“Hiç kimsenin üreticimizin alın terine ve tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz” “Hiç kimsenin üreticimizin alın terine ve tüketicimizin ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz” için yorumlar kapalı 57338

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde” programında yaptığı konuşmada, “Spekülatörlerin gayesi; çiftçinin, üreticinin hakkını, hukukunu, çıkarını korumak değildir. Bir kısmı sadece kâr hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Milletimizle birlikte, ülkemiz üzerinde oynanan her oyun gibi, bu tür tezgâhları da bozmaya devam edeceğiz. Hiç kimsenin, ne üreticimizin alın terine, emeğine, ne de tüketicimizin sofrasına, ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin En Büyük Çiftçi Ailesi Milletin Evinde” programına katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde, Tarım Kredi Kooperatifleri Birliği’nin genel kurulu vesilesiyle düzenlenen programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“HÜKÛMET OLARAK ÇİFTÇİLERİ DESTEKLEMEK İÇİN HER TÜRLÜ ÇABAYI GÖSTERDİK”

Anadolu’da, teknolojik aletlerin olmadığı dönemlerde işlerin asırlarca imece usulüyle yapıldığını, tarlaların bu şekilde sürülüp harmanların kaldırıldığına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, çiftçilere hizmet vermek üzere kurulan ve 1863’ten beri faaliyet gösteren Tarım Kredi Kooperatifleri’nin, bu anlayışın, bu dayanışmanın ürünü olduğunu söyledi.

Binlerce kooperatifi ve yüzbinlerce ortağıyla, Türkiye’nin en büyük çiftçi kuruluşu olan, ortaklarından aldığı ürünleri tüketiciyle buluşturan kuruluşun, geçtiğimiz haftalarda hayata geçirilen tanzim satış uygulamasının da ana tedarikçisi olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatifleri’nin; ortaklarının tohum, gübre, mazot, ilaçlama, sulama sistemleri, sera ürünleri, fide, fidan gibi ihtiyaçlarını karşıladığına işaret etti.

Birliğin geçen yıl çitçilere açtığı kredi rakamının 9 milyar lira olduğunu ve birliğin önümüzdeki dönemde de çiftçilerin yanında yer almayı sürdüreceğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerinin de hükûmet olarak çiftçileri desteklemek için her türlü çabayı gösterdiklerini kaydetti.

Bu yılın ilk iki ayında çiftçilere 5 milyar liralık destekleme ödemesi yaptıklarını ve Mart ayı içinde; alan bazlı destekler, hayvancılık destekleri, yem bitkileri, sulama elektriği, sertifikalı tohum gibi alanlarda toplam 3 milyar 716 milyon liralık destekleme ödemesi yapacaklarını açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu destek ödemelerin üreticilere hayırlı olması temennisinde bulundu.

“TARIM SEKTÖRÜNDEKİ SPEKÜLATÖRLERİ MİLLÎ GÜVENLİK SORUNU OLARAK GÖRÜYOR VE ONA GÖRE MUAMELE EDİYORUZ”

Tarım ve hayvancılığın Türkiye için taşıdığı önemi çok iyi bilen bir yönetim olduklarını ve bugüne kadar çiftçilere yaptıkları 126,8 milyar liralık desteğin bunun en somut ifadesi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2002’ye kıyasla; tarımsal millî geliri 37 milyardan 190 milyar liraya, çiftçilere yönelik tarımsal desteği 1,8 milyar liradan 16,1 milyar liraya, tarım ürünleri ihracatını da 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tarım sektöründeki konumunu daha da güçlendirmek için pek çok çalışma yürüttüklerini; bu amaçla arazi toplulaştırması, tarım sektörüne ilgiyi artırmak için genç çiftçilere hibe desteği verilmesi, tarım arazilerinin miras ve satış yoluyla bölünmesinin önüne geçilmesi, tarım ve hayvancılık yapılan ovaların korunması için SİT alanı olarak ilan edilmesi gibi çalışma ve uygulamaları devreye soktuklarını söyledi.

Bitkisel üretimde yaşanan artışın, tarıma verdikleri desteklerin karşılığının alındığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu rakamlar birtakım spekülatörlerin, kimi zaman patates, soğan, kimi zaman domates, biber, patlıcan gibi vatandaşlarımızın en çok kullandıkları ürünler üzerinden sahneledikleri oyunların amacını daha iyi gösteriyor” diye konuştu.

Spekülatörlerin gayesinin; çiftçinin, üreticinin hakkını, hukukunu, çıkarını korumak olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında şunları ekledi: “Bir kısmı sadece kâr hırsıyla hareket ederken, bir kısmı daha derin emeller güdüyor. Milletimizle birlikte, ülkemiz üzerinde oynanan her oyun gibi bu tür tezgâhları da bozmaya devam edeceğiz. Çiftçi kardeşlerim vasıtasıyla tüm ülkeme sesleniyorum; hiç kimsenin ne üreticimizin alın terine, emeğine ne de tüketicimizin sofrasına, ekmeğine göz dikmesine izin vermeyeceğiz. Tarım sektöründeki spekülatörleri, tıpkı sınırlarımıza dayanan teröristler gibi, bir millî güvenlik sorunu olarak görüyor ve ona göre de muamele ediyoruz.”

“KENDİ ALANINDA DÜNYADA DÖRDÜNCÜ SIRADA YER ALAN ILISU BARAJI BİTMEK ÜZERE”

Tarımsal üretimde yaşanan büyümede, Türkiye’deki 276 olan baraj sayısına 563, 228 olan gölet sayısına 350, bin 764 olan sulama tesisi sayısına da bin 332 ilave etmiş olmalarının payının büyük olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, GAP gibi dev bir projenin sulama alanını 200 bin hektardan 560 bin hektara yükselttiklerini hatırlattı.

Kendi alanında dünyada dördüncü sırada yer alan Ilısu Barajı’nın bitmek üzere olduğunu, kendi sınıfında Avrupa’nın en büyüğü olan Silvan Barajı’nda sona yaklaşıldığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece GAP’ın sulamada 2,2 milyar dolar, enerjide 4 milyar dolar, içme suyunda 500 milyon dolar düzeyinde Türkiye’ye katkı sağladığına dikkat çekti.

“TÜRKİYE GELİŞTİKÇE, ZENGİNLEŞTİKÇE BUNDAN ÇİFTÇİLERİMİZ VE ÜRETİCİLERİMİZ NASİPLERİNE DÜŞENİ ALACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında hayvancılık konusuna da değinerek, “Bu konuda çok uğraşmamıza rağmen maalesef hâlâ vatandaşlarımıza istediğimiz seviyede uygun fiyatlardan et sunamadığımızı itiraf etmem gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, rakamlara bakıldığında Türkiye’nin hayvancılıkta durumunun her geçen gün daha iyiye gittiğine işaret ederek 2002 yılına kıyasla; büyükbaş hayvan varlığının 9,9 milyon adetten 17,2 milyon adede, küçükbaş hayvan varlığının 32 milyondan 46,1 milyon adede yükseldiğini aktardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, yine aynı yıllara kıyasla süt üretiminde 8,4 milyon tondan 22,1 milyon tona, kırmızı et üretiminde 420 bin tondan 1 milyon 118 bin tona, tavuk e-ticaret üretiminde 700 bin tondan 2 milyon 156 bin tona, yumurta üretiminde 11,5 milyar adetten 19,6 milyar adede, süt ürünleri üretiminde 61 bin tondan 276 bin tona çıkıldığını sözlerine ekledi.

Hayvancılıktaki bu artışlar sayesinde kişi başına yıllık süt tüketiminin 2002’ye kıyasla 122 litreden 258 litreye, kırmızı et tüketiminin 6,1 kilodan 15 kiloya çıktığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüldüğü gibi, tüketimimiz üretimimizden daha fazla artmıştır. Dolayısıyla yapmamız gereken, girdi maliyetlerini düşürerek daha hesaplı üretimi teşvik etmektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Hayvancılıkta özellikle yem, tarla bitkilerinde gübre konusunda yaşanan sıkıntıları biliyoruz. Her iki üründe de ham madde bakımından dışa bağımlılık söz konusudur. Bunun için işe yem ve gübre üretimini artırmakla başlamamız gerekiyor. Türkiye bu konularda ithalatçı değil, ihracatçı olmalıdır. Tarımda millî birlik projemizin hedeflerinden biri de budur. Planlı üretime geçerek ithalatı azaltmayı ve ihracatı çoğaltmayı amaçlıyoruz. Havza bazlı yönetim ve tarımsal üretimi destekleme modelini ve hayvancılıkta yerli üretimi destekleme modelini kararlılıkla uygulayacağız. Havza bazlı üretim için 21 ürün ve 945 yer belirledik. Buğday ve yem bitkilerini her yerde, diğer ürünleri de belirlenen alanlarda destekleyerek tarım sektörümüzü inşallah şaha kaldıracağız. Hayvancılığı kendi ihtiyacımızı karşılamanın ötesinde ihracata dönük olarak geliştirmek için damızlık üretimini teşvikle işe başladık. İnşallah Türkiye büyüdükçe, geliştikçe, zenginleştikçe bundan çiftçilerimiz ve üreticilerimiz de nasiplerine düşeni alacaklardır. Bilhassa 2023 hedeflerimize ulaştığımızda şu anda konuştuğumuz rakamları inşallah üçe, beşe katlamış olacağız.”

“TÜRKİYE, NE ZAMAN HEDEFLERİNE YAKLAŞSA KARŞISINA HEMEN ENGELLER ÇIKARTILDI”

Türkiye’nin, ülke ve millet olarak ne zaman hedeflerine yaklaşsa karşısına hemen birtakım engellerin çıkartıldığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, IMF’e olan borcun sıfırlandığı, Merkez Bankası rezervlerinin en yüksek seviyeye çıktığı, dünyanın hayranlıkla izlediği projeleri birer birer hayata geçirdikleri 2013 yılında, bir anda sokakların karıştırıldığı Gezi olaylarının başlatıldığını hatırlattı.

“AK Parti gibi Türkiye’nin orman varlığını 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkarmış 4 milyar 300 milyon fidanı toprakla buluşturmuş bir partiye yapılabilecek en son suçlamayla, ağaç kestiğimiz yalanıyla ortalığı birbirine kattılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu oyunun gerçek yüzünün ortaya çıkmasıyla sokakları terörize eden güruhun sessizce çekilip gittiğini söyledi.

Daha sonra 17-25 Aralık emniyet-yargı darbe girişiminin gerçekleştiğini, bölücü terör örgütünün harekete geçerek çukur eylemlerini başlattığını, ardında da FETÖ terör örgütü vasıtasıyla ordu içinde yuvalanmış bir ihanet çetesinin kanlı bir darbe yapmaya kalktığını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ne geçişimiz milletimizin aslında bu saldırılara verdiği en esaslı ve güçlü cevap olmuştur” diye ekledi.

“GÜÇLÜ EKONOMİ PROGRAMIYLA KONTROLÜ YENİDEN ELE ALDIK”

Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtlarıyla, İdlib’de geliştirdikleri inisiyatifle Münbiç ve Fırat’ın doğusuyla ilgili yürüttükleri kararlılıkla olayların gidiş yönünü değiştirdiklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçtiğimiz günlerde ana muhalefet liderinin YPG terör örgütü ile ilgili söylediklerine de değindi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ana muhalefetin başı ‘YPG, PYD diyor PKK niçin bize saldırsın?’ diyor. Yahu bu nasıl bir anlayıştır? ‘Niçin bize saldırsın’ sorusunu sorana ben diyorum ki, yahu saldırdı, saldırdı soru sormaya gerek yok. Füzeleri atanlar onlar ve benim 100’e yakın vatandaşımın şehit olmasını sağlayan onlar. Bunları görmeyecek kadar hakikatlerden uzak bir ana muhalefet var” değerlendirmesinde bulundu.

Son olarak, geçen yıl Ağustos ayında Türkiye’ye bu defa ekonomi silahının çekildiğini belirterek, “Türkiye’nin gerçekleriyle hiçbir ilgisi olmayan, tamamen sunu bir anafor oluşturarak ekonomimizi batırmaya, yönetimimizi istikrarsız hâle getirmeye çalıştılar” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, oyunun farkına vararak, tedbirleri uygulamaya geçirdiklerini, güçlü ekonomi programıyla kontrolü yeniden ele aldıklarını söyledi.

Şimdi son bir umutla 31 Mart’ı beklediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet bu seçimlerde istedikleri gibi bir istikrarsızlık ortamı oluşturabilirlerse hemen ardından tüm cephelerden ülkemize yeni saldırılar düzenlemeyi planlıyorlar. Ama buradan çiftçilerimizin, üreticilerimizin huzurunda söz veriyorum, bunlara asla fırsat tanımayacağız. Milletimizle yine kol kola, gönül gönle vererek bu oyunu da inşallah hep beraber bozacağız” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm bu süreçte Türkiye’nin en büyük talihsizliğinin, CHP’nin durumunun olduğunu dile getirdi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu partinin geçmişi zaten Sivaslı Nuri Demirağ’dan Vecihi Hürkuş’a, Devrim otomobili denemesine kadar pek çok kötü sicille doludur. 2007 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminde takındıkları tavırla demokrasiye ve hukuka verdikleri zararı en iyi sizler biliyorsunuz. CHP terör örgütlerinin saldırılarında, darbe girişimlerinde, yurt dışından ülkemize yönelen tehditlerde hiçbir zaman ülkemizin ve milletimizin yanında yer almamıştır. Sayın Kılıçdaroğlu Avrupa’ya gidiyor, Almanya’da terör örgütünün temsilcileriyle, ellerinde paçavraları, yan yana onlarla beraber resim çektiriyor; hale bak. Yahu sen bu ülkenin ana muhalefetinin başındaki adamsın, Alman Parlamentosunda YPG’nin paçavrasıyla poz veren bir teröristle nasıl olur da yan yana poz verirsin? Onu nasıl olur da meşrulaştırırsın?”

“HABERLEŞMEDEN İSTİHBARATA HER ALANDA UZAY ÇALIŞMALARINI ETKİN ŞEKİLDE KULLANMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

Ana muhalefet partisinin, Türkiye’yi dünyaya şikâyet etmekten Türkiye’nin stratejik tüm girişimlerini engelleme çabasına kadar her türlü yanlış tavrı ısrarla sürdürdüğünü kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en son CHP milletvekillerinin, Türkiye Uzay Ajansı’nın kuruluşuyla ilgili Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin uzay yarışında yerini almasından acaba bu CHP niçin rahatsız duyuyor? Uydu yapıyoruz, uydu fırlatıyoruz, haberleşmeden istihbarata her alanda uzay çalışmalarını etkin şekilde kullanmanın gayreti içindeyiz. Tüm bu çalışmaları daha ileri taşıyacak Türkiye Uzay Ajansının faaliyetine engel olmanın, ülkenin ve milletin çıkarlarına nasıl bir faydası olacağını ben tüm çiftçi kardeşlerimin takdirine sunuyorum” sözlerine yer verdi.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNİN DE ONLARI DESTEKLEYEN GÜÇLERİN DE ÜSTESİNDEN GELECEĞİZ”

Söz konusu partinin, tuğla üzerine tuğla koymadığı gibi yapanları engellemek için de eskiden beri Anayasa Mahkemesi’nin önünde nöbet tuttuğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Allah’ın izni ve milletin desteğiyle, terör örgütlerinin de, onları destekleyen güçlerin de üstesinden geldiklerini ve geleceklerini vurguladı.

‘Hırsız içerden olunca kapı kilit tutmazmış’ atasözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “İşte onun gibi hançer içeriden vurulduğunda yapacak çok fazla bir şeyimiz kalmıyor. Her zaman olduğu gibi çözümü biz çiftçimizde arıyoruz, çözümü milletimizde arıyoruz, millî iradede arıyoruz, demokraside arıyoruz. İnşallah 31 Mart seçimleri hem şehirlerimize hizmet edecek en iyi belediye başkanlarını seçeceğimiz, hem de önümüzdeki dönemi huzur, istikrar ve güven iklimi içinde geçireceğimiz şekilde neticelenecektir.”

Konuşmasının sonunda çiftçilere; Türkiye’nin gelişmesine, kalkınmasına, milletin aşının, ekmeğinin kesintisiz şekilde sağlanmasına yaptıkları katkı sebebiyle şükranlarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği’nin genel kurulunun hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge