MEB-DÜNYA BANKASI GÜVENLİ OKULLAŞMA VE UZAKTAN EĞİTİM PROJESİ TANITILDI MEB-DÜNYA BANKASI GÜVENLİ OKULLAŞMA VE UZAKTAN EĞİTİM PROJESİ TANITILDI için yorumlar kapalı 12152

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, “Önümüzdeki süreç gösteriyor ki biz uzaktan eğitimi hem salt uzaktan eğitim olarak hem de harmanlanmış modelle ilgili, canlı derslerle ilgili boyutu açısından çok yüksek çıtalara kavuşturacağız.” dedi.

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, 160 milyon dolar bütçeli MEB-Dünya Bankası Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim Projesi Tanıtım ve İstişare Toplantısı’na katıldı. Kovid-19 pandemisi sürecinde eğitimi tüm bileşenleriyle, dünya çapında küresel olarak yürütülen süreçlerle ilişkilendirerek ele alma noktasında kararlı olduklarını belirten Selçuk, 2023 Eğitim Vizyonu ile beraber yenilikçi ve dünyadaki dönüşümü dikkate alan, dünyanın geleceğinin nereye doğru gittiğini algılamaya çalışan ve bu geleceği hep birlikte kurmaya davet eden bakış açılarının bulunduğunu dile getirdi. Selçuk, salgın çıkmadan önce uzaktan eğitimle ilgili vizyon belgesinde hedeflerin belirlendiğini hatırlatan Selçuk, özellikle Ortaöğretim Tasarımı’nda uzaktan eğitimin, harmanlanmış eğitimin neden önemli gidişatın nereye doğru olduğunu tekrar vurguladıklarını aktardı. “Ancak salgın dönemi, bizim açımızdan mevcut kapasiteyi ve çalışmalarımızı çok daha ileri taşımanın çok daha yüksek çıtalara doğru götürmenin de bir vesilesi oldu.” diyen Selçuk, zamanın ruhunun, çağın koşullarının gerektirdiği bu imkanları yeniden ele alma fırsatı bulduklarını ifade etti.

EBA’nın canlı sınıf kapasitesi anlık 1 milyon
Selçuk, uzaktan eğitim sürecinde başlangıçta yaklaşık 40 bin öğrenci kapasiteli canlı ders ve EBA platformunun kapasitesinin, uzaktan eğitim yoluyla okulların başladığı ilk günde anlık 1 milyon öğrenciye yaklaştığına dikkati çekti. Dünya Bankası fonuyla yürütülecek projeye ilişkin de Selçuk, “Mevcut EBA sisteminin bileşenlerinin daha da güçlendirilmesi, kapasitenin artırılması ve geleceğe dönük bir atılım yapılması için başka ihtiyaçlarımız vardı ve bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla bu projenin başlatılmasını bütün ekip arkadaşlarımızla beraber sıkı şekilde takip edip hayata geçirmeye başladık. Bugün de projenin Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından imzalandığı ve artık Milli Eğitim Bakanlığının projeye başladığı gün olarak değerlendirilebilir.” şeklinde konuştu.

Ziya Selçuk, projenin iki önemli yönü olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti: “Birincisi salgın döneminde eğitimin kalitesini artırmaya, erişimin hızlandırılmasına yardımcı olmaya dönük boyut. İkincisi, salgın sonrası Türk eğitim sisteminin harmanlanmış hibrit yaklaşımlarla ilgili olarak nasıl bir tepki vereceğine, nasıl bir yol haritası çizeceğine dair olan boyut. Bu kapsamda, hem salgın sürecine ilişkin boyut ve salgın sonrası eğitim sisteminin dijital alt yapısının güçlendirilmesine yönelik boyut, artık genişletilmesi ve derinleştirilmesi mümkün olabilecek ve yolumuzu son derece hızlı bir şekilde alabileceğimiz bir noktaya geldi.” Bakan Selçuk, uzaktan eğitimin sadece öğrencilere yönelik olarak değil aynı zamanda öğretmenlere yönelik katkılarının da bulunduğunu belirterek, “Öğretmenimizin güçlendirilmesi hizmet içi çalışmalarda ortaya konan gayretler ve hedefler, çok daha ileriye çok kısa bir zamanda taşınabilir ve bunun için de bu projenin fırsat olduğunu düşünüyoruz. Bu konuda dünyada çok hızlı tepki verebilen birkaç ülkeden biriyiz. Ama bunu yeterli görmek mümkün değil. Bu çerçevede çok daha ileri çalışmalara ihtiyacımız var.” dedi.

“Önümüzdeki yolun nasıl yürünmesi gerektiğine ilişkin hayallerimiz var”
Selçuk, uzaktan eğitim ve projeyle ilgili, “Önümüzdeki süreç gösteriyor ki biz uzaktan eğitimi hem salt uzaktan eğitim olarak hem de harmanlanmış modelle ilgili, canlı derslerle ilgili boyutu açısından çok yüksek çıtalara kavuşturacağız. Bu çok net olarak görülüyor.” değerlendirmesinde bulundu. Projenin hayata geçirilmesi için başarılı bir ekip çalışmasının yürütüldüğüne değinen Selçuk, “Hazine ve Maliye Bakanlığına teşekkür ediyorum. Çok kısa sürede işlemlerin hızlandırılması noktasında güzel bir ekip çalışması ortaya koyduk onlarla beraber. Dünya Bankasına teşekkür ediyorum, çünkü inanılmaz kısa sürede proje hemen onaylandı ve hayata geçti. Önümüzde bir yol var ve bu yolun nasıl yürünmesi gerektiğine ilişkin hayallerimiz var. Dünyada çok özel bir platform hazırlamak istiyoruz ve bu projenin kaynaklarımızı son derece işlevsel biçimde kullanıp eğitim kalitesinin artmasında hızlandırıcı etki uyandırmasını bekliyoruz, bunun böyle olacağından eminim.” ifadelerini kullandı.

Toplantıda bulunan bilim insanlarının ve uzmanların ve Bakanlığın ekibiyle çalışacağını aktaran Selçuk, şunları kaydetti: “Buradaki proje sadece teknik alt yapıyla ilgili değil, buradaki proje içerikle, öğretmen eğitimiyle, izleme değerlendirme çalışmalarıyla ve kapasitenin artırılmasıyla ilgili. Burada çok parametre söz konusu. Bunların tamamında en optimal sonuca nasıl ulaşırız, en işlevsel süreci nasıl yönetiriz, bunların cevabını birlikte aramak ve bilimin yol göstericiliğinde daha net bir tablo ortaya koymak için gayret edeceğiz. Bu çalışmanın verimli geçeceğine ve yolumuzun ve haritamızın çok daha netleşeceğine inanıyorum.”

Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü’nden Türkiye’ye övgü
Dünya Bankası Türkiye Ülke Direktörü Auguste Tano Kouame ise toplantıya video konferans bağlantısıyla katıldı. Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) pandemisinin 160’tan fazla ülkeyi etkilediğine ve bu süreçte 1 milyardan fazla öğrencinin okullarının kapandığına dikkati çeken Kouame, ülkelerin eğitim sistemlerini acil olarak bu yeni koşullara uyarlamak için çeşitli çalışmalar yürüttüklerini ve uzaktan eğitimden giderek daha fazla yararlanıldığını anlattı. Kouame, bugüne kadar çok az ülkenin potansiyelini tam olarak gerçekleştirebildiğini aktararak, birçok ülkede uzaktan eğitim ve bilgisayar destekli eğitim gibi yenilikçi yöntemler geleneksel eğitim sistemlerini destekleyici olarak kullanılırken, ana sınıfından 12. sınıfın sonuna kadar bu yöntemlerin ilk kez bu kadar geniş ölçekte talep gördüğünü söyledi.

Kouame, “Bu bağlamda, bu eşi benzeri görülmemiş krizin ortasında eğitim sürecini devam ettirmek için erken aşamada dijital önlemler ve diğer önlemleri uygulamaya koyan ilk ülkelerden biri olarak ön plana çıktığı için Türkiye’yi tebrik ediyoruz. Milli Eğitim Bakanlığının uzaktan eğitim döneminde sergilediği risk yönetimi yaklaşımı ve Kovid-19 krizine karşı müdahalesi hem benzersizdir hem de övgüyü hak etmektedir.” diye konuştu. Güvenli Okullaşma ve Uzaktan Eğitim Projesi ile Türkiye’nin bir yandan Kovid-19 nedeniyle okulların uzun süre kapalı kalmasının yol açabileceği potansiyel öğrenme kayıplarını daha etkili bir şekilde en aza indirmek için gereken yatırımları artıracağını, aynı zamanda gelecek için öğrenmenin güçlü bir şekilde ilerlemesinin temelini de atacağını ifade eden Kouame, “Proje, Türkiye’nin tüm bölgeleri ve tüm gelir düzeyleri arasında uzaktan eğitime eşit erişim imkanı sağlama ve kapsayıcı öğrenmeye güçlü bir şekilde odaklandığı için de övgüyü hak etmektedir.” dedi.

Projenin birçok bakımdan Dünya Bankası açısından da bir ilki temsil ettiğini bildiren Kouame, şunları söyledi: “Kovid-19 salgının eğitim üzerindeki etkilerine yönelik uygulamaya konulan ilk projedir. Mevcut eğitim sistemlerinin geliştirilmesi için dijital teknolojinin bu kadar geniş ölçekte yaygınlaştırılmasına yönelik ilk projedir. Geçmişte alt yapı dayanıklılığını artırmaya yönelik çalışmalarınızdan edinilen deneyimlerin pandemi gibi acil durumlar için kullanıldığı ilk projedir. Proje, MEB tarafından uygulanan ve Dünya Bankası tarafından finansı sağlanan Türkiye’deki Okullarda Afet Yönetimi Projesi ve Dünya Bankası tarafından desteklenen Türkiye’de Eğitim Alt Yapısının Güçlendirilmesi projeleri için de tamamlayıcı bir rol oynayacaktır.”

“Hiçbir proje bu kadar hızlı hazırlanıp onay sürecine sunulmamıştı”
MEB Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürü Anıl Yılmaz, Türkiye’deki uzaktan eğitim sürecine ve Dünya Bankası ile yürütülecek projeye ilişkin bilgiler verdi. Proje hazırlama faaliyetlerinin martta başladığını ve haziran başında proje teklifinin tamamlandığını belirten Yılmaz, “Aslında bu da Dünya Bankası projelerinin geçmişine baktığımızda bir rekor. Hiçbir proje bu kadar hızlı hazırlanıp onay sürecine sunulmamıştı. Ülkemiz ve Dünya Bankası arasındaki müzakere, kredi anlaşması süreci ve bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın onaylarıyla bu projeyi başlatma noktasına geldik.” diye konuştu. Yılmaz, projenin Aralık 2023’e kadar süreceğini ancak pek çok çıktının çok daha erken bir süre zarfında alınacağının altını çizerek, “Toplam bütçesi 160 milyon dolarlık bir proje. Yüzde 100 dış proje kredisi ile yürütülecek.” bilgisini verdi.

Projenin 3 temel bileşenine değinen Yılmaz, bunların ilkinin uzaktan eğitim alt yapısının kapasitesinin artırılması olduğunu ifade etti. Bu kapsamda, pandemi sürecinde acil ihtiyaçların giderilmesine yönelik çalışmalar yapılacağını ve yüz yüze eğitime geçildikten sonra harmanlanmış eğitim sisteminin ihtiyaçlarına yönelik orta vadeli bir sistemin kurulmasının amaçlandığını anlatan Yılmaz, “Yani örgün eğitim ile uzaktan eğitimin birlikte götürüleceği ve iç içe götürüleceği bir sistem alt yapısı.” değerlendirmesini yaptı.

Anıl Yılmaz, ikinci bileşenin uzaktan eğitim için dijital içerikler ve bunların sürdürülebilirlik ekosistemi, son bileşenin ise kurumsal kapasiteye yönelik olduğunu söyledi. EBA platformunun kapasitesinin anlık 750 bin-1 milyon eş zamanlı kullanıcıya ulaştığını aktaran Yılmaz, “2023’te ise 5 milyon kullanıcıya aynı anda hizmet verecek bir sistem kurma hedefimiz var. Buna hızla gidiyoruz.” dedi.

Yılmaz, 2023’te EBA’yı haftada 1 saatten fazla kullanan öğrencilerin oranını yüzde 70’e çıkarmayı, bölgesel yoksulluk göstergesinde en alt yüzde 20’lik dilimdeki öğrencilerden EBA’yı kullananların oranını yüzde 30’a, uzaktan eğitimi tamamlayarak yılda en az bir sertifika alan tekil öğretmen sayısını da 900 bine çıkarmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi.

Previous ArticleNext Article

“Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” “Millî güvenliğimize kast eden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız” için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında yaptığı konuşmada, “Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Rusya-İran arasında Tahran’da düzenlenen “Astana Formatında 7. Üçlü Zirve Toplantısı”nın açılışında bir konuşma yaptı.

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i selamlayarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, zirve toplantılarının 7’ncisine ev sahipliği yaparak kendilerini buluşturan İran Cumhurbaşkanı Reisi’nin şahsında İran Hükûmetine ve halkına misafirperverlikleri için teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu formatta en son 2019’da Ankara’da bir araya geldiklerini hatırlattı ve koronavirüs salgını nedeniyle 2020’deki toplantıyı çevrim içi olarak gerçekleştirdiklerini söyleyerek, “İnşallah önümüzdeki dönem daha sık görüşme imkânı bulacağız” diye konuştu.

“TÜM TERÖR ÖRGÜTLERİYLE MÜCADELE KESİNTİSİZ BİR ŞEKİLDE SÜRDÜRÜLMELİDİR”

Suriye krizi kaynaklı meydan okumaların bunu gerekli kıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Astana Platformu, etkin çözümler üretebilen ve bunların hayata geçirilmesi amacıyla somut adımlar atabilen yegâne girişimdir. Biri ile mücadele için diğerinin taşeron olarak kullanılması gibi mülahazaları kabul etmiyoruz. Terör örgütleri ile mücadelemiz, nerede ve kimler tarafından desteklendiğine bakılmaksızın her daim sürecektir. Millî güvenliğimize kasteden şer odaklarını Suriye’den söküp atmakta kararlıyız. Astana garantörleri olarak Rusya Federasyonu ve İran’dan beklentimiz, bu mücadelede Türkiye’ye destek olmalarıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Görüşmelerimizde evvelce varılan mutabakatların uygulama durumunu da gözden geçirdik. PKK, YPG, PYD terörü hepimizin ortak meselesidir. Astana garantörleri olarak bugüne kadar sergilediğimiz iş birliğini sürdürerek bu hedeflere el birliği ile ulaşacağımıza yürekten inanıyorum. Ancak Suriye’nin huzuru ile birlikte toprak bütünlüğü karşısında en önemli tehdit terör belasıdır. DEAŞ, PKK, PYD, YPG ve diğer tüm terör örgütleriyle mücadele kesintisiz bir şekilde sürdürülmelidir” dedi.

PKK, PYD ve YPG’nin Fırat’ın batısında ve doğusunda terör eylemlerine devam ettiğini bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye halkına yapılacak en büyük iyiliğin bölücü terör örgütünün işgal ettiği topraklardan tamamen sökülüp atılması olduğunu vurguladı.

“TERÖR ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK TAVİZSİZ MÜCADELEMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ”

“Bölgemizin geleceğinde, bölücü teröre ve uzantılara yer olmadığının kesin olarak anlaşılması gerekiyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye, güney sınırı boyunca terörden arındırdığı bölgelerle hem sivillerin hayatını korumuş hem düzensiz göçü engellemiş hem de Suriye’nin toprak bütünlüğüne önemli katkı vermiştir. Önümüzdeki dönemde de eli kanlı terör örgütlerine yönelik tavizsiz mücadelemizi sürdüreceğiz. İhtilafın, BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı temelinde yürütülecek bir siyasi süreçte son bulması ortak temennimizdir. Bu sürecin nasıl hızlandırılabileceğini ve bu amaçla müşterek ne tür adımlar atabileceğimizi istişare edeceğiz. Suriye halkının acil insani ihtiyaçlarının kesintisiz ve ayrım gözetmeksizin idame ettirilmesi hepimiz için öncelik taşıyor. Suriyeli sığınmacıların ülkelerine gönüllü, güvenli ve onurlu geri dönüşleri de Astana sürecinin önemli gündem maddelerinden biridir.”

Birçok önemli konuyu masaya yatıracakları zirve toplantısının hayırlara vesile olmasını temenni eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugünkü istişarelerin, alınacak kararların, Suriye’deki siyasi geçiş sürecinin ilerletilmesine yardımcı olmasını da özellikle temenni ettiğini söyledi.

PKK, PYD ve YPG örgütünün aldığı dış destekle Suriye’nin bölünmesini pekiştirecek adımlar attığını gördüklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bu terör örgütü, bölücü gündemini ilerletirken, saldırılarını sürdürürken, Türkiye’nin kayıtsız ve hareketsiz kalmasını beklemek mümkün değildir. Siz değerli dostlarımızdan Türkiye’nin güvenlik endişelerini anladığınıza dair ifadeler duyuyorum. Buna müteşekkirim, ancak sadece sözler yaralara derman olmuyor. PKK, YPG, PYD unsurlarının sınırımızdan en az 30 kilometre öteye tamamen çekilmesi, zamanında yapılan mutabakatların bir gereğidir. Ancak, bu hâlâ gerçekleşmemiştir”

“ASTANA SÜRECİ, ÖNCÜ ROLÜNÜ KAYBETMEMELİDİR”

“Tel Rıfat ve Münbiç, terör yatağı hâline dönüşmüştür” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Terör örgütünün sığındığı bu limanları temizlemenin vakti esasen çoktan gelmiştir. Astana ortaklarımızdan beklentimiz, Suriye’de istikrarın sağlanmasına yönelik çabalarımıza samimi destek vermeleridir. Saygıdeğer Devlet Başkanları, mesafe katetmemiz gereken bir diğer alan, siyasi süreçtir. Anayasa komitesi gayretlerimiz sonucu faaliyete geçmiş, bugüne kadar sekiz defa toplanmıştır. Önümüzdeki hafta yapılması planlanan dokuzuncu toplantının ertelenmesi üzücüdür. Rus dostlarımızın toplantı mekânı konusunda bazı endişeleri olduğunu biliyorum.”

Bu endişeleri gidermek için BM ve İsviçre makamları nezdinde girişimlerde bulunduklarını ve olumlu cevaplar aldıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayalım ki Anayasa Komitesinin başarısızlığı, Astana sürecinin başarısızlığı olarak görülmektedir. Komitenin hızlı şekilde somut sonuçlar elde etmesi temin edilmelidir. Bunun için de toplantıların düzenli şekilde BM’nin kolaylaştırıcılığında ve BM merkezlerinden herhangi birinde düzenlenmesi sağlanmalıdır” diye konuştu.

Bugüne kadar düzenlenen sekiz toplantıdan istenilen sonuçların elde edilmediğinin bilindiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhalefet kanadının tüm olumsuzluklara rağmen, Türkiye’nin telkinleriyle yapıcı bir anlayışla masada bulunduğunu aktardı.

Rejimin tavrının ise birlikte başlattıkları bu süreci baltaladığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beraberce tesis ettiğimiz bu sürecin geriye gitmesi, Astana mekanizmasının işlevinin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu tablo karşısında süreci canlandırmamız şarttır. Astana süreci, öncü rolünü ve inisiyatif üstünlüğünü kaybetmemelidir. Anayasa Komitesinin müteakip turlarında uluslararası kamuoyuna sürecin ilerlediği gösterilmelidir. Bu maksatla rejim nezdinde gereken telkinlerde bulunacağınıza inanıyorum.”

“1 MİLYON SURİYELİNİN GERİ DÖNÜŞÜ İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de bugün göreceli de olsa sükûnet varsa bunun Astana Platformu’nun bir başarısı olduğunu vurguladı. Sahada sükuneti muhafaza etmenin ve bu bölgedeki 4 milyon Suriyelinin yaralarına merhem olmanın, onlara yardım eli uzatmanın görevleri olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’deki ateşkesin ihlal edilmemesinin bu bakımdan önemli olduğunun altını çizdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Özellikle sivilleri ve sivil yerleşim yerlerini hedef alan saldırılar, siyasi çözüm çabalarımızı baltalıyor. Rejim, kendi halkını bu gibi saldırılarla öldürmek yerine samimiyetle siyasi sürece katılmalıdır. Diğer taraftan, sizlerin İdlib’deki terör odaklarından kaynaklanan endişelerinizi anlıyoruz. Mutabakatlarımız çerçevesinde her türlü tedbiri alıyoruz. Şehitler verme pahasına mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. Gelinen noktada çalışmalarımız neticesinde bu bölgelerde terörist yapılanmaların hâkimiyeti bulunmadığının altını özellikle çizmek isterim” diye konuştu.

Türkiye’nin 3,7 milyon Suriyeliyi geçici olarak misafir ettiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye ihtilafının meydana getirdiği insani krizin yükünü maddi, manevi, sosyal, toplumsal en fazla çeken ülkenin Türkiye olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriyelilerin, topraklarına huzuru kalple, güvenli, gönüllü ve onurlu geri dönüşünün temin edilmesi gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: “Güvenlik ve istikrar sağlandığı takdirde Suriyelilerin kendi topraklarına geri döndüklerini memnuniyetle görüyoruz. Terörden temizlediğimiz bölgelere Türkiye’den 500 binden fazla Suriyeli geri döndü, 1 milyon Suriyelinin geri dönüşü için de hazırlıklarımız sürüyor. Siyasi çözümde ilerleme kaydedilmesi, insani altyapının hazır edilmesi, dönmek isteyenlerin kötü muameleye maruz kalmayacaklarından emin olmaları, geri dönüşler için temel teşvik unsurlarıdır. Platformumuz, bu noktada daha etkin rol oynamalıdır. Heyetlerimizin münhasıran bu konuda istişarelerini artırmaları gerektiği kanaatindeyim.”

“4 MİLYONU AŞKIN SURİYELİ, ULUSLARARASI YARDIMLARA HER ZAMANKİNDEN DAHA FAZLA İHTİYAÇ DUYUYOR”

Suriye’deki insani krizin yoğunluğu artarken, uluslararası camianın yardım ve desteğinin de zaruri olduğunu bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu krizi biz çıkarmadık. Külfetinin de sadece bizler tarafından yüklenilmesini beklemek adil değildir. İşte bu nedenle uluslararası toplumun yardımlarının ayrım gözetmeksizin ve artarak sürmesini temin etmek, müşterek menfaatimizedir.” dedi.

Suriye’nin kuzeybatısındaki durumun özellikle dikkati çektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “4 milyonu aşkın Suriyeli, uluslararası yardımlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyuyor. Türkiye, Birleşmiş Milletlerin (BM) bu yardımlarını kolaylaştırmak için sınır ötesi ve çizgi ötesi yardımlar dahil her türlü desteği vermiştir. Astana ortaklarımızdan da aynı anlayışı bekliyorum” ifadelerini kullandı.

BM sınır ötesi mekanizmasının bu defa altı ay için uzatıldığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sürenin BM’nin erken toparlanma projeleri dahil Suriye’nin tamamına yönelik insani yardımlarının planlanması bakımından yeterli olmadığının açık olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BM yardımlarının sürdürülebilir bir şekilde devamının Suriye’deki insani krizin büyümesini engelleyecek yegâne yöntem olduğuna işaret ederek, “Bu mekanizmanın ortadan kalktığı bir tablonun yükü, bir kez daha Türkiye’nin, İran’ın, Rusya’nın ve Suriye’nin omuzlarında olacaktır” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, uzunca bir aradan sonra icra edilen bu zirvenin Suriye ihtilafının çözümüne barış, huzur ve istikrara katkı sunmasını, hayırlı sonuçlara vesile olmasını temenni ederek sözlerini şöyle tamamladı: “Ortak çabalarımızın icmalini yapmamıza ve yeni iş birliği geliştirmemize imkân sağlayan zirve toplantılarının bundan sonraki dönemde daha sık şekilde icra edilmesinin faydalı olacağı aşikârdır. Değerli dostum Putin’in müteakip zirvemize ev sahipliği yapma teklifini memnuniyetle karşılıyorum. Aziz kardeşim Cumhurbaşkanı Sayın Reisi’ye bana ve heyetime gösterdiği misafirperverlikten ötürü bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi Emine Erdoğan, Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarının “Barış Konseri”ni izledi için yorumlar kapalı 87779

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, daveti üzerine Türkiye’ye gelen Filistin direnişinin sembolü Mariam Afifi’nin de yer aldığı Filistin Gençlik Orkestrası üyeleri ve Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası (CSO) sanatçılarının verdiği “Barış Konseri”ni izledi.

Emine Erdoğan, CSO Ada Ankara Tarihî Salon’da düzenlenen konseri, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ve Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ile dinledi.

“ÇOK GÜZEL BİR SAHNE İZLEDİK”

Emine Erdoğan, konserin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçekten çok güzel bir konser. 30 yıllık bir orkestra bu ve Filistin’in bağımsızlığı için mücadele ediyorlar. Müzikleriyle besteleriyle mücadele ediyorlar. Tüm dünyaya haykırıyorlar, seslerini duyuruyorlar. Biz de onların seslerine icabet ettik” dedi.

Mariam Afifi ile tanışıp onun bu orkestranın mensubu olduğunu öğrendikten sonra Türkiye’ye davet ettiğini anlatan Emine Erdoğan, “Bir sene oldu bu daveti yapalı, şimdi gerçekleştirebildik. Ben çok memnun oldum geldikleri için onları mutlu görmek beni de çok mutlu etti. İnşallah, bütün Müslüman ülkeler de bütün batı ülkeleri de davet ederler ve seslerini daha gür bir şekilde duyulmasına vesile oluruz” diye konuştu.

Gençleri çok başarılı bulduğuna işaret eden Emine Erdoğan, “Bizim orkestramızla birlikte icra ettiler, bu da bizi çok memnun etti. Gerçekten çok güzel bir sahne izledik hep beraber” ifadelerini kullandı.

Konser sonunda, davet üzerine sahneye gelen Emine Erdoğan, müzisyenleri tebrik ederek çiçek verdi. Edward Said Millî Konservatuvarı ve Filistin Gençlik Orkestrası Direktörü Suhail Khoury de Emine Erdoğan’a üzerinde Mescid-i Aksa’nın yer aldığı bir tablo hediye etti.

Filistin Gençlik Orkestrası ve CSO sanatçılarıyla hatıra fotoğrafı çektiren Emine Erdoğan, salondan ayrılırken konseri izlemeye gelenlerle sohbet ederek öz çekim yaptı.

BARIŞ İÇİN BESTELENEN İKİ ESERİN DÜNYA PRÖMİYERİ YAPILDI

Emine Erdoğan, Mayıs 2021’de, Kudüs’te İsrail’in Filistinlilere yönelik saldırılarında Mescid-i Aksa’yı savunurken, başörtüsünden sürüklenerek gözaltına alınan ve bu sırada gülümsediği görüntülerin sosyal medyada paylaşılmasıyla direnişin sembollerinden biri hâline gelen Filistinli sanatçı Afifi ile telefon görüşmesinde, Afifi’nin de üyesi olduğu Filistin Gençlik Orkestrasını Türkiye’de görmekten mutluluk duyacağını belirtmişti.

Davet üzerine, Filistin Gençlik Orkestrasının bünyesinde bulunduğu The Edward Said Ulusal Müzik Konservatuvarı ile yapılan görüşme sonucu, CSO iş birliğinde Türkiye’de İstanbul ve Ankara’da konser düzenlenmesi kararı alındı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde Türkiye’ye gelen Filistin Gençlik Orkestrası üyesi müzisyenler, yoğun bir hazırlık döneminin ardından başkentte sanatseverlerle buluştu.

Khoury, konser öncesi yaptığı konuşmada, orkestranın kuruluşuna ilişkin bilgi verdi. Konserde kendilerine eşlik eden Türk müzisyenlere şükranlarını sunan Khoury, Emine Erdoğan’a da yanlarında oldukları ve davetleri için teşekkür etti. Khoury, Türkiye’ye, Filistin’e yönelik dayanışmalarını devam ettirmeleri çağrısında bulundu.

CSO Şefi Cem’i Can Deliorman’ın şefliğini yaptığı Barış Konseri’nde, barış için bestelenen iki eserin dünya prömiyeri yapıldı. İki ülkenin halk ezgilerinin icra edildiği “Barış Konseri” için Yusuf Yalçın’ın bestelediği “Anadolu Rapsodisi” ve Filistinli Bishara Kell’in bu konser için bestelediği “Altoların Dansı” eserleri, ilk kez sanatseverlere sunuldu.

Barış Konseri’nde ayrıca, Aşık Veysel, Suhail Khoury, Tamer Al-Sahouri, Kemani Sebuh Efendi, Antonin Dvorak’ın eserleri de yer aldı.

Konseri, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Mustafa, AK Parti Genel Başkan Yardımcıları Çiğdem Karaaslan, Özlem Zengin, Jülide Sarıeroğlu, Hamza Dağ ve Ömer İleri, AK Parti Kadın Kolları Başkanı Ayşe Keşir, AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Eyyüp Kadir İnan ile yabancı misyon temsilcileri de izledi.