Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 569. Yılı Kutlama Töreni’ne katıldı Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 569. Yılı Kutlama Töreni’ne katıldı için yorumlar kapalı 80788

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’un Fethi’nin 569. Yılı Kutlama ve Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi İlk Fidan Dikim Töreni’ne katılarak bir konuşma gerçekleştirdi.

Eşi Emine Erdoğan’ın katılımıyla, kendilerine eşlik eden çocuklarla birlikte ilk fidanı diken Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına İstanbul’un fethiyle ilgili “Konstantiniyye elbet fetih olunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan ve onun ordusu, askeri ne güzel askerdir” hadis-i şerifiyle başladı.

Aldığı resmî rakamlara göre 560 bin kişinin karşısında bulunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz ne güzel insanlarsınız. Sizler, İstanbul’un inşallah 2023’e giden bu yolda, hazır olduğunuzu gösterdiniz” ifadelerini kullandı.

Katılımcıları ve İstanbulluları selamlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nden, 81 vilayetimizin tamamındaki tüm vatandaşlarıma selamlarımı gönderiyorum. Rabbime, beni böyle şanlı bir milletin ferdi olarak dünyaya getirdiği için hamd ediyorum. Rabbime bana bu fetih nesline hizmet etme şerefi bahşettiği için hamd ediyorum. Rabbime bizleri bugün burada, şu güzel iklimde buluşturduğu için hamd ediyorum” diye konuştu.

“BUGÜN BURADA VİZYON OLARAK KONUŞTUKLARIMIZ, YARIN ÜLKEMİZİN HAKİKATLERİ OLARAK ÖNÜMÜZE ÇIKACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün İstanbul’un fethinin 569. yıldönümü olduğunu hatırlatarak, sözlerine şöyle devam etti: “Cumhur İttifakı olarak bir aradayız. Bu yıl dönümünü temsilen 569 yeniçerimiz burada. Bu demektir ki fethin 600. yıl dönümüne adadığımız 2053 vizyonumuza bir adım daha yaklaştık. 2053 vizyonumuzu temsilen 600 evladımız da burada. Bu sembollerin her biri geleceğe tutulmuş birer ışıktır. Bugün burada bütünüyle bulunan evlatlarımız yarın kendi sorumluluk alanındaki başarıyla, milletimizin iftihar vesilelerine dönüşeceklerdir. Bugün burada vizyon olarak konuştuklarımız, yarın ülkemizin hakikatleri olarak önümüze çıkacaktır. Yahya Kemal’in deyimiyle, biz İstanbul’da mekânı değil, zamanı fethettik. Fetihler işte böyle çağlar üstü olur. Çağlar işte böyle açılır, böyle kapanır. ‘Geceler vardır, uykuyla geçer, sarhoş kusmuklarıyla lekelenir / Geceler vardır, ihtiraslar çağıldar, yuvalar yıkılar / Geceler vardır, dirilişe gebedir, fecr olur / Şehr-i İstanbul fetholunur / Bir çağ kapanır, bir çağ açılır.’ Çağ açıp çağ kapatan ecdada rahmet olsun. Çağ kapatıp, çağ açacak evlatlarımızın gazaları şimdiden mübarek olsun. Zaman bendedir ve mekân bana emanettir şuurundaki gençlerimizin gayretleri kutlu olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyada mücadele yöntemlerinin giderek farklılaştığını, karmaşıklaştığını ve sofistike hâle geldiğini söyledi.

Günümüz şartlarında bilimden teknolojiye, sanattan spora, her alanda verilen mücadelelerin gaza mertebesinde olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun için çocuklarımızı hem bileği güçlü, hem yüreği kavi, hem gönlü zengin, hem zihni aydınlık şekilde yetiştirmemiz gerekiyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda karşısındaki topluluğa baktığında aklına, Yahya Kemal’in “Şu kopan fırtına Türk ordusudur ya Rabbi. Senin uğrunda ölen ordu budur ya Rabbi. Ta ki yükselsin ezanlarla müeyyed namın. Galib et çünkü bu son ordusudur İslam’ın” dörtlüğünün geldiğini dile getirdi.

“Tıpkı Alparslan gibi, tıpkı Kılıçarslan gibi, tıpkı Osman Gazi gibi, tıpkı Fatih gibi, tıpkı Kanuni gibi tüm bu isimler içinde Fatih her devirde dünyanın göz bebeği olan, bugün de aynı vasfını sürdüren İstanbul’u fethetmiş olmasıyla, tarihimizin özellikle kaydına geçmiş, kalbimizde ayrı bir yere sahip olmuştur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’un fethinin, dâhiyane planların, büyük emeklerin, ustaca hazırlıkların, emsalsiz fedakârlıkların, sarsılmaz bir azmin ve kararlılığın neticesinde gerçekleştiğini vurguladı.

“İSTANBUL’UN FETHİ, ANADOLU’NUN EBEDÎ TÜRK YURDU OLARAK KALACAĞININ TARİHE KAZINMIŞ MÜHRÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk tarihinde kolay kazanılmış hiçbir zaferin olmadığını belirterek, şunları kaydetti: “Ama İstanbul’un fethi, Anadolu’nun ebedî Türk yurdu olarak kalacağının tarihe kazınmış mührüdür. Şimdi buradan sesleniyorum. Fetih mübarek olsun. Fethin 569. yılı mübarek olsun. Fetihlerin anası, bu fethin daha nice yılları, asırları şimdiden mübarek olsun. Fatih’ten Allah razı olsun. Fatih’in asırlardır izini takip eden torunlarından Allah razı olsun. Bugün de Fatih’in izinden gitmek için kendini yetiştiren evlatlarımızdan Allah razı olsun. Gençler, şair ne diyor biliyor musunuz? ‘Delikanlım işaret aldığın gün atandan yürüyeceksin, millet yürüyecek arkandan. Sana selam getirdim Ulubatlı Hasan’dan. Elde sensin. Dilde sen. Gönüldesin, baştasın. Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın’. İşte milleti arkasından yürütecek gençlerimiz olduğu sürece bu ülkenin önünde kimse durabilir mi? Duramaz. Atasından aldığı işareti takip eden gençlerimiz olduğu müddetçe bu milletin önünü kimse kesemez. İşte bu gençliği şimdi burada karşımda görüyorum. Maşallah.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Osmanlı’nın fetih hazırlıklarına Orhan Gazi devrinden itibaren başladığına değinerek, “Devrin haritalarına bakıldığında Bizans’ın, Osmanlı’nın, Anadolu ve Rumeli topraklarının ortasında düğün gününü bekleyen bir gelin gibi durduğu görülüyor. Yıldırım Beyazıt, Musa Çelebi ve İkinci Murat tarafından gerçekleştirilen kuşatmaların başarıyla sonuçlanamamasının kendi içinde pek çok sebepleri vardır” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’u fethederek Müslümanların 7 asırlık hayalini gerçeğe dönüştüren Fatih Sultan Mehmet’in aynı zamanda Bizans’ı ve entrikalarını da tarihe gömdüğünü vurgulayarak, “İnşallah bugün de 2023 hedeflerimizi hayata geçirerek 2053 vizyonumuzu adım adım inşa ederek, çağımızın Bizans’larını ve oralarda kurgulanan entrikaları, tarihin tozlu raflarına kaldırmaya hazır mıyız? Gazanız mübarek olsun” sözlerini sarf etti.

Savaşın, zulmün, haksızlığın, adaletsizliğin, ahlaksızlığın çukurunda çırpınan insanlığa, Necip Fazıl Kısakürek’in “Destan” şirinden “Durun kalabalıklar. Bu cadde çıkmaz sokak. Haykırsam kollarımı makas gibi açarak. Durun, durun bir dünya iniyor tepemizden. Çatırtılar geliyor karanlık kubbemizden” dizeleriyle seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyanın kubbesinden gelen çatırtılar kimi zaman salgın hastalık, kimi zaman tabii afet, kimi zaman kıtlık, kimi zaman oluk oluk akan kan olarak karşımıza çıkarken işte biz bu hissiyat içinde ne diyoruz? ‘Durun kalabalıklar’. Şimdi Rusya, Ukrayna’da durum bu mu? Felaket bu mu? Bütün bu felaketler karşısında Türkiye ne yapıyor? İşte bu yanlış gidişe ‘durun’ demenin gayreti içerisinde. Suriye’de Irak’ta, Libya’da ‘durun’ diyoruz. Akdeniz’de, Ege’de ‘durun’ diyoruz. Ukrayna’da, Kırım’da ‘durun’ diyoruz. Bosna’da, Balkanlar’da ‘durun’ diyoruz. Karabağ’da, Kafkaslar’da ‘durun’ diyoruz. Filistin’de, Türkistan’da, Arakan’da ‘durun’ diyoruz. Bu karanlık kubbenin ülkemizdeki aparatlarına da ‘durun’ diyoruz.”

“GELİN ESER VE HİZMETTE YARIŞALIM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi sizlerin huzurunda bunlara sesleniyorum. Ey ülke ve millet düşmanlarının senaryolarının figüranlığına soyunanlar. Ey kendi medeniyetine, tarihine, kültürüne, değerlerine husumet besleyenler. Ey ihtirasları gözlerini körleştirip, kalplerini nasırlaştıranlar, hepinize sesleniyor ve diyorum ki; ey düşmanım sen benim ifadem ve hızımsın. Gündüz geceye muhtaç, bana da sen lazımsın. Hiçbir siyasi çıkar hevesi, hiçbir şahsi ikbal kaygısı, hiçbir etnik veya mezhebi bağnazlık hissi, hiçbir maddi beklenti hırsı bu mübarek milletin hayallerini, bu mübarek ülkenin geleceğini tehlikeye atmaya değmez. Gelin hayırda yarışalım. Gelin eser ve hizmette yarışalım. Gelin sorunların, sıkıntıların çözümünde yarışalım. Gelin vizyonda yarışalım. Evet, biz hepsine varız. Cumhur İttifakı olarak biz hepsine varız. Tavizsiz varız ama bu yarışı asla kör düşmanlığa, yıkıcı siyasete, iftira ve yalan rüzgârına çevirmeyin. Akşam yalan, sabah yalan, bununla bir yere varamazsınız. Yalancının mumu yatsıya kadar yanar. Yatsı geldi geçiyor Bay Kemal. Kendine gel kendine. Ve aynen senin geçmişinde olanlar gibi hani diyorlardı ya rahmetli Menderes ve arkadaşları için ‘uçaklar dolusu altın kaçırdılar, uçaklar dolusu elmas kaçırdılar’. Aynen şimdi ifadeler değişiyor mu? Yok. Aynısını kim kullanıyor? Bay Kemal kullanıyor. Bay Kemal bu yalanlar tutmayacak. İşte 150 bin lira bir yargıdan aldık. 100 bin lira bir yargıdan aldık. Ne yaptı? Toplam 250 bin lira. Ve şimdi bunları Bay Kemal’in o iftira attığı vakıflara gönderdik. Hiç olmazsa bir hayrı olsun.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye küresel güvenlik ve ekonomik dalgalanmalar içinde kendine bir yol açmaya çalışırken bunu sabote edecek işler yapılmaması gerektiğini söyledi.

“TÜRKİYE, TARİHÎ BİR HAYSİYET MÜCADELESİ YÜRÜTÜRKEN, MANDACI ZİHNİYETİ HORTLATACAK ATRAKSİYONLARA YÖNELMEYİN”

Türkiye asırlık sorunlarının çözümü için sınırları boyunca güvenlik koridorları oluşturacak operasyonlar gerçekleştirirken buna zarar verecek davranışlar sergilenmemesi gerektiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bize akıl veriyor, ne diyor? ‘Gidin Esed ile görüşün.’ Sen görüşüyorsun yeter. Biz Suriye’nin kuzeyinde teröristlerle mücadele ediyoruz. Teröristleri biz yere gömüyoruz. Buralardaki teröristlerin kökünü kazıyana kadar devam edeceğiz. Şehitlerimize bu vesileyle Allah’tan rahmet diliyorum. Türkiye, mevcut altyapısı üzerinde yeni bir kalkınma hamlesi başlatırken, günlük sıkıntılar üzerinden asıl hedeflerimize darbe vuracak kurnazlıklar sergileme kolaycılığına kaçmayın. Bir şey elde edemezsiniz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin egemenlik haklarına yönelik tacizlere karşı tarihî bir haysiyet mücadelesi yürütürken, mandacı zihniyeti hortlatacak atraksiyonlara yer verilmemesi gerektiğine vurgu yaparak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu konuların Tayyip Erdoğan’ın şahsı, hükûmeti, partisi, ittifakıyla bir ilgisi yoktur. Bunların hepsi Türkiye’nin meselesidir, bunların hepsi Türk milletinin meselesidir. Hepsi göz ve kalbi ülkemize yönelmiş yüz milyonlarca dostumuzun, kardeşimizin meselesidir. Bunların hepsi asırlık kayıplarımızı telafi etme, ortak hedeflerimize ulaşma meselesidir. Kendi ülkesinin, milletinin, devletinin derdiyle dertlenmeyen, bu ülkenin siyasetçisi de aydını da sanatçısı da iş insanı da olamaz. İşte bunun için diyoruz ki gelin ülkemizi Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılına adadığımız 2023 hedeflerine beraberce ulaştıralım. İşte bunun için diyoruz ki gelin ülkemizi fethin 600. yılına adadığımız 2053 vizyonuyla mutlaka buluşturalım. İşte bunun için diyoruz ki gelin ülkemizi Malazgirt’in bininci yılına adadığımız 2071 hayallerine mutlaka kavuşturalım. Bu uğurda gerekirse her platformunda yedi düvelle kavga edelim. Şimdi hazır mısınız? Şöyle coşkuyla tüm Türkiye duysun, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız, hep birlikte Türkiye olacağız. Her buluşmada ahdimiz bu. “

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millî meselelerin, millî hedeflerin, millî mücadelelerin siyaset üstü ele alınması ve hep birlikte gelecek için doğru olanın yapılması gerektiğine işaret ederek, “Yalanla bu iş olmaz, iftira ile bu iş olmaz, çarpıtmayla bu iş olmaz. Bay Kemal, hepsine karşı çıkmakla da bu iş olmaz. Hele hele insan biraz utanır ya ‘Kaçacak’ türü, akıl ve ahlak dışı hezeyanlarla bu iş hiç olmaz. İşte Erdoğan burada Ataköy’de, ölümüne burada. 15 Temmuz gecesi ben milletimi nereye çağırdım? Atatürk Havalimanı’na. Milletim geldi mi oraya? Geldi. Bay Kemal, FETÖ’cülerle beraber tankların arasından Bakırköy Belediyesine gitti. Orada kahvesini yudumladı. Biz ise oradan mesajımızı verdik. ‘Kaçacak’ dediğiniz kişi Tayyip Erdoğan yani. Biz vesayet güçlerinin nobranlığından kaçmamışız, biz terör örgütlerinin ve onların ağababalarının ateş topu gibi üzerimize gelen saldırılarından kaçmamışız. Biz siyasetin ve ekonominin küresel tetikçilerinin tuzaklarından kaçmamışız. Biz işte 15 Temmuz gecesi savaş uçaklarının, helikopterlerin, tankların, tüfeklerin namlularından kaçmamışız. Biz, gözümüzü burada açtık, ilk havamızı burada soluduk, Allah’ın izniyle son nefesimize kadar da buradayız. Gençler beraber miyiz, kaçmak yok değil mi? Beraber yürüyeceğiz bu yolda” ifadelerini kullandı.

“HEPSİNİN İHANETİ ÖNÜNDE SONUNDA ORTAYA ÇIKTI”

Bugüne kadar kendilerine “kaçacak” diyenlerin hepsinin zoru görünce kuyruklarını kıstırıp kaçtıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kimi terör örgütlerine sığınarak kaçtı, kimi yabancı istihbarat örgütlerinin kucağında kaçtı. Almanya’da, Fransa’da, Belçika’da, Hollanda’da olanlar var. Bunlar da oralara gittikleri zaman onlarla sohbet ediyorlar. Kimi kılık değiştirip kamyon kasasında, kimi bot üstünde kaçtı. Kimi darbecilerin açtığı yoldan belediye başkanının evine kaçtı. Nasıl kaçarlarsa kaçsınlar, hepsinin ihaneti önünde sonunda ortaya çıktı. Allah ömür verirse kimin son nefesine kadar bu millete hizmet edeceğini, kimin kaçıp gâvurun kılıcını çalacağını hep birlikte göreceğiz. Biz bu ülke ve milletin sevdalısıyız. Ne diyor Hayyam? ‘Karanlık aydınlıktan kaçar, yalan doğrudan kaçar. Üzülme, doğruların kaderidir, kargalar sürüyle kartallar yalnız uçar.’ Evet, Türkiye kartallar gibi yalnız uçmak zorunda kalsa da leş kargalarının güdümüne girmeyecek, ellerine kalmayacaktır. Türkiye’nin davası, hak davasıdır. Türkiye, tek başına da kalsa bu yolda, bu hak yolunda yürümeyi sürdürecektir. Milletimiz tek başına da kalsa bu kutlu mücadeleyi sürdürecektir. Üzülme, bu davanın sahibi Hak’tır. Hak olan davada zafer muhakkaktır.”

“BU MİLLET, O YURDUN BENZERİ YÜZLERCE ESERLE DÜNYANIN DÖRT BİR YANINDA BAYRAĞINI DALGALANDIRIYOR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhakkak olan zafere inançları ile büyük ve güçlü Türkiye davası yolunda yürümeye devam edeceklerinin altını çizerek, şunları söyledi: “Ülkemizde yaptığımız onca eseri görmeyenlerin, New York’ta BM karşısında yükselen 36 katlı Türk Evi’nin temsil ettiği misyonu görmeyenlerin, Diyanet Vakfı’nın Maryland’deki merkezinin üstlendiği vazifeyi görmeyenlerin, New York’taki 21 katlı yurt binasının gerisindeki gayeyi görmeyenlerin özellikle görmelerini de beklemiyoruz. Peki, bu yurt binasının yapılmasından kimler rahatsız? FETÖ’cüler, PKK’lılar, Ermeni ve Rum lobileri, sivil toplum kuruluşu görünümlü istihbarat aygıtları, CHP ve Bay Kemal rahatsız. Çünkü bu yurt hizmete girdiğinde, Amerika’ya eğitime giden gençlerimizi terör örgütleri başta olmak üzere ülkemiz düşmanı yapılar ağlarına düşüremeyecektir. Bu yurt hizmete girdiğinde anneler, babalar çocuklarını huzurla eğitime gönderebilecekler. Bunların asıl derdi, o yurdun inşası için harcanan para değildir. Hamdolsun bu millet, o yurdun benzeri yüzlerce eserle dünyanın dört bir yanında bayrağını dalgalandırıyor.”

“KAHIRLARINDAN ÖLSELER DE BİZ BU OYUNLARI DA BOZACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kahırlarından ölseler de biz bu oyunları da bozacağız. Hasetlerinden çatlasalar da biz bu eserleri tamamlayıp milletimizin hizmetine vereceğiz. İşte bütün bunlarla beraber bu yolda kararlılıkla devam ediyoruz. Hayatları boyunca ülkeye ve millete kazandırdıkları tek bir eserleri olmayan, hep olduğu gibi boyunlarını büküp yutkunarak orada verilen hizmetleri seyredecekler. Diğer alanlar gibi burada da büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasına engel olamadıkları için efendilerinden yedikleri zılgıt da yanlarına kar kalacak” diye konuştu.

Bu zihniyetin Gezi Olayları sırasında İstanbul sokaklarını “Zulüm 1453’te başladı” yazılarıyla kirlettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Burada tek meselenin İstanbul olmadığını bilmemiz lazım. Bu nefretin sokaklara taşmasına Ayasofya mücadelesi başlı başına bir sebeptir. Fatih’in kutlu bayrağımızı taşıdığı yerler başlı başına bir sebeptir. Biliyorsunuz Fatih Sultan Mehmet Han sadece İstanbul’un fatihi değildir; Sırbistan’ın, Mora’nın, Atina’nın, Eflak’ın, Boğdan’ın, Bosna’nın, Hersek’in ve Arnavutluk’un da fatihidir. 1473 Otlukbeli Zaferiyle Osmanlı sınırlarına kattığı Doğu Anadolu illerinin de fatihidir. Karadeniz’i bir Türk gölüne çeviren, Amasra, Sinop, Trabzon ve Kırım’ın da fatihidir. Roma’ya korkulu günler yaşatan Otranto Seferi’nin fatihidir. Cenevizliler’den ve Venedikliler’den alarak Ege ve Akdeniz’de Osmanlı’yı söz sahibi yaptığı adaların da fatihidir. Bu fetihler, kuruluş dönemini tamamlayan Osmanlı’yı cihanşümul bir devlete dönüştürmüştür. İstanbul’un fethini işte bu geniş coğrafyaya medeniyet mührünü vurmamızın sembolü olarak görmek gerekir.”

“BİZİM MEDENİYETİMİZDE FETHETMEK, İŞGAL ETMEK, YAĞMALAMAK DEĞİLDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Batılı devletlerden farklı olarak Osmanlı’nın fethettiği her yerde medeniyetin en güzel örneklerini sergileyen imar hareketleri başlattığını belirterek, şunları söyledi: “İnşa ettiğimiz camiler, medreseler, kütüphaneler, çeşmeler, köprüler, çarşılar, hanlar hamamlar, kervansaraylarla fethettiğimiz beldeleri yepyeni bir çehreye büründürdük. Diğer padişahlar gibi Fatih de geniş bir coğrafyada birliğin ve adaletin tesisi için samimi gayret göstermiştir. Çünkü bizim medeniyetimizde fethetmek, işgal etmek, yağmalamak değildir. Fethetmek, Allah’ın emrettiği adaleti o beldede hâkim kılmaktır. Eğer idareniz altına aldığınız bir yerde adaleti tesis edip zulme engel olamadıysanız ‘orayı fethettik’ diyemezsiniz. İşte şimdi burada, ülkesi ve milleti, önceliği medeniyet davası olmayanlar, fethin sırrına elbette vakıf olamaz. Türkiye NATO’daki konumunu ülkemizin terör örgütleriyle mücadelesinde yeni kazanımlara tahvil etmeye çalışırken, çıkıp ‘Siz ne istiyorsanız biz onu yaparız.’ diyenler fethin manasını elbette kavrayamazlar. Burada sınır güvenliğinden denizlerdeki haklarımıza kadar her konuda bizim değil, karşımızdakilerin safında yer alanlar, fethin idrakine elbette varamaz.”

“İSTANBUL’UN EN BÜYÜK AFET TOPLANMA ALANI OLARAK HİZMET VERECEK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin kentin en büyük yeşil alanı olacağını söyledi. Atatürk Havalimanı arazisinin kullanılmaya devam eden kısımları dışında kalan 5 milyon metrekarenin üzerindeki alanını Millet Bahçesi yaparak İstanbul halkının hizmetine sunduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “145 bin ağaç ve fidan buraya dikilecek. Spordan pikniğe, kitap okumadan yürüyüşe, fuardan müzeye kadar her türlü faaliyetin yürütüleceği bir alan olacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu bahçenin yaşlılardan çocuklara herkese hitap edeceğini belirterek, Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ni günde 1 milyon insanın yararlanabileceği bir yer hâline getireceklerini dile getirdi.

“Millet Bahçemiz aynı zamanda İstanbul’un en büyük afet toplanma alanı olarak hizmet verecek” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Dünyanın hiçbir yerinde bir şehre böylesine bir yeşil alan kazandırılması projesine karşı çıkacak aklı başında tek bir kişi bulamazsınız. Ama ülkemizde aklını kiraya vermiş, siyasi husumet uğruna her şeye gözü kapalı karşı çıkmayı adet hâline getirmiş bir kesimle karşı karşıyayız. Bunlar köprüye karşı çıkar, bunlar havalimanına karşı çıkar, bunlar parka, ağaca, yeşile karşı çıkar. İşlerine gelince ‘ağaç kesilecek’ yaygarasıyla, ülkenin altını üstüne getirirler. İşlerine gelmeyince beceriksizlik sebebiyle şehrin göbeğinde kesilmiş ağaçları görmezden gelirler. İşte Beşiktaş Çırağan, o bölgede çınar ağaçlarını nasıl kestiklerini gördünüz. İşlerine gelince çevrecilik adına ortalığı karıştırırlar. İşlerine gelmeyince dünyanın en önemli iklim anlaşmasına taraf olmamızı görmemezlikten gelirler. İşlerine gelince yeşil edebiyatı yaparlar, işlerine gelmeyince burada olduğu gibi asfaltperestliğe, betonperestliğe soyunurlar. Bunun için bu riyakârları, bu yeminli ülke düşmanlarını, sinsi beşinci kol aparatlarını dikkate almıyoruz, almayacağız. Milletimiz de bunları adam yerine koymadığını inşallah 2023’te gösterecek.”

“BİZ BU MİLLETE HİZMET İÇİN VARIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin demokrasi ve kalkınma kervanının menziline doğru ilerlediğini bildirdi. Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’nin ülkeye ve İstanbul’a hayırlı olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu millet bahçesini önümüzdeki yıl bu zamanlar hizmete açmış olacaklarını söyledi.

Bu millet bahçesinin ülkeye kazandırılmasında emeği geçen ve geçecek olan Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile diğer kurumlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Atatürk Havalimanı Millet Bahçemizin küçük bir modeli olan 8 bin metrekarelik şu alandaki çınardan ıhlamura 16 türden 569 ağacın, toprakla buluşan 2053 çiçeğin, şehitlerimizin ölümsüzlüğünü simgeleyen 350 yaşındaki zeytin ağacının, projenin tamamı bittiğinde burada yeşerecek 145 bin 530 ağacın, velhasıl her bir unsurun ayrı bir anlamı var, ayrı bir mesajı var. Dereler bizim, bahçe bizim, bunlar kültürümüzün ayrılmaz parçaları. Burada da Pınarbaşı’ndan başlayarak tüm bahçeyi boydan boya geçecek bir deremiz akacak. Bostanlarda dalından meyve ve sebze toplayacak çocuklarımız, tabiatla doğrudan temas içinde olacak. Kapasitesi 28 bin kişiyi bulan etkinlik çayırı her türlü kültürel faaliyete ev sahipliği yapacak. Farklı konseptlerde kurulacak çocuk oyun alanları evlatlarımızın hayal güçlerini geliştirecek.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tüm peronlar, hangarlar, binaların, fuarlardan bilim merkezlerine kadar çeşitli amaçlarda kullanılacağını anlattı. Buradaki 1006 odalı şehir hastanesini 3 ayda yaptıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz bu millete hizmet için varız. Biz milletimizin efendisi olmaya değil, hizmetkârı olmaya geldik. Aynısını Sancaktepe’de 3 ayda yaptık. Biz feda-i can ettik bu millet için ve bu şekilde de bu yola devam edeceğiz. Bu bölgenin hava kalitesini hazırlayacağımız millet bahçesi ile değiştireceğiz” ifadelerini kullandı.

ATATÜRK HAVALİMANI MİLLET BAHÇESİ

Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ne İstanbul’un fethini temsilen dikilecek 145 bin 300 ağacın ilki olacak fidanın dikimi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleşti.

Emine Erdoğan ve Sevgi Evlerinden gelen çocukların da aralarında bulunduğu 100 çocuk da fidan dikiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a eşlik etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, anı olarak kütüğe plaka çaktı.

Törene; TBMM Başkanı Mustafa Şentop, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Gençlik ve Spor Bakanı Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, AK Parti Genel Başkanvekilleri Numan Kurtulmuş ve Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Mustafa Destici de katıldı.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 6

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadelenin içindeyiz. Hükûmetlerimiz döneminde hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim-öğretime tahsis ettik. 81 vilayetimize, anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Burhan Felek Stadyumu’nda 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün tamamlanan eğitim öğretim yılının ülke, millet ve tüm öğrenciler için hayırlı olmasını diledi.

Önünde bulunan alanı görünce gençlik yıllarının aklına geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu stadyumda, Altunizade Stadyumu olarak geçerdi, çok top oynadım. Bu stadyumun hatıraları var bende. Sakatlandığımız zamanlar oldu ama o heyecanı yaşamak ve o heyecanı yaşarken bir taraftan da öğrencilik yıllarımızı devam ettirmek bizde farklı anılar bıraktı” diye konuştu.

Ülkenin dört bir yanında şu an karne sevinci yaşayan tüm öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük Türk Müziği Çocuk Korosu’nu az önce saygıdeğer hocamızın riyasetinde dinledik. Gerçekten bu kadar kısa zamanda nasıl hazırlandınız, nasıl bu coşkuyu bize yaşattınız? Gerçekten takdire şayan. Bize Türk klasik müziğinden sunduğunuz parçalarla bundan sonraki süreçte de değişik yerlerde inanıyorum ki bu sunumları birlikte yapmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

“YARININ TÜRKİYE’SİNİ, GÖZLERİNİN PARILTISI KALBİMİZİ ISITAN ÇOCUKLAR, GENÇLER İNŞA EDECEK”

Eğitim öğretim yılı boyunca yağmur, kar ile çamur demeden öğrencileri en güzel şekilde yetiştirmek için fedakârca görev yapan öğretmenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartları zorlama pahasına çocuklarının eğitiminden taviz vermeyen anne ve babaları da kutladı.

“Her eğitim öğretim yılı sonunda işte bugün burada olduğu gibi zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, ahlaklı nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığını yeniden yaşıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımızla her bir araya gelişimizde, her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık yarınlarına dair umutlarımız daha da güçleniyor çünkü yarının mühendisleri, doktorları, öğretmenleri bugün karne alan çocuklarımızın arasından çıkacak. Yarının bilim insanları, sanatçıları, düşünürleri, siyasetçileri bugün okul bahçelerinde neşeyle koşturan evlatlarımızın içinden çıkacak. Yarının Türkiye’sini, gözlerinin parıltısı kalbimizi ısıtan işte bu çocuklar, gençler inşa edecek. Bunun için tam 20 yıldır, önce eğitim öğretim diyoruz. Bunun için eğitim-öğretimi her işin başı olarak görüyoruz. Bunun için bütün imkânlarımızı eğitim öğretim için seferber ediyoruz.”

“EĞİTİME HARCANAN HER KURUŞUN, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILAN EN BÜYÜK YATIRIM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretime harcanan her kuruşun Türkiye’nin geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğunu söyledi.

Erkeğiyle kızıyla tüm evlatlar okusun, zengininden fakirine her vatandaşın çocuğu, en nitelikli eğitim-öğretim imkânına kavuşsun istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti.

Hükûmetleri döneminde hazırladıkları tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim öğretime tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ile anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdıklarını anımsattı.

Göreve geldiklerinde 78 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtlarıyla pansiyonlarıyla spor salonlarıyla kütüphaneleriyle ülkenin eğitim altyapısını tamamen yenilediklerini, özellikle maddi durumu sınırlı ailelere verdikleri maddi desteklerle çocuklarını okula göndermelerini teşvik ettiklerini söyledi.

Son 2,5 yıla damga vuran salgın sürecinde eğitime yaptıkları tüm devasa yatırımların meyvesini toplama fırsatı bulduklarından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geriye doğru baktığımızda şu gerçeği net bir şekilde görebiliyoruz: Şayet eğitim bütçemizi 10,3 milyar lira seviyesinden bugünkü 274,3 milyar lira seviyesine çıkarmasaydık, derslik sayımızı 343 binden alıp 611 bine yükseltmeseydik, öğretmen kadromuzu 730 bin yeni atamayla güçlendirmeseydik, 81 vilayetimizdeki tüm okulları en modern teknolojiyle teçhiz etmeseydik velhasıl 2002’den beri eğitim-öğretime gereken önceliği vermeseydik biz de diğer ülkeler gibi salgın döneminde çok ciddi sıkıntılarla, çok büyük zorluklarla karşılaşırdık. Son 20 yılda tüm bunları ve daha pek çok adımı atarak evlatlarımızın eğitiminde kesinti yaşanmasının önüne geçtik. Öğrenci sayısı en fazla artan ülke olmamıza rağmen uluslararası kalite göstergelerinde en yüksek artış sağlayan ülkelerden biriyiz. Ders kitaplarını ücretsiz dağıtarak vatandaşlarımızın sırtındaki büyük bir yükü ortadan kaldırdık. Şimdiye kadar ücretsiz olarak evlatlarımıza ulaştırılan toplam kitap sayısı 4 milyar adedi buldu. Ayrıca yıllardan beri şikâyet edilen yardımcı kaynak sorununu da çözdük. Artık yardımcı kaynaklar da Bakanlığımız tarafından hazırlanıp ücretsiz bir şekilde öğrencilerimize ulaştırılıyor. Bugüne kadar dağıtılan yardımcı kaynak kitap sayısı 36 milyonu geçti. Sene sonuna kadar inşallah 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz.”

Her yerde matematik anlayışıyla TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği hâlinde matematik seferberliğini başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitim seferberliğiyle de yılsonuna kadar 3 bin anaokulu ve 40 bin ana sınıfı hedefini gerçekleştirmek için gece gündüz çalıştıklarını aktardı.

“GÜNLERİNİZİ SADECE BİLGİSAYARLA İNTERNETLE TABLETLE EKRAN BAŞINDA ZİYAN ETMEYİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin bugünden itibaren 3 ay sürecek uzun bir tatil dönemine gireceklerini hatırlatarak, şu tavsiyelerde bulundu: “Tatil elbette dinlenmek, oyun oynamak, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle birlikte keyifli vakit geçirmek demektir. Sizler de güneşin tadını çıkaracak, belki bir topun, belki bir uçurtmanın, belki bir kelebeğin peşinde saatler boyu koşacak, koşturacaksınız. Bisiklete binecek, parklarda oynayacak, arkadaşlarınızla doyumsuz sohbetlere dalmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Kiminiz memleketine gidecek, büyüklerini ziyaret edecek, akrabalarınızla bir araya geleceksiniz, kiminiz tatilini daha farklı yerlerde, daha farklı faaliyetlerle geçirecek. Tüm bunları yaparken, tatilin dinlenmeyle birlikte yeni şeyler öğrenme fırsatı olduğunu da lütfen unutmayın. Tatilin sevincini doyasıya yaşarken kitaptan, okumaktan, araştırmaktan asla vazgeçmeyin. Bilgisayarda veya sokakta arkadaşlarınızla oyun oynarken aynı zamanda yeni şeyler öğrenmekten, kendinizi geliştirmekten de geri durmayın. Özellikle günlerinizi sadece bilgisayarla internetle tabletle ekran başında ziyan etmeyin. O da aşırı bir bağımlılığı getirir. O bağımlılık da tehlikedir. Bir sanat dalıyla veya bir spor branşıyla muhakkak ilgilenmeye çalışın. Çevrenizdeki imkânları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayın.”

Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu amaçla önemli bir proje başlattığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene öğrencilere yönelik yaz okulları açıldığını bildirdi.

Matematik, yabancı dil, bilim ve sanat alanlarında açılacak yaz okullarıyla çocukların tatillerini en verimli şekilde değerlendirmelerini arzu ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve diğer kurumlarımızın sizlere yönelik pek çok çalışması var. Her birinizin, devletimizin sizlere sunduğu bu imkânlardan en güzel şekilde istifade edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Karne sevinci yaşayanları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilere başarılar dileyerek, şunları kaydetti: “Burada bulunan öğrenciler başta olmak üzere karne sevinci yaşayan tüm yavrularımızı tebrik ediyorum, evlatlarımızı yetiştiren, milletimize ve insanlığa faydalı bir fert olmalarına katkı sağlayan öğretmenlerimize tekrar şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesile ile Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi daha ömürlerinin baharındayken bölücü terör örgütü tarafından alçakça şehit edilen öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyor, gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla.”

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya, Millî Eğitim Bakan Yardımcıları Petek Aşkar, Nazif Yılmaz ile Sadri Şensoy, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ile eşi Canan Yazıcı da katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından “Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi” kapsamında öğrencilerden oluşturulan “dünyanın en büyük çocuk korosu” olan, 3 bin 120 kişilik Geleneksel Türk Müziği Çocuk Korosu yılsonu gösterisi düzenledi.

Hezarfen Ahmet Çelebi Ortaokulu öğrencisi Nehir Naz İskurt ile İstanbul Ticaret Odası Marmara Anadolu İmam Hatip Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Abdurrahman Doğan’a karneleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “NATO meselesinde İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz. Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında milletvekillerine, TBMM’nin komisyon ve Genel Kurul faaliyetlerinde başarılar diledi.

AK Parti’nin Adana’da gerçekleştirdiği Gençlik Şöleni’ndeki coşkunun, partisinin gençlerle arasındaki güçlü köprüyü görmelerine imkân sağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gençlere bir müjde vermek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve kamuoyunda ‘öğrenci affı’ diye bilinen teklifi, önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunuyoruz. Bu teklif, lisans, yüksek lisans, doktora seviyesindeki öğrencilerimizden eğitimlerini bırakmak mecburiyetinde kalanlara, belirli şartlarda okullarına dönüş yolunu açıyor. Yükseköğrenimlerini tamamlamak isteyen gençlerimize yeni bir fırsat tanıyacak bu teklifin şimdiden tüm öğrencilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki hafta önce Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki İstanbul’un Fethi törenlerinde 560 bin vatandaşla bir araya geldiklerini anlatarak, “Dünyanın göz bebeği bu şehre olan sevgimizi, fethin manasının idrakiyle bir kez daha tüm milletimizle paylaştık. İstanbul’u fethetmek kadar ona hizmet etmenin de önemli olduğunu yaptığı eserlerle ispatlamış bir kadroyuz. Bu anlayışla tüm dikkatimizi ve enerjimizi bu şehri geleceğe taşıyacak projelere veriyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

“YUNANİSTAN ÜZERİNDEN ÜLKEMİZE KARŞI OYNANAN OYUNUN FARKINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Efes 2022 Tatbikatı vesilesiyle gittiği İzmir’de hem Ege’deki gelişmelerle ilgili mesajlarını muhataplarına tüm açıklığıyla ilettiğini hem de İzmir teşkilatlarıyla bir araya geldiğini belirterek şunları kaydetti: “Tarihte hep olduğu gibi birileri tarafından şımartılarak üzerimize salınan Yunanistan üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunun farkındayız. Sorun, Yunanistan’ın bu oyunun farkında olmaması veya bu oyunun gönüllü figüranlığına soyunmasıdır. Biliyorsunuz film çekimleri boyunca en çok yorulan, yıpranan, hırpalanan, hatta kolu kanadı kırılan figüranlardır. Ama sahnede onların ismi ve cismi asla gözükmez. Yunanistan’ın başına geçmişte gelen budur. Şayet yanlışta ısrar ederse bundan sonra gelecek olan da budur. Biz, bölgemizde ve dünyada küresel siyasi, ekonomik, askerî bir güç olarak varlığımızı tahkim ederek hep sürdüreceğiz. Ama onlar bu kafayla üç otuz yevmiyeye çalışan figüranlıktan öteye geçemeyeceklerdir. Sağ olsun İzmir teşkilatımız da İl Danışma toplantımızdaki coşkusuyla bu mesajlarımıza çok güzel destek oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini NATO konusunda taktik hata yapmakla suçlayan CHP’ye “iki çift sözlerinin” olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde zor şartlarda kurulan uçak, silah ve makine fabrikalarını kapatarak savunma sanayimizi dışa bağımlı hâle getiren, Adalar meselesinde dirayetli duruş sergilemeyerek ülkemizi bugünkü tartışmaların içine düşüren, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel yönetim sisteminde ülkemizin hak ettiği konumda yer almasını sağlayamayan, velhasıl taktik değil stratejik hatalarıyla Türkiye’nin çıkarlarını koruyamamış bu parti bize ders veremez” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP, eski CHP değil” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet bunların eskisinden ne hayır gördü ki yenisinden fayda beklesin” diye konuştu.

“Onlar önce kendi içlerindeki Rum, Yunan, Avrupa, Amerika, PKK, FETÖ sevdalısı beşinci kol elemanlarını temizlesinler” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin diğer tüm meselelerini Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle biz hâl yoluna koyarız. NATO meselesinde de İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz” dedi.

“BU KAPI YERLİ VE MİLLÎ DURUŞ SERGİLEYENE AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi: Dış politikada sen bize ders veremezsin. Sen daha çıraksın, kalfa dahi olamadın. Dün bir, bugün iki. Ne oldu ki bu iktidara ders vermeye kalkıyorsun. Önce haddini bil, haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler. Bunu da bilmeleri lazım. Biz dış politikada İsveç, Finlandiya, niye bunlara karşı tavır alıyoruz? Neden? İsveç’in, Finlandiya’nın sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız, onların yanında mı yer alacağız? Ey TÜSİAD, siz onların yanında yer alabilirsiniz. Biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız, bunu bilesiniz. İşte Batı’yı görüyoruz. Almanya’da caddelerde Alman polisinin nezaretinde bu terör örgütleri yürüyüşler yapıyorlar. Fransa’da yürüyüşler yapıyorlar. Maalesef İngiltere’de hakeza öyle. Avrupa’nın bütün ülkelerinde, aynı durumla karşı karşıyayız. Bütün bunlara karşı sizin ali menfaatlerinizi korumak için sesimizi çıkarmayacak mıyız? Kusura bakmayın, sizden önce gelen ağa babalarınız da aynı kafadaydılar, görüyorum ki siz de aynı kafadasınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın ve görüyorum ki sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz. Aynı merkez belli, CHP. Oradan size neyi sufle ediyorlarsa siz de aynen o ağızla konuşuyorsunuz. Sizden önceki ağa babalarınız da böyle konuşuyordu siz de aynı şekilde konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve millî duruş sergileyene açıktır, yerli ve millî duruş sergilemeyene kapalıdır” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum. Bizden önceki yönetimlerin düştüğü hataya düşmeyecek, aynı delikten bir daha asla ısırılmayacağız. Bu arada dünyada ülkemizin adını Turkey’den Türkiye’ye dönüştürme kararımızı başarıyla hayata geçirirken, diğer alanlarda aynı yöntemi takip edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu kapsamda artık millî hava yolumuz da uluslararası uçuşlarını Turkish Airlines değil Türk Hava Yolları ismiyle yapacaktır. Bu kadarı, öküz altında buzağı arayanlara herhâlde yeter.”

VAN ZİYARETİ

Geçen hafta Van’da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanından toplu açılış töreninin yapıldığı meydana, oradan tekrar dönüş yoluna kadar Van’daki her anda vatandaşlarla samimi ve coşkulu bir şekilde hasret giderdiklerini ifade etti.

Bu gidişte, terör gölgesinden kurtulan, depremin ardından yeniden inşa ettikleri, altyapısıyla yüzünü geleceğe dönen bir Van gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akşam gençlerle Van denizinin kenarında bir araya geldik. Yani bilerek söylüyorum, Van denizi diyoruz. Şimdi bu CHP hemen coşar ‘orası deniz değil, göl’ falan diyebilir. Biz neyin göl neyin deniz olduğunu çok iyi biliriz. Evelallah biz Karadeniz uşağıyız, dolayısıyla deniz neresidir göl neresidir çok iyi biliriz” diye konuştu.

Tarımdan sanayi ve turizme kadar her alanda kabına sığmayan, büyüme ve gelişme yolunda koşmak için sabırsızlanan bir Van gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Van, sadece bölgesinin değil, ülkemizin en önemli lokomotiflerinden biri olmaya hazırlanıyor. Biz de gerek son 20 yılda yaptığımız yatırımlarla gerek hâlen devam eden çalışmalarla gerekse yeni projelerle Van’ın hep yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Bundan 11 yıl önce Van depreminden hemen birkaç saat sonra şehre vardığında karşılaştığı manzarayla bugünkü fotoğraf arasında 3Adeta asırlık fark olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, bu güzel şehri ayağa kaldırma, bu güzel şehrin insanlarına umut aşılama şerefine biz nail olduk. O zaman terör örgütünün belediye başkanı, oraya su dahi getiremedi. Biliyorsunuz, büyük şehirlerde su getirme görevi belediyenindir ama onlar getiremedi. Biz DSİ kanalıyla Van’ın su problemini çözdük. Bunu benim Vanlı kardeşlerim herhâlde çok iyi biliyordur. Bundan sonraki süreçte de durum yine aynı şekilde devam etti. Altyapısından üstyapısına kadar tüm bunları biz yaptık. Van’da 10 binlerce konut inşa ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle sohbeti Edremit ilçesinin olduğu bölgede yaptıklarını, Edremit’in âdeta bir yalı kent hâline döndüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: “Modern konutlarla beraber Edremit ilçesi bir güzellik arz ediyor, bu hâle geldi. Erciş’e bakıyorsun, Erciş aynı şekilde, bunları hep iktidarımız yaptı. Onların da yine konutları her şeyiyle çok çok güzel ve gerçekten gezip görmeye de değer. Tuşba aynı, işte geçenlerde malum bir deprem yaşadılar ve o deprem bizleri ciddi manada üzdü ama Allah’tan burada ölüm vakaları ile karşılaşmadık. Esasen terör örgütünün pençesinden kurtardığımız, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her türlü altyapısını inşa ettiğimiz bölgedeki tüm şehirlerimizde benzer bir kıpırdanma görüyoruz. Hemen denizin öbür tarafında Bitlis, Tatvan aynı şekilde. Orası da ayağa kalkıyor. Ciddi manada gelişmeler var. Bitlis’in Ahlat’ı görmeye değer. İnşallah Ağustos’un 25’inde Ahlat’ta olacağız ve Ahlat’tan 26 Ağustos’ta anma merasimlerini yaşamaya yürüyeceğiz. Allah’ın izniyle bu dip dalganın önünde, terör örgütü artığı siyasetçilerle yurt dışında ülkemizi karıştırmak için sürekli fitne ateşi yakan mankurtlar başta olmak üzere kimse duramayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Meriç’in, “Işık doğudan gelir” diye tarif ettiği büyük medeniyet atılımının membalarının Erzurum, Van, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Hatay gibi şehirler olacağını belirtti.

“VATAN TOPRAKLARININ HER KARIŞINA İZİMİZİ BIRAKMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yüreğini açıp, kendilerini beklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeter ki biz buna layık olalım. Yeter ki biz buna layık olacak gayreti, çalışmayı, mücadeleyi ortaya koyalım. Yeter ki biz eser ve hizmet siyasetimizi samimiyet ve tevazu ile taçlandıralım. Emin olun gerisi çok kolay. Bunun için önce 2023 seçimlerini zaferle neticelendirmeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece hem milletin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkacak hem 2023 hedeflerinden geri adım atılmasına izin vermeyecek hem de 2053 vizyonunu güçlendirecek bir başarı kazanacaklarını dile getirerek, “İnşallah 2023’ten sonra da 23 milyon üye hedefiyle daha çok çalışarak, vatan topraklarının her karışına izimizi ve terimizi bırakmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gelecek yılın aşağı yukarı bugünlerinde yapılacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri için geri sayımın başladığını söyledi.

Her ne kadar muhalefetin, “erken seçim” lafları etmeyi sürdürse de seçim takviminin kendi mecrasında ilerlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin erken seçim filan istediği yok. Hatta bizim ülkemizde muhalefet, mümkünse hiç seçim olsun istemez. Çünkü bunlar herhangi bir sorumluluk üstlenmeden, sadece konforunu yaşayarak siyaset yapmaya alışmışlar. Milletin derdiyle dertlenmek, bölgesel ve küresel krizlerle boğuşmak, eser ve hizmet peşinde koşmak bunların yapacakları, yapmak isteyecekleri bir iş değildir” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN TAMAMININ BASİRET VE FERASETİNİ HAFİFE ALIYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sel felaketinde İstanbul, Ankara ve İzmir’in hâlini gördüklerini kaydederek, “Herhangi bir altyapı çalışmaları var mı, yok. Hiçbir altyapı çalışmaları da olmadığı için bu felaketlerde bakıyorsunuz, birisi Bodrum’da seyahatte, öbürü Eskişehir’de seyahatte, öbürü nerede olduğu belli değil. Böyle garip bir yapı var. Bunlar dertli değil. Hani Neşet Ertaş diyor ya; ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diye. Bunların millet için, vatan için aşk ile koşmak diye bir dertleri de yok. Nitekim kazara bir sorumluluk altına girdiklerinde ortaya çıkan manzarayı hep beraber gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün seçim lafı ettiği hâlde, daha adayının ismini zikredemeyenlerin derdinin ülkeye ve millete hizmet olmadığını anlamak için öyle çok da derin analizlere ihtiyaç yoktur. Her şey gün gibi ortada. Bir masa kurmuşlar ama avara kasnak misali buradan çıkan hiçbir siyaset, hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi sizlere Nasrettin Hoca’nın meşhur bir fıkrasıyla altılı masanın durumunu izah etmek istiyorum: Hoca ihtiyaca binaen komşularından birinden borç almak zorunda kalmış. Ancak daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Yine bir gün adam borcunu istediğinde Hoca, ‘Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim’ demiş. Buna rağmen adam bırakmamış Hoca’nın yakasını, ‘Söyle Hoca, ne zaman, kimden bulup vereceksin borcunu’ diye üstelemiş. Hoca, ‘Bak komşu, kapının önüne çalı ektim.’ Adam ‘Niye’ diye sormuş. Hoca, ‘Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak’ demiş. Adam ‘Ee sonra’ diye merakla sormuş. Hoca da ‘Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek. Ben de götürüp pazarda satacağım. Senin paranı da işte o zaman ödeyeceğim’ demiş. Bu cevap üzerine adam katıla katıla gülmeye başlayınca Hoca, ‘Hâlden bilmez, gördün peşin parayı böyle gevrek gevrek gülersin değil mi?’ demiş. Altılı masanın cumhurbaşkanı adayını belirleme meselesi de Hoca’nın borcunu ödeme fıkrası gibi ilerliyor. Güya seçim tarihi belli olsa, adayları hazır.”

Tarihi zaten belli olan seçimler için ortada aday olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerine ‘Adayınızı nasıl belirleyeceksiniz’ diye sorulduğunda Nasrettin Hoca’nın borç ödemesinden daha muğlak cevap veriyorlar. Önce ‘Oturma sırasında anlaşabilirsek, bir araya geleceğiz’ diyorlar. Sonra ‘Başarabilirsek, ilkeleri, prensipleri, öncelikleri belirleyeceğiz’ diyorlar. Ardından ‘Uzun bir aday listesi çıkaracak, her adayın artılarını ve eksilerini tespit edeceğiz’ diyorlar. Şayet masanın etrafındakilerden biri arıza çıkarmazsa, ‘Uzun listeyi biraz daha kısaltacağız’ diyorlar. ‘Kısa listedeki adayları herkes, irtibat hâlinde olduğu yabancı büyükelçilere sunacak, onların icazetini ve kararını bekleyeceğiz’ diyorlar. ‘Tüm bunları atlattıktan sonra adayları tekrar görüşecek, tartışacak, yeniden masaya yatıracağız’ diyorlar. ‘Bu süreç içinde şayet seçimi kaçırmaz, sandığa gitmeyi de unutmazsak milletimizin huzuruna bir adayla çıkacağız’ diyorlar. Velhasıl Nasrettin Hoca’nın ektiği çalılarla borcunu ödeme ihtimali, altılı masanın cumhurbaşkanı adayı belirleme ihtimalinden daha fazladır. Aylarca masada kimin nerede oturacağının kavgasını vermiş bir curcuna ittifakından başka ne beklenebilir ki…” şeklinde konuştu.

“Henüz kendi temel meselelerini çözmeyi beceremeyenlerin, milletimizin sıkıntılarına derman olması mümkün mü” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her hafta bir skandalla, kumpasla, siyasi ayak oyunuyla gündeme gelenlerin, değil seçimi, 2023’ü görmelerinin dahi muhal olduğunu dile getirdi.

Altılı masa tarafının “adaylarını açıklamama” stratejilerinden birinin de yıpranma korkusu olduğunun söylendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neymiş? Şayet adaylarını bugünden ilan ederlerse bir sene içinde o isim yıpranabilirmiş. Bu nasıl aday ki ismi gündeme gelir gelmez hemen yıpranıyor? Bu nasıl aday ki millet tanıdıkça sevme, teveccüh etme yerine ondan soğuyor, sırt çeviriyor? Bu nasıl aday ki zaman geçtikçe güneşi görünce eriyen buz misali itibar ve zemin kaybediyor? Bu nasıl aday ki siyaset sahnesinde kaldıkça boyası dökülüyor, makyajı akıyor, gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Bunun adı strateji değil, siyasi hokkabazlıktır, milleti kandırma gayretidir. Anlaşılan o ki; bunlar, defolu ürün satan gözü açık tüccar misali el çabukluğu ve katakulliyle adaylarını sandıktan çıkarabilme peşindeler. Şark kurnazlığı hesaplarıyla sadece kendi seçmenlerini değil, milletimizin tamamının basiret ve ferasetini hafife alıyorlar. Milletimiz bu abrakadabra siyasetinin defterini düreli çok oldu” görüşünü paylaştı.

Sandıkta seçmeni aldatmaya çalışanların aslında kendi çapsızlıklarını, kifayetsizliklerini ortaya döktüklerinin farkında olmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz ise milletimize olan saygımız gereği yaptığımız çağrılarla Bay Kemal başta olmak üzere CHP’yi ve altılı masayı bu cendereden, bu utanç girdabından kurtarmaya çalışıyoruz. Bu arada Kılıçdaroğlu’na tekrar söylüyorum: Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla. Bunu söylediğimden bu yana ortadan kayboldu. Her gün bir kurumun kapısına dayanıyor. Her gün bir yerlere, ‘Ya bana katılın ya önümden çekilin’ diyerek kürsü yumruklayan, her gün bir başka yalan ve iftira üzerinden ‘Hesaplaşacağız’ diye höyküren, velhasıl daha düne kadar yere göğe sığmayan bu zatın sesi birden kısılıverdi. Gerçi yine kürsüye çıkıp bir şeyler söylüyor ama üzerinde, yüzünde, sesinde belirgin bir yılgınlığın, çekingenliğin, korkaklığın izini görmemek mümkün değil.”

“ESKİ TÜRKİYE’YE AİT ÖN YARGILARIN ARTIK TÜRK SİYASETİNDE YERİ YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Biz kararımızı verene kadar sen otur oturduğun yerde” dediğini ifade etti. Hâlbuki Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanlığının 12, ömrünün 73. yılında nihayet kendini göstereceği, isim yapacağı, nam salacağı bir fırsatı yakaladığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bürokrasideyken batırdığı kurumların, siyasette girdiği her seçimde yenildiği partisinin, bir türlü gün yüzü görmeyen bahtının son deminde şöyle efsane bir çıkış yapmaya hazırlanıyordu. Kadim kültürümüzün, ölümsüz eseri… Bilirsiniz, Dede Korkut’un Boğaç Han hikâyesini. Eski Türklerde çocuklar ancak bir kahramanlık gösterdikten sonra isim alabilirlermiş. Boğaç Han da meydana salınan bir boğayı, alnına vurduğu yumrukla yere serdikten sonra isim alma hakkını kazanmış. Bu zat da yaşı biraz geçmiş de olsa, işte böyle bir hevesle cumhurbaşkanlığı adaylığı peşinde koşuyor. 6’lı masanın etrafında, altından ve masanın görünmeyen geri taraflarından yükselen sesler ise işinin zorluğuna işaret ediyor. Öyle ki birileri hemen devreye girip ülkemizin tamamen geride bıraktığını düşündüğümüz bazı tartışmaların fitilini yeniden ateşlemekten bile çekinmedi.”

Henüz 6’lı masanın adayı belli değilken “meşrep fitnesi” ortaya atıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü’ Nereden çıktı bu?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tehlikeli tartışmada duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Eski Türkiye’ye ait ön yargıların artık Türk siyasetinde yeri yoktur. Bay Kemal, senin meşrebin ne olursa olsun biz senin meşrebinle ilgilenmiyoruz merak etme. Çık ortaya, namert değil mert ol, adaylığını açıkla veya adayını açıkla. Allah’ın izniyle iktidarda olduğumuz müddetçe hiç kimse bu ülkenin vatandaşlarını, meşrebi, kökeni, kimliği veya siyasi görüşü dolayısıyla ötekileştiremez, hor, hakir göremez. Biz bu zatın bürokrasideki ve siyasetteki beceriksizliğini, kifayetsizliğini her fırsatta yüzüne vururuz ama asla geçmişiyle kimliğiyle veya diğer vasıflarıyla uğraşmayız. Çünkü bu ülkede Anayasa’da belirlenen şartları taşıyan her bir insanımız cumhurbaşkanlığı adaylığı dâhil her türlü hakka sahiptir. Osmanlının son döneminde ülkeye en büyük hizmetleri vermiş hakanına istibdat iftirası atan cahillere ise ileri geri konuşmak yerine önce dizlerini kırıp tarihlerini öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Madem millete hizmet iddiasındasınız, yabancıların iftira dolu hezeyanları yerine önce bu milletin tarihini, kültürünü, inancını doğru şekilde öğrenin. Kürsülerden milletin değerlerini aşağılayan kitapları sallamak yerine gidin milletimizin bu zihniyete verdiği dersleri öğrenin. Şanlı tarihimizi bilmeden, insanımızı tanımadan, asırlardır bizi bir arada tutan kadim değerleri öğrenmeden ne bu ülkeye, ne de bu millete hizmet edebilirsiniz. Bunlar milletimizin önüne çıktıkça, ajansların güdümünden kurtulup kendileri gibi hareket etmeye başladıkça, gerçek sorularla, gerçek sorunlarla yüzleştikçe asıl kalibreleri daha iyi anlaşılacak. Biz sabır ve azimle çalışacak, kendi işimize bakacak, kendi programımızı uygulayacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız. Milletimiz onlar hakkındaki nihai hükmünü önümüzdeki yıl haziran ayında sandıkta verecek.”

6’lı masanın gizli ortağı HDP’nin, terör örgütü elebaşının emriyle geçtiğimiz günlerde yol açtığı rezalet görüntülerini unutmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Kadıköy’de işlenen rezaletin başrolünde yer alan sözde milletvekili ile onun yanında, arkasında bulunan milletvekillerinin geçmişte hangi provokasyonlarda yer aldığını, hangi karanlık niyetlere alet olduklarını gayet iyi biliyoruz” dedi.

DBP’li Salihe Aydeniz’in dosyasının çok kabarık olduğunu, 60 küsur dosyada suç layihası bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisinden bu ihanetinin bedelini hukuk önünde sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağız. Açık ve net söylüyorum; Süratle dokunulmazlığının kaldırılıp, yine süratle bu türlerinin artık bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını AK Parti olarak bizler ortaya koyuyoruz. Meclis’in de bu hususta üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz” diye konuştu.

EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda karşılaştığı her krizi fırsata, her sınamayı kazanca, her saldırıyı tahkimatını güçlendirmeye dönüştürme konusunda çok büyük bir tecrübe sahibi olduğunu belirterek, bu durumun ekonomide de geçerli olduğunu söyledi.

Dünyayı sarsan 2008 finans krizinden Türkiye’nin güçlenerek çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’yı sarsan 2011 borç krizinden de yara almadan çıkıldığını anlattı.

Gezi Parkı olaylarıyla başlayıp, darbe ve kaos denemeleriyle süren sinsi saldırılardan da dimdik, ayakta çıkıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın üzerine kabus gibi çöken koronavirüs salgınından en az hasar, en fazla kazanç sağlanarak çıkıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan savaşın küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinden de yine en az kayıpla ve gelen fırsatları değerlendirerek çıkmanın gayreti içinde bulunduklarını dile getirdi.

Bu süreçte bedeller ödendiğini, maddi-manevi nice kayıplar yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik olarak en büyük bedeli de bu son dönemde ödüyoruz. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürüyor. Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere tüm ekonomiler enflasyonda 40 yıldır görmedikleri seviyelerle boğuşuyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak için yoğun çaba içinde olduklarını söyledi. Karadeniz’de keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazı bir an önce millî sisteme bağlamak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazartesi günü Filyos’ta Karadeniz Gazı Denize İlk Boru İndirme ve Kaynak Töreni’ni yaparak bu yönde önemli bir adım daha attıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve yenilenebilir enerji kaynak potansiyelini en üst seviyede değerlendirecek her yolu ve yöntemi devreye aldıklarını ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmeye bağlı olarak pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamların rahatsız edici düzeyde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Keşke ülkemizin her yerinden petrol fışkırıyor olsa da bu durumun önüne geçebilsek ama petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten hem de kurdaki artıştan anında etkileniyoruz. Petrol fiyatlarının katlanarak artan bugünkü seviyesinin sadece bizim değil, hiçbir ülke bakımından sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bu fiyatların makul fiyatlara düşmesiyle birlikte pompa fiyatlarının da gerileyeceğini ümit ediyoruz. Dünyanın tamamının yaşadığı bu sıkıntıyı biz de göğüsleyecek ve sabırla düzelmesini bekleyeceğiz. Bu arada elbette kendi işimize bakacak, önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. ‘Sel gider kum kalır’ veciz ifadesinde olduğu gibi önemli olan, bu küresel dalga dindiğinde hangi kazanımlara sahip olacağımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ekonomideki gelişmelerin anlatıldığı “Üreten Türkiye” başlıklı videoyu partililere izletti. Videoda, Türkiye ekonomisinin, küresel enflasyona ve belirsizliklere rağmen büyümeye, istihdam imkânları oluşturmaya ve ihracatta rekorlar kırmaya devam ettiği belirtildi.

Bu sorunları tartışırken madalyonun diğer yüzünü de ihmal etmediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, ülkemizde ekonomik sorunlara teşhis yanlış koyulduğu için, tartışmalar ve çözüm arayışları da yanlış mecrada yürümektedir. Öyle diyor TÜSİAD’ın şu anda başındaki, ‘Büyüme her şey değildir.’ Öyle diyor, ‘İhracat endeksli bir büyüme her şey değildir.’ İhracat olmazsa büyüme olmazsa sen ayakta duramazsın. Bütün bu adımlar, hepsi CHP ağzı. İhracatın olmayacak, büyüme olmayacak sadece ithalat öyle mi? İthalat seni zaten bitirir, batırır. Böyle şey mi olur? ‘İthalata dayalı bir ihracat’ dersen bunu aklım alır. Öyle ürünler var ki bu ithalata dayalıdır. Ama ihracatı bir kenara koyacak olursan o ülke zaten yürümez. Biz bunları yapıyoruz ama sizin mantığınız, anlayışınız zaten bu işleri almaz. Bundan dolayı da iki de bir başkan değiştiriyorsunuz. Başka gidecek yeriniz de yok. Türkiye’deki enflasyon, kamu maliyesindeki bozulmadan, arzdaki azalmadan ve talepteki aşırı yükselişten değil de enerjiden kura kadar farklı sebeplerin ağırlıklı olduğu sorunlardan kaynaklandığı için, buna klasik anlayışla çözüm aramak beyhudedir. Diyorlar ki ‘Akademisyenleriniz olacak.’ Be zavallı, bizim yanımızda, kurullarımızda akademisyenlerimizin olmadığını sana kim söylüyor? Bizim çalışanlarımızın içinde akademisyenlerimiz de var, partimizin içinde, TBMM’de akademisyenlerimiz de var. Biz kiminle, nerede, nasıl çalışacağını 20 yıldır ispat etmiş olan bir partiyiz. Bay Orhan, bundan sonra hangi akademisyenlerle çalışacağımızı sana sorarız, senin vereceğin isimlerle çalışırız. Kafaya bak. Bunlar ne zavallı.”

“İHRACATIMIZ REKOR KIRARAK YILLIK 243 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Bütçe disiplini, finans kesiminin gücü ve vatandaşların varlık gücüyle Türkiye’nin altyapısının muhkem olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cari dengede yılın ilk 4 ayında enerji ve altın hariç 37 milyar doların üzerinde fazladayız. Doğrudan yabancı yatırımlarda son 12 ay itibarıyla 14 milyar dolara yakın bir seviyedeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide “En pahalı mal, bulunmayan maldır” diye bir gerçek olduğunu hatırlatarak, “Biz de dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük felaketin; işsiz kalmak, evine aş götürememek, çoluğunun çocuğunun karşısına boynu bükük çıkmak olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye Ekonomi Programı’nın önceliklerinin başına istihdamı yerleştirmelerinin rastgele bir tercih olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, elde ettikleri neticelerin, bu tercihlerinin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini anlattı.

Türkiye’nin, istihdamında ulaştığı 30,4 milyon rakamıyla tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdamda bu çıtayı daha da yükseltmek ve hedefi yakalamak için yatırımı, üretimi, ihracatı teşvik ediyor, girişimcilerimize her türlü desteği veriyoruz. Son yayınlanan verilere göre, sanayi üretimi yüzde 10,8 oranında artarak yine beklentileri aştı. İhracatımız rekorlar kırarak yıllık 243 milyar dolar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

“KAPSAMLI VE RAHATLATICI ADIMLAR PLANLIYORUZ”

Ulaşabildikleri herkese “Yeter ki üretin, yeter ki çalışın, yeter ki istihdam oluşturun, yeter ki ihracat yapın” dediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sadece bu kadarla da kalmıyoruz, dar gelirlilerin ve ücretlilerin hayat pahalılığı sebebiyle ortaya çıkan refah kayıplarını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz. İşçi, memur, emekli, çiftçi hiçbir kesimi ihmal etmeden tüm imkânları seferber ederek her bir insanımızın derdiyle dertleniyoruz, sıkıntılarına çözüm arıyoruz. Bu doğrultuda ocak ayında çok önemli adımlar attık. Temmuz ayında enflasyon farkları ile yine bir rahatlama sağlayacağız. Yılbaşında çok daha kapsamlı ve rahatlatıcı adımlar planlıyoruz. İnşallah önümüzdeki şubat, mart ile birlikte enflasyon da önemli ölçüde gerileyeceği için attığımız adımların, insanlarımızın hayatlarındaki etkilerini daha iyi görebileceğiz. Sosyal yardım programlarımızın hem miktarlarını artırdık. Hem de kriterlerini esneterek kapsamını genişlettik. Şimdi hiçbir insanımızın gerçek anlamda yokluğa ve yoksulluğa mahkûm olmaması için her türlü çabayı sergiliyoruz. Bugün ülkemizdeki sorun, işsizlik veya benzeri yollarla gelir kaybına uğranılması değil, mevcut gelirle daha az satın alma gücüne sahip olunmasıdır. Biz de işte buraya odaklanıyoruz. İnşallah geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin her meselesini çözdüğümüz, milletimizin her beklentisine cevap verdiğimiz gibi bu sıkıntının da ötesinden ve üstesinden biz geleceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

Send this to a friend