Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Cumhurbaşkanı Said ile ortak basın toplantısında konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Cumhurbaşkanı Said ile ortak basın toplantısında konuştu için yorumlar kapalı 88345

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Cumhurbaşkanı Said ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Tunus’u bölgede istikrar unsuru olarak görüyoruz. Libya’da istikrarın sağlanması yönündeki çabalara Tunus’un çok değerli ve yapıcı katkıları olacağı şüphesizdir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said ile birlikte, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda gerçekleştirdikleri baş başa ve heyetler arası görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.

Tunus Cumhurbaşkanı Said’in göreve başlamasından bu yana Tunus’u ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tunus Cumhurbaşkanı Said’i bu göreve yüzde 70 oy alarak seçilmesinden dolayı kutladı, başarılar diledi.

“TÜRKİYE İLE TUNUS ARASINDAKİ İŞ BİRLİĞİ HER ALANDA GÜÇLENİYOR”

Türkiye ile Tunus arasındaki iş birliğinin her alanda, gerek siyasi gerek askerî, ekonomik, kültürel alanlarda, turizm alanında dayanışmanın güçlenerek, artarak devamından yana olduğunu yaptıkları görüşmede ifade ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da Tunus’un yanında olmayı sürdüreceğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisiyle ikili ilişkilerimizi ele alırken bölgesel anlamda da konuları etraflıca ele aldık. Fakat şu an itibariyle malum 1 milyar 100 milyon dolar gibi bir ticaret hacminin yeterli olmadığını, bunu çok daha yukarılara taşımamızın gereği üzerinde özellikle duruyorum hele hele inşallah şöyle hükûmetin de kısa bir zamanda kurulmasından sonra gerek en üst düzeyde cumhurbaşkanları olarak gerekse hükûmetler olarak yapacağımız çalışmalarla bu süreci hızlandırmanın faydalı olacağına inanıyorum” diye konuştu.

Libya’nın istikrarının başta Tunus gibi komşu ülkeler olmak üzere tüm bölge açısından taşıdığı önem üzerinde durduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Zira biz bu acıyı çok çektik. İşte Suriye’den şu anda bize yaklaşık 4 milyona yakın mülteci geldi. Bütün bu mültecilerin 8 yıldır her şeyiyle ilgileniyoruz. Aynı şekilde Libya’dan da malum Tunus’un güneyine doğru bu bölgede 500 bine yakın bir mültecinin olması tabi kime yüktür? O da Tunus’a ciddi bir yüktür. Bu yükün altından bir an önce kalkmak gerekiyor. Tabi bunlar daha sonra öyle bir hâl alıyor ki, terörize bir durum ortaya çıkıyor ve bu terörize durum da tabi oradaki halkları ciddi manada rahatsız ediyor. Bu bakımdan Libya’daki bu olumsuz gelişmeler sadece Libya’da kalmıyor, aynı zamanda komşu ülkeler ki başta Tunus buradan ciddi manada rahatsız oluyor. Bunları da değerlendirme fırsatımız oldu. Tabi bizim Libya’da bir an evvel ateşkesin sağlanarak siyasi sürece dönülebilmesi amacıyla atabileceğimiz adımlarla bu çerçevede yürütebileceğimiz iş birliği neler olabilir, bunların üzerinde durma fırsatımız oldu.”

“TUNUS BÖLGESİNDE İSTİKRAR UNSURU”

Tunus’u bu bölgede istikrarın bir unsuru olarak gördüklerini ve birlikte atılacak adımları konuştuklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Libya’da istikrarın sağlanması yönündeki çabalara Tunus’un çok değerli ve yapıcı katkıları olacağı inancındayım ve bu düşüncelerle bugünkü istişareleri ele aldık ve bu değerlendirmeleri yaptık” ifadelerini kullandı.

Bunun yanında TİKA’nın Tunus’ta inşa edeceği hastane konusunda bir mutabakat sağlandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan,  şunları söyledi: “İnşallah en kıza zamanda bunun protokolünü de imzalamak suretiyle bunun adımlarını atacağız. Bunun yanında bir diğer konu da yine değerli kardeşimle görüştüğümüz o da tabii şu anda ihracına yönelik adımlar atılabilecek, biz de çünkü zeytinde önemli bir ülkeyiz. Fakat tabii Tunus’un da ihraç ürünlerinin başında şu anda hasadın bol olması sebebiyle zeytin var. Bu konuyu da gerek Ticaret Bakanlığımız, gerek Gıda Tarım Bakanlığımız onlarla ele almak suretiyle bizim için gerekli olanı, biz de ihraca yönelik üçüncü ülkelere ne gibi adımlar atabiliriz bunları değerlendirip inşallah bunun adımını da tabii atmanın faydalı olacağına özellikle inanıyorum. Bu çalışmaları yapacağız. Tabii bir de malum hurma konumuz var. Daha önce biz Tunus’tan bayağı hurma aldık. Şimdi Ramazan geliyor artık, yılı deviriyoruz, bundan sonra tabi Ramazan’da özellikle hurma tüketimi bizde iyidir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir soru üzerine, Berlin sürecinde Cezayir, Tunus ve Katar’ın olmayışını eksiklik olarak gördüğünü belirterek, “Bu eksikliği Sayın Merkel’e ifade ettim, giderilmesinin doğru olacağını söyledim. Kendileri de bu konuda bir değerlendirme yapmamda fayda var dediler. Sayın Putin ile de görüştüm. Bu düşünceme aynen kendisinin de katıldığını söyledi. Dün Boris Johnson ile de görüştüm, ona da yine bu ülkelerin sosyopolitik olarak bu bölgenin yani Libya’nın yapısını en iyi bunların bildiğini söyledim, dolayısıyla onların böyle bir sürecin içinde olmasının çok çok faydalı olacağını ifade edince Johnson aynen bu düşünceyi benimsiyorum, Merkel ile de paylaşacağım dedi. Kanaatimiz bu” değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE’YE KARŞI YAPTIRIM HEVESLİLERİNİN SAYISI ARTMAYA BAŞLADI”

Bir başka soru üzerine de “Bu ara bildiğiniz gibi Türkiye’nin veya Türkiye’ye karşı yaptırım heveslilerinin sayısı artmaya başladı. Tabii Yunanistan’ın Libya’yla ne alakası var onu anlamakta ben zorlanıyorum” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Bir defa şu anda Yunanistan’ın ne kıta sahanlığıyla bu işin alakası var, ne de aramızdaki özellikle Libya ve Türkiye arasındaki şu anda mevcut bantla bunun bir alakası var. Kıta sahanlığıyla alakası yok, münhasır ekonomik bölgeyle ilgi ve alakası yok. Münhasır ekonomik bölgede malum sadece Kuzey Kıbrıs ve Güney Kıbrıs’ın orada belli lotları var. Bunun dışındaki diğer alanda ise bizim Libya ile Türkiye arasındaki bağlantı bellidir ve bu konuda da yetki sahibi olan iki ülke vardır o da Libya’dır, Türkiye’dir. Libya’nın şu anda biliyorsunuz resmî olarak bir Başbakanı var o da Sayın Sarraj’dır. Ve bizler de Sayın Sarraj’la bu görüşmeyi heyetiyle beraber İstanbul’da kendilerini ağırladık, kendileriyle beraber yetkili arkadaşlarımızla oturduk, müzakeresini, değerlendirmelerini yaparak imzalar atıldı ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden de biz bu mutabakat metnini de anlaşmayı da geçirmiş bulunuyoruz. Bundan sonraki süreci de bu istikamette devam ettireceğiz. Yunanistan’ın burada herhangi bir söz sahibi olması diye bir şey söz konusu değildir. Tabii şunu da bunların bilmesi lazım artık devir o geçmiş devir değildir. Geçmişte birçok anlaşmaları bunlar farklı şekilde yapmış olabilirler ama şu anda böyle bir Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti de yoktur, bunu da bilmeleri lazım.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Libya’ya asker gönderebileceği konusundaki açıklamaların hatırlatılması üzerine “Biz hiçbir yere bir defa bugüne kadar davetsiz misafir olmadık. Herhangi bir davet olursa tabi ki bunu değerlendiririz, adımlarımızı da buna göre atarız. Aslında şu andaki münhasır ekonomik bölgeyle ilgili atılan adım, bunun yanında özellikle de mutabakat metninin içerisinde yer alan maddelerin hepsi aslında bir adımın ön sesleridir ve bu konuyla ilgili olarak da bazı görüşmeleri yapmış bulunuyoruz” diye konuştu.

“GENERAL HAFTER MEŞRU DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Fakat sormak lazım, acaba şu anda Libya’da bulunan ve bunun 5 bini Sudan’dan, 2 bini Rusya’dan Wagner diye gelenler oraya hangi sıfatla geldiler, orada ne işleri var, hangi bağlantıları var? Bunları medya olarak sizin sormanız lazım. Türkiye ise böyle bir daveti aldığı zaman davete icabet de eder. Niye? Aramızda en azından bir mutabakat metni var, bir münhasır ekonomik bölgeyle ilgili anlaşmamız var, yani birbirimizle böyle bir bağımız var ama bunların hiçbir bağı yok. Hiçbir bağı olmadığı hâlde bunların orada ne işi var? Bunları sormak lazım. Bir diğer olay, Hafter meşru değildir, gayrimeşrudur. Gayrimeşru olarak Hafter durumdan vazife çıkarıyor. Sarraj orada biliyorsunuz bir Mutabakat Hükümetinin Başbakanıdır, böyle bir durumu var ve uluslararası alanda karşılığı olan odur ama diğerinin böyle bir karşılığı da yoktur. Dolayısıyla, biz uluslararası karşılığı olan bir Sarraj’ın attığı adımlarla biz de beraber adım atıyoruz, ama Hafter’in böyle bir vasfı, böyle bir sıfatı yok. Onlar durumdan vazife çıkararak yine bazı ülkelerle parası bol olan, silahları, imkânları bol olan ülkelerle bu tür adımları atıyorlar. Lütfen bunları da görelim ve ona göre Libya’daki kardeşlerimizi bunlara ezdirmeyelim, yedirtmeyelim.”

TİKA’NIN TUNUS’TA İNŞA EDECEĞİ HASTANE

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİKA’nın Tunus’ta inşa edeceği hastane konusunda bir mutabakatın sağlandığını söylediğini ve en kısa zamanda da bir protokolün imzalanacağını ifade ettiğini anımsattı. Tunus için en önemli ihraç ürünü olan hurma konusunda yaklaşan Ramazan ayı öncesi tüccarlar, ithalat-ihracat, bu işlerle uğraşanların bu konuya eğileceğine inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Bir diğeri de tabi zeytin noktasında Tunus’ta bu yıl bolluk var, hasat bol, tabi bizde de bolluk var. Fakat biz buna rağmen Ticaret Bakanlığımızla bu konuyu ele alarak Tunus’tan zeytin ithali söz konusu olabilir mi veya üçüncü ülkelere zeytin ihracında Tunus’la bir dayanışma içerisinde olabilir miyiz, bunların bir değerlendirmesini yapacağız. Tabi bunun dışında birçok konular var, özellikle fosforik asit konusunda bazı adımlar atmamız, bunun yanında yine kimyasal gübre konusunda bazı adımlar atabiliriz, dökme demir konusu, hurda konusu, bunların ithaliyle ilgili de biz çalışmalarımızı yapacağız, bunlarla ilgili olan sanayicilerimizi de uyaracağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra, Tunus Cumhurbaşkanı Said’in tarafından onuruna verdiği yemeğe katıldı.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge