Cumhurbaşkanı Erdoğan“Camilere saldıranlarla, kiliseleri hedef alanlar aynı karanlık zihniyete sahiptir” Cumhurbaşkanı Erdoğan“Camilere saldıranlarla, kiliseleri hedef alanlar aynı karanlık zihniyete sahiptir” için yorumlar kapalı 89168

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Çamlıca Camii Açılış Töreni’nde yaptığı konuşmada, “İbadethaneleri kan gölüne çeviren vahşi ve ilkel zihniyete, artık herkesin bir ‘dur’ demesi şarttır. Camilere saldıranlarla, kiliseleri hedef alanlar aynı karanlık zihniyete sahiptir. Bunların tamamı insanlığın ortak düşmanıdır. Bizim inancımızda ibadet hakkı kutsaldır. Hangi dine mensup olursa olsun herkesin ibadetlerini özgürce yerine getirme hakkı vardır” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul yapımı tamamlanan Büyük Çamlıca Camii açılış törenine katılarak, bir konuşma gerçekleştirdi.

Resmî açılışı yapılan Büyük Çamlıca Cami’nin hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, eserin İstanbul’a kazandırılmasında emeği geçenlere de şükranlarını sundu.

Müslümanların bayramı olan Cuma gününü ve Ramazan-ı Şerifi tebrik eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelecek Cuma günü de Ankara’da havalimanı yolu üzerindeki külliyenin açılışını yapacaklarını bildirdi.

“İSTANBUL, TÜM RENKLERİYLE KADİM MEDENİYETİMİZİN KALBİNİN ATTIĞI ULU BİR ŞEHİRDİR”

İstanbul’un İslam dünyasındaki önemine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İstanbul, âlemlere Rahmet olarak gönderilen Resulü Kibriya Efendimizin övgüsüne, müjdesine mazhar olmuş bir şehirdir. İstanbul, bizimle birlikte Timbuktu’tan Semerkant’a kadar tüm renkleriyle kadim medeniyetimizin kalbinin attığı ulu bir şehirdir. Bu aziz şehre hizmet etmekten daha büyük bir şeref, eser kazandırmaktan daha büyük bir gurur yoktur. Rabbimin inayetiyle, hem Büyükşehir Belediye Başkanı hem Başbakan, hem de Cumhurbaşkanı olarak İstanbul’a hizmet etme şerefine kavuştuk” diye konuştu.

“Aşkınan çalışan yorulmaz” diyerek İstanbul için mücadele etmeyi sürdüreceklerine vurgu yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gönlünü bu şehre kaptıran âşıklar için bulundukları yer önemli değildir. İstanbul sevdalıları için koltukların, makamların hiçbir kıymeti yoktur. Biz de hangi görevde olursak olalım, eserimizle, yatırımlarımızla, bir birinden önemli projelerimizle İstanbul’u ilmek ilmek dokuyacağız” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Tevbe Suresi’nde “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder” buyurulduğunu anımsatarak, bu ilahi emri yerine getirdiklerini söyledi.

“BÜYÜK ÇAMLICA CAMİİ, KENDİNE HAS GÜZELLİKLERİ VE ÖZELLİKLERİYLE İSTANBUL’UN SEMBOLLERİNDEN BİRİ OLACAK”

Türkiye’nin en büyük camisi olarak Büyük Çamlıca Camii’ni, İstanbul’a kazandırmanın huzuru içerisinde olduklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Anadolu Yakası’na da en kısa zamanda Mimar Sinan’ın adının verileceği bir cami inşa edeceklerini kaydetti.

Büyük Çamlıca Camii’nin Osmanlı, Selçuklu ve modern mimarisinin özelliklerini bünyesinde barındıran, kendine has güzellikleri ve özellikleriyle İstanbul’un sembollerinden biri olacağına olan inancını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, caminin özelliklerini şöyle sıraladı: “Çamlıca Camii, 57 bin 500 metrekarelik bir alana kuruludur. Toplam inşaat alanı 350 bin metrekaredir. Burası ibadet bölümü yanında, konferans salonu, kütüphane, sanat galerisi, müze, atölyeler, otopark gibi birimlere sahip bir külliyedir. Camimiz altı minareye sahiptir. Ana kubbe çapı 34 metre, yüksekliği ise 72 metredir.  Cami ve iç avlu toplam ibadethane alanı 18 bin metrekareyi buluyor.”

Camide 65 bin müminin ibadetini gerçekleştirebileceğine dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, engelli dostu olarak inşa edilen külliye içerisinde geleneksel el sanatlarının icrası için de 2 bin 500 metrekare alana sahip atölyelerin bulunduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Çamlıca Camii’nin özelliklerini şu sözlerle anlatmaya devam etti: “Camimizin mimarisi, tarihimize, medeniyetimize ve inancımıza ait birçok sembolü de bünyesinde barındırıyor. İmanın şartını temsilen altı minaresi vardır. Bunlardan üç şerefeli dördü minare, Malazgirt Zaferi’ne ithafen 107,1 metre yüksekliğinde yapılmıştır. Caminin 72 metre yükseklikteki ana kubbesi İstanbul’da yaşayan 72 milleti, 34 metre çapındaki kubbesi ise İstanbul’un plaka numarasını ifade ediyor. Kubbenin iç yüzeyine, 16 Türk devletini temsilen Allah’ın isimlerinden 16’sı, Haşr Suresi’nin son iki ayetinden istifade edilerek yazılmıştır. Ana kubbenin üzerine 3 metre 12 santimetre genişliğinde ve 7 metre 77 santimetre yüksekliğinde, ağırlığı 4,5 tonu bulan bir alem yerleştirildi.”

“CAMİLER, BİRLİK VE BERABERLİĞİMİZİN ÇİMENTOSUDUR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, camilerin Müslümanların “cem” olduğu, yani birleştiği, bütünleştiği, aynı safta kalplerini birbirine kenetlediği mekânlar olduğunu işaret ederek, adına “ümmet” denilen sınıf, sınır, mesafe, renk, dil ve ırk tanımayan evrensel kardeşliğin evvela camilerde vücut bulduğunu, müminlerin tüm renkleriyle, bütün farklılıklarıyla ümmet olduklarının, kardeş olduklarının bilincine öncelikle camilerde vardıklarını anlattı. “Camiler, ebedi ve ezeli kardeşliğimizin remzi, birlik ve beraberliğimizin çimentosudur” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, camilerin bir yerin Müslüman yurdu olduğunun kanıtı olduğunu, bir mümine yakışanın da camilerine sahip çıkmak olduğunu söyledi.

İstanbulluların Büyük Çamlıca Camii’ne sahip çıktıklarını, caminin ibadete açıldığı andan itibaren cemaatsiz kalmadığını, Cuma namazları ve mübarek günlerin yanı sıra sabah namazlarında bile caminin dolduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah bundan sonra da Çamlıca Camii cemaatsiz kalmayacak, mahzun olmayacak, İstanbul’umuzun sembol eserlerinden biri olarak dolup taşmaya devam edecektir” dedi.

ULUSLARARASI TOPLUM, TERÖR MESELESİNDE YOL AYRIMINA GELMİŞTİR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, terörün insanlık dışı yüzünü dünyanın farklı noktalarında her geçen gün gösterdiğini, Yeni Zelanda ve Sri Lanka’daki saldırıların, terör tehdidinin boyutlarını bir kez daha ortaya koyduğuna vurgu yaparak, sözlerine şöyle devam etti: “Artık hiç kimsenin terör karşısında ‘fakat’lı, ‘ama’lı cümleler kurma lüksü yoktur. Bundan sonra hangi saikle olursa olsun hiçbir devlet, teröristler arasında ‘iyi-kötü’ ayrımına gidemez. Uluslararası toplum, terör meselesinde bir yol ayrımına gelmiştir. Terör örgütlerine karşı artık daha ilkeli, daha tutarlı, daha net bir tavır alınması gerekiyor. İbadethaneleri kan gölüne çeviren vahşi ve ilkel zihniyete, artık herkesin bir ‘dur’  demesi şarttır. Camilere saldıranlarla, kiliseleri hedef alanlar aynı karanlık zihniyete sahiptir. Bunların tamamı insanlığın ortak düşmanıdır. Bizim inancımızda ibadet hakkı kutsaldır. Hangi dine mensup olursa olsun herkesin ibadetlerini özgürce yerine getirme hakkı vardır.”

Müslümanların asırlar boyunca yönettiği Kahire, Kudüs, İstanbul, Şam, Bağdat gibi kadim şehirlerde kimsenin dinine, ibadetine karışılmadığının altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kimsenin Kur’an’ın çizdiği sınırları keyfine göre değiştiremeyeceğini, helali haram kılamayacağını kaydetti. “Hele hele ‘cihat yapıyorum’ diyerek hiç kimse ibadethanelere saldıramaz” ifadesini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Masumları katletmenin, ibadet mekânlarını bombalamanın adı ‘cihat’ değil terördür, vahşettir, cinayettir” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ VE BÖLGEYİ, TERÖR ÖRGÜTLERİNİN ETRAFINDA TOPLANAN SAPKINLARDAN TEMİZLEMEKTE KARARLIYIZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi ve bölgeyi DEAŞ, El Kaide, FETÖ, PKK gibi örgütlerin etrafında toplanan sapkınlardan temizlemekte kararlı olduklarını vurgulayarak, Avrupa’da camileri ve Müslümanları hedef alan Neonazi terörüyle de mücadeleyi sürdüreceklerinin altını çizdi.

İslam’ın barış mesajlarının daha fazla dillendirmesi, daha fazla gündeme getirmesi gereken kritik bir dönemin içinde bulunulduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şayet biz tepkimizi ortaya koyarsak, biz cesaretle hakikati savunursak, biz dinimize sahip çıkarsak, Allah’ın izniyle, teröristler hedeflerine ulaşamayacaklardır” şeklinde konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Büyük Çamlıca Camii’nin hayırlara vesile olmasını dileyerek, caminin yapımında emeği geçenlere tekrar teşekkür etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın duasının ardından, konuk devlet ve hükûmet başkanları, TBMM Başkanı Mustafa Şentop ve bazı kabine üyeleri ile birlikte Büyük Çamlıca Camii’nin açılış kurdelesini kesti.

Törene; Arnavutluk Cumhurbaşkanı İlir Meta, Gine Cumhurbaşkanı Alpha Conde, Senegal Cumhurbaşkanı Macky Sall, Filistin Başbakanı Muhammed İbrahim İştiyye, Afganistan İcra Heyeti Başkanı Abdullah Abdullah, Azerbaycan Millî Meclis Başkanı Oktay Esadov, Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Üyesi Şefik Caferoviç, Bosna-Hersek Halklar Meclisi Başkanı Bakir İzetbegoviç, Libya Meclis Başkanı Halid Elmeshri, Tunus El Nahda Hareketi Lideri Raşid el Gannuşi de katıldı.

Previous ArticleNext Article

“Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” “Bölgemizde barışa giden yol, Filistin devletinin kurulmasından geçiyor” için yorumlar kapalı 245686

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde yaptığı konuşmada, “İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin devletinin varlığını kabul etmelidir. Bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin devletinin kuruluşundan geçiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Madinat Jumairah Mina Salam Konferans Merkezi’nde, onur konuğu olarak katıldığı “Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” teması altında düzenlenen Dünya Hükûmetler Zirvesi’nde bir konuşma gerçekleştirdi.

Samimi misafirperverlikleri dolayısıyla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid Al Nahyan ile BAE Başbakanı ve Dubai Emiri Muhammed bin Raşid Al Maktum’a teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dubai’de onur konuğu olarak bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

“TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUMUZLA GELECEĞİN TÜRKİYE’SİNİ İNŞA EDİYORUZ”

“Geleceğin Hükûmetlerini Şekillendirmek” temasıyla zirvenin küresel barış ve adaletin tesisine pozitif etki yapacağına inandığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Zirvenin temasıyla uyumlu şekilde Türkiye olarak Cumhuriyetimizin 100. yıl dönümüyle birlikte hayata geçirdiğimiz Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla geleceğin Türkiye’sini inşa ediyoruz” diye konuştu.

Doğru değerlerle yola çıkıldığında büyük dönüşümlerin nasıl başarıldığını bugüne kadar gösterdiklerini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, son 21 yıllık iktidarları döneminde Türkiye’yi her alanda 3 kat, 5 kat, 10 kat büyüterek ileriye taşıdıklarını söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 20 yıl öncesinin Türkiye’sini hatırlayanlar ile bugünün Türkiye’sini görenlerin ülkenin kısa sürede nasıl büyük bir başarı hikâyesi yazdığını, nasıl sessiz bir devrim gerçekleştirdiğini kabul ve takdir ettiğini vurguladı.

“Bugün büyüyen ekonomisiyle, güçlü altyapısıyla, uluslararası alanda artan etkinliğiyle, diplomasi kulvarında elde ettiği başarılarıyla, savunma alanındaki atılımlarıyla kendinden söz ettiren bir Türkiye gerçeği var” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, böyle bir Türkiye’yi inşa etmekten gurur ve heyecan duyduklarını belirtti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Çevremizde yıllardır devam eden sıcak çatışmalara, terör ve istikrarsızlık dolayısıyla maruz kaldığımız göç baskısına, ülkemizi hedef alan envaiçeşit terör eylemlerine rağmen istikrar, güven ve kalkınma yolunda asla sapmadan bugünlere geldik” ifadesini kullandı.

Geçen yıl 6 Şubat’ta Türkiye’nin tarihinin en büyük doğal afetlerinden birini yaşadığını, 11 il ve 14 milyon insanı doğrudan sarsan depremde 53 binden fazla kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Depremin üzerinden daha 1 sene bile geçmeden enkazları kaldırdık. Vatandaşlarımızın acil barınma ihtiyaçlarını giderdik. İnşası tamamlanan 31 binden fazla konutu depremzedelerimize teslim ettik. Her ay 15-20 bin konut teslim ederek yıl sonuna kadar 200 bin konutun teslimatını yapmayı hedefliyoruz. Tam bir yıl önce asrın felaketini yaşamış bir millet olarak dost ve kardeş ülkelerin de desteğiyle hamdolsun yaralarımızı süratle sarıyoruz. Buradan bir kez daha milletimizle dayanışmasını esirgemeyen başta Emirlikler olmak üzere tüm dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.”

“TÜRKİYE’Yİ HEDEFLERİYLE BULUŞTURMA MÜCADELEMİZİ AZİMLE SÜRDÜRDÜK”

Tüm bu adımları atarken dünyanın farklı köşelerindeki milyonlarca ihtiyaç sahibine yardım elini uzatmayı da ihmal etmediklerini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin yaklaşık 3,5 milyonu Suriyeli olmak üzere 4 milyonu aşkın sığınmacıya yıllardır ev sahipliği yaptığını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Etrafı âdeta ateş çemberiyle kuşatılmış ülkemizin bugünkü konumuna gelmesi şüphesiz kolay olmadı. Türkiye’nin son çeyrek asrına mührünü vurmuş bir hükûmet olarak hiçbir zaman dikensiz bir gül bahçesinde yürümedik. Elde ettiğimiz her bir başarının, kazandığımız her bir zaferin, hayata geçirdiğimiz her reformun arka planında çok büyük bir emek, sabır, gayret, tecrübe ve dirayet vardır. Türkiye’yi takip edenler bu zorlu sürecin kilometre taşlarını çok iyi biliyor. Önümüzdeki engeller ne kadar büyük olursa olsun, yılmadan yorulmadan Türkiye’yi hedefleriyle buluşturma mücadelemizi azimle sürdürdük. Bugün de sarsılmaz bir inanç ve kararlılıkla yürüyüşümüz devam ediyor.”

Çok samimi bir hissiyatını paylaşmak istediğini dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, 40 yılı aşkın süredir siyasetin içinde olduğunu, halkına siyaset yoluyla hizmet etmeye çalıştığını aktardı.

İlk gençlik yıllarında sivil toplumda başladığı mücadelesini daha sonra siyasetin farklı kademelerinde görev üstlenerek yürüttüğünü anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları paylaştı: “1994 senesinde henüz 40 yaşında bir siyasetçiyken Türkiye’nin en büyük şehri olan İstanbul’un Büyükşehir Belediye Başkanlığına seçildim. Yaklaşık 4,5 yıl sürdürdüğümüz bu vazifemiz sırasında bugün bile takdirle konuşulan çok önemli hizmetlere, eserlere ve yatırımlara imza attım. Okuduğumuz bir şiir nedeniyle hapse atılmamız sonucu siyasi hayatımız bir süre kesintiye uğradı. Ama buna rağmen İstanbul’daki başarımız, önümüzde yeni kapıların açılmasına, çok daha büyük bir başarı hikâyesinin yazılmasına vesile oldu. 2001 senesinde artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak şiarıyla bugün genel başkanlığını yürüttüğümüz AK Parti’mizi kurduk. Partimizin kuruluşundan sadece 15 ay sonra girdiğimiz ilk seçimlerden açık ara birinci çıkarak Türkiye’yi yönetme sorumluluğunu üstlendik. Hapse girdiğimizde kimi gazeteler ‘muhtar bile olamaz’ manşetleri atmıştı ama biz insanımızın teveccühüyle önce Başbakan, sonra Cumhurbaşkanı sıfatıyla yaklaşık 21 yılı aşkın süredir milletimize hizmetkârlık ediyoruz.”

Bu döneme sadece ülkeye çağ atlatan eserleri, hizmetleri ve reformları sığdırmadıklarını, aynı zamanda 17 seçim zaferini de sığdırdıklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “Son olarak mayıs ayında yüzde 90’ları bulan katılım oranıyla gerçekleşen ve oldukça çekişmeli geçen seçimlerde tarihî bir başarıya daha imza attık. Şimdi de 31 Mart Mahalli İdareler Seçimleri’ne hazırlanıyoruz. 48 gün sonra. Allah’ın izniyle bu seçimlerde 18. zaferimizi elde edeceğiz. Çünkü biz geçmişte olduğu gibi şimdi de ‘insan için ancak emeğinin karşılığı vardır’ inancıyla çalışmalarımızı çok yoğun ve çok sıkı şekilde sürdürüyoruz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Burada bir noktayı da özellikle vurgulamam gerekiyor. Tüm bu süreçler boyunca hükûmet işlerinde daima ‘insanı yaşat ki devlet yaşasın’ prensibini kendimize rehber edindik. Biz insanı yaşatarak, insana dokunarak, insanı yücelterek, insanların kalbini kazanarak devleti yaşattık, büyüttük, güçlendirdik. İnsanımıza sahip çıktıkça insanımız da devletine ve bize sahip çıktı. Halkımızın gücü ve desteği olmasaydı bunların hiçbirini başaramazdık. Bugün de aynı çizgide yolumuza devam ediyoruz. Bizim siyasette varlık gayemiz geride hayırla, şükranla ve hayır duayla yâd edilecek güzel bir miras bırakmaktır.”

“DÜNYAMIZ DEĞİŞİM, GERİLİM, KRİZLER VE KİMİ YERLERDE ÇATIŞMALARIN BİRBİRLERİNİ TETİKLEDİĞİ BİR ALACAKARANLIK KUŞAĞINDAN GEÇİYOR”

Türkiye Yüzyılı vizyonunu hayata geçirince kadar durmadan, dinlenmeden, zorluklar karşısında yılmadan koşturacaklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bölgemiz ve ötesinde adil ve kalıcı barışa hâkim kılmak, bu vizyonumuzun temel yapı taşlarından biridir. Nasıl dünya beşten büyükse daha adil bir dünyada mümkündür. Buna gelecek nesiller başta olmak üzere tüm insanlığın ihtiyacı vardır. Ancak dünyamız değişim, gerilim, krizler ve kimi yerlerde çatışmaların birbirlerini tetiklediği bir alacakaranlık kuşağından geçiyor” ifadelerini kullandı.

Henüz bir krizi çözmeden yenisinin patlak verdiği, sancılı bir tabloyla karşı karşıya olunduğunu kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Hatırlanacağı üzere Kovid-19 salgınında bunun sağlık boyutuna şahitlik ettik. Tam tünelin sonundaki ışığı gördüğümüzü düşündüğümüz anda Rusya-Ukrayna Savaşı ile sarsıldık. Bu savaş, zaten ciddi belirsizliklerle boğuşan küresel ekonomi ve siyaseti çok daha büyük bir girdabın içine sürükledi. Enerji fiyatlarından gıda krizine, silahlanma yarışından düzensiz göç baskısına geniş bir alanda ilave sorunlarla yüzleştik. Türkiye, bu meydan okumaları en iyi yöneten ülkelerin başında geliyor. İlk günden itibaren hep barıştan, adaletten, diplomasiden ve dayanışma hâlinde sıkıntıların üstesinden gelmekten yana olduk.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Rusya-Ukrayna Savaşı’nda ateşkesin sağlanması ve ardından kalıcı barışa giden yolun aralanması için elimizi taşın altına koyduk. İstanbul Süreci, tarafların bir araya gelip asgari noktalarda buluşabildiğini gösterdi. Karadeniz Girişimi, gıda krizinin daha da derinleşmesinin önüne geçti. Daha bunun gibi ateşi körüklemek yerine yangını söndürmeyi amaçlayan pek çok siyasi, diplomatik ve ekonomik hamle yaptık. Akan onca kana, yıkıma ve acıya rağmen adil bir barışın mümkün olduğuna dair inancımızı hâlen koruyoruz. İnşallah bunun için çabalarımızı yoğunlaştırarak yola devam edeceğiz” diye ekledi.

“İSRAİL ON YILLARDIR İŞGAL, GASP, YIKIM VE KATLİAM POLİTİKALARINDAN VAZGEÇMEMİŞTİR”

Çözüme kavuşturulamayan her meselenin zamanla büyümüş, çetrefilleşmiş bir hâlde karşılarına yeniden çıktığını bildiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, halının altına süpürülerek sorunların çözülemeyeceğini vurguladı.

Yaşanılan her hadiseyle bunun bir kez daha görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en son ve acı örneği Gazze’deki krizdir. Geçen yılın 7 Ekim’indeki hadiseden bağımsız olarak bugünkü krizin kaynağı Birleşmiş Milletler kararlarına rağmen Filistin topraklarındaki işgalin artarak devam etmesidir. Kendini uluslararası hukukun üstünde gören İsrail on yıllardır işgal, gasp, yıkım ve katliam politikalarından vazgeçmemiştir” ifadelerini kullandı.

Filistin halkının nasıl bir adaletsizlikle karşı karşıya kaldığını anlamak için çok uzağa gitmeye gerek olmadığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti: “1948’den bugüne İsrail-Filistin haritalarına bakmak bile meselenin vahametini göstermeye yeterlidir. Biliyorsunuz tedavinin yarısı, teşhisin doğru konulmasıdır. Burada da sorunun kaynağını doğru tespit etmezsek çözüm yolunu da bulamayız. İsrail, bölgede kalıcı barış istiyorsa yayılmacı hayaller peşinde koşmayı bırakmalı, 1967 sınırları temelinde bağımsız bir Filistin Devleti’nin varlığını kabul etmelidir. Gazze’deki insani trajedinin de giderek bölgeye yayılma riski taşıyan çatışmaların da sona erdirilmesi, her şeyden önce İsrail’in, Filistin halkının en temel haklarını tanımasına bağlıdır. 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti vücut bulmadan atılan her adım yarım kalacak, sorun çözüme kavuşturulmuş olmayacaktır.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla bölgemizde barış, huzur ve ekonomik kalkınmaya giden yol, Filistin Devleti’nin kuruluşundan geçiyor. Bu çerçevede bir barışın tesisi ve temini için diğer bölge ülkeleriyle birlikte garantörlük dâhil, sorumluluk üstlenmeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bunun yanında çoğu çocuk ve kadın 28 binden fazla masumun hayatına mal olan, 70 bine yakın sivilin yaralandığı, 1,5 milyondan fazla insanın göçe zorlandığı Gazze’nin büyük bir enkaz yığınına çevrildiği trajedi karşısında her türlü çabayı gösterdik, gösteriyoruz ve göstereceğiz. Şimdiye kadar 34 bin tonluk insani yardım malzemesini Gazze’ye ulaştırılmak üzere bölgeye gönderdik. Toplam 380 hasta ile 344 refakatçiyi Türkiye’de misafir ediyor, tedavilerini sağlıyoruz.”

“FİLİSTİNLİ KARDEŞLERİMİZİ ASLA SAHİPSİZ, ÇARESİZ VE YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ”

Türkiye’nin Gazzelilere yönelik işlenen savaş ve insanlık suçlarının takibi için uluslararası hukuk kulvarında atılan adımlara destek verdiğini anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Güney Afrika Cumhuriyeti nezdinde hak ve adaletin tecellisi için inisiyatif alan tüm ülkelere özellikle de Afrikalılara teşekkür etti.

Aynı şekilde 2023 Ekim ve Aralık aylarında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda kabul edilen kararlara destek veren ülkelere de teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerimizi asla sahipsiz, çaresiz ve yalnız bırakmayacağız. Son dönemde Birleşmiş Milletler Filistinli Mülteciler Ajansına yönelik dozu artan itibar suikastlarını da esefle karşıladığımızı belirtmek isterim” dedi.

Bu kritik dönemde Ajansa yapılan katkıların arttırılmasının önemli olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu: “Vicdan sahibi tüm ülkeleri, Ürdün, Suriye, Lübnan ve işgal altındaki Filistin topraklarında yaşayan 6 milyon mülteci için can damarı olan Ajansa sahip çıkmaya davet ediyorum. Bakınız, tüm bunları sadece nüfusu Müslüman bir ülkenin Cumhurbaşkanı olarak söylemiyorum. Ajansa aynı zamanda 5 asır önce engizisyon zulmüne maruz kalan Musevilere kapısını açmış 4 asır boyunca İbrahim Halilullah düsturuyla Kudüs-ü Şerif’e hizmet etmiş bir milletin evladı olarak ifade ediyorum.”

Mevcut İsrail yönetiminin sorumsuz, pervasız ve acımasız politikalarının tüm dünyada antisemitizmi körüklediğini gördüklerini, bundan da rahatsız olarak insanlık adına endişe duyduklarını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha fazla kan dökülmeden, daha fazla çocuk ve kadın ölmeden bir an önce Gazze’deki katliamın durdurulması gerektiğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mevcut tehditler karşısında etkin küresel yönetişim, etkin iş birliği ve dayanışmanın dünyanın geleceği bakımından belirleyici olacağı değerlendirmesinde bulundu.

“TÜRKİYE, MESULİYETLERİNİ YERİNE GETİRDİ”

Sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin hayata geçirilmesinin de bu sürecin önemli bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu hedefleri ulusal kalkınma plan, strateji ve vizyonlarının ana unsurlarından biri olarak değerlendirdiklerini kaydetti.

“Bununla yetinmiyor, hedeflere ulaşmak için uluslararası çabalarda en ön saflarda yer alıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ancak bu konuda da uluslararası toplum ne yazık ki başarılı bir sınav veremiyor. 2030 itibarıyla sıfır açlığa ulaşma hedefinden giderek uzaklaşılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Kapsayıcı ve sürdürülebilir bir kalkınma için yeşil dönüşümün gerekliliğinin gün geçtikçe daha net görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “ortak yuva” olan dünyayı çevre felaketlerinden, atık krizinden korumanın da herkesin sorumluluğu olduğunu vurguladı.

Aralık ayında Birleşik Arap Emirlikleri’nin ev sahipliğinde düzenlenen COP28 Dünya İklim Eylemi Zirvesi’ne bu bilinçle katkı verdiklerini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye olarak belirledikleri “2053 itibarıyla net sıfır emisyon” hedefi ve eşi Emine Erdoğan’ın himayesinde başlatılarak yürütülen Sıfır Atık projesiyle bu alandaki mesuliyetlerini yerine getirdiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2026’da düzenlenecek Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği 31. Taraflar Konferansı’na ev sahipliği için açıkladıkları adaylık konusunda da katılımcılardan destek istedi.

“ADIMLARIMIZI ‘DİJİTAL TÜRKİYE’ VİZYONU TEMELİNDE ATMAKTAYIZ”

Yapay zekâ gibi çığır açan teknolojilerin çalışma hayatından ekonomiye, bilgiye erişimden uluslararası siyasete her alanı dönüştürdüğüne dikkati çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye olarak dijitalleşmenin sunduğu fırsatlardan yararlanırken beraberinde getirdiği riskleri de başarıyla yönetmenin çabası içindeyiz. Adımlarımızı ‘Dijital Türkiye’ vizyonu temelinde atmaktayız. Teknoparkları yaygınlaştırarak, üniversite sanayi iş birliğini destekleyerek, AR-GE çalışmalarını, bilimsel faaliyetleri, genç girişimcileri teşvik ederek ülkemizde güçlü bir yenilikçilik ekosistemi kurduk. Yenilikçiliğin mimarı ve taşıyıcısı olan TEKNOFEST gençliğinin yetişmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmiş durumdayız. Elektronik devlet kapısıyla 65 milyona yakın kullanıcının 8 bine yakın kamu hizmetine ulaşmasını sağlıyoruz. Oluşturmakta olduğumuz Türkiye dijital devlet stratejisiyle de devletin dijitalleşmesi için ana yol haritasını belirlemiş olacağız. Yapay zekânın gayrisafi yurt içi hasılaya katkısını yüzde 5’e bu alandaki istihdamı ise 50 bin kişiye çıkarmayı hedefliyoruz. Birleşik Arap Emirlikleri dâhil körfez ülkelerinin dijital dönüşüm, teknoloji ve yenilikçilik alanlarında gerçekleştirdikleri hamleleri de takip ediyoruz. Bu alanlarda iş birliği ve ortaklıklarımızı geliştirmemizde fayda görüyoruz.”

Türkiye’nin uluslararası barışın teorisine ve pratiğine katkısını pekiştirmek misyonuyla hayata geçirdiği Antalya Diplomasi Forumunun 3’üncüsünün 1-3 Mart’ta düzenleneceğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Krizler döneminde diplomasiyi öne çıkarmak temasıyla gerçekleştireceğimiz forum vesilesiyle sizleri turizmimizin başkenti Antalya’da misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyacağız” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’nin başarıyla icra edilmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek hayırlı olmasını diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından düzenlenen GovTech ödül törenine katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Al Nahyan ile görüştü için yorumlar kapalı 212243

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dünya Hükûmetler Zirvesi’ne katılmak üzere bulunduğu Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai şehrinde Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Şeyh Muhammed Bin Zayed Al Nahyan ile bir araya geldi.

seers cmp badge