“Tabiata, çevreye, hayata dair bakış açımızı düzeltmezsek, dünya yaşanılır bir yer olmaktan çıkacak” 0 74533

“Fidanlar Fidanlarla Büyüyor” programında yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, önlem alınmazsa, şimdiden adım atılmazsa, ileride çocukların çok daha büyük çevre sorunlarıyla karşı karşıya kalacağını belirterek, “Tabiata, çevreye ve hayata dair bakış açımızı düzeltmezsek, ecdadımızın mirası, evlatlarımızın emaneti olan bu dünya, maalesef yaşanılır bir yer olmaktan tamamen çıkacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Batıkent Haydar Aliyev Ormanı’nda düzenlenen “Fidanlar Fidanlarla Büyüyor” programına katıldı. Programda Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir konuşma yaptı.

“BU PROJENİN, ÇOCUKLARA TABİATA SAHİP ÇIKMA BİLİNCİNİ AŞILAYACAĞINA İNANIYORUM”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geleceği adına son derece önemli bulduğu proje vesilesiyle 81 ilde 10 milyon fidanın ilk ve ortaokul öğrencilerinin katılımıyla toprakla buluşacağını belirterek projeye öncülük eden bakanlıklara teşekkür etti. Bu fidanların çocuklarla birlikte büyüyeceklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Çocuklarımızın yaşları ilerledikçe fidanların kökleri toprağa, boyları göğe doğru yükselecek. Öğrencilerimizin bugün kurduğu hayaller zamanla gerçeğe yaklaştıkça inşallah diktikleri fidanlar ağaçlara, ağaçlar da ormanlara dönüşecek” dedi.

“Bugün okul bahçelerinde koşturan, gözlerinin ışıltısı yüreğimizi ısıtan çocuklarımızla beraber ülkemizin ormanları, ekonomisi, güzellikleri de büyüyecek” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projenin, çocuklara tabiata sahip çıkma, çevreye saygı duyma bilincini de aşılayacağına inandığını dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Fidanlar Fidanla Büyüyor projesinin evlatlarımıza daha yeşil, daha güzel, daha huzurlu bir Türkiye bırakma mücadelemize de katkı sağlayacağını düşünüyorum” diye ekledi.

“SON İKİ ASIRDA İNSANIN TABİATLA KURDUĞU İLİŞKİNİN MAHİYETİNDE BÜYÜK DEĞİŞİM YAŞANDI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin devamında dünyanın sanayi devrimiyle başlayan büyük bir dönüşümden geçtiğine işaret ederek, son iki asırda insanın tabiatla, toprakla, çevresiyle ve bizatihi kendisiyle kurduğu ilişkinin mahiyetinde büyük bir değişim yaşandığına dikkat çekti. Sanayileşmenin ve modern teknolojinin doğa karşısında insana daha önce hiç olmadığı kadar güç verdiğini ve tabiata müdahale etme imkânı tanıdığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yeni durumun insanın tabiatla geliştirdiği ilişkinin de kopmasına, yeni bir şekle bürünmesine sebep olduğunu kaydetti.

İslam düşüncesinde ise tabiatın, şahsiyet sahibi, Allah’ın kâinatta yarattığı her şey gibi insana amade kılınmış, emanet edilmiş bir varlık olduğunun altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu açıdan tabiat, insanın hilkatte, yani yaratılışta kardeşidir. Kimi Müslüman düşünürlerin hurma ağacından bahsederken, Ademoğullarının halası tabirini kullanması yaratılıştaki bu kardeşliğin bir sembolüdür” ifadelerini kullandı.

“DÜNYA GENELİNDE ORMAN VARLIĞI GÜNDEN GÜNE AZALIYOR”

Sınırsız tüketim hırsının ve tabiat üzerinde tahakküm kurma isteğinin, insanları bugün devasa çevre sorunlarıyla yüz yüze bıraktığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, denizler kirlenirken, akarsuların, göllerin, derelerin kuruma tehdidiyle karşı karşıya kaldığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Dünya genelinde orman varlığı günden güne daha da azalıyor. Verimli tarım arazilerinin yerini her geçen gün bacalarıyla havayı kirleten fabrikalar alıyor. Bakınız bugün çatışma ve savaşlardan sonra, insanları yerlerini terk etmeye zorlayan sebeplerin başında çölleşme sorunu geliyor” şeklinde konuştu.

“BİR BÖLGENİN REFAHI NE YAZIK Kİ DİĞER ÜLKENİN, DİĞER BÖLGENİN SEFALETİNE DAYANIYOR”

Dünyada her yıl 10 milyon hektardan fazla tarım arazisinin kaybedildiğini ve beş milyon hektar orman arazisinin de tahrip edildiğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanında toprakların kötü kullanımı nedeniyle 2035 yılına kadar küresel gıda üretiminin yüzde 12 azalmasının beklendiğine dikkat çekti. Büyük oranda Batılı zengin devletlerin ürettiği bu sorunların yükünü Asya, Güney Amerika ve Afrika’daki fakir ülkelerin taşımak zorunda kaldıklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan “Batılı toplumların zenginlikleri ve refahlarını borçlu olduğu sanayileşme hamlelerinin bütün maliyetini maalesef yine fakir halklar ödüyor. Şu an öyle bir büyüme stratejisi hâkim ki, bir ülkenin, bir bölgenin refahı ne yazık ki diğer ülkenin, diğer bölgenin sefaletine dayanıyor. Özellikle Batıda birileri lüks ve şatafat içinde yaşarken, milyarlarca insan canı, kanı ve sömürülen emeğiyle bu refahın bedelini ödüyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Batıdaki zenginlerin yatlarına, spor arabalarına petrol taşıyan tankerlerin çevreye verdiği zararı, en çok derme çatma sandallarıyla çocuklarına rızık arayan Afrikalı balıkçılar hissediyor. Buzulların erimesiyle değişen iklim, evvela okyanusların ücra köşelerindeki adalarda kendi hâllerinde yaşayan insanları etkiliyor. Şu gerçeği artık hepimiz çok iyi kavramak durumundayız. Şayet önlem almazsak, şimdiden adım atmazsak, ileride çocuklarımız çok daha büyük sorunlarla karşı karşıya kalacak. Tabiata, çevreye ve hayata dair bakış açımızı düzeltmezsek, ecdadımızın mirası, evlatlarımızın emaneti olan bu dünya, maalesef yaşanılır bir yer olmaktan tamamen çıkacak.”

“SON 16 YILDA ÜLKEMİZİN ORMAN VARLIĞINI GÜÇLENDİRMEK İÇİN YOĞUN ÇABA SARF ETTİK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında Peygamberimizin ‘Kıyametin kopacağını bilseniz dahi elinizdeki bir fidanı dikin’ sözüne atıf yaparak, “Bizler de bu anlayışla son 16 yılda ülkemizin orman varlığını güçlendirmek, sizlere daha yeşil, daha güzel bir Türkiye bırakmak için yoğun çaba sarf ettik. Gezi olaylarında sokakları yakıp yıkanlar gibi yeşili, ağacı, çevreyi istismar etmek yerine, samimiyetle ülkemize hizmet ettik” diye konuştu.

“YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARINA ÖNCELİK VERİYORUZ”

Bu çerçevede 2002 yılında 21 milyon hektar olan orman varlığını, bugün 22,3 milyon hektara ulaştırdıklarını, Millî Park sayısını 32’den, 43’e, Tabiat Parkı sayısını 16’dan, 243’e yükselttiklerini aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun yanında Türkiye erozyonla mücadelede, dünya lideridir ve orman alanını artıran nadir ülkelerden biridir. Ülkemiz genelinde atık yönetimi, iklim dostu teknoloji, enerji kaynaklarının kullanımı, hava, su ve toprak kalitesinin iyileştirilmesi yönünde önemli gelişmeler kaydettik. Yenilenebilir enerji kaynaklarına öncelik veriyoruz. Daha yeşil, daha temiz bir Türkiye’ye sadece fidan dikerek, sadece ağaçlandırma yaparak ulaşamayacağımızı biliyoruz. Bunun için çevre kirliliğini önleyecek, israfı engelleyecek, insanlarımıza çevre bilinci kazandıracak çalışmalara da öncelik veriyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında Cumhurbaşkanlığı himayesinde yürütülen “sıfır atık” projesine de değinerek, “Kullan-at kültürü yerine inancımızla ve kadim değerlerimizle uyumlu yeni bir tüketim kültürünü yerleştirmeye gayret ediyoruz. Medeniyet değerlerimizden beslenen, tabiata saygılı, çevreye duyarlı, israf yerine kanaati esas alan bir tüketim anlayışının kök salması için hepimize, özellikle ailelere ve eğitimcilere ciddi sorumluluklar düşüyor. Bu konuda adım atmakta geç kaldığımız her dakika, her saniye ileride çevre felaketi, kirlilik, hastalık, kıtlık, yokluk, yoksulluk olarak ülkemize geri dönecektir” değerlendirmelerini yaptı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerinin sonunda “Fidanlar Fidanla Büyüyor” projesinde görev alan kurum ve görevlilere başarılar dileyerek, “Daha yeşil ve güzel bir Türkiye mücadelesine katkı yapan herkese şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Previous ArticleNext Article

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

ANKARA SON 10 YILIN EN YÜKSEK İHRACAT ARTIŞINI GÖRDÜ 0 4511

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Başkent Ankara’nın son bir yılda 1 milyar dolarlık artışla 7,7 milyar dolar ihracat yaptığını, bu rakamla en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu söyledi. Başkan Allıoğlu Ankara’nın, son 10 yılın en yüksek ihracat artışını sağladığını da bildirdi.

Genç Girişim ve Yönetişim Derneği (GGYD) Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin 2018 yılı ihracat verilerini değerlendirdi. Geçtiğimiz yıl yaşanan ekonomik sorunlara rağmen ihracatta önemli artış yaşandığını bildiren Başkan Allıoğlu, Başkent Ankara’nın da ihracatını yüksek oranda arttıran iller arasına girerek, aynı zamanda sanayi şehri olduğunu bir kez daha kanıtladığını söyledi. Allıoğlu; 2018 yılında bir önceki yıla göre ihracatını 1 milyar dolar arttıran Ankara’nın, 7,7 milyar dolara ulaşan ihracatıyla İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’den sonra en fazla ihracat yapan beşinci il olduğunu bildirdi.

En Çok İhracatımız ABD, Almanya, Çin…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, 2018 yılı ihracat verilerine göre Ankara’nın en fazla ihracatı ABD’ye yaptığını da söyledi. Başkent Ankara; ABD’ye geçtiğimiz yıl 699,7 milyon dolarlık ihracat yapsa da, bir önceki yılın gerisinde kaldı. Nezih Allıoğlu 2017 yılında Ankara’nın ABD’ye 713,4 milyon dolar olan ihracatının 2018’de yüzde 1,92’lik kayıpla 699,7 milyon dolara gerilediğini bildirdi. ABD’nin ardından en çok ihracat yapılan ülke ise Almanya oldu. Başkan Allıoğlu, Ankara’nın 2017’de Almanya’ya 616,8 milyon dolar olan ihracatının, 2018 yılında yüzde 11,5’lik artışla 687,7 milyon dolara yükseldiğini kaydetti. GGYD Başkanı Allıoğlu, Çin’in ise en fazla ihracat yaptığımız üçüncü olduğunu ifade etti. 2017 yılında Çin’e 568,3 milyon dolar ihracat yapan Ankara, bir yılda yüzde 15,9’luk artışla bu rakamı 2018’de 658,8 milyon dolara çıkardı.

Kimyevi Maddeler, Otomotiv, Makine, Savunma…

GGYD Başkanı M.Nezih Allıoğlu, Ankara’nın en fazla ihracat yaptığı sektörlerin başında ise kimyevi maddeler ve mamüllerinin geldiğini söyledi.  Allıoğlu, 2018’de bu sektörde bir önceki yıla oranla yüzde 16,2’lik artışla 1,2 milyar dolarlık ihracat yapan Ankara’nın, ikinci en fazla ihracatı ise otomotiv endüstirisi sektöründe yaptığını bildirdi. Ankara’nın 2017’de bu sektörde 906,4 milyon dolar olan ihracatı 2018’de yüzde 27,09’luk artışla 1.152 milyar dolara çıktı. Başkent’in geçen bir yılda ihracatını arttırdığı bir diğer sektör ise makine ve aksamları oldu. Başkan Allıoğlu, bir önceki yıl 943.2 milyon dolarlık ihracatın yapıldığı bu sektörde 2018’de yüzde 20,2’lik artışla ihracat rakamının 1.133 milyar dolara yükseldiğini bildirdi. Ankara, savunma ve havacılık sanayinde lider olduğunu da son ihracat rakamlarıyla bir kez daha gösterdi. GGYD Başkanı Allıoğlu, 2017’de bu sektördeki ihracatı 748,9 milyon dolar olan Ankara’nın, son bir yılda yüzde 29,4’lük artışla ihracatını 969,3 milyon dolara çıkardığını bildirdi.

Son 10 Yılın En Yüksek Artışı

GGYD Başkanı Nezih Allıoğlu TİM’in geçmişe dönük ihracat verilerine bakıldığında ise Ankara’nın, son 10 yılın en fazla ihracatını gerçekleştirdiğini bildirdi. Allıoğlu, şöyle devam etti: “2009 yılında 4,5 milyar dolar, 2010 ‘da 5,1 milyar dolar, 2011’de 5,9 milyar dolar, 2012’de 6,5 milyar dolar, 2013’de 7,2 milyar dolar, 2014 ‘te 7,5 milyar dolar, 2015’te 6,7 milyar dolar, 2016’da 6,2 milyar dolar, 2017’de ise 6,5 milyar dolarlık ihracat yapan şehrimiz, 10 yıl aradan sonra ilk kez yıllık ihracatını 1 milyar dolardan fazla arttırarak 2018’de toplam 7,6 milyar dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Ankara, sanayideki gelişimini sürdürmekte, ihracatçımız içinde bulunduğu koşullara rağmen üretimden vazgeçmeden yolunda ilerlemektedir. İhracatçımıza minnettarız, önümüzdeki dönemden çok daha umutluyuz…”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “BMC Gelecek 50 Yıl Buluşması” programına katıldı 0 75006

“Türkiye, askerî kapasitesi, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorundadır”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü Temel Atma Töreni’nde yaptığı konuşmada, “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sakarya Karasu’da BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün temel atma programına katıldı. Canlı bağlantıyla İzmir’de modernize edilen BMC fabrikasının açılışını ve İstanbul Teknik Üniversitesi test laboratuvarında Türkiye’nin ilk yerli 600 beygir gücündeki motorunun test çalıştırmasını yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, törende bir konuşma gerçekleştirdi.

Türkiye’nin lider sanayi kuruluşlarından BMC’nin düzenlediği “BMC Gelecek 50 Yıl” programının hayırlara vesile olması dileğiyle konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yatırımla Türkiye, Sakarya ve gelecek adına tarihî nitelikte adımlar atıldığına dikkati çekti.

“TESİS FAALİYETE GEÇTİĞİNDE 10 BİN KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLAYACAK”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin savunma sanayiini bir üst lige taşıyacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün birinci kısmının temel atma törenini icra edildiğini belirterek, 222 hektar alan üzerine kurulan tesiste tank, zırhlı araç ve askerî kamyon, ticari araç, motor, hızlı tren ve metro fabrikaları gibi pek çok üretim hattının bulunduğuna işaret etti.

Toplam yatırım büyüklüğü 500 milyon dolara ulaşacak BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün tüm etaplarıyla faaliyete geçtiğinde 10 bin kişiye istihdam sağlayacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, tesisin Türkiye ekonomisine senelik 5 milyar dolar katma değer oluşturmasını beklediklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ne dediler ‘Türkiye battı, bitti, yatırımlar durdu, üretim durdu’. Hepsine inat yatırımlar da devam ediyor, üretimler de devam ediyor. Bu ülkeyi hazmedemeyenler bu ülkenin duruşuna katlanamayanlar isteseniz de istemeseniz de bu millet, bu ülke dimdik ayaktadır, dimdik ayakta olarak yoluna devam edecektir” dedi.

KATARLI KARDEŞLERİMİZİN ÜLKEMİZLE SERGİLEDİĞİ DAYANIŞMAYI UNUTMAYACAĞIZ”

BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün hayata geçirilmesinde öncülük eden herkesi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, projede Türkiye-Katar ortaklığı bulunduğunu anımsatarak, Katar Emiri Şeyh Temim’e de şükranlarını sundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “15 Temmuz darbe girişiminden Ağustos ayında yaşanan kur saldırılarına kadar hemen her konuda Katarlı kardeşlerimizin ülkemizle sergilediği dayanışmayı asla unutmadık, unutmayacağız. Nasıl Türkiye, belli güçlerin Katar’ı kuşatma teşebbüsleri karşısında kara gün dostluğunu göstermişse, Katar da ülkemizin karşılaştığı tüm kritik süreçlerde kadirşinaslığını ispatlamıştır” dedi.

Bundan sonra da savunma sanayinden ticarete, turizmden enerjiye kadar Türkiye-Katar iş birliğinin güçlenerek devam etmesi temennisinde bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye, stratejik önemi haiz bir coğrafyada barış, huzur ve istikrar abidesi olarak sadece 82 milyon halkımız için değil; tüm dost ve kardeş topluluklar için bir güven kaynağıdır. Bu topraklar tarih boyunca darda kalanların, zulme ve baskıya uğrayanların; dini, dili, inancı, etnik kimliği dolayısıyla eziyet çekenlerin yegâne sığınağı olmuştur.”

TÜRKİYE KENDİ VATANDAŞLARI YANINDA MAZLUM VE MAĞDURLAR İÇİN BİR EMAN YURDUDUR”

Sadece kardeş ve akraba topluluklar değil; beş asır önce İspanya’daki katliamdan kaçan Musevilerin de engizisyondan kaçan Hristiyanların da Nazi baskısından kaçan kimi Almanların da aradıkları emniyet, huzur ve güveni Türk topraklarında bulduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin kendi vatandaşları yanında mazlum ve mağdurlar için bir ‘eman yurdu’ olmasının temel sebebi, hiç şüphesiz öncelikle milletimizin alicenaplığı ve yüce gönüllüğüdür. Mensubu olmakla iftihar ettiğimiz bu millet, paylaşmanın bereketine, dayanışmanın önemine inanan, iman eden bir millettir” dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türk milletinin muhacire ensar olmayı, mazlumlara sahip çıkmayı, alan el olmaktansa veren el olmayı şeref payesi gören bir millet olduğunu dile getirerek, 3.5 milyon Suriyeli muhacire kapısını açan Türk milletinin, ensarın ne, muhacirin ne olduğunu çok iyi bilen bir millet olduğunu da sözlerine ekledi.

Türkiye’nin ekonomik, siyasi ve askerî bakımdan güçlü olduğu dönemlerde, Açe’den Habeşistan’a, Kırım’dan Nijerya’ya, Kafkaslara kadar çok geniş bir coğrafyada güvenlik ve istikrarın teminatı olduğunu vurgusunda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir dönem sınırları 22 milyon kilometrekareye ulaşan Osmanlı Devleti’nin sağladığı adalet şemsiyesi altında farklı ırklar, farklı kültürler, diller ve dinlerin yüzyıllarca barış içerisinde yaşadığını çok iyi bildiklerini aktardı.

SİLAH, MÜHİMMAT VE ASKERÎ TEÇHİZAT BAKIMINDAN DIŞA BAĞIMLILIĞIN ACISINI ÇOK ÇEKTİK”

Türkiye’nin savunma sanayini geri plana itme lüksü bulunmadığını, Türkiye’nin askerî kapasitesiyle, ekonomik, siyasi ve diplomatik kabiliyetleriyle güçlü olmak zorunda olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, millîlik oranı yüzde 20’lerde olan savunma sanayini yüzde 68 oranında millî hâle getirdiklerini, bunu da yeterli bulmayarak, bu oranı daha da artırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını kaydetti.

Türkiye’nin silah, mühimmat ve askerî teçhizat bakımından dışa bağımlılığın acısını çok çektiğini, son olarak 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nda bunun acısının yaşandığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Stratejik ortaklarımız bizi yarı yolda bıraktılar. Muhabere askerde çok çok önemlidir. Muhabere sistemlerimiz çöktü. Stratejik ortaklarımız telsizlerimizi susturdular. Ama şimdi biz onlardan kurtulduk, artık kendi telsimizi kendimiz yapıyoruz. Onlara ihtiyacımız yok. Türkiye, Kıbrıs Türk’ünün Rum çeteler eliyle soykırıma uğramasına engel olduğu için bizzat müttefikleri tarafından cezalandırılmıştır. Şimdi de aynı oyunlar oynanıyor. Nerede? Suriye’de. Fakat şimdi bu oyunları oynayanlar şunu bilmeli ki kullandıkları enstrümanlar, insan olarak söylüyorum, yanlış enstrüman. Bu yanlış enstrümanlar onları aldatıyor ama bizi aldatamayacaklar.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin üç yıl boyunca, parasını peşin ödediği uçakları teslim alamadığı, bakım ve onarımları için gönderilen uçakları geri alamadığı dönemler yaşadığını anımsatarak, Türkiye’nin üç yıllık dönemde, milyarlarca dolarlık müttefik silahlarıyla donattığı ordusuna yedek parça dahi sağlayamadığı günler yaşadığını kaydetti.

TÜRKİYE EKONOMİSİNİN YAŞADIĞI SIKINTILARIN GERİSİNDE TUZAKLAR, DAYATMALAR VE GAFLETLER VAR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, başbakanlığı döneminde insansız hava araçları konusunu dönemin ABD başkanı ile görüştüğünü hatırlatarak, “Maalesef Kongre izin vermedi’ dedi. En sonunda zorla bize kiralama yöntemiyle böyle bir yol denendi O da sağlıklı çalışmadı. İstihbaratta bile aynı durumlara düştük. Biz stratejik ortağız… Stratejik ortak olarak bize bu destek verilmezken, stratejik ortaklığın ötesinde farklı ortaklıkları olan ülkelere çok farklı destekler verdiler” diye konuştu.

Türkiye’ye yönelik destek için öne sürülen şartlar arasında afyon ve kenevir ekimiyle ilgili kısıtlamaların yer almasının da konunun farklı boyutlarının görülmesi bakımından önemli olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’ye bir zamanlar afyon ekimini yasaklayanların kendi ülkelerinde afyon ektiğine dikkat çekti. İlgili bakanlıklara gerekli talimatları verdiğini ve Türkiye’de kenevir ekimi sürecinin başlatılacağını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye ekonomisinin bugün ilaçtan savunma sanayine kadar neredeyse her alanda yaşadığı sıkıntıların gerisinde, gizli-açık tuzaklar, dayatmalar, gafletler bulunduğuna işaret etti.

“SAVUNMA SANAYİNDE DIŞA BAĞIMLILIK ORANIMIZI YÜZDE 35’LER SEVİYESİNE DÜŞÜRDÜK”

“Bilhassa savunma sanayii alanında caydırıcılığımız mutlaka çok yüksek olmak durumundadır” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının devamında konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Türkiye, savunma sanayii başta olmak üzere tüm kritik alanlarda, sadece kendisine yeterli olmakla kalmayıp, tüm dostlarının ihtiyaçlarını da karşılayabilecek düzeye gelmek mecburiyetindir. Nitekim attığımız adımlar sayesinde 2002 yılında yüzde 80’lere bulan dışa bağımlılık oranımızı yüzde 35’ler seviyesine düşürdük.”

Türk savunma sanayii şirketlerinin yurt dışına, zırhlı araçlar, hava savunma sistemleri, roket sistemleri, simülatörler, sahil güvenlik gemileri, haberleşme, komuta kontrol sistemleri ve yazılımları ihraç ettiğine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, başarının kamu imkânları ile özel sektörün tecrübe ve dinamizminin birleşmesiyle ortaya çıktığını da kaydetti.

Pakistan ile MİLGEM gemilerinin ihracatına yönelik 1,5 milyar dolarlık bir anlaşma imzalandığı, Ukrayna ile altı tane İHA’nın satışına dair mutabakata varıldığı bilgisini veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelişmiş ülkelerin hiçbirinin ürünün yüzde yüz üretimini kendisi yapmadığını, birçok farklı ülkeden farklı parça tedarik ettiğini ve F-35 uçaklarının belli parçalarının Türkiye’den gönderildiğini de sözlerine ekledi.

Sakarya’daki Birinci Ana Bakım Fabrikası’na ilişkin çalışma hakkında da açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19 Aralık’taki Cumhurbaşkanlığı Kararımızın ardından belli bazı kesimler, bu konuyu hemen istismar etmeye başladı. Türk Savunma Sanayinin temellerini atan merhum Nuri Demirağ, Vecihi Hürkuş, Nuri Killigil gibi vatan-millet âşıklarının millî projelerini sabote edenler, şimdi aynı tavrı bizlere, bizim çalışmalarımıza karşı sergiliyorlar. Ülkemizin savunma sanayini on yıllardır bir avuç yabancıya mahkûm edenler, şimdi çıkmışlar utanmadan bizim politikalarımızı eleştiriyorlar.”

“SEKA ÖZELLEŞTİRİLMESİNDE İŞÇİLER MAĞDUR EDİLMEDİ”

Ana muhalefetin ülkeyle ilgili hayati konulardaki tutumunu da eleştiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bu provokasyonun başını da Türkiye’deki adı ana muhalefet ama ana muhalefetten başka ne derseniz var. Başını CHP çekiyor. Terör örgütleriyle ‘simbiyotik’” ilişki geliştiren, aynı kaynaklardan beslenen CHP’den, ülkemizin ve milletimizin menfaatine olan böylesi bir meselede elbette yerli ve millî bir tavır beklemiyoruz. 24 Haziran seçimlerindeki yegâne başarısı, bölücü örgütün siyasi uzantılarını Meclis’e taşımak olan bir parti, zaten başka türlü hareket edemez” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ana muhalefet partisinin SEKA kâğıt fabrikalarının özelleştirilmesine de karşı çıktığını anımsatarak, özelleştirme sonrasında hiçbir işçinin mağdur edilmediğini, işçilerin Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde istihdam edildiğini, fabrikaların belli alanlarının müzeye dönüştürüldüğünü, bazı alanlarının da yeşil alan olarak vatandaşın kullanımına açıldığını anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Arifiye’deki mevcut personelin tasfiyesi, işinden, aşından, ekmeğinden edilmesi de asla söz konusu değildir. Burada çalışan kardeşlerimizin özlük haklarında herhangi bir eksilme olmayacaktır” dedi.

Aldıkları kararın fabrikanın verimliliğini, üretkenliğini, teknolojisini artırmak amacında olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zira orada yapılacak işler fabrika arazisindeki her türlü taşınmazın, üretim, bakım ve onarımda kullanılan her türlü teçhizatın mülkiyeti devlet aittir ve öyle kalacaktır” diye konuştu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arifiye’deki fabrikaya yönelik kararın “özelleştirme” değil, işletme hakkının belli şartlar, belli süreler, belli kısıtlamalar dâhilinde BMC’ye devredilmesi olduğunu vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, BMC Üretim ve Teknoloji Üssü’nün Sakarya ve Türkiye için hayırlara vesile olmasını dileyerek, “Vatanımızın bağımsızlığı uğrunda gözlerini kırpmadan canlarını veren şehitlerimizi bir kez daha rahmetle yâd ediyor, gazilerimizden hayatta olanlara Rabbimden sağlık ve afiyet niyaz ediyorum” sözleriyle konuşmasını tamamladı.