previous ArticleNext Article

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta yeni Türkevi binasının açılışına katıldı Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta yeni Türkevi binasının açılışına katıldı için yorumlar kapalı 87012

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Yeni Türkevi Binası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Türkevi Binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta Yeni Türkevi Binası’nın açılış törenine katıldı.
Temeli dört yıl önce atılan ve açılışını yaptıkları Yeni Türkevi binasının hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî günde aramızda olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“NEW YORK’UN SİLÜETİNE TARİHÎ VE GELENEKSEL MİMARİMİZİN GÜZELLİKLERİNİ VE ZARAFETİNİ YANSITIYORUZ”

Bugün, haklı bir gurur yaşadıkların söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gururluyuz; çünkü devletimize, milletimize kalıcı bir eser daha kazandırıyoruz. Gururluyuz; çünkü bu eserle New York’un siluetine tarihî ve geleneksel mimarimizin güzelliklerini ve zarafetini yansıtıyoruz. Gururluyuz; çünkü mimarlarımızın, mühendislerimizin, işçi kardeşlerimizin alın teriyle muhteşem bir eserin inşasını tamamladık” dedi.

Bu göz kamaştırıcı binanın inşasında kullanılan malzeme ve tefrişat unsurlarının büyük ölçüde Türkiye’den getirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimarinin ve mühendisliğin en son imkânlarının kullanıldığı binamızın tasarımı, iklim değişikliğini konuştuğumuz şu dönemde, çevreye duyarlılık esasına göre yapıldı. Böylece, ortaya Türkiye’nin büyüklüğünü, birikimini ve artan gücünü yansıtan bir başyapıt çıktı” şeklinde konuştu.

Türkevi binasının bugünkü konumuna gelmesinde birçok ismin payı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Binamız, Dışişleri eski Bakanlarımızdan merhum İhsan Sabri Çağlayangil tarafından devletimize kazandırılan arsa üzerinde yükseldi. 1977-2013 yılları arasındaki ilk hizmet döneminin ardından binamızı yenilemeye karar verdik. Kültürümüzde müstesna bir yere sahip laleden ilham alınarak, Selçuklu motifleri gibi geleneksel öğelerle bezenerek tasarlanan yeni mimarisiyle Türkevi’ne bugün tekrar kavuştuk.”

“TÜRKİYE, ULUSLARARASI BARIŞIN VE GÜVENLİĞİN TESİSİ İÇİN GÖSTERİLEN ÇABALARA AKTİF KATKI SAĞLIYOR”

Türkevi’nin Birleşmiş Milletler Nezdindeki Daimi Temsilciliğine ve New York Başkonsolosluğuna ev sahipliği yapacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti New York Temsilciliği’nin de Türkevi’nde faaliyet göstereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında bu denli önemli bir eseri hayata geçirmemiz ayrı bir anlam taşıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden biri olarak uluslararası barışın ve güvenliğin tesisi için gösterilen çabalara aktif katkı sağlıyor. Uluslararası misyonlarda üstlendiğimiz sorumlulukları başarıyla yerine getirdik, getiriyoruz. Küresel sorunların çok taraflılık temelinde çözülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. ‘Dünya beşten büyüktür” diyerek daha adil bir küresel düzeni savunuyoruz. Girişimci ve insani dış politikamızla, uluslararası alanda etkin roller üstlenerek, milyonlarca mazlum göçmene kapılarımızı açarak, daha adil bir sistem tahayyülünün hayata geçirilmesi için çaba harcıyoruz. Türkevi Binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik” şeklinde konuştu.

“YENİ TÜRKEVİ, SUNDUĞU İMKÂNLARLA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN VE ÜYE ÜLKELERİN FAALİYETLERİNE DE HİZMET VERMEYE HAZIRDIR”

Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü olan 2023’e giden süreçte, Türkevi binasının, uluslararası toplumdaki yerimizin de bir yansıması olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temeline bırakmış olduğum mektubumda da vurguladığım üzere, binamız Türkiye’nin başarı hikâyesinin sembollerinden biri olarak inşallah uzunca bir süre hizmet verecektir. Yeni Türkevi, sunduğu imkânlarla Birleşmiş Milletlerin ve üye ülkelerin faaliyetlerine de hizmet vermeye hazırdır” dedi.

Türkevi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan vatandaşlara, soydaşlara, akraba ve dost topluluklara da yeni bir çatı olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Genişleyen imkânlarımız sayesinde, Başkonsolosluk hizmetlerimiz burada çok daha verimli bir şekilde yürütülecektir. Siyasi, ekonomik ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak yeni binamızın, gerçek bir cazibe merkezi olarak faaliyet göstereceğine inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkevi’nin içinde çalışacak, yaşayacak, ziyarete gelecek insanların samimiyetle sahiplenmesiyle, kullanmasıyla, hakkını vermesiyle arzu ettiğimiz konumuna geleceğini düşünüyorum. İşte bunun için Türkevi binamızın kapılarının herkese açık olduğunun altını tekrar çiziyorum. Dışişleri Bakanlığımızın da binanın işletmesini bu kucaklayıcı anlayışla yürüteceğinden şüphe duymuyorum. New York’un örnek binalarından biri olacak Yeni Türkevi’nin; devletimize, milletimize, Türk-Amerikan toplumuna, Dışişleri Bakanlığımıza, Birleşmiş Milletlere ve New York’a hayırlı olmasını diliyorum. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu binanın inşasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Açılışa gösterdiğiniz ilgi ve katılımdan dolayı siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.