Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’nde basın toplantısı düzenledi Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi’nde basın toplantısı düzenledi için yorumlar kapalı 75568

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20 Liderler Zirvesi sonrası düzenlediği basın toplantısında yaptığı konuşmada, “Suriye’nin kuzeyinde ülkemizin ve bölgemizin güvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz. Fırat’ın batısını olduğu gibi doğusunu da bölücü terör örgütünün zulmünden ve işgalinden çok yakın bir zamanda kurtaracağız. Biz bu tür konularda müttefiklerimizden çifte standart değil samimiyet bekliyoruz” dedi.

Arjantin’in başkenti Buenos Aires’te iki gün boyunca devam eden, 19 liderin katıldığı G20 Liderler Zirvesi sona erdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı “Fırsatları elde etme: Altyapı, Enerji ve Sürdürülebilir Gıda Geleceği” temalı son oturum ve çalışma yemeğinin ardından G20 Liderler Bildirgesi imzalandı. Japonya Başbakanı Shinzo Abe’nin yaptığı G20- 2019 sunumu sonrasında zirveye ev sahipliği yapan Arjantin Cumhurbaşkanı Mauricio Macri tarafından kapanış konuşması gerçekleştirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programın sona ermesinin ardından basın toplantısı düzenleyerek zirve gündemiyle, diğer gündem maddeleri ile ilgili açıklamalarda bulundu ve basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Buenos Aires’te 13’üncüsü düzenlenen zirvede G20 ülkeleri olarak kapsamlı bir gündemle bir araya geldiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek ekonomik alanda, gerekse küresel ekonomiyi doğrudan ilgilendiren diğer başlıklarla karşı karşıya bulunduğumuz riskleri ve tehditleri bertaraf edebilmek için neler yapacağımızı istişare ettik. Daha güçlü sürdürülebilir, dengeli ve kapsayıcı bir küresel büyüme için G-20 ülkelerinin kısa ve orta vadeli politikalarını özetleyen Buenos Aires Eylem Planını kabul ettik” dedi.

“ÇALIŞANLARI TEKNOLOJİNİN GETİRDİĞİ YENİ DÜZENE NASIL ADAPTE EDECEĞİMİZİ MÜTALAA ETTİK”

Altyapı yatırımlarının artırılması konusunun, bu yıl Arjantin dönem başkanlığının öncelikleri arasında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan ana konuşmacı olarak katıldığı bu oturumda Türkiye’nin altyapı yatırımlarındaki tecrübelerini ve İstanbul Havalimanı başta olmak üzere son dönemde hayata geçirilen projeleri, diğer liderlerle paylaşma imkânı bulduklarını aktardı. Önümüzdeki sene Japonya’nın dönem başkanlığı süresince kaliteli altyapı yatırımlarının sayısının artırılması konusunda mutabakata vardıklarını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarına şöyle devam etti: “Dijital ekonominin vergilendirilmesi alanında ülkelere özgü faktörleri ve ülkelerin düzenleme hakkına saygıyı dikkate alan bir çözüm geliştirilmesi gerektiğini de vurguladık. Çalışma hayatının geleceği konusunda ise, çalışanları teknolojinin getirdiği yeni düzene nasıl adapte edeceğimizi mütalaa ettik. Bu çerçevede G20 Antalya Zirvesi’nde belirlediğimiz gençlik hedefini gerçekleştirmeye yönelik uygulamaları güçlendireceğimizi dile getirdik. Ayrıca, çocuk işçiliği, zorla çalıştırılma, insan kaçakçılığı ve modern kölelik gibi konularda daha etkin faaliyette bulunacağımızı taahhütte ettik.”

“EĞİTİM KONUSU G20 TARİHİNDE İLK KEZ ARJANTİN DÖNEM BAŞKANLIĞINDA GÜNDEME GETİRİLDİ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan eğitim konusunun G20 tarihinde ilk kez Arjantin Dönem Başkanlığında ele alınıp gündeme getirildiğine dikkat çekerek “Bizler de Türkiye olarak kız çocuklarının eğitiminin önemine dikkat çektik. Dünya Sağlık Örgütü’nün sağlık alanındaki sürdürülebilir kalkınma hedeflerine verdiğimiz siyasi desteği bir kez daha vurguladık. Sürdürülebilir gıda geleceği G20 Arjantin dönem başkanlığını bu seneki önceliklerinden bir diğeriydi. Bu oturumda konuşmacı olarak ülkemizin yurt içinde ve yurt dışında örnek gösterildiği girişimlere ilişkin bilgiler paylaştım” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan iklim konusunun G20’nin özel önem verdiği başlıklar arasında olduğuna işaret ederek şöyle devam etti: “G20 üyeleri arasında en düşük emisyonlara sahip ülkelerden biri olarak bu alanda gerekli katkıyı yaptık, yapıyoruz. Paris Anlaşması kapsamında bize verilen taahhütlerin yerine getirilmesini beklediğimizi burada bir kez daha ifade ettik. Özellikle sorunun asıl müsebbibi olan gelişmiş ülkelerin elini taşın altına daha fazla koyması, daha fazla mesuliyet üstlenmesi gerektiğinin altını çizdik.”

“TANAP VE TÜRKAKIM GİBİ PROJELERLE AVRUPA’NIN ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİNE KATKI YAPIYORUZ”

Enerji konusunun Türkiye için öneme haiz bir diğer konu olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak bir taraftan ekonomik büyümemize bağlı olarak artan enerji ihtiyacımızı karşılarken, diğer taraftan TANAP ve TürkAkım gibi projelerle Avrupa’nın enerji arz güvenliğine de katkı yapıyoruz. Önümüzdeki dönemde Hazar enerji kaynaklarının ülkemiz üzerinden Batı ülkelerine taşınması için çaba göstermeye devam edeceğiz” açıklamasında bulundu.

“KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ’NİN HAKLARININ EMRİVAKİLERLE GASP EDİLMESİNE ASLA İZİN VERMEYECEĞİZ”

Konuşmasında “Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon kaynaklarının asli sahiplerinden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin haklarının emrivakilerle gasp edilmesine asla izin vermeyeceğiz” ifadelerine yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye hem kendi hukukunu hem de Kıbrıs Türkünün hak ve menfaatlerini korumakta kararlıdır. Son dönemde Doğu Akdeniz’de varlığımız tahkim etmemiz, bu noktadaki tavizsiz tavrımızın bir yansımasıdır. Rum Kesimi, Kıbrıs Türkü’nün asli haklarını görmezden gelen mütecaviz politikalarını devam ettirdikçe biz de gerekli önlemleri almayı sürdüreceğiz” dedi.

Enerji konusundaki değerlendirmelerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün dünya genelinde yaklaşık bir milyar insanın hayatını elektrikten mahrum bir şekilde devam ettirmek zorunda kaldığına dikkat çekerek, “Köleliğin bitişinden 150 yıl, sömürgeciliğin bitişinden 60 yıl sonra resmen olmasa bile fiilen bu iki hastalıklı düşünce de mevcudiyetini sürdürüyor. Kazan-kazan esasına dayanmayan, hak ve adaleti gözetmeyen bir sistemin ilanihaye devam etmeyeceğine inanıyoruz” diye konuştu.

“TÜRKİYE, DÜNYADA EN ÇOK MÜLTECİYİ BARINDIRAN ÜLKE”

Buenos Aires Zirvesi’nde de yedi milyarı aşkın insanın tamamının refah, barış ve huzurunun yolunun adaletten geçtiğini ifade ettiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “Bu süreçte Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısında ihtiyaç duyulan değişiklikler yanında kalkınma yardımlarının önemine işaret ettik. Bilhassa mülteciler meselesinde güvenlik ve korku eksenli yaklaşım yerine, insanı, hayatı ve insani değerleri merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğini vurguladık.”

Konuşmasının devamında mülteciler konusunda değerlendirmelerde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Suriyelilerin yanında çeşitli yerlerden gelen dört milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yaptığını vurguladı. Dünyada en çok mülteciyi barındıran ülkenin Türkiye olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sığınmacılar için bugüne kadar ülkenin kendi kaynaklarından yaklaşık 33 milyar dolar harcadıklarını bildirdi. “İşte böyle bir ülke olarak mültecileri toplama kamplarına hapsederek bir yere varılmayacağına inanıyoruz” ifadeleriyle sözlerine devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan  “Biz insanları mülteci kamplarına göndermedik. Onlara konteyner kentler kurduk, onlara çadır kentler kurduk ve onları ülkemizin değişik yerlerinde kiralama sistemleriyle kiracı olarak da olsa oturuyorlar. Hiç kimse sadece sınırlarını kapatmakla, polisiye tedbirlerle açlıktan, kıtlıktan, çatışmalardan kaçıp gelen insanları dikenli tel örgülere mahkûm etmekle mülteci sorununa çare bulamaz. Mülteci düşmanlığını körükleyerek meseleyi çözdüklerini zannedenler er ya da geç hatalarının sonuçlarıyla yüzleşmek zorunda kalacaklardır” dedi.

“G20 ÜLKELERİNİN MÜLTECİ MESELESİNE DAHA FAZLA AĞIRLIK VERMESİ GEREKTİĞİNE İNANIYORUM”

İçinde bulunulan dönemin, sorumluluktan kaçma değil sorumlulukları yerine getirme dönemi olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan,  OECD verilerine göre, 2017 yılında Türkiye’nin yaklaşık 8,2 milyar resmî kalkınma yardımı yaptığını açıkladı. Millî gelire oranla dünyada en fazla yardım yapan ülkenin Türkiye olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Üzülerek belirtmek isterim ki bu süreçte birkaç yakın dostumuz dışında hiçbir ülkeden doğru düzgün bir yardım almadık. Hatta Avrupa Birliği tarafından Suriyeli mülteciler için söz verilen 3+3 milyar avroluk kaynağın kullanımında bile çok güçlü güçlükler yaşadık, yaşıyoruz. Şu ana kadar ülkemize uluslararası kuruluşlar vasıtasıyla –millî bütçemize değil, bunu da özellikle ayırt edelim- yaklaşık iki milyar avro gibi bir rakam ulaşmış durumda. O da millî bütçemize değil uluslararası kuruluşlara. Önümüzdeki dönemde G20 ülkelerinin mülteci meselesine daha fazla ağırlık vermesi gerektiğine inanıyorum.”

“DÜNYA TİCARETİ, GÜNDEN GÜNE DAHA KAOTİK BİR ŞEKLE BÜRÜNMEKTEDİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılki G20 Zirvesi’nin, küresel ekonomide iş birliğinden ziyade ticaret savaşlarının konuşulduğu bir dönemde icra edildiğini söyleyerek,  “Hâlen içinden geçtiğimiz bu süreçte Dünya Ticaret Örgütü’nün kural ve prensipleri çok ciddi şekilde erozyona uğratıldı. Dünya ticareti, günden güne kuralları belli, öngörülebilir bir yapı olmaktan çıkmakta ve daha kaotik bir şekle bürünmektedir. ‘Ben yaptım oldu’ böyle bir mantıkla sadece ticaretimize değil uzun bir sürecin kazanımı olan kurumlara da zarar vermektedir” dedi.

Dünyanın en büyük 17. ekonomisi olan Türkiye’nin, Dünya Ticaret Örgütü’nün değişen şartlara göre yenilenmesini savunduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,  “Küresel ticaretin değişen dinamikleri şüphesiz Dünya Ticaret Örgütü’nün de yapısında bazı düzenlemeler yapılmasını gerekli kılıyor. Ancak bu yıkıcı, bozucu ve kaosa sebebiyet veren tek taraflı adımlar yerine, sağduyu ile yürütülmesi gereken bir süreçtir” açıklamasında bulundu.

“BİR TERÖR ÖRGÜTÜ ELİYLE DİĞERİNİN YOK EDİLEMEYECEĞİ GEÇMİŞTEKİ ACI TECRÜBELERLE ORTAYA ÇIKMIŞTIR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak mülteciler ve terörizm başlıklarının üzerinde önemle durdukları konular olduğunu belirterek küresel güvenlikle doğrudan bağlantılı olarak gördükleri bu konuların G20’nin gündeminde daha fazla yer tutmaya başlamasının sevindirici olduğunu ifade etti. “Ancak üzülerek belirtmek isterim ki, bu konuda terör örgütleri arasında ayrım yapan tehlikeli bir anlayışla karşı karşıyayız” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü: “Türkiye olarak biz bu çifte standarda hem ülkemiz içinde gerçekleşen terör eylemlerinde hem de komşumuz Suriye’de bizzat şahit oluyoruz. Türkiye içinde eylem yapan, sivilleri öldüren, teröre bulaşan militanlar siyasi sığınmacı adı altında Batı ülkelerinde ellerini kollarını sallayarak gezebiliyor, hatta haraç toplayabiliyor. 15 Temmuz gecesi darbe girişiminde bulunup 251 insanımızın kanına giren FETÖ’cular kendilerine sunduğumuz dosyalar dolusu delile, belgeye rağmen kimi ülkeler tarafından korunuyor. 2 bin 193 vatandaşımız o gece yaralanmıştır. Onlar da yine aynı şekilde herkes tarafından biliniyor, ama buna rağmen korumacılık devam ediyor. Müttefiklerimiz tarafından DEAŞ’la mücadele bahanesiyle PKK’lı teröristlerin binlerce tırlık silah ve mühimmatla desteklendiğine her gün bizzat şahit oluyoruz. Böyle ikircikli bir tavrın terörü yok etmek yerine terör örgütlerine cesaret vereceği açıktır. Bir terör örgütü eliyle diğerinin yok edilemeyeceği geçmişteki acı tecrübelerle ortaya çıkmıştır.”

“SURİYE’DE DEAŞ’A TARİHİNİN EN AĞIR DARBELERİNİ İNDİRDİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında Türkiye’nin, DEAŞ’la mücadeleden, yabancı terörist savaşçıların geçişlerinin engellenmesine kadar geride bırakılan süre zarfında çok ciddi çaba yürüttüğünü vurguladı. DEAŞ ve benzeri terör örgütleriyle irtibatından şüphelenilen 70 bin kişiye Türkiye’ye giriş yasağı koyulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Suriye’deki terör örgütleriyle irtibatı tespit edilen 7 bin kişiyi sınır dışı ettik. Fırat Kalkanı Harekâtıyla 3 binin üzerinde DEAŞ’lı, Zeytin Dalı Harekâtıyla da 4 bin 500 civarında PYD’li teröristi etkisiz hâle getirdik. Şehitler verme pahasına Suriye’de DEAŞ’a tarihinin en ağır darbelerini indirdik. Önümüzdeki süreçte de bu mücadelemizi devam ettireceğiz. Suriye’nin kuzeyinde ülkemizin ve bölgemizin güvenliğine tehdit oluşturan hiçbir yapıya izin vermeyeceğiz. Fırat’ın batısını olduğu gibi doğusunu da bölücü terör örgütünün zulmünden ve işgalinden çok yakın bir zamanda kurtaracağız. Biz bu tür konularda müttefiklerimizden çifte standart değil samimiyet bekliyoruz.”

“YEMEN KRİZİNE ACİLEN ÇÖZÜM BULUNMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında Yemen’de yaşanan insani kriz ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Dört yıla yakın bir süredir derinleşerek devam eden Yemen krizine acilen çözüm bulunması gerektiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, dünyanın bu konuda çok sessiz kaldığına dikkat çekti. “Bu ülkede yaşanan insani kriz sadece Müslümanların değil insanlığın tamamının yüreğini burkacak boyuta ulaşmıştır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açlıktan bir deri bir kemik kalmış çocukların, yıkıntıların altından çıkartılan masum bedenlerin sorumluluğu bu meseleye karşı duyarsız kalan uluslararası toplumun tamamına aittir. Yeteri kadar petrol zenginliği olmadığı için dönülüp bakılmayan bir coğrafyanın mazlumları olan Yemen halkının acıları en kısa sürede dindirilmelidir. Yemen’in bağımsızlığı, egemenliği, toprak bütünlüğü ve birliği mutlaka korunmalıdır. Bu temelde varılacak kapsayıcı bir siyasi çözüm, kalıcı barış ve istikrar için tek yol olarak görünüyor. Müzakere sürecini canlandırmak için Birleşmiş Milletler çerçevesinde sürdürülen çabaları destekliyoruz. Bu çerçevede iki yılı aşkın süredir bir araya gelmeyen tarafların İsveç’te toplanmalarıyla başlayan sürecin Yemen’e en kısa sürede barışı getirmesini umut ediyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

“KAŞIKÇI CİNAYETİNİ AYDINLATMAK İÇİN TÜM İMKÂNLARIMIZI SEFERBER ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın toplantısında Suudi Arabistan’ın İstanbul Başkonsolosluğu’nda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı ile ilgili açıklamalarda bulundu. Bu cinayet konusunda ortaya konan tavrın, pek çok ülke bakımından önemli bir sınama olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin bu meselede en başından beri hukukun, ahlakın ve vicdanın gerektirdiği yerde durduğunu söyledi. “Hadiseden haberdar olduğumuz andan itibaren Kaşıkçı cinayetini aydınlatmak için tüm imkânlarımızı seferber ettik” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suudi Yönetimi tarafından önce inkâr edilen, ardından çarpıtılmaya çalışılan ve nihayetinde kabullenilen bu cinayet, Türkiye’nin kararlı tavrı sayesinde açığa çıkmıştır. Biz bu olayı asla siyasi bir mesele olarak görmedik, görmeyeceğiz. Bizim için bu olay alçakça bir cinayettir ve öyle de kalacaktır. Adli ve idari makamlarımızın Suudi Arabistan’dan cinayet soruşturması konusunda gerekli desteği göremediğini üzüntüyle belirtmek isterim.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kaşıkçı cinayeti ile ilgili değerlendirmelerine şöyle devam etti: “Veliaht Prensin, ‘suç sabit olmadıkça kimseyi suçlayamayız’ yaklaşımını kabullenmek mümkün değildir. Zira 15 kişinin Suudi Arabistan’dan iki uçakla İstanbul’a gelmesi ve İstanbul’da daha önce kendi ifadeleriyle planlı bir operasyon olduğunu söylemelerine rağmen, akabinde bundan da kendilerinin vazgeçtiklerini görüyoruz. Hatta bu öyle bir durum arz ediyor ki, bizzat Dışişleri Bakanları bu konuyla ilgili olarak daha önce bunu inkâr ederken ve yine yetkililerin Cemal Kaşıkçı’nın Başkonsolosluktan çıkıp gittiğini söylemelerine rağmen… Cemal Kaşıkçı Başkonsolosluktan çıkıp gidiyor, dışarıda kim var? Nişanlısı var, nişanlısını zaten içeri almadılar. Ve Cemal Kaşıkçı Konsolosluk binasını terk ettiği zaman nişanlısının yanına niye gelmesin, onu niye alıp da öyle oradan ayrılmasın? Bütün bunlar hep kendilerinin tezatlarıdır, kendi yalanları olarak ortaya çıkmıştır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cemal Kaşıkçı’nın yedi buçuk dakika içerisinde boğularak öldürüldüğünün belgeleri ve ifadelerinin kendilerinde olduğunu, bunları da dünyayla paylaştıklarını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Bizden kimler istediyse biz bu belgeleri kendileriyle paylaştık. Türkiye burada açık ve net bu bilgileri, belgeleri Amerika başta olmak üzere Suudi Arabistan’a, İngiltere’ye, Almanya’ya, Fransız yetkililere, kim istediyse hepsine verdik. Ve şu andan itibaren de yine biz her an buna hazırız. Çünkü bu sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Hatta biz, suçun işlendiği yerin İstanbul olması sebebiyle bu suçluları bize vermelerini istedik. Suudi yetkililer hâlâ bunu bize vermiyor, veremiyor. ‘Şimdi biz yargılıyoruz’ diyorlar. İçeride 22 kişinin şu anda tutuklu olduğunu ve bunların içerisinde idamla yargılanacak olanların olduğunu söylüyorlar. Ve Veliaht Prens, ben Başsavcımı size gönderebilir miyim dediğinde buyurun gönderin dedim. Ve Başsavcı geldi, İstanbul’da Başsavcımla görüşmelerini yaptılar. Ancak Suudi Arabistan’dan gelen Başsavcı ne yazık ki kendi bilgi, belgelerini benim Başsavcımla İstanbul’da görüşmedi, paylaşmadı, ona vermedi. Sadece bizden istediler. Bizim Başsavcımız elimizdeki bilgi-belgeleri de ayrıca kendilerine verdi.”

“CİNAYETİN TÜM YÖNLERİYLE ORTAYA ÇIKARILMASININ SUUDİ ARABİSTAN’IN ÇIKARINA OLACAĞINA İNANIYORUZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin Suudi Arabistan Kralı ile iki kez görüştüğünü, bu bilgileri onunla da paylaştığını bildirerek. “Şimdi süreci takip ediyoruz. Ama dediğim gibi bu, hele hele siz değerli basın mensupları için çok daha önemli, sadece Türkiye’nin meselesi değil tüm dünyanın meselesidir. Biz şu ana kadar Suudi Arabistan makamlarından cesedin akıbeti, yerel iş birlikçiler ifadesini kullanan Dışişleri Bakanına, ona da sorduk; kimdir bu yerel iş birlikçi, bunu bize açıklayacaksınız. Bu yerel iş birlikçinin kimliği ve istihbarat görevlilerinden emirleri kimden aldığına dair sorularımızın cevabını alamadık. Adli soruşturmayı yürüten Başsavcılığımızın Suudi Arabistan’da tutuklu bulunan cinayet zanlılarına erişimi ne yazık ki bulunamıyor. Bu kişilerin Türkiye’de yargılanmasının uluslararası toplumda oluşabilecek soru işaretlerinin ortadan kaldırılması hususunda faydalı olacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kaşıkçı cinayetine dair, “Bu vahşi cinayetin emrini vereninden uygulayanına kadar tüm sorumluları ortaya çıkartılmadan ne İslam dünyasının ne de dünya kamuoyunun tatmin olması mümkün değildir” ifadelerini kullanarak “Bizim Suudi Arabistan Devletini ve Kraliyet ailesini yıpratmak veya zarar vermek gibi bir niyetimiz asla yoktur. Cinayetin tüm yönleriyle ortaya çıkarılması ve sorumluların tamamının yargılanmalarının Suudi Arabistan’ın da çıkarına olacağına inanıyoruz” değerlendirmelerini yaptı.

“G20 SADECE ÜYE ÜLKELER İÇİN DEĞİL, TÜM DÜNYA İÇİN ÖNEMLİ BİR PLATFORM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, G20’nin sadece üye ülkeler için değil tüm dünya için önemli bir platform olduğunu vurgulayarak bu yapının itibarını ve gücünü artırmasının insanlığın ortak paydası olarak gördüklerini söyledi. Dünya ekonomisinin ve nüfusunun çok büyük bir bölümünü temsil eden böyle bir yapının sonuçsuz tartışmalarla yıpratılmasının, kısır gündemlere mahkûm edilmesinin doğru olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut yapısıyla dahi üye ve katılımcı ülkeler arasında yakın istişare ve iş birliği zemini oluşturan, küresel düzeyde etkinliğe sahip G20’nin daha güçlü hâle getirilmesi gerektiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı: “Japonya Osaka Zirvesinden başlayarak G-20’nin kapsayıcılığını ve somut sonuçlar alma kapasitesini geliştirecek formüller geliştirilmesini teklif ediyoruz. Siyasetten ticarete, terörden kadın ve gençlik meselelerine kadar dünya barışının, huzurun, refahın artmasına katkıda bulunacak bir G-20 idealine ulaşmak için hep birlikte çalışmalıyız. Türkiye, G-20’nin etkinliğinin artırılması için daimi sekreteryaya ev sahipliği yapmak dâhil üzerine düşen tüm görevleri yerine getirmeye hazırdır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, basın açıklamasının ardından yerli ve yabancı gazetecilerin sorularını cevapladı.

“AMERİKA İLE TÜRKİYE İLİŞKİSİ STRATEJİK ORTAKLIĞA DAYALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile zirve programı çerçevesinde gerçekleştirilen görüşmede nelerin konuşulduğuna yönelik sorusuna cevaben Amerika ile Türkiye ilişkilerinin bir stratejik ortaklığa dayalı olduğu belirtti.  İki stratejik ortak olarak öncelikle Kuzey Suriye’de Fırat’ın doğusu, Münbiç ve bu çevrede Fırat Kalkanı Harekâtı gibi konularla ilgili süreci, bunun yanında İdlib’i değerlendirme imkânı bulduklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda asıl olan konunun Münbiç olduğunu dile getirdi.  Münbiç’i görüşmede ele aldıklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, PYD-YPG terör örgütlerine yönelik Türkiye’nin yaklaşımını Amerikan tarafıyla paylaşarak Münbiç’i bu terör örgütlerinden temizlemede birlikte nasıl hareket edilebileceğini konuştuklarını ifade etti.  Daha önce iki ülkenin dışişleri bakanlarının görüşerek bir yol haritası belirlediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun üzerinden aylar geçtiğini, bunu tekrar canlandırmak için Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’ye bir ziyaret gerçekleştirdiğini hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu konudaki mutabakatın şu anda canlılığını koruduğunu temenni ettiğini de sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, görüşmede Halkbank ve FETÖ konularının da gündeme geldiği belirterek Halkbank konusunda “Şu anda bizim de elimizdeki bilgiler neyse kendilerine tekrar bu bilgileri, belgeleri verdik ve bankamızın yetkilileri de şu anda zaten Amerika’da bulunuyorlar ve orada süreci takip ediyorlar” açıklamasını yaptı. FETÖ lideriyle ilgili olarak da görüştüklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ben umudumu yitirmek istemiyorum, umutluyum. Temenni ederim ki bu konuda da FETÖ terör örgütüne yönelik olumlu adımları atarız” dedi.

“İDLİB HALKI PEYDERPEY ÜLKESİNE DÖNÜYOR”

Bir gazetecinin İdlib konusunda Türkiye’nin yürüttüğü başarılı stratejinin dünyaya nasıl bir mesaj verdiği ve Suriye genelinde benzer bir başarının beklenip beklenemeyeceği sorusuna yönelik olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: “İdlib, nüfusu itibariyle çok büyük bir yerleşim merkezi ve bu sorun eğer çözülmemiş olsaydı yüzbinlerce insan nereye yüklenecekti? Yine Hatay tarafından ülkemize yüklenecekti ve yeni bir mülteci akınıyla karşı karşıya kalacaktık. Ve Rusya’yla burada sağladığımız mutabakat, bu Soçi Mutabakatı, İstanbul Zirvesi ki orada da bildiğiniz gibi Rusya, Almanya, Fransa dörtlü bir zirveyi İstanbul’da gerçekleştirdik, ama ana başlığımız yine İdlib’di. Ve orada da İdlib’le ilgili yaptığımız görüşmeler, bunun neticesinde attığımız kararlı adımlarla İdlib’deki bazı sıkıntılara rağmen, çünkü hâlâ bir terör sıkıntısı orada esiyor, bunlarla mücadeleyi birlikte yürütüyoruz. Ama Rusya’yla buradaki dayanışmamız, bizim burada terör örgütlerine yönelik, Rusya’nın rejime yönelik attığı kararlı adımlarla şu anda burada duruma bir hâkimiyet olarak sahibiz ve bu hâkimiyetin devamı oradaki halkın da rahatlıkla evlerine dönme imkânını sağlamıştır ve şu anda İdlib halkı peyderpey ülkesine dönüyor, topraklarına dönüyor. Ve biz de bunu gördükçe tabii kendimizi başarılı addediyoruz. Ve bu süreci Rusya’yla da kararlı bir şekilde sürdürmeye niyetliyiz.”

Bir gazetecinin Rusya ile vizelerin kaldırılması ve yerel para birimleri ile ticaret konusundaki sorusuna cevaben Cumhurbaşkanı Erdoğan,  vizelerin kısmi olarak kaldırılması kararının Rusya Federasyonu Başkanı Vladimir Putin’in verildiğinin, kendilerinin tamamının kaldırılmasını talep ettiklerini belirtti. Rusya ve Türkiye arasındaki iyi ilişkilerin tır taşımacılığı, turizm ve savunma sanayiinde atılan adımlarla geliştiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, Rusya ile belirlenen ticaret hacminin de çok ileri seviyede olduğunu ifade etti.

“SOYKIRIM İDDİALARI KONUSUNDA TARTIŞMANIN TARİHÇİLERE BIRAKILMASI GEREKİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir basın mensubunun sorusu üzerine Ermenistan ile ilişkiler konusunda açıklamalarda bulundu. Kimsenin Türkiye’nin Ermenilere soykırım uyguladığını söyleyemeyeceğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu anda Türkiye’de 100 bin Ermeni bulunduğunu, bunların 30 bininin Türkiye vatandaşı olduğunu, geri kalanının ise Ermenistan’dan kaçarak Türkiye’ye gelenlerden oluştuğunu belirtti.  Soykırım iddiaları konusunda tartışmanın tarihçilere bırakılması gerektiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizim tarihimizde böyle bir uygulama yok, bunu da çok açık, net söyleriz ve her türlü tartışmaya da gireriz” dedi.

RUSYA VE UKRAYNA ARASINDAKİ GERİLİM

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir gazetecinin Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilimin Putin görüşmesinde ne şekilde yer aldığını, Türkiye’nin arabuluculuğunun söz konusu olup olmadığını sorması üzerine, şunları kaydetti: “Bu konuda Sayın Putin’i dinledim, daha önce buraya yola çıkarken Poroşenko’yla görüşmelerim oldu. Tabii bu görüşmeler esnasında da gelinen bir nokta var, o da; şu anda dört ülke Rusya, Ukrayna, Fransa ve Almanya dörtlü olarak bir zirve aralarında yapacaklar ve temenni ederim ki bu zirveyle birlikte burada yeni bir süreç başlamış olur ve bu daha ileri, daha olumsuz bir şekle dönüşmez.”

CEMAL KAŞIKÇI CİNAYETİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kaşıkçı cinayetiyle ilgili bir soruya cevaben mevzunun zirvede gündeme gelmediğini, sadece Kanada Başbakanı Justin Trudeau’nun bir yorumu olduğunu, kendisinin ise görüştüğü liderlerle konuyu gündeme getirdiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, yaptığı görüşmelerde liderlere konuyu büyük oranda açma fırsatı bulduğunu yineleyerek, “Biz zaten istihbarat teşkilatımızla bunu bütün dünyaya duyurduk, duyuruyoruz. Bu konuyla ilgili özellikle Amerikan basını, Batı basını olsun, onlar da takip ediyorlar ve bizim de istihbarat teşkilatı başkanlığımız ne tür talepleri olursa cevapları veriyor, gereken bilgileri de onlara aktarıyor” değerlendirmesinde bulundu.

“Veliaht Prens’in, Kaşıkçı’nın ölümünden bahsedildiğinde inanılmaz şekilde cevap verdiğini söyleyerek ne demek istediniz?” sorusu üzerine ise Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Suç sabit olmadıktan sonra kalkıp da Suudi Arabistan’ı suçlamak olmaz. anlamında bir ifade kullandı. Bu dediğinin hukuk dilinde bir geçerliliği var ama biz zaten âdeta bu suçun sabit olduğuna dair delilleri söylerken kendi yetkililerinin kullandığı ifadeler var. Planlı bir operasyon olduğunu kendi yetkilileri söyledi, söylüyor. Bunun üzerine de zaten başsavcılarını İstanbul’a gönderme arzusunu Veliaht Prens bana söyledi, gelebilir dedim. Geldiler, başsavcımla görüştüler. Başsavcım, onlara gerekli bilgi, doküman verirken onlar herhangi bir bilgi, dokümanı başsavcımıza vermediler. Bu şekilde bir süreç işledi, işliyor. Bir de önemli olan şu, 22 kişi tutuklu, beşinin idamla yargılandığını söylüyorlar. Biz de neticeyi göreceğiz. Bundan sonraki süreçte de elimize devamlı gelen, gelecek ne bilgi, belge varsa bunları paylaşmaya hazır olduğumuzu kendilerine de söyledik. Dünyaya da söylüyoruz.”

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge