“Suriye ihtilafının küresel sorun hâline dönüşmesinin sebebi, uluslararası toplumun meseleyi yeterince sahiplenmemesidir” 0 75035

Suriye konulu dörtlü zirve sonrası düzenlenen ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye ihtilafının küresel bir sorun hâline dönüşmesinin en önemli sebebi, uluslararası toplumun meseleyi yeterince sahiplenmemesidir. Maalesef çok uzun bir dönem Suriye krizinden kaynaklanan sıkıntıların yükünü, Suriyeli siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Angela Merkel ile birlikte gerçekleştirdikleri Suriye konulu dörtlü zirvenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Vahdettin Köşkü’nde düzenlenen toplantıda Cumhurbaşkanı Erdoğan ve konuk liderler zirvedeki görüşmelerine ilişkin açıklamalarda bulundu.

“SURİYE’DE İSTİKRARIN SAĞLANMASI İÇİN NELER YAPILABİLECEĞİNİ ELE ALDIK”

Rusya Devlet Başkanı Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merkel’i ağırlamaktan duyduğu memnuniyetini ve katılımları dolayısıyla kendilerine teşekkürlerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantının aldıkları kararların Suriyeliler için hayırlara vesile olmasını diledi.

Önceliklerinin, sahada tam olarak ateşkesin sağlanması ve hâkim kılınmasıyla akan kanın bir an önce durdurulması olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, toplantıda Suriye halkının meşru talepleri doğrultusunda bir siyasi çözüme ulaşılmasını ve istikrarın sağlanması için neler yapılabileceğini ele aldıklarını aktardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Öncelikle burada şu gerçeğin altını çizmekte fayda görüyorum. Suriye ihtilafının küresel bir sorun hâline dönüşmesinin en önemli sebebi, uluslararası toplumun meseleyi yeterince sahiplenmemesidir. Maalesef çok uzun bir dönem Suriye krizinden kaynaklanan sıkıntıların yükünü, Suriyeli siviller ile komşu ülkeler çekmek zorunda kalmıştır. Birçok ülke, durumun vahametini ancak krizin etkileri kendi sınırlarına ulaşınca idrak edebilmiştir. Artık bu kayıtsızlığa bir son verilmesi gerekiyor. İnsani, siyasi ve diplomatik olarak inisiyatif alınmadığı takdirde Suriye’deki trajedi daha da kötüye gidecektir. Bugün bizleri İstanbul’da bir araya getiren temel sebep, işte budur” ifadelerini kullandı.

“BU OLUMLU İŞ BİRLİĞİNE NE KADAR ÇOK PAYDAŞ ÜLKE KATKI SAĞLARSA KALICI ÇÖZÜME O DENLİ HIZLI ULAŞABİLİRİZ”

Astana formatında yürütülen iş birliğinin, uluslararası topluma örnek olduğunu dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Fransa ve Almanya’nın da katılımıyla Astana’da yakalanan sinerjiyi daha ileriye taşıyabileceklerini gördüklerini söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu olumlu iş birliğine ne kadar çok paydaş ülke katkı sağlarsa kalıcı bir çözüme de o denli hızlı ulaşabileceğine inandıklarını kaydetti.

Zirvede verimli ve samimi istişareler gerçekleştirdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’nin toprak bütünlüğüyle siyasi birliğine bağlılıklarını, ihtilafa sadece askerî yöntemlerle çözüm bulunamayacağına dair inançlarını teyit ettiklerini, kalıcı çözüm yolunun Suriye halkının öncülüğünde ve sahipliğinde BM gözetiminde yürütülen müzakerelerden geçtiğini vurguladıklarını ifade etti.

İdlib konusunda Rusya Devlet Başkanı Putin’in gayretleriyle imzaladıkları muhtarının uygulanmasında sağlanan ilerlemeyi teyit ettiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtıraya riayet edilmesinin İdlib’deki mevcut ateşkesin korunması ve yeni bir insani krize mahal verilmemesi için taşıdığı öneme vurgu yaptı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib’de sağlanan sükunetin tekrar yeşerttiği umuttan istifadeyle, siyasi süreçte somut adımlar atılması gerektiğinin altını çizdik. Bu çerçevede Anayasa Komitesinin kuruluş sürecinin en kısa sürede şartları gözeterek temennimiz odur ki yıl sonu itibarıyla tamamlanması çağrısında bulunduk” şeklinde konuştu.

“TÜRKİYE, SURİYE’DE YUVALANAN TERÖR ÖRGÜTLERİNDEN EN FAZLA ZARAR GÖREN ÜLKELERDEN BİRİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye kaynaklı terör tehdidi, toplantımızda ele aldığımız bir diğer önemli konuydu. Bu hususta, gerek dört ülke arasında gerekse uluslararası toplum düzeyinde iş birliğinin artırılması noktasında mutabık kaldık” açıklamasında bulundu.

Türkiye’nin, 911 kilometrelik sınırı olması sebebiyle Suriye’de yuvalanan terör örgütlerinden en fazla zarar gören ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar DEAŞ ve PYD tarafından gerçekleştirilen saldırılarda yüzlerce vatandaşın ve güvenlik görevlisinin yaralandığını ve hayatlarını kaybettiğini hatırlattı.

Her iki terör örgütünü de kaynağında bertaraf etmek amacıyla Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarını gerçekleştirdiklerine ve toplamda 7 bin 500 DEAŞ’lı ve PYD’li teröristi etkisiz haâle getirdiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suriye’de 4 bin kilometrekarelik alanı terörden arındırarak önemli bir başarıya imza attıklarını kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’nin güvenli hâle getirdiği Afrin, Cerablus, El Bab gibi Suriye şehirlerinde huzur, emniyet ve barışın olduğuna değinerek 260 binin üzerinde Suriyelinin bu bölgelere geri döndüğünü ve bu sayının zamanla artacağına inandıklarını söyledi.

Türkiye’nin, ne sınırlarında ne de Suriye’nin herhangi bir bölgesinde, terör gruplarının palazlanmasına müsamaha göstermeyeceğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni emrivakilerin dayatılmasını da asla kabul etmeyeceğiz. Fırat’ın batısında olduğu gibi doğusunda da millî güvenliğimize yönelik tehditleri kaynağında bertaraf etmeyi sürdüreceğiz” diye ekledi.

“SURİYELİ SIĞINMACILAR İÇİN HARCADIĞIMIZ 33 MİLYAR DOLAR, TÜRKİYE’NİN FEDAKÂRLIĞINI GÖSTERMEKTEDİR”

Suriye konulu dörtlü zirvede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunun da ele alındığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında şunları kaydetti: “Geri dönüş sürecinin, uluslararası hukuka uygun olarak, gönüllülük esasına göre, güvenli biçimde ve Birleşmiş Milletler ile eşgüdüm hâlinde yürütülmesi gerektiği hususunda fikir birliğine vardık. Türkiye, 3,5 milyon Suriyeliye ev sahipliği yapmak suretiyle şüphesiz bu konuda en fazla öne çıkan ülkedir. Suriyeli sığınmacılar için harcadığımız 33 milyar dolar, Türkiye’nin fedakârlığını açıkça göstermektedir. Adil yük paylaşımı hususunda Avrupa Birliği’nin verdiği taahhütlerin yerine getirilmesini beklediğimizi hatırlatmak istiyorum. Diğer ülkelerden de yaklaşan kış şartlarını düşünerek Suriye halkının ihtiyaçları için desteklerini artırmaları çağrısında bulunuyorum. Sahile vuran masum çocuk bedenleri, Suriye’de 7,5 yıldır yaşanan dramın ve çatışmaların en acı sembolleridir. Başta burada bulunan ülkeler olmak üzere, herkesin bu trajediyi sonlandırmak için mücadele etmesi gerekiyor.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünkü zirve toplantımızda, Suriyeli kardeşlerimize ve uluslararası topluma önemli mesajlar verebildiğimizi düşünüyorum. Zirve katılımcıları olarak gerek sahadaki durumun iyileştirilmesine gerek siyasi süreçte ilerleme sağlanmasına yönelik çabalarımızı artıracağımıza inanıyorum. Diğer ülkeleri de bu gayretlere destek vermeye çağırıyorum” şeklinde konuştu.

Türkiye olarak soruna çözüm bulmaya yönelik mücadelelerini, hem Astana platformunda hem bugünkü gibi farklı ve daha geniş platformlarda sürdürmekte kararlı olduklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, attıkları adımlardan ve yaptıkları görüşmelerden Astana sürecinin bir diğer üyesi olan İran’ı bilgilendireceklerini açıkladı. Sürecin çok daha olumlu bir şeklide devamını sağlamakta bunu gerekli gördüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu kararlılık Suriye halkıyla dayanışmamızın bir gereği, Suriyeli kardeşlerimize karşı boynumuzun borcudur” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamasını, zirveye katılan liderlere teşekkürlerini ve zirvenin Suriye’de çözüm umutlarını tekrar yeşertmesi yönündeki temennisini ifade ederek tamamladı.

RUSYA DEVLET BAŞKANI PUTİN: “SURİYELİLER KADERLERİNİ KENDİLERİ TAYİN ETMELİDİR”

Bu ortak çalışmayı yürüttüğü için Türkiye’ye teşekkür eden Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin; Türkiye, Rusya, Almanya ve Fransa’nın, ileride de Suriye’deki durumun normalleşmesi doğrultusunda el ele çalışmaya devam edeceğini bunu zirve bildirisiyle de teyit ettiklerini söyledi.

Türkiye, Rusya ve İran’ın Astana formatı çerçevesinde yürüttükleri faaliyetler sayesinde Suriye topraklarının büyük bir bölümünün teröristlerden arındırıldığına ve ülkenin adım adım barışa doğru ilerlediğine vurgu yapan Rusya Devlet Başkanı Putin, “Suriye’de sürdürülebilir barış ve istikrar sadece siyasi ve diplomatik yollarla mümkün olabilir” dedi.

“Suriyeliler kendi kaderlerini kendileri tayin etmelidirler” diyen Rusya Devlet Başkanı Putin, Suriyeli mültecilerle ilgili uluslararası bir konferans düzenlemeyi hedeflediklerini dile getirerek bunun zorluğunu bildiklerini; ancak bu olmadığı takdirde de ilerlemenin olamayacağını söyledi. Suriye’de yaklaşık 1,5 milyon mültecinin yerleştirilmesi için ortam sağlandığını ve Suriye Hükûmeti’nin mültecilerin can ve mal güvenlikleri için her türlü teminatı vermeye hazır olduğunu da açıklayan Rusya Devlet Başkanı Putin, sözlerini Türkiye’nin yaklaşan Cumhuriyet Bayramını kutlayarak tamamladı.

FRANSA CUMHURBAŞKANI MACRON: “SURİYELİLERİN ÜLKELERİNE DÖNEBİLMESİNİ SAĞLAYACAK SİYASİ ÇÖZÜM GEREKLİ”

Fransa Cumhurbaşkanı Macron da Suriye meselesiyle ilgili olarak Astana sürecine, kendilerinin de içinde yer aldığı ‘small’ gruba ve diğer oluşumlara işaret ederek bu oluşumların birbirleriyle örtüşmesi gerektiğini vurguladı.

Suriyelilerin ülkelerine dönebilmesini sağlayacak siyasi bir çözüm olması gerektiğine işaret ederek kapsayıcı bir Suriye’nin tekrar yapılandırılmasının önemli olduğunu söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, “Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı. Şeffaf ve özgür seçimlerin uluslararası gözetim altında yapılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşleri konusuna da değinen Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Yüksek Mülteciler Konseyi’nin belirlemiş olduğu şartlar dâhilinde, güvenli, insan haysiyetine uygun ve gönüllü bir şekilde sığınmacıların geri dönüşünün sağlanması gerektiğini söyledi.

ALMANYA BAŞBAKANI MERKEL: “BAŞKA İNSANİ FELAKETLERİN OLMAMASI İÇİN ELİMİZDEN GELEN HER ŞEYİ YAPMAK İSTİYORUZ”

Almanya Başbakanı Merkel ise zirve sonrasında bir bildirge yayınlanmasının, zirve katılımcıları olarak, ortak bir iradeye sahip olduklarını gösterdiğini belirtti ve “Bu bağlamda nihai bir çözüm elde etme açısından tabi ki yeterli değil; ama yine de önemli sonuçlar elde etme açısından çok iyi bir toplantı olmuştur” dedi.

Suriye’de yaşananlara değinerek daha başka insani felaketlerin olmaması için ellerinden gelen her şeyi yapmak istediklerini dile getiren Almanya Başbakanı Merkel, silahsızlandırma açısından İdlib bölgesinde büyük bir başarının elde edildiğine dikkat çekti. Anayasa Komitesi’nin oluşumuna da değinen Almanya Başbakanı Merkel, “Suriye halkının, hem diasporada olanların hem Suriye’de olanların bir araya gelip oy kullanabileceği seçimlerin yapılması gerekmektedir. Ve bizler de elden gelen her şeyi yaparak bu Anayasa Komitesi’nin yıl sonuna kadar bir araya gelebilmesi için katkıda bulunmak istemekteyiz, bunun çok önemli olduğunu düşünüyorum” sözlerine yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra basın mensuplarının zirve ve gündemdeki konulara ilişkin sorularını cevaplayarak değerlendirmelerde bulundu.

“YERLİ İŞBİRLİKÇİNİN KİM OLDUĞUNUN AÇIKLANMASI LAZIM”

Suudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğunda öldürülen Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı konusu ile ilgili konuk liderlere bilgilendirme yapıp yapmadığı sorulan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili görüşmelerde konuyu ele aldıklarını ve konu ili ilgili gerekli bilgileri liderlerle paylaştığını açıkladı. Daha önce Türkiye’nin istihbarat birimleriyle konuk liderlerin ülkelerinin istihbarat birimleri arasında çeşitli bilgilendirmelerin olduğunu, bugünkü görüşmelerinde konunun detayına girdiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, cinayetle ilgili olarak Suudi Arabistan’ın tutuklandığını açıkladığı 18 kişinin, Türkiye’ye kimler tarafından gönderildiği sorusunun cevabının Suudi yetkililer tarafından verilmesi gerektiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın yetkili mercilerinin, Kaşıkçı’nın cesedinin Türkiye’deki yerli işbirlikçilere teslim edildiği yönündeki açıklamalarını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “O zaman bu yerli işbirlikçi kimdir, bunu da yine bu açıklamayı yapan kişi veya kişilerin ortaya koyması gerekmektedir” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, devamında şunları söyledi: “Her türlü cezai müeyyideye çarptırılacaklarını söylüyorlar. Bu konuda suçun işlendiği yer İstanbul’dur, dolayısıyla Suudi Arabistan bu yargılamada eğer kendileri bu işi yapmayacaklarsa, bu yargılamayı Türk yargısı olarak bizim yapmaya hazır olduğumuzu dün Adalet Bakanlığımız vasıtasıyla kendilerine bu çağrıyı yazılı olarak resmî kanallardan da yapmış bulunuyoruz. Şimdi oradan bunun cevabını tabiî ki bekleyeceğiz. Bunun yanında, Suudi Arabistan Başsavcısını yarın buraya gönderiyor ve İstanbul Başsavcımızla Başsavcı kendi yanındaki heyetiyle görüşmeleri yapacaklar. Tabii bu görüşmenin neticesini de doğrusu önemsiyoruz.”

Kaşıkçı cinayetiyle ilgili olarak, emniyet, istihbarat ve yargı teşkilatlarının yoğun bir çalışma içinde olduğunu sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu çalışmaların bitmediğini, hâlen aynı hassasiyetle devam ettiğini dile getirdi.

Yargı kararı sonucu Türkiye’de tutuklu bulunan bir Alman vatandaşı ile ilgili soruya verdiği cevapta Cumhurbaşkanı Erdoğan, mahkemenin verdiği cezayla birlikte temyiz yolunun açık olduğuna işaret ederek, “Bu temyiz yoluna da müracaat etmek suretiyle Türk yargısının vereceği karara hep birlikte saygı duymak durumunda kalırız” ifadelerini kullandı.

“ESED’İN DURUMUNU BELİRLEYECEK OLAN İRADE, SURİYE HALKININ İRADESİDİR”

Suriye’nin gelecekteki devlet yapısının ne olacağı, Esed’in oradaki yerinin ne olacağı yönündeki soruya verdiği cevapta Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Her şeyden önce, tabi buradaki irade kişilere ait olan bir irade değildir. Esed’in durumunu belirleyecek olan irade, Suriye halkının iradesidir, içeride ve dışardaki tüm Suriye halkı onunla ilgili kararı verecektir” değerlendirmesinde bulundu.

Esed’in, 1 milyona yakın vatandaşının hayatına kastetmiş bir insan olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dolayısıyla bize göre muteber bir konumda değildir. Nitekim şu ana kadar yaşananlar ortadadır, hâlâ oradaki katliamlar aynen devam etmektedir. Temennimiz odur ki, artık bu süreç bitmiş olur ve böylece Suriye’de insanlar hayatını nasıl devam ettirecek sorusuna çok daha rahatlıkla cevap bulmuş olur” diye ekledi.

Şu anda İdlib’de 3,5 milyon kişinin yaşadığına, Halep’te varil bombalarından kaçanların İdlib’e geldiğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde yaşam haklarının ortadan kalkmasıyla buradaki insanların kaçabileceği tek yerin Türkiye olduğunu söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Putin’le yaptıkları görüşmeler neticesinde attıkları adımlar ve oluşturdukları 10 maddelik muhtırayla ateşkesin sağlandığını ve yeni bir sürecin başladığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, kalıcı, sürdürülebilir böyle bir ateşkesin devamının, orada yaşayan insanları rahatlattığını söyledi.

Suriye’nin kuzeyinden mülteci olarak gelmiş olanlarla ilgili attıkları adımların ve onlara yönelik verdikleri desteklerin ortada olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün zirvede ve ikili görüşmelerde bu bölgedeki Suriyelilere eğitimde, sağlıkta, altyapı-üstyapı çalışmalarında verilecek destekleri de ele aldıklarını aktardı ve bu konuda mesafe almayı temenni ettiğini belirtti.

Dörtlü formatın genişlemesine verdiği destek hatırlatılarak başka hangi ülkelerin katılacağı, ABD’nin de bu genişlemede yer alıp almayacağı yönündeki soruya Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu yine birlikte atacağımız adımdır, birlikte vereceğimiz karardır, yani bu dondurulmuş bir yapı değildir. Eğer böyle bir şeyin kararını verirsek Astana’da olduğu gibi böyle bir adımı burada da atmamız mümkündür” şeklinde cevap verdi.

“HEDEFİMİZ İDLİB’DEKİ SİVİL HALKIN HUZURUNU SAĞLAMAK”

İdlib ile ilgili Türkiye ve Rusya arasında imzalanan mutabakattaki maddelerde belirtilen aşamaya ne zaman gelineceği sorusuna karşılık Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İdlib konusunda gerçekten aramızdaki bu 10 maddelik muhtıra birçok şeyi zaten cevaplıyor, orada gereken cevapları bulmamız mümkün” cevabını verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Her şeyden önce, malum 12 gözlem noktasıyla zaten orada Rusya Federasyonu’yla gayet dayanışma içerisinde bir çalışmamız var, 12 gözlem noktasının dışında da 10 gözlem noktasına Rusya Federasyonu sahip. Tüm bunların hepsi bölgenin güvenliğine yönelik adımlardır. Fakat hepsinden öte, İdlib muhtırasındaki dikkat çeken konu, aşırı radikal güçlerin Türkiye tarafından kontrol altına alınmasıdır. Bunun dışında da rejimin aynı şekilde 15-20 kilometrelik o bölgede herhangi bir tehdidini kaldırma sürecini de Rusya Federasyonu’nun kendi kontrolü altına almış olmasıdır. Bütün mesele burada ağır silahların İdlib merkezinden tamamen çekilerek bunların merkezde sivil halkı bir defa rahatsız etmemesinin sağlanmasıdır. Bunun yanında yine, aynı şekilde oradaki yapılacak silahlı saldırılar karşısında bir mutabakat, dayanışma içerisinde Türkiye ve Rusya Federasyonu’nun alacağı tavırdır. Ve alt birimlerimiz her an çalışmalarını sürdürmektedir.”

Hedeflerinin buradaki sivil halkın huzurunu sağlamak olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugüne kadar da yaklaşık 60 bin kişinin İdlib’e dönmüş olmasının bu sürecin başarısını gösterdiğini dile getirdi.

Ortak basın toplantısının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Putin, Fransa Cumhurbaşkanı Macron ve Almanya Başbakanı Merkel ile birlikte Vahdettin Köşkü’nde akşam yemeğine geçti.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.