“Dünya güvenlik ve ekonomi mimarisi yeni baştan yapılanırken Türkiye her alanda farkını ve gücünü ortaya koyuyor” “Dünya güvenlik ve ekonomi mimarisi yeni baştan yapılanırken Türkiye her alanda farkını ve gücünü ortaya koyuyor” için yorumlar kapalı 80789

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti 30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Dünya güvenlik ve ekonomi mimarisi yeni baştan yapılanırken Türkiye her alanda farkını ve gücünü ortaya koyuyor” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam’da AK Parti 30. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün ve yarın gerçekleştirecekleri çalışma oturumlarında, meclis faaliyetlerinden güvenlik ve dış politikaya, ekonomiden tarım ve enerjiye kadar pek çok başlığı sunumlar, soru ve cevaplarla ele alacaklarını söyledi.

Toplantının, AK Parti, Türkiye ve millet için hayırlara vesile olması temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biliyorsunuz, en son İstişare ve Değerlendirme Toplantımızı 2019 Ekim’inde yapmıştık. Salgın döneminde toplantılarımıza mecburen ara verdik, hamdolsun ülke ve millet olarak bu sıkıntılı süreci en az kayıpla geride bıraktık” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kovid-19 teşhisi ile hayatını kaybeden yaklaşık 99 bin vatandaşa Allah’tan rahmet diledi, hastalığı geçirenlere de geçmiş olsun dileğinde bulundu.

Türkiye’nin Kovid-19 salgını ile mücadelesine ilişkin Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu zorlu süreçte sergilediği dirayetli duruş, ülkemize 20 yılda kazandırdığımız hizmet ve eserlerin önemini bir kez daha göstermiştir. Ülkemizin son 20 yıldaki kazanımları her alanda hayatımızın ayrılmaz birer parçası hâline geldiği için çoğunun altında kendi imzamızın olduğunu dahi unutmaya başladık. Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür derler” değerlendirmesinde bulundu.

“DERS KİTAPLARI İLE BİRLİKTE YARDIMCI KAYNAKLARI DA ÖĞRENCİLERİMİZE ÜCRETSİZ DAĞITMAYA BAŞLIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, millete verilen hizmetlerin her fırsatta hatırlanması ve hatırlatılması gerektiğini belirterek “İktidara gelirken milletimize ‘Ülkemizi dört temel unsur üzerinde yükselteceğiz’ dedik. Bunlar eğitim, sağlık, adalet ve emniyet temelleri. Bunun içinde her zaman eserlerimizi ve hizmetlerimizi anlatmaya bu sırayla başlıyoruz” dedi.

Son 20 yılda Türkiye’ye kazandırdıkları asırlık eser ve hizmetlerin kısa bir özetini paylaşacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz 20 yılda eğitimde yükseköğretim dâhil toplam eğitim bütçemizi yılda 10,3 milyar liradan 274,3 milyar liraya çıkardık. Derslik sayımızı 343 binden 611 bine yükselttik. Hükûmete geldiğimizde 526 bin öğretmen varken biz bugüne kadar toplam 730 bin yeni öğretmen ataması yaptık. Öğrencilerimize 2003 yılından beri toplam 4 milyar adet ders kitabını her eğitim-öğretim yılı başında masalarında olacak şekilde ücretsiz olarak verdik. Artık ders kitapları ile birlikte yardımcı kaynakları da öğrencilerimize ücretsiz dağıtmaya başlıyoruz” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Maarif Vakfı vasıtasıyla 49 ülkede 406 okul, bir yükseköğretim kurumu, 21 eğitim merkezi ve 44 yurt ile eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdürdüklerini anımsatarak şunları söyledi: “İktidarı devraldığımızda 76 olan üniversite sayımız, bugün 208’e ve 81 vilayetimizin tamamında 70 bin olan akademik personel sayımız 185 bine, 1,5 milyon olan üniversite öğrencisi sayımız bunun altını özellikle çiziyorum 8,3 milyona çıktı.”

“19 ŞEHİR HASTANEMİZLE BİRLİKTE HİZMET KALİTESİNİ YÜKSELTTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sağlıkta farklı kurumlara bağlı hastaneleri birleştirerek sağlık sigortasını neredeyse nüfusumuzun tamamını kapsayacak şekilde genişleterek tarihî bir reforma imza attık. Bunun yanında hastane yatak sayımızı 164 binden 258 bine, nitelikli yatak sayımızı 19 binden 165 bine yükselttik. Açtığımız toplamda 25 bin 298 yatak kapasiteli 19 şehir hastanemizle birlikte hizmet kalitesini yükselttik. Toplamda 18 bin 794 yataklı 14 şehir hastanemizin inşası ikisinin ise ihale ve proje çalışmaları devam ediyor. Son dönemde devlet hastanelerindeki sağlık hizmetleri konusunda muayene randevularındaki gecikmeler başta olmak üzere sistemdeki kimi aksaklıklar ile ilgili şikâyetler gelmeye başladı. Salgının bitmesiyle bu sorunları hemen gündemimize aldık, süratle çözümünü sağlayacak adımları atıyoruz.”

Gençlik ve spor alanında, gençlik merkezi sayısını dokuzdan 407’ye, spor tesisi sayısını bin 575’ten 4 bin 127’ye çıkardıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 182 binden 746 binin üzerine, yükseköğrenim burs ve kredi tutarını öğrencileri için aylık 45 liradan 850 liraya, yüksek lisans öğrencileri için aylık 90 liradan bin 700 liraya, doktora öğrencileri için aylık 135 lirayı 2 bin 550 liraya yükselttiklerini hatırlattı.

“TOPLAM İSTİHDAM SAYISI 30 MİLYONU GEÇTİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile ve sosyal hizmetler alanında son 20 yılda toplam 522 milyar liranın üzerinde sosyal yardım yardım yaptıklarına işaret ederek şunları kaydetti: “Kamuda 192 bin yeni engelli kardeşimizi istihdam ettik. Şiddet önleme ve izleme merkezleri şönimleri 81 ilimizde faaliyete geçirdik. Son 10 yılda kadın konukevlerinde toplam 325 bin kadınımız ve 190 bin çocuğumuz misafir oldu. Çalışma ve sosyal güvenlikte 2002 yılında 184 lira olan net asgari ücret bugün 4 bin 253 liraya ulaştı. İstihdamda 2002 yılında 12 milyon olan aktif sigortalı sayımız bugün 24 milyon 504 bini bulurken, toplam istihdam sayısı 30 milyonu geçti.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldiklerinde 9 bin 349 olan hâkim savcı sayısını, bu yıl itibarıyla 22 bin 709 dokuza yükselttiklerini, mahkeme sayısını adli yargıda yüzde 91, idari yargıda yüzde 42 artırarak davaların sonuçlanma süresini hızlandırdıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, inşa ettikleri 276 adalet hizmet binasıyla yargı faaliyetlerinin yapılan işin önemine uygun mekânlarda yürütülmesini sağladıklarını dile getirerek merdiven altı adaletçiliğe son verdiklerini kaydetti.

“GÜVENLİ BÖLGELERE, 500 BİNİN ÜZERİNDE SURİYELİ KARDEŞİMİZİN DÖNMESİNİ SAĞLADIK”

İçişleri alanında, valilikleri ve kaymakamlıkları yetkiden bütçeye kadar her alanda güçlendirdiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Yerel yönetim mevzuatlarında yaptığımız düzenlemelerle mahalli idare sistemimizi günümüz ihtiyaçlarına cevap verecek seviyeye çıkardık. Muhtarlarımızı özlük haklarından çalışma binalarına kadar her alanda destekledik. Düzensiz göçle mücadele için 16 bin kişi kapasiteli 26 geri gönderme merkezi kudurduk. Suriye’de derinleşen insanlık dramına karşı sınır ötesi harekâtlarımızın başladığı günden bugüne oluşturduğumuz güvenli bölgelere, 500 binin üzerinde Suriyeli kardeşimizin geri dönmesini sağladık.”

Türk milleti için güçlü bir orduya sahip olmanın tarih boyunca hep olageldiği gibi bugün de bir tercih değil mecburiyet olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Uzunca bir süre ordumuzu içten içe çürütmek, ölürsem şehit kalırsam gazi anlayışında vücut bulan vatan müdafaasında zafiyete düşürmek, tarihiyle ve kadim değerleriyle bağını koparmak için her yola başvurdular. Bunun için her dönem farklı araçlar, farklı kişiler kullandılar. En son FETÖ ihanet çetesinin ordumuz içindeki elemanlarıyla bu emellerine ulaşmaya çalıştılar. Hamdolsun, milletimizle birlikte bu büyük ihanet oyununu bozduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “FETÖ’den temizlediğimiz Türk Silahlı Kuvvetlerimizi personel temini ve eğitiminden silah gücüne kadar her alanda dünyanın en modern orduları arasına katacak adımları attık. Bu sayede Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı, Bahar Kalkanı harekâtları ve Nisan ayında başlattığımız Pençe-Kilit Operasyonu ile güney sınırımızda oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu darmadağın ettik. Hem güney sınırlarımızdaki güvenlik hattımızın eksiklerini yeni harekâtlarla tamamlayacak hem de karasıyla, deniziyle, havasıyla tüm kuvvetlerimizi her türlü göreve hazır hâle getirecek çalışmaları titizlikle yürütüyoruz” dedi.

“ÜLKEMİZİN HER KARIŞINA MÜHRÜMÜZÜ VURDUK”

AK Parti hükûmetleri döneminde, milletin hayatında en büyük kolaylıkları sağladıkları alanlardan birinin ulaştırma olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, 6 bin 100 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol mesafesini 28 bin 550 kilometreye, bin 710 kilometreden devraldıkları otoyol uzunluğunu 3 bin 532 kilometreye çıkardıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldiklerinden sonra Türkiye’deki kara yolu tünel sayısını 83’ten 466’ya, tünel uzunluğunu 50 kilometreden 651 kilometreye, köprü ve viyadük uzunluğunu 311 kilometreden 724 kilometreye yükselttiklerini ifade ederek şunları kaydetti: “Son 20 yılda ülkemizin dört bir yanında hizmet aldığımız Osmangazi, Yavuz Sultan Selim, Adıyaman-Nissibi, Elazığ-Ağın Tohma, Hasankeyf-2, Çanakkale 1915 köprüleriyle; Bolu Dağı, Avrasya, Ilgaz 15 Temmuz İstiklal, İzmir Konak, Erkenek, Cankurtaran, Sabuncubeli, Ovit, Kızılcahamam-Çerkeş, Salarha, Pirikayalar tünelleriyle, İstanbul-Bursa-İzmir, Kuzey Marmara, Menemen-Aliağa-Çandarlı, Ankara-Niğde, Kınalı-Tekirdağ, Çanakkale-Savaştepe otoyollarıyla, daha burada saymakla bitiremeyeceğimiz nice eserlerimizle ülkemizin her karışına mührümüzü vurduk. Toplam bin 213 kilometre hızlı tren hattı, 2 bin 74 kilometre demiryolu ağır, 8 bin 453 kilometre elektrikli ve sinyalli hat inşa ederek 21 bin 590 kilometre demiryoluyla demir yollarımızı âdeta yeniden ayağa kaldırdık.”

Hava yollarında yapılan yatırımlara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, iktidara geldiklerinde 26 olan havaalanı sayısını 31 ilaveyle 57’ye çıkardıklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi tüm vatandaşlarımız hangi şehre giderse gitsin indiği zaman havaalanına veya havalimanına, oradan evine ortalama yarım saatte ulaşma imkânına sahip. Modern bir hayat yaşamayı, medeni bir hayat yaşamayı işte attığımız bu adımlarla sağladık” diye konuştu.

Denizcilikte de tersane sayısını 37’den 84’e, yat bağlama kapasitesinin 8 bin 500’den 18 bin 545’e yükselttiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bilgi ve iletişim teknolojilerinde ise 2002 yılında sadece 3 bin olan geniş bant abone sayısının 87,5 milyona, elektronik devlet kullanıcısının da 57,6 milyona ulaştığını söyledi.

“YENİ MÜJDELERLE MİLLETİMİZİN KARŞISINDA OLACAĞIZ”

Çevre ve şehircilik alanındaki yatırımlara da dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Son 20 yılda atık su arıtma tesisi sayısı 145’ten bin 176’ya ve atık su arıtma hizmeti verilen belediye nüfusu yüzde 35’ten yüzde 90’a çıkarttık. Kentsel dönüşüm kapsamında 59 ilimizde 277 riskli alanda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. 446 millet bahçesi projemizden 128’ini tamamladık. 126 millet bahçemizin yapımı, 192’sinin ise ihale, proje ve yer seçim süreci devam ediyor. TOKİ eliyle toplam 1 milyon 100 bin konut ürettik, 3 milyon konutun dönüşümünü tamamladık. İnşallah yakında bu konuda yeni müjdelerle milletimizin karşısında olacağız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 20 yılda çiftçilere 183 milyar lira tutarında tarımsal destek verdiklerini belirtti.

Tarımsal gayri safi yurtiçi hasılayı yaklaşık 37 milyar liradan 407 milyar liraya yükselttiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman varlığını da 21 milyon hektardan 23 milyon hektara çıkardıklarını; baraj sayısını 276’dan 930’a, hidroelektrik santral sayısını 97’den 730’a, içme suyu tesisi sayısını 84’ten 370’e, sulama tesisi sayısını bin 764’ten 3 bin 325’e, taşkın koruma tesisi sayısını 5 bin 18’den 10 bin 267’ye ulaştırdıklarını belirtti.

“MİLLETİMİZE GÜVENDİĞİMİZ, ÜLKEMİZE İNANDIĞIMIZ İÇİN 20 YILDIR AYAKTAYIZ”

Milletin refahını yükseltmeye yönelik hazine ve maliye politikaları sayesinde millî geliri 238 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına kadar getirdiklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadelere yer verdi: “Şayet, Gezi olaylarıyla başlayan ve ardı ardına devam eden ihanetlerin ülkemize kur, faiz, enflasyon şer üçgeni üzerinden ödettiği ağır bedeler olmasaydı bugün 1,5 trilyon doları bulan bir millî gelirle çok farklı bir yerde olacaktık. Sahnede ülkemiz aleyhine hangi oyun sergilenirse sergilensin gerisinde bunu destekleyecek bir ekonomik sabotaj mutlaka vardır. Buna rağmen ülkemize, ne siyasette ne ekonomide diz çöktürülmesine izin vermedik, vermeyeceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin şehit kanlarıyla heba edilen kaynaklarıyla kaybedilen vaktiyle ödediği bedellerde payı olan herkesin yakasına yapışmak boynumuzun borcudur. PKK’yla mücadelemizin de FETÖ’nün üzerine tavizsiz gidişimizin de CHP ve şürekâsına karşı siyaset zemininde verdiğimiz sert mücadelenin de sebebi, milletimize olan işte bu borcumuz, işte bu sorumluluğumuzdur” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Karşımıza çıkarılan aktörlerin birer aparat, yürütülen kampanyaların birer proje olduğunu biliyor; asıl mücadeleyi, bu aparatların yularını ellerinde tutanlara, projelerin gerçek sahiplerine karşı veriyoruz. Biz ‘başaramayacaksınız’ diye meydan okudukça üzerimize yeni yöntem ve araçlarla gelmeyi sürdürenlere diyoruz ki, bu milletin son ferdi de toprağa düşmeden sinsi senaryolarınızı hayata geçiremeyeceksiniz. Biz istiklal ve istikbal diyerek mücadele bayrağını yükselttikçe ayağımıza taktıkları çelmeleri artıranlara diyoruz ki, bu milletin son ferdi de şehit olmadan aziz vatanımızın tek karış toprağını kirletemeyeceksiniz. Biz ‘büyük ve güçlü Türkiye’ diyerek hedeflerimize kilitlendikçe eşi benzeri görülmemiş bir kin ve nefretle üzerimize saldıranlara diyoruz ki, son ferdi de nefesini tüketmede bu milleti esir alamayacaksınız.”

Türkiye’nin ekonomide geldiği yerin de yaşadığı kayıpların da bu perspektiften değerlendirmek gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Tabii onların göremedikleri, fark etseler bile anlayamadıkları bir gerçek var. Bu gerçek, Türkiye’nin potansiyelinin ve gücünün kâğıt üzerindeki ölçeklerin çok üzerinde olduğudur. Eğer biz kâğıt üzerindeki hesaplara kalsaydık ne vesayetle mücadelemizi başarıya ulaştırabilirdik ne terörle mücadelemizi zaferle neticelendirebilirdik ne darbecileri bozguna uğratabilirdik ne de uluslararası ayak oyunlarıyla baş edebilirdik. Biz milletimize güvendiğimiz, ülkemize inandığımız, inancımızdan şüphe duymadığımız için 20 yıldır Allah’a hamdolsun ayaktayız. Hani ‘komünistin komünistliği parayı buluncaya, ateistin ateistliği uçak sallanıncaya kadardır’ derler ya aparatları ve ağababalarıyla bunların havası da milletin önüne çıkıncaya kadardır. Onun için hep ne diyoruz, elbette ihtiyatı ve tedbiri elden bırakmadan biz kimin ne dediğine ne yaptığına bakmadan kendi işimizi yapacağız, kendi işimizi Allah’ın izniyle yürüteceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin toplam yatırım miktarını 70 milyar liradan 2 trilyon lira seviyesine kadar yükselttiklerini belirtti.

Hafta başı açıklanan 2022 yılı ilk çeyrek büyüme verilerine göre, dünya küçülürken Türkiye’nin büyümesinin yüzde 7,3 olarak gerçekleştiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ticarette 36 milyar dolar olan ihracatı 225,2 milyar dolara ulaştırdıklarını, yılsonu hedefinin ise 250 milyar dolar olduğunu kaydetti.

“SAVUNMA SANAYİİNDE İHRAÇ EDİLEN ÜRÜN ÇEŞİDİNİ 228’E YÜKSELTTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dış ticaret hacminin 87,6 milyar dolardan 500 milyar dolar sınırına dayandığını ve ihracat yapan firma sayısının 33 bin 523’ten yaklaşık 3 kat artışla 101 bin 361’e çıktığını aktararak, “Hani diyorlar ya ‘kepenkler iniyor’ falan. İşte bak ben size resmî rakam veriyorum” ifadesini kullandı.

Dışişlerinde 163’ten aldıkları dış temsilcilik sayısını, 253’e ulaştırarak temsil ağını güçlendirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Savunma sanayiinde her biri ayrı öneme sahip projelerimizin bütçesini 5,5 milyar dolardan 75 milyar dolara yükselttik. Göreve geldiğimizde savunma sanayiinde yerli oranımız yüzde 20’ydi, şimdi yüzde 80. Bak nereden nereye geldik? Batı bize savunma sanayiiyle ilgili istediklerimizi vermezken artık şimdi biz Batı’ya ihraç eder hâle geldik. Bu alandaki ihracatımızı 248 milyon dolardan aldık, geçtiğimiz yıl 3 milyar 224 milyon dolar ile rekoru kırdık.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İHA ve SİHA’lar, kara araçları, deniz platformları başta olmak üzere savunma sanayiinde ihraç edilen ürün çeşidinin 228’e yükseldiğini hatırlatarak, şöyle devam etti: “Birileri diyor ki ‘Amerika’da bir ofis açsanız’ Gerek yok, şu anda zaten onlar buraya geliyor. Şu an itibarıyla Türkiye sürekli kapısına gelinen ve ‘Bize de yok mu?’ denilen ülke hâline geldi. Sanayi ve teknolojide 142 yeni organize sanayi bölgesi, 25 endüstri bölgesi, 87 teknopark kurarak üretim altyapımızı genişlettik. Millî Uzay Programımızı oluşturduk. 2023 yılında bir Türk vatandaşının uluslararası uzay istasyonuna gönderilmesi sürecini başlattık. Yerli otomobilimiz üretim aşamasına geçmek üzere, inşallah yakında yollarda göreceğiz.”

“ESERLERİMİZİN VE HİZMETLERİMİZİN LİSTESİ, GÜNLERCE ANLATSAK BİTMEYECEK UZUNLUKTADIR”

Enerjide, toplam kurulu gücü 31 bin 846 megavattan 100 bin megavat sınırına kadar çıkardıklarına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’de 540 milyar metreküp doğal gaz rezervi keşfettiklerini, yerli ve yenilenebilir enerji üretimine yaptıkları yatırımlarla Türkiye’nin dışa bağımlılığını aşama aşama azalttıklarını anlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kültürde dünya mirası listesinde olan varlık ve alan sayısını dokuzdan 19’a, yurt dışından getirilen eser sayısını 2 bin 525’ten 9 bin 30’a, kazı sayısını 57’den 146’ya yükselttiklerine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Turizmde salgın şartlarına rağmen geçtiğimiz yıl turist sayımızı 30 milyonun üzerine, turizm gelirlerimizi 24,5 milyar dolara ulaştırdık. Vakıflar Genel Müdürlüğümüz vasıtasıyla restore edilen eser sayımızı 46’dan 5 bin 680’e çıkardık. TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, YTB, AFAD, TRT gibi kurumlarımız vasıtasıyla ülkemizin sesini ve nefesini tüm dünyada duyuruyoruz. Eserlerimizin ve hizmetlerimizin listesi, saatlerce, günlerce anlatsak bitmeyecek uzunluktadır. Dizi filmlerimiz artık dünyanın değişik ülkelerinde izlenme rekorları kırıyor, bu noktaya geldik. Sadece 2022 yılı içinde yaptıklarımızı şöyle ana hatlarıyla bir gözümüzün önünden geçirmek bile bize çok şey anlatır.”

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Uçak Üretim Tesisi’ni hizmete açtıklarını, Konya-Karaman hızlı tren hattını hizmete sunduklarını, organize sanayi bölgeleri mesleki eğitim merkezlerinin toplu açılışını yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Test, eğitim ve istihbarat gemimiz Ufuk’un hizmete giriş törenine katıldık. Aydın Söke’de ülkemizin en büyük kâğıt fabrikasını hizmete açtık. Giresun Dereli’de afet konutlarını hak sahiplerine teslim ettik. Boğazlara taktığımız dördüncü gerdanlık olan 1915 Çanakkale Köprüsü’nü hizmete sunduk. Tokat Havalimanı’nın hizmete açılış törenine katıldık. Malatya çevre yolunu canlı bağlantıyla hizmete açtık. Phaselis Tüneli’nin açılışını canlı bağlantı ile yaptık. Pınarhisar ve Çakıllı çevre yollarının açılış törenine canlı bağlantı ile iştirak ettik” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İdlib’de ve diğer güvenli bölgelerde yapımına başlanan 100 bin briket evden tamamlanan 57 bininin açılış törenine mesajla katıldığını anımsatarak özel eğitim okullarına malzeme dağıtımı töreninde engelliler ve sporcularla buluştuğunu söyledi.

Deniz üzerine inşa edilen Rize-Artvin Havalimanı’nın açılış törenine de katıldığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılış törenini Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile yaptıklarını söyledi.

“560 BİN KİŞİNİN KATILIMIYLA FETİH ŞENLİĞİNİ GERÇEKLEŞTİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İstanbul’da Darülaceze Sosyal Hizmet Şehri’nin temelinin atıldığını, yerli ve millî denizaltıların havuza çekme ve ilk kaynak törenlerine katıldıklarını anımsatarak şöyle devam etti: “Artık bize bir akıncı mesafesinde bulunan can Azerbaycan’da TEKNOFEST kuşağı gençlerimizin ‘2 devlet, 1 millet, 1 festival’ ruhu ile nasıl kucaklaştığına hep birlikte şahit olduk. Azerbaycanlı kardeşlerimizin 28 Mayıs Bağımsızlık Günü’nü her açıdan göz kamaştırıcı bir teknoloji şöleniyle taçlandırdık. Geçtiğimiz hafta sonunda İstanbul’un fethinin 569’uncu yıl dönümünün coşkusunu Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi müjdesi ile milletimizle birlikte yaşadık. Bu havalimanında hamdolsun o gün İstanbul’daki birçok engelleyici trafik şartlarına rağmen -verilen resmî rakamı söylüyorum- 560 bin kişinin katılımıyla fetih şenliğini gerçekleştirdik.”

Daha pek çok şehirde katıldıkları toplu açılış törenleri, Ankara ve İstanbul’daki sayısız programla millete hizmet ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bakanlıkların son 20 yıllık faaliyetleriyle ilgili ayrıntılı bilgi içeren dosyaların AK Parti Genel Sekreterliği tarafından elektronik ortamda teşkilatlara gönderildiğini söyledi.

“GECEMİZİ GÜNDÜZÜMÜZE KATMAK SURETİYLE MİLLETİMİZİN GÖNLÜNÜ KAZANMAYA BAKACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, önemli olanın yapılan çalışma ve hizmetlerin unutulmaması ve hatırlanmasının sağlanması olduğunun altını çizerek şöyle devam etti: “Rabbim bize şöyle emrediyor, ‘Gevşemeyin, hüzünlenmeyin, eğer inanıyorsanız üstün olan muhakkak sizsiniz’ Yine Rabbimiz bize ‘İnsan için ancak çalıştığı kadarı vardır’ diyor. Üstünlüğün takvada, aynı şekilde çok çalışmakta, çok eser ve hizmet üretmekte olduğunu bilerek, gecemizi gündüzümüze katmak suretiyle milletimizin gönlünü kazanmaya bakacağız. Bizimle eser ve hizmet siyasetinde yarışamayanların işi yalan ve iftiraya dökmesinin sebebini ancak işte bu şekilde milletimize gösterebiliriz. Partimizin kuruluşundan bugüne bu eser ve hizmetlerin ülkemize kazandırılmasında emeği geçen tüm kardeşlerimi şükranla yâd ediyor, ebedî âleme uğurladığımız kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

Türkiye’yi eserlerle donatmanın, millete aşkla hizmet etmenin mücadelesini verirken, “siyasetin cilvesi” diyebilecekleri bazı kişiler ve konularla uğraşmak mecburiyetinde kaldıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmede bulundu: “Türk siyasi tarihinin en ağır, en eziyetli, katlanması en zor cilvesi maalesef bize, bizim dönemimize denk geldi. Bu talihsiz cilvenin adı Kılıçdaroğlu’dur. Karşımızda öyle bir karakter var ki ciddiye alsak ciddiye alınacak tarafı yok. Gülüp geçsek gülünecek tarafı yok. Biz de çoğunlukla yok saymayı tercih ediyoruz. Kendisini uzunca bir süre yok saydığımızda da arsızlara özgü bir cesaretle yalanın, iftiranın, zırvanın dozunu sürekli yükseltiyor. Biz de mecburen bu zatı ara ara paçasından tutup aşağıya çekmek durumunda kalıyoruz. Yine böyle bir mecburiyetle karşı karşıyayız. CHP’nin başındaki zat, güya bizim geçtiğimiz salı günü AK Parti Meclis Grubu Toplantımızda sorduğumuz sorulara cevap vermiş. Sonra da yine güya bize 10 soru sormuş. Bizim sorularımıza verdiği cevapların her satırından, bu zatın hep işaret ettiğimiz sinsiliği, riyakârlığı, kifayetsizliği buram buram tütmektedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Birinci sorum olan ‘Hiçbir ayrım yapmadan tüm terör örgütlerini lanetleyip lanetlemeyeceğine’ verdiği cevaptaki örgüt ilişkilerinden devletin terörle mücadele taktiklerine kadar tüm göndermeler, Türkiye’yi birilerine gammazlayan, hatta el altından müdahaleye çağıran alçakça tuzaklarla bezelidir. İkinci sorum olan, ‘Türkiye’nin PKK ve YPG’ye karşı yürüttüğü sınır ötesi harekâtlarını destekleyip desteklemediklerini’, yabancı postal gibi yapılan işlerle uzaktan yakından ilgisi olmayan bir iğrençliği karıştırarak kirli zihnindeki hezeyanları bir kez daha sergilemiştir. Üçüncü sorum olan ‘İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliği tartışmalarında devletinin izlediği politikaların yanında olup olmadığına’ verdiği cevap sadece bu mücadelemizde karşımızda olanları sevindirecek bayağılıktadır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kılıçdaroğlu’nun dördüncü soru olan ‘Türkiye’nin Akdeniz ve Ege’de yürüttüğü mücadelede kimin safında olduğu’ hususuna verdiği cevapla ülkesinin değil Rumların ve onları Türkiye’nin üzerine salanların yanında yer aldığını tekrar gösterdiğini vurgulayarak, “Beşinci sorum olan ‘Dünyanın, küresel krizin ekonomik boyutunun ülkemize etkilerine karşı sürdürdüğümüz mücadeleye destek verip vermediğine’, olup bitenlerden hiçbir şey anlamadığı için Türkiye’nin başındaki en büyük felaketin kendisi olduğunu gösterecek basitlikte bir cevap vermiştir” dedi.

“Altıncı sorum olan ‘Yalanı ve iftirayı bir kenara bırakıp bırakmayacağına’ tam da kendi karakter fukarası tarzına yakışır şekilde aynı yalanları ve iftiraları tekrarlayarak cevap vermiştir” açıklamasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Yedinci sorum olan ‘Siyasi stratejilerini yabancı ülke temsilcilerine hatırlatmak veya hazırlatmak ve onaylatmaktan vazgeçip geçmeyeceğine’ yine bu mahfillerin telkin ettiği şekilde inkârla cevap vermiştir. Sekizinci sorum olan ‘Bu toprakların tüm değerleri, sembolleri, birikimleri ve kazanımlarıyla, asil bir evladı gibi hareket etmeyi kabul edip etmeyeceğine’, asil değil sefil bir şahsiyet olduğunu göstererek cevap vermiştir. Dokuzuncu sorum olan ‘Partisi içindeki her türden terör örgütü destekçisini, her türden hırsızı, tacizciyi, tecavüzcüyü, istismarcıyı tasfiye etmeyi düşünüp düşünmediğine’, tüm bu rezilliklere üstünü örterek ortak olduğunu ikrar ederek cevap vermiştir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Onuncu sorum olan ‘Yüreği yetip 2023’te cumhurbaşkanı adayı olup olmayacağına’ ise sorumda zaten belli olan seçim tarihinin açıklanması bahanesiyle yüreksizliğini, çapsızlığını, iradesinin ve ipinin başkalarının elinde tutulduğunu bir kez daha göstererek cevap vermiştir. Seçim tarihi belli, bizden yeni seçim tarihi istiyor. Seçim tarihi belli olduğuna göre sen şimdiden Haziran 2023’e hazırlan ama önce adayınızı belirleyin. Sen kendin sıkıysa aday oluyor musun, olmuyor musun, önce bunu açıkla. Soru diye papağan misali tekrarlayıp durduğu zırvalar ise onun sadece yalancılığını ve çapsızlığını değil aynı zamanda ülkesinin ve milletinin çıkarlarını savunacak kalibrede bir devlet adamı olamayacağını göstermiştir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Merkez Bankasının 128 milyar dolarlık rezervini yalan, yanlış rakamlarla değil tüm kalemleriyle en doğru, açık, sarih hâliyle kamuoyuyla paylaştıklarını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna rağmen hâlâ aynı nakaratı sanki altında başka bir şey varmış gibi tekrarlayan bu zatın idraksizliği, kendisinin ve partisinin sorunudur. Biz, attığı iftiranın hesabını hukuk önünde soruyoruz ve soracağız. Bunun da altından kalkamayacak. Bunu da çok kısa zamanda göreceksiniz” ifadelerini kullandı.

“MİLLETİMİZ FIRSAT TANIMAYACAKTIR”

“Ülkemize sığınmış mazlumlara karşı yürüttüğü kin ve nefret siyasetini, bu zatın bozuk karakterine veriyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Türkiye’nin çıkarlarının nasıl savunulacağını bilmeyen bu zatın, devlet yönetimindeki tek referansı genel müdürlüğünü yaptığı SSK’yı batırmasından ibarettir. Bay Kemal, biz senin SSK’yı nasıl bitirdiğini ve batırdığını çok iyi biliriz. Rahmetli Savaş Ay, o programında zaten senin neler yaptığını, ne hâle getirdiğini, SSK nasıl bitti, battı, bunu ekranda göstermişti, biz de izlemiştik. Ama o, yine o zamanlar topu nereye attı? O zamanın siyasetçilerine attı. Şimdi de ülkeyi topyekûn batırmanın peşinde ama milletimiz kendisine bu fırsatı tanımayacaktır. Küresel ekonominin nereden gelip nereye gittiğinden habersiz bir zatın, ekonomiyle ilgili söylediği hiçbir şeyin kıymeti harbiyesi yoktur. Eğitim amaçlı vakıflara ancak FETÖ’cülerin ve Türkiye düşmanlarının yapabileceği bir gözü dönmüşlükle saldıran bu zat, iftiraları sebebiyle yine mahkeme önünde hesap vermektedir. Bu ülkeyi organize suç örgütleri belasından kurtarmış bir hükümete ve onun kadrolarına bühtan edenlerin, mafya bozuntularının hezeyanlarından medet umacak kadar alçaldıklarını unutmadık. Bu alçaklığın hesabı da hukuk önünde kendisinden sorulmaktadır.”

Şu ana kadar CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’ndan 250 bin lira tazminat kazandıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunu, CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu adına iki vakfa verdiklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu iki vakıf sebebiyle inşallah Bay Kemal’in bir hayrı buraya dokunmuş olacak. Bütün dünyanın, ülkemizin ilkeli duruşunu takdir ettiği Kaşıkçı meselesini dahi bize saldırı malzemesi yapan bu zat, onursuz ithamının hesabını hukuk önünde vermektedir” diye konuştu.

“Kendi kendine SADAT diye bir öcü uydurup ‘Bizim şirketin kurucusuyla evinde konuştuğumuzu’ söyleyecek kadar hayal âlemine dalmış bu zata ne desek fayda etmeyeceğini biliyorum” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün altı da üstü de boş yalanlara insanları tehdit ederek haysiyet cellatlığına soyunan birisinin, bizi toplumsal çatışma çıkarmaya çalışmakla itham etmesi trajikomik bir çırpınıştır. Ben, SADAT’ın kurucusuyla evlerinde bir görüşme gerçekleştirmedim. Böyle bir görüşmem yok. Bay Kemal, sen yalancısın, sen cambazsın. SADAT’ın kurucusu denilen tuğgeneralle göreve getirdikten sonra benimle çalıştığı süre içerisinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde görüşmelerim var ama evinde herhangi bir görüşmem söz konusu olmamıştır, bunu da bilesin. Hem NATO’ya sahip çıkıp hem de bunun gereklerinin tam tersi beyanlarda bulunmak şark kurnazlığı değilse, ahmaklığın dik alasıdır. Velhasıl bizim tüm umutlarımıza ve temennilerimize rağmen kendisine ‘yalancıdan siyasetçi olmaz, yalancıdan genel başkan olmaz’ dememizin, kendisine ‘gâvurun kılıcını çalandan adam olmaz’ dememizin, kendisine ‘karikatür tiplerin hezeyanlarına millet mahkûm edilmez’ dememizin, kendisine ‘kifayetsiz muhterislere ülke teslim edilmez’ dememizin ne kadar haklı, doğru, isabetli olduğunu göstermiştir. Ülkemiz, milletimiz, hatta CHP’ye oy veren kardeşlerim, umut bağlayanlar, sizler adına biz üzgünüz. Ezcümle kendisinden hiçbir şey olmayacağını tekrar ortaya koyan bu zatı, siyasetin konusu olmaktan çıkartıp, tekrar tababetin ilgi alanına ve ‘mazur’ sıfatıyla milletimizin takdirine havale ediyoruz. Altılı masa kimi seçerse o aday olacakmış. Altılı masa da bunu bu kadar uzatmasın artık, kararını ne zaman verecekse biran önce versin. Altılı masanın altında olanlar varsa onlar da meydana çıksın. Herhalde artık bu yıl içerisinde bu açıklamayı yapacaklardır.”

Türkiye’nin son 10 yıldır yakın tarihimizin en kritik dönemeçlerinden geçtiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu süreçte Türkiye’nin ekonomik, sosyal, siyasal bakımdan farklı yöntemler kullanılarak kuşatılmak istendiğini söyledi.

“BU ÜLKEYİ TERÖR ÖRGÜTLERİNE PEŞKEŞ ÇEKTİRMEYECEĞİZ”

Millî iradeyi ve seçilmiş hükûmeti alt etmeyi hedefleyen bu dönemin işaret fişeğinin 7 Şubat MİT kriziyle çakıldığını, ardından Gezi olaylarının geldiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Siz hâlâ meseleyi anlamadınız mı diyen elebaşlarının da ikrar ettiği gibi Gezi olaylarının ne ağaçla ne çevreyle ne de yeşil hassasiyetiyle ilgisi vardır” dedi.

“Şimdi buradan ben, bay Kemal’e ve CHP’ye sesleniyorum” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Beşiktaş Çırağan Caddesi’nde o canım çınar ağaçlarının kesilerek orada çok farklı bir katliamın yapılmasını acaba gözü var görmüyor muydu? Peki, bu konuda acaba ne yaptı? Ne gibi bir adım attı? Atılan bir adım var mı? Yok. Nerede bu çevreciler? Be çevreciler, bu ağaçları kökünden kesenleri acaba hiç dillerine doladılar mı? Bunlara acaba bu işin hesabını hiç sordular mı? Yok. Biz, milyonlarca ağaç, fidan diktik iktidarlarımız döneminde. Hâlâ dikiyoruz. İşte şimdi Atatürk Millet Bahçesi’ne de Bay Kemal, dikiyoruz. 1 milyon 250 bin fidan ve ağacı oraya dikiyoruz. 350 yaşında bir zeytin ağacını da oraya diktik. Bak alışacaksın bunlara ama senin çevreyle mevreyle alakan yok. İnşallah göre göre bunlara da alışırsın.”

Gezi olaylarını, “ağaç ve çevre kılıfı altında Türk demokrasisine kurulmuş bir pusu, sokak terörü üzerinden milletin iradesini gasbetme girişimi, azgın azınlığın sessiz çoğunluğu sindirme teşebbüsü” olarak nitelendiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu olayların Türkiye’nin IMF defterini tamamen kapattığı tarihî günlerde doğrudan ekonomik bağımsızlığı hedef alan mandacı bir eylem, İstanbul’un duvarlarına “Zulüm 1453’te başladı” yazılarının yazıldığı Bizans heveslisi bir girişim olduğunu söyledi.

“Bay Kemal, bunları siz yaptınız. ‘Zulüm 1453’te başladı’ bu ifadelerin arkasında sen varsın. Örgütünüzün elemanları bunları duvarlara yazarken sesiniz çıkmadı” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sen, bunların başında Beşiktaş’tan kalktın Taksim Meydanı’na kadar yürüdün. Bezmialem Valide Sultan Camii’nin içini bira kutularıyla işte sizin o takımınız kirletti. Bunları yaptınız. Sizin böyle bir maneviyat, bu ülkenin dinî değerlerine saygı, öyle bir anlayışınız yok. Ama istismar sizde ileri derecede var. İstismarı çok iyi yapıyorsunuz, o işi çok iyi biliyorsunuz. Bundan sonra o da yutmayacak, o da tutmayacak. İşte Atatürk Kültür Merkezi’ne o Gezi olaylarında, o malum teröristlerin pankartlarını o gün siz astınız. O tür teröristlerin pankartları oradayken sen de o alana geldin. Bunları yutacak mıyız? Bunları görmezden gelecek miyiz? Ben buradan milletime sesleniyorum, bütün bu olanlar karşısında bu ülkeyi terör örgütlerine biz, asla peşkeş çekmeyeceğiz, çektirmeyeceğiz. İşte geçenlerde üç tane sözde milletvekili 18 Mart Şehitler Köprüsü’nde ne yaptılar? Pankart asmaya yeltendiler ve bunların üstelik polisimize de orada nasıl zulmettiğini görenleriniz ekranda olmuştur. Hatta vurmaya kalkanlar bunların içinden olmuştur. Ve bunlar malum partinin parlamentodaki uzantılarının ta kendisi. Bu milletin polisine el kaldırandan milletvekili olmaz. Bunların parlamentoda da yeri olmaz. Bunların da bir an önce parlamentodan silinip atılmasının adımlarının atılması lazım. Bunun adı demokrasi olmaz. Demokrasinin sınırları bir yere kadar. Kalkıp bu ülkenin güvenliğini temin için çalışan, gayret eden polise orada kalkıp vuracaksın, yere indireceksin. Neymiş? Orada sen, izinsiz köprüye pankart asacaksın. Bu pankartı sana astırmamaya, görevini yapmaya çalışan polisimize bu tür saygısızlığı yapan, bundan milletvekili olmaz.”

“GEZİ KALKIŞMASININ ÜZERİNİ HİÇBİR SÜSLÜ CÜMLE ÖRTEMEZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarında sokakların ateşe verildiğini, devletin otobüslerinin, vatandaşların dükkânının yakıldığını ifade ederek, “Bütün bunlar olurken, bunları savunan zihniyetten hiçbir şey olmaz. Polis araçlarımız, camilerimiz yakıldı. Bu kendini bilmezler tarafından işgal edildi” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi vandalizminin Türkiye’ye doğrudan maliyetinin 1,5 milyar dolardan fazla olduğunu, Türkiye ekonomisine verdiği toplam zararın ise yüzlerce milyar doları bulduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim Gezi olayları konusundaki öfkemizin sebebi kişisel değil, ülkemizin ve milletimizin hâlâ ödediği ağır faturaların önümüze sürülmeye başlandığı ilk hadise, hâlen mücadelesini verdiğimiz siyasi ve ekonomik tuzakların pervasızca ilk sergilendiği yer olmasıdır. Türkiye’ye, Türk milletine, Türk demokrasisine ve ülkemizin vizyon projelerine karşı aleni bir saldırı olan Gezi kalkışmasının üzerini hiçbir süslü cümle örtemez. Hiçbir güzelleme bir ay boyunca sokaklarda sahnelenen eşkıyalığı, yağmacılığı, kundakçılığı, hakareti, küfrü, tacizi kapatamaz. Hiçbir romantikleşme çabası insanımızın malına, mülküne iffetine saldıran güruhun gerçek yüzünü gizleyemez, aklayamaz” ifadelerini kullandı.

17-25 Aralık girişimi ve 15 Temmuz ihanetiyle Gezi kalkışması arasında amaç olarak zerre kadar fark olmadığının, çukur eylemleriyle de Gezi olayları arasında niyet olarak bir fark bulunmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarının tıpkı 27 Mayıs, 12 Eylül, 28 Şubat gibi “demokrasiyi hedef alan bir vesayet girişimi” olarak milletin zihnine kaydolduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “CHP ve ‘Gezi’ci ortaklarının feveranları, yalanlar üzerine kurdukları sahte tarih anlatımları, bu gerçeği asla değiştirmeyecektir. İşte biz bunun Gezi olaylarında haftalarca sokakları mesken tutarak, her türlü çirkefliği sergileyenlere hak ettikleri teşhisi koyduk. Onların meşrebinde bu söz neye karşılık geliyor onu bilmiyoruz ama bizim neyi kastettiğimiz gayet açıktır” diye konuştu.

“MİLLETİMİZ GEZİ OLAYLARINA NASIL BAKIYORSA BİZ DE AYNI PENCEREDEN BAKIYORUZ”

Bugüne kadar hep milletin diliyle konuştuklarını, mukaddesata hürmetsizlik edenlere, milletin hakkına, hukukuna, onuruna el uzatanlara özellikle tavizsiz davrandıklarını, bugün de aynı hassasiyetlerle hareket ettiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Milletimiz Gezi olaylarına nasıl bakıyorsa biz de aynı pencereden bakıyoruz. Milletimiz ‘Gezici’leri nasıl tanımlıyorsa biz de aynı sıfatları kullanıyoruz. Gezi kalkışmasına öncülük eden elebaşlarını, sokaklarımızı ateşe veren vandalları, polisimize kurşun sıkan, molotof atan şehir eşkıyalarını, esnafımızın malına, mülküne zarar veren yağmacıları, ibadethanelerimizi bira kutularıyla kirleten mülevvesleri, vizyon projelerimizi engellemeye çalışan emperyalist iş birlikçilerini, aziz milletimizin özellikle iradesine kasteden darbe heveslilerini bu millet dokuz yıldır nasıl tarif ediyorsa biz de aynı şekilde tarif ediyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bay Kemal ve şürekâsı ne derse desin, vandala vandal, haine hain, çapulcuya çapulcu demekten geri durmayacağız. Kendi muhayyilelerindeki çarpıklıklardan hareketle bize ahlak, edep, tevazu dersi vermeye yeltenen kifayetsizlere sesleniyorum; siz gidin önce aynaya bir bakın, bize laf söylemeden önce gidin kirli geçmişinizle bir hesaplaşın. Bizim kadınlara alçakça hakaret eden belediye başkanlarını koruyan karakter fukaralarından alacak ahlak dersimiz yoktur. Bizim şehit bacısına ağız dolusu küfürler savuran terbiyesizlere kol kanat gerenlerden öğrenecek saygı dersimiz de yoktur. Bizim sapık ideolojilerin, sapkın ilişki biçimlerinin avukatlığını yapanlardan alacak edep dersimiz de yoktur. Parti teşkilatlarındaki sayısız taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık vakasının üstünü örtenler bize erdemden, edepten, etikten bahsedemezler. Ahlaklı, sorumlu, seviyeli siyaset yapma konusunda bunların hiçbiri AK Parti’nin eline su dökemez.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buradan tüm kardeşlerime sesleniyorum; kendi ahlaksızlıkları ve hırsızlıklarını perdelemek için partimize höykürenlerin ağızlarının payını vermek, hadlerini bildirmek, milletimize karşı sorumluluğumuzun bir gereğidir. Asıl bu sorumluluğu yerine getirmezsek boynumuz bükük gezmek mecburiyetinde kalırız. Gücünü milletinden değil de ülkesinin hasımlarından, ülkesine yöneltilmiş namlulardan, ülkesini ısırmaya çalışan yılanlardan alanlara meydanı bırakmadık, bırakmayacağız” diye konuştu.

“BİZ BAŞKALARIYLA DEĞİL KENDİMİZLE, BAŞKALARININ DEĞİL KENDİMİZİN KOYDUĞU ÇITAYLA YARIŞIYORUZ”

Meşruiyetini millî iradeden değil, küresel medyanın karanlık araçlarından, sosyal medyanın kirli mecralarından, kökeni ve meşrebi meçhul tiplerin yaygaralarından alanlara “eyvallah” etmediklerinin ve etmeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Unutmayın, davası hak olanın yardımcısı Allah’tır, hak olan davada zafer muhakkaktır. Biz başkalarıyla değil kendimizle, başkalarının değil kendimizin koyduğu çıtayla yarışıyoruz. Yaptığımız iyi ve hayırlı işlerle, sergilediğimiz onurlu duruşla, kurduğumuz güçlü bağlarla milletimizin gönlündeki yerimizi kaybetmediğimiz sürece kimse bize rakip olamaz, kimse bizi Allah’ın izniyle alt edemez. Muhalefet diye karşımıza çıkanların altısını toplasanız bırakınız bu fakiri, şu salondaki herhangi bir arkadaşımın tırnağı etmez. Hiç merak etmeyin, daha cumhurbaşkanı adayını belirleyemeyen, daha milletin karşısına tüm aktörleriyle çıkamayan, daha birbirlerine güvenemeyen, daha tahayyül düzeyinde bile ülkenin idare yönteminde anlaşamayan, temel hizmet alanları ile ilgili herhangi bir projesi olmayan, dış politikayla ilgili vizyon ortaya koyamayan velhasıl daha gerçekte kim olduklarını, niçin bir araya geldiklerini, seçimden sonra ne yapacaklarını anlatamayanlara milletimiz itibar etmez.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Er meydanını inleten cazgırın sesidir ama günün sonunda oradan omuzlar üstünde ayrılan başpehlivandır. Allah’ın yardımı, milletimizin desteğiyle siyaset meydanının başpehlivanı 20 yıldır biziz. İnşallah 2023’te de yine biz olacağız. Yeter ki hep birlikte üzerimize düşenleri hakkıyla yerine getirelim” diye konuştu.

AK Parti’nin tüm mensuplarıyla her kesimden vatandaşa ulaşıp yaptıkları ve yapacaklarını anlatmasının, birlik, beraberlik, kardeşlik içinde var güçle ve hasbi bir şekilde çalışmasının önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” diyerek Türkiye’nin beka mücadelesinden taviz vermeme çağrısında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Nasıl Türkiye’nin asırlık demokrasi ve kalkınma sorunlarını AK Parti çözmüşse bugünkü sıkıntıları da çözecek ülkemizi hedeflerine, vizyonlarına kavuşturacak olan da yine AK Parti’dir” şeklinde konuştu.

“NATO TERÖR GÜVENLİĞİ SAĞLAYACAK BİR TEŞKİLAT DEĞİLDİR”

Bunu alelade bir siyasi argüman, sıradan bir siyasi söylem, genel geçer bir siyasi taktik olarak ifade etmediklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Eser ve hizmet siyasetimizle, ülkemize kazandırdıklarımızı referans alarak tüm kalbimizle Türkiye’nin mevcut sorunlarını çözeceğimizi söylüyoruz. Ülkemizin bugün yaşadığı sıkıntılarla, bizden önceki dönemlerde yaşadığı krizler arasında şöyle temel bir fark vardır; eskiden dünyada işler yolunda giderken biz krizleri kendi kendimize çıkartır ve bedel öderdik. Şimdiyse dünya derin bir krizin içinden geçerken biz hem bunu en az kayıpla atlatmanın hem de en büyük kazançla sonraki döneme ulaştırmanın hesabını yapıyoruz. Mesela 2008-2009 küresel finans krizinde, Kovid-19 salgınında bunu yaşadık. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın tetiklediği küresel güvenlik ve ekonomi krizinde bunu yine yaşıyoruz. Dünya güvenlik ve ekonomi mimarisi yeni baştan yapılanırken Türkiye her alanda farkını ve gücünü ortaya koyuyor.”

Türkiye’nin NATO içindeki konumunun önemini, genişleme politikalarındaki ilkeli yaklaşımıyla herkese tekrar hatırlattıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “NATO içinde İsveç, Finlandiya konusunda açık ve net konuşuyorum, dün NATO Genel Sekreteri’yle de bunları konuştum. Bir defa şunu tüm dünyanın, birinci derecede NATO ülkelerinin bilmesi lazım; NATO terör güvenliği sağlayacak bir teşkilat değildir. Şu anda İsveç’te, Finlandiya’da terör örgütleri cirit atarken, terör örgütünün başının posterlerini ellerinde taşırlarken, İsveç, Finlandiya, Alman, Fransız, Hollanda polisinin güvencesi altında bunu yaparken, Türkiye aleyhinde bütün bu kampanyalar yürütülürken, komşumuz Yunanistan, 5 artı 4, 9 tane Amerikan üssünün kurulmasına müsaade ederken ve yine Yunanistan’da terör örgütleri cirit atarken kimse bizden aynı yanlışa düşmemizi beklemesin.”

Petrol fiyatlarının iki, üç kat arttığı bir dönemden geçildiğine, dünyada neyin nereye geldiğinin herkes tarafından yakından takip edildiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ücretliler başta olmak üzere, her kesimden vatandaşımızın gelirlerini artırarak, aradaki farkı kapatacak programları hazırlıyoruz. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat bütün bunlarla beraber inşallah bu yılsonuna çok daha farklı, çok daha güçlü bir şekilde gireceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın” açıklamasında bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, vesayetle, terör örgütleriyle zor bir mücadele verildiğini ama Gabar’da, Cudi’de, Tendürek’te, Bestler Dereler’de terör örgütlerini silip süpürüp, inlerinde yok ettiklerini vurgulayarak şunları kaydetti: “Şu anda mücadelemiz buralarda sürüyor. Allah’ın izniyle nasıl bu işi başardıysak, nasıl güneyimizdeki sınırdan 30 kilometre içeriye doğru… Bunu bir defa bilecekler, buralar bizim güvenlik alanımız. Bu güvenlik alanında artık rahatsız edilmek istemiyoruz, bunun adımlarını da hazırlanmak suretiyle atıyoruz ve atacağız.”

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 6

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadelenin içindeyiz. Hükûmetlerimiz döneminde hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim-öğretime tahsis ettik. 81 vilayetimize, anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Burhan Felek Stadyumu’nda 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün tamamlanan eğitim öğretim yılının ülke, millet ve tüm öğrenciler için hayırlı olmasını diledi.

Önünde bulunan alanı görünce gençlik yıllarının aklına geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu stadyumda, Altunizade Stadyumu olarak geçerdi, çok top oynadım. Bu stadyumun hatıraları var bende. Sakatlandığımız zamanlar oldu ama o heyecanı yaşamak ve o heyecanı yaşarken bir taraftan da öğrencilik yıllarımızı devam ettirmek bizde farklı anılar bıraktı” diye konuştu.

Ülkenin dört bir yanında şu an karne sevinci yaşayan tüm öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük Türk Müziği Çocuk Korosu’nu az önce saygıdeğer hocamızın riyasetinde dinledik. Gerçekten bu kadar kısa zamanda nasıl hazırlandınız, nasıl bu coşkuyu bize yaşattınız? Gerçekten takdire şayan. Bize Türk klasik müziğinden sunduğunuz parçalarla bundan sonraki süreçte de değişik yerlerde inanıyorum ki bu sunumları birlikte yapmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

“YARININ TÜRKİYE’SİNİ, GÖZLERİNİN PARILTISI KALBİMİZİ ISITAN ÇOCUKLAR, GENÇLER İNŞA EDECEK”

Eğitim öğretim yılı boyunca yağmur, kar ile çamur demeden öğrencileri en güzel şekilde yetiştirmek için fedakârca görev yapan öğretmenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartları zorlama pahasına çocuklarının eğitiminden taviz vermeyen anne ve babaları da kutladı.

“Her eğitim öğretim yılı sonunda işte bugün burada olduğu gibi zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, ahlaklı nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığını yeniden yaşıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımızla her bir araya gelişimizde, her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık yarınlarına dair umutlarımız daha da güçleniyor çünkü yarının mühendisleri, doktorları, öğretmenleri bugün karne alan çocuklarımızın arasından çıkacak. Yarının bilim insanları, sanatçıları, düşünürleri, siyasetçileri bugün okul bahçelerinde neşeyle koşturan evlatlarımızın içinden çıkacak. Yarının Türkiye’sini, gözlerinin parıltısı kalbimizi ısıtan işte bu çocuklar, gençler inşa edecek. Bunun için tam 20 yıldır, önce eğitim öğretim diyoruz. Bunun için eğitim-öğretimi her işin başı olarak görüyoruz. Bunun için bütün imkânlarımızı eğitim öğretim için seferber ediyoruz.”

“EĞİTİME HARCANAN HER KURUŞUN, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILAN EN BÜYÜK YATIRIM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretime harcanan her kuruşun Türkiye’nin geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğunu söyledi.

Erkeğiyle kızıyla tüm evlatlar okusun, zengininden fakirine her vatandaşın çocuğu, en nitelikli eğitim-öğretim imkânına kavuşsun istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti.

Hükûmetleri döneminde hazırladıkları tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim öğretime tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ile anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdıklarını anımsattı.

Göreve geldiklerinde 78 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtlarıyla pansiyonlarıyla spor salonlarıyla kütüphaneleriyle ülkenin eğitim altyapısını tamamen yenilediklerini, özellikle maddi durumu sınırlı ailelere verdikleri maddi desteklerle çocuklarını okula göndermelerini teşvik ettiklerini söyledi.

Son 2,5 yıla damga vuran salgın sürecinde eğitime yaptıkları tüm devasa yatırımların meyvesini toplama fırsatı bulduklarından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geriye doğru baktığımızda şu gerçeği net bir şekilde görebiliyoruz: Şayet eğitim bütçemizi 10,3 milyar lira seviyesinden bugünkü 274,3 milyar lira seviyesine çıkarmasaydık, derslik sayımızı 343 binden alıp 611 bine yükseltmeseydik, öğretmen kadromuzu 730 bin yeni atamayla güçlendirmeseydik, 81 vilayetimizdeki tüm okulları en modern teknolojiyle teçhiz etmeseydik velhasıl 2002’den beri eğitim-öğretime gereken önceliği vermeseydik biz de diğer ülkeler gibi salgın döneminde çok ciddi sıkıntılarla, çok büyük zorluklarla karşılaşırdık. Son 20 yılda tüm bunları ve daha pek çok adımı atarak evlatlarımızın eğitiminde kesinti yaşanmasının önüne geçtik. Öğrenci sayısı en fazla artan ülke olmamıza rağmen uluslararası kalite göstergelerinde en yüksek artış sağlayan ülkelerden biriyiz. Ders kitaplarını ücretsiz dağıtarak vatandaşlarımızın sırtındaki büyük bir yükü ortadan kaldırdık. Şimdiye kadar ücretsiz olarak evlatlarımıza ulaştırılan toplam kitap sayısı 4 milyar adedi buldu. Ayrıca yıllardan beri şikâyet edilen yardımcı kaynak sorununu da çözdük. Artık yardımcı kaynaklar da Bakanlığımız tarafından hazırlanıp ücretsiz bir şekilde öğrencilerimize ulaştırılıyor. Bugüne kadar dağıtılan yardımcı kaynak kitap sayısı 36 milyonu geçti. Sene sonuna kadar inşallah 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz.”

Her yerde matematik anlayışıyla TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği hâlinde matematik seferberliğini başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitim seferberliğiyle de yılsonuna kadar 3 bin anaokulu ve 40 bin ana sınıfı hedefini gerçekleştirmek için gece gündüz çalıştıklarını aktardı.

“GÜNLERİNİZİ SADECE BİLGİSAYARLA İNTERNETLE TABLETLE EKRAN BAŞINDA ZİYAN ETMEYİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin bugünden itibaren 3 ay sürecek uzun bir tatil dönemine gireceklerini hatırlatarak, şu tavsiyelerde bulundu: “Tatil elbette dinlenmek, oyun oynamak, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle birlikte keyifli vakit geçirmek demektir. Sizler de güneşin tadını çıkaracak, belki bir topun, belki bir uçurtmanın, belki bir kelebeğin peşinde saatler boyu koşacak, koşturacaksınız. Bisiklete binecek, parklarda oynayacak, arkadaşlarınızla doyumsuz sohbetlere dalmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Kiminiz memleketine gidecek, büyüklerini ziyaret edecek, akrabalarınızla bir araya geleceksiniz, kiminiz tatilini daha farklı yerlerde, daha farklı faaliyetlerle geçirecek. Tüm bunları yaparken, tatilin dinlenmeyle birlikte yeni şeyler öğrenme fırsatı olduğunu da lütfen unutmayın. Tatilin sevincini doyasıya yaşarken kitaptan, okumaktan, araştırmaktan asla vazgeçmeyin. Bilgisayarda veya sokakta arkadaşlarınızla oyun oynarken aynı zamanda yeni şeyler öğrenmekten, kendinizi geliştirmekten de geri durmayın. Özellikle günlerinizi sadece bilgisayarla internetle tabletle ekran başında ziyan etmeyin. O da aşırı bir bağımlılığı getirir. O bağımlılık da tehlikedir. Bir sanat dalıyla veya bir spor branşıyla muhakkak ilgilenmeye çalışın. Çevrenizdeki imkânları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayın.”

Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu amaçla önemli bir proje başlattığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene öğrencilere yönelik yaz okulları açıldığını bildirdi.

Matematik, yabancı dil, bilim ve sanat alanlarında açılacak yaz okullarıyla çocukların tatillerini en verimli şekilde değerlendirmelerini arzu ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve diğer kurumlarımızın sizlere yönelik pek çok çalışması var. Her birinizin, devletimizin sizlere sunduğu bu imkânlardan en güzel şekilde istifade edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Karne sevinci yaşayanları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilere başarılar dileyerek, şunları kaydetti: “Burada bulunan öğrenciler başta olmak üzere karne sevinci yaşayan tüm yavrularımızı tebrik ediyorum, evlatlarımızı yetiştiren, milletimize ve insanlığa faydalı bir fert olmalarına katkı sağlayan öğretmenlerimize tekrar şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesile ile Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi daha ömürlerinin baharındayken bölücü terör örgütü tarafından alçakça şehit edilen öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyor, gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla.”

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya, Millî Eğitim Bakan Yardımcıları Petek Aşkar, Nazif Yılmaz ile Sadri Şensoy, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ile eşi Canan Yazıcı da katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından “Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi” kapsamında öğrencilerden oluşturulan “dünyanın en büyük çocuk korosu” olan, 3 bin 120 kişilik Geleneksel Türk Müziği Çocuk Korosu yılsonu gösterisi düzenledi.

Hezarfen Ahmet Çelebi Ortaokulu öğrencisi Nehir Naz İskurt ile İstanbul Ticaret Odası Marmara Anadolu İmam Hatip Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Abdurrahman Doğan’a karneleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu için yorumlar kapalı 80784

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “NATO meselesinde İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz. Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında milletvekillerine, TBMM’nin komisyon ve Genel Kurul faaliyetlerinde başarılar diledi.

AK Parti’nin Adana’da gerçekleştirdiği Gençlik Şöleni’ndeki coşkunun, partisinin gençlerle arasındaki güçlü köprüyü görmelerine imkân sağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gençlere bir müjde vermek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve kamuoyunda ‘öğrenci affı’ diye bilinen teklifi, önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunuyoruz. Bu teklif, lisans, yüksek lisans, doktora seviyesindeki öğrencilerimizden eğitimlerini bırakmak mecburiyetinde kalanlara, belirli şartlarda okullarına dönüş yolunu açıyor. Yükseköğrenimlerini tamamlamak isteyen gençlerimize yeni bir fırsat tanıyacak bu teklifin şimdiden tüm öğrencilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki hafta önce Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki İstanbul’un Fethi törenlerinde 560 bin vatandaşla bir araya geldiklerini anlatarak, “Dünyanın göz bebeği bu şehre olan sevgimizi, fethin manasının idrakiyle bir kez daha tüm milletimizle paylaştık. İstanbul’u fethetmek kadar ona hizmet etmenin de önemli olduğunu yaptığı eserlerle ispatlamış bir kadroyuz. Bu anlayışla tüm dikkatimizi ve enerjimizi bu şehri geleceğe taşıyacak projelere veriyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

“YUNANİSTAN ÜZERİNDEN ÜLKEMİZE KARŞI OYNANAN OYUNUN FARKINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Efes 2022 Tatbikatı vesilesiyle gittiği İzmir’de hem Ege’deki gelişmelerle ilgili mesajlarını muhataplarına tüm açıklığıyla ilettiğini hem de İzmir teşkilatlarıyla bir araya geldiğini belirterek şunları kaydetti: “Tarihte hep olduğu gibi birileri tarafından şımartılarak üzerimize salınan Yunanistan üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunun farkındayız. Sorun, Yunanistan’ın bu oyunun farkında olmaması veya bu oyunun gönüllü figüranlığına soyunmasıdır. Biliyorsunuz film çekimleri boyunca en çok yorulan, yıpranan, hırpalanan, hatta kolu kanadı kırılan figüranlardır. Ama sahnede onların ismi ve cismi asla gözükmez. Yunanistan’ın başına geçmişte gelen budur. Şayet yanlışta ısrar ederse bundan sonra gelecek olan da budur. Biz, bölgemizde ve dünyada küresel siyasi, ekonomik, askerî bir güç olarak varlığımızı tahkim ederek hep sürdüreceğiz. Ama onlar bu kafayla üç otuz yevmiyeye çalışan figüranlıktan öteye geçemeyeceklerdir. Sağ olsun İzmir teşkilatımız da İl Danışma toplantımızdaki coşkusuyla bu mesajlarımıza çok güzel destek oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini NATO konusunda taktik hata yapmakla suçlayan CHP’ye “iki çift sözlerinin” olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde zor şartlarda kurulan uçak, silah ve makine fabrikalarını kapatarak savunma sanayimizi dışa bağımlı hâle getiren, Adalar meselesinde dirayetli duruş sergilemeyerek ülkemizi bugünkü tartışmaların içine düşüren, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel yönetim sisteminde ülkemizin hak ettiği konumda yer almasını sağlayamayan, velhasıl taktik değil stratejik hatalarıyla Türkiye’nin çıkarlarını koruyamamış bu parti bize ders veremez” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP, eski CHP değil” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet bunların eskisinden ne hayır gördü ki yenisinden fayda beklesin” diye konuştu.

“Onlar önce kendi içlerindeki Rum, Yunan, Avrupa, Amerika, PKK, FETÖ sevdalısı beşinci kol elemanlarını temizlesinler” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin diğer tüm meselelerini Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle biz hâl yoluna koyarız. NATO meselesinde de İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz” dedi.

“BU KAPI YERLİ VE MİLLÎ DURUŞ SERGİLEYENE AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi: Dış politikada sen bize ders veremezsin. Sen daha çıraksın, kalfa dahi olamadın. Dün bir, bugün iki. Ne oldu ki bu iktidara ders vermeye kalkıyorsun. Önce haddini bil, haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler. Bunu da bilmeleri lazım. Biz dış politikada İsveç, Finlandiya, niye bunlara karşı tavır alıyoruz? Neden? İsveç’in, Finlandiya’nın sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız, onların yanında mı yer alacağız? Ey TÜSİAD, siz onların yanında yer alabilirsiniz. Biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız, bunu bilesiniz. İşte Batı’yı görüyoruz. Almanya’da caddelerde Alman polisinin nezaretinde bu terör örgütleri yürüyüşler yapıyorlar. Fransa’da yürüyüşler yapıyorlar. Maalesef İngiltere’de hakeza öyle. Avrupa’nın bütün ülkelerinde, aynı durumla karşı karşıyayız. Bütün bunlara karşı sizin ali menfaatlerinizi korumak için sesimizi çıkarmayacak mıyız? Kusura bakmayın, sizden önce gelen ağa babalarınız da aynı kafadaydılar, görüyorum ki siz de aynı kafadasınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın ve görüyorum ki sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz. Aynı merkez belli, CHP. Oradan size neyi sufle ediyorlarsa siz de aynen o ağızla konuşuyorsunuz. Sizden önceki ağa babalarınız da böyle konuşuyordu siz de aynı şekilde konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve millî duruş sergileyene açıktır, yerli ve millî duruş sergilemeyene kapalıdır” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum. Bizden önceki yönetimlerin düştüğü hataya düşmeyecek, aynı delikten bir daha asla ısırılmayacağız. Bu arada dünyada ülkemizin adını Turkey’den Türkiye’ye dönüştürme kararımızı başarıyla hayata geçirirken, diğer alanlarda aynı yöntemi takip edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu kapsamda artık millî hava yolumuz da uluslararası uçuşlarını Turkish Airlines değil Türk Hava Yolları ismiyle yapacaktır. Bu kadarı, öküz altında buzağı arayanlara herhâlde yeter.”

VAN ZİYARETİ

Geçen hafta Van’da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanından toplu açılış töreninin yapıldığı meydana, oradan tekrar dönüş yoluna kadar Van’daki her anda vatandaşlarla samimi ve coşkulu bir şekilde hasret giderdiklerini ifade etti.

Bu gidişte, terör gölgesinden kurtulan, depremin ardından yeniden inşa ettikleri, altyapısıyla yüzünü geleceğe dönen bir Van gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akşam gençlerle Van denizinin kenarında bir araya geldik. Yani bilerek söylüyorum, Van denizi diyoruz. Şimdi bu CHP hemen coşar ‘orası deniz değil, göl’ falan diyebilir. Biz neyin göl neyin deniz olduğunu çok iyi biliriz. Evelallah biz Karadeniz uşağıyız, dolayısıyla deniz neresidir göl neresidir çok iyi biliriz” diye konuştu.

Tarımdan sanayi ve turizme kadar her alanda kabına sığmayan, büyüme ve gelişme yolunda koşmak için sabırsızlanan bir Van gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Van, sadece bölgesinin değil, ülkemizin en önemli lokomotiflerinden biri olmaya hazırlanıyor. Biz de gerek son 20 yılda yaptığımız yatırımlarla gerek hâlen devam eden çalışmalarla gerekse yeni projelerle Van’ın hep yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Bundan 11 yıl önce Van depreminden hemen birkaç saat sonra şehre vardığında karşılaştığı manzarayla bugünkü fotoğraf arasında 3Adeta asırlık fark olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, bu güzel şehri ayağa kaldırma, bu güzel şehrin insanlarına umut aşılama şerefine biz nail olduk. O zaman terör örgütünün belediye başkanı, oraya su dahi getiremedi. Biliyorsunuz, büyük şehirlerde su getirme görevi belediyenindir ama onlar getiremedi. Biz DSİ kanalıyla Van’ın su problemini çözdük. Bunu benim Vanlı kardeşlerim herhâlde çok iyi biliyordur. Bundan sonraki süreçte de durum yine aynı şekilde devam etti. Altyapısından üstyapısına kadar tüm bunları biz yaptık. Van’da 10 binlerce konut inşa ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle sohbeti Edremit ilçesinin olduğu bölgede yaptıklarını, Edremit’in âdeta bir yalı kent hâline döndüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: “Modern konutlarla beraber Edremit ilçesi bir güzellik arz ediyor, bu hâle geldi. Erciş’e bakıyorsun, Erciş aynı şekilde, bunları hep iktidarımız yaptı. Onların da yine konutları her şeyiyle çok çok güzel ve gerçekten gezip görmeye de değer. Tuşba aynı, işte geçenlerde malum bir deprem yaşadılar ve o deprem bizleri ciddi manada üzdü ama Allah’tan burada ölüm vakaları ile karşılaşmadık. Esasen terör örgütünün pençesinden kurtardığımız, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her türlü altyapısını inşa ettiğimiz bölgedeki tüm şehirlerimizde benzer bir kıpırdanma görüyoruz. Hemen denizin öbür tarafında Bitlis, Tatvan aynı şekilde. Orası da ayağa kalkıyor. Ciddi manada gelişmeler var. Bitlis’in Ahlat’ı görmeye değer. İnşallah Ağustos’un 25’inde Ahlat’ta olacağız ve Ahlat’tan 26 Ağustos’ta anma merasimlerini yaşamaya yürüyeceğiz. Allah’ın izniyle bu dip dalganın önünde, terör örgütü artığı siyasetçilerle yurt dışında ülkemizi karıştırmak için sürekli fitne ateşi yakan mankurtlar başta olmak üzere kimse duramayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Meriç’in, “Işık doğudan gelir” diye tarif ettiği büyük medeniyet atılımının membalarının Erzurum, Van, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Hatay gibi şehirler olacağını belirtti.

“VATAN TOPRAKLARININ HER KARIŞINA İZİMİZİ BIRAKMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yüreğini açıp, kendilerini beklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeter ki biz buna layık olalım. Yeter ki biz buna layık olacak gayreti, çalışmayı, mücadeleyi ortaya koyalım. Yeter ki biz eser ve hizmet siyasetimizi samimiyet ve tevazu ile taçlandıralım. Emin olun gerisi çok kolay. Bunun için önce 2023 seçimlerini zaferle neticelendirmeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece hem milletin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkacak hem 2023 hedeflerinden geri adım atılmasına izin vermeyecek hem de 2053 vizyonunu güçlendirecek bir başarı kazanacaklarını dile getirerek, “İnşallah 2023’ten sonra da 23 milyon üye hedefiyle daha çok çalışarak, vatan topraklarının her karışına izimizi ve terimizi bırakmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gelecek yılın aşağı yukarı bugünlerinde yapılacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri için geri sayımın başladığını söyledi.

Her ne kadar muhalefetin, “erken seçim” lafları etmeyi sürdürse de seçim takviminin kendi mecrasında ilerlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin erken seçim filan istediği yok. Hatta bizim ülkemizde muhalefet, mümkünse hiç seçim olsun istemez. Çünkü bunlar herhangi bir sorumluluk üstlenmeden, sadece konforunu yaşayarak siyaset yapmaya alışmışlar. Milletin derdiyle dertlenmek, bölgesel ve küresel krizlerle boğuşmak, eser ve hizmet peşinde koşmak bunların yapacakları, yapmak isteyecekleri bir iş değildir” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN TAMAMININ BASİRET VE FERASETİNİ HAFİFE ALIYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sel felaketinde İstanbul, Ankara ve İzmir’in hâlini gördüklerini kaydederek, “Herhangi bir altyapı çalışmaları var mı, yok. Hiçbir altyapı çalışmaları da olmadığı için bu felaketlerde bakıyorsunuz, birisi Bodrum’da seyahatte, öbürü Eskişehir’de seyahatte, öbürü nerede olduğu belli değil. Böyle garip bir yapı var. Bunlar dertli değil. Hani Neşet Ertaş diyor ya; ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diye. Bunların millet için, vatan için aşk ile koşmak diye bir dertleri de yok. Nitekim kazara bir sorumluluk altına girdiklerinde ortaya çıkan manzarayı hep beraber gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün seçim lafı ettiği hâlde, daha adayının ismini zikredemeyenlerin derdinin ülkeye ve millete hizmet olmadığını anlamak için öyle çok da derin analizlere ihtiyaç yoktur. Her şey gün gibi ortada. Bir masa kurmuşlar ama avara kasnak misali buradan çıkan hiçbir siyaset, hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi sizlere Nasrettin Hoca’nın meşhur bir fıkrasıyla altılı masanın durumunu izah etmek istiyorum: Hoca ihtiyaca binaen komşularından birinden borç almak zorunda kalmış. Ancak daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Yine bir gün adam borcunu istediğinde Hoca, ‘Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim’ demiş. Buna rağmen adam bırakmamış Hoca’nın yakasını, ‘Söyle Hoca, ne zaman, kimden bulup vereceksin borcunu’ diye üstelemiş. Hoca, ‘Bak komşu, kapının önüne çalı ektim.’ Adam ‘Niye’ diye sormuş. Hoca, ‘Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak’ demiş. Adam ‘Ee sonra’ diye merakla sormuş. Hoca da ‘Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek. Ben de götürüp pazarda satacağım. Senin paranı da işte o zaman ödeyeceğim’ demiş. Bu cevap üzerine adam katıla katıla gülmeye başlayınca Hoca, ‘Hâlden bilmez, gördün peşin parayı böyle gevrek gevrek gülersin değil mi?’ demiş. Altılı masanın cumhurbaşkanı adayını belirleme meselesi de Hoca’nın borcunu ödeme fıkrası gibi ilerliyor. Güya seçim tarihi belli olsa, adayları hazır.”

Tarihi zaten belli olan seçimler için ortada aday olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerine ‘Adayınızı nasıl belirleyeceksiniz’ diye sorulduğunda Nasrettin Hoca’nın borç ödemesinden daha muğlak cevap veriyorlar. Önce ‘Oturma sırasında anlaşabilirsek, bir araya geleceğiz’ diyorlar. Sonra ‘Başarabilirsek, ilkeleri, prensipleri, öncelikleri belirleyeceğiz’ diyorlar. Ardından ‘Uzun bir aday listesi çıkaracak, her adayın artılarını ve eksilerini tespit edeceğiz’ diyorlar. Şayet masanın etrafındakilerden biri arıza çıkarmazsa, ‘Uzun listeyi biraz daha kısaltacağız’ diyorlar. ‘Kısa listedeki adayları herkes, irtibat hâlinde olduğu yabancı büyükelçilere sunacak, onların icazetini ve kararını bekleyeceğiz’ diyorlar. ‘Tüm bunları atlattıktan sonra adayları tekrar görüşecek, tartışacak, yeniden masaya yatıracağız’ diyorlar. ‘Bu süreç içinde şayet seçimi kaçırmaz, sandığa gitmeyi de unutmazsak milletimizin huzuruna bir adayla çıkacağız’ diyorlar. Velhasıl Nasrettin Hoca’nın ektiği çalılarla borcunu ödeme ihtimali, altılı masanın cumhurbaşkanı adayı belirleme ihtimalinden daha fazladır. Aylarca masada kimin nerede oturacağının kavgasını vermiş bir curcuna ittifakından başka ne beklenebilir ki…” şeklinde konuştu.

“Henüz kendi temel meselelerini çözmeyi beceremeyenlerin, milletimizin sıkıntılarına derman olması mümkün mü” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her hafta bir skandalla, kumpasla, siyasi ayak oyunuyla gündeme gelenlerin, değil seçimi, 2023’ü görmelerinin dahi muhal olduğunu dile getirdi.

Altılı masa tarafının “adaylarını açıklamama” stratejilerinden birinin de yıpranma korkusu olduğunun söylendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neymiş? Şayet adaylarını bugünden ilan ederlerse bir sene içinde o isim yıpranabilirmiş. Bu nasıl aday ki ismi gündeme gelir gelmez hemen yıpranıyor? Bu nasıl aday ki millet tanıdıkça sevme, teveccüh etme yerine ondan soğuyor, sırt çeviriyor? Bu nasıl aday ki zaman geçtikçe güneşi görünce eriyen buz misali itibar ve zemin kaybediyor? Bu nasıl aday ki siyaset sahnesinde kaldıkça boyası dökülüyor, makyajı akıyor, gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Bunun adı strateji değil, siyasi hokkabazlıktır, milleti kandırma gayretidir. Anlaşılan o ki; bunlar, defolu ürün satan gözü açık tüccar misali el çabukluğu ve katakulliyle adaylarını sandıktan çıkarabilme peşindeler. Şark kurnazlığı hesaplarıyla sadece kendi seçmenlerini değil, milletimizin tamamının basiret ve ferasetini hafife alıyorlar. Milletimiz bu abrakadabra siyasetinin defterini düreli çok oldu” görüşünü paylaştı.

Sandıkta seçmeni aldatmaya çalışanların aslında kendi çapsızlıklarını, kifayetsizliklerini ortaya döktüklerinin farkında olmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz ise milletimize olan saygımız gereği yaptığımız çağrılarla Bay Kemal başta olmak üzere CHP’yi ve altılı masayı bu cendereden, bu utanç girdabından kurtarmaya çalışıyoruz. Bu arada Kılıçdaroğlu’na tekrar söylüyorum: Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla. Bunu söylediğimden bu yana ortadan kayboldu. Her gün bir kurumun kapısına dayanıyor. Her gün bir yerlere, ‘Ya bana katılın ya önümden çekilin’ diyerek kürsü yumruklayan, her gün bir başka yalan ve iftira üzerinden ‘Hesaplaşacağız’ diye höyküren, velhasıl daha düne kadar yere göğe sığmayan bu zatın sesi birden kısılıverdi. Gerçi yine kürsüye çıkıp bir şeyler söylüyor ama üzerinde, yüzünde, sesinde belirgin bir yılgınlığın, çekingenliğin, korkaklığın izini görmemek mümkün değil.”

“ESKİ TÜRKİYE’YE AİT ÖN YARGILARIN ARTIK TÜRK SİYASETİNDE YERİ YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Biz kararımızı verene kadar sen otur oturduğun yerde” dediğini ifade etti. Hâlbuki Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanlığının 12, ömrünün 73. yılında nihayet kendini göstereceği, isim yapacağı, nam salacağı bir fırsatı yakaladığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bürokrasideyken batırdığı kurumların, siyasette girdiği her seçimde yenildiği partisinin, bir türlü gün yüzü görmeyen bahtının son deminde şöyle efsane bir çıkış yapmaya hazırlanıyordu. Kadim kültürümüzün, ölümsüz eseri… Bilirsiniz, Dede Korkut’un Boğaç Han hikâyesini. Eski Türklerde çocuklar ancak bir kahramanlık gösterdikten sonra isim alabilirlermiş. Boğaç Han da meydana salınan bir boğayı, alnına vurduğu yumrukla yere serdikten sonra isim alma hakkını kazanmış. Bu zat da yaşı biraz geçmiş de olsa, işte böyle bir hevesle cumhurbaşkanlığı adaylığı peşinde koşuyor. 6’lı masanın etrafında, altından ve masanın görünmeyen geri taraflarından yükselen sesler ise işinin zorluğuna işaret ediyor. Öyle ki birileri hemen devreye girip ülkemizin tamamen geride bıraktığını düşündüğümüz bazı tartışmaların fitilini yeniden ateşlemekten bile çekinmedi.”

Henüz 6’lı masanın adayı belli değilken “meşrep fitnesi” ortaya atıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü’ Nereden çıktı bu?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tehlikeli tartışmada duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Eski Türkiye’ye ait ön yargıların artık Türk siyasetinde yeri yoktur. Bay Kemal, senin meşrebin ne olursa olsun biz senin meşrebinle ilgilenmiyoruz merak etme. Çık ortaya, namert değil mert ol, adaylığını açıkla veya adayını açıkla. Allah’ın izniyle iktidarda olduğumuz müddetçe hiç kimse bu ülkenin vatandaşlarını, meşrebi, kökeni, kimliği veya siyasi görüşü dolayısıyla ötekileştiremez, hor, hakir göremez. Biz bu zatın bürokrasideki ve siyasetteki beceriksizliğini, kifayetsizliğini her fırsatta yüzüne vururuz ama asla geçmişiyle kimliğiyle veya diğer vasıflarıyla uğraşmayız. Çünkü bu ülkede Anayasa’da belirlenen şartları taşıyan her bir insanımız cumhurbaşkanlığı adaylığı dâhil her türlü hakka sahiptir. Osmanlının son döneminde ülkeye en büyük hizmetleri vermiş hakanına istibdat iftirası atan cahillere ise ileri geri konuşmak yerine önce dizlerini kırıp tarihlerini öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Madem millete hizmet iddiasındasınız, yabancıların iftira dolu hezeyanları yerine önce bu milletin tarihini, kültürünü, inancını doğru şekilde öğrenin. Kürsülerden milletin değerlerini aşağılayan kitapları sallamak yerine gidin milletimizin bu zihniyete verdiği dersleri öğrenin. Şanlı tarihimizi bilmeden, insanımızı tanımadan, asırlardır bizi bir arada tutan kadim değerleri öğrenmeden ne bu ülkeye, ne de bu millete hizmet edebilirsiniz. Bunlar milletimizin önüne çıktıkça, ajansların güdümünden kurtulup kendileri gibi hareket etmeye başladıkça, gerçek sorularla, gerçek sorunlarla yüzleştikçe asıl kalibreleri daha iyi anlaşılacak. Biz sabır ve azimle çalışacak, kendi işimize bakacak, kendi programımızı uygulayacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız. Milletimiz onlar hakkındaki nihai hükmünü önümüzdeki yıl haziran ayında sandıkta verecek.”

6’lı masanın gizli ortağı HDP’nin, terör örgütü elebaşının emriyle geçtiğimiz günlerde yol açtığı rezalet görüntülerini unutmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Kadıköy’de işlenen rezaletin başrolünde yer alan sözde milletvekili ile onun yanında, arkasında bulunan milletvekillerinin geçmişte hangi provokasyonlarda yer aldığını, hangi karanlık niyetlere alet olduklarını gayet iyi biliyoruz” dedi.

DBP’li Salihe Aydeniz’in dosyasının çok kabarık olduğunu, 60 küsur dosyada suç layihası bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisinden bu ihanetinin bedelini hukuk önünde sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağız. Açık ve net söylüyorum; Süratle dokunulmazlığının kaldırılıp, yine süratle bu türlerinin artık bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını AK Parti olarak bizler ortaya koyuyoruz. Meclis’in de bu hususta üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz” diye konuştu.

EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda karşılaştığı her krizi fırsata, her sınamayı kazanca, her saldırıyı tahkimatını güçlendirmeye dönüştürme konusunda çok büyük bir tecrübe sahibi olduğunu belirterek, bu durumun ekonomide de geçerli olduğunu söyledi.

Dünyayı sarsan 2008 finans krizinden Türkiye’nin güçlenerek çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’yı sarsan 2011 borç krizinden de yara almadan çıkıldığını anlattı.

Gezi Parkı olaylarıyla başlayıp, darbe ve kaos denemeleriyle süren sinsi saldırılardan da dimdik, ayakta çıkıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın üzerine kabus gibi çöken koronavirüs salgınından en az hasar, en fazla kazanç sağlanarak çıkıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan savaşın küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinden de yine en az kayıpla ve gelen fırsatları değerlendirerek çıkmanın gayreti içinde bulunduklarını dile getirdi.

Bu süreçte bedeller ödendiğini, maddi-manevi nice kayıplar yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik olarak en büyük bedeli de bu son dönemde ödüyoruz. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürüyor. Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere tüm ekonomiler enflasyonda 40 yıldır görmedikleri seviyelerle boğuşuyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak için yoğun çaba içinde olduklarını söyledi. Karadeniz’de keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazı bir an önce millî sisteme bağlamak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazartesi günü Filyos’ta Karadeniz Gazı Denize İlk Boru İndirme ve Kaynak Töreni’ni yaparak bu yönde önemli bir adım daha attıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve yenilenebilir enerji kaynak potansiyelini en üst seviyede değerlendirecek her yolu ve yöntemi devreye aldıklarını ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmeye bağlı olarak pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamların rahatsız edici düzeyde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Keşke ülkemizin her yerinden petrol fışkırıyor olsa da bu durumun önüne geçebilsek ama petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten hem de kurdaki artıştan anında etkileniyoruz. Petrol fiyatlarının katlanarak artan bugünkü seviyesinin sadece bizim değil, hiçbir ülke bakımından sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bu fiyatların makul fiyatlara düşmesiyle birlikte pompa fiyatlarının da gerileyeceğini ümit ediyoruz. Dünyanın tamamının yaşadığı bu sıkıntıyı biz de göğüsleyecek ve sabırla düzelmesini bekleyeceğiz. Bu arada elbette kendi işimize bakacak, önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. ‘Sel gider kum kalır’ veciz ifadesinde olduğu gibi önemli olan, bu küresel dalga dindiğinde hangi kazanımlara sahip olacağımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ekonomideki gelişmelerin anlatıldığı “Üreten Türkiye” başlıklı videoyu partililere izletti. Videoda, Türkiye ekonomisinin, küresel enflasyona ve belirsizliklere rağmen büyümeye, istihdam imkânları oluşturmaya ve ihracatta rekorlar kırmaya devam ettiği belirtildi.

Bu sorunları tartışırken madalyonun diğer yüzünü de ihmal etmediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, ülkemizde ekonomik sorunlara teşhis yanlış koyulduğu için, tartışmalar ve çözüm arayışları da yanlış mecrada yürümektedir. Öyle diyor TÜSİAD’ın şu anda başındaki, ‘Büyüme her şey değildir.’ Öyle diyor, ‘İhracat endeksli bir büyüme her şey değildir.’ İhracat olmazsa büyüme olmazsa sen ayakta duramazsın. Bütün bu adımlar, hepsi CHP ağzı. İhracatın olmayacak, büyüme olmayacak sadece ithalat öyle mi? İthalat seni zaten bitirir, batırır. Böyle şey mi olur? ‘İthalata dayalı bir ihracat’ dersen bunu aklım alır. Öyle ürünler var ki bu ithalata dayalıdır. Ama ihracatı bir kenara koyacak olursan o ülke zaten yürümez. Biz bunları yapıyoruz ama sizin mantığınız, anlayışınız zaten bu işleri almaz. Bundan dolayı da iki de bir başkan değiştiriyorsunuz. Başka gidecek yeriniz de yok. Türkiye’deki enflasyon, kamu maliyesindeki bozulmadan, arzdaki azalmadan ve talepteki aşırı yükselişten değil de enerjiden kura kadar farklı sebeplerin ağırlıklı olduğu sorunlardan kaynaklandığı için, buna klasik anlayışla çözüm aramak beyhudedir. Diyorlar ki ‘Akademisyenleriniz olacak.’ Be zavallı, bizim yanımızda, kurullarımızda akademisyenlerimizin olmadığını sana kim söylüyor? Bizim çalışanlarımızın içinde akademisyenlerimiz de var, partimizin içinde, TBMM’de akademisyenlerimiz de var. Biz kiminle, nerede, nasıl çalışacağını 20 yıldır ispat etmiş olan bir partiyiz. Bay Orhan, bundan sonra hangi akademisyenlerle çalışacağımızı sana sorarız, senin vereceğin isimlerle çalışırız. Kafaya bak. Bunlar ne zavallı.”

“İHRACATIMIZ REKOR KIRARAK YILLIK 243 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Bütçe disiplini, finans kesiminin gücü ve vatandaşların varlık gücüyle Türkiye’nin altyapısının muhkem olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cari dengede yılın ilk 4 ayında enerji ve altın hariç 37 milyar doların üzerinde fazladayız. Doğrudan yabancı yatırımlarda son 12 ay itibarıyla 14 milyar dolara yakın bir seviyedeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide “En pahalı mal, bulunmayan maldır” diye bir gerçek olduğunu hatırlatarak, “Biz de dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük felaketin; işsiz kalmak, evine aş götürememek, çoluğunun çocuğunun karşısına boynu bükük çıkmak olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye Ekonomi Programı’nın önceliklerinin başına istihdamı yerleştirmelerinin rastgele bir tercih olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, elde ettikleri neticelerin, bu tercihlerinin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini anlattı.

Türkiye’nin, istihdamında ulaştığı 30,4 milyon rakamıyla tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdamda bu çıtayı daha da yükseltmek ve hedefi yakalamak için yatırımı, üretimi, ihracatı teşvik ediyor, girişimcilerimize her türlü desteği veriyoruz. Son yayınlanan verilere göre, sanayi üretimi yüzde 10,8 oranında artarak yine beklentileri aştı. İhracatımız rekorlar kırarak yıllık 243 milyar dolar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

“KAPSAMLI VE RAHATLATICI ADIMLAR PLANLIYORUZ”

Ulaşabildikleri herkese “Yeter ki üretin, yeter ki çalışın, yeter ki istihdam oluşturun, yeter ki ihracat yapın” dediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sadece bu kadarla da kalmıyoruz, dar gelirlilerin ve ücretlilerin hayat pahalılığı sebebiyle ortaya çıkan refah kayıplarını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz. İşçi, memur, emekli, çiftçi hiçbir kesimi ihmal etmeden tüm imkânları seferber ederek her bir insanımızın derdiyle dertleniyoruz, sıkıntılarına çözüm arıyoruz. Bu doğrultuda ocak ayında çok önemli adımlar attık. Temmuz ayında enflasyon farkları ile yine bir rahatlama sağlayacağız. Yılbaşında çok daha kapsamlı ve rahatlatıcı adımlar planlıyoruz. İnşallah önümüzdeki şubat, mart ile birlikte enflasyon da önemli ölçüde gerileyeceği için attığımız adımların, insanlarımızın hayatlarındaki etkilerini daha iyi görebileceğiz. Sosyal yardım programlarımızın hem miktarlarını artırdık. Hem de kriterlerini esneterek kapsamını genişlettik. Şimdi hiçbir insanımızın gerçek anlamda yokluğa ve yoksulluğa mahkûm olmaması için her türlü çabayı sergiliyoruz. Bugün ülkemizdeki sorun, işsizlik veya benzeri yollarla gelir kaybına uğranılması değil, mevcut gelirle daha az satın alma gücüne sahip olunmasıdır. Biz de işte buraya odaklanıyoruz. İnşallah geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin her meselesini çözdüğümüz, milletimizin her beklentisine cevap verdiğimiz gibi bu sıkıntının da ötesinden ve üstesinden biz geleceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”

Send this to a friend