Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zulme Lanet Kudüs’e Destek” mitinginde konuştu 0 406

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Yenikapı Miting Alanı’nda Filistin halkına destek amacıyla düzenlenen “Zulme Lanet Kudüs’e Destek” mitingine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye Gönüllü Teşekküller Vakfı öncülüğünde Yenikapı Miting Alanı’nda Filistin halkına destek amacıyla düzenlenen “Zulme Lanet Kudüs’e Destek” mitinginde yaptığı konuşmada, müstesna bir günü yaşadıklarını belirterek, kalbi Kudüs için atan, öfkesi Kudüs için kabaran, yüreği Kudüs için yanan yüz milyonların sesi olarak bugün Yenikapı’da bulunan herkesi selamladığını ifade etti.

İslam İşbirliği Teşkilatı Zirvesi Olağanüstü Toplantısı vesilesiyle Türkiye’ye gelen misafirleri de selamlayan Erdoğan, “Kudüs davası hepimizin davasıdır.” diyerek mitinge katılan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici başta olmak üzere siyasi parti temsilcilerine de teşekkür etti.

Erdoğan, şöyle konuştu:

“Ülkemizde, bölgemizde ve tüm dünyada medya aracılığıyla bizleri takip eden herkese İstanbul’dan selamlarımı yolluyorum. Buradan, Kabe’mizin bulunduğu Mekke’deki, Peygamber Efendimizin emaneti Medine’deki gözü yaşlı yüreği yaralı, şehitleri sebebiyle yaslı da olsa dimdik ayakta duran Kudüs’teki, Gazze’deki tüm kardeşlerimi selamlıyorum. İsrail zulmü karşısında sadece ve sadece yüreklerindeki imanın gücüyle mücadeleyi veren Filistinli kardeşlerimizi özellikle selamlıyorum. İnançlarını ve vatanlarını savunurken hunharca katledilen şehitlerimize Rabbimden rahmet diliyorum. Bu kutlu mücadelede yaralanan gazilerimize, Rabbimden acil şifalar diliyorum.”

“KUDÜS BİR İMTİHANDIR”

İnsanlığın ve Müslümanların haysiyetini koruma görevini üstlenen mazlum Filistin halkına şükranlarını sunduğunu dile getiren Erdoğan, “Biliyor musunuz Kudüs sadece bir şehir değildir. Kudüs bir semboldür, bir imtihandır, Kudüs kıbledir. İlk kıblemizi koruyamazsak son kıblemizin geleceğine güvenle bakamayız. Açık konuşmak gerekirse İslam dünyası Kudüs imtihanında sınıfta kalmıştır. Sadece İslam dünyası değil, tüm insanlık da sınıfta kalmıştır.” ifadelerini kulland

Erdoğan, şair Cahit Zarifoğlu’nun şiirinden “Önce yüreklerimizdeki Kudüs’ü işgal ettiler, biz savaşı önce kendimizde kaybettik.” dizelerini okuyarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Müslümanlar olarak yüreklerimizdeki Kudüs işgal edildiğinden beri, zalime gerektiği gibi karşı koyamaz olduk. Osmanlı Devleti dört asır boyunca Kudüs’ü diğer dinlerin mensupları için de barış, huzur ve esenlik şehri olarak yönetmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nda yenilen tarafta yer alan Osmanlı, diğer pek çok coğrafya gibi Kudüs’ü de terk etmek zorunda kalmıştı. İşte o günden beri Kudüs huzur yüzü görmedi. Şehrin tüm dinlere saygılı yapısı hızla bozuldu, Müslümanlarla birlikte Hristiyanların kutsalları da İsrail’in tehdidi altına girdi.”

“FİLİSTİN’İN TOPRAKLARINDAN KAN İZLERİ HİÇ SİLİNMEDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şair Nizar Kabbani’nin “Kudüs şiiri”nden de dizeler okuyarak, o günden beri Kudüs’ün duvarlarından, Filistin’in topraklarından kan izlerinin hiç silinmediğini ifade etti.

Birleşmiş Milletler’in 1947 yılındaki kararına göre Kudüs’ün özel statülü uluslararası bir şehir olacağına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

“Bu karar, Filistin’in hızla işgali ve bölgenin binlerce yıllık sakinlerinin zorla tasfiyesi sonucunu doğurmaktan başka bir işe yaramadı. 1967 yılında Kudüs’ün işgaline sessiz kalan Birleşmiş Milletler, İsrail’in gerçekleştirdiği haksız, hukuksuz, vicdansız, ahlaksız tüm eylemleri sadece seyrederek bu zulme zımnen ortak olmuştur. Niçin ‘Dünya 5’ten büyüktür’ diyorum anlıyor musunuz? Yoksa bir Amerika’nın iki dudağının arasına mahkum olan dünyada zulümden başka bir şey göremezsiniz. Onun için ne diyoruz? Zalimler için yaşasın cehennem. Bugün de Amerika’nın attığı adıma karşı etkili bir tavır koymayan Birleşmiş Milletler, zaten yıpranmış olan meşruiyet zeminine bir darbe daha vurmuştur.”

“ASIL MÜCADELE SİYONİZMLE”

Kudüs’ün İsrail tarafından işgalinden iki yıl sonra bir grup Yahudi tarafından Mescid-i Aksa’nın yakılmasının aslında bardağı taşıran son damla olması gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Bunlar Siyonist ve bir Siyonizm mücadelesiyle karşı karşıyayız. Böyle bir felaket dahi maalesef Müslümanları kendilerine getirmeye yetmedi. Ben Siyonistlerle Musevileri birbirinden ayırıyorum. Asıl mücadele Siyonizmle Siyonistlerle ve onların Müslümanlara olan düşmanlığı hiç affedilir gibi değil.” dedi.

Dönemin İsrail Başbakanı’nın bu yangının yaşandığı günle ilgili hissiyatını anlatırken, “Sandım ki Müslümanlar dört bir yandan Kudüs’e gelecek. Sabaha kadar korkudan uyuyamadım. Lakin sabah oldu ve hiçbir şey yaşanmadı. İşte o zaman anladım ki biz dilediğimizi yapabiliriz.” dediğini aktaran Erdoğan, “Acı ama durumumuz işte budur.” ifadelerini kullandı.

Erdoğan, Yenikapı Miting Alanı’nda düzenlenen “Zulme Lanet Kudüs’e Destek” mitinginde yaptığı konuşmada, TBMM Başkanı İsmail Kahraman, Başbakan Binali Yıldırım, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, BBP Genel Başkanı Mustafa Destici gibi Mehmet Akif İnan’ın “Mescid-i Aksa’yı gördüm düşümde” şiirini okudu.

“Mescid-i Aksa’yı, Kudüs’ü ve Filistin’i belki dillerimiz unutmadı ama elleri, kolları bağlı bir seyirci olmanın ötesine geçemediğimiz de ortada” diyen Erdoğan, İsrail’in 1947’den beri dilediğini yaptığını, bugün de aynı pervasızlıkla yoluna devam ettiğini söyledi.

Bu gerçeklerin görmezden gelinemeyeceğini dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

“Amerika’nın aldığı son kararla, Kudüs’ün mahremiyetine bir kez daha el uzatıldı. Mescid-i Aksa giderek sıklaşan bir şekilde, radikal siyonistlerin çizmeleriyle kirletiliyor. El-Halil Camii hala işgal altında. Biz Müslümanlar kınamaktan başka bir şey yapmıyoruz, yapamıyoruz. Halbuki önümüzde Müslümanların Kudüs’ün nasıl eman yurdu haline getirdiğinin örnekleri var. Hazreti Ömer Kudüs’ü, neredeyse kimsenin burnunu bile kanatmadan fethetmişti. Ama Hazreti Ömer’in arkasında gerektiğinde bu uğurda canını vermeye hazır dev bir ordu vardı. Asırlar sonra Kudüs’ün üzerine yürümek için çok büyük ordular toplayan Haçlılar 600 bin kişi olarak Anadolu’ya girip sergiledikleri tüm vahşete rağmen ancak 100 bin kişi olarak Toroslar’ı aşabildiler. Onlara karşı bu büyük mücadeleyi veren Selçuklu Beyleri, düşmanın ne sayısından ne de gerisindeki silüetten çekindiler. Haçlılardan oluşan ordu Kudüs’e girdiğinde şehirde Müslüman, Musevi kimseyi bırakmadan hepsini katlettiler. Selahaddin Eyyubi, şehri yeniden fethettiğindeyse teslim olan herkesin gitmesine izin verdi.”

Kudüs ve Allah’ın evi Mescid-i Aksa esaret altındayken, evinde yatmayı kendisine zül sayan bu büyük komutanın verdiği mücadelenin, imanın ve cesaretin zulme karşı direnişinin sembolü olduğunu vurgulayan Erdoğan, daha sonraki Haçlı seferlerinde de benzer hadiselerin yaşandığını ama tereddüdün olmadığını ifade etti.

Karşı taraf zulümle, vahşetle, kıyımla Kudüs’e yürürken Müslümanlar’ın imanlarının, bileklerinin gücüyle onları yendiğini ama masum hiç kimseye de zarar vermediğini dile getiren Erdoğan, bu saldırı dalgasının son büyük örneğinin Çanakkale olduğunu söyledi.

Çanakkale’de milletin iman dolu göğsünü siper ederek, bu hayasızca akını durdurduğunu hatırlatan Erdoğan, “Dikkat ediniz, bu örneklerin hepsinde zalimler tüm güçleriyle saldırırken, Müslümanlar sadece dua etmekle, sadece gözyaşı dökmekle yetinmemişlerdi. ‘Zulme rıza, zulümdür’ diyerek karşılarındaki güçlerin sayısına, silahına, teknolojisine bakmadan Allah’ın vaadine güvenip, tüm güçleriyle, tüm imkanlarıyla mücadele etmişlerdir. Bizim için Çanakkale ne ise Kudüs de odur.” dedi.

Yüreklerin, bileklerin ve canların ortaya konduğu bir mücadelenin zaferle sonuçlanacağını belirten Erdoğan, “Bugün ‘neyimiz eksik’ diye baktığımızda, işte bunu görüyoruz. Dualarımıza ve gözyaşlarımıza, yüreklerimizin ve bileklerimizin gücünü eklemediğimiz sürece, zalimi durduramayız. Çünkü hak, hukuk tanımayan zalim, laftan, sözden, nasihatten zaten anlamaz. İçindeki korkuyu, zulüm çıtasını sürekli yükselterek bastıran, ahlakı olmayan zalimin anladığı tek dil güçtür. Şayet tüm dünya, tüm Müslümanlar bir olup bu zulmün karşısına dikilirse, inanın bana sırtını dayadığı lobilerin desteği, İsrail’in pervasızlıklarını sürdürmesine yeterli olmaz.” diye konuştu.

İstiklal Şairi Mehmet Akif Ersoy’un “Olmaz ya…Tabii…” şiirinin “Yıllarca, asırlarca süren uykudan artık / Silkin de muhitindeki zulmetleri yak, yık / Bir baksana: gökler uyanık, yer uyanıktır / Dünya uyanıkken uyumak maskaralıktır / Eyvah! Bu zilletlere sensin yine illet… / Ey derd-i cehalet, sana düşmekte bu millet / Bir hale getirdin ki, ne din kaldı, ne namus! Ey sine-i İslam’a çöken kapkara kabus, Ey hasm-i hakiki, seni öldürmeli evvel: Sensin bize düşmanları üstün çıkartan el” dizelerini okuyan Erdoğan, “İslam dünyasını içinde bulunduğu bu halden çıkarmak hepimizin boynunun borcudur. Bu konuda en büyük görev hiç şüphesiz günümüz Müslümanlarına, bu meydana düşüyor. Yenikapı Meydanı buna yabancı değil. Biz 7 Ağustos’ta da burada mıydık? 15 Temmuz’un hesabı için burada mıydık? Unutmayın, bu alan her zaman bizim toplanma yerimiz olacaktır. Biz önce kendi aramızda birliğimizi, beraberliğimizi temin edeceğiz ki zalime karşı gerektiği şekilde güçlü durabilelim.” dedi.

“Açık konuşacağım; Müslümanlar, aralarındaki çatışmalarda, çekişmelerde, ihtilaflarda birbirlerine ne kadar şedidse, ne kadar tahammülsüzse, hatta ne kadar vicdansızsa, hasımlarına karşı da o derece pısırık, cesaretsiz, korkak bir görüntü içindedir.” diye konuşan Erdoğan, “Tespitim yanlış mı?” diyerek kalabalığa sordu.

“O zaman gereğini yapalım” diyen Erdoğan, Müslümanların proje terör örgütlerini dahi engellemeyi başaramadığını söyledi.

Bölgede DEAŞ denen bir örgütünün türediğine işaret eden Erdoğan, “Soruyorum size, bu örgüt kimin kanını döktü? Kimi zulmüyle inletti? Kimin şehirlerini yerle yeksan etti? Bu örgüt sadece Müslümanların kanını döktü. Bu örgüt, sadece Müslümanlara zulmetti. Bu örgüt sadece İslam coğrafyasının mirasına saldırdı. Güya bu örgütle mücadele için dünyanın dört bir yanından gelen güçler adeta coğrafyamızı işgal etti.” ifadelerini kullandı.

El-Kaide’dan Boko Haram’a, PKK’dan FETÖ’ye kadar diğer örgütlerin de aynı amaca hizmet ettiğini vurgulayan Erdoğan, “Bunlar proje terör örgütleri. Ortaya çıkan tablo, bize bu tür örgütlerin tek amacının Müslümanların birliğini ve dirliğini bozarak, kurumsal yapılarını yıkarak bölgemizi işgale hazırlamak olduğunu göstermiştir. Eğer bugün Kudüs’ün mahremiyeti bu kadar kolay çiğnenebiliyorsa, Filistinli kardeşlerimizin canları, kanları bu derece hiçe sayılabiliyorsa gerisindeki sebeplerden biri de işte budur.” değerlendirmesini yaptı.

İslam dairesi içinde olmanın, Müslüman sıfatı taşımanın kolay olmadığını dile getiren Erdoğan, “Bu işi çok ama çok kolaya indirdik” ifadelerini kullandı.

Hazreti Muhammed’in “Sizden herhangi biriniz bir kötülüğü gördüğünde onu eliyle değiştirsin. Buna güç yetiremiyorsa diliyle değiştirsin. Buna da güç yetiremezse kalbiyle buğuzetsin. Bu ise imanın en zayıf mertebesidir.” şeklindeki hadisini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

“Bugün Müslümanlar olarak bırakınız kötülüğü elimizle değiştirmeyi çoğu defa dilimizle bile karşı çıkma konusunda ortak karara ne yazık ki varamıyoruz ve bununla ilgili olarak kalpler Allah’ın emrindedir. Müslümanların bu gaflet halinin tecessüm ettiği husus işte Kudüs meselesidir. Kendi topraklarını İsrail saldırılarına karşı savunan Filistinli kardeşlerimizi ayrı tutacak olursak acaba Kudüs meselesinde hangi Müslüman kötülüğü eliyle düzeltme şuuruna sahip? Müslümanların çoğunun dillerinin dahi lal olduğu böyle bir meseleyi sadece kalplere hapsetmek Allah korusun bizi o zayıf iman ikazıyla yüz yüze bırakır.”

“KUDÜS GÜCÜYLE BU ZULME KARŞI HEP BİRLİKTE YÜRÜYELİM”

Şair Nuri Pakdil’in “Tur dağını yaşa/Ki bilesin nerede Kudüs/Ben Kudüs’ü kol saati gibi taşıyorum/Ayarlanmadan Kudüs’e/Boşuna vakit geçirirsin/Buz tutar/Gözün görmez olur/Gel/Anne ol/Çünkü anne/Bir çocuktan bir Kudüs yapar/Adam baba olunca/İçinde bir Kudüs canlanır/Yürü kardeşim/Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin” şeklindeki dizelerini seslendiren Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gelin ayaklarımızdaki Kudüs gücüyle bu zulme karşı hep birlikte yürüyelim. Durmayalım ama bu yürümeye sürekli olarak devam edelim ve birileri bu yürüyüşü görsün. Çünkü Müslümana umutsuzluk yakışmaz. Rabbimin müjdesi var: ‘Gevşeklik göstermeyin, üzülmeyin. Eğer inanıyorsanız muhakkak üstün olan sizsiniz.’ İşte bu ilahi müjdeye layık olabilmek için tüm Müslümanlara diyoruz ki gelin birlik olalım ve zalimlerin karşısına tek bilek, tek yürek olarak çıkalım. Kendi içimizdeki gafillerin üstesinden geldiğimiz gün, zalimin kalbine korkuyu saldığımız gün olacaktır. Kudüs, inşallah tüm Müslümanların kurtuluşunun vesilesi olacaktır. Üzerimizdeki ölü toprağını Kudüs davasına sahip çıkarak atacağımıza inanıyorum. Peygamber Efendimizin (Aleyhissalatü vesselam) miraca çıktığı bu kutsal şehri, Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) ve Selahaddin Eyyubi’nin mirasını sahipsiz bırakmayacağız. Filistinli kardeşlerimiz bugüne kadar görevlerini, vazifelerini yerine getirdiler. Bundan sonra 1 milyar 700 milyon Müslüman olarak Kudüs nöbetini devralma sırası, evet, bize gelmiştir.”

“GÜVENLİK KONSEYİ’Nİ TIKAYAN ŞU ANDA TEK ÜLKE ABD’DİR”

Katılımcılara “Nöbeti almaya hazır mıyız?” diye sorup “Evet” cevabını alan Erdoğan, “Bu vesileyle bir kez daha Kudüs’ün işgalini, Mescid-i Aksa’nın mahremiyetinin ihlalini, Filistinlilerin haklarının gasbını asla kabul etmeyeceğimizi ilan ediyoruz.” dedi.

ABD’nin, büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararıyla bölgede arabulucu değil taraf olduğunu hiçbir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde bir kez daha gösterdiğini dile getiren Erdoğan, “Amerika, sorun çözmeden yana değil sorun üretmekten yana olduğunu ortaya koymuştur. Birleşmiş Milletler’in icrai organı olan Güvenlik Konseyi’ni tıkayan şu anda tek ülke Amerika’dır.” diye konuştu.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararlarının 1947 yılından bu yana İsrail tarafından tanınmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

“Kudüs konusunda alınacak yeni bir Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararı elbette kimlerin hangi safta durduğunu göstermesi bakımından çok önemlidir. Şu anda buna hazırlanıyoruz. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olarak üye ülkeleri olağanüstü toplantıya çağırdık. Biraz sonra buradan toplantıya geçeceğiz. Son katliam artık bölgedeki durumun kağıt üzerinde kalan kararlara, onlarla geçiştiremeyeceğini ortaya koyacak kadar açıktır, nettir. İsrail’in uyguladığı devlet terörünün durdurulmaması halinde dünya hızla hiç kimsenin kendini güvende hissedemeyeceği bir noktaya doğru gidecektir. Bunun için gerek Birleşmiş Milletler, gerek İslam İşbirliği Teşkilatı gerek diğer uluslararası kurumlar ve gerekse de tek tek tüm devletlerin İsrail’in zulmüne karşı fiili bir duruş ortaya koymalarının zamanı gelmiştir. Buradan İstanbul Yenikapı Meydanı’ndan tüm Müslümanları ve tüm insanlığı kendi dini fanatizmlerinin eseri kararlar ve katliamlarla bölgemizi ve dünyayı felakete sürükleyenlere karşı harekete geçmeye özellikle davet ediyorum. Mazlumların yanında yer almayan bir küresel düzen zalimlerin oyuncağı olmaya mahkumdur.”

Tüm dinlerin kutsal mekanlarına ev sahipliği yapan Kudüs’ü fanatik siyonistlerin yerle yeksan etme niyetine karşı Müslümanıyla, Hristiyanıyla, sağ duyulu özellikle Musevisiyle hep birlikte mücadele edeceklerini vurgulayan Erdoğan, İsrail halkını da yönetimlerinin kendilerini sürüklediği felakete karşı harekete geçmeye davet ettiklerini kaydetti.

Erdoğan, holokost mağduru bir halkın kendi devletlerinin bir başka halka karşı işlediği insanlık suçlarına rıza göstermeyeceğini ümit ettiğini dile getirerek, “Amerikan halkının da bu uygulamaların anlamı konusunda yeteri kadar bilgilendirilmediğini düşünüyorum. Yönetimin terör örgütleri konusunda olduğu gibi terör devleti İsrail hususunda attığı adımların bir gün geri dönüp Amerika’yı vurması da kaçınılmazdır. Bu vesileyle Amerikan halkına da yönetimin yanlışları konusunda seslerini yükseltmeleri çağrısı yapıyorum.” diye konuştu.

Üzerinde durulması gereken asıl konunun “ne yapacakları” olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle devam etti:

“Türkiye hem diplomatik kanalları çalıştırarak hem de attığı somut adımlarla Kudüs ve Filistin meselesindeki duruşunu hep göstermiş bir ülkedir. Son gelişmelerin ardından da tavrımızı açık bir şekilde otaya koyduk. İsrail’in en çok hedef aldığı ülkenin Türkiye, en çok hedef aldığı liderin de şahsım olması bu tavrın doğruluğunu ve etkisini göstermektedir. Eğer oradaki şahıs beni hedef alıyorsa doğru yoldayım. Ama biz bir şeye inanıyoruz. Biliyoruz ki galip olan ancak Allah’tır. İstediğin kadar elinde nükleer silah olsun, istediğin kadar elinde kimsede olmayan silahların olsun, asıl olan Rabbimin silahıdır. Biz bununla bu yolda yürüyoruz. Onlar hangi tuzakları kurarlarsa kursunlar, en büyük tuzak Allah’ın tuzağıdır. Biz bununla bu yolda yürüyoruz. Biz ecdadımız gibi kutsal bildiğimiz değerler uğrunda gerektiğinde canımız pahasına mücadele etmekten kaçınmayan bir milletiz.”

“MÜSLÜMANLARA ÖNCÜLÜK ETMEKTEN ŞEREF DUYARIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Temmuz’dan Suriye operasyonlarına kadar bu mücadelenin örneklerinin sergilendiğini dile getirerek, Kudüs konusunun da kendileri için aynı derecede önemli bir hadise olduğunu söyledi.

Bu mücadelede Müslümanlara öncülük etmekten şeref duyulacağını vurgulayan Erdoğan, “İsrail’i bu yanlış adımlarından geri çevirene, akıtılan masum kanların hesabını sorana kadar mücadelemiz sürecektir. Burada bir kez daha İsrail zulmüne direnen Filistinli kardeşlerimize desteğimizi ifade ediyoruz. Dünyadaki tüm Müslümanları silkinişe, yeniden dirilişe, yeniden ayağa kalkmaya davet ediyoruz. İnsanlık ve insanlığı herkes için büyük bir tehdit oluşturan bu saldırılara, haksızlıklara, şımarıklıklara karşı harekete geçmeye davet ediyoruz. ” diye konuştu.

Erdoğan, bu vesileyle İslam İşbirliği Teşkiatı’nı (İİT) hemen İstanbul’a çağırdıklarını, zirve toplantısında da bu akşam kısa, özet bir sonuç bildirgesiyle İİT’nin bir karar alacağını belirterek, şöyle konuştu:

“Bu vesileyle herkesi İİT üyesi tüm ülkelerde başlatılacak olan Filistin’e yardım kampanyasına katılmaya davet ediyoruz. İnşallah Kudüs’ün esenliğe, Filistinli kardeşlerimizin özgürlüğe, Filistin topraklarının bağımsızlığa kavuşacağı günler yakındır. Sizlere de, biz ve bizi medya aracılığıyla takip eden tüm kardeşlerimize desteğiniz, sevginiz, coşkunuz, ahde vefanız için şükranlarımı sunuyorum. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu cehennem azabından kurtuluş olan mübarek ramazanı şerifinizi tebrik ediyorum. Bu mübarek günlerin Kudüs başta olmak üzere Suriye’den Yemen’e, Arakan’dan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir ucundaki kardeşlerimiz için barışa, esenliğe ve selamete vesile olmasını diliyorum. Mitingimize katılan başta Sayın Bahçeli olmak üzere, Destici olmak üzere Meclis Başkanım, Başbakanımız olmak üzere ve İİT üyesi kardeşlerimiz olmak üzere tüm misafirlerimize teşekkür ediyorum.”

Erdoğan, konuşmasını “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet” diyerek rabia ile tamamladı.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını kabul etti 0 88004

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hereke Halı Fabrikası çalışanlarını, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabul ettiği Hereke Halı Fabrikası çalışanlarının, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde güven mektubu sunumlarının yapıldığı salondaki 108 metrekarelik halıyı dokuyan işçiler kişiler olduğu belirtildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan,“Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir” 0 88783

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3. Türkiye Tarım ve Orman Şûrası’nda yaptığı konuşmada, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 3. Tarım ve Orman Şûrası kapanış törenine katıldı.

Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûra boyunca Türk tarımı ve ormancılığıyla ilgili son derece verimli, kapsamlı tartışmalar yapıldığını belirterek Türkiye’de tarım ve ormancılığını geliştirmek, sıkıntılarına çözüm bulmak için şûra’ya 50 binin üzerinde görüş iletildiğini, toplantılara sektörle ilgili 7 bini aşkın insanın katıldığını ve 3. Tarım ve Orman Şûrası’nın, şimdiye kadarki en geniş katılımlı şûra olarak kayıtlara geçtiğini söyledi.

“ŞÛRADA ALINAN KARARLAR TARIM VE ORMANCILIK SEKTÖRÜNÜN GELECEK BEŞ YILINA İSTİKAMET ÇİZECEK”

İstişareye verdikleri önemi dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûranın temel ilkesinin istişare olduğunu, şûrada alınan kararların tarım ve ormancılık sektörünün gelecek beş yılına istikamet çizeceğine inandığını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan karar önemli olan bir meselenin de alınan kararların hayata geçmesini sağlamak olduğunu vurgulayarak, “Türk tarım ve ormancılığını çok daha ilerilere taşımak istiyorsak ortak akılla şekillendirdiğimiz şûra kararlarını, yine ortak bir çabayla uygulamaya koymamız gerekiyor. Cumhurbaşkanı olarak Türk tarımını geliştirecek, Türk çiftçisini güçlendirecek tüm kararların yakından takipçisi olacağım” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ziraat Bankası’nın çiftçilere yönelik desteğinin artarak devam edeceğini, çok daha etraflıca, geniş kapsamlı, kredide bugüne kadar alışılmışın dışında bir dayanışmayı sergileyeceğini açıkladı.

“GELİŞMİŞ ÜLKELER, GIDA GELECEKLERİNİ GARANTİYE ALMAK İÇİN OLAĞANÜSTÜ ÇABA HARCIYOR”

İklim değişikliği, obezite, göç, gelir adaletsizliği, kuraklık ve küresel ısınma gibi birçok mesele ile coğrafi konumu veya gelişmişlik düzeyi ne olursa olsun, dünyadaki tüm ülkeleri bir şekilde yüzleştiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de bu olumsuzluklardan etkilendiğini bildirdi.

Tabiatın özellikle batılı büyük şirketler eliyle, tarihte belki de hiç olmadığı kadar hoyratça kullanıldığına, talan edildiğine dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Geçtiğimiz asırda yer altı kaynakları için yürütülen mücadelenin aynısı, bugün tarım alanlarının ve su kaynaklarının kontrolü için veriliyor. Gelişmiş ülkeler, gıda güvenliklerini ve geleceklerini garantiye almak için olağanüstü çaba harcıyor. Tarım arazisi ve su kaynakları bakımından zengin birçok Afrika ve Güney Amerika ülkesinin istikrarsızlıkla boğuşmasının sebeplerinden birisi budur” ifadesini kullandı.

“Ambarın anahtarı kimin elindeyse, güç de onun elinde olur.” sözünü hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimizin gıda güvenliğini garanti altına almak, her ülke gibi Türkiye için de, bir millî güvenlik meselesi hâline gelmiştir. Temel tarım ürünlerinde dışa bağımlı olmak en az savunma sanayiinde dışa bağımlılık kadar tehlikelidir” diye konuştu.

“TÜRK TARIMINI, KÜRESEL TARIM VE GIDA ŞİRKETLERİNİN GÜDÜMÜNE SOKACAK HER TÜRLÜ TEŞEBBÜSE KARŞIYIZ”

Türkiye için güvenlik riski oluşturacak hiçbir adıma şimdiye kadar müsaade etmediklerini ve asla da müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla tarım alanlarının geliştirilmesine, su kaynaklarının korunmasına, orman varlığının güçlendirilmesine özel önem verdiklerini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarımsal üretimi stratejik bir sektör olarak değerlendirdiklerinin altını çizerek, şöyle devam etti: “Türk tarımını, küresel tarım ve gıda şirketlerinin güdümüne sokacak her türlü teşebbüse karşıyız. Tarım topraklarımızın miras yoluyla bölünmesini engelleyelim. Çiftçimize her türlü araç gereç, gübre, tohum desteği verelim. Ürünlerin en iyi şekilde değerlendirilmesini sağlayalım. Bu konuların hepsinin arkasındayız, yanındayız. Ama Türk tarımını küresel şirketlerin sadece kâr odaklı çalışan çarkı içinde kesinlikle ezdirmeyeceğiz. Tarımda millî güvenliğimize öncelik vermeyen her türlü projeye, her türlü dönüşüme, kârına, zararına bakmaksızın karşı olduğumuzu, altını çizerek bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

“TARIMSAL ÜRÜN İHRACATIMIZI 3,7 MİLYAR DOLARDAN 17,7 MİLYAR DOLARA ÇIKARDIK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 17 yılda tarım ve hayvancılık alanında Türkiye’yi birçok ilkle tanıştırdıklarını ifade ederek yeni üretim ve destekleme modellerini devreye aldıklarını, bugüne kadar toplamda 137,7 milyar lira tutarında tarımsal destek verdiklerini, tarımsal gayri safi yurt içi hasılayı 37 milyar liradan 2018 yılında 213,3 milyar liraya ulaştırdıklarını anlattı.

Türkiye’nin tarımsal hasılada dünyada 7’nci, Avrupa’da ise birinci sırada bulunduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Tarımsal ürün ihracatımızı 3,7 milyar dolardan 17,7 milyar dolara çıkardık. Tarımda dış ticaret fazlamız 4,8 milyar dolar gibi yine ciddi bir rakama ulaştı. Topraksız tarım yapılan teknolojik sera sayımızı bin 413’e yükselttik. Modern seralarımızda üretilen ürünlerimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Organik ürün sayımızı 150’den 213’e çıkardık. Bu ürünleri yurt dışına da pazarlayarak 2018 yılında 361 milyon dolar gelir elde ettik. Aynı şekilde 145 bin ton olan tohum üretim miktarı 1 milyon tona çıktı.  Tohum ihracatımızı 11 kat artırarak 102 bin tona, ihracat rakamımızı ise 152 milyon dolara yükselttik” bilgilerini paylaştı.

ATA Tohumu Projesi ile Türkiye’nin gen kaynaklarını oluşturan bitki çeşitlerinin koruma altına alınmasını sağladıklarını, dünyanın 3. büyük Tohum Gen Bankası’nı, 250 bin örnek kapasitesiyle Ankara’da hizmete açtıklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, tarım ve hayvancılık alanında yapılan yenilikleri, sağlanan imkân ve teşvikleri sıraladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ormanları da ihmal etmediklerini belirterek 17 yılda toplam 4,5 milyar fidanı toprakla buluşturduklarını, orman varlığını 20,8 milyon hektardan 22,6 milyon hektara çıkardıklarını, son olarak da 11 Kasım tarihinde 81 vilayette 2 bin 23 ayrı noktada, toplam 11 milyon fidanı, “geleceğe nefes” olması temennisiyle toprakla buluşturduklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 11 Kasım’ı “Millî Ağaçlandırma Günü” ilan ederek, Türkiye’de yeni bir dönemi başlattıklarını aktararak, “11 Kasım’da milletin heyecanına ortak olmak, ağaç seferberliğine katkıda bulunmak varken, ‘Kasım ayında fidan mı dikilir’ diyerek, yapılan işe çamur atmaya kalktılar. Cehaletleri anlaşılınca da milletten özür dilmek yerine, bu sefer de ‘11 milyon fidanın 9 milyonu kurur’ diyerek işi pişkinliğe vurdular. ‘Herkesin ufku denizi kadardır.’ Bunların, bırakın asırlık, yarım asırlık, çeyrek asırlık projeler üretmeyi; yarına dair hiçbir tasavvurları yok” dedi.

ŞÛRADA ALINAN KARARLAR

Şûra kararlarından öne çıkanları paylaşmak istediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, alınan kararlardan bazılarını şöyle sıraladı: “Arazi toplulaştırma ve sınıflandırma işlemlerini hızlandırarak bu önemli projeyi on yıl içinde tamamlayacağız. Toprak bilgi sistemine dayalı tarımsal arazi kullanım planları hazırlayacağız. Atıl tarım arazilerinin üretime kazandırılması için arazi bankacılığı ve birlikte üretim gibi alternatif modelleri devreye alacağız. Miras mevzuatını geliştirerek, tarım arazilerinin bölünmesi sorununa kalıcı çözüm getireceğiz. Gıda depolarında izlenebilirliğin sağlanmasına büyük önem veriyoruz. Aile işletmeciliğinin sürdürülebilirliği için kadın ve genç girişimcilerimizi destekliyoruz. Kırmızı et sektöründe küçükbaş hayvan eti tüketimini özendirerek pazardaki payını artıracağız. Küçük ve büyükbaş hayvancılıkta yerli ırkların muhafazasına ve ıslahına yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz. Su ürünlerinde balık işleme sektörünü geliştirerek ihracatın ve yerli tüketimin artırılmasına gayret göstereceğiz. Tohumdan sofraya tüm üretim zincirinde çok daha etkin bir izleme ve denetim sistemi kuracağız. Ülkemiz su kaynaklarının verimli yönetilebilmesi amacıyla Su Kanunu’nu çıkaracağız. Tarım ve orman mevzuatını sadeleştireceğiz. Sözleşmeli üretim ve hayvancılık modellerini yaygınlaştıracağız. Türkiye’yi bölgesel ve küresel ölçekte orman fidanı üretim ve pazarlama merkezi hâline getirmekte kararlıyız.  Çiftçilerimizi desteklemek ve onlara yol göstermek amacıyla mesleki eğitim kurumları açmayı planlıyoruz. Gıda kaybı ve israfının önlenmesine yönelik yeni tedbirler getiriyoruz. Gıdada taklit ve tağşiş cezalarını, caydırıcı seviyeye yükselteceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılına ait bazı müjdeleri de açıklamak istediğini belirterek besilik hayvan için 2020 yılında da müracaat almayacaklarını, 15 bin kıyı balıkçısını ilgilendiren desteklemelerin gelecek ay ödeneceğini, Avrupa’nın ve ülkemizin ilk tarıma dayalı ihtisas organize su ürünleri yetiştiricilik bölgesinin, 16 bin 500 ton kapasite ile kurulacağını, ormancılık faaliyetlerinde çalışan vatandaşların maliyetinin yüzde 20’si hibe, kalan kısmı faizsiz kredi şeklinde olmak üzere prefabrik evler edinmelerini sağlayacaklarını açıkladı.

Çiftçilere ek gelir temini kapsamında, “Bin Köye Bin Tıbbi Aromatik Bitki Bahçesi” kurulmasını hedeflediklerini, yerli ve millî elektrikli traktörün farklı bir modeli ile kendi yürür ilaçlama makinasının üretim aşamasına geldiğini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bitkisel üretimimizi önümüzdeki yıl yüzde 5 artırarak, yaklaşık 125 milyon tona yükseltmeyi planlıyoruz. Sertifikalı tohum üretimimizi de yine yüzde 5 artırarak 1,2 milyon tona, tohum sektörümüzün pazar büyüklüğünü ise 1,4 milyar dolara çıkarmayı hesaplıyoruz” açıklamasında bulundu.

Cumhuriyet tarihinde ilk defa sofralık zeytini 2019 yılında Fark Ödemesi Desteği kapsamına aldıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sofralık zeytinin kilogramına 15 kuruş destek vereceklerini söyledi.

“MİLLETİMİZ İÇİN ÇALIŞMAYA, ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2020 yılında 56 milyon küçükbaş rakamını yakalamak istediklerini, küçükbaş sürü büyütme projesi kapsamında sürüye katılan hayvan başına ilave 100 lira destek vereceklerini, tavukçuluk üretimini garanti altına alacak sistemin kurulduğunu, yılda 220 bin adet yerli et ve yumurta amaçlı damızlık civciv üretimi yapılmasını sağlayacaklarını, bu damızlıklarla 30 milyon tavuk üretilebileceğini kaydetti.

Çay üreticilerinin de desteklemeye devam edeceklerini, gelecek yıl çay alım miktarını 650 bin tona, ihracat dâhil kuru çay satışını da 115 bin tona çıkaracaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, orman varlığını 2020 yılı sonunda 22,9 milyon hektara ulaştıracaklarını, baraj sayısını 841’den 856’ya çıkarmayı ve depolama hacmini 178 milyar metreküpe ulaştırmayı hedeflediklerini aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Milletimiz için çalışmaya, üretmeye, ter dökmeye devam edeceğiz” diyerek konuşmasını tamamladı.