OKULLARA COVID-19 STANDARDI GELİYOR OKULLARA COVID-19 STANDARDI GELİYOR için yorumlar kapalı 5554

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, okullarda yüz yüze eğitimin sürdürülmesi için başlatılan çalışmaların tamamlandığını açıkladı. Milli Eğitim Bakanlığı ile bu kapsamda protokol imzalanacağını duyuran Varank, “Protokol, eğitim-öğretim faaliyetlerinin “Güvenilir, Kontrollü, Sürdürülebilir ve Hijyenik” ortamda gerçekleştirilmesini amaçlıyor.” dedi.

TSE’nin saha tecrübesinin; Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarının önerileri, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu kararları, UNESCO ve OECD tarafından yayınlanan kriterlerle bir araya getirildiğine dikkati çeken Varank, “Nihai çıktımız; Eğitim Kurumları için Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu oldu.” şeklinde konuştu.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, Kişisel Veri Yönetim Sistemi (ISO/IEC 27701) standardı belgelendirmesine başlandığını anlatan Varank, siber güvenlik konusunda güvenlik testi yapan kişilerin eğitim ve belgelendirilmesini de yaptıklarını ifade etti. Varank, “2014 yılından beri Beyaz Şapkalı Hacker- Sızma Testi Uzmanı Belgesi veriyoruz. Bugüne kadar bu alanda 788 kişiye sertifika verdik.” ifadelerini kullandı.

Türk Standardları Enstitüsünün (TSE) 59. Olağan Genel Kurulu, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank ile TSE Başkanı Prof. Dr. Adem Şahin’in katılımlarıyla gerçekleştirildi. Covid-19 pandemisi sürecinde TSE ile piyasalara doğrudan dokunan ve üretimde sürekliliği teşvik eden kritik adımlar atıldığını belirterek, şunları kaydetti:

411 FİRMAYA GÜVENLİ ÜRETİM BELGESİ: İmalat sanayinde çalışanların sağlığını korumak, üretimde devamlılığı sağlamak için alınması gereken önlemlere ilişkin bir kılavuz hazırladık. Önerdiğimiz tedbirleri uygulayan firmalara, COVID-19 Güvenli Üretim ve Güvenli Hizmet Kalite Belgeleri vermeye başladık. Şimdiye kadar 411 firma Güvenli Üretim belgesi alırken, hizmetler sektöründe de 39 firma Güvenli Hizmet Belgelerini aldı.

YÜZ YÜZE EĞİTİM İÇİN PROTOKOL: Yeni bir adım atmanın heyecanı içindeyiz. Okullarımızda yüz yüze eğitimin sürdürülmesi için başlattığımız çalışmalar tamamlandı. Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol imzalayacağız. Enstitümüzün saha tecrübesini; Milli Eğitim Bakanlığı uzmanlarının önerileri, Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu Kararları, UNESCO ve OECD tarafından yayınlanan kriterlerle bir araya getirdik. Nihai çıktımız; Eğitim Kurumları için Hijyen Şartlarının Geliştirilmesi, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzu oldu. İmzalayacağımız protokol, eğitim-öğretim faaliyetlerinin “Güvenilir, Kontrollü, Sürdürülebilir ve Hijyenik” ortamda gerçekleştirilmesini amaçlıyor.

ULUSLARARASI STANDARDİZASYON: TSE’nin ülke kalkınmasında oynadığı en kritik rol standardizasyon faaliyetleriyle ilgili. Bu süreçte etkin bir aktör olabilmek için, ürettiğiniz mal ve hizmetlerin uluslararası standartlara uygun olması lazım. Bugün artık dünya emtia ticaretinin yüzde 80’i standartlardan bir şekilde etkileniyor. Uluslararası standardizasyon, kaçınılmaz olarak, tüm ülkelerin gündemindeki en öncelikli konulardan bir tanesi.

REKABET GÜCÜ: Küresel rekabette kazanmanın yolu, standartlara uymaktan ziyade, bu standartları oluşturmaktan geçiyor. Ülkemizin standart belirleme süreçlerine katılımını çok önemsiyoruz. Bu bağlamda Türk Standardları Enstitüsü; rekabet gücümüzü arttırmak, ticareti kolaylaştırmak, standartların belirlenmesinde ve diğer uygunluk hizmetlerinde yönlendirici olmak amacıyla faaliyetlerini sürdürüyor.

50 BİNİ AŞKIN BELGE: Sanayicilere verdiğimiz 50 bini aşkın belgeyle kaliteli ve güvenli üretimi teminat altına alıyoruz. Yurtiçinde ve yurt dışında verdiğimiz hizmetlere ek olarak, uluslararası anlaşmalarla ihracatçımızın işini kolaylaştırıyoruz. Verdiğimiz belgelerle ihracatta üreticimizin önünü açıyoruz. Bu belgeler TÜRKAK akreditasyonlarıyla dünyada da kabul görüyor. Yapılan ihracatın gümrüklerde zaman kaybetmeden hedef pazarlara ulaşımını sağlıyor.

STANDARDLARI BELİRLEYEN ÜLKE: Önümüzdeki dönemde TSE ile ülkemizi standartları belirleyen ülkelerden biri haline getireceğiz. Bu kapsamda sanayicimizin yer aldığı komiteler kurarak; teknoloji standartları ağırlıklı olmak üzere uluslararası standardizasyon süreçlerine daha aktif katılım sağlayacağız.

20 BİN ÜRÜN BELGESİ: TSE her yıl yaklaşık; 20 bin ürün belgesi, 4 bin yönetim sistem belgesi ve 30 bin Hizmet Yeterlilik Belgesinin denetimini yapıyor. Eğitim programlarıyla yaklaşık 30 bin kişinin teknik yetkinliğini belgeliyor. 100 binin üzerinde gözetim-muayene işlemi yürütüyor, 85 bini aşkın deney-kalibrasyon raporu ile ulaşım-lojistik alanında 300 binin üzerinde belge düzenliyor.

İLK AKREDİTE EDİLEN UYGUNLUK KURULUŞU: İslam Ülkeleri Standartlar ve Metroloji Enstitüsü’nün (SMIIC) faaliyetlerine de aktif katkı sağlıyoruz. TSE, Helal Akreditasyon Kurumu tarafından SMIIC standartlarına göre ilk akredite edilen uygunluk değerlendirme kuruluşu oldu. Bu durum; hem Helal Akreditasyon Kurumu’nun İslam ülkelerinde vereceği hizmetler açısından, hem de akredite olan Enstitümüzün etkinliği açısından son derece önemli.

TİCARET KOLAYLAŞACAK: Böylece Helal Akreditasyon Kurumu’nun muadilleriyle yapacağı karşılıklı tanıma anlaşmalarıyla firmaların farklı kuruluşlardan belge alma zaruriyeti ortadan kalkacak. Bu sayede de İslam ülkeleri arasında ticaret kolaylaşacak. Attığımız bu adımla, helal akreditasyonda dağınıklığı gidermek ve standartları belirleme konusunda dünyada lider olmak istiyoruz.

BİLİŞİM TEKNOLOJİLERİ VE SİBER GÜVENLİK: Faaliyet gösterdiğimiz bir diğer alan da bilişim teknolojileri ve siber güvenlikte sunduğumuz test ve belgelendirme hizmetleri. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında, Kişisel Veri Yönetim Sistemi (ISO/IEC 27701) standardı belgelendirmesine başladık. Siber güvenlik konusunda güvenlik testi yapan kişilerin eğitim ve belgelendirilmesini de yapıyor, ülkemize bu alanda yetişmiş uzmanlar kazandırıyoruz. Bu amaçla 2014 yılından beri Beyaz Şapkalı Hacker- Sızma Testi Uzmanı Belgesi veriyoruz. Bugüne kadar bu alanda 788 kişiye sertifika verdik.

YERLİ ÜRÜNLERİN BELGELENDİRMESİ: TSE, Akkuyu Nükleer Güç Santrali inşasında kullanılacak yerli ürünlerin belgelendirmesinde malzeme onay kuruluşu olarak yetkilendirildi. Ayrıca inşaat planına ilişkin gözetim ve muayene işlemlerini de biz yürütüyoruz. Bugün dünyada sayılı ülke nükleer teknoloji alanında yetkinliklere sahip. TSE’nin ve ilgili kurumlarımızın konuya dahil olmasıyla, nükleer teknoloji kademeli ve planlı olarak ülkemize transfer ediliyor. Yerli katkı oranı pey der pey artırılıyor.

65 YILLIK BİRİKİM: Bakanlık olarak; TSE’nin teknik ve idari altyapısının iyileştirilmesi, muadili kuruluşlarla rekabet gücünün artırılması için her türlü desteği vereceğiz. Yakın coğrafyamızda benzeri bulunmayan; son teknolojiyle donatılmış laboratuvarları ve teknik eğitim üssünü ihtiva eden yeni bir kampüsün yapımı için kolları sıvadık. Temelli kampüsü için çalışmalar son hızla devam ediyor. TSE’nin 65 yılda biriktirdiği tecrübe, deneyim ve yetkinlik, bu kampüsle birlikte daha üst noktalara taşınacak. TSE, bölgemizin en etkin kuruluşlarından, en önemli oyuncularından biri haline gelecek.

COVID-19 KILAVUZU

TSE Başkanı Şahin, Covid-19 salgınının ilk gününden itibaren üretimin sürdürülmesine yönelik önlemler çerçevesinde neler yapılabileceğini değerlendirdiklerini belirterek, sanayi kuruluşlarının çalışanlarını, ziyaretçilerini, tedarikçilerini, bakım personelini korumaya yönelik hijyen uygulamaları ile kontrol tavsiyelerini içeren Covid-19 Hijyen, Enfeksiyon Önleme ve Kontrol Kılavuzunun hazırlandığını anımsattı.

OKULLAR VE EĞİTİM KURUMLARINA KILAVUZ

Sektörden gelen talep üzerine alışveriş merkezleri için belgelendirme modelinin geliştirildiğini anlatan Şahin, “Okullar ve eğitim kurumlarına yönelik olarak Milli Eğitim Bakanlığı ile birlikte hazırladığımız kılavuz tamamlanmış durumdadır. İmza altına alacağınız protokol sonrasında, okullara yönelik belgelendirme faaliyetlerimiz de başlayacaktır.” ifadelerini kullandı.

“ÜRETİCİ VE TÜKETİCİYE YOL GÖSTERİCİ OLDUK”

Covid-19 salgınına karşı korunmada en etkili önlem olarak öne çıkan maskeler konusunda da standardın hazırlandığını kaydeden Şahin, “Söz konusu standardı erişime açarak hem üretici hem de tüketici için yol gösterici olduk. Üreticilerimize salgın sırasında ve sonrasında güvenilir ve hijyenik üretimin anahtarlarını verirken, konuyla ilgili tüm standartlara ücretsiz erişimlerini de sağladık.” şeklinde konuştu.

TSE Başkanı Şahin, konuşmaların ardından Bakan Varank’a Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının TSE COVID-19 Güvenli Hizmet Belgesi’ni takdim etti. İlk kez bir Bakanlık, TSE COVID-19 Güvenli Hizmet Belgesi ile belgelendirildi.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge