Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz” Cumhurbaşkanı Erdoğan“Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz” için yorumlar kapalı 99080

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “Kıtanın hangi ülkesini ziyaret edersek edelim, hem halk, hem de devlet ricali özellikle samimi teveccüh gösteriyor. İnancımızdan, değerlerimizden ve kıtadaki bu eşsiz tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz. Uluslararası platformlarda, kendimizinkini özellikle ne kadar önemsiyorsak Afrikalı kardeşlerimizin hakkını, hukukunu da o denli savunuyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen 3. Afrika Ülkeleri Müslüman Dini Liderler Zirvesi’ne katıldı.

Zirvede Afrikalı Müslüman dini liderlere ve katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına “Kıtaların ve kültürlerin buluşma noktası İstanbul’dan; Afrika İslam medeniyetinin başkenti Timbuktu’ya, Kahire’ye, Marakeş’e, Zanzibar’a, Hartum’a, barış ve esenlik diyarı Darusselam’a,  evliyalar şehri Harar’a selam ediyorum” diyerek başladı.

Afrikalı Müslüman liderleri Kudüs’ün kardeşi, Mekke ve Medine’nin sırdaşı, İslam dünyasının gözbebeği İstanbul’da ağırlamaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, dün vefat eden Türk yazar ve fikir adamı Nuri Pakdil’e Allah’tan rahmet dileyerek, Fatiha okudu.

“AFRİKA İLE İLİŞKİLERİMİZİ GELİŞTİRMEK İÇİN BÜYÜK GAYRET SARF ETTİK”

Zirve’nin tüm Afrika Müslümanları için hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Zirve boyunca dış politikadan eğitime, terörden Afrika’daki Müslümanlara yönelik tehditlere kadar birçok hassas konunun tartışılacağını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika dostu ve sevdalısı bir siyasetçi olduğunu vurgulayarak, Afrika ile ilişkileri geliştirmek için çok büyük gayret sarf ettiğini, Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığım döneminde 27 Afrika ülkesini ziyaret ettiğini, bazı Afrika ülkelerine birkaç defa gittiğini, 2005 senesini de Türkiye’de “Afrika Yılı” ilan ederek ilişkileri yepyeni bir anlayışla ele aldıklarını anlattı.

Türkiye’nin Afrika’daki temsilciliklerinin sayısını, kapasitesini ve imkânlarını artırdığını, büyükelçilik sayısını 12’den 42’ye çıkardıklarını, dünyadaki en büyük Türk diplomatik temsilciliğini de Somali’de açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2008 yılında sadece 10 büyükelçilik varken bugün Afrika 36 büyükelçilikle ülkemizde temsil ediliyor. Ardından ilki İstanbul’da, ikincisi Ekvator Gine’sinin başkenti Malabo’da olmak üzere, iki Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi gerçekleştirdik. İnşallah bu zirvenin üçüncüsünü 2020 senesinde ülkemizde yapacağız” dedi.

“AFRİKA’NIN KALKINMASINI SAĞLAYAN PROJELERE AĞIRLIK VERİYORUZ”

TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Anadolu Ajansı, Türk Hava Yolları, Kızılay gibi kurumlarla Afrika’daki Türkiye varlığını daha da yaygınlaştırdıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “22 Program Ofisiyle TİKA,  tüm kıta genelinde Türk tipi kalkınma modelinin sancaktarlığını yapıyor. Bayrak taşıyıcımız Türk Hava Yolları ise İstanbul’dan 38 Afrika ülkesindeki 58 noktaya uçuş düzenliyor. Bugün yüzbinlerce Afrikalı dostumuz, gerek kutsal topraklara, gerekse diğer ülkelere ziyaretlerini İstanbul üzerinden gerçekleştiriyor. Türkiye Burslarıyla 4 bin 500 civarında Afrikalı öğrenciye lisans, yüksek lisans ve doktora alanında ücretsiz eğitim imkânı sunuyoruz. Son 25 senede mezun ettiğimiz 10 bin 480 öğrenci ise Türkiye’nin gönül elçileri olarak Afrikalı kardeşlerimize hizmet ediyor. Gittiğimiz ülkelerde Türkiye mezunu doktorları, imamları, siyasetçileri, akademisyenleri, mühendis ve iş adamlarını gördükçe gurur duyuyoruz. Sivil toplum kuruluşlarımız kıtanın dört bir köşesinde, kimi zaman ciddi riskleri de göze alarak, Afrikalı kardeşlerimize yardım ediyor. Yatırımcılarımız, ürün satmanın ötesinde istihdam oluşturan, Afrika’nın kalkınmasını, güçlenmesini sağlayan projelere ağırlık veriyor.”

“AFRİKA KITASIYLA MÜNASEBETLERİMİZ ADETA ALTIN ÇAĞINI YAŞIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Afrika ile münasebetlerinin bugün altın çağını yaşadığının altını çizerek, Türk girişimcilerin kıtanın her yerinde çok büyük bir hüsnü kabul gördüğünü, 24 milyar Doları bulan ikili ticaret hacminin de 50 milyar Dolar seviyesinin de üstüne çıkacağına inandığını söyledi.

Türkiye’nin Afrika’ya yönelik eğiliminden kimi Batılı devletlerin ciddi rahatsızlık duyduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Kendilerine, kendi vatandaşlarına ‘hak’ gördüklerini, Afrika ve diğer coğrafyalar için ‘lüks’ görüyorlar. Özgürlüğü size ve bize çok görüyorlar. Demokrasiyi size ve bize çok görüyorlar. Refah, huzur, ekonomik kalkınmayı size ve bize çok görüyorlar. Bunun için de etnik ve dini farklılıkların kışkırtılmasından darbelere, iç savaş tahrikinden yaptırımlara kadar ellerindeki her imkânı kullanıyorlar. Kıtanın tarihi biraz da bundan dolayı yıkımların, soykırımların, çatışmaların tarihidir.”

Ruanda Soykırımında hangi sömürgeci devletin parmağı olduğunun çok iyi bilindiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Batı dünyası ve Birleşmiş Milletler, Ruanda’da tam 3 ay boyunca 800 bin insanın vahşice öldürülmesini sadece seyretmiştir. Öyle ki Kagera Nehri devasa bir kabristana dönüşmüş, sadece bir günde 60 bin insanın cesedi kıyıya vurmuştur. Barış Pınarı Harekâtından dolayı bugün bize silah ambargosu uygulayanlar, o günlerde eli kanlı katilleri silah ve mühimmata boğmuştur. Sahada devam eden vahşete rağmen, bu batılı devletler soykırımcılara silah satışını durdurmayı akıllarından dahi geçirmemiştir. Aynı şekilde Somali’nin senelerce iç savaşla boğuşmasının arka planında kimlerin menfaati olduğu malumunuzdur. Çok uzun yıllar, kıtanın en huzurlu ülkelerinden biri olan Orta Afrika Cumhuriyetini karıştıranlar da yine aynı odaklardır. Libya’nın istikrara kavuşmaması için savaş baronlarını destekleyenlerin kimler olduğunu da gayet iyi biliyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika’daki birçok karışıklığın arkasından Batılı silah ve petrol şirketlerinin bulunduğuna dikkati çekerek, eski İngiltere başbakanlarından Churchill’in “Bir damla petrol, bir damla kandan daha kıymetlidir” sözünün Batılı devletlerin Afrika’ya bakışının itirafı olduğunu vurguladı.

“HİÇBİR İNSANI DİLİNDEN, RENGİNDEN, İNANCINDAN DOLAYI HOR-HAKİR GÖRMEDİK”

Yüzyıllar geçse de “beyaz adamın Afrika’ya, Asya’ya, Latin Amerika’ya, Ortadoğu’ya yönelik bu bakış açısı değişmemiştir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke ve millet olarak, hiçbir toplumun doğal kaynağı, alın teri, emeği ve kanı üzerinden refah devşirmenin peşinde koşmadık. Hiçbir insanı dilinden, renginden, inancından dolayı hor-hakir görmedik. Emperyalistler gibi kıtaya altın, elmas, petrol penceresinden de bakmadık. Tarih boyunca nereye gittiysek daima kazandırmak, kalkındırmak, ihya ve imar etmek için çalıştık” ifadelerini kullandı.

Afrika’da Cape Town’dan Sevakin Adasına, Harar’dan Trablus’a kadar kıtanın neresine gidilirse gidilsin ata yadigârı camilerle, medreselerle, ilim ve irfan yuvalarına denk geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kıtanın hangi ülkesini ziyaret edersek edelim, hem halk, hem de devlet ricali özellikle samimi teveccüh gösteriyor. İnancımızdan, değerlerimizden ve kıtadaki bu eşsiz tarihimizden aldığımız ilhamla, Türkiye olarak Afrika’da kapısı çalınmadık dost, yarası sarılmadık gönül, iş birliği yapılmadık devlet bırakmıyoruz. Uluslararası platformlarda, kendimizinkini özellikle ne kadar önemsiyorsak Afrikalı kardeşlerimizin hakkını, hukukunu da o denli savunuyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

“Dünya 5’ten büyüktür”, “Kudüs kırmızıçizgimizdir” diyerek adaletsizliklere karşı tepkiyi en güçlü şeklide ortaya koyduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika ülkeleriyle iş birliğini “karşılıklı saygı”, “eşit ortaklık”, “adalet” temelinde yükseltmenin peşinde olduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Afrika kıtasındaki Müslüman varlığına dikkati çekerek, son bir asra kadar nüfusunun yarısından fazlası Müslüman olan Afrika’nın, giderek bu özelliğini kaybettiğine işaret etti.

“AFRİKA’DAKİ BİRÇOK ÜLKEDE, MÜSLÜMANLAR ARTIK AZINLIK DURUMUNDA”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “1900’lerin başında kıta nüfusunun sadece yüzde 7’si Hristiyan iken, bugün bu oran yüzde 55’lere yaklaşıyor. Bir dönem nüfusunun yüzde 70’i, yüzde 80’i Müslüman olan Doğu ve Batı Afrika’daki birçok ülkede, Müslümanlar artık azınlık durumundalar. Bizler de gittiğimiz yerlerde adı Mustafa, Ahmet, Abdullah olan, ancak İslam’la bağını koparmış pek çok insana ne yazık ki rastlıyoruz. Şüphesiz bu yürek dağlayıcı tablonun oluşmasında uzun yıllardır büyük güçlerin himayesinde yürütülen Misyonerlik faaliyetlerinin çok ciddi etkisi vardır. Öyleyse görevimiz çok ağır. Öte yandan DEAŞ, BOKO HARAM, EŞ ŞEBAB, FETÖ gibi terör örgütleri, sebep oldukları kötülüklerle bu sürece katkı sunuyorlar” değerlendirmesinde bulundu.

“İSLAM BARIŞ DİNİDİR”

“İslami terör” ifadesinin uluslararası medya kuruluşları tarafından yanlı, yanlış ve art niyetli olarak kullanıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kelime anlamıyla barış olan İslam’a terörü yüklemek en büyük hakarettir, bunu kabul etmemiz mümkün değildir, çünkü İslam barış dinidir. Dikkat edin bu medya kuruluşlarından hiçbiri Yeni Zelanda’daki cami saldırısı için  ‘Hristiyan terörü’, Arakan’daki vahşet için ‘Budist terörü’ gibi ifadeler kullanmamışlardır. Biz bunun tesadüf olmadığını, arkasında bilinçli bir İslam düşmanlığının yattığını çok biliyoruz” şeklinde konuştu.

Müslümanların Kuran ve Sünnet rehberliğinde yeryüzünde hakkın, adaletin, barış ve huzurun hâkim olması için mücadele etmesi gerektiğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Emperyalistlerin bizi Şii-Sünni, siyah-beyaz, Türk, Kürt, Arap, Farisî diye bölmesine müsaade etmeyeceğiz. Bir birimizi etnik kimliğinden, kabilesinden, ırkından dolayı değil; sadece ve sadece Allah için, Allah’ın rızası için seveceğiz. Müslümanlar olarak ümmet bilincini, kardeşlik ahlakı ve hukukunu daima gözeteceğiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini Zirve’nin İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dileyerek bitirdi.

Previous ArticleNext Article

Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta yeni Türkevi binasının açılışına katıldı Dev Yatırımlar | Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta yeni Türkevi binasının açılışına katıldı için yorumlar kapalı 87012

Cumhurbaşkanı Erdoğan, New York’ta Yeni Türkevi Binası’nın açılış töreninde yaptığı konuşmada, “Türkevi Binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta Yeni Türkevi Binası’nın açılış törenine katıldı.
Temeli dört yıl önce atılan ve açılışını yaptıkları Yeni Türkevi binasının hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu tarihî günde aramızda olduğunuz için her birinize ayrı ayrı şükranlarımı sunuyorum” dedi.

“NEW YORK’UN SİLÜETİNE TARİHÎ VE GELENEKSEL MİMARİMİZİN GÜZELLİKLERİNİ VE ZARAFETİNİ YANSITIYORUZ”

Bugün, haklı bir gurur yaşadıkların söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Gururluyuz; çünkü devletimize, milletimize kalıcı bir eser daha kazandırıyoruz. Gururluyuz; çünkü bu eserle New York’un siluetine tarihî ve geleneksel mimarimizin güzelliklerini ve zarafetini yansıtıyoruz. Gururluyuz; çünkü mimarlarımızın, mühendislerimizin, işçi kardeşlerimizin alın teriyle muhteşem bir eserin inşasını tamamladık” dedi.

Bu göz kamaştırıcı binanın inşasında kullanılan malzeme ve tefrişat unsurlarının büyük ölçüde Türkiye’den getirildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mimarinin ve mühendisliğin en son imkânlarının kullanıldığı binamızın tasarımı, iklim değişikliğini konuştuğumuz şu dönemde, çevreye duyarlılık esasına göre yapıldı. Böylece, ortaya Türkiye’nin büyüklüğünü, birikimini ve artan gücünü yansıtan bir başyapıt çıktı” şeklinde konuştu.

Türkevi binasının bugünkü konumuna gelmesinde birçok ismin payı olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Binamız, Dışişleri eski Bakanlarımızdan merhum İhsan Sabri Çağlayangil tarafından devletimize kazandırılan arsa üzerinde yükseldi. 1977-2013 yılları arasındaki ilk hizmet döneminin ardından binamızı yenilemeye karar verdik. Kültürümüzde müstesna bir yere sahip laleden ilham alınarak, Selçuklu motifleri gibi geleneksel öğelerle bezenerek tasarlanan yeni mimarisiyle Türkevi’ne bugün tekrar kavuştuk.”

“TÜRKİYE, ULUSLARARASI BARIŞIN VE GÜVENLİĞİN TESİSİ İÇİN GÖSTERİLEN ÇABALARA AKTİF KATKI SAĞLIYOR”

Türkevi’nin Birleşmiş Milletler Nezdindeki Daimi Temsilciliğine ve New York Başkonsolosluğuna ev sahipliği yapacağını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti New York Temsilciliği’nin de Türkevi’nde faaliyet göstereceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler binasının tam karşısında bu denli önemli bir eseri hayata geçirmemiz ayrı bir anlam taşıyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin kurucu üyelerinden biri olarak uluslararası barışın ve güvenliğin tesisi için gösterilen çabalara aktif katkı sağlıyor. Uluslararası misyonlarda üstlendiğimiz sorumlulukları başarıyla yerine getirdik, getiriyoruz. Küresel sorunların çok taraflılık temelinde çözülmesi için yoğun gayret sarf ediyoruz. ‘Dünya beşten büyüktür” diyerek daha adil bir küresel düzeni savunuyoruz. Girişimci ve insani dış politikamızla, uluslararası alanda etkin roller üstlenerek, milyonlarca mazlum göçmene kapılarımızı açarak, daha adil bir sistem tahayyülünün hayata geçirilmesi için çaba harcıyoruz. Türkevi Binamız, Birleşmiş Milletlere, çok taraflılığa, adalete ve barışa olan inancımızın da bir sembolüdür. Büyüyen, gelişen ve güçlenen Türkiye’nin diplomatik ağırlığının ve vizyonunun yeni bir nişanesini burada yükselttik” şeklinde konuştu.

“YENİ TÜRKEVİ, SUNDUĞU İMKÂNLARLA BİRLEŞMİŞ MİLLETLERİN VE ÜYE ÜLKELERİN FAALİYETLERİNE DE HİZMET VERMEYE HAZIRDIR”

Cumhuriyetimizin 100. kuruluş yıl dönümü olan 2023’e giden süreçte, Türkevi binasının, uluslararası toplumdaki yerimizin de bir yansıması olacağını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Temeline bırakmış olduğum mektubumda da vurguladığım üzere, binamız Türkiye’nin başarı hikâyesinin sembollerinden biri olarak inşallah uzunca bir süre hizmet verecektir. Yeni Türkevi, sunduğu imkânlarla Birleşmiş Milletlerin ve üye ülkelerin faaliyetlerine de hizmet vermeye hazırdır” dedi.

Türkevi’nin Amerika Birleşik Devletleri’nde yaşayan vatandaşlara, soydaşlara, akraba ve dost topluluklara da yeni bir çatı olacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Genişleyen imkânlarımız sayesinde, Başkonsolosluk hizmetlerimiz burada çok daha verimli bir şekilde yürütülecektir. Siyasi, ekonomik ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yapacak yeni binamızın, gerçek bir cazibe merkezi olarak faaliyet göstereceğine inanıyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkevi’nin içinde çalışacak, yaşayacak, ziyarete gelecek insanların samimiyetle sahiplenmesiyle, kullanmasıyla, hakkını vermesiyle arzu ettiğimiz konumuna geleceğini düşünüyorum. İşte bunun için Türkevi binamızın kapılarının herkese açık olduğunun altını tekrar çiziyorum. Dışişleri Bakanlığımızın da binanın işletmesini bu kucaklayıcı anlayışla yürüteceğinden şüphe duymuyorum. New York’un örnek binalarından biri olacak Yeni Türkevi’nin; devletimize, milletimize, Türk-Amerikan toplumuna, Dışişleri Bakanlığımıza, Birleşmiş Milletlere ve New York’a hayırlı olmasını diliyorum. Her aşamasını yakından takip ettiğim bu binanın inşasında emeği geçen tüm kurumlarımızı, yüklenici firmaları, mühendisinden işçisine herkesi tebrik ediyorum. Açılışa gösterdiğiniz ilgi ve katılımdan dolayı siz değerli misafirlerimize teşekkür ediyorum. Hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” için yorumlar kapalı 10

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansta yaptığı konuşmada, “İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı, bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren, sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurulu nedeniyle bulunduğu New York’ta, Türk-Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi (TASC) tarafından düzenlenen “Daha Adil Bir Dünya Mümkün” başlıklı konferansa katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Konuşmasına, kendisini dinleyenleri selamlayarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan sizlerin aracılığıyla kalpleri bizimle atan tüm mazlumlara ve mağdurlara selamlarımı gönderiyorum. Dünyanın farklı köşelerinde Müslüman olarak hayata tutunma mücadelesi veren tüm kardeşlerime selamlarımı iletiyorum” dedi.

Bu toplantıyı düzenleyerek gönülleri buluşturan Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi’ne teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, salonu dolduranlara ve bütün dostlara aşkları, sevdaları ve ahde vefaları için şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki yıllık zorunlu bir aranın ardından bu sene sağlık ve afiyet içinde tekrar bir araya geldiklerini belirterek, “Kardeşlerimizin arasında olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyuyorum. Sizlere Türkiye’den akrabalarınızın, dostlarınızın, kardeşlerinizin selamlarını getirdim. Sizlere, genci yaşlısı, kadını erkeğiyle 84 milyon kardeşinizin selamlarını getirdim. Biz, sizleri çok özlemiştik, görüyoruz ki Amerika’daki kardeşlerimiz de bizleri özlemişler” diye konuştu.

Şairin “Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez” dediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bizim de gönüllerimiz arasında gözle görülmeyen yollar var. Binlerce kilometre uzakta olsak da kalplerimiz bir ve beraber çarpıyor. Çünkü bizler birbirini sadece Allah için seven, birbirine Allah için muhabbet besleyen insanlarız. Bizler aynı dine, aynı peygambere inanan, aynı mukaddes kitaba ittiba eden, aynı kıbleye yönelen bir ümmetin mensuplarıyız. Ten renklerimiz, kökenlerimiz, dillerimiz, ülkelerimiz farklı olsa da her gün beş vakit göğe yükselen Ezan-ı Muhammedilerimiz birdir. Allah Resul’ünün Veda Hutbesindeki şu sözleri tam 14 asırdır ebedi ve ezeli kardeşliğimizin nişanesidir. ‘Rabbiniz birdir, babanız birdir, dininiz ve peygamberiniz de birdir. Allah indinde en şerefliniz, takvaca en ileri olanınızdır. Arap’ın Arap olmayana bir üstünlüğü yoktur. Siyah derili olanın beyaz derili üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük sadece takva iledir.’ Bu salonda işte bu hakikatlere hep birlikte bir kez daha şahit oluyoruz. Gönüllerimizi buluşturan, bizi birbirimize kardeş kılan kalplerin asıl sahibine sonsuz hamdü senalar ediyorum. Mevla, şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı, aramızdaki şu güçlü uhuvveti daim eylesin diyorum.”

İnsanlığın son iki yıldır Koronavirüs salgını sebebiyle sancılı günler geçirdiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimden sağlığa, ticaretten istihdama kadar her alanda ciddi sıkıntılar, zorluklar yaşandığını ifade etti.

Salgında hayatını kaybedenlerin sayısının 4,6 milyonu bulduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, vefat edenlere Allah’tan rahmet diledi.

“KOVİD-19 SALGINI, KÜRESEL SİSTEMDEKİ ÇARPIKLIKLARI, ADALETSİZLİKLERİ NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYDU”

Allah’ın Kuran-ı Kerim’de “Her zorluğun ardında muhakkak bir kolaylığın olduğunu müjdelediğini” hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, her gecenin ardında aydınlığın, her şerrin gerisinde bir hayır bulunduğuna iman eden insanlar olarak, Allah’ın inayetiyle bu musibetin de üstesinden gelineceğine yürekten inandıklarını vurguladı.

Tedavi imkânları geliştikçe, aşıya erişim arttıkça bu hastalığın zamanla etkisini yitireceğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Ancak asıl mesele salgının daha da derinleştirdi diğer sorunlarla mücadele etmektir. Kovid-19 salgını, küresel sistemdeki çarpıklıkları, adaletsizlikleri, eşitsizlikleri açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu süreçte maskeden solunum cihazına ve ilaca kadar, üretime dayalı her konuda dünyada ciddi sıkıntılar yaşandı. Pek çok yerde ve pek çok defa insanlık adına kaygı verici görüntülere şahit olduk. Hastaların ilgisizlikten öldüğü, yaşlı bakım evlerinden hepimizin içini yakan görüntülerin yansıdığı vahim durumlarla karşılaştık. Afrika’dan Asya’ya hâlen ilk doz aşıya dahi ulaşamayan 100 milyonlarca insan var. Türkiye olarak Peygamber Efendimizin aleyhisselatu vesselam ‘İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olanıdır’ tavsiyesinden hareketle elimizdeki tüm imkânları insanlık için seferber ettik. Şimdiye kadar elimizdeki imkânları 159 ülke ve 12 uluslararası kuruluşla, hatta yurtdışından temin ettiğimiz aşıların bir kısmını ihtiyaç sahipleri ile paylaştık. Onay süreçleri tamamlanmak üzere olan kendi aşımız TURKOVAC’ı da tüm insanlığın, dostlarımızın, kardeşlerimizin istifadesine sunacağız hiç endişeniz olmasın.”

Almanya’da yaşayan Türk kökenli Uğur Şahin ve Özlem Türeci’nin geliştirdikleri aşı sayesinde Kovid-19’la mücadeleye verdikleri desteğin, bu süreçte Türk Milleti’ni gururlandıran bir başka gelişme olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu değerli bilim insanlarımızın başarısı, yurt dışındaki vatandaşlarımızın yaşadıkları topluma olan katkıları bakımından çok güzel bir örnektir” dedi.

Amerikan İslam toplumunun da vakıf ve dernekler eliyle düzenledikleri yardım kampanyalarıyla salgın döneminde ihtiyaç sahiplerinin yardımına koşmalarından memnuniyet duyduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek Türk vatandaşları gerekse Müslümanların birbirinden kıymetli çalışmalara imza attığını, Müslüman olmanın güzelliğini hayatlarıyla, duruşlarıyla, alicenaplıklarıyla Amerikan toplumuna gösterdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kapsamda tüm vatandaşları tebrik ederek, “Sizlerden yardım, ihsan ve dava faaliyetlerinizi artırarak sürdürmenizi bekliyorum” ifadelerini kullandı.

İnsanlık olarak Kovid-19 virüsünün yanı sıra ondan daha ölümcül ve sinsi bir başka virüsle daha mücadele ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu virüsün adı İslam düşmanlığı virüsüdür. Senelerce demokrasinin ve özgürlüklerin beşiği olarak örnek gösterilen ülkelerde bu virüs çok hızlı bir şekilde yayılıyor. İslam düşmanlığı ve yabancı karşıtlığı bugün artık siyaseti esir aldı. Müslümanların günlük hayatını zorlaştıran, devlet politikalarına yön veren sosyal barışı tehdit eden yıkıcı bir akıma dönüşmüştür” değerlendirmesinde bulundu.

Zihniyet itibarıyla DEAŞ’tan hiçbir farkı olmayan bu ideolojik fanatizmin farklı toplum katmanlarında kök saldığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Birçok ülkede inancından, dilinden, isminden veya kılık kıyafetinden dolayı Müslümanların ötekileştirilmesi artık sıradan vakalar hâline geliyor. Sizler bu atmosferi 11 Eylül terör saldırısının akabinde bizzat yaşadınız, bizzat tecrübe ettiniz. Sorumsuz siyasetçiler eliyle körüklenen nefret ikliminin toplumda nasıl derin yaralar açabileceğine bizzat şahit oldunuz. Ancak karşılaştığınız onca haksızlığa ve ayrımcılığa rağmen hukuktan, meşruiyetten, demokratik siyasetten asla vazgeçmediniz. Müslümanları ötekileştirmeye, düşmanlaştırmaya çalışanlara cevabınızı içinde bulunduğunuz topluma daha fazla katkı sunarak verdiniz. Müslümanları zayıflatmaya yönelik hamleleri birliğinize, beraberliğinize, kardeşliğinize sahip çıkarak aştınız. O zorlu imtihan günlerinde ortaya koyduğunuz basiret, feraset ve gayretle diasporadaki Müslümanların örnek alması gereken bir duruş sergilediniz.”

“HOŞGÖRÜSÜZLÜKLE MÜCADELEDE ÖNCÜ ROL ÜSTLENİYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gerek sivil toplum kuruluşları aracılığıyla gerekse de bireysel olarak İslam düşmanlığıyla mücadele edildiğini gördüğünü ve bundan da memnuniyet duyduğunu belirterek, “Sahip olduğunuz bu engin tecrübeyle nefret suçları ve kültürel ırkçılıkla mücadeleye daha fazla katkı vermeniz çok önemlidir. Türkiye olarak biz de uluslararası platformlarda İslam düşmanlığı ve hoşgörüsüzlükle mücadelede öncü rol üstleniyoruz” dedi.

İslam İşbirliği Teşkilatı’nda bu yöndeki çabaların başını çektiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dinimize ve Müslüman kardeşlerimize yönelen tüm tehditleri ortadan kaldırmaya dair her türlü girişimi destekliyoruz. İslam düşmanlığıyla mücadele konusunun Birleşmiş Milletler başta olmak üzere tüm kuruluşların gündeminde tutulması için çaba sarf ediyoruz. Yürüttüğümüz tüm mücadeleye siz Amerikalı Müslüman kardeşlerimizden de güçlü destek ve katkı bekliyoruz” diye konuştu.

“Amerika’da elde ettiğiniz başarılar en az sizler kadar bizi de milletimizi de gururlandırmaktadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’daki başarılı iş ve bilim insanlarının sayısının daha da artacağına inandığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari, bilimsel, sosyal ve kültürel alanda elde ettiğiniz başarılara paralel olarak siyasal alanda da daha fazla rol üstleneceğinizi ümit ediyorum. Önümüzdeki süreçte gerek federal düzeyde gerek eyalet düzeyinde içinizden çok daha fazla siyasi temsilci çıkarmanızı bekliyorum. Sadece Türkiye kökenlilerin sayısının 300 binleri aştığı bu güçlü topluluğa yakışan da budur” dedi.

Türk toplumunun Amerikan toplumuna yaptığı katkıların Türk-Amerikan ilişkilerine son derece olumlu yansımaları olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, özellikle Amerika’da yaşayan Türk vatandaşları ve soydaşların kurduğu sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’yi, kültürünü ve tarihini Amerikalılara tanıtmaya yönelik çalışmalarını takdirle takip ettiğini bildirdi.

Türk-Amerikan toplumunun belirli bir olgunluğa eriştiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk toplumunun, birlik ve beraberlik içinde hareket ederek Türkiye-Amerika ilişkilerine daha büyük katkılar vereceğine inandığını söyledi.

Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri’nin ilişkiler itibarıyla ortak değerlere, ortak çıkarlara ve köklü bir geçmişe dayanan iki dost ve müttefik ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bazı konularda dönem dönem görüş ayrılıkları yaşasak da birçok bölgesel ve küresel meselede benzer tutum ve çıkarlara sahibiz. Ekonomik açıdan da büyük ve her geçen gün artan bir iş birliği potansiyelimiz var. Salgına rağmen ikili ticaret hacmimiz geçen yıl 20 milyar doları aştı. Bu yıl da inşallah 25 milyar dolar seviyelerine ulaşacağız. 100 milyar dolar hedefine erişmek için de çalışmalarımızı hız kesmeden sürdürüyoruz” dedi.

ABD Başkanı Joe Biden ile haziran ayında Brüksel’de gerçekleştirdikleri görüşmede, iş birliğini her alanda güçlendirmek için birlikte çalışma yönündeki kararlılıklarını teyit ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’nin Amerika’daki elçileri olarak Türkiye-Amerika ilişkilerinin öneminin ve potansiyelinin Amerikalı dostlarımıza anlatılmasında sizlere önemli görevler düşüyor. Türkiye karşıtı lobilerin yürüttüğü habis faaliyetleri, aslı astarı olmayan karalama kampanyalarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Bu çevrelerin çabalarının akim bırakılmasında sizlerin çalışmaları büyük önem taşıyor. Sizden PKK, YPG ve FETÖ’nün gerçek yüzünü Amerikalı dostlarınıza bıkmadan, usanmadan anlatmaya devam etmenizi bekliyoruz. Burada bir hususun altını tekrar çizmek isterim; ne kadar büyük olursa olsun hakikat güneşinin karşısında hiçbir yalan duramaz. Takiye ve tedbir kılıfı altında karanlık yüzlerini gizlemeye çalışsalar da FETÖ’nün eli kanlı bir terör örgütü olduğu artık gün gibi ortadadır. Bizim görevimiz demokrasi ve insanlık düşmanı bu çetenin mensuplarının hukuk ve adalet önünde hesap vermelerini sağlamaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yolunu birlik, beraberlik ve dayanışma içinde hareket etmekten geçtiğini vurgulayarak, “Hep söylüyorum; birbirimize sahip çıkacağız, ailemize, evlatlarımıza, gençlerimize sahip çıkacağız. İnancımıza, dilimize, kültürümüze, sahip çıkacağız, ezeli ve ebedi kardeşliğimize sahip çıkacağız. Hem bağrından neşet ettiğimiz millete hem de içinde yaşadığımız topluma sahip çıkacağız. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, beraber olacağız, kardeş olacağız, ayrıyı gayrıyı bir tarafa bırakıp hep birlikte inşallah Türkiye olacağız. Siz buradaki hayat mücadelenizde nasıl bizden cesaret alıyorsanız biz de sizlerin birlikteliğinden, coşkusundan, kararlılığından güç alıyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2016 yılında Maryland’de açılan Diyanet Amerika Merkezi’nin ortak çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ettiğini belirterek, “Burayı biz sadece Türkler için yapmadık, burayı tüm Müslümanlar için yaptık. Zira mescitler, camiler belli bir kavmin değil, Allah’ın evidir ve hep birlikte orada ibadetlerimizi yaparız” dedi.

Yarın da BM binasının karşısındaki Türkevi’nin açılışını yapacaklarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu gurur abidesi yalnızca vatandaşlarımızın değil, Müslüman Amerikan toplumunun da evi olarak faaliyet gösterecektir. İnşallah sizlerin yeni ortak adresiniz burası olacak” diye konuştu.

Bugünkü buluşmaya ev sahipliği yapan TASC üyelerine ve gönüllülerine teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “TASC’ın son dönemde etkinliğini ve görünürlüğünü giderek artırmasından duyduğum memnuniyeti de vurgulamak istiyorum. Gerek salgın döneminde ihtiyaç sahiplerine dağıttığı yardımlarla, gerek 24 saat kesintisiz yayın yapan TASC TV ile gerekse FETÖ’nün asıl yüzünün Amerikalı dostlarımıza anlatılması hususunda gösterdiği kararlı duruşta öne çıkan TASC’ı başarılı faaliyetlerinden ötürü yürekten tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.