“Afyonkarahisar’ı yüksek hızlı trenle Ankara, İstanbul ve İzmir’e bağlıyoruz” “Afyonkarahisar’ı yüksek hızlı trenle Ankara, İstanbul ve İzmir’e bağlıyoruz” için yorumlar kapalı 93924

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afyonkarahisar’da toplu açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Ankara-Afyonkarahisar-İzmir yüksek hızlı tren projemizle, Afyonkarahisar’ı İstanbul’a Ankara’ya İzmir’e yüksek hızlı trenle bağlıyoruz. Böylece Afyonkarahisar ile Ankara arası 1,5 saate, İstanbul arası 3,5 saate, İzmir arası 2 saate düşecek” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Afyonkarahisar’da yapımı tamamlanan hizmet ve yatırımların toplu açılış törenine katıldı. Anıtpark Meydanı’nda gerçekleşen törende Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşlara hitaben bir konuşma yaptı.

Türkiye’nin, 31 Mart günü hayati önemde bir seçim yaşayarak vatanın geleceği adına çok kritik bir karar vereceğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bekası, milletin huzuru, evlatlarının geleceği için 31 Mart seçimlerinden AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak, dosta güven, düşmana korku salacak tarihî bir zaferle çıkmak istediklerini söyledi.

“GECE-GÜNDÜZ DEMEDEN MİLLET İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

Gece-gündüz demeden millet için çalıştıklarını, milletin refah ve huzuru için koşturduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetlerinin gönül kazanma ve kalpleri fethetme siyaseti olduğunu ifade etti. Millete efendilik taslayanlarla aralarındaki en büyük farkın, bu gönül farkı olduğunu, milletin ve ülkenin efendisi değil, hizmetkârı olduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim rotamızı siz çiziyorsunuz, istikametimizi yine siz belirliyorsunuz. Biz CHP gibi üç-beş fazla oy almak için Pensilvanya’daki şarlatana, Kandil’deki terör ağalarına taşeronluk yapmıyoruz. Biz laf üstüne laf koymanın değil, taş üstüne taş koymanın, Türkiye’yi hedefleriyle, hayalleriyle buluşturmanın gayretindeyiz” diye konuştu.

Konuştuklarında ana muhalefetin başındaki zat gibi, yalan ve iftirayla değil, yatırımlarla, hizmetlerle ve projelerle konuştuklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP ve şürekası Ankara’da rant kavgası verirken, biz işte bugün burada olduğu gibi toplu açılış törenleriyle, mitinglerle, ziyaretlerle insanımızla kucaklaşıyoruz. Karşımızda ne var, zillet ittifakı, illet ittifakı. Bunlar küçük hesaplarda boğulurken; biz Afyon’da toplam yatırım bedeli 1 milyar 172 milyon lirayı aşan 118 kalem hizmetin resmî açılışını gerçekleştiriyoruz” dedi.

AFYONKARAHİSAR’DA GERÇEKLEŞTİRİLEN YATIRIMLAR

Toplu olarak açılışı yapılan eser ve hizmetleri arasında, köprülü kavşak, altgeçit ve köprülerin, gölet, sulama, isale ve içme suyu tesislerinin, cem evi ve Kur’an kurslarının, asfalt, bölünmüş yol, çevre düzenlemesi ve altyapı çalışmalarının, okul, yükseköğrenim yurdu ve kapalı spor salonunun, TOKİ tarafından yapılan konut, cami ve ticaret merkezlerinin, hizmet binaları ve doğalgaz boru hatlarının ve restorasyon çalışmalarının olduğunu aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırım ve hizmetlerin Afyonlulara hayırlı olması temennisinde bulundu, yapımlarında emeği geçenleri tebrik etti.

Afyonkarahisar’a son 16 yılda toplam 21,5 milyar lira tutarında yatırım yaptıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde şehre 2517 adet yeni derslik, 11541 kişi kapasiteli yurt binaları, 15 bin seyirci kapasiteli bir stadyum, Sandıklı Gençlik Merkezi, futbol sahaları ve spor salonlarının yanı sıra Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi’ni kazandırdıklarını hatırlattı. Afyon’da ihtiyaç sahibi, yaşlı ve engellilere 1,2 milyar lira yardım, çiftçilere 1,7 milyar lira tarımsal destek, Afyonlu girişimcilere 6 milyar lira teşvik sağladıklarını, 54 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 571 kilometreye çıkardıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta şehirde, aralarında 400 yataklı Afyon Devlet Hastanesi ve 300 yataklı Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesi’nin de olduğu 20’si hastane, toplam 40 sağlık tesisi yaptıklarını, ikisi devlet hastanesi 13 sağlık tesisinin de inşasının sürdüğünü aktardı. Son 16 yılda; ulaşım, gıda, tarım ve sulama, toplu konut ve diğer alanlarda ortaya koydukları hizmet ve yatırımlardan da örnekler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 31 Mart’tan sonra da bu hizmet yolculuğuna devam edeceklerini söyledi.

“Ankara-Afyonkarahisar-İzmir yüksek hızlı tren projemizle, Afyonkarahisar’ı İstanbul’a Ankara’ya İzmir’e yüksek hızlı trenle bağlıyoruz” müjdesini de vatandaşlarla paylaşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, hızlı tren hattının faaliyete geçmesiyle Afyonkarahisar ile Ankara arasının 1,5 saate, İstanbul ile 3,5 saate İzmir ile 2 saate düşeceğini kaydetti.

“YİNE TÜRKİYE’DE SİYASET MÜHENDİSLİĞİ YAPILIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 24 Haziran seçimlerinde olduğu gibi yine Türkiye’de çok büyük bir siyaset mühendisliğinin yapıldığına dikkat çekerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “CHP ile Pensilvanya, adı iyi olan parti ile bölücü örgütün siyasi uzantısı zillet ittifakı şemsiyesi altında bir araya getiriliyor. Normal şartlarda sokakta yolları dahi kesişmeyecek partiler, kapalı kapılar ardında al gülüm-ver gülüm pazarlığına girebiliyor. Benim Afyonkarahisarlı kardeşim bu teröristlere oy vermez. Benim Afyonkarahisarlı kardeşim teröre bulaşanlara prim vermez. Türkiye’de adı millet düşmanlığına çıkmış, insanımızın değerleriyle, inancıyla, tarihiyle kavgalı ne kadar kesim varsa, hepsi de koro halinde zillet ittifakına alkış tutuyor.”

Birkaç gün önce bu ittifakın küçük ortağının, İmralı’daki terörist başı ve diğer katiller için yürüyüş yapmaya yeltendiğini, emniyet güçlerinin tüm tedbirleri alarak böyle bir provokasyona müsaade etmediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, örgütün şehir kadrosundan sözde bir milletvekilinin, kolunu ısırarak bir polisi hastanelik ettiği saldırıya ne CHP’den, ne bu ittifakın ortaklarından bir kınamanın ve eleştirinin gelmediğine dikkat çekti.

“POLİSİMİZE SALDIRANLARA KARŞI TEK SÖZ ETMEYENLER, BÖLÜCÜ ÖRGÜTÜN SİYASİ UZANTILARINA SİPER OLUYOR”

Adana Seyhan’daki bir AK Parti seçim bürosuna bölücü örgütün uzantıları tarafından düzenlenen eyleme de bu kesimlerden bir tepki gelmediğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak aynı CHP, bölücü örgütün emriyle yapılan eyleme hukuki sınırlar içinde müdahale eden polislerimizi, ‘vekiller dövülüyor’ diyerek hedef göstermekten çekinmiyor. Polisimize saldıranlara karşı tek söz etmeyenler, bölücü örgütün siyasi uzantılarına siper oluyor” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun adı ikiyüzlülüktür. Bunun adı millet ve demokrasi düşmanlarına payandalık yapmaktır. Bunun adı sokak terörüne sahip çıkmaktır. CHP’nin ve ortağının tavırlarından cesaret alan Kandil’deki terör baronları, artık doğrudan AK Parti’yi ve Cumhur İttifakı’nı hedef göstermeye başladı. Ne diyorlar? ‘Batıda AK Parti’yi çökerteceğiz.’ Önceki gün bir tanesi çıkmış, “AK Parti’nin karşısında kim varsa onunla birlikte olun’ diye emir veriyor. Oradan talimatı alan bu örgütün Meclis’teki temsilcileri de çıkıyor, ‘şuralarda kazanacağız, batıda AK Parti’ye ve MHP’ye kaybettireceğiz’ diyor. Millet yerine bölücü örgütün desteği ve Pensilvanya’nın icazetiyle seçim kazanma hayali kurmak, Türk siyaseti adına gerçekten utanç vericidir. Bugün CHP, milletimizi PKK ile tehdit edenlerin desteğine bel bağlamış bir zihniyetin işgali altındadır. Bugün CHP, ülkemizin gördüğü en alçak ihanet çetesi olan FETÖ’nün desteğiyle seçim kazanma hesabı yapan bir ekibin tasallutu altındadır. Bugün CHP, ne şehirlerimiz, ne ülkemiz için en küçük bir projesi, bir hayali, bir hedefi olmayan, sadece kendi hiziplerinin, kendi ekiplerinin ikbali için çalışan dar kadrocu bir yapının esiri durumundadır.”

“BİZ ŞEHİTLERİMİZDEN İLHAM ALARAK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Ülkedeki muhalefetin kalitesi adına, CHP’ye ve onun dümen suyuna girerek, PKK ve FETÖ’yle aynı ittifakta yer alan diğer partilere gönül vermiş vatandaşlar adına üzüntülü olduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart, sonuçları itibariyle ülkemizin CHP ve zillet ittifakı kamburundan kurtuluşunun başlangıcı olacaktır. 31 Mart, siyaset mühendisliklerinin bir kez daha hüsrana uğradığı gün olacaktır” sözlerine yer verdi.

“Onlar ne derse desin, kimlerle kol kola girerse girsin, biz şehitlerimizden ilham alarak yolumuza devam edeceğiz” diyerek, ‘tek millet, tek bayrak, tek vatan ve tek devlet’ vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aramıza hiç kimsenin girmesine müsaade etmeyeceğiz. Ve biz birbirimizi Allah için seveceğiz. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından yapımı tamamlanan yatırım ve hizmetlerin açılış kurdelesini, törene katılan bakanlarla birlikte kesti.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87780

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.