HAK-İŞ KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU HAK-İŞ KISA FİLM YARIŞMASI ÖDÜLLERİ SAHİPLERİNİ BULDU için yorumlar kapalı 22785

Sinema ve sanat dünyası HAK-İŞ 9. Uluslararası Kısa Film Yarışmasında bir araya geldi. 219’u Türkiye’den olmak üzere 11 kategoride filme ödülün verildiği, 120 ülkeden 4 bin 217 filmin başvuru yaptığı yarışmaya yurt içi ve yurt dışından yüksek katılım dikkat çekti.

HAK-İŞ’in Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da katkılarıyla bu yıl dokuzuncusunu gerçekleştirdiği “Emeğe Saygı” temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni, 3 Aralık 2020 tarihinde Ankara Hilton Garden Inn Otel’de Kovid-19 salgını ile mücadele kapsamındaki genelgeye uygun olarak, sınırlı sayıda katılımcıyla ve telekonferans desteğiyle gerçekleştirildi.

Ödül törenine Genel Başkanı Mahmut Arslan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Dr. Osman Yıldız ile Yunus Değirmenci, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcısı Kemal Uysal, Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi, merhum Genel Başkanımız Necati Çelik’in eşi Şermin Çelik, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların genel başkanları ve yönetim kurulu üyeleri, HAK-İŞ Kültür-Sanat Komite Başkanı Birsen Çiçek Odabaşı ve basın mensupları katıldı.

Ödül törenine ünlü yönetmen Öner Kılıç, başarılı yapımcı Hüseyin Türkyıldırır, ünlü oyuncular Fatih Küçük, Burak Haktanır, Sezai Yeşilyurt, Cem Uçan’ın katılımlarıyla renk kattığı törene ayrıca, ödülünü almak üzere İran’dan sinema dünyasına emek verenler katıldı.

Ödül töreninde konuşan Genel Başkanımız Mahmut Arslan, “HAK-İŞ Konfederasyonu olarak, bundan dokuz yıl önce emeğin sinema ve sanat dünyasındaki yansımasını görmek amacıyla kısa film yolculuğuna çıktık” dedi.

Ödül törenimizin açılışında aziz şehitlerimizin anısına 1 dakikalık saygı duruşunda bulunularak İstiklal Marşı okundu.

“Yeni Hedeflere Yürümemiz Gerekiyor”

Genel Başkanı Mahmut Arslan, 9 yıl önce çıkılan emek yolculuğunda gelinen noktanın büyük memnuniyet verici olduğunu belirterek, “Bundan 9 yıl önce yola çıktığımızda, emek hareketinin, sendikal dünyanın temel işlevlerinin ötesinde başka sorumluluklarının da olduğuna ve emek mücadelesini taçlandıracak, güçlendirecek yeni alanlara, yeni hedeflere yürümenin gerektiğine inandık” dedi.

“Sendikacılık Sadece Toplu Sözleşme Yapmak Değildir”

Türkiye’nin en geniş katılımlı organizasyonlarından birisi olan HAK-İŞ Kısa Film Yarışmasında emeği geçenlere teşekkür eden Arslan, “Bu yola çıkarken neyi hedeflediysek, her yıl bu hedefe biraz daha yaklaşarak yürümeye devam ediyoruz. Emek aslında her şey. Emeğin mücadelesini sadece toplu sözleşme yapmak, daha fazla ücret almanın ötesinde, emeğin bütün alanlarda var olduğunu, dünyanın en iyi eserlerinin ve en iyi filmlerinin emeğin mahsulü olduğunu düşünerek çabamızı sürdürüyoruz” diye konuştu.

Arslan’dan Sanatçılara HAK-İŞ Çatısı Altında Toplanma Daveti

Her yıl yarışmaya katılan film sayısında büyük artışlar yaşandığını söyleyen Arslan, HAK-İŞ’e bağlı sendikaların da kendilerini HAK-İŞ Kısa Film Yarışmasında göstermek için büyük çaba göstermesinden duyduğu mutluluğu dile getirdi. Arslan, “Bu platform sizin. Gelin ve burada eserlerinizi, başarılarınızı bizimle paylaşın. Biz sizinle beraberiz” dedi.

“Sessiz Kalamayız”

Sanatçıların yaşadıkları sorunlara da değinen Arslan, “Dizilerde oynayan insanların hayatlarının karartılması, kendilerine zaman ayıramamaları ve setlerde zor şartlar altında çalışmak zorunda kalmalarına sessiz kalamayız. Onların da temel haklarının düşünülmesi gereklidir. Bu platformların bu sorunlar için bir çıkış yolu olacağını düşünüyoruz. Bütün sinema emekçilerini HAK-İŞ’te buluşmaya davet ediyorum” şeklinde konuştu.

“Emeğin Esas Alındığı Bir Yarışma Düzenliyoruz”

HAK-İŞ olarak emeğin esas alındığı HAK-İŞ Kısa Film Yarışması’na sanat dünyasından büyük desteklerin geldiğini belirten Arslan, “Film, tiyatro, pek çok alanda başarılı olmuş sanatçılarımız, yapımcılarımız, bu platforma gelerek bizlere destek oluyorlar. HAK-İŞ Konfederasyonu olarak bütün bunları yaparken emeğin esas alındığı bir yarışma düzenliyoruz. Dolayısıyla buna emek veren, kısa filmlerde oynayan, gerek yapımcı, gerek oyuncu olarak filmlerde rol alan kardeşlerimizin sorunlarını bu platformlarda gündeme getirmeye çalışıyoruz” diye konuştu.

“Bu Sayılara Ulaşmak Bizim İçin Büyük Bir Onur”

HAK-İŞ 9. Uluslararası Kısa Film Yarışmasına bu yıl 4 binin üzerinde katılımcının başvurduğunu hatırlatan Arslan, “Bu sayılara ulaşmak bizim için büyük bir onur ve aynı zamanda büyük bir sorumluluk. Bu ödül törenini yapıp yapmamak konusunda çok düşündük. Bir tarafta çok ciddi bir salgınla karşı karşıyayız, bir tarafta da tarihi bir sorumluluk aldık ve sorumluluğumuzu yerine getirmek istedik. Sonunda böyle bir mütevazi bir toplantı düzenleyerek yarışmamızın sonuçlarını ve ödül törenimizi gerçekleştirmeye karar verdik” dedi.

“İki Önemli Günü Birlikte Yaşıyoruz”

Kısa film yarışmasının 3 Aralık Dünya Engelliler Günü’ne denk gelmesinin tesadüf olmadığına dikkati çeken Arslan, “Bu tarihe özellikle denk getirdik. Bugün aramızda Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi de var. Kendisine katılımlarından dolayı teşekkür ediyorum. Sayın Başkanımızdan kongresinde bir düzeltme yapmasını talep edeceğiz. Sakat kavramı maksadını aşan bir kavram. Bu ifade yerine Türkiye Engelliler Konfederasyonu denilebilir önerisinde bulunmak istiyorum. Aslında engelli kavramının bile tartışılması gereken bir dünyadayız. Biz hep şuna inandık; azim varsa, inanç varsa, engel yok demektir. Bu engeller aslında bizim zihnimizde oluşturduğumuz barikatlardır. İnsan olarak biz bütün engelleri aşabilecek bir yaratılıştayız, fıtratımız bu” diye konuştu.

“Asgari Ücret Türkiye’nin En Büyük Toplu Sözleşmesidir”

Türkiye’de milyonlarca çalışanın 2021 asgari ücret toplantısından çıkacak sonucu merakla beklediğini belirten Arslan, 2021 yılı için açıklanacak olan asgari ücretin bütün tarafların uzlaşısı ile tespit edilmesini temenni ettiklerini söyledi. Arslan, asgari ücretin Batı ülkelerinde istisnai ücret anlamı taşıdığını vurgulayarak, asgari ücretin toplumun en fazla yüzde 10’una tekabül ettiğini ve bu çalışanların da sosyal yardım alan kişiler olduğunun altını çizdi. Arslan, “Yaklaşık 7 milyonun üzerinde çalışanımız asgari ücretle çalışıyor. Dolayısıyla bu asgari ücretin belirlenmesi aslında Türkiye’de en büyük toplu iş sözleşmesinin imzalanması demektir. O nedenle bu ücret sadece asgari ücret değil, aslında ülkemizin ekonomik, iktisadi hayatında da pek çok kriterler oluşturması açısından da başka bir önem taşımaktadır” diye konuştu.

“Masada Uzlaşmayı İstiyoruz”

Arslan, geniş kitleleri ilgilendiren ve bir o kadar önemli anlamlar yüklenen asgari ücretin HAK-İŞ Konfederasyonunu yakından ilgilendirdiğini vurgulayarak, “Türkiye’nin çalışanlarının yarıdan fazlasını ilgilendiren bir ücretten bahsediyoruz. Bunun oluşturulmasında temel olarak işçi, işveren ve hükümet tarafının ortak bir anlayışla ve müzakereyi makul, uzlaşılabilecek bir zemin üzerinde hem çalışanları mutlu edecek, hem işverenlerimizi altından kalkamayacak yüklerle muhatap etmemesinden yanayız” dedi.

“Asgari Tespit Komisyonunun Yapısına İtirazımız Var”

Arslan, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun yapısının daha demokratik, daha çoğulcu, daha katılımcı ve işçileri daha iyi temsil eden bir yapıya kavuşturulması gerektiğini belirterek, “Bütün örgütler üyeleri oranında Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nda yer alsınlar. Demokratik bir ülkede katılımcı bir anlayış bunu gerektirir. Hep bunu savunduk. Geçtiğimiz yıl TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay bize bir çağrı yaptı. Dediler ki; ‘Asgari ücret öncesinde birlikte çalışabilir miyiz?’ Bizler de ‘Tabiki’ dedik. Biz zaten bunu istiyoruz. Ama bu çalışmaları işçi tarafının inisiyatifine değil, aslında bir yasal düzenleme ile ortaya koysak çok daha şık olurdu” diye konuştu.

“Üç Konfederasyon Ortak Hareket Edecek”

Bu yıl da 3 işçi Konfederasyonu olarak benzer bir çalışmanın yürütüleceğini açıklayan Arslan, “Bu yıl da buna benzer bir çalışmayı yürüteceğiz. TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay’ın bugün açıkladığı 3 Konfederasyon ile birlikte değerlendirmelerimizi yapacağız ifadesi ve bu konuda yapılan çalışmalarda, 3 Konfederasyonun ortak anlayışıyla asgari ücretin kavga etmeden, çatışmadan, birbirimizi üzmeden, birbirimizi anlayarak, ülkemizin içerisinden geçtiği şartları, asgari ücretle çalışanların yaşadığı zorlukları, Pandeminin önümüze koyduğu zorlukları, ücretsiz izinleri ve kısa çalışma ödeneklerini dikkate alarak bir asgari ücreti inşallah belirlemiş oluruz” temennisinde bulundu.

“Milyonlarca İnsanın Sorumluluğunu Taşıyorsunuz”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, HAK-İŞ Konfederasyonu Kültür-Sanat Komitesi tarafından her yıl düzenlenen Kısa Film Yarışması’nda bulunmaktan dolayı büyük mutluluk duyduğunu belirterek, “Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy adına hepinize muhabbetlerimizi sunuyorum. Sayın Genel Başkanım, HAK-İŞ olarak milyonlarca insanın sorumluluğunu sırtınızda hissediyorsunuz, söyleyecek çok sözünüzün olduğunu biliyorum ve bunu da en iyi filmle anlatacağınıza gönülden inanıyorum” diye konuştu.

“Bu Başarıyı, Emeği ve Alın Terini Alkışlıyorum”

Kültür aktarımında en etkili alan olan sinemanın hem tiyatroyu, hem müziği hem de hikâyeleri içerisinde barındırmasından dolayı milyonlara ulaşan bir sektör olarak güncelliğini koruduğunu belirten Demircan, “Salgın şartlarında yarışmayı tertip eden HAK-İŞ Konfederasyonumuzu, ürettiği filmlere can katan sinemacılarımızı ve ödül alan emekçilerimizi yürekten tebrik ediyorum” dedi.

“HAK-İŞ Kısa Film Yarışması Büyük Önem Taşıyor”

Sinema’nın insan emeğinin, hayatı anlamlandıran insan düşüncesinin, en güzel eserlerinden birisi olduğunu dile getiren Demircan, “Çalıştığımızın, mücadelemizin, gayretlerimizin ve sorumluluklarımızın yer aldığı filmlerle yüzleşiyoruz. Daha iyi dünya kuracaksak bunun yolu biraz daha filmlerden geçiyor. Bu konuda HAK-İŞ Konfederasyonumuzun gayretini ve üretilen filmleri çok önemsiyoruz. Bu yıl dokuzuncusu düzenlenen yarışmamız hem sanat hem de emek açısından büyük önem taşıyor. 4 binin üzerinde başvuru gerçekten gelecek için çok önemli. Bu başarıyı, emeği ve alın terini alkışlıyorum” diye konuştu.

“Yarışmamıza 120 Ülkeden 4 bin 217 Film Katıldı”

HAK-İŞ Kültür-Sanat Komitesi Başkanı Birsen Çiçek Odabaşı, “HAK-İŞ Kültür Sanat Komitesi olarak, bu yıl dokuzuncusunu düzenlediğimiz Uluslararası Kısa Film Yarışmasını büyük bir başarıyla tamamlamanın onurunu yaşıyoruz” dedi.

Ülkemizi ve dünyayı etkileyen Kovid-19 salgını nedeniyle zor bir dönemden geçildiğini anımsatan Odabaşı, “Filmlerde izlediğimiz, tarih kitaplarında okuduğumuz şartlar, Kovid-19 salgınından dolayı hayatımızın rutini olmuş durumda. Salgın döneminin zor koşullarına rağmen, yarışmamıza 120 ülkeden 4 bin 217 filmle katılım oldu. Türkiye, 219 film başvurusu ile 120 ülke içinde ilk üçte yer aldı. Türkiye’den ve dünyadan kısa film yapımcı ve yönetmenleri ‘Emeğe Saygı’ teması altında yarışmamızda buluştu” dedi.

“Yarışmamıza Kovid-19 Salgınını Konu Edinen Yüzlerce Film Katıldı”

Yarışmamız vesilesiyle, sanatın, yaşamın bir parçası olduğunu bir kez daha gördüklerini belirten Odabaşı, “Yarışmamıza, Kovid-19 salgınını konu edinen yüzlerce filmle katılım oldu. Filmlerde karantina dönemi, hasta yakınları, sağlıkçılar olmak üzere birçok temanın işlendiğini gördük. Emeğin, sadece üretmekle sınırlı olmadığına, çok geniş bir boyutta yorumlanması gerektiğine bir kez daha tanık olduk” sözlerine yer verdi.

“Ödül Sıralamamızda Değişikliğe Gittik”

HAK-İŞ Kültür Sanat Komitesi olarak, kendilerine emanet edilen her filmi büyük bir titizlikle incelediklerini ve her filmin içindeki emeği gördüklerini vurgulayan Odabaşı, “Bu yıl uzun zamandır planladığımız bir yenilik yaparak, ödül sıralamamızda bir değişikliğe gittik. Geçtiğimiz yıllarda ilk üç ve Necati Çelik Özel ödülünün ardından en iyi kadın-en iyi erkek oyuncu gibi bizi sınırlandıran kategorilerin yerine yeni bir sistem geliştirdik. Birinciden onuncuya kadar bir sıralama yaptık. Necati Çelik Özel ödülü ile toplam 11 dalda ödülümüzü belirledik” şeklinde konuştu.

“Kadrajını Emek Temasına Çeviren Sinema Emekçilerine Teşekkür Ediyoruz”

Kadrajını “emek temasına” çeviren, sinema emekçilerine, HAK-İŞ’in çağrısına kulak vererek, amatör bir ruhla kamerayı sırtlanan HAK-İŞ teşkilatı mensuplarına teşekkürlerini ileten Odabaşı sözlerini şu şekilde sürdürdü; “HAK-İŞ Kültür-Sanat Komitemizi tecrübeleriyle cesaretlendiren, bilgi ve birikimiyle bizi yönlendiren, her zaman yanımızda olan Genel Başkanımız Sayın Mahmut Arslan’a, Kültür ve Turizm Bakanlığımıza ve Sinema Genel Müdürlüğümüze desteklerinden dolayı, Bakan Yardımcımız Sayın Ahmet Misbah Demircan’a teşrifleriyle bizleri onurlandırdıkları için teşekkür ediyoruz. Aramızda bulunan kıymetli oyuncu ve yönetmenlerimize, yarışmamızın başarılı bir şekilde yürütülmesinde desteklerini esirgemeyen HAK-İŞ Yönetim Kurulu ile yarışma organizasyon ve değerlendirme ekibimize, Türkiye’nin ve Dünyanın dört bir yanından yarışmamıza katılarak, Emeğin ve Sanatın yanında saf tutan herkese gönülden teşekkür ediyoruz.”

ÖDÜLLER SAHİPLERİNİ BULDU

Konuşmaların ardından ‘Emeğe Saygı’ temalı HAK-İŞ 9. Uluslararası Kısa Film Yarışmasında ödüle layık görülen eser sahipleri ödülleriyle buluştu. 120 ülkeden 4 bin 217 filmin başvuru yaptığı yarışmada ulusal ve uluslararası alanda 11 kategoride ve ayrıca Sendikacı Gözünden kategorisinde ödül verildi.

Uluslararası alanda En İyi Film Birincilik Ödülünü İran’dan “Night Nurse” filmi aldı. Filmin yönetmeni Ashkan Hatemi’ye ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı takdim etti.

Hatemi, “Burada olduğum için çok mutluyum. Bugün burada aldığım ödül benim için çok büyük ve kıymetli. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan’a çok teşekkür ediyorum” dedi.

Filmin çekimlerini İran’daki küçük bir hastanede gerçekleştirdiklerini ve Covid-19 salgınıyla mücadelede hemşirelerin nasıl çalıştıklarına şahit olduklarını belirten Hatemi, “Bu ödülü aldığım için çok mutluyum ve size çok minnettarım” diye konuştu.

Ulusal kategoride En İyi Film Birincilik ödülü “Evet Yapabilirim” filminin yönetmeni Mustafa Koç’a verildi. Filmin oyuncusu Sümeyye Boyacı’ya “Emeğe Saygı” plaketi takdim edildi.

Boyacı, “Bugün 3 Aralık Dünya Engelliler Günü. Bugünün benim için diğer günlerden çok farkı yok. Bedensel engelli kişilerin diğer insanlardan farkı olmadığı gibi. Bana göre bugün engellilerin kutlaması için değil, sizlerin engellilerin bilincine varması için kutlanan bir gündür. Beni bu ödüle layık gören herkese çok teşekkür ederim” dedi.

Türkiye Sakatlar Konfederasyonu Başkanı Yusuf Çelebi, Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın ‘Emek ekmektir. Emek alın teridir, emeğe sahip çıkmaktır’ sözlerini anımsatarak, “Başkanım siz bizim penceremizde efsane Başkan olduğunuz kadar Türk toplumunun da emeğinin temsilcisisiniz. Engellilerle ilgili nerede bir sorun olursa orayı işaret eden kişisiniz. Tek gözle bakan değil, tüm gözlerle görenlerdensiniz” dedi.

Engellileri farklı şekilde anlatan filmleri eleştiren Çelebi, “Sizden ricam kahramanları dile getirin. Engellilerin de bu ülkede payı olduğunu ve bir şeyler yapabileceklerini dile getirmenizi rica ediyorum” diye konuştu.

En İyi Film İkincilik Ödülü’ne ise “Benim Adım Efe” filmiyle Özer Kesemen layık görüldü. Kesemen’e ödülü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.

En İyi Film Üçüncülük Ödülü ise “Çay Var İçersen” filmi ile Cihan Emre Zengin’e verildi. Zengin’e ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan takdim etti.

En İyi Film Dördüncülük Ödülü “Ada’m” filmi ile Turgay Kural’a verildi. Turgay ödülünü Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’ın elinden aldı.

En İyi Film Beşincilik Ödülü “Açık Kapı” filmi ile Ahmet Yılmaz’a takdim edildi. Yılmaz ödülünü, Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın elinden aldı.

En İyi Film Altıncılık Ödülü “Ormanın Çakalları” filmi ile Tufan Yıldız’a verildi. Yıldız ödülünü, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’dan aldı.

En İyi Film Yedincilik Ödülü “Emek Dünyasında Kadının Gücü” kısa filmi ile Serhat Emre Yeşilada’ya takdim edildi. Yeşilada’ya ödülü, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.

En İyi Film Sekizincilik Ödülü “Yüz Karası” filmi ile Okan Aysalar’a verildi. Aysalar ödülünü, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan’dan aldı.

En İyi Film Dokuzunculuk Ödülü “Bir Hayat Mücadelesi” filminin yönetmeni Hasan Kalender’e teslim edilmek üzere Hamit Topkaraoğlu’na takdim edildi. Ödül, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan tarafından takdim edildi.

En İyi Film Onunculuk Ödülü “Bu Da Mı Gol Değil” filmi ile Feyzi Baran ve Kamil Kahraman’a verildi. Baran ve Kahraman’a ödüllerini Genel Başkanımız Mahmut Arslan takdim etti.

Necati Çelik Özel Ödülü’ne ise “Sen Adam Mısın?” filmi ile Alihan Erbaş ve Harun Köybaşı layık görüldü. Erbaş ve Köybaşı’na ödülleri merhum Genel Başkanı Necati Çelik’in eşi Şermin Çelik tarafından takdim edildi.

Uluslararası kategoride En İyi İkincilik Ödülü’nü Mısır’dan “From Inside” filmi ile Ramy El Gabry kazandı.

Uluslararası alanda En İyi Film Üçüncülük Ödülü Gana’dan “Am I Dumb” filmine verildi.

En İyi Film Dördüncülük Ödülü “Kuraklık” filmi ile Malezya’dan İroet Marteni ve İrwan Bin Hamsah’a verildi.

En İyi Film Beşincilik Ödülü “Diken Üzümü” filmi ile Kırgızistan’dan Adilet Baktibekov’a verildi.

En İyi Film Altıncılık Ödülü “His” filmi ile Pakistan’dan Kafeel Ahmed’e takdim edildi.

En İyi Film Yedincilik Ödülü “Pipo ve Kör Aşık” filmi ile Fransa’dan Hugo Le Gariek’e verildi.

En İyi Film Sekizincilik Ödülü “Vovan” filmi ile Rusya’dan Alexandra Zaytseva’ya verildi.

En İyi Film Dokuzunculuk Ödülü “Baba” filmi ile Hindistan’dan Emrah Akbar Enamdar’a verildi.

En İyi Film Onunculuk Ödülü “İnsanlık” filmi ile İtalya’dan Vinsenzo Lamagna’ya verildi.

Necati Çelik Özel Ödülü’ne Uluslararası kategoride Malezya’dan “Pasar Malam KL” filmiyle Sım Seng Hıng layık görüldü.

Sendikacı Gözünden kategorisindeki ödüller de sahiplerini buldu. Ödüller, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcıları Dr. Osman Yıldız ve Yunus Değirmenci, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert, Enerji-İş Sendikası Genel Başkanı Mahmud Altunsoy, Öz İnşaat-İş Sendikası Genel Başkanı Zekeriya Koca, Öz İletişim-İş Sendikası Genel Başkanı Mehmet Nur Güllüoğlu, OLEYİS Genel Başkanı Vedat Böke, Öz Petrol-İş Sendikası Genel Başkanı Kudret Örgel ve Hizmet-İş Sendikası Genel Başkan Yardımcısı Celal Yıldız tarafından takdim edildi.

Sendikacı Gözünden dalında “Emek Her Yerde” filmi ile Neşe Yıldız, “Umut” filmiyle Nihat Ayaz, “Mevsimlik Hayatlar Filmi” ile Recep Dere, “Temiz Eller” filmi ile Mustafa Yılmaz, “1 Mayıs” filmiyle Gaye Polat, “Önce İnsan, Önce Emek” filmiyle Durmuş Ali İrez, “Güçlü Eller” filmiyle Mehmet Açıkgöz ödüllerini aldı.

“Mevsimlik Hayatlar Filmi”nin yönetmeni Recep Dere, “Hizmet-İş Sendikası 2 No’lu Şube olarak bu yıl 6 tane kısa filmle yarışmaya katıldık. 100’e yakın üyemiz film çekimlerine katıldı. Bu coşkuyu ve heyecanı bize yaşatan Genel Başkanımız Mahmut Arslan’a çok teşekkür ediyorum” dedi.

Konuşmasının ardından Dere, kamu kuruluşunda çalışan işçilerin Genel Başkanı Mahmut Arslan’a yönelik duygu ve düşüncelerinin içinde bulunduğu bir kutuyu takdim etti.

“Güçlü Eller” filminin yönetmeni Mehmet Açıkgöz, “Bu onuru bize yaşatan Genel Başkanımız Mahmut Arslan’a çok teşekkür ediyorum. Bize verdiğiniz değerden dolayı, bizlere buraları layık gördüğünüz için çok teşekkür ederiz” dedi.

Açıkgöz Genel Başkanı Mahmut Arslan’a blok görevlisi kıyafeti hediye etti.

Ödül töreninin sonunda Genel Başkanı Mahmut Arslan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Ahmet Misbah Demircan, yönetmen Öner Kılıç, yapımcı Hüseyin Türkyıldırır, ünlü oyuncular Fatih Küçük, Burak Haktanır, Sezai Yeşilyurt ve Cem Uçan’a hain terör örgütünün sabotajı nedeniyle zarar gören Hatay Ormanları Ağaçlandırma Arazisi’ne isimlerine yapılan fidan bağışı sertifikasını takdim etti.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” için yorumlar kapalı 244683

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’nda yaptığı konuşmada, “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle bu programda olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile ekibine ve programa katkı veren herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin ve tüm dünya kadınlarının ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, 8 Mart’ın barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum. Bu anlamlı gün münasebetiyle Filistin ve Gazze’nin yüreği yaralı kadınları başta olmak üzere gönül coğrafyamızın dört bir yanındaki onurlu ve kahraman kadınlara en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Buradan dünyanın tüm emekçi kadınlarını, mazlum kadınlarını, mağdur kadınlarını yürekten selamlıyorum. Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan ülkemizin tüm yiğit kadınlarını rahmetle yâd ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin her biri birer metanet abidesi olan anne ve babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar dilediğini ifade etti.

Ülkedeki 81 vilayetin tamamında 922 ilçenin her birinde anne, eş, kardeş ve evlat olarak hayata anlam katan kadınlara özellikle şükranlarını sunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine 8 Mart vesilesiyle vatana, millete, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan, elleri öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi ifade ediyorum. Kendi merhum anneciğim başta olmak üzere vefat eden annelerin hepsine Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı, hayırlı ömürler niyaz ediyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da 8 Mart Kadınlar Günü’nü gönülden tebrik ediyor, bu anlamlı günün tüm kadınlar için hayırlı olmasını, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“YILIN KALAN 364 GÜNÜ DE KADINLARIN GÜNÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 gün sonra seçimin gerçekleştirileceğini, sandıklara gidileceğini, belediye başkanlığından meclis üyeliklerine ve muhtarlıklara kadar her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini gördüklerini belirtti.

Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklemiş, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürümüş biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanan tüm kadın belediye başkan adaylarını, meclis üyesi adaylarını, muhtar adaylarını selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil, yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda, 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegâne husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımızı, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart’ı aracı kılarak, devletin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçirdiklerini, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit ederlerse onu gidermeye çalıştıklarını söyledi.

Kendilerini bugüne kadar asla sloganlara hapsetmediklerini, kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülke, millet ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinden koştuklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla kadınlarla buluşmalarında şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, stratejik belgeleri açıkladıklarını belirtti.

“AMACIMIZ SIRASIYLA KADINI, AİLEYİ VE ÜLKEMİZİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkânlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını vurgulayarak, destek mekanizmalarıyla reform paketleriyle yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.

Bunun en son örneğinin, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan Strateji Belgemiz, 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanı’mızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açtıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim; biliyorsunuz bizim inancımızda ve kültürümüzde aile toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hazreti Adem aleyhissalatü vesselam ve Hazreti Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hazreti Adem ve Hazreti Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır.”

“GÜÇLÜ AİLE SADECE MİLLET VE DEVLET OLARAK BEKAMIZIN DEĞİL, AYNI ZAMANDA GELECEĞİMİZİN DE GARANTİSİDİR”

Ailenin, bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile kavramıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan, güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hâl böyleyken aile ile kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı âdeta savaş ilan etmiş durumdalar. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki Bakanlığımızın adında yer alan ‘aile’ kavramından bile rahatsız oluyorlar. Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız, ‘Kadın haklarını savunuyoruz’ derler. Fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasbedilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan ‘cinsiyetsizleştirme politikaları’na karşı tek bir cümle kurmazlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde, kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani, söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar” dedi.

“TÜRKİYE OLARAK KENDİ DURUŞUMUZU SERGİLİYOR, MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA YÜRÜTÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bahsettiği ikircikli tablonun sadece Türkiye için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerli olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Soruyorum sizlere, dünyada ‘kadın hakları’ diye ortalığı ayağa kaldıranların, 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen, çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği (AB) kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki, Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların, bu katliamları görmezden gelenlerin tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir” diye ekledi.

Türkiye olarak diplomatik girişimlerle yardımlarla kamuoyu oluşturma çabalarıyla kendi duruşlarını sergilediklerini, mücadelelerini kararlılıkla yürüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz onlar gibi riyakâr değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ TARİHİNİN EN AYDINLIK, EN ÖZGÜRLÜKÇÜ HER AÇIDAN EN GÜÇLÜ GÜNLERİNE BİRLİKTE KAVUŞTURDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim inancımız cenneti anaların ayakları altına sermiştir. Millet olarak tarihimiz, kadınların başarıları ve fedakârlıklarıyla örülmüştür Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakârlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkâr edebiliriz?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.

Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkânlarla sizlere destek olduk.”

“PEK ÇOK ALANDA TARİHÎ NİTELİKTE ADIMLAR ATTIK”

Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı hâline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikâyete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihî nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik.”

“SİYASİ HAYATIMIZIN HİÇBİR SAFHASINDA KİMSENİN HAYAT TARZINA KARIŞMADIK”

Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık” diye konuştu.

Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.

“Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” “Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” için yorumlar kapalı 120803

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya mitinginde yaptığı konuşmada, “Ülkemiz; Gezi olaylarından beri süren, 15 Temmuz’la daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Hamdolsun, önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” dedi.

Kütahya mitinginde vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya’nın, Anadolu’nun beylerbeyi olduğunu belirterek, kentin bugün de millî iradeye olan bağlılığıyla Türkiye’nin beylerbeyliğini hak ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen mayıs ayındaki seçim sonuçları için Kütahyalılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gençler, Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde verdiğiniz yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında şahsıma verdiğiniz yüzde 70 oranındaki destek için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Şimdi 31 Mart’ta da aynı oyları vermeye hazır mıyız? Maşallah barekallah. Rabbim tüm Kütahyalı kardeşlerimden razı olsun. Mevla şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı daim eylesin. Şimdi de sizlerden Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için, gerçek belediyecilik için destek istiyoruz. Hanımlar, bu konuda en çok size güveniyorum. Her zaman ne diyorum, kale içeriden fethedilir. Yani kaleyi sizler düşüreceksiniz. Şayet hanımlar çok iyi çalışırsa bu iş olur. Biz, kadının iradesinin üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk tanımıyoruz. Öyleyse buradan, bu meydandan gerçek belediyecilik için söz veriyor musunuz? Gençler, hanımları duyuyorsunuz değil mi? Sizin de onlardan aşağı kalmamanız lazım.”

“ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNE, İSTİKRARINA GÖZ DİKENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adayları Cumhur İttifakı olarak ortak göstermediklerini hatırlatarak, “Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hayırda yarış olarak gördüğümüz bu centilmence rekabetin şehrimiz için en güzel şekilde neticelenmesini diliyorum” dedi.

Hangi partiye mensup olursa olsun Türkiye’nin her bireyinin, her Kütahyalının gönüllerinde ayrı bir yerinin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Seçimler gelir geçer ama muhabbet baki kalır. Şu hasbilik gök kubbedeki bir hoş seda misali hep devam eder. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Ülkemizin güvenliğine, istikrarına, kazanımlarına, hedeflerine göz dikenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Bu millet, tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütlerine dayayanlara, onlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek, hükûmette ve belediyede iktidar hülyalarına kapılanları rüyalarından uyandırmaya var mıyız? Bunu yapacağınıza ben inanıyorum.”

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONU ETRAFINDA KENETLENİP YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyetten aldığı rakamlara göre mitinge 35 bin kişinin katıldığını aktararak, “Tabii sandıklara da bunun yansıması lazım. Kütahya’da hamdolsun böyle bir sıkıntımız inşallah yok” diye konuştu.

Şehirlerin bir kısmında yapılan kirli ittifakları takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Kiminde listeler geç veriliyor. Aday isimleri sabahtan akşama sürekli değişiyor. Milletimiz de engin ferasetiyle kapalı kapılar ardında çevrilen dolapları, yapılan pazarlıkları, sahnelenen alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Bugüne kadar olduğu gibi 31 Mart’ta da milletimizle omuz omuza verip, meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız. Türkiye Yüzyılı vizyonu etrafında kenetlenip yolumuza devam edeceğiz. Ben hanımlara güveniyorum. Bu yolculukta Kütahya’nın da desteğini yanımızda göreceğimize yürekten inanıyorum.”

“Şimdi buradan, Millî Mücadele zaferinin ilk işaret fişeğinin atıldığı Kütahya’dan öyle bir ses verin ki, duymayan kalmasın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Kütahya’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” dedi.

Türkiye’nin Gezi olaylarından beri süren 15 Temmuz’da daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen, bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz. Millî birliğimize yönelik saldırıları bertaraf ederken yeri geldi darbecilere karşı canımız pahasına direndik yeri geldi sınırlarımıza dayanan teröristlerle boğuştuk. Cudi Dağı’nda onları mağaralara gömdük. Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, Gabar’da gömdük ve Türkiye’de kendilerine yer bulamadılar” diye konuştu.

Hayat pahalılığıyla da mücadele edildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en çok etkilenen kesimlerin başında emeklilerin bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar emekli maaşlarını bizden önceki dönemlerle kıyas edilemeyecek seviyelere çıkarmış olsak da gönlümüz vatandaşlarımızın hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürmesini istiyor” ifadesini kullandı.

“HARCADIĞIMIZ HER KURUŞU, DEVLETİ VE MİLLETİYLE BİRLİKTE ÇALIŞIP KAZANMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Ekonominin diğer boyutlarının ötesinde hesap kitap işi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin gelirleri ve giderleri arasındaki denge tutturulamazsa tıpkı 1970’lerde ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal ve ekonomik çalkantıların pençesine düşülmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kimi ülkelerin sahip olduğu gibi karşılıksız elde ettiği gelir kaynaklarına sahip olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. Mesela yaklaşık 11 trilyon lira giderle bağladığımız 2024 bütçemizi ele alalım. Bunun 1 trilyon liradan fazlasını deprem harcamalarına ayırdık. Devletin tüm çalışanları için yaklaşık 3 trilyon lira personel gideri var. Yatırımlar için 1,6 trilyon liraya yakın bir kaynak kullanılacak. Emekli maaşları için ayrılan miktar yaklaşık 3 trilyon liraya yakın, eğitim için 1,6 trilyon lira, sağlık için 1,6 trilyon lira, sosyal yardımlar için 500 milyar lira, mahallî idareler için 860 milyar lira tahsis edildi. Diğer kalemleri söylemiyorum bile.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Peki, emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan kazançtan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz.

Şimdi birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız bizim ülkemizde hâlihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. Mevcut maaşların tutarından söz etmiyorum. Sadece 7 bin lira veya 10 bin lira olarak ifade edilen ek artışın maliyetini anlatıyorum. Yani 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa, tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz. Burada konuştuğumuz emeklilerimizin mevcut maaşlarının maliyeti değil yapılması istenen ilave artışların tutarıdır.”

“YAPTIĞIMIZ HER İŞİN HESABINI 85 MİLYONUN TAMAMINA VERMEKLE MÜKELLEFİZ”

Seyyanen artışların emekli maaşları arasında yol açtığı adaletsizliğin farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sırtında yumurta küfesi taşımayanların istedikleri gibi atıp tutabileceğini, sorumluluk makamında olmayanların her aklına eseni söyleyebildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama milletin ülkeyi ve devleti yönetme görevini verdiği bizim için böyle bir durum asla söz konusu değil. Biz yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz. Biz attığımız her adımı en ince detayına kadar hesaplamak zorundayız.” dedi.

Küresel ekonomik krizin dünyanın her yerinde çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere büyük kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açtığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de kendi şartları çerçevesinde bu dalgadan etkilendiğini söyledi.

Tüm bunların üstüne geçen sene “asrın felaketi” olan çok büyük bir deprem yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 6 Şubat depremlerinin ekonomiye maliyetinin 104 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yılsonundan itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyüttükçe ortaya çıkan kazançtan her kesimden insanımız gibi emeklilerimiz de istifade edecek. Siz oturdukları yerden atıp tutanlara bakmayın. Onlar sadece istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Onların ne ülke ne millet ne de emeklilerimiz umurlarında. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Milletimizden sabır ve metanet istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 21 yılının önceki dönemlerinden çok iyi olduğunu, yarınların da bugünden daha iyi olacağını belirtti.

İnsanları, karamsarlık bataklığına sürüklemek isteyenlerin tek derdinin buradan bir kaos çıkartıp ülkeyi kendilerine mecbur etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi partilerini öyle yönetiyor olabilirler ama bu millet kendi geleceği konusunda onların sinsi oyunlarına eyvallah etmez. Ne diyor üstat? ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’ Allah’ın izniyle bu tekerleği tümsekte bırakmayarak Türkiye Yüzyılı bayrağını, kör dünyanın tepesine biz dikeceğiz” diye konuştu.

KÜTAHYA’YA 101 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük ispatının şehirlere yaptıkları yatırımlar olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda son 21 yılda Kütahya’ya 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde 2 bin 900 yeni derslik inşa ettiklerini, şehre ikinci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesi’ni kurduklarını dile getirdi.

Gençlik ve sporda yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e çıkardıklarına, 61 spor tesisi inşa ettiklerine, Kütahya’ya kendine yakışacak bir stadyum kazandırmak için çalışmalara başladıklarına değinen Erdoğan, sosyal yardımlarda Kütahyalı ihtiyaç sahiplerine 2,6 milyar lira tutarında kaynak aktardıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta 320 yataklı Evliya Çelebi Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda 1050 yataklı 11 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi inşa ettiklerini aktardı.

Toplam 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanesinin inşasında sona geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, son teknik testlerini de tamamladıktan sonra hastaneyi vatandaşın hizmetine sunacaklarını bildirdi.

Şehrin ihtiyacına göre önümüzdeki dönemde 800 yataklı bir eğitim araştırma hastanesini de gündeme alabileceklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ayrıca, Domaniç Entegre İlçe Hastanemizin inşası başta olmak üzere beş sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. Kütahya’da TOKİ kanalıyla 12 bin 802 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 1521 konutun yapımı sürüyor. Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz. Şehrimizdeki altı millet bahçesi projesinden üçünü tamamlayıp hizmete sunduk, diğerleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada, Kütahya’da 24 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 359 kilometreye çıkardık. Abide-Simav yolunun ilk 15 kilometrelik kısmını tamamladık, kalanıyla ilgili hazırlıklara devam ediyoruz. Abide-Pazarlar ve Emet-Simav yolları ile Germiyan ve Zafertepe kavşaklarını bu sene bitiriyoruz.”

DOĞAL GAZ YATIRIMLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çavdarhisar-Abide, Dursunbey-Tavşanlı, Hisarcık-Gediz yollarını önümüzdeki sene tamamlayacaklarını, şehrin hem Eskişehir, Afyonkarahisar çıkışlarında trafiği rahatlatacak hem de organize sanayi bölgeleri arasındaki ulaşımı kolaylaştıracak bir yol projesini hayata geçireceklerini söyledi.

Ayrıca mevcut projenin yerine şehrin daha yakınından geçecek bir çevre yolu projesi üzerinde de çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kütahya il sınırları içindeki bütün demir yollarını yeniledik. Eskişehir-Kütahya-Balıkesir hattını elektrikli, sinyalli hâle getirip modernize ettik. Eskişehir-Antalya Hızlı Tren Hattı hayata geçtiğinde inşallah duraklarından biri de Kütahya olacak. Kütahya’ya 21 baraj ve sekiz gölet inşa ettik. Beş baraj ile bir gölet daha inşa ediyoruz. Son 21 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Kütahya’da, 168 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 21 sulama tesisimiz ile toplam 204 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. İnşa ettiğimiz 118 adet taşkın koruma tesisiyle, Kütahya şehir merkezi ile 144 yerleşim yeri ve 11 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduk. Sekiz adet dere ıslahının inşası sürüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahyalı çiftçilere yaklaşık 16 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdiklerini ifade etti.

Kütahya’da altı yeni organize sanayi bölgesi, bir teknopark, dokuz araştırma geliştirme merkezi kurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Biraz sonra açılışını yapacağımız seramik fabrikasıyla Kütahya’nın bu alandaki marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyoruz. İstihdamı desteklemek için Kütahya’daki işverenlere toplam 3 milyar lirayı aşan prim teşviki verdik. Enerjide, Kütahya, Çavdarhisar, Çitgöl, Demirci, Emet, Gediz, Hisarcık, Kuruçay, Simav ve Tavşanlı’ya doğal gazı getirdik. Bu yıl içinde Eskigediz ve Seyitömer’e, 2026 yılında ise Altıntaş ve Domaniç’e doğal gaz arzı sağlamayı hedefliyoruz. Hedefimiz, en kısa sürede Kütahya’da doğal gaz olmayan ilçe ve belde kalmayacaktır.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, NG KÜTAHYA SERAMİK 100. YIL FABRİKALARI AÇILIŞ TÖRENİ’NE KATILDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki programı kapsamında, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Nafi Güral’ın kurduğu Kütahya Seramik’in üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bıraktığını, 8 fabrikaya ve 54 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da üretilen bu seramiklerin 81 vilayetin yanı sıra 5 kıtada 79 ülkeye ihraç edildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon avro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan iki yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz. NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın ülkemize, şehrimize, grubumuza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkânına kavuştuğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubun, istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da takdirle karşıladığını kaydetti.

Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyelerde uygulayan grubun su, ham madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri seviyeye ulaştığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santrallerinin, yenilenebilir enerji alanında da örnek bir yaklaşıma işaret ettiğini söyledi.

“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN TEDARİKÇİLERİ ARASINA ÇIKARTACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetinde olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Sadece kâğıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karnı hâline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.”

Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir sektörün gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki bu ivmenin ülkenin Türkiye Yüzyılı’na hazırlanışının işareti olduğunu belirtti.

“MİLLETİMİZE VERDİĞİMİZ HER SÖZÜ YERİNE GETİRMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞTIK, ÇABALADIK”

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayıp iktidarlarına kadar devam eden dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gecikmeler yaşanmasaydı Türkiye’nin bugün çok daha farklı bir yerde olacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hem eskinin kayıplarını telafi etmek hem geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım” diye konuştu.

Şimdi de Türk milletine “Türkiye Yüzyılı” sözlerinin olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında tadat ederek millete sunduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan olmadıklarını belirterek, şunları paylaştı: “Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkâr edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikaların hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz.”

NG Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kütahya Porselen Sanat Evi tarafından üretilen ve ortasında ayet yazılı el sanatı porselen tabak hediye etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler kurdeleyi keserek NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın açılışını yaptı ve fotoğraf çektirdi.

seers cmp badge