Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize, tarihinin en büyük kalkınma hamlesini ve demokrasi atılımlarını yaşattık” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize, tarihinin en büyük kalkınma hamlesini ve demokrasi atılımlarını yaşattık” için yorumlar kapalı 211314

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından yaptığı açıklamada, “Ülkemize, tarihinin en büyük kalkınma hamlesini ve demokrasi atılımlarını yaşattık. Yatırıma, istihdama, üretime öncelik vererek, Türkiye’yi geliştirdik, güçlendirdik” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi Toplantısı’nın ardından basın açıklaması yaptı.

Toplantıda ele alınan konulara ilişkin açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:

“Aziz milletim, değerli basın mensupları; sizleri en kalbi duygularımla, hürmetle, muhabbetle selamlıyorum. Sizlerin vasıtasıyla ekranları başında bizleri takip eden her bir vatandaşıma selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

“TÜRKİYE HEDEFLERİNE DOĞRU EMİN ADIMLARLA İLERLİYOR”

Sözlerimin hemen başında Kocaeli Derince Limanı mevkiinde Toprak Mahsulleri Ofisi silosunda meydana gelen patlamada yaralanan kardeşlerimize Allah’tan acil şifalar diliyorum. Kocaelili vatandaşlarıma bu vesileyle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.

Küresel ekonomide ve bölgemizde yaşanan çeşitli sıkıntılara rağmen, Türkiye hedeflerine doğru emin adımlarla ilerliyor.

Önümüze çıkan engellere aldırmadan, zorluklar karşısında pes etmeden ülkemiz için eser ve hizmet üretmeyi sürdürüyoruz. 21 yılı iktidarda olmak üzere 40 yılı aşan siyasi hayatımızda mensubu olmaktan iftihar ettiğimiz milletimize hizmetten başka hiçbir gaye gütmedik. İki günü birbirine eşit olan ziyandadır inancıyla hep daha fazla çalıştık, daha fazla koşturduk. Menzile kilitlenmiş ok misali gözümüzü ufuktan bir an olsun ayırmadık. İçinde bulunduğumuz şartlar ne olursa olsun zaman bizden yanadır, zaman Türkiye’den ve Türk milletinden yanadır diyerek yolumuza devam ediyoruz.

Ülkemizin önünde açılan tarihî fırsat penceresini değerlendirmekte kararlıyız. Türkiye, asırlar sonra ilk defa küresel sistemin en üst ligine yükselme imkânı elde etmiştir. Cumhuriyetimizin ikinci asrının dünyada Türkiye yüzyılı olmasının önünde hiçbir mani görmüyoruz. Hükûmet olarak bu kutlu yürüyüşe liderlik edecek iradeye, vizyona, tecrübeye, hazırlığa, enerjiye sahibiz. Millet olarak bu hayali gerçeğe dönüştürecek güce, kapasiteye, imkâna, inanca da sahibiz. Devlet olarak bu hedefi gerçekleştirecek altyapıya ve potansiyele fazlasıyla sahibiz, yeter ki birliğimize, beraberliğimize, kardeşliğimize sıkı sıkıya sarılalım.

“GEZİ OLAYLARINDAN 15 TEMMUZ İHANETİNE KADAR NİCE SALDIRIYI AKAMETE UĞRATTIK”

Geçmişteki tüm kayıplarımızın gerisinde tefrika, tüm kazançlarımızın altında birlik, beraberlik olduğunun bilincindeyiz. Nitekim ülke ve millet olarak ne zaman atağa kalksak, hemen millî birliğimize, toprak bütünlüğümüze, bin yıllık kardeşliğimize kastedildiğini görüyoruz. Son 10 yıldır aynı oyununun, aynı kirli tuzakların sayısız örneğini hep beraber yaşadık. Gezi olaylarından 15 Temmuz ihanetine kadar nice saldırıyı akamete uğrattık. Hamdolsun, milletimiz geçmişten çıkardığı dersler sayesinde adım adım Türkiye yüzyılının temellerini atmış, duvarlarını yükseltmiş, çatısını çatmıştır. Her ne kadar birileri aynı senaryoları farklı kılıflarla sürekli ve ısrarlı bir şekilde yeniden sahnelemeye çalışsa da artık kimse bu oyuna gelmiyor.

Bunun son örneklerinden biri, ülkemizin en önemli elektrik üretim tesislerinden olan Kemerköy termik santralinin yeni kömür üretim sahasıyla ilgili çalışmaları engellenme gayretleridir. Güney Ege’de kullanılan elektriğin neredeyse 3’te 2’sini üreten bu santral, ülkemiz ekonomisine yıllık 1 milyar dolar civarında katkı sağlıyor. Özelleştirme sonrası verimi yüzde 50’den fazla artan termik santral, ülkemiz için önemli bir millî değer konumundadır. Santralin mevcut kömür kaynağı tükenme noktasına geldiği için yeni kömür havzalarıyla üretime devam etmesi gerekiyordu.

“SON 21 YILDA TÜRKİYE, 6 MİLYAR 572 MİLYON FİDANI TOPRAKLA BULUŞTURDUK”

Bilindiği gibi, kömür santralleri bilhassa Rusya-Ukrayna savaşının ardından başlayan krizle birlikte Avrupa ülkelerinin tekrar en önemli enerji kaynağı hâline geldi. Almanya ve Fransa başta olmak üzere hiçbir yerde elektrik üretimi için kömür üretimi artışı sorun teşkil etmezken, ülkemizde yürütülen kampanyaları ağaç sevgisi ve çevre hassasiyetiyle izah edemeyeceğimiz bir gerçektir. Kendilerine destek vermeye giden muhalefet temsilcilerine bile en ağır hakaretleri etmekten çekinmeyen eylemci profili, amacın üzüm yemek değil bağcı dövmek olduğunu ortaya koymaktadır. Kömür çıkartılacak alanda kesilecek ağaçların katbekat fazlası üzeri kapatılan sahalara ve diğer alanlara dikilerek ülkemizin orman varlığı artışına katkı sağladığı ilgili kurumlar tarafından defalarca açıklanmıştır. Son 21 yılda Türkiye, toplamda 6 milyar 572 milyon fidanı toprakla buluşturarak bu alanda kırılması zor bir rekora imza atmıştır. 2023 sonu için hedefimiz, 30 milyon fidan daha dikerek bu rakamı 7 milyara yükseltmektir.

Tek gayesi ülkenin ve milletin kalkınmasına, büyümesine, gelişmesine takoz koymak olanların tüm bu hakikatlerle ilgilenmediğini çok iyi biliyoruz. Biz, çevreci görünümlü marjinallere aldırmıyor, sadece işimize bakıyoruz. Ülkemizin kalkınma kervanını yürütmeye odaklanırken, maşaları ve sahiplerini ise kendi kinleriyle baş başa bırakıyoruz.

Buradan Ana Muhalefet Partisinin başına sesleniyorum; Muğla Belediyesi onların yönetiminde, onların yönetiminde Muğla Belediyesi varken buradan soruyorum, acaba bugüne kadar ne kadar zeytin ağacı diktiniz, zeytin fidanı diktiniz veya bunun dışında kızılağaç diktiniz, ne kadar ağaç diktiniz, çıkın bir de bunların rakamını açıklayın. Bir tane ağaç diktik diyemezler. Ama biz AK Parti iktidarı olarak geldiğimizden bu yana milyonlar değil milyarları aşan ağaç dikimleri yaptık, zeytin ağaçlarını, fidanlarını diktik.

Yurt içindeki mankurtlar ve yurt dışındaki azılı düşmanlarımız tarafından ülkemiz aleyhinde yürütülen yalan ve iftira kampanyalarının gerisindeki sinsi strateji her gün biraz daha çöküyor. Buna rağmen aynı karanlık stratejinin tezahürü taktiklerin bitip tükenmeyeceği anlaşılıyor. Muhalefet görünümlü operasyon aygıtlarının medyada, sosyal medyada, kendilerini rahat hissettikleri kimi kamusal alanlarda sergiledikleri provokatif söz ve davranışların çoğu bu gayeye matuftur.

“MUHALEFET CENAHI SANDIKTA TECELLİ EDEN İRADEYİ HÂLEN KABULLENMİYOR”

Değerli dostlar; özellikle buradan bir kez daha sesleniyorum, başaramadınız, başaramayacaksınız. Geçici veya dönemsel sıkıntıların yol açtığı parçalı bulutlu havalara güvenerek fitne yelkenlerini şişirmek isteyenler, her zaman olduğu gibi yine hüsrana uğrayacaklardır. Hiçbir emek sarf etmeden, hiçbir çözüm üretmeden, hiçbir program ortaya koymadan sadece insanlarımızın dertleri ve umutlarını istismar ederek hayallere dalanlar, kâbusla uyanmaya mahkûmdur.

Son iki aydır yaşadığımız her gün karşılaştığımız her olay milletimizin verilmiş sadakası olduğunu ortaya koyuyor. Seçimlerin üzerinden 72 gün geçmesine rağmen muhalefet cenahı sandıkta tecelli eden iradeyi hâlen kabullenmiyor. İşte görüyorsunuz her gün bir aday daha çıkıyor bir aday daha çıkıyor, ya bitmeyecek sizin adaylarınız, siz aday çıkarmaya devam edin, bu millet kimi nereye oturtacağını gayet iyi biliyor. Kavganın, skandalın, kapalı kapılar ardında ittifak ortaklarından bile habersiz yapılan kirli pazarlıkların ardı arkası hiç kesilmiyor.

Vergi uzmanı oldukları için, matematiği çok iyi bildikleri için 38-39 tane milletvekilliğini görüyorsunuz işte o yavrucuklara veriyorlar, dağıtıyorlar, ondan sonra da ‘eyvah, yalnız kaldık’ diyorlar. Halil İbrahim Sofrası diyerek aylarca millete pazarladıkları masada seçimden beri çeşitli ayak oyunlarıyla birbirlerini yemekle meşguller.

“TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK TALİHSİZLİĞİ, MAALESEF İŞ BİLMEZ BİR MUHALEFET ZİHNİYETİNE SAHİP OLMASIDIR”

Türkiye’nin en büyük talihsizliği, maalesef iş bilmez, vizyonsuz, ufuksuz ve basiret yoksunu bir muhalefet zihniyetine sahip olmasıdır. Biz, bugünkü sorunları çözecek, yarınlarımızı daha güçlü hâle getirecek programlar, projeler, çalışmalar peşinde koşarken, kendi bireysel hırsları için adeta birbirlerini gırtlaklayanların bencilliği asla unutulmayacaktır.

Cumhurbaşkanıyla, kabinesiyle, siyasi ve bürokratik kadrolarıyla ülkenin hizmetinde bir ekip olarak tarihe bir kez daha hep beraber yazdığımız yeni başarı destanlarıyla geçeceğiz. İnşallah ileride bu günleri Türkiye yüzyılına giden yolda aştığımız nice tümsekten biri olarak hatırlayacağız. Bunca yıldır nasıl verdiğimiz her sözü tuttuysak, bu sözümüzün gereğini yerine getireceğimizden de kimsenin şüphesi olmasın.

“YAŞANAN SIKINTILARI, DİLLENDİRİLEN SERZENİŞLERİ ÇOK YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ”

Aziz milletim; bunları söylerken elbette tüm dünya ile birlikte olumsuz etkilerine bizim de maruz kaldığımız ekonomik zorlukları göz ardı etmiyoruz. Sokakta, pazarda, çarşıda ve hayatın diğer alanlarında yaşanan sıkıntıları, dillendirilen serzenişleri, gönüllerde serpilen beklentileri çok yakından takip ediyoruz. Biz, başkaları gibi şikâyetleri karşısında millete parmak sallayanlardan, insanlara ayar verenlerden, bireylere hakaret edenlerden asla olmadık, inşallah hiçbir zaman da böyle olmayacağız. Hep söylediğimiz gibi, milletimizin taltifinin de, tenkidinin de başımızın üzerinde yeri vardır.

Bizim görevimiz, milletimizin sesine kulak tıkamak değildir, görevimiz insanımızın eleştirdiği hususları en aza indirip onun övgüsüne mazhar olacak eser ve hizmetlerin sayısını çoğaltmaktır. Bunun için hep Türkiye’nin muazzam potansiyelini doğru ve etkin politikalarla hayata geçirmenin yollarını aradık.

Son 21 yılda bu hassasiyetimizden asla taviz vermedik. Ülkemize tarihinin en büyük kalkınma hamlesini ve demokrasi atılımlarını yaşattık. Yatırıma, istihdama, üretime öncelik vererek Türkiye’yi geliştirdik, güçlendirdik. Artık her yıl ortalama yüzde 5,5 büyüterek millî gelirini 238 milyar dolardan 1 trilyon dolar sınırına getirdiğimiz, ihracatını 35 milyar dolardan 254 milyar dolara, istihdamını 19 milyon kişiden 32 milyon kişiye çıkardığımız bir Türkiye var.

Bütün bunları 66 milyondan 86 milyona çıkan nüfusa rağmen gerçekleştirdik. Daha vesayetten teröre, darbeden siyasi, sosyal ve ekonomik tuzaklara kadar karşılaştığımız nice badireleri saymıyorum bile.

“TERÖRDEN ASAYİŞE HER ALANDA GÜVENLİĞİ TESİS ETTİK”

Üstelik bu dönemde sadece önceki yılların birikimi olan temel kalkınma ve demokrasi eksiklerini gidermekle de kalmadık. Yeni gelen 20 milyon ilave nüfusla birlikte vatandaşlarımızın tamamına eğitimden sağlığa, güvenlikten adalete, ulaşımdan enerjiye, tarımdan sanayiye, konuttan çevreye her alanda refahlarını yükseltecek bir altyapı kurduk.

Okul öncesinden üniversiteye her aşamada eğitimi tüm evlatlarımız için erişilebilir kıldık. Sağlıkta dünyada eşi benzeri olmayan bir hizmet sistemi oluşturduk. Terörden asayişe her alanda güvenliği tesis ettik.

Adaleti hem vesayetin, hem FETÖ gibi terör örgütlerinin tasallutundan kurtarıp Türk milleti adına çalışan bir kurum hâline getirdik.

Ulaşımda şehirlerimizi bölünmüş yollar, otoyollar, demir yolu ağlarıyla birbirine bağlarken, araç başına düşen kişi sayısını 14’ten 6’ya indirerek bu yolların verimli bir şekilde kullanılabilmesini sağladık.

“ÜLKE GENELİNDE 6,5 MİLYON KONUTU DAHA DÖNÜŞTÜRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Yaklaşık 11 milyon yeni konut inşa edilmesini sağlayarak hem vatandaşlarımızı ev sahibi hem de depreme hazırlık yaptık. Hepimizi yasa boğan 6 Şubat depremlerinin izlerini silmek için 680 bin yeni konut inşa etmek üzere kolları sıvarken, ülke genelinde depreme hazırlık amacıyla 6,5 milyon konutu daha dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun 1,5 milyonunu İstanbul’da ve en kısa sürede yapmamız ise ertelenemez bir mecburiyet hâlini almıştır. Deprem bölgesinin yeniden imarını hızlandıracak yerinde dönüşüm projemiz milletimiz tarafından memnuniyetle karşılanmıştır, kısa sürede projemize yapılan başvuru 160 bini aşmıştır. İnşallah 15 Ağustos tarihine kadar çadırlarda ve tesislerde kalan afetzedelerimizin tamamını konteynerlere taşımış olacağız.

Enerjiden tarım ve sanayiye her alanda ülkemize kazandırdığımız eser ve hizmetlerin örneklerini saatlerce saymak mümkündür. Bütün bunları iktidarlarımız döneminde ürettiğimiz 15 trilyon dolarlık millî gelirin 3,7 milyar dolarını yatırıma ayırarak gerçekleştirdik.

Sadece bunlarla da kalmadık, bugün çok tartışılan enflasyon konusunda en büyük başarı bizim dönemimize aittir.

“YÜKSELEN ENFLASYONU YENİDEN TEK HANELİ RAKAMLARA İNDİRECEĞİZ”

Mesela son 21 yılın enflasyon ortalaması yüzde 15’in altındadır. Bu ortalama rakamın 1970’lerde yüzde 34, 1980’lerde yüzde 44, 1990’larda yüzde 74 seviyelerinde olduğunu unutmamalıyız. Yani biz Türkiye’nin sadece güncel değil, çok eskilerden beri gelen kronik bir sorunuyla mücadele ediyoruz.

Bu mücadelede enflasyonu yüzde 6’lara kadar düşüren de yine biz olduk. İç ve dış pek çok arzi meselenin üst üste gelmesiyle yükselen enflasyonu Allah’ın izniyle yeniden tek haneli rakamlara yine biz indireceğiz.

Dikkat edilirse, bu süreçte asla ödün vermediğimiz iki husus vardır; bunlardan biri istihdamdır, diğeri büyümedir. Girdiğimiz tüm imtihanların üstesinden bu iki lokomotifin istimini asla kesmememiz sayesinde geldiğimize inanıyoruz. Türkiye Yüzyılı’nı da işte bu anlayış üzerinde inşa ediyoruz.

Aziz milletim; bugün sizlerle hasbihal etmek istiyorum. Buradan işçisinden memuruna, emeklisinden esnafına ve çiftçisine kadar sabit ve dar gelirli her bir vatandaşımıza sesleniyorum. Sanayicisinden KOBİ’sine, ihracatçısından teknoloji geliştiren girişimcisine kadar ülkesinin kalkınması için emek veren herkese sesleniyorum. Öğrencisinden ev hanıma bu milletin omurgasını oluşturan tüm kardeşlerime sesleniyorum. İnsanlar gibi devletlerin de hayatlarında dalgalanmalar, inişler-çıkışlar, darlıklar-bolluklar olabilir. Hem içeride ardı ardına yaşadığımız badirelerin, hem bölgesel ve küresel krizlerin, hem de kendi sosyal bünyemize has birtakım sorunların yol açtığı sıkıntıların hepsi de gelip geçicidir. Türkiye’nin gücü de, imkânları da, potansiyeli de geçmişle mukayese edilemeyecek derecede büyüktür. Ayaklarımızın altındaki çakıl taşlarının bizim dikkatimizi önümüzdeki deryadan uzaklaştırmasına izin vermemeliyiz. Bu kritik dönem de hep birlikte yapmamız gereken şey, ülkenin milli çıkarlarını, milletin ortak menfaatlerini, evlatlarımızın geleceğini küçük beklenti ve endişelerin önüne koymaktır. Emin olun, bunu başardığımızda önümüzde kimse duramaz.

Deprem yaralarını sarmak için 104 milyar dolara mı ihtiyacımız var? Şayet bu dediğim şekilde hareket edersek kısa sürede hem o şehirleri ayağa kaldırır, hem de o parayı yeniden millî ekonomimize kazandırırız.

“ESKİSİNDEN ÇOK DAHA YÜKSEK ALIM GÜCÜNE KAVUŞMUŞ OLURUZ”

Deprem tehdidi altındaki şehirlerimizi yeniden inşa etmemiz mi gerekiyor? Şayet omuz omuza verir yükü paylaşırsak bu sorundan da kurtuluruz.

Çalışanlarımızın ve emeklilerimizin refah kayıplarını gidermek için ilave kaynağa mı ihtiyacımız var? Şayet ortak geleceğimize birlikte sahip çıkarsak umduğunuzdan bile daha kısa sürede tüm bu sabit gelirli vatandaşlarımızı eskisinden çok daha yüksek alım gücüne kavuşmuş oluruz.

Kurumlarımızın çalışmalarında, şehirlerimizin altyapılarında sistemin işleyişinde hâlâ eksikler mi var? Şayet tıpkı iki elin parmakları gibi kenetlenirsek hayal ettiğimizden daha erken bir vakitte hepsini de tamamladığımızı görürüz.

Milletimiz, bu başarı hikâyesini sadece son 1 asırda bile defalarca yazdı; Çanakkale’de yazdı, Kût’ül-Amâre’de yazdı, Millî Mücadelede yazdı, Demokrat Parti’yi iktidara getirerek yazdı, her darbenin ardından millî iradeye sahip çıkarak yazdı, Kıbrıs’taki soydaşlarını zulme terk etmeyerek yazdı, istiklaline kasteden terör örgütlerinin başını ezerek yazdı, Gabar’da yazdı, Tendürek’te yazdı, Bestler Deresi’nde yazdı ve bütün bu destanları yazarken terör örgütlerinin inlerinde işini bitirdi. Son 21 yılda verdiğimiz her mücadelede yanımızda yer alarak yazdı. Şimdi de milletimiz bu başarı hikâyesini, ülkemizin siyasi kazanımlarını ekonomik hedeflerimizle taçlandıracağımız kritik bir dönemde yine bizi destekleyerek yazıyor.

Şair ne diyor: “Gün doğar, gün batar / Burası Anadolu’dur /Zaman yorulur, gönül yorulmaz.”

Evet, zaman yorulsa da bizim ülkemize ve milletimize olan hizmet aşkımızın yandığı gönlümüz asla yorulmaz. Bizim ülkemize kazandıracak çok eserimiz, milletimize yapacak çok hizmetimiz var. Bunu bir hamaset olarak değil tüm kalbimizle inandığımız bir hakikat olarak ifade ediyoruz. Daha kendine, başında bulunduğu yapıya, her seferinde umutlarını gömdüğü kesimlere bir hayrı dokunmayanların bu gönül sedasını, bu hizmet aşkını, bu adanmışlık duygusunu anlaması mümkün değildir. Bunların kulakları Batılı efendilerinin fısıltıları dışında her söze, gözleri ikbal hırsı dışında her şeye kapalıdır. İşte bu sebeple biz hep sözümüzü milletimize söylüyor, derdimizi insanımıza döküyoruz. Milletimizle birlikte yaşadığımız ve yazdığımız her başarı hikâyesinden sonra olduğu gibi, Bismillah diyerek çıktığımız her yeni yolculuk öncesi de bu muhasebeyi yapmayı boynumuzun borcu olarak görüyoruz.

“TÜRKİYE YÜZYILI’NIN BASAMAKLARINI BERABERCE ÇIKMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Her bir vatandaşımıza bugüne kadar gösterdiği sabrı, vefası, fedakârlığı için şahsım, milletim adına şükranlarımı sunuyorum. İnşallah bu tarihî dönemeci de başarıyla tamamladıktan sonra Türkiye Yüzyılı’nın basamaklarını beraberce çıkmaya devam edeceğiz.

Aziz milletim; Türkiye’nin hedeflerinin ve potansiyelinin büyüklüğünden bahsederken bunları demagoji olsun diye söylemiyoruz. Katıldığımız programlarda ve ziyaret ettiğimiz illerimizde ülkemizin gerçeklerine bizzat şahit oluyoruz. Siyaseti Ankara’da koltuk kavgası vermek olarak görenler bunu anlamasa da, savunmadan turizme, tarımdan enerjiye, güvenlikten adalete kadar her alanda Türkiye destan yazmaktadır. Geride bıraktığımız 2 haftalık süreçte iştirak ettiğimiz etkinliklerde bu hakikati tekrar görme fırsatı bulduk.

Son kabine toplantımızın ertesi günü, eğitimlerini başarıyla tamamlayan toplam 1102 adli yargı hakimi ve Cumhuriyet savcısı ile idari yargı hakiminin kura heyecanına ortak olduk. Kura töreninde hem ülkemizin adalet hizmetlerinde aldığı mesafeyi bir kez daha hatırladık, hem de önümüzdeki döneme dair hedeflerimizi kamuoyuna ilan ettik.

“TÜRK DEMOKRASİSİNİ SİVİL VE ÖZGÜRLÜKÇÜ BİR ANAYASAYLA BULUŞTURMAK İSTİYORUZ”

Meclisimizin açılmasıyla birlikte başta başörtüsü ve ailenin korunması düzenlemesi olmak üzere milletimize verdiğimiz sözleri yerine getireceğiz. Cumhuriyetimizin 100. yılında Türk demokrasisini darbe anayasasından kurtararak sivil ve özgürlükçü bir anayasayla buluşturmak istiyoruz. Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızla istişare içinde bununla ilgili hamlemizi önümüzdeki dönemde yapacağız.

Aynı gün Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ı Ankara’da misafir ettik. Filistin davasına ve Filistin halkının mücadelesine verdiğimiz güçlü desteği bu vesileyle bir kez daha yeniledik. Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’la, Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Heniyye’nin ülkemizin ev sahipliğinde bir araya gelmesi bu ziyarete farklı bir boyut katmıştır. Filistinli kardeşlerimizin aralarındaki ihtilafları gidererek güç birliği yapmasından duyacağımız memnuniyeti her iki dostumuza açıkça ifade ettim.

Ertesi gün, polis meslek yüksekokullarından mezun olan 497’si kadın, 1592’si erkek, toplam 2089 polis memurumuzun yemin töreni için Gölbaşı’ndaydık.

Emniyet Teşkilatımızın tüm kademelerinde 17-25 Aralık girişimlerinden itibaren almaya başladığımız, 15 Temmuz ihaneti sonrasında hız verdiğimiz tedbirlerin de ne kadar isabetli olduğunu bu törende bir kez daha gördük.

İster yargı, ister güvenlik, isterse mülki idare olsun, FETÖ’cü unsurlardan arındırdığımız her kurumumuzun hizmet standardı yükseliyor. Devletimiz 40 yıl boyunca kılcallarına kadar sızan FETÖ virüsünden temizlendikçe, vatandaşına karşı sorumluluklarını daha iyi yerine getiriyor. FETÖ ve diğer terör örgütleriyle mücadelemizi kararlılıkla sürdürerek inşallah bu kazanımı çok daha ileriye taşıyacağız. Gardımızı düşürmeden, rehavete kapılmadan, yaşadığımız acıları unutmadan mücadeleyi sürdürmek, şehitlerimize karşı vefa borcumuzdur. Bugüne kadar şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek hiçbir şey yapmadık, inşallah bundan sonra da şehitlerimizin emanetlerine leke bulaştırmayacağız.

“TÜRK SAVUNMA SEKTÖRÜNÜN ULAŞTIĞI GURUR VERİCİ SEVİYEYİ GÖRME FIRSATI BULDUK”

Türkiye’nin yıldızının parladığı alanların başında savunma sanayi gelmektedir. Bu sene 16. düzenlenen Uluslararası Savunma Sanayi Fuarı IDEF’23’te Türk savunma sektörünün ulaştığı gurur verici seviyeyi görme fırsatı bulduk. Yerli-yabancı, toplam 1461 firmanın temsil edildiği fuar boyunca imzalanan sözleşmelerin proje hacmi 56,5 milyar liradır. İmzalanan anlaşma sayısı itibariyle IDEF’23, kendi rekorunu kırmıştır. Son derece başarılı geçen IDEF’23’ün de katkısıyla inşallah sene sonunda 6 milyar dolarlık savunma ihracatı hedefimizi yakalayacağımıza inanıyorum.

28 Temmuz Cuma, Muharrem ayının 10. günü olması hasebiyle aynı zamanda Aşure Günüydü. İslam tarihinde pek çok önemli hadise ve mucizenin vuku bulduğu Aşure Günü, Kerbela faciasından dolayı yüreklerimizin yandığı bir hüzün günüdür. Pendik’teki Ali Baba Sultan Cemevi’ni ziyaret ederek Muharrem orucunu ehlibeyt sevdalısı canlarımızla birlikte açtık. Alevi-Sünni, Kürt-Türk diyerek aramıza nifak tohumları ekmeye çalışanlara Allah’ın izniyle fırsat vermeyeceğimizi böylece bir kez daha gösterdik.

Bölgesel gelişmeler bağlamında kritik bir dönemde yaptığımız Yüksek Askerî Şûra Toplantımız ordumuzun gücüne güç katmıştır. Şûrada aldığımız kararların ülkemiz, milletimiz ve Türk Silahlı Kuvvetlerimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Türkiye’ye fedakârca hizmet etmiş tüm komutalarımıza teşekkür ediyor, yeni görev tevdi ettiklerimize Mevla’dan muvaffakiyetler niyaz ediyorum.

“İHRACATIMIZ TEMMUZ’DA YÜZDE 8,4 ARTIŞLA 20 MİLYAR 93 MİLYON DOLAR OLDU”

Aziz milletim; geçen hafta açıklanan iki önemli veri ülkemizin doğru yolda olduğunu teyit eder niteliktedir. Temmuz ayı ihracat rakamları bu alanda yakaladığımız ivmenin hamdolsun artarak sürdüğünü gösteriyor. İhracatımız Temmuz’da yüzde 8,4 artışla 20 milyar 93 milyon dolar oldu. Bu rakamla tarihimizin en yüksek Temmuz ayı ihracat değerine ulaştık. 2023’ün ilk 7 ayındaki ihracatımız ise, 143 milyar 435 milyon dolara yükseldi. Temmuz ayı itibariyle son 12 aylık ihracatımız yüzde 2,1 artış ile 253 milyar 380 milyon doları buldu.

Bir diğer sevindirici gelişme; orta yüksek ve yüksek teknolojili ürün ihracatının imalat içindeki payının artmasıdır. 2022 yılında yüzde 37 olan bu oran, yılın ilk 7 ayında yüzde 41’e çıkmıştır. Türkiye için çalışan, üreten, istihdam oluşturan, Türk ürünlerini dünyanın dört bir tarafına ulaştıran ihracatçılarımızı canı gönülden tebrik ediyorum.

“TURİZM SEKTÖRÜMÜZDEN DE MÜJDELİ HABERLER ALIYORUZ”

İhracat gibi turizm sektörümüzden de gerçekten müjdeli haberler alıyoruz. Bu yılın ilk 6 ayında Türkiye’ye gelen turist sayısı yüzde 17,5 artışla 22 milyon 945 bin olarak gerçekleşti. Aynı dönemde turizm gelirimiz ise, yüzde 27 artışla 21,7 milyar dolara ulaştı. Gecelik ortalama harcama ise 67 dolardan yaklaşık 100 dolara yükseldi. Temmuz ayının da turizmcilerimiz açısından güzel geçtiğinizi görüyoruz. Biliyorsunuz turizmde 2023 hedefimizi 60 milyon ziyaretçi, 56 milyar dolar gelir olarak belirlemiştik. 6 ay önce yaşadığımız deprem felaketine ve seçim sürecine rağmen hedefimizi koruyoruz. İnşallah yılsonunda hedefimizi tutturacağımıza inanıyorum.

İhracat ve turizmle birlikte sporda da ülkemizin başarı grafiği giderek yükseliyor. Sporcularımız sadece 2023 senesi içinde katıldıkları müsabakalarda toplam 3883 madalya kazanarak yüzümüzü ağarttı. Filenin Efelerinin başarısından sonra, genç haltercilerimiz geçen hafta düzenlenen Avrupa Şampiyonasında kürsüyü kimseye bırakmadı. Dün ise millet olarak hepimizin göğsünü kabartan bir başka zafere tanıklık ettik; Mete Gazoz, Dünya Okçuluk Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak bizlere gerçekten büyük bir gurur yaşattı. Bu önemli başarı, ata sporumuz okçulukta geldiği yer itibariyle gerçekten her türlü takdire şayandır. Farklı branşlarda İstiklal Marşı’mızı tüm dünyaya dinleten genç yeteneklerimizin hepsini buradan şahsım, milletim adına tekrar tebrik ediyor, her birinin tek tek alınlarından öpüyorum.

2024 Paris Olimpiyat Oyunları, Türk sporunun yüzyılın başarısını sergileyeceği bir inşallah arena olarak tarihe geçecektir. Kazandığımız her bir madalyayı bu zaferin bir müjdesi olarak görüyorum.

İstikbalimizin teminatı olan gençlerimize yatırım yapmayı, onları başta spor, turizm ve eğitim olmak üzere her alanda desteklemeyi sürdüreceğiz. Seçim beyannamemizde gençlerimize verdiğimiz tüm sözlerin arkasındayız, inşallah bunları adım-adım hayata geçireceğiz.

Bugünkü toplantımızda geniş bir yelpazede gündemimizdeki konuları ele aldık. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Hükûmetimiz için bir yol haritası mahiyetinde olan Orta Vadeli Programla ilgili tafsilatlı bilgi sundu. Orta Vadeli Programımız iş dünyamızla başta olmak üzere sendikalarla, odalarımız ve sivil toplum temsilcileriyle yakın diyalog hâlinde hazırlıyoruz. Eylül ayında kamuoyuyla paylaşacağımız Orta Vadeli Programın 85 milyonun tamamına rehberlik edeceğine inanıyoruz.

Bugüne kadar rızkını topraktan kazanan tüm vatandaşlarımızın yanında olduk, yanında olmayı sürdürüyoruz. Yaz döneminde açıkladığımız çeşitli alım fiyatları üreticilerimiz tarafından memnuniyetle karşılandı. Bugünkü toplantımızda 16 ilimizde yaklaşık 500 bin çiftçimizin geçim kaynağı olan fındık alım fiyatlarını değerlendirdik. Fındığın ihracatımıza yıllık katkısı 2 milyar doları buluyor. Geçen sene rekoltemiz hamdolsun oldukça iyi geldi. Bu sene 725 bin tonluk bir rekolte bekliyoruz.

FINDIK ALIM FİYATLARI

Fındık piyasasında fiyat istikrarını sağlamak ve üreticilerimizi korumak üzere Toprak Mahsulleri Ofisi’ni yeniden görevlendirdik. Ofisimizin uygulayacağı alım fiyatları yüzde 50 sağlam iç fındık esasına göre şu şekildedir:

Giresun kalite için kilogram başına 84 lira, Levant kalite için kilogram başına 82 lira 50 kuruş olarak belirlenmiştir. Ayrıca, alımlarda her bir randıman için kilogram başına ilave 1 lira 65 kuruştan başlamak üzere prim verilecektir. Tarım ve Orman Bakanlığımız üreticilerimize ayrıca kilogram başına yaklaşık 2 lira 70 kuruş destekleme ödemesi yapacaktır. Yaklaşan yeni fındık hasat sezonu ile kabuklu fındık alım fiyatlarının üreticilerimize hayırlı olmasını diliyorum.

Bu düşüncelerle toplantımızın ve aldığımız kararların hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, sizleri bir kez daha saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Kalın sağlıcakla.”

Previous ArticleNext Article

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız” için yorumlar kapalı 244687

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’nda yaptığı konuşmada, “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Türkiye ile Güçlenen, Türkiye’ye Güç Veren Kadınlar Programı’na katılarak bir konuşma yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında, “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” vesilesiyle bu programda olmaktan büyük bir bahtiyarlık duyduğunu söyledi.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı ile ekibine ve programa katkı veren herkese teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin ve tüm dünya kadınlarının ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, 8 Mart’ın barışa, dostluğa, kardeşliğe, dayanışmaya vesile olmasını diliyorum. Bu anlamlı gün münasebetiyle Filistin ve Gazze’nin yüreği yaralı kadınları başta olmak üzere gönül coğrafyamızın dört bir yanındaki onurlu ve kahraman kadınlara en kalbi selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Buradan dünyanın tüm emekçi kadınlarını, mazlum kadınlarını, mağdur kadınlarını yürekten selamlıyorum. Vatanımız, bayrağımız, bağımsızlığımız için canlarını ortaya koyan ülkemizin tüm yiğit kadınlarını rahmetle yâd ediyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şehitlerin her biri birer metanet abidesi olan anne ve babalarına, geride boynu bükük, gözü yaşlı, kalbi mahzun bıraktıkları eşlerine ve öksüzlerine Mevla’dan sabırlar dilediğini ifade etti.

Ülkedeki 81 vilayetin tamamında 922 ilçenin her birinde anne, eş, kardeş ve evlat olarak hayata anlam katan kadınlara özellikle şükranlarını sunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yine 8 Mart vesilesiyle vatana, millete, ümmete ve tüm insanlığa hayırlı evlatlar yetiştirebilmek için ömürlerini harcayan, elleri öpülesi annelerimize özellikle teşekkürlerimi ifade ediyorum. Kendi merhum anneciğim başta olmak üzere vefat eden annelerin hepsine Allah’tan rahmet, hayatta olanlara sağlıklı, hayırlı ömürler niyaz ediyorum. Son olarak eşimin ve sevgili kızlarımın da 8 Mart Kadınlar Günü’nü gönülden tebrik ediyor, bu anlamlı günün tüm kadınlar için hayırlı olmasını, hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

“YILIN KALAN 364 GÜNÜ DE KADINLARIN GÜNÜDÜR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 22 gün sonra seçimin gerçekleştirileceğini, sandıklara gidileceğini, belediye başkanlığından meclis üyeliklerine ve muhtarlıklara kadar her kademede kadın adayların seçimlere yoğun ilgi gösterdiğini gördüklerini belirtti.

Siyasete kadın elinin değmesini daima desteklemiş, siyasi hayatı boyunca kadınlarla beraber yol yürümüş biri olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanan tüm kadın belediye başkan adaylarını, meclis üyesi adaylarını, muhtar adaylarını selamlıyor, kendilerine şimdiden başarılar diliyorum. Tabii burada bir hususu vurgulamayı özellikle görev addediyorum. Sadece 8 Mart değil, yılın kalan 364 günü de esasen kadınların günüdür, öyle olmalıdır. Kadınların şahsi hayatımızın yanı sıra devletimiz, milletimiz ve insanlığa yaptığı katkılar, yılda sadece bir güne hapsedilemeyecek kadar büyüktür, önemlidir, kıymetlidir. Bizim nazarımızda, 8 Mart’ı diğer günlerden ayıran yegâne husus, hayatı paylaştığımız kadınlara olan minnettarlığımızı, şu an olduğu gibi çeşitli programlarla ifade etmemize vesile olmasıdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 8 Mart’ı aracı kılarak, devletin kadınlara yönelik politikalarını gözden geçirdiklerini, nerede bir eksik, nerede bir sorun tespit ederlerse onu gidermeye çalıştıklarını söyledi.

Kendilerini bugüne kadar asla sloganlara hapsetmediklerini, kadın politikalarında her zaman en idealin, en iyinin, ülke, millet ve kadınlar için en hayırlı olanın peşinden koştuklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla kadınlarla buluşmalarında şiddetin önlenmesinden kadının güçlendirilmesine, istihdamdan hak ve özgürlüklere kadar geniş bir yelpazede yeni projeler, programlar, stratejik belgeleri açıkladıklarını belirtti.

“AMACIMIZ SIRASIYLA KADINI, AİLEYİ VE ÜLKEMİZİ GÜÇLENDİRMEKTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların insan onuruna yakışan bir hayat sürmeleri, her alanda daha aktif rol almaları, hak, fırsat ve imkânlardan adil bir şekilde faydalanmaları için ne gerekiyorsa yaptıklarını ve yapacaklarını vurgulayarak, destek mekanizmalarıyla reform paketleriyle yenilikçi uygulamalarla kadının ekonomik ve sosyal statüsünü güçlendirmeye gayret ettiklerini dile getirdi.

Bunun en son örneğinin, Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı olduğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “2024-2028 yılları arasını kapsayan Strateji Belgemiz, 5 ana sütun üzerinde yükselmektedir. Aile Bakanı’mızın şahsında 5 temel amaç, 20 strateji, 83 faaliyetten oluşan bu belgenin hazırlanmasında emeği geçenleri tebrik ediyorum. Kamu kurumlarımızın yanı sıra özel sektörümüzün, iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın da belgenin layıkıyla hayata geçirilmesi için üzerlerine düşen görevleri yapacaklarına inanıyorum” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhuriyet’in ilk asrını tamamlayıp Türkiye Yüzyılı vizyonuyla ikinci asrına yelken açtıklarını anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geçmişte yaşadıklarımızdan ders alarak her açıdan daha huzurlu, daha aydınlık, daha müreffeh bir geleceği inşa etmenin çabasındayız. Türkiye Yüzyılı’nın hazırlıklarını ‘Güçlü kadın, güçlü aile, güçlü Türkiye’ ekseninde yürütüyoruz. Amacımız sırasıyla kadını, aileyi ve ülkemizi güçlendirmektir. Burada bir hususu özellikle ifade etmek isterim; biliyorsunuz bizim inancımızda ve kültürümüzde aile toplumun temel direğidir. Yeryüzüne indirilen ilk insanlar olan Hazreti Adem aleyhissalatü vesselam ve Hazreti Havva validemiz aynı zamanda ilk ailedir. Hazreti Adem ve Hazreti Havva ile başlayan aile kurumu tarih boyunca insanı insan yapan değerlerin yaşatılmasına, yeni nesillere aktarılmasına imkan sağlamıştır.”

“GÜÇLÜ AİLE SADECE MİLLET VE DEVLET OLARAK BEKAMIZIN DEĞİL, AYNI ZAMANDA GELECEĞİMİZİN DE GARANTİSİDİR”

Ailenin, bireyleri ayakta tuttuğunu, toplumu yozlaşmalara karşı koruduğunu, iyi, güzel ve doğru olanın yaşayarak öğretilmesini temin ettiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, aile kavramıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Şurası tartışmasız bir gerçektir ki aile ne kadar güçlüyse bireyler ve toplum da o derece güçlü, muhkem ve diri olmuştur. Aynı şekilde ailenin zayıfladığı, aile kurumunun yara aldığı dönemlerde kadın, erkek, çocuk fark etmeksizin tüm bireyler de kötüye gitmiş, toplum kan kaybetmiş, zafiyet yaşamıştır. Bu bakımdan, güçlü aile sadece millet ve devlet olarak bekamızın değil, aynı zamanda geleceğimizin de garantisidir. Güçlü ailenin ilk ve en önemli şartı ise hiç şüphesiz güçlü kadındır. Hâl böyleyken aile ile kadını ayıran, kadını ailenin karşısına yerleştiren, kadın ve aile arasında duvarlar ören her türlü yaklaşımı reddediyoruz. Farklı ambalajlar içinde toplumumuza sunulan bu tür bakış açılarını sadece milletimizin değil tüm insanlığın istikbali adına tehlikeli buluyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’de aile kavramına karşı alerjisi olan bir kesimin eskiden beri olduğunu dile getirerek, şöyle devam etti: “Bunlar, modernleşme ve Batılılaşma iddiasıyla aile mefhumuna karşı âdeta savaş ilan etmiş durumdalar. Öyle bozuk bir bakış açısından bahsediyoruz ki Bakanlığımızın adında yer alan ‘aile’ kavramından bile rahatsız oluyorlar. Bunların bir başka özelliği de lafa gelince özgürlüğü, demokrasiyi, insan hak ve hukukunu kimseye bırakmamalarıdır. Ama kendi kalıplarına uymayan herkesi ötekileştirenler de yine bunlardır. Sorsanız, ‘Kadın haklarını savunuyoruz’ derler. Fakat 28 Şubatvari vesayet dönemlerinde kadınların eğitim, çalışma ve siyasi temsil haklarının gasbedilmesine aleni destek verirler. Kadının ve ailenin en büyük düşmanı olan ‘cinsiyetsizleştirme politikaları’na karşı tek bir cümle kurmazlar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Aynı şekilde, kendileriyle aynı ideolojik kabileye mensup bazı kibirli siyasetçilerin başımızın tacı olan ev hanımlarını aşağılaması, ev kadınlarını hor, hakir görmesi karşısında gıklarını dahi çıkarmazlar. Kendi mahallelerindeki kadına yönelik tacizleri, şiddeti, ayrımcılığı, haksız uygulamaları asla gündeme getirmezler. Yani, söz konusu gerçekten kadınların temsil, eğitim, çalışma ve kamusal alanda özgürce var olma hakları olunca bunlar ya yasakçılığın ya da çifte standardın yanında saf tutarlar” dedi.

“TÜRKİYE OLARAK KENDİ DURUŞUMUZU SERGİLİYOR, MÜCADELEMİZİ KARARLILIKLA YÜRÜTÜYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bahsettiği ikircikli tablonun sadece Türkiye için değil, dünyadaki pek çok kuruluş için de geçerli olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Soruyorum sizlere, dünyada ‘kadın hakları’ diye ortalığı ayağa kaldıranların, 7 Ekim’den beri Filistin’de katledilen, çoğu kadın ve çocuk 32 bini aşkın masum için seslerini yükselttiklerini sizler hiç duydunuz mu? İnsanlığın geri kalanına sürekli hak hukuk dersi verenlerin İsrail’in soykırım politikaları karşısında harekete geçtiğini hiç gördünüz mü? Ülkelere basın özgürlüğü karnesi düzenleyenlerin İsrail’in katlettiği 100’ü aşkın gazeteciyle ilgili tepkilerine şahit oldunuz mu? Son raporunda Türkiye’yi eleştiren Avrupa Konseyi’nden ve diğer Avrupa Birliği (AB) kurumlarından bugüne kadar İsrail’e gizli açık destek dışında bir beyan işittiniz mi?”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Peki, Suriye’den Filistin’e kadar hemen burunlarının dibindeki bölgelerde on binlerce kadın ve çocuğun vahşice katledilmesine tepkisiz kalanları diğer konularda biz nasıl ciddiye alacağız? Filistin halkının soykırıma uğramasına ses çıkarmayanların, bu katliamları görmezden gelenlerin tutarlı, etkili ve tarafsız olabilmesi mümkün mü? Elbette mümkün değil. Suriye’deki, Filistin’deki, Arakan’daki, Türkistan’daki ve diğer İslam beldelerindeki hak ihlalleri karşısında kıllarını dahi kıpırdatmayanların başkalarıyla ilgili beyanları lafügüzaf hükmündedir” diye ekledi.

Türkiye olarak diplomatik girişimlerle yardımlarla kamuoyu oluşturma çabalarıyla kendi duruşlarını sergilediklerini, mücadelelerini kararlılıkla yürüttüklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çünkü biz onlar gibi riyakâr değiliz. İnşallah hiçbir zaman da olmayacağız” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE’Yİ TARİHİNİN EN AYDINLIK, EN ÖZGÜRLÜKÇÜ HER AÇIDAN EN GÜÇLÜ GÜNLERİNE BİRLİKTE KAVUŞTURDUK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim inancımız cenneti anaların ayakları altına sermiştir. Millet olarak tarihimiz, kadınların başarıları ve fedakârlıklarıyla örülmüştür Nene Hatun’dan Nezahat Onbaşı’ya, Şerife Bacı’dan Kara Fatma’ya kadar nice kadın kahramanlarımızın mücadelesini biz nasıl unutabiliriz? Bölücü terör örgütü tarafından şehit edilen Aybüke Yalçın öğretmenin ve daha nice kahramanımızın fedakârlıklarını nasıl yok sayabiliriz? 15 Temmuz gecesi ellerinde bayraklarla tanklara ve darbeci hainlere meydan okuyan kadınların cesaretlerini biz nasıl görmezden geliriz? Son 21 yılda yazılan başarı destanından kadınların emeğini, alın terini, katkısını, çabasını nasıl inkâr edebiliriz?” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şayet ekonomiden eğitime, güvenlikten tarıma, demokrasiden hak ve özgürlüklere varıncaya kadar her alanda ortada göz kamaştıran bir başarı varsa burada en az erkekler kadar kadınların da katkısı ve emeğinin olduğunu vurguladı.

Önlerine çıkartılan engellerden, hayatlarına kast etmeye varan saldırıların üstesinden hep kadınların desteğiyle geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Yürek yüreğe, omuz omuza verdik. Türkiye’yi tarihinin en aydınlık, en özgürlükçü her açıdan en güçlü günlerine birlikte kavuşturduk. Her kim, kadın hakları konusunda eski Türkiye’den övgüyle bahsediyorsa biliniz ki sizlerin mücadelesine kara çalıyor demektir. Çünkü hiçbir şey kolay olmadı, kolay elde edilmedi. 28 Şubat’ın karanlığından çıkmak öyle zahmetsiz, çilesiz olmadı. Sizler bugünkü haklarınızı üniversite kapılarında gözyaşı dökerek, sırf kıyafetinizden dolayı işinizden ayrılmak zorunda kalarak baskıya uğrasanız bile hukuk ve demokrasi içinde hareket ederek, gerektiğinde 15 Temmuz gecesi olduğu gibi darbecilere cesaretle meydan okuyarak yani hep mücadele ile elde ettiniz. Ne olursa olsun, yılmadınız. Geri adım atmadınız. Böylece siyasetten akademiye, bürokrasiden iş dünyasına, spordan sanata farklı alanlarda özgürce var oldunuz, başarıdan başarıya koştunuz. Biz de sizlerin bu asil ve zorlu mücadelenize sahip çıktık. Elimizdeki tüm imkânlarla sizlere destek olduk.”

“PEK ÇOK ALANDA TARİHÎ NİTELİKTE ADIMLAR ATTIK”

Kadının statüsünün güçlendirilmesi, kadınların önündeki engellerin kaldırılması, kadınlara iş, eğitim, temsil ve diğer alanlarda destek verilmesi hususlarında neler yapıldığını en iyi kadınların bildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Başörtüsüne özgürlük başta olmak üzere kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı hâline getirdik. ŞÖNİM, kadın konuk evi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamaları hayata geçirdik. Aile içi şiddeti şikâyete tabii olmaktan çıkardık. Daha pek çok alanda tarihî nitelikte adımlar attık. Bu çabalarımız neticesinde de en az bir eğitim düzeyini tamamlama oranı kadınlarda yüzde 70’lerden yüzde 90’lar seviyesine ulaştı” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Karar alma mekanizmalarında kadın temsil oranı 4-5 kat arttı. İstihdamdaki kadın sayısı 6 milyondan 10,5 milyona çıktı. Covid-19 salgını döneminde eşim Emine Erdoğan’ın liderliğinde başlatılan destek paketiyle, kadın girişimcilerimizin yanında olduğumuzu gösterdik. Bu kapsamda Halk Bankamız aracılığıyla son 3 yılda 220 bin kadın girişimcimize 60 milyar lira finansal destekte bulunduk. Daha bunun gibi burada saymaya kalksak nice reformu, hayal dahi edilemeyen atılımları son 21 yılda sizlerle beraber hayata geçirdik.”

“SİYASİ HAYATIMIZIN HİÇBİR SAFHASINDA KİMSENİN HAYAT TARZINA KARIŞMADIK”

Bu süreçlerde bir sürü asılsız ithamla, iftira ile saldırıyla da karşılaştıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, attıkları her adımın itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadınlar arasındaki ayrımcılığa son veren reformlarımız bile hedef alındı. Bizi itham edenlerin aslında kendilerinin yasakçı ve baskıcı olduğunu, geride bıraktığımız 21 yıllık dönemde defalarca tecrübe ettik. Kadınlar konusunda aleyhimizde yürütülen onca propagandaya rağmen siyasi hayatımızın hiçbir safhasında kimsenin hayat tarzına karışmadık” diye konuştu.

Hem belediye başkanlığı hem de 21 yıllık iktidarlıkları döneminde bu tavırlarının aksine tek bir örnek gösterilemeyeceğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugün de aynı çevrelerin raf ömrü dolmuş söylemlerle kadınları tekrar korkutmaya çalıştığını üzülerek müşahede ediyoruz. Nefes alamayacaksınız, şu gelecek, bu olacak diyerek tamamı yalan, tamamı hezeyan ürünü ifadelerle güya kadınları kendilerine oy vermeye ikna edebileceklerini sanıyorlar. Aynı korku siyasetine 14-28 Mayıs seçimleri öncesinde de başvurmuşlar ama milletin ve kadınların feraseti karşısında hezimete uğramışlardır. Biz kadınların haklarını kısıtlayıcı hiçbir adım atmadık ama bizi itham edenlerin ellerine güç geçtiğinde kadınlara nasıl hakaret ettiklerini, fiziki saldırıda bulunduklarını hep birlikte gördük, görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kadınların 31 Mart’ta bir kez daha korku siyasetini ellerinin tersiyle iteceklerine yürekten inandığını ifade ederek, 31 Mart’ta İstanbul başta olmak üzere tüm şehirlerde kadınlardan yine güçlü destek beklediklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödüle layık görülen kadınları kutlayarak Türkiye’ye güç veren kadınlara teşekkürlerini iletti.

“Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” “Ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” için yorumlar kapalı 120807

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya mitinginde yaptığı konuşmada, “Ülkemiz; Gezi olaylarından beri süren, 15 Temmuz’la daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Hamdolsun, önümüze hangi badire çıkarsa çıksın, ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık” dedi.

Kütahya mitinginde vatandaşlara hitap eden Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kütahya’nın, Anadolu’nun beylerbeyi olduğunu belirterek, kentin bugün de millî iradeye olan bağlılığıyla Türkiye’nin beylerbeyliğini hak ettiğini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen mayıs ayındaki seçim sonuçları için Kütahyalılara teşekkür ederek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Gençler, Cumhur İttifakı’na milletvekilliğinde verdiğiniz yüzde 68 ve Cumhurbaşkanlığında şahsıma verdiğiniz yüzde 70 oranındaki destek için sizlere şükranlarımı sunuyorum. Şimdi 31 Mart’ta da aynı oyları vermeye hazır mıyız? Maşallah barekallah. Rabbim tüm Kütahyalı kardeşlerimden razı olsun. Mevla şu muhabbetimizi, şu dayanışmamızı daim eylesin. Şimdi de sizlerden Türkiye Yüzyılı belediyeciliği için, gerçek belediyecilik için destek istiyoruz. Hanımlar, bu konuda en çok size güveniyorum. Her zaman ne diyorum, kale içeriden fethedilir. Yani kaleyi sizler düşüreceksiniz. Şayet hanımlar çok iyi çalışırsa bu iş olur. Biz, kadının iradesinin üstesinden gelemeyeceği hiçbir zorluk tanımıyoruz. Öyleyse buradan, bu meydandan gerçek belediyecilik için söz veriyor musunuz? Gençler, hanımları duyuyorsunuz değil mi? Sizin de onlardan aşağı kalmamanız lazım.”

“ÜLKEMİZİN GÜVENLİĞİNE, İSTİKRARINA GÖZ DİKENLERE FIRSAT VERMEYECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da 31 Mart seçimleri için adayları Cumhur İttifakı olarak ortak göstermediklerini hatırlatarak, “Eser ve hizmet siyasetinde yarışmak için ayrı adaylarla seçime girdik. Hayırda yarış olarak gördüğümüz bu centilmence rekabetin şehrimiz için en güzel şekilde neticelenmesini diliyorum” dedi.

Hangi partiye mensup olursa olsun Türkiye’nin her bireyinin, her Kütahyalının gönüllerinde ayrı bir yerinin olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Seçimler gelir geçer ama muhabbet baki kalır. Şu hasbilik gök kubbedeki bir hoş seda misali hep devam eder. Rabbim birliğimizi, beraberliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi daim eylesin diyorum. Ülkemizin güvenliğine, istikrarına, kazanımlarına, hedeflerine göz dikenlere asla fırsat vermeyeceğiz. Bu millet, tarihine, kültürüne, inancına saldırarak sırtını terör örgütlerine dayayanlara, onlara en güzel dersi sandıklarda verdi. Şimdi beraber yol yürüyerek, hükûmette ve belediyede iktidar hülyalarına kapılanları rüyalarından uyandırmaya var mıyız? Bunu yapacağınıza ben inanıyorum.”

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONU ETRAFINDA KENETLENİP YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, emniyetten aldığı rakamlara göre mitinge 35 bin kişinin katıldığını aktararak, “Tabii sandıklara da bunun yansıması lazım. Kütahya’da hamdolsun böyle bir sıkıntımız inşallah yok” diye konuştu.

Şehirlerin bir kısmında yapılan kirli ittifakları takip ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları ifade etti: “Kiminde listeler geç veriliyor. Aday isimleri sabahtan akşama sürekli değişiyor. Milletimiz de engin ferasetiyle kapalı kapılar ardında çevrilen dolapları, yapılan pazarlıkları, sahnelenen alicengiz oyunlarını çok iyi görüyor. Bugüne kadar olduğu gibi 31 Mart’ta da milletimizle omuz omuza verip, meydanı kirli ittifakların karanlık hesaplarına bırakmayacağız. Türkiye Yüzyılı vizyonu etrafında kenetlenip yolumuza devam edeceğiz. Ben hanımlara güveniyorum. Bu yolculukta Kütahya’nın da desteğini yanımızda göreceğimize yürekten inanıyorum.”

“Şimdi buradan, Millî Mücadele zaferinin ilk işaret fişeğinin atıldığı Kütahya’dan öyle bir ses verin ki, duymayan kalmasın” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Kütahya’yla birlikte Türkiye haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız?” dedi.

Türkiye’nin Gezi olaylarından beri süren 15 Temmuz’da daha da keskinleşen, 2018’den itibaren iyice alenileşen, bölgesel ve küresel krizlerle daha da derinleşen sıkıntılı bir süreçten geçtiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Önümüze hangi badire çıkarsa çıksın ülkemizi demokrasi ve kalkınma rotasından çıkarmadan hedeflerine doğru ilerletmeyi başardık. Bu arada ciddi bedeller de ödedik, ödüyoruz. Millî birliğimize yönelik saldırıları bertaraf ederken yeri geldi darbecilere karşı canımız pahasına direndik yeri geldi sınırlarımıza dayanan teröristlerle boğuştuk. Cudi Dağı’nda onları mağaralara gömdük. Tendürek’te, Bestler Deresi’nde, Gabar’da gömdük ve Türkiye’de kendilerine yer bulamadılar” diye konuştu.

Hayat pahalılığıyla da mücadele edildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, en çok etkilenen kesimlerin başında emeklilerin bulunduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her ne kadar emekli maaşlarını bizden önceki dönemlerle kıyas edilemeyecek seviyelere çıkarmış olsak da gönlümüz vatandaşlarımızın hayatlarını daha iyi şartlarda sürdürmesini istiyor” ifadesini kullandı.

“HARCADIĞIMIZ HER KURUŞU, DEVLETİ VE MİLLETİYLE BİRLİKTE ÇALIŞIP KAZANMAK MECBURİYETİNDEYİZ”

Ekonominin diğer boyutlarının ötesinde hesap kitap işi olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, devletin gelirleri ve giderleri arasındaki denge tutturulamazsa tıpkı 1970’lerde ve 1990’lardaki gibi siyasi, sosyal ve ekonomik çalkantıların pençesine düşülmesinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Türkiye’nin kimi ülkelerin sahip olduğu gibi karşılıksız elde ettiği gelir kaynaklarına sahip olmadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Biz harcadığımız her kuruşu, devleti ve milletiyle birlikte çalışıp kazanmak mecburiyetindeyiz. Mesela yaklaşık 11 trilyon lira giderle bağladığımız 2024 bütçemizi ele alalım. Bunun 1 trilyon liradan fazlasını deprem harcamalarına ayırdık. Devletin tüm çalışanları için yaklaşık 3 trilyon lira personel gideri var. Yatırımlar için 1,6 trilyon liraya yakın bir kaynak kullanılacak. Emekli maaşları için ayrılan miktar yaklaşık 3 trilyon liraya yakın, eğitim için 1,6 trilyon lira, sağlık için 1,6 trilyon lira, sosyal yardımlar için 500 milyar lira, mahallî idareler için 860 milyar lira tahsis edildi. Diğer kalemleri söylemiyorum bile.

En düşüğü 10 bin lira olan emekli maaşı ömrünü kendisinin ve ailesinin geçimi için harcamış vatandaşlarımız için yeterli mi? Elbette değil. Peki, emekli maaşlarını arzu ettiğimiz düzeye nasıl yükselteceğiz? Devlet ve millet olarak daha fazla çalışacak, daha çok gelir elde edecek, ortaya çıkan kazançtan da emeklilerimize hak ettikleri parayı vereceğiz.

Şimdi birileri çıkıyor emekli maaşlarına 7 bin lira, 10 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. Bakınız bizim ülkemizde hâlihazırda 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık, 10 bin lira eklemek demek 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. Mevcut maaşların tutarından söz etmiyorum. Sadece 7 bin lira veya 10 bin lira olarak ifade edilen ek artışın maliyetini anlatıyorum. Yani 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa, tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla tüm memuru ve işçisiyle devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz. Burada konuştuğumuz emeklilerimizin mevcut maaşlarının maliyeti değil yapılması istenen ilave artışların tutarıdır.”

“YAPTIĞIMIZ HER İŞİN HESABINI 85 MİLYONUN TAMAMINA VERMEKLE MÜKELLEFİZ”

Seyyanen artışların emekli maaşları arasında yol açtığı adaletsizliğin farkında olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sırtında yumurta küfesi taşımayanların istedikleri gibi atıp tutabileceğini, sorumluluk makamında olmayanların her aklına eseni söyleyebildiğini dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ama milletin ülkeyi ve devleti yönetme görevini verdiği bizim için böyle bir durum asla söz konusu değil. Biz yaptığımız her işin hesabını 85 milyonun tamamına vermekle mükellefiz. Biz attığımız her adımı en ince detayına kadar hesaplamak zorundayız.” dedi.

Küresel ekonomik krizin dünyanın her yerinde çalışanlar ve emekliler başta olmak üzere büyük kitlelerin refah kaybına uğramasına yol açtığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de kendi şartları çerçevesinde bu dalgadan etkilendiğini söyledi.

Tüm bunların üstüne geçen sene “asrın felaketi” olan çok büyük bir deprem yaşandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sadece 6 Şubat depremlerinin ekonomiye maliyetinin 104 milyar dolar olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Buna rağmen hayat pahalılığı başta olmak üzere ekonomik dengeleri yeniden yerli yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yılsonundan itibaren programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız. Yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla ülkemizi büyüttükçe ortaya çıkan kazançtan her kesimden insanımız gibi emeklilerimiz de istifade edecek. Siz oturdukları yerden atıp tutanlara bakmayın. Onlar sadece istismar ve bozgunculuk peşinde koşuyor. Onların ne ülke ne millet ne de emeklilerimiz umurlarında. Bu ülkenin ve bu milletin asırlık meselelerini nasıl biz çözdüysek bugünkü sıkıntıların üstesinden gelecek olan da yine biziz. Milletimizden sabır ve metanet istiyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son 21 yılının önceki dönemlerinden çok iyi olduğunu, yarınların da bugünden daha iyi olacağını belirtti.

İnsanları, karamsarlık bataklığına sürüklemek isteyenlerin tek derdinin buradan bir kaos çıkartıp ülkeyi kendilerine mecbur etmek olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kendi partilerini öyle yönetiyor olabilirler ama bu millet kendi geleceği konusunda onların sinsi oyunlarına eyvallah etmez. Ne diyor üstat? ‘Yarın elbet bizim, elbet bizimdir. Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir’ Allah’ın izniyle bu tekerleği tümsekte bırakmayarak Türkiye Yüzyılı bayrağını, kör dünyanın tepesine biz dikeceğiz” diye konuştu.

KÜTAHYA’YA 101 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE YATIRIM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin nereden nereye geldiğinin en büyük ispatının şehirlere yaptıkları yatırımlar olduğunu ifade etti.

Bu kapsamda son 21 yılda Kütahya’ya 101 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarına dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, eğitimde 2 bin 900 yeni derslik inşa ettiklerini, şehre ikinci devlet üniversitesi olarak Kütahya Sağlık Üniversitesi’ni kurduklarını dile getirdi.

Gençlik ve sporda yükseköğrenim yurt yatak kapasitesini 12 bin 493’e çıkardıklarına, 61 spor tesisi inşa ettiklerine, Kütahya’ya kendine yakışacak bir stadyum kazandırmak için çalışmalara başladıklarına değinen Erdoğan, sosyal yardımlarda Kütahyalı ihtiyaç sahiplerine 2,6 milyar lira tutarında kaynak aktardıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sağlıkta 320 yataklı Evliya Çelebi Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda 1050 yataklı 11 hastaneyle birlikte 43 sağlık tesisi inşa ettiklerini aktardı.

Toplam 610 yataklı Kütahya Şehir Hastanesinin inşasında sona geldiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, son teknik testlerini de tamamladıktan sonra hastaneyi vatandaşın hizmetine sunacaklarını bildirdi.

Şehrin ihtiyacına göre önümüzdeki dönemde 800 yataklı bir eğitim araştırma hastanesini de gündeme alabileceklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi: “Ayrıca, Domaniç Entegre İlçe Hastanemizin inşası başta olmak üzere beş sağlık tesisinin yapımına devam ediyoruz. Kütahya’da TOKİ kanalıyla 12 bin 802 konutun yapımını tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettik. 1521 konutun yapımı sürüyor. Kütahya’da 9,2 milyon metrekare alanda kentsel dönüşüm çalışması yürütüyoruz. Şehrimizdeki altı millet bahçesi projesinden üçünü tamamlayıp hizmete sunduk, diğerleriyle ilgili çalışmalar devam ediyor. Ulaştırmada, Kütahya’da 24 kilometreden devraldığımız bölünmüş yol uzunluğunu 359 kilometreye çıkardık. Abide-Simav yolunun ilk 15 kilometrelik kısmını tamamladık, kalanıyla ilgili hazırlıklara devam ediyoruz. Abide-Pazarlar ve Emet-Simav yolları ile Germiyan ve Zafertepe kavşaklarını bu sene bitiriyoruz.”

DOĞAL GAZ YATIRIMLARI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çavdarhisar-Abide, Dursunbey-Tavşanlı, Hisarcık-Gediz yollarını önümüzdeki sene tamamlayacaklarını, şehrin hem Eskişehir, Afyonkarahisar çıkışlarında trafiği rahatlatacak hem de organize sanayi bölgeleri arasındaki ulaşımı kolaylaştıracak bir yol projesini hayata geçireceklerini söyledi.

Ayrıca mevcut projenin yerine şehrin daha yakınından geçecek bir çevre yolu projesi üzerinde de çalıştıklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Kütahya il sınırları içindeki bütün demir yollarını yeniledik. Eskişehir-Kütahya-Balıkesir hattını elektrikli, sinyalli hâle getirip modernize ettik. Eskişehir-Antalya Hızlı Tren Hattı hayata geçtiğinde inşallah duraklarından biri de Kütahya olacak. Kütahya’ya 21 baraj ve sekiz gölet inşa ettik. Beş baraj ile bir gölet daha inşa ediyoruz. Son 21 yılda inşa ettiğimiz sulama projeleriyle Kütahya’da, 168 bin dekar zirai araziyi sulamaya açtık. Yapımı devam eden 21 sulama tesisimiz ile toplam 204 bin dekar araziyi daha sulamaya açacağız. İnşa ettiğimiz 118 adet taşkın koruma tesisiyle, Kütahya şehir merkezi ile 144 yerleşim yeri ve 11 bin dekar araziyi taşkın zararlarından koruduk. Sekiz adet dere ıslahının inşası sürüyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahyalı çiftçilere yaklaşık 16 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdiklerini ifade etti.

Kütahya’da altı yeni organize sanayi bölgesi, bir teknopark, dokuz araştırma geliştirme merkezi kurduklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu: “Biraz sonra açılışını yapacağımız seramik fabrikasıyla Kütahya’nın bu alandaki marka değerini küresel ölçekte güçlendiriyoruz. İstihdamı desteklemek için Kütahya’daki işverenlere toplam 3 milyar lirayı aşan prim teşviki verdik. Enerjide, Kütahya, Çavdarhisar, Çitgöl, Demirci, Emet, Gediz, Hisarcık, Kuruçay, Simav ve Tavşanlı’ya doğal gazı getirdik. Bu yıl içinde Eskigediz ve Seyitömer’e, 2026 yılında ise Altıntaş ve Domaniç’e doğal gaz arzı sağlamayı hedefliyoruz. Hedefimiz, en kısa sürede Kütahya’da doğal gaz olmayan ilçe ve belde kalmayacaktır.”

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, NG KÜTAHYA SERAMİK 100. YIL FABRİKALARI AÇILIŞ TÖRENİ’NE KATILDI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki programı kapsamında, NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları Açılış Töreni’ne katılarak bir konuşma yaptı.

Nafi Güral’ın kurduğu Kütahya Seramik’in üretim yolculuğundaki 35 yılını geride bıraktığını, 8 fabrikaya ve 54 milyon metrekare üretim kapasitesine ulaştığını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’da üretilen bu seramiklerin 81 vilayetin yanı sıra 5 kıtada 79 ülkeye ihraç edildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açılan her yeni fabrika ihracatımızda yeni bir ivme, cari açığımızın kapanmasına katkı demektir. Bugün yatırım bedeli 140 milyon avro, kapalı alanı 126 bin metrekare olan iki yeni fabrikayı daha hizmete açıyoruz. NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın ülkemize, şehrimize, grubumuza, çalışanlarımıza hayırlı olmasını Allah’tan diliyorum” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin İtalya ve İspanya gibi bu alanda dünyanın önde gelen ülkelerinde bile olmayan gelişmiş teknolojilere sahip üretim imkânına kavuştuğuna dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde seramik üretiminin yanı sıra turizmde de önemli yatırımları olan grubun, istihdam kapasitesinin 5 bin 750 kişiye çıkmasını da takdirle karşıladığını kaydetti.

Dijital dönüşümü fabrikalarında en üst seviyelerde uygulayan grubun su, ham madde ve ambalaj atıklarının geri kazandırılması konusunda da ileri seviyeye ulaştığını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, fabrika çatılarına kurulan ve tamamı üretimde kullanılan 25 megavat gücündeki güneş enerjisi santrallerinin, yenilenebilir enerji alanında da örnek bir yaklaşıma işaret ettiğini söyledi.

“ÜLKEMİZİ DÜNYANIN ÖNDE GELEN TEDARİKÇİLERİ ARASINA ÇIKARTACAĞIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yoluyla büyümek mecburiyetinde olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti: “Sadece kâğıt üzerinde ekonomik görünümü iyileştirmek adına yatırım, istihdam, üretim ve ihracat odaklı büyümeden asla taviz veremeyiz. Makro dengelerle ilgili sorunlarımızı sanayide, teknolojide, ticarette, tarımda, turizmde ve diğer alanlarda büyümeyi sürdürerek çözeceğiz. Dünyanın en gelişmiş, en zengin ülkelerine baktığımızda onların da istihdam ve üretim merkezli bir ekonomik işleyişi hayata geçirmeye çalıştıklarına şahit oluyoruz. Bir dönem terk ettikleri üretim, bugün gelişmiş ülkelerin en kritik yumuşak karnı hâline gelmiştir. Türkiye’yi böyle bir duruma asla düşürmeyeceğiz. Savunma sanayinden seramik sektörüne kadar her alanda tasarımıyla, üretimiyle, ihracatıyla ülkemizi dünyanın önde gelen tedarikçileri arasına çıkartacağız.”

Kütahya’nın giderek büyüyen seramik üretimi kapasitesini sadece toprağa ve kimyaya dayalı bir sektörün gelişmesi olarak görmediklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kütahya’daki bu ivmenin ülkenin Türkiye Yüzyılı’na hazırlanışının işareti olduğunu belirtti.

“MİLLETİMİZE VERDİĞİMİZ HER SÖZÜ YERİNE GETİRMEK İÇİN VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞTIK, ÇABALADIK”

İkinci Dünya Savaşı sonrasında başlayıp iktidarlarına kadar devam eden dönemlerdeki siyasi ve ekonomik gecikmeler yaşanmasaydı Türkiye’nin bugün çok daha farklı bir yerde olacağını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletin sorumluluk verdiği kişiler olarak bize düşen kaçan fırsatlara bakıp hayıflanmak değil, hem eskinin kayıplarını telafi etmek hem geleceğin hedeflerini inşa etmektir. Bundan 13 sene önce 2023 hedeflerimizi açıkladığımızda birileri kendi akıllarınca bizimle dalga geçmiş, projelerimizi küçümsemişti. Yaşadığımız onca badireye rağmen 2023 hedeflerinin önemli bir kısmını hayata geçirmiş birisi olarak karşınızdayım” diye konuştu.

Şimdi de Türk milletine “Türkiye Yüzyılı” sözlerinin olduğunu anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu vizyonu sağlam toplumsal yapı, istikrarlı ve güçlü ekonomi, adalet ve özgürlük, Türkiye eksenli küresel dönüşüm, huzurlu ve güvenli gelecek başlıkları altında tadat ederek millete sunduklarını dile getirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, birileri gibi söz verip de sonra kulağının üzerine yatanlardan olmadıklarını belirterek, şunları paylaştı: “Milletimize verdiğimiz her sözün takipçisi olduk, her sözü yerine getirmek için var gücümüzle çalıştık, çabaladık. Eksiklerimiz elbette olmuştur ama ülkemize ve milletimize sağladığımız kazanımların büyüklüğünü kimse inkâr edemez. Artık bundan sonra milletimize karşı sorumluluğumuz Türkiye Yüzyılı bayrağını zirveye çıkarmaktır. Allah’ın izniyle Türkiye Yüzyılı’nın inşasını da tamamladıktan sonra emaneti gençlere teslim edip köşemize çekileceğiz. Bu duygularla bir kez daha fabrikaların hayırlı ve bereketli olmasını diliyoruz. Tekrarını, tekrarını bekliyoruz.”

NG Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Erkan Güral, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Kütahya Porselen Sanat Evi tarafından üretilen ve ortasında ayet yazılı el sanatı porselen tabak hediye etti. Daha sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan ve beraberindekiler kurdeleyi keserek NG Kütahya Seramik 100. Yıl Fabrikaları’nın açılışını yaptı ve fotoğraf çektirdi.

seers cmp badge