Cumhurbaşkanı Erdoğan“Dünyadaki gelişmeler ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre eğitim-öğretimin tüm aşamalarında değişim şart” Cumhurbaşkanı Erdoğan“Dünyadaki gelişmeler ve ülkemizin ihtiyaçlarına göre eğitim-öğretimin tüm aşamalarında değişim şart” için yorumlar kapalı 89003

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Dünyadaki gelişmelere, ülkemizin ihtiyaçlarına, milletimizin taleplerine göre okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim-öğretimin tüm aşamalarında tedrici bir değişim şart. Önemli olan, bu değişimi konunun tüm taraflarının katılımı, katkısı ve kararıyla gerçekleştirebilmektir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen, 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’ne katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversiteleri 2019-2020 akademik yılının hayırlara vesile olmasını temenni ederek, yeni akademik yılda öğretim görevlisi, üyesi ve öğrencilere başarılar diledi.

“HERKESE EĞİTİM-ÖĞRETİM KONUSUNDA MÜMKÜN OLAN EN İYİ İMKÂNLARI SAĞLAMANIN GAYRETİ İÇİNDEYİZ”

“En büyük adaletsizlik eğitim-öğretim hayatındaki adaletsizliktir, çünkü bu adaletsizliğin telafisi çok zordur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla göreve geldikleri günden beri herkese eğitim-öğretim konusunda mümkün olan en iyi imkânları sağlamanın gayreti içinde olduklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim ve öğretim hayatında son 17 yılda yaşanan gelişim ve yenilikleri anlatarak, “Ülkemizin yönetim sistemini değiştirirken en çok hassasiyet gösterdiğimiz alanlardan biri de eğitim-öğretimdir. Cumhurbaşkanlığı bünyesinde kurduğumuz Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu bu anlayışın bir ifadesidir” dedi.

Hayatın bizatihi kendisi gibi eğitim-öğretim alanının da dinamik bir süreç olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyadaki gelişmelere, ülkemizin ihtiyaçlarına, milletimizin taleplerine göre okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim-öğretimin tüm aşamalarında tedrici bir değişim şart. Önemli olan, bu değişimi konunun tüm taraflarının katılımı, katkısı ve kararıyla gerçekleştirebilmektir. Ama ülkemizin eğitim-öğretim alanında kat ettiği mesafeyi görmeden ve kabul etmeden diğer konulara doğru şekilde odaklanamayız. Bunun için eğitim-öğretim meselesi önümüzdeki dönemde de önceliklerimiz arasında ilk sırada yer almaya devam edecektir.”

Türkiye’nin yükseköğrenim alanında da özellikle son 17 yılda çok büyük bir başarıya imza attığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 76 olan üniversite sayısının 207’ye, öğretim elemanı sayısının 70 binden 168 bine, öğrenci sayısının da 1,6 milyondan 8 milyona yükseldiğini kaydetti.

“LİSE MEZUNU HER GENCİMİZİN YÜKSEKÖĞRENİME DEVAM EDEBİLECEĞİ BİR ALTYAPI KURDUK”

Üniversite eğitimi ve akademisyenler konusunda niteliğin geliştirilmesi gerektiğini, bu konuda da gerekli adımları atıldığını ve atılacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İlköğretimden itibaren tüm eğitim-öğretim sisteminin adeta bir huni biçiminde yükseköğrenime doğru aktığı bir iklimde, Türkiye’nin bilim kalitesini düşürebilmesi mümkün değildi. Biz öncelikle bu çarpık sistemi değiştirerek neredeyse isteyen her lise mezunu gencimizin yükseköğrenime devam edebileceği bir altyapı kurduk” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, her şehre üniversite kurma kararı aldıklarında bazılarının kendilerini kıyasıya eleştirdiğini anımsatarak, her şehre üniversite kurarak aileleri uzakta öğrenci okutma maliyetinden kurtardıklarını, özellikle de Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinin başarı sıralamalarını yükseldiğini anlattı.

Tüm rektörlere, özellikle de yeni kurulan üniversitelerin yöneticilerine üstlendikleri görevin ağırlığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her yerde olduğu gibi üniversite de iyi bir yönetici dört yılda kurumunu çeyrek asır ileriye taşıyabilir. Bu şekilde gerçekten takdire şayan sıçramalar gerçekleştiren üniversitelerimiz olduğunu da biliyorum. Ancak bazı üniversitelerimiz hâlâ kendilerinden beklediğimiz yere ulaşamamış durumda. Rektörlerimizden özellikle üniversitelerle şehri bütünleştirme konusunda çok daha fazla gayret göstermelerini bekliyorum” uyarısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek dönemde, rektör atama kriterlerini çok daha yükseğe çıkartacaklarını ve adayları akademik ve idari bakımdan çok sıkı bir inceleme sürecinden geçireceklerini açıkladı.

Üniversite öğrencilerinin barınma ihtiyaçlarının karşılanması için de yurtların yatak kapasitesini 677 bine çıkarttıklarını, bu sayının gelecek yıllarda 865 bine yükseltileceğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, üniversite öğrencilerinin barınma maliyetlerini düşürmenin gayreti içinde olacakları müjdesini verdi.

“KREDİ VE BURSLARDA ARTIŞ OLACAK”

Yükseköğrenimde lisans öğrencilerini aylık 500 lira kredi ve burs imkânı sunduklarını, bu miktara yeni bir zam geleceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, yüksek lisans öğrencilerine bin lira, doktora öğrencilerini bin 500 lira verildiğini, bu imkânlardan 1 milyon 613 bin öğrencinin faydalandığını kaydetti.

Üniversite harçlarının da iktidarları döneminde kaldırıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz devlet olarak milletimize karşı olan o görevi de yerine getirdik. Üstelik Türkiye attığımız tüm bu tarihî adımlara rağmen nüfusa göre üniversite sayısı bakımından hâlâ oldukça mütevazı bir yerde bulunuyor” dedi.

Türkiye’nin uluslararası öğrenci sayısının da arttığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye bursları yanında kendi imkânlarıyla çeşitli üniversitelerimize gelen öğrenci sayısındaki bu büyük yükseliş, ülkemizin yükseköğrenimdeki cazibesinin arttığını da gösteriyor. Beklentimiz, ülkemizin nitelikli yabancı öğretim elemanları için de cazip hâle gelmesi. Bir başka ifadeyle, beyin göçünün çekim merkezlerinden biri durumuna dönüşmesidir” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vakıf üniversitelerinin giderek ticari kurum gibi göründüğünü, bunun önüne geçilmesi gerektiğini ifade ederek, “Adı vakıf, vakıf ama kusura bakmasınlar, vakıf olmaktan çıkmışlar, tamamen ticari çalışıyorlar. Vakıf dediğimiz zaman farklı şeyler biz anlıyoruz. Öğrencisinin cebinden ne çıkacak, o değil, tam aksine vakıfta, ecdat nasıl tanımlıyor? Ceb-i hümayunundan ödemek suretiyle diyor. Şimdi de bizim tabi vakıf üniversitelerinin patronları kendi ceb-i hümayunlarından değil, orayı doldurmak için gayret ediyorlar; buna bakmamız lazım” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN HER BİR FERDİNİN ZEKÂSINA, ÜRETKENLİĞİNE VE AZMİNE GÜVENİYORUZ”

‘Biz çocuklarımızın, gençlerimizin, milletimizin her bir ferdinin zekâsına, kabiliyetine, çalışkanlığına, üretkenliğine, azmine güveniyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yapmamız gereken, bu büyük potansiyeli eğitim-yoluyla hem bireylerimizin, hem milletimizin, hem devletimizin hayrına neticelere vesile olacak şekilde eğitmek, yönlendirmektir. İnşallah hep birlikte bu meseleleri çok daha azla konuşacak, tartışacak ve hedeflerimize uygun şekilde başarıya ulaştıracağız. Eğitim, sağlık, adalet, ulaştırma, enerji gibi temel hizmet alanlarında Cumhuriyet tarihinin en büyük yatırımlarını, en büyük atılımlarını gerçekleştirirken, bekamızI ilgilendiren kritik konularda da çok önemli mesafeler kat ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Pazartesi günü Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Astana Platformu çerçevesindeki beşinci zirvenin Ankara’da gerçekleştirildiğini anımsatarak, görüşmelerde Suriye’deki insani ve siyasi krizin çözümü konusunda çok önemli kararlar aldıklarını vurguladı.

Zirve’nin en önemli kazanımlarından birinin; siyasi sürece dinamizm kazandıracak olan anayasa komitesi üyelerinin onaylanması olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, diğer önemli hususun da İdlib’deki sıkıntılı durumun en azından bir parça rahatlamasını sağlayacak görüş birliğine varılması olduğunu kaydetti.

“GÜVENLİ BÖLGE KONUSUNDA SONUÇ ÇIKMAZSA KENDİ PLANLARIMIZI DEVREYE SOKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye topraklarının dörtte birinden fazlasını işgal eden Fırat’ın doğusundaki bölücü terör örgütüyle ilgili endişelerimizin muhataplarımız tarafından da önemli ölçüde paylaşıldığını gördük. Bu durum Amerika’yla yürüttüğümüz güvenli bölge çalışmalarının bir an önce sonuçlanmasını özellikle güçlendirdi. Zirve sırasında ve sonrasında yaptığımız açıklamalarda da ifade ettiğimiz gibi, iki hafta içinde buradan bir sonuç çıkmazsa kendi hareket planlarımızı devreye sokacağız” şeklinde konuştu.

Fırat’ın doğusunu güvenli hâle getirmek suretiyle buradaki güvenli bölgenin derinliğine bağlı olarak 2 ile 3 milyon arasında hâlen Türkiye ve Avrupa’da yaşayan Suriyeli sığınmacının iskân edilebileceğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her iki husus bizim kadar Avrupa’yı da yakından ilgilendiriyor. Türkiye’nin mücadelesine verilen desteğin samimiyeti ve boyutu bu sorunların çözümüne veya derinleşmesine yol açacaktır” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüzdeki aylarda yaşanacak gelişmeler Suriye krizinin suhuletle mi çözüleceği, yoksa derinleşeceğimi hususunda belirleyici olacaktır. Türkiye olarak hem kendi güvenliğimiz, hem de Suriyeli kardeşlerimizin geleceği için ilkeli ve aktif tutumumuzu sonuna kadar devam ettirmekte kararlıyız. Yürüttüğümüz bu tarihî mücadelede kamuoyumuzun tüm kesimleri gibi akademi dünyamızdan da destek bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından, bireysel ve kurumsal olmak üzere iki kategorideki YÖK Üstün Başarı Ödülleri’ni sahiplerine verdi.

Enerji petrol Medya Ceo -Mehmet Ali Setencioğlu,

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. ERİMTAN MÜZESİ Gelenekten Geleceğe ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Belgeseline ev sahipliği yaptı. için yorumlar kapalı 23443

Ankara’nın en eski alışveriş mekanlarından ÇIKRIKÇILAR YOKUŞU Uluslararası Ahi Evren yılı ve Ahilik haftası dolayısıyla bir belgesele konu oldu.

Belgeselde, ÇIKRIKÇILAR yokuşu esnafı Ahilik geleneğinden örnekler vererek tarihi mekanın Türk Kültürü içindeki önemini anlattılar.

Belgeselin gösteriminden önce konuşmacılar Ahiliğin ritüellerinin ticaret hayatındaki yerini vurguladılar.

Belgesel, Ankara Kent Konseyi ve Ankara Ticaret Odası’nın ortaklaşa çalışmasıyla hayata geçirildi. Belgeselin ilk gösterimine Kent Konseyi Başkanı Halil İbrahim Yılmaz, Ticaret Odası Başkanı Gürsel Baran Eski bakanlardan İmren AYKUT ve Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent YAHNİCİ, çok sayıda Ankara’lı ve davetli katıldı.

Ankara Ticaret Odası Başkanı Gürsel BARAN, konuşmasında amaçlarının sadece ticaret yapmak olmadığını, kültürel görevlerini yerine getirmek olduğunu da kaydetti. Gürsel Baran, daha sonra şunları söyledi; Eskiden işe girdiğimizde büyüklerimiz bize Ahiliğin öğüdünü verirdi. Derlerdi ki; elini, sofranı, kapını açık tut. Dilini, belini, gözünü bağlı tut. Ve Ahi Evran’ın temel prensipleri vardı. O temel prensiplerden de birkaç tanesini söyleyeyim; İyi huylu ve güzel ahlaklı olmak, işinde ve hayatında kin, haset ve gıybetten kaçınmak, ahdinde, sözünde ve sevgisinde vefalı olmak, gözü, gönlü ve kalbi tok olmak, şefkatli, merhametli, adaletli, faziletli ve iffetli olmak, cömertlik, ikram ve kerem sahibi olmak, alçak gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, gelmeyene gitmek, dost ve akrabaları ziyaret etmek, gönüllü olmak ve gururdan kaçınmak, maiyetindekileri ve hizmetindekileri korumak, aza kanaat edip çoğa şükretmek, feragat ve fedakarlığı daima kendi nefsinden yapmak. Bunların hepsi Ahiliğin belki de unutmaya yüz tutan değerleri. Ahilik sadece ticarette birtakım prensipleri ortaya koymadı. Aile nedir? büyük nedir? küçük nedir? ata nedir? dede nedir? saygı, sevgi nedir? Bunların tamamını Ahilik geleneğinden aldık biz. Ahilikten sadece ticaret öğrenmedik. Ahilik ticaretin kurallarını koydu ama bize değerler öğretti. Biz bu değerlerin yaşatılmasını istiyoruz.

Neden Çıkrıkçılar Yokuşu dedik? O günün şartlarında Ankara’nın Anafartalar’ı vardı, Çıkrıkçılar Yokuşu vardı, Samanpazarı, Hamamönü ve Bentderesi vardı.
Bunlardan bir tanesini seçecektik ve Çıkrıkçılar Yokuşu dedik.
Çıkrıkçılar Yokuşu hepinizin de bildiği gibi Ankara’nın ticaretinin önemli bir ayağının geçtiği yerdir. Ankara’nın ticareti orda dönerdi.

Ankara Kalesi Derneği Başkanı ve eski milletvekili Şevket Bülent Yahnici de ÇIKRIKÇILAR Yokuşu esnafının Ahilik geleneğinin ritüelleriyle dükkan açmasının Türk kültürü içindeki değerini belirtti.

Konuşmalardan sonra Belgeselde emeği geçenlere plaket takdimi yapıldı. Plaket töreninin hemen akabinde esnaf türkülerinin seslendirildiği bir konser verildi.