“Dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üslerinden biri olma yolunda ilerliyoruz” “Dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üslerinden biri olma yolunda ilerliyoruz” için yorumlar kapalı 80785

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye İhracatçılar Meclisi 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Geçtiğimiz 20 yılda ülkemize kurduğumuz güçlü eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, enerji, sanayi, teknoloji altyapısı sayesinde dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üslerinden biri olma yolunda ilerliyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) 29. Olağan Genel Kurulu ve İhracatın Şampiyonları Ödül Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, genel kurulun ekonomi ve ihracatçılar için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “İhracatın Şampiyonları” olarak ödül alacak firmaları ve iş insanlarını tebrik etti.

Hemen her ay rekorlarla büyüttükleri ihracatı geçen yıl 225 milyar doların üzerine çıkardıklarını, Mayıs 2022 itibariyle 12 aylık bazda ihracatı 243 milyar dolara yükseltmeyi başardıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece Türkiye’nin dünya ihracatından aldığı payı da yüzde 1,05 seviyesine ulaştırdıklarını, her geçen ay bu oranı daha da yukarı taşıyacaklarını söyledi.

“ÜRETİM VE İHRACAT YOLUNDA ADIM ATAN HERKESİN YANINDAYIZ”

Bugün, Türkiye’nin 217 ayrı ülke ve bölgeye yaptığı ihracatla bayrağını dünyanın her yerinde dalgalandıran bir ülke hâline geldiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “İhracatımızın sadece miktar olarak değil, birim değer itibarıyla yükselmesi ayrıca önemlidir. Bu tablo yüksek katma değerli ürünler ihraç etme hedefimize adım adım yaklaştığımıza işaret ediyor. Türkiye’nin 2022’nin ilk çeyrek büyümesinin yaklaşık yarısını ihracatımız sırtlamış vaziyette. Bu tablo ülkemizi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla büyütme hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla yürüdüğümüzün ispatıdır. Sağlık kriziyle başlayıp Karadeniz’in kuzeyindeki savaşla güvenlik krizine evrilen, beraberinde siyasi krizi ve küresel ekonomik krizi de tetikleyen bir süreçte bu başarıların elde edilmesi ise hepimiz için kıvanç vericidir. Bu başarıdan dolayı her birinizi ayrı ayrı tebrik ediyorum. Bu başarıyı daha ileri taşımak için üzerimize düşen sorumluluklar var. Mesela İhracatın Şampiyonları Ödülü’nü vereceğimiz otomotiv firmalarımızdan, yapımına burada başladıkları modellerin üretimini, yeni modelleri devreye aldıktan sonra da sürdürmelerini bekliyorum. Bunun için kendilerine her türlü desteği vereceğimizden şüpheleri olmasın. Yerli otomobilimiz TOGG’un hikâyesi bunun en somut örneğidir.”

Aynı şekilde kapasite artırımı, yeni yatırım gibi yöntemlerle üretimlerini yükseltmek isteyen herkesin de yanında olacaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eskiler, ‘Oynamaktan maksat, ütmektir’ derler. Bizim kimsenin şahsıyla, meşrebiyle, tarzıyla bir derdimiz yoktur. Bizim tek gayemiz ülkemizin üretimini, istihdamını, ihracatını arttırmaktır. Aksini iddia eden ya 40 yıllık siyaset ve 20 yılı bulan devlet yönetim tarzımızla bizi tanımıyorlar ya da farklı niyetlere sahipler. Cumhurbaşkanlığıyla, bakanlıklarımızla, kurumlarımızla hep birlikte üretim ve ihracat yolunda adım atan herkesin yanındayız, herkesin destekçisiyiz. Siz yeter ki planınızı, projenizi, niyetinizi samimiyetle ortaya koyun, diğer tüm sorunları birlikte çözeriz” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ, DÜNYANIN EN BÜYÜK 10 EKONOMİSİNDEN BİRİ HÂLİNE DE BERABERCE GETİRECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, salondakilerin gayreti, cesareti, azmi ve becerisi sayesinde küresel meydan okumalar karşısında daha güçlü bir duruş sergileyebildiklerini söyledi.

Dünyayı okumadaki kabiliyetlerini ve hayallerini gerçeğe dönüştürme hususundaki özgüvenlerini geliştirmelerinde ihracatçıların büyük bir paya sahip olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline hep birlikte getireceklerini ifade etti.

Türkiye’nin dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri hâline gelmesiyle büyük ve güçlü Türkiye’nin inşasında daha üst bir safhaya geçmiş olacaklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Unutmayın hayalleri olmayanların hedefleri olmaz. Bundan 11 yıl önce 2023 hedeflerimizi ilk ilan ettiğimizde birileri bize dudak bükerek bakmıştı. Milletimize taahhüdümüz olan hedeflerimizin başlıklarından biri de 500 milyar dolar ihracat rakamına ulaşmaktı. Yaşadığımız onca hadiseye, maruz kaldığımız onca tehdide, ayağımıza takılan onca çelmelere, önümüze kurulan onca tuzaklara rağmen hedefimizin yarısını hayata geçirdik. Tabii 11 yıl önce bu hedefi belirlerken birilerinin yaptığı gibi, öyle affınıza sığınıyorum işkembe-i kübradan atmıyorduk. Ülkemize ve milletimize olan inancımız yanında elimizde sağlam araçlar, gayet sağlam imkânlar vardı” diye konuştu.

Son 20 yılda Türkiye’nin ihracatını 6 kat, ihracatçı sayısını ise 4 kat arttıran bir hükûmet olduklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece ayda ortalama 3 milyar doları bile bulmayan ihracatı ayda ortalama 20 milyar dolar seviyesine çıkardıklarını bildirdi.

Karşılaşılan engeller sebebiyle programın biraz gerisinde kalınmış da olsa ihracatın yeniden 2 kat arttırılmasının önünde hiçbir engel görmediklerini, tam tersine dünyadaki gelişmelerin bu konuda işlerini kolaylaştırdığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yaklaşık 2,5 yıldır etkili olan küresel sağlık krizi ve ardından gelen güvenlik krizi, dünyadaki üretim ve tedarik merkezlerinin yeniden şekillenmesini zorunlu hâle getirdi. Çin’den Avrupa’ya bütün buralarda, özellikle bu konuda ilk öne çıkan ülke, ülkemiz Türkiye’dir. Geçtiğimiz 20 yılda ülkemizi kurduğumuz güçlü eğitim, sağlık, ulaştırma, haberleşme, enerji, sanayi, teknoloji altyapısı sayesinde dünyanın önde gelen üretim ve ihracat üstlerinden biri olma yolunda ilerliyoruz. Mevcut kapasitelerimizi kullanarak artan talepleri karşılama imkânına sahibiz. Kapasitelerimizi hızla arttırma, yeni yatırımlarla katlayarak büyütme imkânı daima elimizin altındadır. Bu yılsonu için belirlediğimiz 250 milyar dolarlık ihracat rakamını fazlasıyla geçeceğimiz anlaşılıyor. Bir başka ifadeyle 2023 hedefimize doğru giderek artan bir hızla yaklaşıyoruz. Rabb’im bu süreçte ülkemizin önüne bir kaza, bela, musibet çıkarmadığı, milletimizi siyasi, sosyal, ekonomik istikrarsızlıklarla imtihan etmediği sürece hedeflerimize ulaşmamızın önünde bir mani görmüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Van’da dün meydana gelen depremden etkilenen vatandaşlara geçmiş olsun dileğinde bulundu.

“SADECE KENDİ VATANDAŞLARINA DEĞİL, TÜM DOSTLARINA GÜVEN VEREN BİR TÜRKİYE İÇİN ÇOK ÇALIŞTIK”

İhracat başta olmak üzere her alanda bu seviyeye kolay gelmediklerini, adeta ilmik ilmik dokuyup gergef gibi işleyerek Türkiye’ye bu altyapıyı kazandırdıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye Cumhuriyeti’nin banisi Gazi Mustafa Kemal’in muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıma vasiyetini yerine getiren biz olduk. Sadece kendi vatandaşlarına değil, tüm dostlarına güven veren bir Türkiye için çok çalıştık. Buldukları her fırsatta hâlâ kendilerini belli eden Sevr sevdalılarının, manda heveslilerinin ülkeyi teslim alma gayretlerine fırsat vermedik” ifadelerini kullandı.

“Vesayetten darbeye, terör eylemlerinden ekonomik tuzaklara kadar nice oyunları boza boza ülkemizi büyüttük, güçlendirdik, özgürleştirdik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin İkinci Dünya Savaşı sonrası yeniden şekillenen, dünyanın refah ve güvenlik şemsiyesinin dışında kalmasına yol açan habis zihniyetle mücadele ettiklerini söyledi.

“VATAN TOPRAKLARINA GÖZÜNÜ DİKENLERİ EZE EZE ÜLKEMİZİ GÜÇLENDİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan pastadan en az payı almasına yol açan kirli senaryolarla boğuştuklarını belirterek, şöyle devam etti: “Sureti haktan gözüküp her seferinde milletimizin ağır bedeller ödemesine yol açan kifayetsizleri tasfiye ede ede şu andaki konuma geldik. Kendi refah ve güvenlikleri haricinde hiçbir şeyi umursamayanların dayatmalarını aşarak ülkemizi büyüttük. Vatan topraklarına gözünü dikenleri eze eze ülkemizi güçlendirdik. Cudi’de ezdik, Gabar’da ezdik, Tendürek’te ezdik, Bestler Deresi’nde ezdik. İnlerine girdik ve gire gire yolumuza devam ediyoruz. Emperyalistlerin tetikçiliğini yapan bölücü terör örgütüne tarihinin en ağır darbelerini indirdik. Suriye’de gerçekleştirdiğimiz operasyonlarla ülkemizi terör koridoruyla kuşatma girişimlerini boşa çıkardık. ‘Sınırımızın ötesinde ne işimiz var?’ diyenlere de en güzel cevabı ‘Evet, sınırımızın ötesinde bizi rahatsız eden kim olursa olsun oralara da girmeye, gitmeye varız’ dedik.”

Irak’ta devam eden Pençe-Kilit Harekâtı’yla da teröristlerin inlerini başlarına geçirdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu kutlu mücadelede toprağa düşen kahramanlara ve şehitlere Allah’tan rahmet diledi, ailelerine ve millete sabrı cemil niyaz etti.

“TÜRKİYE, TERÖRÜN HER TÜRLÜSÜYLE MÜCADELESİNİ ENİNDE SONUNDA ZAFERE ULAŞTIRACAKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, döktükleri her damla kanın hesabını teröristlerden misliyle sorduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: “Terörün siyasi uzantılarıyla da hukuk ve demokrasi içinde mücadelemizi sürdürüyoruz. Dört vatan evladının ateşinin yüreğimizi yaktığı bir günde bölücü örgütün uzantılarının İstanbul Kadıköy’de ortalığı birbirine katmaları, polisimize saldırmaları, terörist başını öven sloganlar atmaları, provokasyondan öte kalleşliktir, namussuzluktur, kanı bozukluktur. Ben inanıyorum ki milletvekilliği dokunulmazlığı hiç kimseye teröristi övme, güvenlik güçlerine hakaret etme hakkı tanımaz. Dünkü alçaklığın faillerine bunun bedelini yargı önünde muhakkak ödeteceğiz. Kim ne derse desin, hangi çirkefliği yaparsa yapsın Türkiye terörün her türlüsüyle mücadelesini eninde sonunda zafere ulaştıracaktır. Bugün ülkemiz, bölgesindeki ve dünyadaki her gelişime kendi penceresinden bakıyor, kendi menfaatlerine ve hedeflerine göre eğer tavır geliştirebiliyorsa her alanda verdiği işte bu mücadele sayesindedir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyadaki her türlü siyasi, ekonomik, askerî ve sosyal gerilimin ülkeyi etkilediğini söyledi. Türkiye’nin, dünün kendi içine kapanık, kendi krizlerini kendi üretip herhangi bir karşılık almadan bedel ödeyen Türkiye’si de olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O artık gerilerde kaldı. Artık her alanda dünya ile bütünleşmiş, eşit ilişkiler kurma kabiliyeti kazanmış bir Türkiye var. Küresel krizlerle her yüzleşmemizi, siyasi ve ekonomik kazanımlara dönüştürecek bir yaklaşımla hareket ediyoruz. Bir süredir yaşadığımız dalgalanmalara da bu anlayışla bakıyoruz” ifadesini kullandı.

“TÜRKİYE, 100 TRİLYON DOLARLIK DÜNYA PAZARINDAN HAK ETTİĞİ PAYI ALMAK İÇİN NE GEREKİYORSA YAPMAYA HAZIRDIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’de küresel emtia fiyatlarındaki yükseliş, kendi küçük hesapları uğruna fiyat artışlarını körükleyenlerin sebep olduğu belirsizlik, dövizdeki istikrarsızlık gibi faktörlerin yol açtığı denge gibi sorunların var olduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Biz buna ‘bardağın boş tarafı’ diyelim. Peki, bardağın dolu tarafında ne var? Son 20 yılda 3,5 trilyon dolarlık yatırım yapan, eğitimden sağlığa, sanayiden turizme, konuttan sosyal desteklere her alanda güçlü altyapıya sahip bir ülke var. Yıllık 243 milyar doları yakalayan ihracatçılarımızın başarıları var. Bereketli bir sezona hazırlanan turizmcilerimiz var. Yağışlı geçen bir mevsimin ardından iyi bir hasat dönemi bekleyen üreticilerimiz var. Geçen yılın ocak ayına göre 31,5 milyondan, 34,2 milyona çıkan iş gücümüze karşılık 27,5 milyondan, 30,4 milyona yükselen istihdamımız var. Uluslararası ilişkilerde temin ettiğimiz gelişmeler sayesinde her gün daha da yükselen rakamlarla ülkemize gelen yatırımcılar var. Firmalarımızın ve vatandaşlarımızın döviz, altın, Türk lirası cinsi varlıklarla, gayrimenkul yatırımlarında duran, seviyesini korumakla kalmayıp yükseltmeyi sürdüren birikimleri var. Hepsinden önemlisi gelişmiş ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın yaşadığı sarsıntılara rağmen potansiyeline güvenerek, hedeflerine daha sıkı sarılan bir Türkiye var. İşte bu Türkiye, 100 trilyon dolarlık dünya pazarından hak ettiği payı almak için ne gerekiyorsa yapmaya hazırdır.”

“RASYONEL GEREKÇELERLE İZAH EDİLEMEYECEK FİYAT ARTIŞLARINA KARŞI HUKUKİ VE İDARİ TEDBİRLER GELİŞTİRİYORUZ”

Ülkenin son 2 asırlık tarihinin hep dünyadaki gelişmelerin ortaya çıkardığı fırsatları kaçırmakla geçtiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cumhuriyetimizin kuruluşu dışında bu 2 asırda kayda değer bir atılım gösterememiş olmamızın sebebini sadece dışarıda arama kolaycılığına kaçmak bu topluluğa, bizlere yakışmaz. Biz ancak kendi eksiklerimizi ve kendi hatalarımızı bulup bunları düzelterek içine sokulduğumuz kısır döngüden çıkabiliriz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Son 20 yılda ülkemize kazandırdığımız demokrasi ve kalkınma atılımlarına yaptığımız kuvvetli atıfların sebebi, bizi işte bu fasit daireden çıkartacak fırsatları önümüze sermiş olmasıdır. Artık Türkiye’nin ülkesini yüksek faizle soydurmayacak, istihdamla ayakta tutacak, üretimle geliştirecek, ihracatla ilerletecek, cari fazlayla güçlendirecek bir yola ihtiyacı vardır. Biz bunun mücadelesini veriyoruz. Kendi sorunlarını çözmek için kullanmadıkları yol ve yöntemleri bize dayatanların durumu kendi hastalığını iyileştirmek için kullanmadığı ilaçları başkalarına yazan doktorun durumuna benziyor. Cumhuriyetimizin 100. yılına, iktidarımızın 20. yılına dayandığımız bir dönemde bu tezgâha tekrar düşemeyiz, düşmeyeceğiz. Milletimizin yaşadığı geçim zorluğunu, refahında ortaya çıkan azalmayı mutlaka telafi ederek yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazlayla büyümeye dayalı Türkiye ekonomi programını kararlılıkla uygulayacağız. Sizlerin de takip ettiği gibi bu konuda her gün yeni bir adım atıyoruz. İnsanlarımızın döviz ve altın tasarrufu alışkanlıklarını Türk lirasına yönlendirmek için çeşitli alternatifleri devreye alıyoruz. Rasyonel gerekçelerle izah edilemeyecek fiyat artışlarına karşı hukuki ve idari tedbirler geliştiriyoruz.”

Ücretlilerin gelirlerindeki azalışı telafi edecek çalışmalar yaptıklarını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çerçevede temmuz ayında enflasyon farklarıyla ocak ayında ücretlerdeki yeni düzenlemelerle milletimizin her kesimini daha da rahatlatacağız. Enflasyonun geçtiğimiz aralık ve ocak gerçekleşmeleriyle sırtımıza bindirdiği kamburdan kurtulacağımız 2023 Şubat, Mart aylarından itibaren artık bu sorunları da önemli ölçüde geride bırakmış olacağız. Esasen Rusya-Ukrayna savaşının özellikle enerji fiyatlarında ortaya çıkardığı ağır fatura olmasaydı programımızın meyvelerini içinde bulunduğumuz aydan itibaren toplamayı planlıyorduk. Mücbir sebepler bu tarihin yılbaşı sonrasına kaymasına sebebiyet vermiştir. Ama hedeflerimizden de programımızdan da çalışmalarımızdan da kararlılığımızdan da en küçük bir geri adım atmak yoktur, olmayacaktır. Herkesin hesabını, kitabını, planını, başka birtakım beklentilere değil, buna göre yaparak hareket etmesini özellikle tavsiye ediyorum. Türkiye’nin siyasi ve ekonomik olarak tökezlemesini bekleyenlerin heveslerini inşallah bu defa da kursaklarında bırakacağız.”

“KARAMSARLIK POMPALAYANLARIN DERDİ ASLA ÜLKEMİZ DEĞİLDİR”

Sahip olunan altyapı ve küresel fırsatlar itibarıyla hem ümitlerin, hem de hedeflere ulaşma ihtimalinin en güçlü olduğu dönemde olunduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ödediğimiz bedeller, katlandığımız maliyetler, yaşadığımız acılar, elde edeceğimiz sonuçlara fazlasıyla değecektir. Sırf iş insanlarımızın ve milletimizin kafasını karıştırmak, umutlarını törpülemek için karamsarlık pompalayanların derdi asla ülkemiz değildir” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’da, Amerika’da, dünyanın dört bir yanında yaşanan sıkıntıları görmezden gelip Türkiye’yi “batıyor, bitiyor” yaygarasıyla farklı bir konuma yerleştirmek isteyenleri 3 gruba ayırdığını belirterek, birinci grupta içte ve dışta yıllarca ülkeyi sömürerek kendilerini büyütmüş bir kesimin olduğunu vurguladı.

Bunların endişesinin, reel ekonomiyle büyüyen Türkiye’den eskisi kadar çok kazanç sağlayamayacak olmalarından kaynaklandığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu görüşleri paylaştı: “İkinci grup da büyük ölçüde bu ilk gruptakilerin yönlendirmesiyle hareket eden kimi akademisyen, kimi gazeteci, kimi siyasetçi görünümlü tetikçiler bulunuyor. İşin açıkçası bu tetikçileri çok da kale almıyor, çok da adam yerine koymuyoruz. Üçüncü grupta ise çeşitli sebeplerle bize, hükûmetimize, ittifakımıza besledikleri husumetten dolayı ülkenin ve milletin ali çıkarları dâhil her şeye körü körüne saldıranlar yer alıyor. En çok üzüldüğümüz ve en çok uğraştığımız grup da budur. İlk iki grubun en çok istismar ettiği, en çok kullandığı, en çok öne sürdüğü de bu kesimdir. Bu son gruptaki insanlarımızı, sürekli doğruları anlatarak, hakikatleri önlerine getirerek, diğerlerinin yalanlarını ve iftiralarını çürüterek, kendi ülkelerinin, kendi milletlerinin safında yer almaya davet edeceğiz.”

“MİLLETİMİZİN İŞİNE, AŞINA, REFAHINA GÖZ DİKENLERLE DE HESAPLAŞMADAN SON NEFESİMİZİ VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin dikkatini dağıtma, enerjisini düşürme, odağını kaydırma, istikametini değiştirme gayretlerine itibar etmeden işlerine bakmayı sürdüreceklerini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasetin cilvesi diye tarif ettiği gürültülerin ve görüntülerin yanıltmamasını istediğini belirterek, “Allah’ın yardımı, milletimizin desteği hepimizin çabasıyla ülkemizin demokrasi ve kalkınma mücadelesi kesintisiz devam ediyor. Bugüne kadar yaptıklarımız elbette önemlidir ama asıl müjdeler, asıl kazançlar, asıl sevinçler bundan sonra yapacaklarımızda gizlidir. Geçmişten bugüne yapacağımız hasbi bir muhasebe sözünü ettiğim aydınlık geleceğin muhal olmadığını gösterecektir” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gezi olaylarıyla başlayan Türkiye’ye karşı girişimlere dikkati çekerek, şöyle devam etti: “Hatırlarsanız ülke olarak millî gelirimizi 958 milyar dolara kadar çıkarmışken Gezi olaylarıyla başlayıp hâlâ süren çok yönlü saldırılar sebebiyle hedefimizin gerisine düşmüştük. Şayet bu engeller olmasaydı bugün millî gelirde 1,5 trilyon dolar sınırını aşmış olacaktık. Millî gelir sıralamasında Türkiye’nin yükselmesine mani olanlarla hesaplaşmamızı tamamlamadan son nefesimizi vermeyeceğiz. Yine son 20 yılda asgari ücreti enflasyondan arındırılmış hâliyle yüzde 200’e yakın, dolar cinsinden ise yüzde 100’ün üzerinde arttırdık. Aynı şekilde bu tuzaklarla uğraşmasaydık insanlarımızın gelir seviyelerini de bugünküne göre 2 katına çıkarmış olacaktık. Milletimizin işine, aşına, refahına göz dikenlerle de hesaplaşmadan son nefesimizi vermeyeceğiz.”

Türkiye’nin gelişimini istemeyenlere en güzel cevabı ülkeyi dünyanın ilk 10 ekonomisinden biri yapıp, üretimi tasarıma, yüksek teknolojiye ve yüksek katma değere kaydırarak vereceklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunlara en güzel cevabı sanayimizi, özellikle de savunma sanayimizi sadece kendi ihtiyaçlarımızı karşılamakla kalmayıp tüm dostlarımızın ve kardeşlerimizin taleplerine cevap verecek hâle gelerek vereceğiz. Bunlara en güzel cevabı, enerjide yerli ve yenilenebilir kaynaklarımızın düzeyini ihtiyacımızın mümkün olan en fazlasıyla karşılayacak hâle getirerek vereceğiz. Buradan Zonguldak Filyos’a geçiyorum ve doğal gazla ilgili deniz altı bütün boru hatlarının döşenmesiyle ilgili çalışmayı bugün başlatacağız. Bunlara en güzel cevabı eğitim ve sağlık başta olmak üzere her alanda sahip olduğumuz altyapıyı kendi insanlarımıza en iyi hizmetleri sunmanın ötesinde küresel bir kazanç kapısı hâline dönüştürerek vereceğiz. İhracatçılarımızın da bunlara en güzel cevabı 500 milyar dolarlık hedefe bir an önce ulaşıp çıtayı 1 trilyon dolara çıkartarak vereceklerine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, TİM 29. Olağan Genel Kurulu’nun hayırlı olması temennisiyle konuşmasını sonlandırırken İsmail Gülle yönetimine bugüne kadarki hizmetlerinden dolayı teşekkür etti.

Törene, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ihracat şampiyonlarına ödüllerini vermesi ve fotoğraf çekiminin ardından tören sona erdi.

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde konuştu için yorumlar kapalı 5

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak, eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadelenin içindeyiz. Hükûmetlerimiz döneminde hazırladığımız tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim-öğretime tahsis ettik. 81 vilayetimize, anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdık” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Üsküdar Burhan Felek Stadyumu’nda 2021-2022 Eğitim Öğretim Yılı Karne Dağıtım Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün tamamlanan eğitim öğretim yılının ülke, millet ve tüm öğrenciler için hayırlı olmasını diledi.

Önünde bulunan alanı görünce gençlik yıllarının aklına geldiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü bu stadyumda, Altunizade Stadyumu olarak geçerdi, çok top oynadım. Bu stadyumun hatıraları var bende. Sakatlandığımız zamanlar oldu ama o heyecanı yaşamak ve o heyecanı yaşarken bir taraftan da öğrencilik yıllarımızı devam ettirmek bizde farklı anılar bıraktı” diye konuştu.

Ülkenin dört bir yanında şu an karne sevinci yaşayan tüm öğrencileri tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünyanın en büyük Türk Müziği Çocuk Korosu’nu az önce saygıdeğer hocamızın riyasetinde dinledik. Gerçekten bu kadar kısa zamanda nasıl hazırlandınız, nasıl bu coşkuyu bize yaşattınız? Gerçekten takdire şayan. Bize Türk klasik müziğinden sunduğunuz parçalarla bundan sonraki süreçte de değişik yerlerde inanıyorum ki bu sunumları birlikte yapmakta fayda var” ifadelerini kullandı.

“YARININ TÜRKİYE’SİNİ, GÖZLERİNİN PARILTISI KALBİMİZİ ISITAN ÇOCUKLAR, GENÇLER İNŞA EDECEK”

Eğitim öğretim yılı boyunca yağmur, kar ile çamur demeden öğrencileri en güzel şekilde yetiştirmek için fedakârca görev yapan öğretmenlere teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şartları zorlama pahasına çocuklarının eğitiminden taviz vermeyen anne ve babaları da kutladı.

“Her eğitim öğretim yılı sonunda işte bugün burada olduğu gibi zihni açık, ufku geniş, bilgili, kültürlü, ahlaklı nesillerin yetişmekte olduğunu görmenin bahtiyarlığını yeniden yaşıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Evlatlarımızla her bir araya gelişimizde, her buluşmamızda Türkiye’nin aydınlık yarınlarına dair umutlarımız daha da güçleniyor çünkü yarının mühendisleri, doktorları, öğretmenleri bugün karne alan çocuklarımızın arasından çıkacak. Yarının bilim insanları, sanatçıları, düşünürleri, siyasetçileri bugün okul bahçelerinde neşeyle koşturan evlatlarımızın içinden çıkacak. Yarının Türkiye’sini, gözlerinin parıltısı kalbimizi ısıtan işte bu çocuklar, gençler inşa edecek. Bunun için tam 20 yıldır, önce eğitim öğretim diyoruz. Bunun için eğitim-öğretimi her işin başı olarak görüyoruz. Bunun için bütün imkânlarımızı eğitim öğretim için seferber ediyoruz.”

“EĞİTİME HARCANAN HER KURUŞUN, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNE YAPILAN EN BÜYÜK YATIRIM OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitim-öğretime harcanan her kuruşun Türkiye’nin geleceğine yapılan en büyük yatırım olduğunu söyledi.

Erkeğiyle kızıyla tüm evlatlar okusun, zengininden fakirine her vatandaşın çocuğu, en nitelikli eğitim-öğretim imkânına kavuşsun istediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu amaçla eğitimin kalitesini artırmak, eğitimi yaygınlaştırmak ve eğitimde fırsat eşitliğini sağlamak amacıyla çok yönlü bir mücadele içinde olduklarını belirtti.

Hükûmetleri döneminde hazırladıkları tüm bütçelerde aslan payını daima eğitim öğretime tahsis ettiklerine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, 81 ile anaokulundan ilkokula, ortaokuldan liseye ve üniversiteye kadar çok sayıda eğitim kurumu kazandırdıklarını anımsattı.

Göreve geldiklerinde 78 üniversite varken şimdi 207 üniversite olduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurtlarıyla pansiyonlarıyla spor salonlarıyla kütüphaneleriyle ülkenin eğitim altyapısını tamamen yenilediklerini, özellikle maddi durumu sınırlı ailelere verdikleri maddi desteklerle çocuklarını okula göndermelerini teşvik ettiklerini söyledi.

Son 2,5 yıla damga vuran salgın sürecinde eğitime yaptıkları tüm devasa yatırımların meyvesini toplama fırsatı bulduklarından söz eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Geriye doğru baktığımızda şu gerçeği net bir şekilde görebiliyoruz: Şayet eğitim bütçemizi 10,3 milyar lira seviyesinden bugünkü 274,3 milyar lira seviyesine çıkarmasaydık, derslik sayımızı 343 binden alıp 611 bine yükseltmeseydik, öğretmen kadromuzu 730 bin yeni atamayla güçlendirmeseydik, 81 vilayetimizdeki tüm okulları en modern teknolojiyle teçhiz etmeseydik velhasıl 2002’den beri eğitim-öğretime gereken önceliği vermeseydik biz de diğer ülkeler gibi salgın döneminde çok ciddi sıkıntılarla, çok büyük zorluklarla karşılaşırdık. Son 20 yılda tüm bunları ve daha pek çok adımı atarak evlatlarımızın eğitiminde kesinti yaşanmasının önüne geçtik. Öğrenci sayısı en fazla artan ülke olmamıza rağmen uluslararası kalite göstergelerinde en yüksek artış sağlayan ülkelerden biriyiz. Ders kitaplarını ücretsiz dağıtarak vatandaşlarımızın sırtındaki büyük bir yükü ortadan kaldırdık. Şimdiye kadar ücretsiz olarak evlatlarımıza ulaştırılan toplam kitap sayısı 4 milyar adedi buldu. Ayrıca yıllardan beri şikâyet edilen yardımcı kaynak sorununu da çözdük. Artık yardımcı kaynaklar da Bakanlığımız tarafından hazırlanıp ücretsiz bir şekilde öğrencilerimize ulaştırılıyor. Bugüne kadar dağıtılan yardımcı kaynak kitap sayısı 36 milyonu geçti. Sene sonuna kadar inşallah 100 milyon yardımcı kaynağı öğrencilerimizle buluşturmayı hedefliyoruz.”

Her yerde matematik anlayışıyla TÜBİTAK ve üniversitelerle iş birliği hâlinde matematik seferberliğini başlattıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, okul öncesi eğitim seferberliğiyle de yılsonuna kadar 3 bin anaokulu ve 40 bin ana sınıfı hedefini gerçekleştirmek için gece gündüz çalıştıklarını aktardı.

“GÜNLERİNİZİ SADECE BİLGİSAYARLA İNTERNETLE TABLETLE EKRAN BAŞINDA ZİYAN ETMEYİN”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, öğrencilerin bugünden itibaren 3 ay sürecek uzun bir tatil dönemine gireceklerini hatırlatarak, şu tavsiyelerde bulundu: “Tatil elbette dinlenmek, oyun oynamak, arkadaşlarımız ve sevdiklerimizle birlikte keyifli vakit geçirmek demektir. Sizler de güneşin tadını çıkaracak, belki bir topun, belki bir uçurtmanın, belki bir kelebeğin peşinde saatler boyu koşacak, koşturacaksınız. Bisiklete binecek, parklarda oynayacak, arkadaşlarınızla doyumsuz sohbetlere dalmanın mutluluğunu yaşayacaksınız. Kiminiz memleketine gidecek, büyüklerini ziyaret edecek, akrabalarınızla bir araya geleceksiniz, kiminiz tatilini daha farklı yerlerde, daha farklı faaliyetlerle geçirecek. Tüm bunları yaparken, tatilin dinlenmeyle birlikte yeni şeyler öğrenme fırsatı olduğunu da lütfen unutmayın. Tatilin sevincini doyasıya yaşarken kitaptan, okumaktan, araştırmaktan asla vazgeçmeyin. Bilgisayarda veya sokakta arkadaşlarınızla oyun oynarken aynı zamanda yeni şeyler öğrenmekten, kendinizi geliştirmekten de geri durmayın. Özellikle günlerinizi sadece bilgisayarla internetle tabletle ekran başında ziyan etmeyin. O da aşırı bir bağımlılığı getirir. O bağımlılık da tehlikedir. Bir sanat dalıyla veya bir spor branşıyla muhakkak ilgilenmeye çalışın. Çevrenizdeki imkânları en iyi şekilde değerlendirmenin yollarını arayın.”

Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu amaçla önemli bir proje başlattığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu sene öğrencilere yönelik yaz okulları açıldığını bildirdi.

Matematik, yabancı dil, bilim ve sanat alanlarında açılacak yaz okullarıyla çocukların tatillerini en verimli şekilde değerlendirmelerini arzu ettiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde Gençlik ve Spor Bakanlığımızın, Diyanet İşleri Başkanlığımızın ve diğer kurumlarımızın sizlere yönelik pek çok çalışması var. Her birinizin, devletimizin sizlere sunduğu bu imkânlardan en güzel şekilde istifade edeceğine inanıyorum” diye konuştu.

Karne sevinci yaşayanları tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hafta sonu üniversite sınavına girecek öğrencilere başarılar dileyerek, şunları kaydetti: “Burada bulunan öğrenciler başta olmak üzere karne sevinci yaşayan tüm yavrularımızı tebrik ediyorum, evlatlarımızı yetiştiren, milletimize ve insanlığa faydalı bir fert olmalarına katkı sağlayan öğretmenlerimize tekrar şahsım, milletim adına teşekkürlerimi sunuyorum. Bu vesile ile Necmettin Yılmaz ve Aybüke Yalçın gibi daha ömürlerinin baharındayken bölücü terör örgütü tarafından alçakça şehit edilen öğretmenlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Hepinizi sevgiyle saygıyla selamlıyor, Allah’a emanet ediyor, gözlerinizden öpüyorum. Kalın sağlıcakla.”

Törene Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanı sıra eşi Emine Erdoğan, Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer ve eşi Nebahat Özer, İstanbul Valisi Ali Yerlikaya ve eşi Hatice Nur Yerlikaya, Millî Eğitim Bakan Yardımcıları Petek Aşkar, Nazif Yılmaz ile Sadri Şensoy, İstanbul İl Millî Eğitim Müdürü Levent Yazıcı ile eşi Canan Yazıcı da katıldı.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından “Temel Eğitimde 10.000 Okul Projesi” kapsamında öğrencilerden oluşturulan “dünyanın en büyük çocuk korosu” olan, 3 bin 120 kişilik Geleneksel Türk Müziği Çocuk Korosu yılsonu gösterisi düzenledi.

Hezarfen Ahmet Çelebi Ortaokulu öğrencisi Nehir Naz İskurt ile İstanbul Ticaret Odası Marmara Anadolu İmam Hatip Ortaokulu 6. sınıf öğrencisi Abdurrahman Doğan’a karneleri Cumhurbaşkanı Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan tarafından verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu için yorumlar kapalı 80783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “NATO meselesinde İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz. Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, TBMM AK Parti Grup Toplantısı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının başında milletvekillerine, TBMM’nin komisyon ve Genel Kurul faaliyetlerinde başarılar diledi.

AK Parti’nin Adana’da gerçekleştirdiği Gençlik Şöleni’ndeki coşkunun, partisinin gençlerle arasındaki güçlü köprüyü görmelerine imkân sağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tüm gençlere bir müjde vermek istediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Bir süredir üzerinde çalıştığımız ve kamuoyunda ‘öğrenci affı’ diye bilinen teklifi, önümüzdeki günlerde Meclisimizin takdirine sunuyoruz. Bu teklif, lisans, yüksek lisans, doktora seviyesindeki öğrencilerimizden eğitimlerini bırakmak mecburiyetinde kalanlara, belirli şartlarda okullarına dönüş yolunu açıyor. Yükseköğrenimlerini tamamlamak isteyen gençlerimize yeni bir fırsat tanıyacak bu teklifin şimdiden tüm öğrencilerimize ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaklaşık iki hafta önce Atatürk Havalimanı Millet Bahçesi’ndeki İstanbul’un Fethi törenlerinde 560 bin vatandaşla bir araya geldiklerini anlatarak, “Dünyanın göz bebeği bu şehre olan sevgimizi, fethin manasının idrakiyle bir kez daha tüm milletimizle paylaştık. İstanbul’u fethetmek kadar ona hizmet etmenin de önemli olduğunu yaptığı eserlerle ispatlamış bir kadroyuz. Bu anlayışla tüm dikkatimizi ve enerjimizi bu şehri geleceğe taşıyacak projelere veriyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

“YUNANİSTAN ÜZERİNDEN ÜLKEMİZE KARŞI OYNANAN OYUNUN FARKINDAYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Efes 2022 Tatbikatı vesilesiyle gittiği İzmir’de hem Ege’deki gelişmelerle ilgili mesajlarını muhataplarına tüm açıklığıyla ilettiğini hem de İzmir teşkilatlarıyla bir araya geldiğini belirterek şunları kaydetti: “Tarihte hep olduğu gibi birileri tarafından şımartılarak üzerimize salınan Yunanistan üzerinden ülkemize karşı oynanan oyunun farkındayız. Sorun, Yunanistan’ın bu oyunun farkında olmaması veya bu oyunun gönüllü figüranlığına soyunmasıdır. Biliyorsunuz film çekimleri boyunca en çok yorulan, yıpranan, hırpalanan, hatta kolu kanadı kırılan figüranlardır. Ama sahnede onların ismi ve cismi asla gözükmez. Yunanistan’ın başına geçmişte gelen budur. Şayet yanlışta ısrar ederse bundan sonra gelecek olan da budur. Biz, bölgemizde ve dünyada küresel siyasi, ekonomik, askerî bir güç olarak varlığımızı tahkim ederek hep sürdüreceğiz. Ama onlar bu kafayla üç otuz yevmiyeye çalışan figüranlıktan öteye geçemeyeceklerdir. Sağ olsun İzmir teşkilatımız da İl Danışma toplantımızdaki coşkusuyla bu mesajlarımıza çok güzel destek oldu.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerini NATO konusunda taktik hata yapmakla suçlayan CHP’ye “iki çift sözlerinin” olduğunu ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemizde zor şartlarda kurulan uçak, silah ve makine fabrikalarını kapatarak savunma sanayimizi dışa bağımlı hâle getiren, Adalar meselesinde dirayetli duruş sergilemeyerek ülkemizi bugünkü tartışmaların içine düşüren, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel yönetim sisteminde ülkemizin hak ettiği konumda yer almasını sağlayamayan, velhasıl taktik değil stratejik hatalarıyla Türkiye’nin çıkarlarını koruyamamış bu parti bize ders veremez” değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “CHP, eski CHP değil” dediğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Millet bunların eskisinden ne hayır gördü ki yenisinden fayda beklesin” diye konuştu.

“Onlar önce kendi içlerindeki Rum, Yunan, Avrupa, Amerika, PKK, FETÖ sevdalısı beşinci kol elemanlarını temizlesinler” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkenin diğer tüm meselelerini Allah’ın izni ve milletimizin desteğiyle biz hâl yoluna koyarız. NATO meselesinde de İsveç ve Finlandiya terörle mücadelede net, somut ve kararlı adımlar atana kadar duruşumuzu kesinlikle değiştirmeyiz” dedi.

“BU KAPI YERLİ VE MİLLÎ DURUŞ SERGİLEYENE AÇIKTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ey TÜSİAD’ın başına gelen beyefendi: Dış politikada sen bize ders veremezsin. Sen daha çıraksın, kalfa dahi olamadın. Dün bir, bugün iki. Ne oldu ki bu iktidara ders vermeye kalkıyorsun. Önce haddini bil, haddini bil. Bunlar da akıllarını başlarına almadıkları sürece iktidarın kapısından içeri giremezler. Bunu da bilmeleri lazım. Biz dış politikada İsveç, Finlandiya, niye bunlara karşı tavır alıyoruz? Neden? İsveç’in, Finlandiya’nın sokaklarında terör örgütleri cirit atarken biz onlara kapılarımızı mı açacağız, onların yanında mı yer alacağız? Ey TÜSİAD, siz onların yanında yer alabilirsiniz. Biz şehitlerimizin kanını yerde bırakmayacağız, bunu bilesiniz. İşte Batı’yı görüyoruz. Almanya’da caddelerde Alman polisinin nezaretinde bu terör örgütleri yürüyüşler yapıyorlar. Fransa’da yürüyüşler yapıyorlar. Maalesef İngiltere’de hakeza öyle. Avrupa’nın bütün ülkelerinde, aynı durumla karşı karşıyayız. Bütün bunlara karşı sizin ali menfaatlerinizi korumak için sesimizi çıkarmayacak mıyız? Kusura bakmayın, sizden önce gelen ağa babalarınız da aynı kafadaydılar, görüyorum ki siz de aynı kafadasınız.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eğer TÜSİAD bu gidişiyle devam ederse bu iktidarın kapısını hiç çalmasın ve görüyorum ki sizler aynı merkezden idare ediliyorsunuz. Aynı merkez belli, CHP. Oradan size neyi sufle ediyorlarsa siz de aynen o ağızla konuşuyorsunuz. Sizden önceki ağa babalarınız da böyle konuşuyordu siz de aynı şekilde konuşuyorsunuz. Öyleyse bu kapı yerli ve millî duruş sergileyene açıktır, yerli ve millî duruş sergilemeyene kapalıdır” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Toprağa düşen vatan evlatlarının acısıyla her gün yüreğimiz dağlanırken kimse bizden farklı hareket etmemizi beklemesin. Bu konuda ülkemizin temennilerle, ucu açık ifadelerle kaybedecek vaktinin olmadığının özellikle bilinmesini istiyorum. Bizden önceki yönetimlerin düştüğü hataya düşmeyecek, aynı delikten bir daha asla ısırılmayacağız. Bu arada dünyada ülkemizin adını Turkey’den Türkiye’ye dönüştürme kararımızı başarıyla hayata geçirirken, diğer alanlarda aynı yöntemi takip edeceğimizi bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bu kapsamda artık millî hava yolumuz da uluslararası uçuşlarını Turkish Airlines değil Türk Hava Yolları ismiyle yapacaktır. Bu kadarı, öküz altında buzağı arayanlara herhâlde yeter.”

VAN ZİYARETİ

Geçen hafta Van’da olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, havalimanından toplu açılış töreninin yapıldığı meydana, oradan tekrar dönüş yoluna kadar Van’daki her anda vatandaşlarla samimi ve coşkulu bir şekilde hasret giderdiklerini ifade etti.

Bu gidişte, terör gölgesinden kurtulan, depremin ardından yeniden inşa ettikleri, altyapısıyla yüzünü geleceğe dönen bir Van gördüklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Akşam gençlerle Van denizinin kenarında bir araya geldik. Yani bilerek söylüyorum, Van denizi diyoruz. Şimdi bu CHP hemen coşar ‘orası deniz değil, göl’ falan diyebilir. Biz neyin göl neyin deniz olduğunu çok iyi biliriz. Evelallah biz Karadeniz uşağıyız, dolayısıyla deniz neresidir göl neresidir çok iyi biliriz” diye konuştu.

Tarımdan sanayi ve turizme kadar her alanda kabına sığmayan, büyüme ve gelişme yolunda koşmak için sabırsızlanan bir Van gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Van, sadece bölgesinin değil, ülkemizin en önemli lokomotiflerinden biri olmaya hazırlanıyor. Biz de gerek son 20 yılda yaptığımız yatırımlarla gerek hâlen devam eden çalışmalarla gerekse yeni projelerle Van’ın hep yanında olduk, olmayı sürdüreceğiz” dedi.

Bundan 11 yıl önce Van depreminden hemen birkaç saat sonra şehre vardığında karşılaştığı manzarayla bugünkü fotoğraf arasında 3Adeta asırlık fark olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hamdolsun, bu güzel şehri ayağa kaldırma, bu güzel şehrin insanlarına umut aşılama şerefine biz nail olduk. O zaman terör örgütünün belediye başkanı, oraya su dahi getiremedi. Biliyorsunuz, büyük şehirlerde su getirme görevi belediyenindir ama onlar getiremedi. Biz DSİ kanalıyla Van’ın su problemini çözdük. Bunu benim Vanlı kardeşlerim herhâlde çok iyi biliyordur. Bundan sonraki süreçte de durum yine aynı şekilde devam etti. Altyapısından üstyapısına kadar tüm bunları biz yaptık. Van’da 10 binlerce konut inşa ettik” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerle sohbeti Edremit ilçesinin olduğu bölgede yaptıklarını, Edremit’in âdeta bir yalı kent hâline döndüğünü ifade ederek, şunları kaydetti: “Modern konutlarla beraber Edremit ilçesi bir güzellik arz ediyor, bu hâle geldi. Erciş’e bakıyorsun, Erciş aynı şekilde, bunları hep iktidarımız yaptı. Onların da yine konutları her şeyiyle çok çok güzel ve gerçekten gezip görmeye de değer. Tuşba aynı, işte geçenlerde malum bir deprem yaşadılar ve o deprem bizleri ciddi manada üzdü ama Allah’tan burada ölüm vakaları ile karşılaşmadık. Esasen terör örgütünün pençesinden kurtardığımız, eğitimden sağlığa, ulaşımdan enerjiye her türlü altyapısını inşa ettiğimiz bölgedeki tüm şehirlerimizde benzer bir kıpırdanma görüyoruz. Hemen denizin öbür tarafında Bitlis, Tatvan aynı şekilde. Orası da ayağa kalkıyor. Ciddi manada gelişmeler var. Bitlis’in Ahlat’ı görmeye değer. İnşallah Ağustos’un 25’inde Ahlat’ta olacağız ve Ahlat’tan 26 Ağustos’ta anma merasimlerini yaşamaya yürüyeceğiz. Allah’ın izniyle bu dip dalganın önünde, terör örgütü artığı siyasetçilerle yurt dışında ülkemizi karıştırmak için sürekli fitne ateşi yakan mankurtlar başta olmak üzere kimse duramayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemil Meriç’in, “Işık doğudan gelir” diye tarif ettiği büyük medeniyet atılımının membalarının Erzurum, Van, Diyarbakır, Mardin, Gaziantep, Hatay gibi şehirler olacağını belirtti.

“VATAN TOPRAKLARININ HER KARIŞINA İZİMİZİ BIRAKMAYI SÜRDÜRECEĞİZ”

Milletin doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle yüreğini açıp, kendilerini beklediğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeter ki biz buna layık olalım. Yeter ki biz buna layık olacak gayreti, çalışmayı, mücadeleyi ortaya koyalım. Yeter ki biz eser ve hizmet siyasetimizi samimiyet ve tevazu ile taçlandıralım. Emin olun gerisi çok kolay. Bunun için önce 2023 seçimlerini zaferle neticelendirmeliyiz” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece hem milletin 20 yıllık kazanımlarına sahip çıkacak hem 2023 hedeflerinden geri adım atılmasına izin vermeyecek hem de 2053 vizyonunu güçlendirecek bir başarı kazanacaklarını dile getirerek, “İnşallah 2023’ten sonra da 23 milyon üye hedefiyle daha çok çalışarak, vatan topraklarının her karışına izimizi ve terimizi bırakmayı sürdüreceğiz” ifadesini kullandı.

Milletvekili ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gelecek yılın aşağı yukarı bugünlerinde yapılacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2023 seçimleri için geri sayımın başladığını söyledi.

Her ne kadar muhalefetin, “erken seçim” lafları etmeyi sürdürse de seçim takviminin kendi mecrasında ilerlediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Muhalefetin erken seçim filan istediği yok. Hatta bizim ülkemizde muhalefet, mümkünse hiç seçim olsun istemez. Çünkü bunlar herhangi bir sorumluluk üstlenmeden, sadece konforunu yaşayarak siyaset yapmaya alışmışlar. Milletin derdiyle dertlenmek, bölgesel ve küresel krizlerle boğuşmak, eser ve hizmet peşinde koşmak bunların yapacakları, yapmak isteyecekleri bir iş değildir” değerlendirmesinde bulundu.

“MİLLETİMİZİN TAMAMININ BASİRET VE FERASETİNİ HAFİFE ALIYORLAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sel felaketinde İstanbul, Ankara ve İzmir’in hâlini gördüklerini kaydederek, “Herhangi bir altyapı çalışmaları var mı, yok. Hiçbir altyapı çalışmaları da olmadığı için bu felaketlerde bakıyorsunuz, birisi Bodrum’da seyahatte, öbürü Eskişehir’de seyahatte, öbürü nerede olduğu belli değil. Böyle garip bir yapı var. Bunlar dertli değil. Hani Neşet Ertaş diyor ya; ‘Aşk ile koşan yorulmaz’ diye. Bunların millet için, vatan için aşk ile koşmak diye bir dertleri de yok. Nitekim kazara bir sorumluluk altına girdiklerinde ortaya çıkan manzarayı hep beraber gördük” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Her gün seçim lafı ettiği hâlde, daha adayının ismini zikredemeyenlerin derdinin ülkeye ve millete hizmet olmadığını anlamak için öyle çok da derin analizlere ihtiyaç yoktur. Her şey gün gibi ortada. Bir masa kurmuşlar ama avara kasnak misali buradan çıkan hiçbir siyaset, hiçbir karar, hiçbir irade mevcut değil.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Şimdi sizlere Nasrettin Hoca’nın meşhur bir fıkrasıyla altılı masanın durumunu izah etmek istiyorum: Hoca ihtiyaca binaen komşularından birinden borç almak zorunda kalmış. Ancak daha vadesi gelmeden adam alacağı için Hoca’nın kapısını aşındırmaya başlamış. Yine bir gün adam borcunu istediğinde Hoca, ‘Şu anda yok ama çok yakında ödeyeceğim’ demiş. Buna rağmen adam bırakmamış Hoca’nın yakasını, ‘Söyle Hoca, ne zaman, kimden bulup vereceksin borcunu’ diye üstelemiş. Hoca, ‘Bak komşu, kapının önüne çalı ektim.’ Adam ‘Niye’ diye sormuş. Hoca, ‘Koyun sürüsü geçerken yünleri çalıya takılacak’ demiş. Adam ‘Ee sonra’ diye merakla sormuş. Hoca da ‘Bizim hatun bu yünleri toplayacak, yıkayacak, tarayacak, eğirecek. Ben de götürüp pazarda satacağım. Senin paranı da işte o zaman ödeyeceğim’ demiş. Bu cevap üzerine adam katıla katıla gülmeye başlayınca Hoca, ‘Hâlden bilmez, gördün peşin parayı böyle gevrek gevrek gülersin değil mi?’ demiş. Altılı masanın cumhurbaşkanı adayını belirleme meselesi de Hoca’nın borcunu ödeme fıkrası gibi ilerliyor. Güya seçim tarihi belli olsa, adayları hazır.”

Tarihi zaten belli olan seçimler için ortada aday olmadığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendilerine ‘Adayınızı nasıl belirleyeceksiniz’ diye sorulduğunda Nasrettin Hoca’nın borç ödemesinden daha muğlak cevap veriyorlar. Önce ‘Oturma sırasında anlaşabilirsek, bir araya geleceğiz’ diyorlar. Sonra ‘Başarabilirsek, ilkeleri, prensipleri, öncelikleri belirleyeceğiz’ diyorlar. Ardından ‘Uzun bir aday listesi çıkaracak, her adayın artılarını ve eksilerini tespit edeceğiz’ diyorlar. Şayet masanın etrafındakilerden biri arıza çıkarmazsa, ‘Uzun listeyi biraz daha kısaltacağız’ diyorlar. ‘Kısa listedeki adayları herkes, irtibat hâlinde olduğu yabancı büyükelçilere sunacak, onların icazetini ve kararını bekleyeceğiz’ diyorlar. ‘Tüm bunları atlattıktan sonra adayları tekrar görüşecek, tartışacak, yeniden masaya yatıracağız’ diyorlar. ‘Bu süreç içinde şayet seçimi kaçırmaz, sandığa gitmeyi de unutmazsak milletimizin huzuruna bir adayla çıkacağız’ diyorlar. Velhasıl Nasrettin Hoca’nın ektiği çalılarla borcunu ödeme ihtimali, altılı masanın cumhurbaşkanı adayı belirleme ihtimalinden daha fazladır. Aylarca masada kimin nerede oturacağının kavgasını vermiş bir curcuna ittifakından başka ne beklenebilir ki…” şeklinde konuştu.

“Henüz kendi temel meselelerini çözmeyi beceremeyenlerin, milletimizin sıkıntılarına derman olması mümkün mü” diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, her hafta bir skandalla, kumpasla, siyasi ayak oyunuyla gündeme gelenlerin, değil seçimi, 2023’ü görmelerinin dahi muhal olduğunu dile getirdi.

Altılı masa tarafının “adaylarını açıklamama” stratejilerinden birinin de yıpranma korkusu olduğunun söylendiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Neymiş? Şayet adaylarını bugünden ilan ederlerse bir sene içinde o isim yıpranabilirmiş. Bu nasıl aday ki ismi gündeme gelir gelmez hemen yıpranıyor? Bu nasıl aday ki millet tanıdıkça sevme, teveccüh etme yerine ondan soğuyor, sırt çeviriyor? Bu nasıl aday ki zaman geçtikçe güneşi görünce eriyen buz misali itibar ve zemin kaybediyor? Bu nasıl aday ki siyaset sahnesinde kaldıkça boyası dökülüyor, makyajı akıyor, gerçek yüzü ortaya çıkıyor. Bunun adı strateji değil, siyasi hokkabazlıktır, milleti kandırma gayretidir. Anlaşılan o ki; bunlar, defolu ürün satan gözü açık tüccar misali el çabukluğu ve katakulliyle adaylarını sandıktan çıkarabilme peşindeler. Şark kurnazlığı hesaplarıyla sadece kendi seçmenlerini değil, milletimizin tamamının basiret ve ferasetini hafife alıyorlar. Milletimiz bu abrakadabra siyasetinin defterini düreli çok oldu” görüşünü paylaştı.

Sandıkta seçmeni aldatmaya çalışanların aslında kendi çapsızlıklarını, kifayetsizliklerini ortaya döktüklerinin farkında olmadıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Biz ise milletimize olan saygımız gereği yaptığımız çağrılarla Bay Kemal başta olmak üzere CHP’yi ve altılı masayı bu cendereden, bu utanç girdabından kurtarmaya çalışıyoruz. Bu arada Kılıçdaroğlu’na tekrar söylüyorum: Ya adaylığını açıkla ya da adayını açıkla. Bunu söylediğimden bu yana ortadan kayboldu. Her gün bir kurumun kapısına dayanıyor. Her gün bir yerlere, ‘Ya bana katılın ya önümden çekilin’ diyerek kürsü yumruklayan, her gün bir başka yalan ve iftira üzerinden ‘Hesaplaşacağız’ diye höyküren, velhasıl daha düne kadar yere göğe sığmayan bu zatın sesi birden kısılıverdi. Gerçi yine kürsüye çıkıp bir şeyler söylüyor ama üzerinde, yüzünde, sesinde belirgin bir yılgınlığın, çekingenliğin, korkaklığın izini görmemek mümkün değil.”

“ESKİ TÜRKİYE’YE AİT ÖN YARGILARIN ARTIK TÜRK SİYASETİNDE YERİ YOKTUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birilerinin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na “Biz kararımızı verene kadar sen otur oturduğun yerde” dediğini ifade etti. Hâlbuki Kılıçdaroğlu’nun, Genel Başkanlığının 12, ömrünün 73. yılında nihayet kendini göstereceği, isim yapacağı, nam salacağı bir fırsatı yakaladığına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Bürokrasideyken batırdığı kurumların, siyasette girdiği her seçimde yenildiği partisinin, bir türlü gün yüzü görmeyen bahtının son deminde şöyle efsane bir çıkış yapmaya hazırlanıyordu. Kadim kültürümüzün, ölümsüz eseri… Bilirsiniz, Dede Korkut’un Boğaç Han hikâyesini. Eski Türklerde çocuklar ancak bir kahramanlık gösterdikten sonra isim alabilirlermiş. Boğaç Han da meydana salınan bir boğayı, alnına vurduğu yumrukla yere serdikten sonra isim alma hakkını kazanmış. Bu zat da yaşı biraz geçmiş de olsa, işte böyle bir hevesle cumhurbaşkanlığı adaylığı peşinde koşuyor. 6’lı masanın etrafında, altından ve masanın görünmeyen geri taraflarından yükselen sesler ise işinin zorluğuna işaret ediyor. Öyle ki birileri hemen devreye girip ülkemizin tamamen geride bıraktığını düşündüğümüz bazı tartışmaların fitilini yeniden ateşlemekten bile çekinmedi.”

Henüz 6’lı masanın adayı belli değilken “meşrep fitnesi” ortaya atıldığını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “‘Bayram değil seyran değil, eniştem beni niye öptü’ Nereden çıktı bu?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak bu tehlikeli tartışmada duruşlarının net olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi: “Eski Türkiye’ye ait ön yargıların artık Türk siyasetinde yeri yoktur. Bay Kemal, senin meşrebin ne olursa olsun biz senin meşrebinle ilgilenmiyoruz merak etme. Çık ortaya, namert değil mert ol, adaylığını açıkla veya adayını açıkla. Allah’ın izniyle iktidarda olduğumuz müddetçe hiç kimse bu ülkenin vatandaşlarını, meşrebi, kökeni, kimliği veya siyasi görüşü dolayısıyla ötekileştiremez, hor, hakir göremez. Biz bu zatın bürokrasideki ve siyasetteki beceriksizliğini, kifayetsizliğini her fırsatta yüzüne vururuz ama asla geçmişiyle kimliğiyle veya diğer vasıflarıyla uğraşmayız. Çünkü bu ülkede Anayasa’da belirlenen şartları taşıyan her bir insanımız cumhurbaşkanlığı adaylığı dâhil her türlü hakka sahiptir. Osmanlının son döneminde ülkeye en büyük hizmetleri vermiş hakanına istibdat iftirası atan cahillere ise ileri geri konuşmak yerine önce dizlerini kırıp tarihlerini öğrenmelerini tavsiye ediyorum. Madem millete hizmet iddiasındasınız, yabancıların iftira dolu hezeyanları yerine önce bu milletin tarihini, kültürünü, inancını doğru şekilde öğrenin. Kürsülerden milletin değerlerini aşağılayan kitapları sallamak yerine gidin milletimizin bu zihniyete verdiği dersleri öğrenin. Şanlı tarihimizi bilmeden, insanımızı tanımadan, asırlardır bizi bir arada tutan kadim değerleri öğrenmeden ne bu ülkeye, ne de bu millete hizmet edebilirsiniz. Bunlar milletimizin önüne çıktıkça, ajansların güdümünden kurtulup kendileri gibi hareket etmeye başladıkça, gerçek sorularla, gerçek sorunlarla yüzleştikçe asıl kalibreleri daha iyi anlaşılacak. Biz sabır ve azimle çalışacak, kendi işimize bakacak, kendi programımızı uygulayacak, kendi hedeflerimize odaklanacağız. Milletimiz onlar hakkındaki nihai hükmünü önümüzdeki yıl haziran ayında sandıkta verecek.”

6’lı masanın gizli ortağı HDP’nin, terör örgütü elebaşının emriyle geçtiğimiz günlerde yol açtığı rezalet görüntülerini unutmadıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul Kadıköy’de işlenen rezaletin başrolünde yer alan sözde milletvekili ile onun yanında, arkasında bulunan milletvekillerinin geçmişte hangi provokasyonlarda yer aldığını, hangi karanlık niyetlere alet olduklarını gayet iyi biliyoruz” dedi.

DBP’li Salihe Aydeniz’in dosyasının çok kabarık olduğunu, 60 küsur dosyada suç layihası bulunduğunu anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendisinden bu ihanetinin bedelini hukuk önünde sorulmasının sonuna kadar takipçisi olacağız. Açık ve net söylüyorum; Süratle dokunulmazlığının kaldırılıp, yine süratle bu türlerinin artık bu kutlu çatı altında yer almalarının mümkün olmadığını AK Parti olarak bizler ortaya koyuyoruz. Meclis’in de bu hususta üzerine düşeni yapacağına inanıyoruz” diye konuştu.

EKONOMİ DEĞERLENDİRMESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 20 yılda karşılaştığı her krizi fırsata, her sınamayı kazanca, her saldırıyı tahkimatını güçlendirmeye dönüştürme konusunda çok büyük bir tecrübe sahibi olduğunu belirterek, bu durumun ekonomide de geçerli olduğunu söyledi.

Dünyayı sarsan 2008 finans krizinden Türkiye’nin güçlenerek çıktığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa’yı sarsan 2011 borç krizinden de yara almadan çıkıldığını anlattı.

Gezi Parkı olaylarıyla başlayıp, darbe ve kaos denemeleriyle süren sinsi saldırılardan da dimdik, ayakta çıkıldığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanlığın üzerine kabus gibi çöken koronavirüs salgınından en az hasar, en fazla kazanç sağlanarak çıkıldığını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karadeniz’in kuzeyinde başlayan savaşın küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerinden de yine en az kayıpla ve gelen fırsatları değerlendirerek çıkmanın gayreti içinde bulunduklarını dile getirdi.

Bu süreçte bedeller ödendiğini, maddi-manevi nice kayıplar yaşandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ekonomik olarak en büyük bedeli de bu son dönemde ödüyoruz. Küresel piyasalardaki dalgalanmalar sürüyor. Amerika, İngiltere, Almanya, İspanya gibi ülkeler başta olmak üzere tüm ekonomiler enflasyonda 40 yıldır görmedikleri seviyelerle boğuşuyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, enerjideki dışa bağımlılığı azaltmak için yoğun çaba içinde olduklarını söyledi. Karadeniz’de keşfedilen 540 milyar metreküplük doğal gazı bir an önce millî sisteme bağlamak için gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, pazartesi günü Filyos’ta Karadeniz Gazı Denize İlk Boru İndirme ve Kaynak Töreni’ni yaparak bu yönde önemli bir adım daha attıklarını hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yerli ve yenilenebilir enerji kaynak potansiyelini en üst seviyede değerlendirecek her yolu ve yöntemi devreye aldıklarını ifade etti.

Petrol fiyatlarındaki aşırı yükselmeye bağlı olarak pompa fiyatlarında ortaya çıkan rakamların rahatsız edici düzeyde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Keşke ülkemizin her yerinden petrol fışkırıyor olsa da bu durumun önüne geçebilsek ama petrol tüketiminin çok büyük bölümünü ithalatla karşılayan bir ülke olarak hem ham petrol fiyatlarındaki yükselişten hem de kurdaki artıştan anında etkileniyoruz. Petrol fiyatlarının katlanarak artan bugünkü seviyesinin sadece bizim değil, hiçbir ülke bakımından sürdürülebilir olmadığı açıktır. Bu fiyatların makul fiyatlara düşmesiyle birlikte pompa fiyatlarının da gerileyeceğini ümit ediyoruz. Dünyanın tamamının yaşadığı bu sıkıntıyı biz de göğüsleyecek ve sabırla düzelmesini bekleyeceğiz. Bu arada elbette kendi işimize bakacak, önümüze çıkan fırsatları değerlendirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. ‘Sel gider kum kalır’ veciz ifadesinde olduğu gibi önemli olan, bu küresel dalga dindiğinde hangi kazanımlara sahip olacağımızdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra ekonomideki gelişmelerin anlatıldığı “Üreten Türkiye” başlıklı videoyu partililere izletti. Videoda, Türkiye ekonomisinin, küresel enflasyona ve belirsizliklere rağmen büyümeye, istihdam imkânları oluşturmaya ve ihracatta rekorlar kırmaya devam ettiği belirtildi.

Bu sorunları tartışırken madalyonun diğer yüzünü de ihmal etmediklerini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Daha önce çeşitli vesilelerle ifade ettiğim gibi, ülkemizde ekonomik sorunlara teşhis yanlış koyulduğu için, tartışmalar ve çözüm arayışları da yanlış mecrada yürümektedir. Öyle diyor TÜSİAD’ın şu anda başındaki, ‘Büyüme her şey değildir.’ Öyle diyor, ‘İhracat endeksli bir büyüme her şey değildir.’ İhracat olmazsa büyüme olmazsa sen ayakta duramazsın. Bütün bu adımlar, hepsi CHP ağzı. İhracatın olmayacak, büyüme olmayacak sadece ithalat öyle mi? İthalat seni zaten bitirir, batırır. Böyle şey mi olur? ‘İthalata dayalı bir ihracat’ dersen bunu aklım alır. Öyle ürünler var ki bu ithalata dayalıdır. Ama ihracatı bir kenara koyacak olursan o ülke zaten yürümez. Biz bunları yapıyoruz ama sizin mantığınız, anlayışınız zaten bu işleri almaz. Bundan dolayı da iki de bir başkan değiştiriyorsunuz. Başka gidecek yeriniz de yok. Türkiye’deki enflasyon, kamu maliyesindeki bozulmadan, arzdaki azalmadan ve talepteki aşırı yükselişten değil de enerjiden kura kadar farklı sebeplerin ağırlıklı olduğu sorunlardan kaynaklandığı için, buna klasik anlayışla çözüm aramak beyhudedir. Diyorlar ki ‘Akademisyenleriniz olacak.’ Be zavallı, bizim yanımızda, kurullarımızda akademisyenlerimizin olmadığını sana kim söylüyor? Bizim çalışanlarımızın içinde akademisyenlerimiz de var, partimizin içinde, TBMM’de akademisyenlerimiz de var. Biz kiminle, nerede, nasıl çalışacağını 20 yıldır ispat etmiş olan bir partiyiz. Bay Orhan, bundan sonra hangi akademisyenlerle çalışacağımızı sana sorarız, senin vereceğin isimlerle çalışırız. Kafaya bak. Bunlar ne zavallı.”

“İHRACATIMIZ REKOR KIRARAK YILLIK 243 MİLYAR DOLAR SEVİYESİNE ULAŞTI”

Bütçe disiplini, finans kesiminin gücü ve vatandaşların varlık gücüyle Türkiye’nin altyapısının muhkem olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Cari dengede yılın ilk 4 ayında enerji ve altın hariç 37 milyar doların üzerinde fazladayız. Doğrudan yabancı yatırımlarda son 12 ay itibarıyla 14 milyar dolara yakın bir seviyedeyiz” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomide “En pahalı mal, bulunmayan maldır” diye bir gerçek olduğunu hatırlatarak, “Biz de dünyanın içinden geçtiği süreçte insanlarımızın karşılaşabileceği en büyük felaketin; işsiz kalmak, evine aş götürememek, çoluğunun çocuğunun karşısına boynu bükük çıkmak olduğuna inanıyoruz” diye konuştu.

Türkiye Ekonomi Programı’nın önceliklerinin başına istihdamı yerleştirmelerinin rastgele bir tercih olmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, elde ettikleri neticelerin, bu tercihlerinin ne kadar doğru olduğunu gösterdiğini anlattı.

Türkiye’nin, istihdamında ulaştığı 30,4 milyon rakamıyla tarihinin en yüksek düzeyine ulaştığına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstihdamda bu çıtayı daha da yükseltmek ve hedefi yakalamak için yatırımı, üretimi, ihracatı teşvik ediyor, girişimcilerimize her türlü desteği veriyoruz. Son yayınlanan verilere göre, sanayi üretimi yüzde 10,8 oranında artarak yine beklentileri aştı. İhracatımız rekorlar kırarak yıllık 243 milyar dolar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

“KAPSAMLI VE RAHATLATICI ADIMLAR PLANLIYORUZ”

Ulaşabildikleri herkese “Yeter ki üretin, yeter ki çalışın, yeter ki istihdam oluşturun, yeter ki ihracat yapın” dediklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Sadece bu kadarla da kalmıyoruz, dar gelirlilerin ve ücretlilerin hayat pahalılığı sebebiyle ortaya çıkan refah kayıplarını telafi etmek için sürekli yeni programlar devreye alıyoruz. İşçi, memur, emekli, çiftçi hiçbir kesimi ihmal etmeden tüm imkânları seferber ederek her bir insanımızın derdiyle dertleniyoruz, sıkıntılarına çözüm arıyoruz. Bu doğrultuda ocak ayında çok önemli adımlar attık. Temmuz ayında enflasyon farkları ile yine bir rahatlama sağlayacağız. Yılbaşında çok daha kapsamlı ve rahatlatıcı adımlar planlıyoruz. İnşallah önümüzdeki şubat, mart ile birlikte enflasyon da önemli ölçüde gerileyeceği için attığımız adımların, insanlarımızın hayatlarındaki etkilerini daha iyi görebileceğiz. Sosyal yardım programlarımızın hem miktarlarını artırdık. Hem de kriterlerini esneterek kapsamını genişlettik. Şimdi hiçbir insanımızın gerçek anlamda yokluğa ve yoksulluğa mahkûm olmaması için her türlü çabayı sergiliyoruz. Bugün ülkemizdeki sorun, işsizlik veya benzeri yollarla gelir kaybına uğranılması değil, mevcut gelirle daha az satın alma gücüne sahip olunmasıdır. Biz de işte buraya odaklanıyoruz. İnşallah geçtiğimiz 20 yılda ülkemizin her meselesini çözdüğümüz, milletimizin her beklentisine cevap verdiğimiz gibi bu sıkıntının da ötesinden ve üstesinden biz geleceğiz. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.”