Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin kurucu değerlerini temsil iddiası havada kalmaya mahkûmdur” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin kurucu değerlerini temsil iddiası havada kalmaya mahkûmdur” için yorumlar kapalı 89182

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Reform Eylem Grubu Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Avrupa Birliği’ni içine kapatarak dar bir kalıba sokma girişimleri ancak bizim gibi asırlardır farklı kimlikleri, farklı inanç ve kültürleri bünyesinde barış içinde yaşatan ülkelerin katılımıyla boşa çıkarılabilir. Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin kurucu değerlerini temsil iddiası havada kalmaya mahkûmdur” dedi.

Reform Eylem Grubu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde toplandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının açılışında bir konuşma yaptı.

9 Mayıs Avrupa Günü’ne tekabül eden toplantının başarılı ve verimli geçmesini temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Avrupa Günü”nün aynı zamanda Avrupa Birliği’nin sıkıntılarını masaya yatırma, genel fotoğrafını çekme bakımından önemli bir imkân olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği’nin zamanla siyasi bir bütünleşme modeline dönüştüğünü; demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi kurucu değerlerini ekonomik ve sosyal kalkınmayla harmanlayarak, birçok ülke için ilham kaynağı olduğunu kaydetti.

“TÜRKİYE’Yİ AVRUPA AİLESİNİN DIŞINA ATMAYA ÇALIŞANLARA İNAT, YOLUMUZA ISRARLA DEVAM EDİYORUZ”

Türkiye’nin bir “barış projesi” olarak o zamanki adıyla Avrupa Ekonomik Topluluğu’na giriş için 31 Temmuz 1959 tarihinde ortaklık başvurusunda bulunduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin tam 60 yıldır Avrupa Birliği’ne tam üye olmanın mücadelesini verdiğini, bu zaman içinde maruz kaldığı onca çifte standarda rağmen Türkiye’nin bu yoldan vazgeçmediğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin stratejik hedefi olan Avrupa Birliği’ne tam üyelik için elinden gelen her türlü çabayı gösterdiğini ve göstereceğini belirterek, “Ne süreçte karşılaştığımız haksızlıklar ne de ülkemize yönelik yıldırma taktikleri hamdolsun bizim tam üyelik kararlılığımızı etkilemedi. 60 sene önce nasıl kararlıysak bugün de aynı noktadayız. Türkiye’yi ‘Avrupa Ailesinin’ dışına atmaya çalışanlara inat, yolumuza ısrarlı bir şekilde devam ediyoruz” dedi.

Avrupa Birliği kurumlarını kendi hırsları, ön yargıları, küçük hesapları için istismar edenlere kesinlikle boyun eğmeyeceğiz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye olan ihtiyacı, Türkiye’nin Avrupa Birliğine olan ihtiyacından daha fazladır. Ülkemiz olmadan, Avrupa Birliği’nin, kurucu değerlerini dinamitleyen İslam düşmanlığı, kültürel ırkçılık, ayrımcılık ve göçmen karşıtlığı gibi varoluşsal tehditlerle başarılı bir şekilde mücadele etmesi mümkün değildir. Avrupa Birliği’ni içine kapatarak dar bir kalıba sokma girişimleri, ancak bizim gibi asırlardır farklı kimlikleri, farklı inanç ve kültürleri bünyesinde barış içinde yaşatan ülkelerin katılımıyla boşa çıkarılabilir. Türkiye’nin tam üye olarak yer almadığı bir Avrupa Birliği’nin kurucu değerlerini temsil iddiası havada kalmaya mahkûmdur. Avrupalı muhataplarımızın da ideolojik önyargılarını bir tarafa bırakıp, meseleye adalet ve hakkaniyet çerçevesinde yaklaşmalarını ümit ediyoruz. Türkiye’ye yönelik ayrımcı ve dışlayıcı politikalara son vererek,  uzun vadeli bir vizyonla, kazan-kazan anlayışı içerisinde süreci ilerletmelerini bekliyoruz.”

“TÜRKİYE’NİN TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI VERDİĞİ AMANSIZ MÜCADELEYİ KAVRAYAMADILAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Reform Eylem Grubu toplantısına ilk kez Cumhurbaşkanı olarak başkanlık ettiğine dikkati çekerek, toplantıda Avrupa Birliği ile ilişkilerin kapsamlı değerlendirmesini yaparak, gelecek döneme dair yol haritasının belirleneceğini bildirdi.

Türkiye’nin son iki yıldır önceliğinin FETÖ başta olmak üzere terör örgütleriyle mücadele olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından olağanüstü hâl ilan edilerek, önemli tedbirler aldıklarını, ancak Avrupa Birliği üye ülke ve kurumlardan yeterli dayanışmayı göremediklerinin altını çizdi.

Avrupa Birliği ülkelerinin, Türkiye’den kaçan FETÖ militanlarının himayesinden darbeci askerlerin korunmasına kadar demokrasiyle, hukukla, dostlukla asla bağdaşmayan adımlar attıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin terör örgütlerine karşı verdiği amansız mücadeleyi ya kavrayamadılar ya görmezden geldiler ya da eleştiri oklarının hedefi yaptılar. Pankartlarla şahsıma ölüm tehditlerinin yapıldığı, teröristlerin fotoğraflarının Avrupa Parlamentosunun duvarlarını süslediği utanç verici manzaralara şahit olduk. Zaten inişli çıkışlı bir seyir izleyen ilişkilerimiz, Avrupa’nın bu samimiyetsiz tutumu sebebiyle daha ağır yaralar aldı” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, OHAL uygulamasının ardından OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun kurulduğunu hatırlatarak, “3 Mayıs tarihi itibariyle komisyona yapılan 126 bin başvurudan 70 bin 500 dosyayla ilgili karar verildi. Kalan 55 bin dosyanın incelemesi ise şu an devam ediyor” bilgisini paylaştı.

“DEMOKRASİ KALİTEMİZİ YÜKSELTECEK POLİTİKALARA AĞIRLIK VERECEĞİZ”

FETÖ ve PKK başta olmak üzere terörle mücadeleyi sürdürürken, Türkiye’nin demokrasi kalitesini yükseltecek politikalara ağırlık vereceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin karar alma ve uygulama süreçlerini hızlandırdığını, reformların daha hızlı ve etkin şekilde hayata geçirme imkânına sahip olunduğunu anlattı.

Ekonomiyi atağa kaldıracak, uluslararası yatırımcılara daha fazla güven sağlayacak reformlara hız verilmesi, ekonomiyi güçlendirecek yapısal reformlara daha fazla ağırlık verilmesi gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz Avrupa Birliği’ne uyum kapsamında her adımı, vatandaşlarımızın iyiliği ve refahı için attık. Bugün de aynı anlayışla hareket ediyoruz.  Vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerinin geliştirilmesi bizim için temel önceliktir. Daha öncelerde de belirttiğim üzere, bu doğrultuda atılması gereken adımları, gerekirse adına Kopenhag değil, ‘Ankara Kriterleri’ der ve yola devam ederiz” dedi.

Yapısal reformların en önemlisinin yargı alanında atılacak adımlar olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Adalet Akademisini yeni yapısıyla tekrar hizmete aldıklarını kaydetti.

“VİZE SERBESTİSİ SÜRECİNDE, 72 KRİTERDEN 66’SINI TAMAMLADIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yargı Reformu Stratejisini kamuoyuyla paylaşıp, buradaki reformları hızlıca hayata geçirirsek, piyasalara da olumlu mesaj verir, yatırımlara ivme kazandıracak bir ortamı hazırlamış oluruz. Önümüzdeki süreçte, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde kazanımımız olacak alanlara odaklanmalıyız. Bunların başında vatandaşlarımıza vize serbestisinin sağlanması ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi geliyor” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin, Avrupa Birliğinin vize serbestisi sağladığı diğer ülkelerle kıyas dahi kabul edilemeyecek bir düzeyde bulunduğuna ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, vize serbestisi sürecinde, 72 kriterden 66’sının tamamlandığını, kalan altı kriterle ilgili atılabilecek adımların da en kısa zamanda atılarak, Avrupa Birliğinin vize serbestisinde ne kadar samimi olduğunun görüleceğini söyledi.

Vize serbestisinin etkisinin kapsamlı analiz etmek gerektiğini sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konunun ticarete, ekonomiye ve özellikle de iş adamlarının işlerini kolaylaştırmada etkisi olacağını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği ile ilişkilerin göç alanında etkili şekilde yürütüldüğünü belirterek, 18 Mart Mutabakatını iyi niyetle uygulamaya devam ettiklerini, Türkiye’nin bu konuda ahde vefa ile hareket ettiğini, Avrupa Birliği’nin de bu yönde hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

“SURİYE KAYNAKLI DÜZENSİZ GÖÇ YÜKÜNÜ TEK BAŞIMIZA SIRTLAMAK ZORUNDA KALIYORUZ”

Avrupa’nın yük paylaşımı noktasında Türkiye’ye verdiği sözleri tam olarak yerine getirmediğini, Türkiye’nin Suriye kaynaklı düzensiz göç yükünü tek başımıza sırtlamak zorunda kaldığını, 3,6 milyondan fazlası Suriyeli olmak üzere 4 milyondan fazla sığınmacıya ev sahipliği yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize göç akınları artarak devam ederken dahi, güvenlik güçlerimiz büyük bir özveriyle, düzensiz göçle mücadelesini sürdürüyor. Hem doğu hem batı sınırlarımızın güvenliğini etkin bir şekilde korumaya devam ediyoruz. Bu durum, sınır güvenliğini sadece Türkiye’nin değil, tüm Avrupa’nın güvenliği olarak ele aldığımızın işaretidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gümrük Birliği’nin güncellenmesinin de önemine işaret ederek, bu güncellemenin sadece Türkiye’nin değil, Avrupa Birliği’nin de yararına olduğunu belirterek, “Menfaatlerimiz doğrultusunda Avrupa Birliği ile dış politika, ulaştırma, enerji, ekonomi, güvenlik, terörle mücadele alanlarında üst düzey diyalogu sürdürmeli ve zirveleri düzenli hâle getirmeliyiz. Türkiye’nin Helsinki’de resmen aday ilan edilişinin 20. yılında, Helsinki ruhunu tekrar canlandıracak çalışmalara ağırlık vermeliyiz” dedi.

“AB ÜYELİĞİ HER İKİ TARAFIN DA KAZANÇLI ÇIKTIĞI BİR DENKLEMDE ANLAMLIDIR”

“Avrupa Birliğine tam üyelik müzakerelerinde ne baskılara boyun eğeceğiz, ne de birilerinin bizi minder dışına atmasına müsaade edeceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bekasına dair meselelerde gerekli hassasiyeti göstererek çalışmaları sürdüreceklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa Birliği üyeliğinin ancak her iki tarafın da kazançlı çıktığı bir denklemde anlamlı olacağını ifade ederek, “Hiç kimse Türkiye’yi sonuçta kaybedeceği, zararlı çıkacağı bir denklemi kabul etmeye zorlayamaz. Böyle bir icbar karşısında tavrımız her zaman ülkemizin ve milletimizin menfaatlerini gözetmek olacaktır. Bizim için hiçbir şey Türkiye’den, Türk Milleti’nin istikbalinden, vatanımızın bekasından daha mühim, daha önemli değildir” diye konuştu.

TÜRKİYE,ADANA, ADIYAMAN, AFYON, AĞRI, AMASYA, ANKARA, ANTALYA, ARTVİN, AYDIN, BALIKESİR, BİLECİK, BİNGÖL, BİTLİS, BOLU, BURDUR, BURSA, ÇANAKKALE, ÇANKIRI, ÇORUM, DENİZLİ, DİYARBAKIR, EDİRNE, ELAZIĞ, ERZİNCAN, ERZURUM, ESKİŞEHİR, GAZİANTEP, GİRESUN, GÜMÜŞHANE, HAKKARİ, HATAY, ISPARTA, MERSİN, İSTANBUL, İZMİR, KARS, KASTAMONU, KAYSERİ, KIRKLARELİ, KIRŞEHİR, KOCAELİ, KONYA, KÜTAHYA, MALATYA, MANİSA, KAHRAMANMARAŞ, MARDİN, MUĞLA, MUŞ, NEVŞEHİR, NİĞDE, ORDU, RİZE, SAKARYA, SAMSUN, SİİRT, SİNOP, SİVAS, TEKİRDAĞ, TOKAT, TRABZON, TUNCELİ, ŞANLIURFA, UŞAK, VAN, YOZGAT, ZONGULDAK, AKSARAY, BAYBURT, KARAMAN, KIRIKKALE, BATMAN, ŞIRNAK, BARTIN, ARDAHAN, IĞDIR, YALOVA, KARABÜK, KİLİS, OSMANİYE, DÜZCE,

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87779

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.